Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

31 AĞUSTOS 2005 ÇARŞAMBA CUMHURİYET TJ İX t 9 WI t IVII ekonomi@cumhuriyet.com.tr Financial Times: Modaya yetişmek isteyen İngiliz giyim şirketleri yatınmlannı kaydınyor Tekstilderota Türkiye• Perakendeci milyarder Philip Green, FT'ye verdiği demeçte, aralık ayından bu yana Çin'den kopmaya ve pazara daha yakın olan Türkiye ve Doğu Avrupa'yla çalışmaya başladıklannı kaydetti. Green, Çin'in, pazann ihtiyaçlanna yeterince hızlı cevap veremediğini jfade etti. LONDRA (ANKA) - Financıal Times (FT), modanın hızına yetişmek isteyen İngiliz giyim şirketlerinin Çin'den Türkiye"ye doğru kaymaya başladıklannı ifade etti. FT dünyada moda alanında oldukça hızlı bir biçimde yaşanan yeniliklere aynı hızda cevap vermek isteyen ingiliz giyim şirketlerinin, yatınmlannı Çin'den Türkiye'ye, Hindistan'dan Doğu Avrupa'ya kaydırmaya başlamasına neden olduğunu belirtti. Perakendeci milyarder Philip Green, gazeteye yaptığı açıklamada, aralık ayından bu yana Çin'den kopmaya başladıklannı ve pazara daha yakın olan Türkiye ve Doğu A\Tupa'yla çalışmaya başladıklannı kaydetti. Çinde kalitenin çok yüksek, fiyatlann da çok düşük olduğunu söyleyen Green, ancak Çin'in, pazann ihtiyaçlanna yeterince hızlı cevap veremediğini ifade etti. AT Kearney şirketine göre de fiyatlar söz konusu olduğunda Çin tartışmasız lider. Şirkete göre bir bluzun maliyeti Çin'de 6.50 sterlinken aynı bluz Doğu Avrupa'da 7 sterline, Türkiye'de 8 sterline ve Ingiltere'de 10 sterline mal oluyor. Ancak taleplere hızlı yanıt vermek söz konusu olduğunda liderlik Türkiye'ye geçiyor. Bir sipariş, Çin'den denizyolu ile 22 günde Ingiltere'ye ulaşırken siparişin Türkiyeden gehnesi haünde bu süre 5 güne kadar düşüyor. FT, taleplerine hızla yanıt almanın yanı sıra perakendecilerin Avrupa'ya daha yakın olmak istedikleri için de Türkiye'ye kaydıklannı belirtti. New Look şirketinin Uluslararası Pazarlama Müdürü Cari McPhall da Türkiye ve Doğu Avrupa'nın kaynak olarak kullamlmasının ticari çıkarlanna uygun olduğunu söyledi. OLUMSUZ SONUÇLAR TARTIŞILIRKEN YENÎ OLANAKLAR ARAŞTIRILIYOR Çînlflerden işbirliği önerîsi var Ekonomi Servisi - tstanbul Tekstıl ve Hammaddelen Ih- racatçılan Bırlığı (ITHIB) Başkanı tsmail Güüe Çin-Tür- kiye ışbırlığinın aslında "filile tavşanınişbiriiğine'" benzetıle- bileceğini ifade ederek, "Bu işbirliğini hayata geçirmek as- lında zor. Ama kesin olan bir şey var, Türkiye'den Çin'e bir rakip olarak değil de ülke ola- rak baküğınızda bir cazibesi söz konusu. Bu cazibeti yönü- nü kullanan Türkfirnıalanda mevcut" dıye konuştu. Gülle, AA'ya verdiği de- meçte, Çinli yetkilıler ve he- yetlerle özellikle kota olayın- dan sonra işbirliği olanaklan üzerine daha sık görüştükle- nni anlatarak, şunlan ŞAHİN: ORTAKLIKTAN KAÇIŞ YOK Şahinler Holding Yönetim Kurulu Başkam Kemal Şahin, geniş bir tedarik organizasyonu kurduklan Çin'den hammadde alıp fabrikalannda ürettiklerini veya başkalanna sattıklannı, Türkiye'de üretemedikleri ürünleri alıp Karstadt gibi Avrupa'nın büyük mağazalanna pazarladıklanru söyledi. Çin'in yanı sıra Özbekistan, Bangladeş, Hindistan ve Mısır'da gelecekte fabrika kurmayı düşündüklerini belirten Şahin, şöyle devam etti: "Kota konusundan sonra Çin'de biraz daha frene basmak lazım. Çin'in Avrupa'ya rahat mal satması biraz zortaşü. Türkiye ve tekstil sektörû için bu büyük bir avantaj. Yine de şunu unutmamak lazım; Çin bütün gücüyle geliyor. Türldye'yi güçlü tutabilmek için Çin gibi daha rekabetçi ülkelerle işbüüği yapmak zorundayız, Çin ile işbüüğinden kaçış yok. Kaçarsak daha çok kaybederiz." kaydetti: "Global dünyada or- taklıklar ve işbirükleri yapma- dığınız sürece, korktuğunuz ve çekindiğiniz sürece hiçbir şey yapamazsınız. Görüşmeleri- mizde ÇinlOerin de burada bir yannm yapıp deger yaratarak Avrupa'ya mal satmasının söz konusu ohıp olmayacağını ko- nuşuyoruz. Çinliler bize işbir- liği yapahm, burada şirketier oluşturakm. Siz gelin Çin ve Çin'in etranndakiülkelere mal saün. Biz de Türkiye'ye getip Türkiye'nin lojistiğhu kuDana- rak Avrupa'ya mal satahm yö- nünde önerflerde bulunuyor- lar. Görüşmelerdeki zemin ve senaryo bunun üzerine kurulu. Bu iş bir denge meselesi Bu denge kurulursa neden olma- sm?" Ismail Gülle, Çin ile Türki- ye arasındaki ticaret hacminin bire beş oranında Türkiye aleyhine olduğuna dikkat çe- kerek, "Ancak işbirlikleriyle ohışan yapryla Çin'e olan tka- retimiz ve ihracanmızı artOra- bffiriz" dedi. APS Tekstil Yö- netim Kurulu Başkanı Osman Benzeş de dünyanın her tarafı- nın alternatif bir pazar olduğu- nu, Çin'in de bu kapsamda de- ğerlendirihnesi gerektiğini vurguladı. Perakende devleri geliyor Ekonomi Servisi - Dün- ya devlerinin başkanlan Perakende Günleri 2005 kapsamında yer alan 5. Uluslararası Istanbul Pe- rakende Konferansı'na katılmak üzere Türki- ye'ye gelecekler. Soysal Danışmanlık tarafından, 23-24 Kasım 2005 tarih- leri arasında gerçekleştiri- lecek konferansa katıla- caklar arasında, Versace imparatorluğunun tepe- sinde bulunan Versace Yönetim Kurulu Başkam Dr. Santo Versace, Arc- hetype Discoveries Worl- wide'ın kurucusu Dr. Çlotaire Rapaille, Metro Group Furure Store Proje Başkanı Dr. Gerd Wolf- ram, IKEA Dünya Başka- nı Hans Skalin bulunuyor. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçek- leştirilecek olan Peraken- de Günleri, 5. Uluslarara- sı Istanbul Perakende Konferansı, Istanbul Pe- rakende Fuan 2005 ve 2005 Perakende Güneşi ödüllerinden oluşuyor. Seramik sektörii buluşuyor Ekonomi Servisi - Se- ramik ve cam sektörii. Seramiktek 2005'te bu- luşuyor. ASDF Fuarcılık tarafından Türk Seramik Derneği'nin desteğiyle düzenlenen Türkiye'de kendi alanında tek orga- nizasyon olan Seramik- tek 2005 5. Uluslararası Seramik, Cam ve Tekno- lojileri Fuan, yann. Is- tanbul Dünya Ticaret Merkezi-Yeşilköy'de açı- lıyor. Yeni teknolojilerin ve ürünlerin sergilenece- ği Seramiktek 2005, Av- rupa'daki üç büyük fuar- dan biri olma özelliğini taşıyor. Seramiktek 2005, 1 Eylül saat 11.00'de, Türk Seramik Federasyonu Yönetim Kurulu Başka- nı Adnan Polafın yapa- cağı resmi açılışın ardın- dan kapılanm açacak. Ucuz Çin ürünleri, üretimde Avrupa ikincisi olan sektörün tahtını sallamaya başladı Ayakkabı alarmveriyor• Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği Başkanı Ali Murat Kızıltaş, küçük işletmecilerden oluşan yaklaşık 400 bin kişinin istihdam edildiği ayakkabı sektörünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını söyledi. ÖZGÜLÖZYOL ALPERYAKUT Türkiye Ayakkabı Sanayici- leri Derneği (ASD) Başkanı AB Murat Kızıltaş. ucuz, kali- tesiz Çin mallan nedeniyle kü- çük işletmecilerden oluşan yaklaşık 400 bin kişinin istih- dam edildiği Türk ayakkabı sektörünün yok olma tehlike- siyle karşı karşıya kaldığını be- lirterek "Sektör üretim ve ihra- catta yüzde 70'e varan oranlar- da küçüldü" dedı. Kızıltaş, Çin mallannın Türk ayakkabı sektörii üretimini durma noktasına getirdiği uya- nsında bulundu. Sektörle ılgili sorulanmızı yanıtlayan Ali Murat Kızıltaş, ayakkabı üretim kapasitesi açı- sından Avrupa'da Italya'dan sonra 2. sırada yer alan Türki- ye'nin sektördeki öncü konu- munu kaybetme aşamasına geldiğini anlattı. Kızıltaş, "Sektör, büyük oranda gele- Çin maOanna uygulanan kota 1 Ocak 2005te kaldırüdı. ancak uygulama, sektörde sorun yarato. neksel üretim yapmasına kar- şm İspanya ve Portekiz gibi bü- yük ayakkabı üreticisi ülkeler- İerekabetedebilecek dunımda. Yılda 500 mityon çift ayakkabı üreten sektör, piyasalarda Çin etkisinin artmaya başladığı 2003 yılında 215 nülyon çift ayakkabı üretirken 2004 yıhn- da ise bu rakam 175 mihon çif- te kadar düştü. Sektör üretim ve ihracatta yüzde 70'e varan oranlarda küçüldü" dedi. Kızıltaş, 2005 yılının ilk dört aymda Çin'den yapılan ayak- kabı ithalatının çift başına yüz- de 700 artış sağlamasmın Çin'in piyasalara hâkimiyeti- nin göstergesi olduğunu belirt- ti. Çin üretimı ayakkabılann yerel ürün fiyatlanndan yüzde 28 daha ucuz olarak piyasaya gırdığinın altını çizen Kızıltaş, şöyle devam etti: "Bu durum, yerel piyasalar- da üretimin sürekli azalmasına ve sağlıklı üretimin, yerini, it- haL, düşük katiteti, insan sağfa- ğmı hiçe sayan ucuz ürünlere bu-akmasına neden ohıyor. Üre- tici konumdaki pek çok ayak- kabı firnıası da arük ucuz Çin mallan ithal etmeye başlach. Pi- yasa dengesini sağlamak ama- cıyla Çin mallanna uygulanan köta 1 Ocak 2005'te kaldınldı, ancakuygulama,ayakkabısek- töründe denge değil sorun ya- ratü. Bu durum sadece ayak- kabı sektörünü değil, tekstüden oyuncaksanayisine dekpekçok sektörii olumsuz etkürvor." ÜRETİMDE ÇİN LİOER I ünyada yıllık % ayakkabı üretimi 12 milyar 500 milyon çift. Çin'in yıllık ayakkabı üretimi ise 6 milyar 500 milyon çift. Dünya ayakkabı sektöründe Çin, __ J^ _ yüzde 50'nin üzerindeki payıyla en büyük üretici ve ihracatçı konumunda. 2004 yılunn ilk yansında Türkiye, Çin'den 2 milyar 947 milyon dolarlık ithalat yapmışken, Çın'e yapmış olduğu ihracat oram 265 milyon dolar. Ticaret açığı ise 2.7 milyar dolar. ASD'nin de içinde yer aldı- ğı Avrupa Ayakkabı Sanayii Konfederasyonu'nun (ÇEÇ), Avrupa Birliği (AB) Komisyo- nu'na, Çin, Hindistan ve Viet- nam gibi ülkelerden yapılan it- halatlar için önlemler alınması yönünde şikâyette bulundukla- nnı belirten Kızıltaş, "Italya, Ispanya ve Portekiz gibi ayak- kabıüretiminde Bder sayılan ül- kekrbile Çin'in etkisiyie her yıl pazarlaruun yüzde 20'sini kay- bedrvorT> dedi. KASANIZA ıl BEREKET EKOPOLflİK ERİNÇ YELDAN Neoliberal Küreselleşme ve Küresel Gelirin Dağılımı Değerli okurtarım, Kuzey Ege'nin serin sulannda geçen bir yaz tatilinin ardından gene beraberiz. Biz- ler tatilde iken Dünya Bankası araştırmacılannın ça- lışmalannın yer aldığı World Bank Economic Review dergisinin son sayısında Branko Milanovic imzalı bir değertendirmeyayımlandı. (i) Küreselleşmenin azge- lişmiş ülkelerdeki kişisel gelir dağılımı ile ilişkisini eko- nometrik yöntemlerle irdeleyen bu çalışmanın sonuç- lannı bu köşede sizlerle paylaşmak arzusundayım. Söz konusu çalışmayı, özellikle uluslararası iktisat ve kalkınma iktisadı konulannda araştırmalar yapan genç meslektaşlara da hararetle öneriyorum. Milanovic, sözü geçen makalesinde öncelikle bu- güne değin küresel ölçekte gelir dağıhmındaki eğilim- leri incelemiş olan çalışmaların sonuçlarını özetle- mekte; ardından da kendi geliştirdiği ekonometrik bir model yardımıyla neoliberal küreselleşme kıskacına sokulan azgelişmiş ülkelerdeki kişisel gelir dağılımı- nın seyrini irdelemektedir. Makalede geçmiş araştır- maların bulguları iki ana gruba ayrılmaktadır. Bir yan- da Harvard Üniversitesi'nden Robert Barro, Birleş- miş Milletler Üniversitesi'nden Andrea Comia gibi ik- tisatçılann başını çektiği grupta, küreselleşmenin yok- sul ülkelerdeki gelir dağılımını olumsuz olarak etkile- diği ve bu ülkelerde yoksullann reel gelirierinde de ge- rilemeye yol açtığı vurgulanmaktadır. öte yanda ne- oliberal iktisatçılar arasında yer alan David Dollar ve Aart Kray ise küreselleşme ile gelir dağılımı arasın- da ıstatıstıksel teknikler ile desteklenebilecek herhan- gi bir ilişkinin olmadığı sonucuna ulaşmışlardır. Her iki grup çalışmada da küreselleşme, "dış ticaretin payı- nın milli gelir içinde artması" olarak yorumlanmakta- dır. Dolayısıyla Milanovic'in bize ulaştırdığı literatürta- ramasının ana bulgusu çarpıcıdır: İktisat yazınında küreselleşmenin, küresel düzeyde gelir dağılımında iyileştirmeye yol açtığı şeklinde bir bulguya henüz ulaşılamamıştır. Küreselleşme ve gelir dağılımı ilişki- sini inceleyen neoliberal kökenli iktisatçılar dahi, en iyi şartlar altında bile, bu iki değişken arasında hiçbir ilişkinin bulunamayacağını savunur durumda kalmak- tadır. Buna karşın, birçok çalışmanın bulgulannda kü- reselleşmenin yoksullar üzerindeki etkileri olumsuz- dur. • • • Milanovic'in kendi araştırmasının bulgularına göre ise (dış ticaretin milli gelir içindeki payı olarak değer- lendirilen) küreselleşmenin gelir dağılımına etkileri, ül- kelerin gelişmişlik düzeyine göre farklılık göstermek- tedir. Azgelişmiş ülkelerde bu ilişki olumsuzdur. Yani, küreselleşme oranı arttıkça azgelişmiş ülkelerin yok- sullan daha da yoksullaşmakta, zengin ve fakir ara- sındaki uçurum daha da derinleşmektedir. öte yan- dan bugünün sanayileşmiş gelir düzeyi yüksek olan ülkelerinde, küreselleşme ile gelir dağılımı arasında olumlu bir ilişki gözlenmektedir. Dolayısıyla, neolibe- ral küreselleşme projesinin küresel gelir dağılımı üze- rine etkileri azgelişmiş ülkelerde olumsuz, gelişmiş ül- kelerde ise olumludur. Milanovic'in bulgularına göre iki ülke grubu arasındaki söz konusu farklılaşma 8000 dolar düzeyi civarında gerçekleşmektedir. özet olarak, Milanovic'in çalışması neoliberal kü- reselleşme projesinin azgelişmiş ülkelerde yoksulla- n daha yoksul kılarken, gelişmiş ülkelerde de zengin- liği arttıran bir süreç içerdiğini vurgulamakta; dolayı- sıyla kapitalizmin temel eşitsizlik yasasının küresel düzeyde nasıl işlemekte olduğunu ampirik olarak göz- ler önüne sermektedir. (i) Branko Milanovic (2005) "Can We Discem the Effect of Globalization on Income Distribution?" VVorid Bank Economic Review, cilt 19, no 1, sf.21 -44. Rekabet, bHgisayam ucudattı • NEW YORK (AA) - Başlıca bılgısayar fırmalan arasındaki amansız rekabet, masaüstü bilgisayar fiyatlannda büyük düşüşlere yol açarken, en son geliştırilen ve tüm özelliklere sahip bilgisayarlann fıyatı ABD'de 300 dolara kadar düştü. Önemli bilgisayar üreticilerinden Dell, fiyatlannı 299 dolara kadar çekerken, piyasaya sürdüğü nispeten daha pahalı bilgisayarlarla tanrnan Apple'ın bile fiyatlan 500 dolara kadar düşürdüğü ifade ediliyor. Izlediği rekabet stratejisinin Dell için sadece bu yılın ikinci çeyreğinde sebep olduğu gelir kaybının 300 milyon dolan bulduğu belirtilirken, buna rağmen bilgisayar üreticilerinin pazar paylanm arttırmak amacıyla fıyat düşürmeye devam edecekleri kaydediliyor. İLGİ TOPLUMUNA DOĞRU / ÖZLEM YÜZAK Dosyanın başlığı: Hindistan'ı yeniden ya- ratmak. NewScientist dergisine bundan birkaç ay önce kapak olan dosya, bir ülkenin bil- gi toplumu olma yolunda hızla attığı adım- ları ve bunu ekonomisi ile başarılı bir şe- kilde bütünleştirmek için izlediği yollan anlatıyor. Saptanan ulusal politika doğ- rultusunda belirlenen öncelikler, bilimi ve endüstriyi bir araya getirerek ülkenin re- fahını arttırmak için oluşturulan konseyler, üniversitelerin kalitesini arttırmak için so- mut arayışlar... Oralarda, çok uzaklarda, Hindistan halkı için yeni bir düşünce biçi- mi geliştiriliyor, taşlar sabırla döşenerek. Şüphesiz daha kat edecekleri çok yol var. Yoksulluk, gelir dağılımındaki eşitsizlik hâ- lâ dizboyu. Ancak her şey planlı ve emin adımlarla ilerleniyor... Okudukça içim darahyor. 'Değişen für- /öye"sloganı ile kendi ülkemdeyapılmak is- tenenler ve bugün gelinen nokta çörekleni- yor iç huzursuzluğumun orta yerine. Evet, benim ülkemde de insanlann düşünce ya- pılan değiştirilmeye çalışılıyor. Kaçak Kuran Bir Ulkeyi Yeniden Yaratmak... Ama nasıl? kursları ile, aşılanan Atatürk düşmanlığı ile... TÜBlTAK'a, Devlet Tiyatrolan'na mü- dahale edilerek bilimsel düşüncenin, sa- natsal gelişimin içine gericilik tohumlan eki- liyor. Parasız devlet üniversiteleri eritilerek iahiş ücretli' vakıf üniversiteleri güçlendi- riliyor. Üstelik eğitimin kali- tesiniyükseltmekadına hiç- bir şey yapılmadan, Kâbu- sa dönen, üstelik eşitsizliği daha da besleyen sınav sis- temlerine dokunulmuyor. Yeni genç işsizler, yeni umutsuzlar orduları yaratı- larak... Hindistan'da devlet tara- fından oluşturulan Ulusal Kimya laboratuvan bünyesindeki Iş Geliş- tirme Grubu, yeni fikirierin üretilmesi için mükemmel bir ortam. Üstelik kurulan bir mekanizma sayesinde bilim insanlarının, geliştird^kleri düşüncelerinin patentlerini hızla alarak bu alanda küresel rekabette öne geçmeleri sağlanıyor. Yeni Milenyum Hindistan Teknoloji Liderliği Inisyatifi, hükü- metin en önemli uygulamalanndan biri. Bu oluşum sayesinde üniversitelerin, kamu la- boratuvariarının ve özel sektör firmalannın ortak projelerine deva- sa paralar akıtılıyor. Şüphesiz pek çok ülke gibi Hindistan ve Türkiye'de de işsizlik önemli bir sorun. Bü- yüyen ancak istihdam yaratmayan bir ekono- mi üzerine kurulu Tür- kiye'de hükümetin iş- sizliğe memem olarak sunduğu öneri paketi "KOBl'lerin yeni işe alacaklan 'beyaz yakalı' personel başına puan toplayarak sıfır faizli kredi almalan". Bu kapsamda 100 trilyon liranın Vakıfbank'a şimdiden yatırıldığı belirtiliyor ve 50 bin iş- size istihdam sağlanacağı öngörülüyor. Hindistan'a geri dönelim ve bilişim en- düstrisinin Hindistan ekonomisine katkısına şöyle bir göz atalım. 1999 yılında GSYH'ye katkısı yüzde 1.3 iken geçen yıl yüzde 3'e yükseldi. Tabii bu durum hükümetin aldığı diğer karariara da etkili oldu. "Ben ilaç sa- nayimigeliştireceğim"karan Hindistan'ı kı- sa sürede biyotek ve jenerik ilaçlarda dün- ya devleri ile yanşır hale getirdi. Türkiye'deki "istihdamı bile şirketlere pa- ra teklifederekarttırma" mantığı ile Hindıs- tan'daki "bilimle sanayiyi harmanlayarak" hem küresel rekabette öne geçme hem de yeni iş alanlan yaratma mantığını kıyasla- mak mümkün mü? Hindistan'da bilgi toplumu devrimi ya- şanırken 2005 yılının Türkiye'sinde gence- cik üniversite öğrencileri düğünlerde ha- vaya sıkılan kurşunlarla yaşamlannı kay- bediyortar... Bundan 82 yıl önce tüm dün- yaya parmak ısırtacak şekilde gerçek devrimlere imza atabilmiş bir ulusun bu- gün içinde bulunduğu durum, ne yazık ki şuyukarıdaki tablo... FİSKOBİRLİK: Uretici rahat olsun AHMETŞEFİK TRABZON - FlSKOBÎRLÎK Genel Müdür Vekili Nihat Yümaz, piyasalar- da fındık üreticisini paniğe sevk edecek aldatmacalar olduğunu belirterek üreti- cinin bu kandırmacalara kulak asma- ması gerektiğini söyledi. Yılmaz, FlSKOBlRLlK'in son dere- ce güçlü bir şekilde üreticisinin arkasın- da durduğunu, taban fiyat garantisiyle ekim aymdan itibaren fiyattaki yüksel- meye bağlı olarak artış yapacaklanm açıkladı. Fındığım muhafaza edemeyen üreticinin emanete fındık verebileceği- ni bildiren Yılmaz, "Dünyadaki nndık ahcılan şu anda aşagı yııkan sıfîr stokse- viyesinde sezona girdL Bu ilkkez oluyor. Fındığm en önemli alternatifı bademde ise büyük bir rekolte düşüklüğü söz ko- nusu" dedi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog