Bugünden 1930'a 5,432,146 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA 4 - CUMHURİYET 11 EYLUL 2005 PAZAR S Issanbul HABERLERIN DEVAMI TÜRKİYE PB 27 Srtdp Y 27 Adana B 33 Eaıme PB 30 Sansun Y 26 Kxaelı PB 27 Trabzon Y 25 ÇanakkaBe PB 29 Grtsun Y 24 B 31 Antera PB 26 ^anısa B 32 Eskşehır PB 26 B 26_B 33 Korya HDsnizlı B 31 Svts PB 33 ^onguldak Y 25 Arrtalya B 35 Kars Mersın Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van B B B B B PB PB 32 33 33 30 32 27 26 Y 23 Yurdun kuzey kesım- len parçalı bulutlu, Batı ve Orta Karadenız kıytla- n Dogu Karadenız, Do- ğu anadolu nun kuzey dogusu ile Tokat çevre- len sağnak ve gok gurul- îulu sağanak yağışlı, dı- ger yerter az bulutlu ve açık geçecek Hava st- cak. gında onemlı bir değışıklık olmayacak DIS MERKEZLER Oslo Helsınkı Stockholm Londra Amsterdam Brüksel Parıs Bonn Münıh Y PB PB Y Y Y Y Y Y 16 17 17 22 24 21 26 23 ?5 Berlin Budapeşte Madrid Viyana Belgrad Sofya Roma Atina Y Y PB Y Y PB Y B 23 22 24 21 25 25 26 30 Zürih Y 18 Şam Moskova Aşkabat Astana Taşkent Bakû Bişkek Tıflıs Kahire Y B PB B A B Y B M 34 24 31 31 28 24 31 B 33 Parçalı buiutlu k Çok bulutiü ı Yağmuriu Karı Sulutor ı Gok guruttûlü CÛ1VEYT ARCAYÜREK • Baştmrafı 1. Sayfada Ya de-diklerimı yaparsn ya da yapmaz mısın? Senı AB üyöığınekırTnızıbalmumııyladavetetrne- d k derer. Avaıpalı olmayı bu kez kaçırmayalım sevdasna tutulan bizimtiler ise siyasetçisi, yaza- m mazan, aman ben ettim sen eyleme diye yalvar yakar A B kapılarına yüz sürer, gözyaşı dökerter. • * • AB, krrmızıçizgi veya dayatmaadı altındaool- mazsa bu, bu olmazsa o diye seçtiği konuyu so- runlaştınyor. AB'nin yen oyuncağı; -kimi yazarla- nn dışar ıcla ünlenebilrre* için yeğledikleri yolu de- ğtşik biç=i mde izlediği, TCrkiye aleytıine söylemler- le Nobel ödülünü almaylamaçladığı savlanan- ve: "Bu topraklarda 1 m'lyon Ermeni, 30 bin Kürt öl- dütvldü " diyen demeci nedeniyle hakkında Türk- lOğü ale^nen aşağılamak suçuyla dava açılan ya- zar Orhan Pamuk! Olli ne dıyor; Pamukdavasını "çok" yakından iz- leyeceklerinı söylüyor ve bu olayla bir bağlantı ku- rarak; TCY'deki düşüncs özgürlüğüyle ılgili mad- denin imsan haklarına a/kırı olduğunu Ankara'ya anımsattıklarını yıneledifcten sonra tehdidin ucunu şöyle gösteriyor: "Eğer bu madde düzeltilmezse, 3 Ekim 'de rnüzakereleri durdurmak için imdat fren- leri var." AB Ankara Temsilcısi Kretschmer de -merkez- den alrrnştalımatı- PamLkkonusundaOlli'nin bas- tığı havaya koşut konuştjğu gibi; deklarasyonata- nımayacağıimızı yazarak AB içinde Kıbrıs sorunu yaratanın t>iz (yani bu hükümet) olduğunu söylü- yor. Açıkçası, kardeşimsiz enayi misiniz de değil, bal gibı enayisiniz demeye gelen ifadeler kullanı- yor. Bizimkiler mı? Enayi olmadığımızı kanıtlayacak karşı, arna ülkenin ulusaj onuaına yaraşır tek bir sözcük kull anamıyorlar. Ünlü ikili (RTE ile Gül) bü- tün dünyanın adeta "ssssiz devrim" dediği de- mokratikleşme paketlenni gerçekleştirdiklerinden söz ederek iç siyasette Dfim yapmaya çalışıyorlar. •-*•• Bu ara. Arnerikalı general (James Jones) gelmiş, Genelkurm ay'la beş saat halvet olmuş... da ne ol- muş? VVa&hington'da sıvil yetkili ne söylüyorsa Amerikalı asker de papağan gibi aynını yineliyor: PKK ile mücadelede Türkiye'ye "Egemen Irak Devleti"n\ adres gösteryor. PKK'y e parmağının ucunu oynatmaya niyetli ol- mayan Amerika'ya (şu yüzsüzlüğe bakın) "Türk halkmın terörie mucadetede güvenmesini" ıstiyor Jones; a m a acaba GeneJkurmay'daki görüşmeler- de şehitlerin dışında örgütün son zamanlarda et- nik kavgay ı kışkırttığı. tu nedenlerie Türk halkmın Başkan Bıash yönetımı-deki ABD'ye güvenmedi- ği acaba anlatıldı mı? Ya da Başbakan, gbrüştüğü generale, üstelik AB'ye verdiği belgelerte bölücü hareketin sınırta- nımaz hales geldiğini scyledi mi? Bunlar atrtık, Diyarbakır Belediye Başkanı Os- man Bayd-emir'in AB'^e verdiği 18 sayfalık rapor- da yazdığı gibi, PKK'den "Kürt muhalefeti-Kürt hareketi-Dağdaki Yurttsş" diye söz edecek, PKK'yi TSK iie özcJeşleştirerek. aynı anda silahları bırak- malarını isteyecek kacar küstah! Mülkiye rnüfettişlerinn raporuna dayanarak hü- kümet, bakalım bu adamı görevden alabilecek mi? Yoksa biırı dereden su getirerek ıçeriden dışarı- yayazıylaayrımcılığı taşıyan (resmileştiren) bu ha- reketin de üstünü örtecek mi? Kınkkale "deTÜPRAŞ'ınözelleştirilmesinipro- testo e t m e k amacıyla miting düzenlendi. (AA) TÜPRAŞ'ın satışma tepki KTRIKICALE (AA) - Kınkkale'de Petrol îş Sen- dikası'nca TUPRAŞ'ın özelleştirilmesi karan- nı protesto etmek amacıyla miting düzenlendi. CHP G'enel Başkan Yardımcısı Cevdet Selvi, "Türkiye'nin her zaman birlik ve berabeıîi- ğe ihtivacı var, ama bu dönem, bölgemizde yaşanavn olaylar da dikkate alındığında Tür- kiye'nin böyle peşkeş çekildiğini görerek, daha fazla dayanışmaya. daha fazla yarala- nn açıMmaması için birliğe ihtiyaç var" dedi. Petrol-Bş Sendikası Kınkkale şubesi tarafindan düzenlenen mitinge TÜPRAŞ Kınkkale rafi- nerisin<le çalışan işçiler. aileleri ve çeşitli sivil topluriL örgütlerinin temsilcileri katıldı. Mi- tingde Zkonuşan Sehi, TÜPRAŞ çahşanlanrun kurumHannın satıLmaması için verdikleri mü- cadele^'e CHP olarak destek verdiklerini söy- ledi. TCörkiye'nin ekonomisinin can daman olan TCJPFL\Ş'ın satılmasına yönelik sendika- ların v e işçilerin yaptığı eylemleri anlamlı bul- duğunı_ı belirten Selvi, şunlan kaydetti: "Işsiz- liğin, yolsuzluğun ve kapkaçın kol gezdiği bir dönemde hükümet kadrolaşmaktan başka hiçbir şeyi düşünmüyor. Türkiye'nin her z a m a n birlik ve beraberliğe ihtivacı var, ama b«ı dönem, bölgemizde yaşanan olaylar da dik-Jtate alındığında Türkiye'nin böyle peşkeşş. çekildiğini görerek daha fazla daya- a, daha fazla yaralann açümaması Müzakerede STK'ler yokAB ileyürütülecekgöriişmeler öncesinde başlayacaktarama sürednde Türkiye'yi en çok i tanmy \e 'çevre'konulan zoıiayacak Sivil toplum örgütlerigörüşmelerdeyeralmayacak ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) - Türkiye 3 Ekim'de baş- laması öngörülen tarama süreci için hazırlıklannı tamamladı. Müzekereler öncesindeki dönem olan taramadaTürkiye'yi en çok zorlayacak konular ıse " t a n m " ve "çevre" olacak. Tüm AB sü- reci ise Dışişleri Bakanlığı, Av- rupa Birliği Genel Sekreterliği (ABGS) ve Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) eşgüdümünde oluşturulacak 3'lü yapı ile ger- çekleştirilecek. Sivil toplum ör- gütleri ise tarama ve müzakere sürecinde yer almayacak. Dışişleri Bakanlığı kaynakla- n taramanın mevzuat farklılık- lannı belirleme çalışması oldu- ğunu belirtirken tüm devlet ku- rumlannda bu işlemin tamam- landığını söylediler. DPT'den edinilen bilgiye göre de Türkiye AB ile ABGS, DPT ve Dışişleri Bakanlığrndan oluşan 3'lü bir yapı ile müzakere edecek. Bu kurumlar her bakanlığın müste- şarlığı bünyesmde kurulan AB daireleri tarafindan da destekle- AKP'NİN AVRUPA BİRLİĞİ KAMPI ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - AXP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyeleriyle milletvekilleri. Türkiye ile AB arasında müzakerelerin başlaması beklenen 3 Ekim tarihinde kampta olacak. AKP yönetimi, AB sü- reciyle ilgili gehşmelen kamptan izleyecek. Başbakan RecepTayyip Erdoğan'ın konuşmasıyla açılacak olan kampta, ekonomi ve dış politika konulan başta olmak üzere ilgili bakanlar milletv ekillerine bilgi verecek. necek. Son bilgıler ise Başmüza- kereci Ali Babacan a akacak. Bilim, eğitim, kültür. araştırma gibi konulann AB ile birlikte gerçekleştınlecek olan tarama- sınrn en fazla 15 gün süreceğini kaydeden yetkililer, Türkiye'nin taraması biten konu başlığında hemen müzakerelere geçmek is- tediğini ıfade edıyorlar. Her ko- nu başlığında o konu ile ilgili en geniş mevzuata sahıp bakanlığın müsteşannın başkanlığında bir çalışma grubu oluşturulacak. Bu çalışma gruplan uyum için ya- pılması gereken değişıküklerin bir "etki analizi"nı yapacaklar. Yetkıliler tarama süreciyle ilgili şu bılgıyı % enyorlar. "Tüm taramaları birkaç ka- demede yapacağız. tlk kade- me, bilim araştırma ve eğitim kültür başlıklan. Tüm kade- melerin taraması en geç 1 yıl içinde tamamlanacak. Son gi- ren 10 ülkenin müzakere süre- cinde konu başlıklan 4 kade- mede (grupta) belirlenmişti. Bizde kaç olur bilmiyonız. A- ma son kademe büyük ihti- malle tanm ve çevre olacak, çünkü bu başlıklarda çok faz- la sayıda sorunlu konu var. Toplam 35 konu başhğından aşağı yukan 10-15 başlıkta ciddi bir sıkıntıyla karşüaşma- dan taramaları tamamlayıp müzakerelere geçebilecek du- rumdayız. Bir kademede tara- ma bitmeden diğer kademede de taramalara başlayabiliriz. Bir kademenin taraması bit- tikten sonra diğerine geçece- ğiz diye bir şey yok. Ancak 'benchmark' denilen, bir kade- menin diğer kademenin ön bağlantısı olduğu hallerde bu durum geçerli olmaz ve o ka- demenin taramasının bitmesi beklenebilir." DPT yetkılileri, Başbakan Recep Tay\ip Erdoğan ın açüdamalanna karşuı müzake- re sürecinde STK'lerin doğru- dan etkisi olmayacağını belirti- yorlar. Müzakerelerin siyasi- bürokrat düzeyinde sürdürüle- ceğini vurgulayan kaynaklar, "Ancak kendi içimizde yaptı- ğımız görüşmelerde özel sek- tör ve sivil toplum örgütleri de bu çalışma gruplanna ka- tılacak. Bunu özel sektör de benimsemiş gözüküyor" gö- rüşünü dile getiriyorlar. Senarist Şiyakova, Atatürk'ün güçlübir askerve çokromantikbir erkek olduğunu söyledi Ata'ııııı illv aşkıfilıııolduMANASTIR(ANKA) - Atatürk'ün Makedonya- lı Eleni ile yaşadığı ilk aş- kı anlatan Makedon fil- minin senaristi Aneta Şi- yakova, Atatürk için "Çok romantik bir er- kek" ifadesini kullandı ve ikilinin nasıl tanıştıkla- nnıanlatö. Atatürk ile Makedon kızı Eleni'nin ilişkisini anlattığı filmi hakkında konuşan Şiyakova, Mus- tafa Kemal Atatürk'ün güçlü bir asker olmasının yanı su^ çok romantik bir erkek olduğunu söyledi. Filmin, gerçek bir hıkâye- yi anlattığrnı hatırlatan Şiyakova, Atatürk'ün ilk aşkının fılmini yapma dü- şüncesinin çok uzun za- mandır akıllannda oldu- ğunu söyledi. Şiyakova, "Çocukluğumda, Tür- kiye'nin Manastır Fah- ri Konsolosu Mithat Ce- mal evimize gelir ve sü- rekli Atatürk ile Ele- ni'nin arasındaki aşkı anlatırdı. Ben de hep bunu kâğıda dökmekis- terdim" dedi. Şiyakova, gerekli desteği bulduktan sonra da bu romantik öy- küyü filmleştirdiklerini belirtti. Atatürk'ün bir ka- dın için en güzel hediye- nin beyaz çiçekler oldu- ğunu çok iyi bildiğini söyleyen Şiyakova, "Öy- lesine büyük bir savaşçı, sevdiği kadının karşı- sında naziL yumuşak ve romantik olmayi da çok i\i biliyordu.Ancak Ele- ni'nin babası gizli aşk yerlerini bulduğunda aradaki romantizm de sona erdi" dedi. Atatürk'ün çok büyük Atatürk ile Makedon kızı Eleni'nin ilişkisini anlattığı fümi hakkında konuşan Şiyakova, Atatürk'ün güçlü bir asker olmasının yanı sıra çok romantik bir erkek olduğunu söyledi. Filmin, gerçek bir hikâyeyi anlattığını hatırlatan Şiyakova,Atatürk Ûe Eleni'nin filme de yansıyan tanışma öyküsünü de anlattı. bir asker olduğunu söyle- yenAneta Şiyakova, onun insan haklan için de çok fazla çalıştığını ve büyük bir saygıyı hak ettiğini söyledi. Şiyakova aynca, çok güçlü duygulara sa- hip biri olduğunu ve sev- gi için yaşadığını. insan- lık tarihinde örnek biri ve önemli bir figür olmayı hak ettiğini belirtti. Filmı Türkiye'de de göstermeyi çok istedikle- rini belirten Aneta Şiya- kova, "Atatürk'ün Ma- kedonyalılar için de ne kadar güçlü biri ve tari- hi bir figür olduğunu Türklere göstermeyi çok istiyoruz. Bizim ta- rihimizin de bir parçası olduğu için Makedorrya- lılar da Atatürk'le gu- rur duyuyor. Özellikle biz Manastırular, çok daha fazla gururluyuz, çünkü Mustafa Kemal burada eğitim gördü ve ilk defa burada âşık ol- du" diye konuştu. Şiyakova, filmde Ata- türk ve Eleni'yi canlandı- ran oyunculann heyeca- nnıa da dikkat çekti. Ane- ta Şiyakova, filme Ata- türk'ü canlandrran Niko- la Ristanovski run "Ata- türk'ü oynamak benim için çok büyük bir şans" dedığını aktardı. AL GÖZÜJVI SEYREYLE / IŞIL ÖZGENTÜRK Doğrusu ve eğrisiyle Devlet Tiyatrolan Çok kararlıydım, iki aya yakrn bir zaman- dır devam eden Devlet Tiyatrolan krizıyle il- gili tek satır yazmayacaktım. Dayandım, gör- memezliğe geldim ama oknadı, sonunda şim- şekleri üstüne çekme pahasına işe soyundum. Önce dünyanın neresinde devlet sanatçısı ya da her ay devletten maaş alan bir sanat kuru- mu var, buna bir bakalım. Bu işin en uç ör- nekleri, en son Sovyetler Birliği'nde görül- müştü. Sovyetler Birliği'nde sadece balerin- ler, tiyatrocular değil sanatın diğer disiplin- leriyle de meşgul insanlar devlet sanatçısı sa- yılıp, devletin şefkatli kollannda meslekleri- ni idame ediyorlardı. Bu durum doğal olarak, muhalif pek çok yazann. çizerin, ressamın başını yemişti. Çünkü esas işi hertürlü iktidara karşı çıkmak olan sanatçı, kendini tutamayıp, gerçeği ve düşüncelerini yazdığı, çizdiği zaman iktida- ra yakın olan kurumlar tarafindan yok sayı- lıyordu. Özellikle Stalin döneminde Yazar- lar Birliği'ne bağlı yüzlerce yazann kendini öldürdüğü, öldürmeyenlerin de Sibirya'ya sürgüne gönderildiği hepimizin bildiği bir şeydir. Iktidarlar birilerini besliyorlarsa, onlann kendilerine karşı çıkmasına dayanamazlar. Üctidarlann sanatçıyı, yazan kendi iktidarla- nnı sürdürmek için kullanmalan çok eskile- re dayanır. Örneğin saraylann ressamı olan Goya, bir gün gelir Engizisyon mahkemele- rinin vahşetini gösteren resimler yapmaya başlar, o andan itibaren lanetlenir. Bunun gi- bi pek çok örneği, düşünürsek hep birlikte bu- labiliriz. Peki neyi savunmamız gerek? Sanat tü- müyle serbest piyasa ekonomisinin koşulla- K i savunulamaz. Dünyanın her yerinde öncü sa- natın. yenilikçi, muhalefet eden sanatın des- teklenmesi gerekir. Ama bu destek öncelikle bütün iktidarlann uyması gereken bir dizi ön- lemle gerçekleşmelidir. Türkçesi, anayasa gi- bi belirgin kurallan olan bir kültür politikası tespit edilir ve hayata geçirilirse, hangi ikti- dar gelirse gelsin, destekleme politikalı değiş- mez. Dünya bunu çoktan keşfetmiş durum- da. Çünkü bu alan nazik bir alan, örneğin, dünyada yaratıcının, öncü sanatın en çok ko- runduğu Fransa. îngiltere gibi ülkelerde ne yaparsa yapsın, her ay gidip maaşını tıkır tı- kır alan bir tiyatrocu, bale ya da operacı gru- bu yok. Herkes her an kendini geliştirmek ve Kültür Bakanlığı'na sunulacak herhangi bir proje içinde yer almak için var gücüyle çalış- mak zorunda. Sadece oyuncular mı: özellikle yönetmen- lerin anası ağlıyor. Süreklı iyi projeler bulmak ve hayata geçirmek zorundalar. Aksi takdir- de aç kalırlar. Ülkenin kabul edilmiş kültür politikasına göre, belirlenen'özerk kurumlar not veriyorlar. Aynca yeni projeler ve bütçe- leri gene özerk kurumlann çahşmasına sunu- luyor. Uygun olan seçiliyor ve gerekli bütçe devlet tarafindan ödeniyor. Sponsorlar ayn. Böyle bir sistem bizim ülkemizde de haya- ta geçirilebilir mi? Işte bu çok zor. Ne ikti- darlar ne de sanatçılan devletten tıkır tıkır maaş alan kurumlar böyle bir işe soyunamaz- lar... Burada söz konusu sadece Devlet Tiyat- rolan değil, devletten maaş alan ve sanat ya- pan bütün kurumlar, özellikle belirteyim. Yapmayın, hepimiz sanat yapılan pek çok devlet kurumunda yıllarca çalışmayıp pa- rasını alanlar olduğunu pek bir iyi biliyoruz. Bu konuda ben Devlet Tiyatrolan'nda şu anda muhalefet yapar görünenlerin. pek çok gerçeği açıklamalannı beklerdim. Örneğin. Sadece 1.5 milyaraldıklannı söylediler ama bir ay tek bir ay çift maaş aldıklannı ve bu- nun toplamı ayda 2.5 mılyar olduğunu giz- lediler. Dizilerden hiç eksihneyentiyatrocu- lann önıeğin bu yıl kaç kez sahneye çıktık- lan benim için önemli, vergi veren her yurt- taş için de. Sözün kısası, Bakan, Türkiye'nin en kanşık, en kaotik kurumlanndan birine, bir iktidar sahibi olarak ve madem paralannı ben veriyorum, öyleyse istediğimi yapanm düşüncesiyle çomak sokmaya kalktı. Ma- dem ortalık kanştı şimdi sıra Devlet Tiyat- rosu oyunculannda. Bakan'ın sözlerini tek tek yazılı örneklerle çürütmek ve özerk bir sisteme geçmeye çahşmak onlara düşüyor. Acaba onlar özerklik istiyorlar mı? Tez el- den harekete geçip bize bu soruyu sordur- mamalan gerek. GUNDEM MUSTAFA BALBAY • Baştarafı 1. Sayfada zorunda değildir. 3- Türkiye'de bölgeler arası gelişmişlik farkı uçu- rum denebilecek derinlikte. Bu fark giderilmeli. A- ma AB, bu yönde mali bir yükümlülük almaz. özetle AB diyor kı: Biz AB olarak Türkiye'nin için- deki temel ekonomik-toplumsal konularda beş ku- ruş harcamayız. Zaten AB'nin Türkiye'ye ilişkin değerlendirmele- rinde bunlar sorun olarak bıle dile getirilmiyor. ör- neğin 3 Ekim'de müzakerelerin başlaması için ko- nan şartlann bu sorunlarla uzaktan yakından ilgisi yok. • • • Türkiye'nin bölgeler arası kalkınmışlık sorunuyla hiç ilgilenmeyen AB, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'i "muhatap" aldı. Baydemir, AB'ye 18 sayfalık bir rapor sundu. Avrupa Panamen- tosu Karma Parlamento Komisyonu'nda 20 millet- vekiline yönelik bir konuşma yaptı, soruları yanıtla- dı. Sızdırılan bilgiler kadarıyla Baydemir'in raporu- nun ana hatları şunlar: - Türkiye dışında ve dağda bulunanlar için hukuk- sal düzenleme yapılmalı. (Yani af çıkarılmalı.) - AB fonları bölgeye doğrudan aktarılmalı. Bu ko- nuda bizim bölgeye pozitif ayrımcılık yapılmalı. - Anayasa değişmeli. tüm yasalar ve mevzuat gözden geçirilip kültürei ve siyası farklılığı yok sa- yan bölümler değıştirilmeli. - Kürtçe eğitim verilmeli. - Cezaevi koşulları iyileştirilmeli. - Seçım barajı düşürülmeli. - Köy koruculuğuna son verilmeli. • • • Bütün bunlar özünde AB'nin Türkiye'den istem- leri. Bize öyle geliyor ki, AB her şeyi dayatabilece- ği bir hükümet bulmanın da verdiği güçle şöyle bir strateji geliştirdi: Türkiye'den istediklerini Türkiye içinden kişilere söyletmek. Sonra da hükümete dönüp "Arkadaş; bak sen bu sorunu demokratikleşme içinde çözece- ğim, demiştin. Senin kurallannla seçilmiş bir beledi- ye başkanı bunlan istiyor. Bize uygun geldi. Çaresi- nepak" diyecek. Öcalan'ın uluslararası alanda son kullanma tari- hinin de dolmuş olması nedeniyle AB, yeni muha- taplar oluşturma arayışında. Baydemir'in raporun- daki istemlerinin bir bölümü önümüzdeki dönemde şu adla Meclıs'e gelebılir: - AB'ye uyum! örneğin AB fonlarının Ankara denetimi dışında doğrudan bölgeye gitmesıni Brüksel de çok istiyor. Şimdi bu istemi Diyarbakır'a söyletiyorlar. AKP bir yana... Türkiye, bütünlüğüne yönelik bu saldırıları uzun süre kaldıramaz. Bu gidiş 90'lann or- tasında söylenen "AB yolu Diyarbakır'dan geçer" sözünü şöyle değiştirir: AB yolu Diyarbakır'da biter! ankcum(<ı cumhuriyet.com.tr CUMOK. ADD ve 68'liler Birliiğl 'Hedeftam bağımsızlık' İZMİR (Cumhuri- yet Ege Bürosu) - Iz- mir'de CUMOK, ADD ve 68'hler Birli- ği tarafından gerçek- leştirilen Ulusal Ba- ğımsızlık Konferan- sfnın sonuç bıldırge- sinde, ülkemizın için- de bulunduğu zor sü- reçten çıkması için tüm cumhuriyetçi ke- simlerin örgütlenmesi gerektiği vurgulandı. Tarihte, emperyaliz- me karşı kazanılan ilk kurtuluş savaşı. Gazi Mustafa Kemal Ata- türk'ün "tam bağım- sızlık" anlayışı ve "u- lus devlet" ılkesiyle kurulan Türkiye Cum- huriyeti ve aydınlanma de\rimlerinin, bugün tehlike altmda bulun- duğunun vurgulandığı bildirgede, "Mütare- ke basım, İngiliz mu- hipleri, ABD manda- cıları, Kürt Teali Ce- miyetleri'nin güncel önıekleriyle, emper- yalizm ile işbirlikçili- ği, IMF'ye bağü- hk ve AB'ye yardak- çıhk uğruna Kıb- ns'ın yitirilmesinin en üst noktaya ulaştı- ğı bir dönemden ge- çiyoruz" denildi. Bildirgede şu görüş- lere yer verildi: "Bir yanda yeni haçlı saldırıları, ar- kasında dünya ege- men güçlerinin bu- lunduğu PKK terörü, Kıbrıs'ın elden çıka- nlmasını destekle- yenler üe bir olmuş, ulusal devleti yıkmak istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti kimliği ve yurttaşhğı ile onur duyan yurtseverler olarak, bize düşen gö- rev bu tehlikeli gidişe dur demektir. Tam bağımsızüğa ulaşın- caya ve egemenliği ulusa teslim edinceye kadar bu görevimize sarsılmaz bir inançla devam edeceğiz." Spermsiz embriyo • Baştarafı 1. Sayfada olduğu bildirildi. Da- ha önce Dolly adlı ilk klonlanmış koyunun doğumunu gerçekleş- tirerek bilim dünyasın- da atılıma imza atan Roslin Enstitüsü'nün sözcüsü Dr. Paul De Sousa, yöntemin has- talıklann tedavisi için kök hücre elde edilme- sine yönelik ihtiyacın nılabileceğini umduk- lannı kaydetti. Denemeler sırasında 600'e yakın bağışlan- mış kadm yumurtası- nın kullanıldığrnı, bunlardan sadece 6 embriyo elde edilebil- diğini de belirten De Sousa, ancak bu emb- riyolardan hiçbirinin kök hücre elde edile- cek kadar geliştiriîe- mpfliöini
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog