Bugünden 1930'a 5,431,709 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 31 AĞUSTOS 2005 ÇARŞAMBA HABERLER .AKP'nin tüccar siyaset mantığından sİBemacılar da payına düşeni aldı, destek yasası kösteğe dönüştü Bir darbe desinemaya• Kültür ve Turizm Bakanlığı, SLnemaya Destek Yasasfnı, sinemacıyı "borçlandırma" yasasına dönüştürdü. Proje sahiplerine imzalattınlan sözleşme ile yasada öngörülen geri ödemesiz destek kaJdınlırken bakanlık, verilen desteği ipotek, banka teminatı getirme gibi ağır koşullara bağladı. AYŞE SAYIN ANKARA- Türk sinemasını destek- lemek amacıyla geçen yıl iktidar ve mu- halefet desteğiyle çıkanlan "Sinema Fümlerini DesteldemeYasastn na, AKP hükümetinin "tüccar sryaset" gölgesi düştü. Kültür ve Turizm Bakanlığı si- nema sektörüne "proje, yapım,yapım sonrasT adı altında yapılacak deste- ği, yasaya aykın hazırladığı sözleşme ile "borçlandırma" düzenlemesine dönüştürdü. Sınema Eseri Sahipleri Meslek Bırlıği (SESAM) Başkanı ve sinema yapımcısı Kadri Yurdatap, ba- kanlığı "usulsüz sözleşme" hazırla- tnakla suçladı. Eurimages temsüciside görevden alındı CHP Istanbul Milletvekili Berhan Şimşek, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Türk sinemasına bir başka darbeyi ise "Eurimages" olan "Yaraücı Sinematografik ve Görsel İşitsel Eserlerin Ortak Yapımı ve Dağıûmı fçin Avrupa Destek Fonu"nda Türkiye'yi 15 yıldır başanyla temsil eden Faruk Günaltay'ı görevden alarak vurduğunu söyledi. Faruk Günaltay'ın göreve başladığı günden görevden alındığı 2005'e kadar, yönetmeni ve ana yapımcısı Türk olan 56 başvurudan 50'sine destek karan çıkararak yüzde 90 oranında başan sağladığım kaydeden Şimşek, hiçbir Eurimages üyesi ülkenin bu başan grafiğini yakalayamadığını bildirdi. Şimşek, Günaltay'ın görevden alınmasından sonra Türkiye'den yapılan 4 destek başvurusunun geri döndüğüne işaret etti. Şimşek, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un bir soru önergesine verdiği yamtta, görevden almaya gerekçe olarak Günaltay'ın "geçki görevlendirilınesini" gösterdiğini ancak bunun gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Dönemin Kültür Bakam Namık Kemal Zeybek'in imzasım taşıyan 12 Şubat 1990 tarihli yazıda Günaltay'ın Eurimages'da Türkiye'yi temsilen görevlendirildiği, 30Eylül 1991 tarihinde bakanlığın ilgili daire başkanı Seyfettin Kuştimur'un Dışişleri Bakanlığı'na hitaben yazdığı yazıda da Günaltay'ın bu görevlendirmesinin "devjunh" olduğu ifade ediliyor. Türk sinemasının AB ülkelerinde olduğu gibi desteklenip, yabancı sine- ma tekellerine karşı rekabet edebilir ha- le getirilmesi amacıyla geçen yıl çıka- nlan "Sinema Fîlmlerinin Değerlendi- rilnıesi ve Suııflandıntması üe Destek- lenmesi Hakkındaki Yasa", Kültür ve Turizm Bakanlığı' nın yararlanmada getirdiği ağır koşullar nedeniyle yaşa- ma geçirilemedı. Sinema biletlerin- den alnıan rüsumun bakanlığa aktan- lan payından her türlü sinema faaliyet- lerüıin desteklenmesini öngören yasa, sektöre "proje, yapun ve yapun sonra- a" olmak üzere 3 kategoride destek ve- rilmesini hükme bağlıyor. Yasayla, proje desteği ve "yapun sonrası des- teği"nin "doğrudan ve geri ödemesiz" olacağı hükme bağlanırken, sadece yapım desteğiıün doğrudan ve geri ödemeli olabileceğine işaret ediliyor- du. Yasada geri ödemeyi yapacak kadar gelir elde edemeyen yapımlann kalan ödemelerinin ise "geri ödemesiz" ola- cağı ifade ediliyordu. 'Görevi kötüye kullanma' Ancak hazırlanan sözleşmede ya- saya aykın düzenlemeler yer aldı. Ha- KADROLAŞMA YARIŞI Avukatlar Ankara'da yürüyecek• Anıtkabir'e çıkacak olan avukatlar, kadrolaşmaya son verilmesini, altyapı eksikliklerinin giderilmesini ve yargılanma sürecinin hızlandınlmasını istiyor. Türkiye Barolar Birliği tarafından organize edilen yürüyüşü 62 ilin barosu destekliyor. tstanbul Haber Senisi - Türkiye'nin her tarafmdan gelecek on binlerce avukat, yeni adli yılın açılışmda Ankara'da yürüyecek. Anıtkabir'e çıkacak olan avukatlar "kadrolaşmaya son verilmesi, altyapı eksikliklerinin gjderilmesi ve yargılanma sürecinin hızlanduılması n na vurgu yapacak. Türkiye Barolar Bırlıği (TBB) tarafmdan organize edilen yürüyüş, 62 ilin barosu tarafından da destekleniyor. Türkiye'nin her tarafından avukatlar, baroların temin edeceği otobüslerle Ankara'ya gelecek. 6 Eylül'de saat 14.00'te buluşacak olan avukatlar Anıtkabir'e yürüyecek. Cüppeli olarak yapılacak yüriiyüşün sonunda avukatlar Atatürk mozolesine çelenk koyacak. Yüriiyüşten sonra avukatlar, Anatolia Gösteri Merkezi'nde düzenlenecek "Hedef, eksiksiz demokrasi, gerçek hukuk devleti, bağnnsız yargı ve bağımsız savunma" konulu panele katılacak. Yürüyüşte Türkiye'nin en kalabalık barosu olan îstanbul Barosu da yer alıyor. Avukatlann Ankara'ya gitmesi için 6 Eylül sabahı Istanbul'un çeşitli semtlerinden otobüsler kalkacak. Taksim, Bakırköy, Gaziosmanpaşa, Eyüp, Fatih, Küçükçekmece ve Büyükçekmece'deki otobüsler saat 07.00'de, Kadıköy, Kartal ve Csküdar'daki otobüsler ise saat 08.00'de hareket edecek. Istanbul Barosu'nun eylemleri Ankara yürüyüşüyle smırlı kalmayacak. Baro. eylül ayı boyunca kentteki tüm adliyelerde "alkışn eylem" karan aldı. 7 Eylül'den itibaren tüm adliyelerde avukatlar, saat 11.00'de duruşma salonlanrnn dışındaki yerlerde 1 dakikalık alkış eylemi gerçekleştirecek. Mınıbuse saldırı: 1 olu Diyarbakır'm Çermik ilçesinde bir yol- Sherek ilçesinden Çermik'e yoku götüren Yıbnaz Çiçekhdağ vönetimindeki 21 Al 781 plakah mini- büse, Çennik'in Ağaçhan köyü mevkiinde, Idmliği beluienemeyen kişilerce ateş edildi. Olayda yara- lanan 6 kişi, jandarma ekipleri ve yurttaşlarca hastaneye kaldınku. Sherek Devlet Hastanesi'nde te- davi altına abnan yarahlardan Zekiye Çakmak kurtanlamadL YetkUıler, olayın "müıibüs hatb anlaş- mazagT yüzünden işlenmiş olabileceğini ve soruşturmanın devam ettiğmi belirttiler. (Fotoğraf: AA) 'Cinayetin iistü örtülmesin' Hasan Iş 'in öldürülmesiyle ilgili soruşturmada Batman BelediyeBaşkanı Kalkan 'ın ifadesi alınırken İHD 'liler emniyet müdürünü istifaya çağırdı ARİFARSLAN 1 BATMAN - Batman'ın Beşiri il- çesinde yürütülen operasyonlann durdurulması istemiyle kent merke- zinde gerçekleştirilen gösteride 23 ya- Şindaki Hasan Iş'in öldürülmesiyle ilgili soruşturma sûrüyor. Soruştur- ma kapsamrnda DEHAP'lı Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan ın da ifadesi aluurken ÎHD'liler olay- da ihmali bulunduğu gerekçesiyle Batman Emniyet Müdürü Arif Ok- süz'ü istifaya çağırdılar. Hasan îş'in öldürüldüğü olaylar sırasında atılan kurşunlardan bazıla- n Belediye Başkam Kalkan'm ma- kam odasına da isabet etti. Emniyet Müdürlüğü ekipleri dün Kalkan'ın odasındaki kurşun izlerini tespit et- ti. Odanın camını delerek duvara saplanan mermi çekirdeğini çıkaran polisler olaylarla ilgili olarak Kal- kan'ın ifadesine başvurdu. Kentteki 24 demokratik kitle ör- gütünün temsilcileri de tHD Batman Şubesi'nde bir araya gelerek konuy- la ilgili açıklama yaptı. tHD Şube Başkanı SaadetBeoerikfi. Hasan İş'ın hedef gözetilerek öldûrüldüğünü id- dia etti. Olayın ardından Emniyet Müdürü Öksüz'ün "CMaybirdnayet- tir. Kesinlikle polisle bir alakası yok- tur. Kan davası sonucunda 6 saat ön- ce öldürülmüş ve olay potise yıkü- makistenmektedir" şekİnde açıkla- ma yaptığım anımsatan Becerikli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu yak- laşunı cinayetin üstünü örtmeye yö- nelikçabalar olarak algüamaktayız. Hasan tş'in saat 19.00 dvannda öl- dürüldüğü gerek Diyarbalar Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporlar- da, gerekse tanıklarca da doğrulan- maktadır. EmniyetMüdürü'nünböy- k talihsiz bir açıklamada bulunma- SL, bizde olayın kapaülarak bundan sonra da yaşanacak bu tür olaylann önünü açma çabası taşıdığı için kay- gı uyandırmaktaduf Sorumlulann cezalandırılması çagnsındabulunan Becerikli, Emniyet Müdürü Öksüz'ün de olayda ihmali bulunduğu gerek- çesiyle istifa etmesini istedi. Beşiri kırsalında öldürülen 7 PKKTinin Suriyeli KavvaKobani ve Abbas Enıani ile Ermenistan do- ğumlu Yusuf Aydoyan, Cennet Dir- Kk, Fuat Becene, Ali Ekber Kalsen, Rıdvan Karakuş olduğu belirlendi. zu-lanan sözleşmeye itiraz eden Sine- ma Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SE- SAM) Başkanı Kadri Yurdatap, ge- çen mayıs ayı sonunda Kültür ve Tu- rizm Bakam Atilla Koç'a bir mektup göndererek, sözleşmedekı ağır hü- kümlerin düzeltilmesinı istedi. Bakanlığın sözleşme ile proje sa- hiplerinden 24'ü zorunlu olmak üze- re ipotek, banka teminat mektubu, fa- iz geri ödemesi taahhüdü dahil 29 adet belge istediğini belirten Yurtadap, des- tek başvurusu olumlu bulunan toplam 49 filmin bu destekten yararlanması- nın olanaksız hale getirildiğine dikkat çekti. 'Borç sözleşmesine döndü' Yasa ve yönetmelikte bu desteğin bir "kredi ve borç verme sözleşmesi" ola- cağına dair en ufak bir kayıt olmadı- ğına dikkat çeken Yurdatap, sözleşme- nin bütün maddelerinin kredi ve borç verme sözleşmesi olarak düzenlendi- ğine işaret etti. Mekrubunda, sözleş- meyi düzenleyen kişilerin yasa ve yö- netmeliğin bazı kesin hükümlerini söz- leşmeye koymayarak "görevierinika- sıth olarak kötüye kullandığuu'' kay- deden Yurdatap, şu görüşlere yer ver- di: "Yönetmeliğüı 5. bö- lüm 17. maddesi sözleşme- ye de aynen \ azıurken sa- dece 5. paragraf aülmışür. Çünkü bu paragraf, sağ- lanan desteğin, öteki ya- pımcı tarafından yapım maliyeri karşılandıktan sonra elde edilen gjderler- den ödeneceğini ve yeterii gelir saglanamadığ] için ödenemeyen kısmın gerek- li başMiru sağlanması ha- linde bakannkça geri öde- mesiz sayüacağını beürt- mektedir. Yani bu durum- da, ödenemeyen kısun hi- be şektinedönüşecektir. Bu madde, sözleşmenin kredi ve borç verme usullerine göre yapılamayacağının kamüdır. Sözleşme>i ha- zıriayanlar, bu paragrafi neden görmezden geldik- lerini açıklamakzorunda- dniar. Bu, kasım yapılmış bir usulsüzlüktür." Yurdatap, yasada amme alacaklan hakkındaki 6183 sayılı yasamn sadece bir "sebep ohnadanödeme>«- pibnamasıveprojelerin ta- mamlanmaması halinde uygulanacağı" hükmüne karşın, sözleşmenintama- men 6183 sayılı yasaya göre hazırlandığına dik- kat çekti. Ancak bakanhkbumek- tuba rağmen sözleşmeyi düzeltme yoluna gitme- yince, CHP'nin sinema oyuncusu tstanbul Millet- vekili Berhan Şimşek ko- nuyu Meclis gündemine taşıdı. Şimdiye kadar söz- leşmenin düzeltilmesi umuduyla bu konuda açık- lama yapmadığım belir- ten Şimşek, bakanlığın ina- mlmaz bürokratik engel çıkarttığını söyledi. Şim- şek, "Destek vermemek için her türlü yol denen- miştir" dedi. Sözleşmeye konulan destekten yarar- lanmak için filmlerin 15 Aralık 2005 tarihine ka- dar bitirihnesi koşulunun konulduğuna işaret eden Şimşek, bir filmin tamam- lanmasnıınyaklaşık 1 yılı bulduğunu ifade etti. NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR oralcalislar@cumhuriyet.com.tr Hemen her gün, düğünlerde ve eğlencelerde ortaya çıkan birtakım erkek yurttaşımızın (yeni deyimle magandamızın) elindeki ve belindeki sılahlarla bazı insanlarımızın ölümü- ne neden olduğu haberterini okuyo- ruz. Bizler de yıllardır bunun anlam- sz air şey olduğunu yazıp çizip du- ruyoruz. Elinde, belinde silanlarla dolaşan yurttaşlarımız olan magan- üalar, acaba uyarıları duymuyor ve görmüyorlar mı? Bunun yol açtığı fe- lakctin farkında değiller mi? Bence görüyor ve biliyorlar. Buna rağnen kalabalık içinde eglence ol- sur diye neden hâlâ ateş etmeye üe\am ediyorlar? Bu nasıl bir ruh raldir ki, bunca felakete rağmen ba> magandamız eylemine devam edi/or? Bu konuda ciddi bir top- lürrsal, psikolojik araştırmaya ihti- ^çduyulduğu inancındayım. Ger- çeken birilerinin ölümüne neden oiacağını bile bile, bu erkekler ne- oersilah sıkmaya devam ediyorlar? Maganda Kurşunlannda Son Durum Silah sıkmanın erkeklikle bir bağ- lantısının olması olabilir mi? "At, av- rat, silah" bizim milli bir sloganımız değil mi? Atın yerini şimdi motorlu araçlar aldı, ancak silahın ve "av- rafın yerini başka bir şey henüz al- madı. Ikinci neden de, "Onlar silah sıkmasını bilmezler ama ben sıkma- sını bilirim, bu nedenle bir şey ol- maz" düşüncesi olabilir. • • • Maganda kurşunlarına gösterilen tepkinin son dönemde yükselmesi- nin olumlu bir gelişme olduğu inan- cındayım. Eğlenirken silah sıkmak âdeti çok eski ve ilkel bir âdet. Bu il- kel gelenek, iikel insanlar tarafından sürdürülüyor. Aslında eskiden de bu silahlar sıkılıyor ve insanlar ölüyordu. Basın kurumlan bu kadar yaygın ol- madığı, iletişim bu kadar gelişkin ol- madığı için çoğu haber bile olmuyor- du. Aynca bu ilkellik, kültürümüzün doğal bir parçası olarak kabul edil- diği için ölüm ve yaralanmalar, "iş zayiatı, kültür zayiatı" olarak kabul ediliyordu. Son dönemde bu konu- daki duyarlık arrtı. örneğin AKP'li milletvekillerinin Karadeniz'deki bir düğünde kameraların önünde so- rumsuzca silah sıkmaları, ciddi bir tepkiye neden oldu. • • • Silah sıkmanın kültürümüzdeki yerini sorgulamalıyız. Çağdaş bir er- keğin beline silah takmasının bir övünme vesilesi olmayacak kadar ilkel bir şey olduğunu çocuklanmıza anlatmalıyız. (Jnutmayalım, hâlâ oyuncak sanayisinin en önemli un- surlanndan birisi çocuklar için üreti- len çeşit çeşit oyuncak silahlardır. Buna karşı bir önlem ahnamaz mı? Oyuncak silah üretimi yasaklana- mazmı? Sizlerle bundan 155 yıl önceki bir Osmanlı belgesini paylaşmak istiyo- rum: "...dışanda yapılan düğün top- lantılarında kurşunlu tüfenkle ve piştov ile ateş etmek.. yasaklanmış- tır. Bu durumu, Harput Eyaleti Valisi Yusuf Izzet Paşa, idaresi altındaki bütün sancak ve kazalara 'ilan ve işaat (duyurma)' kılmaktadır. Yasak Malatya için de geçeriidir. 10 Hazi- ran 1850" (Kaynak: Adnan Işık, Malatya 1830-1919, Istanbul 1998) 155 yıldır aynı yerde mi sayıyo- ruz!.. • • • Kısa bir not: Akşam gazetesinde Oray Eğin, benim Ümit Özdağ'a verdiğim cevaptan yola çıkarak ga- zete içinde aleyhimde bir kampanya yürütüldüğünü ve bunun da başını Hikmet Çetinkaya'nın çektiğini yazmış. Ben Cumhuriyet gazetesin- de uzun yıllardan ben çalışıyorum. Bazı fikirlerim, gazetedeki bazı ya- zarlarla bazı alanlarda örtüşmüyor olabilir. Ancak Cumhuriyet gazete- sindeki bu farklılıklann bir zenginlik olduğunu düşünüyorum. Solun bu türden bir çeşitliliğe ve hoşgörüye ihtiyacı olduğu inancındayım. Arka- daşım Hikmet Çetinkaya bu konuda ne düşündüğünü 24 Ağustos tarihli Cumhuriyet gazetesindeki köşesin- de şöyle dile getirmişti: "...Baksanı- za, ulusalcılar, Atatürkçüler, eski ül- kücüler kol kola!.. Kemalistler onlan kaygıyla izliyoıi.. Boş verin yaşama- ya bakın!.. Neredeyse hangi konu- larda yazmamızı önerecek ülkücüler bizlere... Onun için Oral Çalışlar is- yan ediyor dünkü yazısında: 'Cum- huriyet'te kimin yazacağı konusu MHP genel başkan adayına mı kal- dı?'" Hikmet Çetinkaya'nın bu yazı- sı Oray Eğin'in gözünden kaçmış olmalı. GLOBALPOLİTİKÜLTÜR ERGİN YILDIZOĞLU Döniişüm Bitti, Çözülme Başladı Rivayete göre, "Dünyada büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Büyük Ortadoğu Projesi bunun bir parçası, önemli olan, Türkiye'nin bu sürece nasıl katkıda bulunacağıdır". 'Büyük dönüşüm' Gerçekten de, 25 yıl önce dünyanın ekonomik, siyasi, toplumsal yapısını dönüştürmeyi amaçla- yan bir proje uygulanmaya konmuştu. Daha son- ra "küreselleşme" adını alan bu projeye göre, uy- gariığı serbest pıyasa mekanizması şekillendire- cekti. Küresel serbest piyasa, kaynak dağılımını en iyi biçimde sağlayarak krizleri ortadan kaldıra- cak, ulus-devletler piyasa güçlerine teslim olduk- ça milliyetçilik, ırkçılık, şiddet gittikçe sönecek, demokrasi güçlenecek; ekonomik istikrar, refah, huzur dünyada egemen olacaktı. Yirmi beş yıl boyunca, "küreselleşmenin" kaçınıl- mazlığına ilişkin tezler, ekonomi, uluslararası ilişkiler yazınına egemen oldu. Ancak bir süredir, "Ya küre- selleşme çökerse", "küreselleşmeciliğin çöküşü" gibi konular ilgi çekiyor. Dün, "tek çare özelleştir- me" diyen Milton Friedman, bugün, yasal, kurum- sal yapının çok daha önemli olduğunu, iktisatçı Sa- muelson, serbest ticaretin her koşulda yararlı olma- dığını savunuyor. Ulus-devletin sönmekte olduğunu savunan da (kimi şizofreniklerin dışında) kalmadı. Çünkü 25 yıl önce başlayan "büyük dönüşüm projesi" artık tükendi. Bu tükenişi yazılanmızda 1990'ların ortasından bu yana her hafta izledik. Asya krizinin, borsa krizlerinin, 2001 'dekı depres- yon tehlikesinin, 11 Eylül'ün ardından, imparator- luk refleksinin, nihayet BOP'nin ekonomi politiği- nin dinamiklerini tartıştık. Çözülme^ Çözülme, işte bu "büyük dönüşüm" projesinin arkasından gelen, ne kadar uzun süreceği ve ne- ye yol açacağı belirsiz bir geçiş süreci. Bu, bir kri- zi yönetme modelinin (serbest piyasa projesi-IMR Dünya Bankası programlan) tükenmesiyle bir ye- nisi arasında kalan dönem. Şimdi, "büyük dönüşüm" projesinde öne çıkan yasalar ve kurumlar çözülüyorlar. örneğin, tero- rizmle mücadele bağlamında, başta gelişmiş ülke- lerde, demokratik haklara, insan haklarına yönelik küresel bir saldın, işkencenin olağanlaştırılması söz konusu. Ikincisi, bir taraftan devletlerin şiddet ay- gıtları güçlendirilirken milliyetçilik, etnik, dinsel ça- tışmalar, savaşlar, işgal, talan, sömürgecilik ulusla- rarası coğrafyanın sıradan bileşenleri arasına girdi. Dahası, uluslararası işbırliği eğilimi, yerini büyük güçler rekabetine, yeni ittifak arayışlarına bırakma- ya başladı. ABD ve Avrupa arasındaki çelişkiler de- rınleşmeye devam ediyor. Rusya ve Çin, ortak "sa- vaş oyunlan", boru hattı projeleri vb. ile yakınlaşma mekanizmaları geliştirirken ABD de Hindistan'la yakınlaşmaya çalışıyor. Amerika ve Ingiltere'nin ya- nı sıra Japonya'da, Çin'de milliyetçilik, militarizm eğilimlerı güçleniyor. Bu eğılimler Avrupa Birliği'nde de kendini gösteriyor. Tüm Latin Amerika'da küre- selleşme karşıtı hükümetler iktidarda. Afrika, dünya ekonomisinin radannda görünmüyor bile... Dünyada bir enerji krizi, mali kriz tehlikesi yeni- den gündemde. Artık serbest piyasa değil, ekono- mik milliyetçilik, korumacılık güçleniyor. Tüm bun- lar yetmezmiş gibi, bir de ekolojik kriz, AIDS salgını gibi felaket senaryoları var dünyanın gündeminde. Bu sırada, 1990'lann uluslararası işbirliği iklimi- nin, Kyoto Protokolü, Uluslararası Ceza Mahke- mesi, Balistik Füzeler Anlaşması, Nükleer Silahlar Deneme Yasağı, nihayet Birleşmiş Milletler gibi yasal, kurumsal zemini hızla çözülüyor. ABD'nin yeni Birleşmiş Milletler temsilcisi John Bolton'un, önümüzdeki ay yapılacak BM liderier zirvesinin 30 sayfalık ortak karar taslağı belgesine ilişkin ileri sürdüğü 750 değışiklik önerisi, BM re- formu çabalarını bir çökme noktasına getirerek BM'nin geleceğini tehlikeye attı. Geçmişte "Bir- leşmiş Milletler diye bir şey yoktur, tek süper gü- cün lidehiğinde hareket edecek bir uluslararası topluluk vardır" diyen Bolton, taslaktan "doğaya saygı", "şirketlehn sorumluluğu", "silahsızlan- ma", "sömürgeci işgal altındaki halkların kendi kaderini tayin hakkı", "AIDS ilaçlannın ucuzlatıl- ması" gibi ifadelerin çıkanlmasını istiyor. Bu kısa özet bile gösteriyor ki karşımızda "bü- yük bir dönüşüm" yok; aksine, bir çözülme var. BOP bu çözülmenin parçası. Ne AB'nin, bölge ül- kelerinin ne de dünyanın gözünde meşruiyet ka- zanmış; Irak'taki direnişin ve anayasa sürecinin gösterdiği gibi, çıkmaza girmiş bir proje bu. Üste- lik, Bush yönetiminde bir eğilimin, bu çıkmazdan, Irak'ı bir iç savaşa sürükleyerek, çatışmaları, Kürtleri de kullanarak, Iran, Suriye gibi bölge ül- kelerini de kapsayacak biçimde genişleterek çık- mayı planladıgını düşündüren gelişmeler de var. Türkiye'yi yönetenler, buna katkıda bulunmak ye- rine, ülkeyi bu çözülmeden, bölgede oluşan kaostan korumanın yollannı arasalar daha doğru olmaz mı? ergin.yildizoglu >! gmail.com DTH'DEN ERDOĞAN'A ÇAĞRI: Demokratikrefleksi şiddeûe bastırmayın ANKARA(Cumhuri- yet Bürosu) - Demokra- tik Toplum Hareketi (DTH) Koordinasyon Kurulu; Batman, Seferi- hisar, Maçka ve Cunda'da yaşanan gelişmeler üze- rine. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan a ve îçiş- leri Bakam Abdulkadir Aksu'ya, yaşanan ınsan hakve özgürlüklerini gü- venceleyen, toplumun de- mokratik refleksini şiddet yöntemiyle bastırmayan bir tutum almalan konu- sunda duyarlılık çağn- sında bulundu. DTH Koordinasyon Kurulu tarafından yapı- lan açıklamada, Erdo- ğan'ın, Kürt sorununun çözümüne yönelik açık- lamaları ve ardından PKK'nin bir ayhk eylem- sizlik kararı almasının Türkiye'de iç barışın sağ- lanması yönünde büyük bir heyecan ve umut ya- rattığı kaydedildi. Açık- lamada şunlar kaydedil- di: "BaşbakanErdoğşuı'ı, hükünıetiAKP'> \iv«özel- likle İçişleri Bakam Ab- dulkadir Aksu'yu yaşa- nan son gelişmeleri de dikkate alarakinsan hak ve özgürlüklerini güven- eeleyen, toplumun de- mokratik refleksini şid- det yöntemiyie basürma- yan bir tutum almalan konusunda duyaıiüığa da\et edivoruz."
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog