Bugünden 1930'a 5,431,709 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 9AĞUSTOS2005SALI 14 KULTUR kultur@cumhurjyet.com.tr TİYATRO DÜNYASINDAN DtKMEN GÜRÜN Günümüzdetrajediye bakışRomeo Casteüucci/Societas RaffaeJ- lo Sanzio, uçlarda dolaşan yorumla- nyla tiyatro dünyasında farklı tartış- ma alanlan açan bir topluluk. 1981 'de kurulan ve 1990'lann sonlannda ulus- lararası arenada adından söz ettirme- ye başlayan bu Italyan grup, bu yıl Avignon'da da seyirciyi zıt kutupla- ra çekti... Çağımızda trajedl Oyunlannın temel hareket noktası- nı klasik tragedya kavramı ile hesap- laşma sürecinin oluşturduğunu söylü- yor Romeo Castellucci. 'Pretraged- ya' (Tragedya öncesi) nosyonu onu ve ekibini her anlamda geleneksel ti- yatro fonnlannın dışında birtakım ara- yışlara yönlendiriyor. Daha önce de bir yazımda Castellucci'nin tiyatro anla- yışından, felsefesinden, oyunlannda kullandığı deforme oyunculardan, hay- vanlardan (canlı ve/veya figür olarak) ve dili bir iletişim aracı olarak kullan- mak yerine sesler üzerinde durduğun- dan söz etmiştim. Bu bakış, kendi ifa- desiyle Yunan tragedyasındaki ölçü ve harmoniye karşın ilkel olanı, şid- deti öne çıkarmak amacını güden bir düşünce biçiminin sahneye yansıma- lan. 'B.#03 Beıün', Romeo Castelluc- ci'nin on bir A\Tupa kenti üzerine kur- guladığı 'Tragedia Endogotıidia' di- zisinin üçüncü oyunu. Ilk iki çalışma- sını Cesena ve Avignon kentleri üze- rine geliştirmiş. Her bölüm birbirin- den bağımsız. 'BR#04 Bruxefles' dör- düncü oyun. 'P.#06Paris' ıse zincirin altıncı halkası ve ağustos ayında Pa- ris'te Odeon Tiyatrosu'nda oynamış. Aldığı tepkilerin Societas'a özgü ra- dikal, kışkırtıcı çizgiyle aynı frekans- ta oldugu söyleniyor. 'Berlin' ve 'Briik- sel' çalışmalan daha önce hazırlanmış ve festival için yeniden ele alınmış oyunlar olarak girmiş Avignon prog- ramına. 'Brüksel'i izleyemedim, ama 'Berün'e benim gittiğun akşam göz- lemlediğim kadanyla oyunun bitimin- de seyircinin büyük bir kısmı şaşkın ve suskundu, bir kısmı da tepkili... 'TVagedia Endogonidia'yı "trajik biçimin insanın içinde yeniden oluş- SineTek Avrupa Yazın sinema keyfi ••••* • 'B.#0.3 Berlin' düzen/düzensizlik, denge/dengesizlik kavramları üzerine oturtulmuş. Romeo Castellucci, parçalanmış, bölünmüş bir dünyada yaşamak zorunda kalan günümüz inasanını, onun düş gücünü zorlayarak suskunluktan kurtarmak istediğini söylüyor. Bunun için de anıların, duyguların üzerine gidiyor tekrarlarla. masT tarzında açıklayan Castellucci, bu çahşmalannda da bir laboraruvar araştırması yaparcasına, gezegenler sistemini incelercesine canlüann kim- yasını araştırdığını öne sürüyor. Bu- radan yola çıkarak, trajedinin günü- müzde sürekli tekrarlanan hareketler- le, resimlerle vurgulanacağını söylü- yor ve oyunlannda bu tekrarlar sürek- li yaşanıyor. 'B.# (U Beıün', düzen/düzensiz- lik, denge/dengesizlik kavramlan üze- rine oturtulmuş. Romeo Castellucci, parçalanmış, bölünmüş bir dünyada ya- şamak zorunda kalan günümüz insa- nını, onun da düş gücünü zorlayarak suskunluktan kurtarmak istediğini söy- lüyor. Bunun için de anılann, duygu- lann üzerine gidiyor tekrarlarla. Flgürler-episodlar 'B.#Q3 Berlin' Nazi dönemi Alman- yası'ndaki vahşetle hesaplaşmayı amaçlayan bir oyun. Tabii ki, her oyu- nunda oldugu gibi, burada da şiddet ön planda işleniyor ama Castellucci farklı bir çizgide yapıyor bunu. Bu kez bedenleri deforme olmuş oyuncu- lara yer vermiyor. Hayvan, mitolojik yaratıklar, kadın ve çocuk figürleri üzerine odaklanıyor. Siyah tavşanla- n, ki bu tavşanlar seyirci koltuklann- da oturmaktadırlar ve haliyle lasa bir şaşkınlıktan sonra, onlardan kurtul- mak ve koltuklanna kurulmak iste- yen insanlar ya bunlan yere atarak üzerlerine basacak veya boş bir kol- tuğun üzerine gelişigüzel firlatacak- tır, Nazi dönemindeki insan avını sem- bolize etmek amacıyla kullanmakta- dır tavşanlan Romeo Castellucci. Oyun başlamadan önce yaşanan bu olay ken- di başına bir episod, bir bütündür. Bu arada, sahne önünde birbiri üstüne yı- ğılmış duran tavşanlar da her halde Nazi soykınmının kurbanlan olarak al- gılanmalıdır. Bir diğer episod, Kuzey mitolojisinden alınmış olan kocaman rüylü siyah ve beyaz yaratıklar üzeri- ne odaklanmıştır. Onlar, yaratılışı ve kötülüğü sembolize ederler. Oyunda ilginç bir nokta da sahnenin bir üre- me alanı olarak kullanılmasıdır ki bu süreç 'B.# 03 Berlin'in ana hareket noktasıdır. Bu bağlamda, sahnenin önündeki ince tül perde her şeyi silik- leştirmekte ve sahnedeki net çizgile- ri eritmektedir. Tülün gerisinde geli- şen olaylar kadının kadınla birleşme- si, kadının üremesi gibi sahnelerle görsel sınırlan zorlar. Zaten oyunda sa- dece kadın oyuncular ve iki çocuk yer alır. Siyahlar içinde kadın(lar), bir yan- dan doğumu ve ölümü, öte yandan anne ve asker fıgürlerini bedeninde bü- tünleştiren bir figürdür. Anonim an- ne ve anonim savaşçı... Çocuk ise do- ğumda da, ölümde de kadından bağım- sız değildir. Sessizlik ve ses (fısıltılar, iniltiler, uzaktan gelen müzik) oyu- nun dilini oluşturur. Her parçada kul- lanılan sesler ayndır. 'B.#03 Berlin' de yönetmenin üze- rinde durduğu her figür kendi başına bir eylemi temsil eder. Söz konusu bölümlerden ve fıgürlerden yola çıka- rak Romeo Castellucci, yukanda da de- ğindiğim gibi trajedinin bugün bizim için ne anlama geldiğini sorgular. Bu sorgulamada seyirci ile oyun arasın- da bir iletişim kurulabilmiş midir? Birtakım izleri bir araya getirerek ça- ğımızda trajediyi araştırmak, onun özüne inmek ve bunu, toparlamaya çalıştığım parçalarla, figürlerle, tek- rarlarla gerçekleştirmeye çahşmak kuşkusuz zor ve her iki tarafı da zor- layan bir çalışma. Sonuç, kimi kez se- yirciye bir şeyler söylüyor 'Giulio Ce- sare' veya 'Genesis' veya 'Amktto'da oldugu gibi, kimi kez de düş kırık- lıklarma yol açıyor 'B.# OJ Berlin' gibi... Ama, sonuçta Romeo Castel- lucci sürekli sanatla, felsefeyle, mi- tolojiyle, resimle dünle, bugünle he- saplaşıyor ve tiyatronun sınırlarıru zorluyor... Kültür Servisi - Ankara Sinema Kültürü Derneği tarafından gerçekleştirilen ve üç yıldır arahksız olarak süren 'SineTek Avrupa' film gösterimleri ağustos ayında da önemli filmleri sinemaseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Avrupa'nın farklı ülkelerinden genç ve usta yönetmenlerin filmlerinin yer aldığı etkinlikte yıl boyunca 52 uzun merrajlı film gösterildi. Ağustos ayı boyunca her perşembe Ankara Tüze Ankapol Sineması'nda yapılacak gösterimlerin başlama saati 19.30. 11 Ağustos Perşembe günü Italyan yönetmen Pupi Avati'nin son fılmi 'Kalbim Başka Yerde' gösterilecek. 1920'lerin Roma ve Bolognası'nda geçen keskin çizgili komedide, kendini akademık kariyere adamış 35 yaşında utangaç ve sakar bir adamın, güzel ama kör bir kıza olan aşkı ele alınıyor. 18 Ağustos Perşembe günü sinemaseverlerle buluşacak olan bir diğer film 'Cellat'. Usta tspanyol yönetmen Luis Garcia Berlanga'nın başyapıt niteliğindeki kara mizah filmi ülkemizde ne festivallerde ne de sinemalarda gösterildi. Ağustos ayının son filmi, 25 Ağustos Perşembe günü gösterilecek olan 'Otuzunda Ölmek'. Fransız politik sinemasının en önemli yönetmenlerinden Roman Goupfl'e Cannes'da 'En lyi Ük Film Ödülü'nü kazandıran belgeseli, 1968 Mayısı öğrenci olaylannı ve bu dönemin değerlerini sorguluyor. Godard, POlanski ve Ackerman gibi önemli yönetmenlerin öğrencisi olan Goupil, Michel Recanari'nın hayatını anlattığı filmde, o dönemde politikanın mutlak kabul edilen bazı değerlerini oldugu gibi yansıtmak yerine, yaşananlan anlatıyor ve sinemayı hayatı boyunca kendine sorduğu sorular ile bağlantılı bir iletişim aracı olarak kullanıyor. (0 312 419 39 59) 'GÖZLERİMİKAPARIM VAZÎFEMtYAPARIM' Oyunun yönetmenliğmi Serhat Nalbantoğlu yapıyor. Meşrutiyet 'ten günümüze KültürServisi-AnkaraDev- letTîyatrosu 2005 yaz sezonu etkinlikleri kapsamında Hal- dun Taner'in yazdığı, Serhat Nalbantoğlu'nun yönettiği 'GözfcrimiKaparunVazifemi Yapanm' adlı oyunu 10 Ağus- tos'ta îznik'te, 11 Ağustos'ta Yalova'da, 12-13 Ağustos'ta Bursa'da, 15 Ağustos'ta Ban- dırma'da. 16 Ağustos'ta Gö- nen'de, 17 Ağustos'ta Biga'da, 18 Ağustos'ta Çanakkale'de, 19 Ağustos'ta Balıkesir'de sah- neleyecek. Örnek talebe, uy- sal delikanlı, gönüllü asker, model vatandaş Vicdani'nin baştan sona kimi zaman acık- lı, kimi zaman gülünç, bütün bir hayat hikâyesi anlatıhyor. Meşrutiyet'ten günümüze uzanan yakîn siyasal tarihimi- zin panoraması niteliği taşı- yan oyun Haldun Taner'in de- yişiyle "biribretdersi". Levent Ülgen, Ünsal Coşar, Sabri Özmener, Hülya Gülşen Irmak. Can Öztopçu, Çetin AzerAras, NejatAnnutçıı,En- gm Özsayın, Deniz Baytaş, Ar- da Baytaş, Sezen Gümüştekin, Deniz Keyf, Zeynep Dizer, Se- val Yümaz, Sinem Şahin, Ful- va LTvun Keleş, Rabia Başa- ran, Sebilay YoMaş, Ümit Bay- raktar, Osman Karakoç ve GörkemAytemur'un rol aldı- ğı oyunun piyanisti Yiğit Ko- lat Oyunun dekonı Işm Mum- cu'ya, kostüm tasanmı Gü- lümser Ergür'e, ışık tasanmı FahrettinOzen'e, müzik Cem Idiz'e ve koreografısi VLlufan Kavtmaz' a ait. Rockçdar Meme Vakfi için çahyor Kültür Servisi - Parantez Yapun tarafından geçen yıl ilki düzenlenen '2. Türkiye Uluslararası H.O.G. Organizasyon'un ikincisi 12, 13, 14 Ağustos tarihleri arasuıda Parkorman'da yapılacak. Yerli ve yabancı sanatçılann yer alacağı / bu özel etkinliğin bir diğer özelliği de elde edüecek gelirin bir kısmının i Türkiye Meme Vakfi'nın (MEVA) başlattığı 'Kanserie Mücadele Kampanyası'na bağışlanacak obnası. Etkinlik için satın alınan her bilet ile kampanyaya aynca destek verecek olan katılımcılara san bilezikler verilecek. 12 Ağustos Cuma günü saat 22.00'de özel bir partiyle başlayacak olan gecede Dj Tarkan, Dj Meıt Yücel, Dj Yasemin Kozanoğlu. Dj Ozzy One ve Dj Negma çalacak. Dans gösterilerinin de yer alacağı bu özel açılış gecesi Ceza'nın vereceği konserle son bulacak. 13 Ağustos saat 19.00'da başlayacak olan 'Hogrock' etkinliği ülkemizin en önemli rock sanatçılan Özlem Tekin, Duman, Panıela Esra Kahraman ve Grup VVonns'u buluşturacak. Etkinliğin son günü olan 14 Ağustos Pazar günü saat 13.00'te Parantez Yapım'ın düzenlediği 'Kanserie Mücadele İçin San Bilezikle Koşuyoruz' başlıklı kampanya başlatılacak. YAZIODASI SELİMILERİ Ahmet Haşim Anıları ve İstanbul (3) Yakup Kadri'nin Ahmet Haşim monografisi, çiz- diği portre açısından enikonu ilginç bir çalışma- dır. Kiralık Konak romancısının saptadığı Haşim'i "O Belde" şiiriyle iç içe düşünmek hayli güç: "Bence, tabiatta, hayatta ne kadar şiir unsunı varsa, Haşim'de de o kadar şairiik vardı. Fakat, bu unsur; hayat ve tabiatta öbür unsurlardan ne kadar daha çok değilse, Haşim 'de de şairiik vas- fı öbür vasıflardan o kadar çok değildi." Yakup Kadri, arkadaşı Ahmet Haşim'i anlatırken, hayata bağlılık ve dört elle sanlış motifi üzerinde özellikle durur. Zaten Gençlik ve Edebiyat Hatıra- /ar/'ndaki Ahmet Haşim de aynı görüngeden ka- leme getirilmiştir. "O Belde "yi "melal"\e söylemiş kişi, gerçekte, iyi yemeği, güzel kadını, rahat kundurayı ve me- raklı dedikoduları pek sevmektedir. Yaşadığı şe- hirde, Istanbul'da, gezip tozmayı da. Şair acımasız bir alaycıdır. Yakup Kadri'ye gö- re sarakaya alışlar, hemen hep olumsuz eleştiri- ler, küçük düşürüşler adeta hakaret edişe yol alır. Ne var ki, Haşim kendisine de alabildiğine acıma- sızdır: "O, kendisini her dakika bunun (birzekânınpa- nltıları) aydınlığında görüyordu. Bütün kusurian, bütün acayiplikleri, bütün ayıplan ve meziyetle- riyle görüyordu. Bu zekâ, müziç ve çiğ bir pro- jektör ışığı gibi onu bir dakika rahat bırakmıyor; içerken, yerken severken, güler ve ağlarken, hat- ta belki, uyurken bile bir an için sönmesini bilmi- yordu." Hayata bağlı, hayattın nimetlerine fazla düşkün adam, "çınlçıplak biradam"\ andırmaktadır... Haşim, Yakup Kadri'ye bir gün şöyle diyecek- tir: "Bilmezsiniz, manzara denilen şey, bana ne ka- dar azap veriyor: Gözümde açılmış biryara gibi, bir yara gibi..." Oyleyken, güzelliği şiirde yaratma çabası, her- halde bir bedeldi. Fakat Kiralık Konak romancısı bu bedelin üstünde pek durmuyor... Yakup Kadri, Ahmet Haşim'in sevmediği, "iğ- rendiği" kişileri de söylüyor, "türediler" diyor ve ekliyor: "Zavallı Haşim, bir bankanın kendisine yol ve- rilen bir memuru iken, onlar, müdiriumumiliklere kondular. Zavallı Haşim, orta mekteplerde ders vereyim diye sürüm sürüm sürünürken, onlarpro- fesör kürsülüklerini işgal ettiler ve o, müthiş has- talığını tedavi ettirmek için kısa bir Avrupa seya- hati imkânını dilenirken, ciğeri beş para etmez, sırf adale ve etten mürekkep inkılap soygunculan Londra 'nın, Paris 'in, Beriin 'in en muhteşem otel- lerinde, en konforiu daireleri kiralıyoriar ve en lüks su şehirierinde rakıdan, şampanyadan yıpranmış böbreklerini en son, en pahalı kür usulleriyle ta- mire çalışıyoriardı." Tanpınar'ıntanıdığı Ahmet Haşim, anılanna bağ- lı kişidir. Huzur romancısı onu gençlerin çıkardığı Dergâh dergisi dolayısıyla tanımıştır. Gerek Yahya Ke- mal, gerek Haşim, o günlerde iki ünlü şairdir. Bu- nunla biriikte Dergâh'a uzak durmazlar. Bu kad- roya Yakup Kadri'yi de eklemek gerekir. Her üçü dergiye katkıda bulunuriar. Tanpınar sonra şöyle anlatıyor: "Bir fantazi adamı tanılan Haşim, Yahya Ke- mal'le bütün ihtilaflanna ve nihayet dargınlığına rağmen Dergâh'asonunakadarsadıkkaldı. Olü- münden birkaç gün evvel bana gene ondan ve o günlerden bahsediyordu." Dergâh günlerinde Ikbal Kıraathanesi'nde bu- luşulur. Bugünkü İstanbul Erkek Lisesi'nin yakının- dadır Ikbal. Tanpınar'ın sonraki görüşmeleri, yıllargeçtikçe, hemen hep Kadıköyü'ndeki evdedir. Bir odası caddeye bakan ev enikonu küçüktür. Şair artık hastadır. Konuklanna, hatta doktorlara hasta gö- rünmekten hoşlanmaz. Bununla biriikte sona yaklaşılmaktadır. Kendi- sini yine ziyaret eden Tanpınar'la Ahmet Kudsi Te- cer'e ayrılık anında şu eşsiz dizeyi söyler: Şairierin en garibi öldü. "Fakat bizi böyle üzüntü içinde göndermek is- tememiş olacak ki: 'Kim imiş o ölen...' diye alay etti." Öneriler Kitap /Abdülhak Hâmid'in Hatıralan, Hazıhayan: Inci Enginün, Dergâh Yayınları, 1994. Ü2 Barcelonada terörü lanettedi • MADRÜ) (AA) - Irlandalı ünlü rock topluluğu U2, Barcelona'da verdiği konserde, Londra, Türkiye, Madrid ve New York'taki terör saldmlarmı lanetledi. Son albümü 'How to dismantle an atomic bomb'un tamtımı için dünya turuna çıkan ve tspanya'ya gelen U2, önceki akşam Barcelona'daki Nou Camp Stadı'nda 81 bin kişinin önünde muhteşem bir konser verdi. Fakir ülkelerin borçlannm silinmesi, açlıkla mücadele gibi konularda son yıllarda aktif olarak çalışan ve ülke liderleriyle görüşen U2 topluluğunun solisti Bono, Barcelona'daki konserinde dünyanın farklı yerlerinde düzenlenen terör saldmlanna değindi. Bono, izleyicilerinden Afrika'ya yardun amacıyla cep telefonlanndan 'Afrika' yazıp kampanya numarasına mesaj yollamalanm istedi. U2, Barcelona'dan sonra îspanya'nm Madrid ve San Sebastian kentlerinde de konser verecek. 'V For Vendetta'dan ilk görüntüler • Kültür Servisi - Gelecekte, totaliter rejimle yönetilen Britanya'da geçen çizgi roman uyarlaması 'V For Vendetta'dan ilk görüntüler, filmin internet sitesinde yayımlandı. Prodüktörlüğünü, tüm dünyada ilgiyle izlenen 'Matrix' üçlemesinin yaratıcılan Wachowski biraderlerin üstlendiği ve başrollerinde Natalie Portman ile Hugo Weaving'in yer aldığı film, ABD'de 5 Kasım'da gösterime girecek. îkinci ve üçüncü 'Matrix' filminin yardımcı yönetmeni James McTeigue tarafından çekilen 'V For Vendetta'nın görüntüleri www.vforvendetta.com adresinden izlenebilir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog