Bugünden 1930'a 5,439,641 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 25 AĞUSTOS 2005 PERŞEMBE HABERLER Cumhurbaşkanı, Başbakan'ın kullandığı 'demokratik cumhuriyet' sözünü eleştirdi Sezer,Erdoğan'ı uyardıANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Se- zer" in, terör konusunun masaya yatı- nldıgı önceki günkü Milli Güvenlik ICurulu (MGK) toplantısında Başba- kan RecepTayyip Erdoğan' ı Diyarba- k u "da kullandığı -demokratik cumhu- riyet" sözü nedeniyle eleştirdiği öğ- reıuldi. Sezer bunun yanlış anlaşıla- bileceğinı belirterek "Bu sözü terör örgütüfideriÖcalan da kuflanıyor* de- di. Erdoğan ise Sezer'e "Anayasanın 2. madddesi de Türtdye Cumhuriye- ti'ni böyle tanımhyor" yanıtını ver- di. Bunun üzerıne Sezer de Erdoğan'a hükümetlerin anayasal sorumluluğu- nu anımsattı. Önceki gün yapılan MGK toplan- tısının ana gündemi terör oldu. Top- lantıda, terör tüm boyutlanyla ele alı- nırken, PKK'ye destek sağlayan ülke- ler de değerlendınldi. PKK'nın. "şid- deti siyasallaşmanın unsuru olarak gördüğü" saptamasının ortaya kondu- • Cumhurbaşkanı Sezer, Erdoğan'ın Diyarbakır konuşmasında değindiği "demokratik cumhuriyet" sözünü eleştirerek 'Bu sözü terör örgütü lideri Öcalan da kullanıyor' dedi. Erdoğan ise, k o kişinin bu sözü kullanması, bizim de kullanmamıza engel değil' yanıtını verdi. 5%-V W ğu toplantıda, bu ko- nuda neler yapılabi- leceğı masaya yatınldı. Toplantıda, Cumhur- başkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Er- doğan arasında da "demokratikcum- huriyet'' tartışması yaşandı. NTVnın haberine göre, MGK toplantısının ar- dından kurmaylanyla bir araya gelen Başbakan, burada yaptığı değerlendır- mede, özellikle MGK Genel Sekreter- liği'nin teröre ilişkin yaptığı sunu- mun çok kapsamlı ve ıyı hazırlanmış olduğunu aktardı. Kendısinın de ko- nuya ilişkin değerlendırmede, Kürt sorunu tanımı ile kastetuklennın "Tür- kive Cumhuriyeti vatandaşhğı alünda buhınan Kürtier" olduğunu belirten Erdoğan, Cumhurbaşkanı ile yaşa- dıklan dıyaloğu da anlattı. Buna göre Sezer, Erdoğan'ın Di- yarbakır'daki konuşmalannı anımsa- tarak. "Konuşmanızda kullandığuuz demokratik cumhuriyet sözü yanlış anlaşılabilir. Bunu terör örgütü başı Öcalan da kullanıyor" dedı. Erdoğan ise bu eleştınye anayasanın 2. mad- desıni anımsatarak yanıt verdı. Erdoğan. "Türkiye Cumhuriyeti, anayasada da böyle tanımlanryor. Kal- dı ki o kişinin bu sözü kullanması, bi- zim de kullanmamıza engel değiT dı- ye konuştu. Başbakan özgürlüklerin önününaçıhna-' sının teröriin artışına neden olmayacağını da savundu. Erdoğan, ayn- ca demokratik açılım- lar sayesinde teröriin ze- min kaybedeceğıru belirterek, lumu biz sahiplenmelhiz, tophunu te- röre terk edemeyiz" dedi. Sorumluluğa davet Erdoğan'ın bu sözlerinin sonrasın- da Sezer" in şu değerlendırmeyı yap- tığı öğrenildı: "Hükümetler ülkeye bir bütün olarak bakar. ÖzelUkle de- mokratik açılımlarda bölgesel bakış olamaz. Bu hem anayasanın hem üni- ter devlet anlayışının ruhuna aykındır. Özellikle teröriin siyasallaşma ama- cına dönük olarak etkisinin artngı bir ortamda, hükümeüerin çok daha so- rumludavranması gereldr. Bu sorum- luluklann da ne okhığu anayasamız- da yaahdır." Erdoğan "demokratik cumhuriyet" nitelemesini ilk olarak. bir grup ay- dınla görüşmesinde kullanmıştı. Er- doğan. burada yaptığı konuşmada, Kürt sorununun "demokratikleşme sorunu" olduğunu belirterek "Bu so- run ve şu anda adını sa>madığunız tüm siyasal, ekonomik ya da kültürel sorunlar. ülkenin genel prensiplerin- den avnşanlmamalıdır. Hepsi, büyük demokratikleşme şemsiyesi alüda, de- mokratikcumhuriyetprensipleriiçe- risinde \e anayasal düzen dairesinde ele aunmabdır" demişti. Erdoğan, Dı- yarbakır gezisınde de bu çerçevede açıklamalar yapmıştı. HP'LİALtTOPLZ MGK, hükümeü 'anayasal çizgiye'çağırdı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - CHP Grup Başkanvekili An" Topuz, Mılli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) önceki günkü toplantısında "Hükümetlerin hedefi, anayasada öngörülen görevleri yerine getirmektir" mesajıyla, AKP hükümetine "posrmodern bir uyan" yaptığını söyledi. CHP Grup Başkanvekili Topuz, MGK'nin önceki günkü toplantısında yayımladığı bildinyi değerlendirdi. MGK bildirilerinde hükümetlerin "anayasal çizgi"ye davet edilmesının alışılmış bir durum olmadığına işaret eden Topuz. AKP hükümeti açısından bakıldığında bunun "ağır bir bildiri" olduğunu vurguladı. Bildiriye hükümetten hiçbir tepki gelmemesınin Başbakan Erdoğan'ın "12 yazarla görüşmeden önceki noktaya döndüğünün göstergesi" gibi olarak değerlendirilebileceğıni belirten Topuz, "Daha önce de talep edilen ancak bir türlü kabul edilmeyen bu görüşme, beklenen bir görüşme degildi. Ama Sayın Başbakan daha önce 4 kez iptal etmek zonında kaJdığı Diyarbakır gezisi öncesinde bu tektife can simidi gibi sanldı" dedi. Topuz, Başbakan Erdoğan'ın 3 Ekim öncesinde AB'ye "şirin görünmek" için Diyarbakır'da yaptığı konuşmalann daha önce yaptığı açıklamalara ters düştüğünü ve gerek Ankara'da yazarlarla yaptığı gerekse Diyarbakır'da yaptığı değerlendirmelerin, Güneydoğu sorununa dönük devlet poiitikasının değişeceği biçiminde olduğunu vurguladı. Topuz, "Bu konuşmalar PKK terörünün çözümünde PKK yöneticilerinin de ifade ettiği gibi müzakere yoluyla çözüme ışık yakan bir izleıüm veriyordu" görüşüne yer verdi. Bu durum karşısmda MGK'nin bildirinin ilk paragrafında cumhuriyetin anayasada belirtikniş niteliklerine vurgu yaptığıru, daha sonra da hükümete görevini anımsattığını kaydeden Topuz, şu görüşlere yer verdi: "MGK, bu bildiri ile hükümete, anayasadan aynlamazsın, hükümet anayasada beürtilen çerçevede, ancak görevlerini yerine getirebinr diyor. Bu bildiri ile hükümete hem anayasayı hem de görevlerini hatuiaüyor. Ne demektir bu? Hükümet anayasayı unuttu, görevlerini de farklı biçimde yapryor demektir. Ve böylece MGK, hükümete anayasa çizgisine gelmesini söylüyor. Bu postmodern bir uyandır. Bu durumda hükümet ne yapmahdır? Ya bu bildiride ortaya konulan düşüncelere inandığnu ve yanbş vapDğmı kabul ermesi lazundır ki bunu sessiz kalarak da yapabilir. Ya da Diyarbakır gezisi sırasmdaki görüşlerini hâlâ taşryorsa, halkoyuna başvurmalıdır. Yani istifa edip erken seçim karan ahnalıdır. Bu konuda kendine güveniyorsa halkın karanm almak üzere seçime gitnıelidir." • Ali Topuz, Başbakan Erdoğan'ın 3 Ekim öncesinde AB'ye "şirin görünmek" için Diyarbakır'da yaptığı konuşmalann daha önce yaptığı açıklamalara ters düştüğünü söyledi. Topuz, : "MGK, anayasa çizgisine gelmesini ! söylüyor. Bu postmodern bir uyandır" dedi. Demokratik muhtıra' lstanbul Bağımsız Milletvekili Emin Şirin, ANKA'ya yaptığı açıklamada, MGK toplantısı sonrası açıİdanan bildınnin "bir ilk" niteliğınde olduğunu belirterek "MGK tavsiye görevinin de ötesine geçerek hükümete anayasal görevlerini hanriatma durumunda kalmıştır" dedi. Şirin, "MGK'nin hükümete anayasal görevlerini hanriatma mecburiyetinde kalması demokratik muhüradır" açıklamasını yaptı. Rahşan Ecevit, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sözlerine tepki gösterdi. Rahşan Ecevit: Kimse sajkan değil ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Eski DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalanyla bır kez daha gündeme gelen "alt kimlik-üst kunlik" tartışmalanna tepki gösterdi. Ecevit, "Hepimiz kaynaşmışız, hiçbirimiz safkan değUiz. Alt kimlikrniş, üst kimükmiş, bunlar Başbakan'dan da gelse hep laf" dedi. Rahşan Ecevit yaptığı yazılı açıklamada, anneannesinın Bosna'dan, babasının da Karadeniz'den geldiklerini söylediklerinı ifade etti. Ecevit, şunları kaydetti: "Ama onlarm aileleri oralara gelinceye kadar kim bilir nerelerden gellp nerelerden gecmiş, kimlerie kaynaşmışlardı? Atalanmız Orta Asya'dan Anadolu'ya geUnceye kadar nice topluluklaria bir araya gelmişler. Bilgileri tarih kitaplanna sığmıyor. Bugün kimse 'ben şuyum', 'ben buyum' diyemez. Hepimiz kaynaşmışız. Hiçbirimiz safkan değiliz. Slillerimizin gücü de, <;üzelliği de buradan geliyor. Alt kinılikmiş, üst kimlikmiş, bunlar Başbakan'dan da gelse hep laf." Hükümet, bölgeler arası eşitsizlik konusunda 'var olan koşullan' iyileştirecek Yeni paket yokFIRAT KOZDK ANKARA. - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamala- nnın ardrndan MGK toplantısın- da da gündeme gelen "tilerve böl- geler arası geUşmişUk farkhhk- lannuı giderilmesi" konusunda hükümetin yeni bir planı bulun- muyor. Hükümet, özellikle Gü- neydoğuBölgesi için yeni bir ya- tınm paketı hazırlamak yerine, "koşullaniyileştirmeyi" hedefli- yor. Bölge millervekılleri ve işa- damlan ise hükümetten geniş kapsamlı düzenlemeler yapma- sını bekliyor. Başbakan Erdoğan'ın, tartış- malı Diyarbakır gezisinde \e ge- zi öncesinde yaptığı açıklama- larda değindiği "bölgeler arası eşftsiztik", önceki günkü MGK toplantısında da gündeme geldi. Toplantının ardından yayımla- nan bildiride, "tUervebö^EJerara- sı getişrrüşlik farkhhklanmn gi- derihnesi için ekonomik, kültürel ve sosyal geliştirme çabalanmn artrjnunasına'" vaırgu yapıldı. Ancak, hükümetin gündeminde bu ko- nuda yeni bir "paket" bulunmuyor. Hükü- met, kamuoyundaki beklentinin tersine, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi için yalnızca "\ ı ar olan koşuDan" iyileştirme ça- lışması yapacak. Başbakanlık kaynaklanndan edinilen bil- gilere göre, hükümet bundan sonra bölge için ayn bir eylem planı uygulamak yeri- ne, eğitim ve sağlık başta olmak üzere çe- şitli konulardaki eksikleri "yavaş ya\«§" gidermeye çalışacak. Bir Başbakanlık yetkilisi konuyla ilgili VJ ÜNEYDOĞULU İŞADAMLARI: Ekonomiiyüeşdrümeli Güneydoğulu işadamlan. hükümetin bir an önce geniş kapsamlı bir paket açıklaması gerektiğini vurguladı. Şırnak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Halil BaJkan. "Israrla paket hazırlanması gerektiğini Mirguluyoruz. En azuıdan meveut teş\1k yasasının düzenlenmesi gerekhor. Ancak, sorun sadece ekonomi değil, geniş kapsamlı bir pakete ihtiyacımız \ar. Çünkü, konunun sosyal açıdan, eğitinı açısından, kültürel açıdan bo\ufu var. Bölgenin bu noktada farkh bir pakete ihtrvacı \ar" dedi. Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Fahrettin Akyıl, Başbakan'ın Diyarbakır gezisi öncesi bölge halkının umutlandınldığını ancak, geziden bir sonuç alamadıklannı söyledi. Akyıl, "Bütün Diyarbakır ve bölge çok ümitliydi. Başbakan sanki gidip vaatler verecekmiş gibi hava estirildi Ama herhangi bir şey çıkmadı. Eskileri nasıl boş çıkny sa o da geldi hiçbir şey demedi. tnşallah acil olarak bir şeyler yapıhr. Kim ne derse desin her şeyin başı ekonomidir. Ekonomisi ivi olan bir insan, dağ başına gitmez" diye konuştu. kurulması gerektiğini söyledi. Kurula aynlacak yüzde 2'lik büt- çe ile tanm ve hayvancılığın ge- liştirilebileceğini, altyapı sorun- lannın çözüleceğıni belirten Yer- likaya, "Çahşmabudur. 'Sağlık, eğitim götüreceğiz' diye bir şey olmaz" dedi. 'Sadece konusuvor' olarak, "Bugünden yanna bir şe\ r başlaül- sa, zaten bunu herkese açıklanz. Şu an açık- lanacak bir paket olsa herkese duyururuz. Bugüniçin böyle bir çahşma söz konusu de- ğiL Ama sorunlann çözümü için çahşma- lar 2.5 yıldır yürütülüyor, bundan sonra da yürütülecek" dedi. Ekonomik Kalktnma Kurulu Bölge milletvekilleri ise hükümetin tav- rına tepki gösterdi. CHP Tuncelı Milletve- kili Sinan Yerlikaya, bölgeye yönelik Eko- nomik Kalkınma Kurulu'nun bir an önce Bölgede ciddi bir iiretimsizlik yaşandığına dikkat çeken Yerli- kaya, "Soyutifadelerie,umutda- ğıtarak bunu çözmek mümkün değil. Bir şeyler yapılacaksa çık- smlar 'Bu işe şu kadar para ayır- dık' desinler bakahm. Ekonomi çok önemli bir boyut Ekonomi- \ii\ikstirirseriiz sorunlarzaten or- tadan kalkar" diye konuştu. Başbakan Erdoğan'ın 1 aydır konuyu gündemde tuttuğuna işa- ret eden Yerlikaya, şöyle devam etti: "Eğer bölgede bir şeyler ya- pılacaksa ekonomi ve altyapıya bugünden itibaren el atüması la- znn. Başbakan'a öneri>orum, ko- misyon kursun, komisyon gitsin çahşsin, ih- thaçlar tespit edilsin, tablo oluşturulsun, u\ gulamaya geçilsin. Başbakan 1 a\ dır ko- nuşuyor basuı da bunu veriyor. Başbakan iyi ni\etli olabilir ama her şey iyi niyetle ol- muyor." CHP Van MilleUekılı Mehmet Kartal, bölgedeki sorunlann giderilmesi için ge- niş ekonomik projelerin yaşama geçiril- mesi gerektiğmi söyledi. Kartal. "Teröre taviz vermeden sorunlarla etkin mücadele edihnesi için hükümetin adını atmasuu bek- hyoruz çünkü, aç insanlar çok çabuk dol- duruşa gehr" dedi. PERŞEMBE ORHAN BURSALI Sınavlar Üzerine, Yeniden Kimsenin duyduğu yok. Çünkü, adalet ve fır- sat eşitliği isteyen yok bu ülkede. Hükümet, Mil- li Eğitim Bakanlığı, YÖK... Bütün ülkeyi, bütün ai- leleri, milyonlarca öğrenciyi, alçak bir sınav ve ders- hanesisteminin vahşi ormanı içineattılarvesey- rediyorlar. Neymiş? Başarılı olanlar adilce üniversitelere girebiliyorlarmış. Kimlergiriyor? İyi okullarda oku- yanlar. iyi öğretmen eline düşenler.. normal sınıf- larda okurken bile öğretmen ve dershanede faz- ladan ders alabilenler. Dershanelere yılda 3-4 milyar TL ödeyebilenler. Başarılı öğrencileri se- çerek alan ve çoğunun kerameti kendinden men- kul hocalara milyarlar akıtabilenler. İyi ezberieye- bilenler... Ve sistem, baştan sona rezillik ve bataklık için- de. Kimse duymuyor ve bu duruma bir çözüm ara- mıyor. Yine de, bu defa ÖSS'nin öğrenci yerieştirme sonuçlarını da göz önüne alarak bir kez daha ya- zayım: Pazartesi günü Cumhuriyet'te llkay Ata'nın haberi: "Eşitsizlik ortaya çıktı: Başarısız birinci- ler Doğu'dan!" 1900 okul birincisi hiçbir üniversiteye gireme- di. Bütün bu öğrenciler Doğu illerinden. Okul bi- rincisi ama üniversite dışı.. lstanbul, Izmir, Bur- sa üniversiteye en çok öğrenci gönderirken Iğ- dır, Hakkâri ve Şırnak en az öğrenci gönderen il- ler. Bursa'dan sınava giren öğrencilerin yüzde 41 'i, Şırnak'ta girenlerin ise yüzde 15'i üniversiteye yer- leşebilmiş. Doğu'daki öğrenciler ağırlıklı olarak açı- köğretim ve önlisans programlarına yerleştiril- miş. Batman, Diyarbakır ve Elazığ'da lisans prog- ramlarına girebilenlerin oranı yüzde 7-8 civarın- da. Bir eğitimcı, "Bu okullarda bırakın birincileri, ne yazık ki bir tek öğrencı bile sınavı kazanamı- yor" diyor, biraz abartılı da olsa.. Ama sorunun bamteli burada. • • • Sınavı kazanamayan aptal mı? Değil... a) Dershaneye gidip hızlı test çözme sanatını öğrenememiş.. b) Okul ve öğretmen eksiklik ve yetersizliğin- den ötürü bilgi eksikliği içinde kalmış.. c) Geri çevre etkileşimi, çevre ve yönlendirme yetersizliği nedeniyle yeterli kültürü edineme- miş.. d) Nihayet ülkenin doğusu ile batısı arasında- ki büyük gelir ve kültürel farkhlığı sınav sonuçla- rına yansımış; hem de öylesine ki, 1900 okul bi- rincisi barajı geçtiği halde üniversitede bir lisans programına yerieşememiş... Peki, Türkiye'nin doğu kısmında doğan ve bü- yüyen çocuklara yazık değil mi? Gelir ve kültür bakımından hem de uçurumlar derinliğinde den- gesizliği yaratan onlar değil. Ama bu dengesizliğin cezasını çekiyorlar. Batının paralı ailelerinin şanslı çocuklannı üni- versitelerimizde büyük ölçüde parasız olarak okutuyoruz... Ama doğunun parasız ailelerinin şanssız çocuklarına okuma fırsatı yaratamıyo- ruz.. Bu durumu, sınav sistemine minik müdahale ile kısmen olsun düzeltmek mümkün... • • • Devletin ve hükümetlerin anayasal görevlerin- den biri, toplumda adaleti sağlamak ve fırsat eşitliğini yaratmaktır. Cumhuriyetin en büyük nimetlerinden birinin bu olması gerekmez mi? Oysa "ekonomik" demokrasi canavarı ve bu canavarı güden hükümetler ve kurumlar, sürek- li olarak eşitsizlik ve adaletsizlik üretiyor. Kurumlar, doğu-batı farklılığını, eşitsizliğini, en azından üniversitelere girişte biraz olsun gidere- cek, yoksul ve doğulu gençlere daha çok fırsat eşitliği verecek yeni düzenlemelere gitmeli. Bu nedenle, şu kutsal inek sayılan sınav sis- temine, pozittf ayrımcılık müdahalesi yapıl- malı. Puanlannda daha adil bir katsayı uygulanma- lı. Böyle bir müdahale, bu ülkede yaşama umu- dunu arttıracak. Çocuklara fırsat eşitliği, lütfen!.. obursalifa cumhuriyet.com.tr Türk Metal-Senden sert tepki Teröre 'Kürt sorunu } ambalajıgafletten öte ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Türk Metal Sendıkası (Türk Metal-Sen) Genç Iş- çiler 3'üncü Kurultayı'nın ardından yayım- lanan bildiride. Başbakan Recep Tayynı Er- doğan'ın "Kürt sorunu" sözü eleştirilerek "A>Tihkçı terörii Kürt sorunu ambalajına büründürmek, gafletve dalalettenötebir an- lamtaşunaktadu-" değerlendirmesi yapıldı. Türk Metal-Sen Genç Işçiler 3 'üncü Bü- yük Kurultayı sonrasında yayımlanan bil- dinde, hükümetin "Kürtsorunu* tanımı çer- çevesındeki yaklaşımına sert eleştiriler yö- neltildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter, tekil yapısuun her türlü tartışmanın üzerin- de olduğu kaydedilen bildiride şu görüşle- re yer verildi: "Aş ve iş meselesi dışında, eğer bu ülkenin bir kanayan > arası daha varsa o da etnik miDiyetçfliğe dayahterördür. Türkiye'nin ekonomik ve sosyal kalkınma- sını banalamayı temel hedef sayan dış güç- lerin istikrarh desteğiyle beslenip büyütük- rekbugünlere getirilen a>Tihkçıterörii,'Kürt sorunu' ambalajma büründürmek, gaflet ve dalaletten öte bir anlam taşımaktadır. Şa- yet bu ülkenin vükünü omuzlannda taşn mak ile iilke nimetlerinden yararlanmak arasmdaki oranhsızhktan hareketle etnik bir sorun tanımlaması vapüabilseydi kuş- kusuz bunun adı 'Türk Sorunu' ohırdu."
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog