Bugünden 1930'a 5,419,547 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

4 —USTOS 2005 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA ku'turtg cumhuriyet.com.tr 15 U UYCARLIKLARIN İZİNDE OKTAY EKÎNCİ ^ y a ülkelerindeki 'küresel mimari' salgın, 'çekik gözlü çağdaş mimarlar'ca soıgulanıyor 'Modern Asyalı' olabilmekH>ıya Mimarlık Kongrcsi'nin "ÖMii buluşma"sı, 27-29 Haziran 200. günlerinde Nişantaşı'ndakı M i l l Reasürans Kültür Merke- z i ' n t gerçekleştırilen "5. Uluslara- • rasaıAAN (modern Asian Archi- tectıe Network-Modem Asya Mi- markı Ağı) Konferansı"ydı. ; A.sa'nın "çekik gözlü" mimarla- nnı, tarihi dokuda çağdaş mimar- Iığın>aşanlı örneği" olarak mınıar Seviç ve Şandor Hadi tarafindan tasarinmış bu "modern" yapıdabu- luştımak anlamlıydı... E>aa önce de yazdıgım gibi; dün- , ya kitürlerinın en kökJü ve zengin ' birikinlennı taşıyan bır kıtanın mı- marlaını "geleceğe" hazırlamak ıçm düzerenen konferansın teması, "As- ya oııdern mimarlığını yeniden - düşüımek ve yeniden inşa et- mek''ı... (Cumhunyet - 03 Temmuz 2005) Bu temanın temelinde ıse hızla yaygıılaşan "modern mimari"nın, 1 buluncuğu kente ve bölgeye "yaban- cı kiiEİiği"ni sorgulamak, çağdaş ya- pılaşrrada da "Asyalı" olabilecek bir modemlıği "küresel tek tipliüğe" seçendc olarak gelıştırebılmek ısteğı yatmaıtaydı... Pekir; Beljing Crty... • mAAN'ın 2000 yılında Can- ton'dad (Çın) kuruluş toplantısı, Uluslararası Mimariar Birliği (UIA) iyelennin 2005 yılı buluşma- sı için •'IstanbuF'u seçtilden "1999 Pekin - Dünva Mimarlık Kongre- si"nin heyecanıyla gerçekleşti... Çinlı bilge mımar VVou'nun "şim- diki zaman geçmişten doğar ve ge- lecek bugünün içindedir..." diyerek kaleme aldığı "UIA - Pekin Şar- tı"nda şunlar vurgulanmıştı: "Mi- marlık kültürü, tarihin yerel biri- kimlerinden doğar. Bu kültür, ken- disini yapılı formlar arasında ve günlük yaşamda belli ederek; ora- dakilerin yaşantılannı ve davranış- lannı sessizce etkiler. Mimarlık kültürû bir anlamda kentlerimizin, kasabalarımızın ve köylerimizin ruhudur..." Işte bu "ruh"un yok olduğu ve ye- rini *küreselleşme"nin sadece "baskın" olmayı amaçlayan "ruh- suz mimarisinin" aldığı tarihsel kentlenn başlannda da yenı adıyla "Beijing", yani Pekin geliyor... Nitekim aynı kongreden yurda döndüğümüzde, Çın'ın bu "masal- sı" başkentindeki "modern" görü- nümünü şöyle anlatmışım: "Yaklaşık 6000 mimar, Pekin'de tarih yerine 'globalleşmeyle' karşı- laşmanın şaşkınlığı içindeler. Ülke- yi global sermayenin 'ayncalıklı ya- • (Üstte) Uzakdoğu kentlerine "küresel" kimlik katan modern yapılarda "yerel simge" çabaları Pekin'de "Çinli" iş merkezi. (Altta) Gerçek 'kentsel dönüşüm' Çin kentlerinde yaşanıyor. Batı'yla ekonomik enteg- rasyonun şehircilikteki sonucu... tınmlanyla' kalkındırmaya niyetle- nen Çinli yöneticiler Ue milyarlık nüfusun tüketim pazanna' göz di- ken Batüı dev spekülatörler, aslın- da 'dıinya mirası' olarak korunma- sı gereken bu tarihsel kenti bir Hong-Kong ya da New York'a ben- zetmek üzere sanki tam bir 'muta- bakaf halindeler... Önlerine gelen her yere sayısız gökdeleni hızla inşa edip, ortaya çı- kan yeni görüntüyü de '2000'lerın çağdaş siluetı' olarak ilan ediyor- lar... Böylesi bir 'modernleşmenin' altyapısını ise aynı gökdelenlere otomobilleri ulaştırmayı amaçla- yan kent içi geniş otoyollar, kavşak- İar ve uzun viyadükler oluşruru- yor..." (Cumhunyet - "Peldn Küre- selleşiyor" - 07 Temmuz 1999) 6 yıl önceki bu gözlemlenmızın, "mÂAN süreci"ni başlatan Asyalı mımarlann da "ortak kaygüan" ol- duğunu, Istanbul buluşmasında bir kez daha dınledık. Işte bazı değerlen- dirmeler; Johannes Widodo (SingapurÜni- versitesi): Asya'daki mimari mirasın özellikle "sömürge" rejımlerince yok edildığıne dıkkat çeken Widodo, bunu "belleğimizi >itirdik" şeklın- de özetleyerek dedi ki: "Oysa unut- mak yerine 'hatırlama'nın kültürü- nü güçlendirmeliyiz..." Açış konuşmamızda aktardığımız ve Atatürk'ün 1931'deki "modern mimaride de kimliğin sürdürülme- si"ni vurgulayan sözlerine deginen Sıngapurlu mimar; "Atatürk'ün bir sözü de sanatçısız kalan bir ülkenin yaşam damarlarından birini yitir- miş olmasıdır.." diyerek şunlan ek- ledi: "Mimarlıkta da yabancı form- larla sanattan uzaklaşüıyor. Aşırı tüketiciliğe dayalı kimlik bunalımı içinde, Asya mirasının, Asyaüiar tarafindan bile reddedilmesi ne ka- dar hazindir!" Sbin Muramatsu (Japon Mimar- lık Enstitüsü): Japon tarihçı Chuta tto'nun "doğuya doğudan bakan bir mimarlık tarihi yaznıak..." için yaptığı 100 yıl önceki "Asya ve Af- rika gezisi"ne değinen Muramatsu, bunun; "Batı'nın Asya kültürlerine olan aynmcı bakışına tepki gezisi" olduğunu anımsattı. Bu gezide tstanbul'un da yer aldı- ğını söyledikten sonra da şunlan ek- ledı: "Şimdi de mAAN, Asya'nın her bölgesindeki farklılıkları göze- ten, 'çağdaş bir Asyalı bakışı' ara- makta..." Doğum yılının "1954" olduğunu anımsatan Muramatsu'ya göre "ay- nı yıl" ölen Ito ile arasında Budist inanışındaki "yeniden doğuş"a uy- gun bir ilişki de olmalıydı... Maristella Casciato (ABD - Mo- dern Mimarlık Mirası Merkezi ve "Docomomo" nun Uluslararası Söz- cüsü): 20. yüzyılda "yeniden" kuru- lan bazı dünya kentlennden örnekler gösteren Casciato da çağdaşlıkta "es- kiyi terk etmeyi" savunanlan yanıt- larcasına; "geçmişi koruma moder- nitenin düşmanı değil, yaratıcılık kaynaklarından biridir ve tasarım sürecinin parçasıdır..." diyor... Kentlenn tanhının, aynı zamanda insanlann yaşadıklan kenti "yarat- ma"Iannın, "inşa etmelerF'nin ve hatta "değiştirmeleri"nın tarihi oldu- ğunu söyleyen Docomomo uzmanına göre, "modern" de aynı tanhe eklem- lendığine göre öncelılde "sürekliliği" gözetmelı... Louise Cox (Avustralya - UIA 4. Bölge Başkanı): mAAN'ı oluşturan ülkelenn çoğunluğu, UIA'nın Doğu ve Uzak Asya'yı kapsayan "4. Böl- ge"sınde... Bu bölgenin Başkanı Cox da modern Asya mimarisinin "küre- sel yapüaşmanın Asyabsı" olarak gö- rülmemesi gerektığıne dikkat çekti. Asya'daki "yereHe beslenen "kûl- türel çeşitliük" dünyasının Boğazi- çi'nden başlayarak, sürekli bır "etki- lenme ağı" ıçınde tüm kıtaya yayıldı- ğını vurgulayan Cox'un tarihi mırasla ılgıli tanımı ıse çarpıcıydı; "Eski mi- mari, sağduyunun tipolojisini yan- sıtıyor; bundan öğreneceğimiz çok şey var..." Bakalım, bızdekı çağdaş ve modern tasanmlar ıçın de "eskiden öğren- me"nın aynı zamanda "mimari bil- gelik" olduğu ne zaman anlaşılacak? Özel tasan GalataFotoğrafhanesi'ndeki sergiyle son bulacak 111 kadın fotoğrafçıdan son seıgi Kültür Servisi - 'Kadına yönelik şiddet'e dikkat çek- mek ıçın yola çıkan 111 kadın fotoğraf sanatçısınm katıldığı bu özel tasan, gerçekleştirilen sergıler ve panel gibı etkinlik- lerin ardından Galata Fotoğ- rafhanesi'ndeki sergiyle son bulacak. Mayıs ayında îstan- bul'da başlayan, Diyarbakır'a dek uzanan tasan içinde yer alan tüm fotoğraflar, dönü- şümlü olarak 13 Ağustos - 23 Eylül tarihleri arasında görü- lebilecek. Tasan kapsamında, ülke- mizde kadma yönelik şiddeti tanşmaya açan basm açıkla- malannın ardından, Mayıs ayında Darphane-i Amire'de 111 fotoğraf sergilenmiş, açık arttırma yoluyla satılmış, elde edilen gelir şiddete maruz ka- lan kadınlara ve çocuklara psikolojik ve hukuksal destek veren Mersin Bağımsız Kadın Dayanışma Derneği'ne kay- nak olarak aktanlmıştı. Diyar- bakır Sanat Merkezi'nde, Anado- lu Kültür AŞ'nin katkılanyla dü- zenlenen panelde fotoğraf sanatı ve serginin ana teması tartışıldı. Tasarının son aşaması Istanbul'da yapılacak bu sergi, tasannın son aşaması. Böylece, elde edilen koleksiyon, alıcılara teslim edıhneden önce, bır arada sergilenmiş olacak. Önümüzdeki yıl da gerçekleştırilecek olan bu Hale Taşkaya'nın sergide yer alan yapıtı. tasanya katılnn 150 kişiye ulaş- mış durumda. 13 Ağustos -19 Ağustos tarih- leri arasındaki sergide Almıla Özbideciler, Arzn Şenyurt, Ba- la Atabek, Bikem Ekberzade, Çilem Dalgıç, Dicle Meşe, Eb- ru Ceren Uzun, Ece Alok, Be- tül Turhan, Bennu Gerede, Ay- dan Ay Çakmak, Banu Demir- ci, Belmin Söylemez, Banu Cennetoğlu, 20 Ağustos - 26 Ağustos tarihleri arasındaki ser- gide Funda Güzelküçük, Gözde Zehnder, Fatoş Kartal, Eylem Ertürk, Dilek Özer, Eda Göksel, Elif Istanbulluogju, Emel Ercengiz, Eren Öz- kapıcı, Esra Barlık, Fir- devs Sayüan, 27 Ağustos - 2 Eylül tarihlen arasın- daki sergide de Gülbin Özdamar, Güler Ertan, Gülçin Toygun, Gülistan Aydın, Gülten Sarı, Ha- tice Tuncer, fnci Özbaş, Ipek Baran, Huru Kaya, Hacer Karanlık yer ala- cak sanatçılardanbazılan. 111 kadın fotoğrafçıdan, 3 Eylül - 9 Eylül tarihleri arasındaki sergide Kum- ral Kepkep, Leyla Alpas- lan, Mine Erakbaş, Mine Turkili, Nur Aral, Nazan Tuna, Nil Şişmanyazıcı Navaie, Nurcan Volkan, Leyla Kuşat, 10 Eylül - 16 Eylül tarihleri arasın- daki sergide Özden Afa- can, Özden Yurdatapan, Özge Özgüner, Pınar tlkiz, Özlem Yarkın, Serap Şahan, Özgül Ezgin, Serra Akcan, 17 Eylül - 23 Eylül tarihleri arasındaki ser- gide Sevi Sunaç, Sevil Üzrek, Silva Bingaz, Tülin Dizdaroğlu, Ufuk Teksoy, Uğur Günay, Üm- ran Davran, Yosun Denizeri, Zeynep Aktaş, Zeynep Targaç, Tutku Tokol, Şirin Küçüktak- bak yapıtlanyla yer alacak. (www. kadinlaricin.org) 'SaJdı' Antalya'dayarışıyor • Antalya Altın Portakal Film Festivali 'ndeki 1. Uluslararası Avrasya Film Yarışması 'nda Michael Haneke 'nin "Saklı" adlı fîlmi gösterilecek Kültür Servisi - Bu yıl Türkiye Si- nema ve Audiovisual Kültür Vakfı (TCRSAK) ile Antalya Kültür Sanat Vakfı (AKSAV) işbirliğiyle Başba- kanlık Tanıtma Fonu ve Kültür ve Tu- rizm Bakanlığı, Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle düzenlenen '42. Antalya Altın Portakal Film Festivali'ni uluslararası boyuta taşı- yacak olan '1. Uluslararası Avrasya Film Festivali'nde dünyaca ünlü yö- netmen Michael Haneke'nin 'Cac- he' (Saklı) filmi uluslararası yanş- malı bölümde gösterilecek. Bu filmiyle 2005 Cannes'da 'En lyi Yönetmen' ödülünü alan Micha- el Haneke'nin, öteki yapıtlanndan olu- şan bir toplu gösterim de yer alı- yor.Filmlennde seyircisini eğlendır- meyi değil sarsmayı amaçlayan Micha- el Haneke, onlann rahatım bozmaktan hiç kaçınmıyor. Londra'daki Orta Av- rupa Kültürü Festivali 'ndeki beş film- lik retrospektifini izleyen seyircilere , "huzursuz seyirler" dileyen yönet- men, filmlerinden söz ederken "ken- di kendine yabancılaşmak. duygu- sal buzlaşma, gerçeklik duygusunu yitiren gerçeklik" gıbı anlaşılması zor kavramlara başvuruyor. Haneke 2001 yılında Cannes'da 'Altın Palmiye' ödülünü kazanan ve Türkiye'de ilk göstenmi yine TÜRSAK Vakfı tara- findan düzenlenen Sınema Tarih Bu- luşması Film Festivali'nde yapılan 'Piyanist' filmi ile Türkiye'de de çok sevildi. ODAK NOKTASI AHMET CEMAL Lozan, Ayrupa ve Bugünkü Biz (2)Batı'ya Batılılığının özünü yeniden öğreten Mustafa Kemalin ölümünden hemen sonra, kırklı yıllarda, O'nun manevi mirasçısı olarak et- kinliğinı duyurmaya başlayan, Hasan Âli Yücel, Ismail Hakkı Tonguç, Sabahattin Eyuboğlu, Halikarnas Balıkçısı, Azra Erhat, Vedat Gün- yol, Nurullah Ataç, Orhan Burian... gıbı aydın- ların başı çektıği bıraydınlar kuşağı, bugün 'Türk Aydınlanması' diye adlandırdığımız olguyu ger- çekleştirir. Başta Köy Enstitüleri, Halkevleri ve Tercüme Bürosu olmak üzere, bugün yaşadığı- mız topraklara düşüncenin, sanatın ve bilimin tüm bereketini ve gücünü kazandırmayı öngören bu kuşak, eleştirel-bilimsel düşüncenin temelle- rini atma, insanı gerçek anlamda insan kılan de- ğerlerin özüne inme bağlamında, kısacası yön- tem açısından sapına kadar Batılı, ama asla Ba- tıcılığa özenmemiş bir kuşaktır. Bu yüzdendir ki andığım kuşak, 'oralı' değil, a- ma 'buAa//'olmaktanaslagocunmaz; 'buralı'olu- namadığı sürece her yerde ancak sığıntı gibi ka- lınabileceğinin bilincindedir; bu yüzden Batı kar- şısında hiçbir konuda 'eziklik' duymaz; hatta söz insan değerlerine ve hümanizme geldiğinde, bir YunusEmre'nin,birMevlana'nın,birPirSultan Abdal'ın bu topraklarda neleri Batı'dan çok ama çok önce, üstelik de en özümsenmiş haliyle, di- le getirmiş olduklarını kanıtlarıyla ortaya koyma- yı görev sayar. Mustafa Kemal Atatürk için çok yerinde kullanılmış olan: "Alafranga olamayacak kadar Batılı, alaturka olamayacak kadar da Türk'tü" nitelendirmesi, Türk düşünce tarihinin sahnesine onun ölümünden hemen sonra çıkmış olan bu aydınlar kuşağı için de bütünüyle geçer- lidir. özellikle Halikarnas Balıkçısı'nın, Sabahat- tin Eyuboğlu'nun ve Azra Erhat'ın çabaları bir bütün olarak masaya yatınldığında, Anadolu'nun ve Türk halkının kültürel kimliğini somutlaştırma- nın hep ağırlıklı hedef niteliğiyle belirginleştiği görülür. Bu aydınlar kuşağının 'yöresel' ile 'evren- sel' arasındaki sürekli gidiş-gelişleri, böyle bir somutlaştırmanın en etkin araçlarından biridir. Lozan'da Türkiye'nin gücü, yalnızca bir sava- şın galibi olmasından kaynaklanmamıştır. Anka- ra hükümeti, Lozan'a mutlak anlamda bağım- sızlık iradesinin ve buna uygun bir kimliğin taşı- yıcısı olan bir yeni devletin temsilcisi olarak git- tiği, gidebildiği içindir ki, Lozan Antlaşması'yla Milli Mücadele sırasındaki düşmanlanndan oluş- ma bir cepheye bütün isteklerini kabul ettirebil- miştir. Lozan, ancak bu çerçevede ele alındığı takdir- de anlaşılabilecek ve anlatılabilecek bir olgudur. Böyle bir Lozan ruhunun egemen olduğu Tür- kiye ile, kırklı yılların sonlarından başlayarak, bü- tün aydınlanma atılımlanndan ödün üzerine ödün vermeyi iç ve dış politikasının doğal tavrına dö- nüştüren bir Türkiye arasında hiçbir ilinti yoktur; tıpkı Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Türkiye Cumhu- riyeti' olarak çağdaş uygarlık düzeyine erişme hedefiyle, Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiy- le birlikte öngörülen 'Küçük Amerika olma' he- defi arasında da hiçbir ilintinin bulunmaması gi- bi... Lozan'da daha dünkü düşmanlarına bütün is- teklerini kabul ettiren Türkiye Cumhuriyeti ile, sonradan yabancı konsoloslukların önünde uza- yıp giden vize kuyruklarında, sanatçılarından vi- ze koşulu olarak tapu kaydı istenmesinde vb. hiçbir onur kırıcı yan bulmayan Türkiye Cumhu- riyeti, neredeyse birbirinden çok farklı iki devlet gibidir. Bunlardan birincisi, yani kendini Lozan'da tüm kimliğinin bilincinde olarak kanıtlamış olan Türkiye Cumhuriyeti, özentilerden ve taklitlerden uzak, kendini olmadığı yerlerde sanmayı değil, fakat olmaya değer yerlere varmak için, kendini yadsımaya kalkışmaksızın, içtenlikle çaba harca- mayı amaçlayan bir devlettir. Buna karşılık öte- kisi, yani onyıllardır 'başkası olma' yörüngesine oturtulmaya çalışılan devlet anlayışı ise, kimlik kartı istendiğinde çoğunlukla anlaşılmaz bir şey- ler gösteren, kendine yönelik yadsımalan, bağ- nazlıkları ve yanlış tarih anlayışı yüzünden nasıl bir kültürel kimlik taşıdığı konusunda kendi içer- sinde bile bir uzlaşıyı gerçekleştirememiş bir dev- let anlayışıdır. Yıllann akışı içersinde, bugün seksen ikinci yıl- dönümünü kutlamaya çalıştığımız Lozan'a aslın- da çok, ama çok uzak düştük! e-posta: ahmetcemal(S superonline.com acem20 a hotmail.com Marcia Gay Harden'dan yeni Sm • Kültür Servisi - 2001 yılında 'Pollock' isimli filmdeki performansıyla 'En lyi Yardımcı Kadm Oyuncu' Oscar'ını alan Marcia Gay Harden, Paul Weitz'in yöneteceği 'American Dreamz'de rol alacak. Senaryosunu Weitz'in kaleme aldığı filmde Harden'in yam sıra Hugh Grant, Richard Dreyfuss ve Mandy Moore var. Son olarak Richard Gere ile 'Hoax' adlı filmde oynayan Harden'ı önümüzdeki günlerde gösterime girecek olan 'American Gun' adlı filmde izleyeceğiz. Harden, 'Gizemli Nehir' filmindeki rolüyle de Oscar'a aday gösterilmişti. Kemal Başar'a resmi davet • Kültür Servisi - Avrupa'daki yeni oyunlann ortaya çıkanlması ve farklı ülkelerde sahnelenme olanaklannm araştınlması amauu taşıyan 'Janus Project' toplantısı, 8-14 Ağustos tarihleri arasında Finlandiya'mn Tampere kentinde yapılacak. Bu yıl 37'ncisi düzenJenen ve her yıl ortalama 400 gösterinin Tampere Uluslararası Tiyatro Festivali programı kapsamındaki toplantıya, Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı Kemal Başar da resmi davetli olarak katıhyor. 20 üüceden tiyatro adamının katılımıyla gerçekJeşecek olan toplantınm sponsoru Avrupa Topluluğu Kültür 2000 Programı. BUGUN • NÂZIM HtKMET KÜLTÜR MERKEZİ'nde 21.15'te 'Demiryolcular' adlı filmin gösterimi. (0 216 346 90 59) • ENKA AÇIKHAVA TİYATROSU'nda 21.15'te 'Closer' adlı fimıin gösterimi. (0 212 276 22 14)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog