Bugünden 1930'a 5,465,331 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 22 AĞUSTOS 2005 PAZARTESİ 8 HABERLERIN DEVAMI TURKİYE istanbul Edirne Y 27 Sinop B 30 Adana B 34 Y 28 Samsun Kocaelı Y 26 Trabzon B 29 Mersın B 33 i Çanakkale PB 28 Giresun Izmir B 3T Ankara Y 29 Dıyarbakır B 41 _B 28 Şanlıurfa B 39 B 33 Mardin B 38 Manisa _B 32 Eskışehır B 31 Siırt B 39 Aydın Denizlı B 30 Konya B 31 Sıvas B 33 Hakkân B 34 B 34 Van B 30 Zonguldak Y 23 Antalya B 35 Kars YurduH kuZSy kes*Mi- len parçalı bulutlu Mar- mara'nın doğusu, Batı Karadenız'ın batısı, Do- ğu Karadenız ıle Doğu Anadolu'nun kuzeydo- ğusu sağanak ve gok gurultulu sağanak yagış- tı dığer yerter az bulutlu ve açık geçecek Hava stcakltğı yurdun kuzey kesımlennde azalacak, dığer yerterde onemlı bır degışıklık odnayacak DIS MERKEZLER Oslo Helsınkı Stockholm Londra Amsterdam Brüksel Parıs Bonn B Y B Y Y Y Y Y 23 19 25 25 24 24 22 24 Münih Y 25 Zünh Berlin Budapeşte Madrıd Viyana Belgrad Sofya Roma Atina B Y Y B Y Y B B 2b 22 34 25 25 22 29 33 Moskova B 20 Aşkabat B 38 Astana B 33 Taşkent B 37 Bakû B 37 Bışkek B 32 Tiflıs B 22 Kahire Y 25 Şam B 40 Taşkent •Tahran Parçalı buiutlb > Çok bulut'u • Yagmorlu iKari Sulu kar > Gok gumltülü AÇl BfUMTAZ SOYSAL Kavram Pısırıklığı GÖRÜNÜRDE hepsi "cumhuriyetçi"d\r\er; ama Cumhurıyet kavramının temelinde "vatandaş, eşittir insan" denkleminin yattığını görmeden Batı'nın yan- lı-ş reçetelerine borazancılık yaparlar. O denklemin önemini sezmedikleri için, gerisinde yatan "ulus" kavramını da önemsemezler. Hatta, ara- lannda bunu çoktan aşılmış, tarihte kalmış, köhne bir kavram sayanlar çoktur. Bilmezler ki, insanları etnik kökenlerine, renklerine, dinlerine, mezheplerine, dil- lerine, servetlerine göre çeşitli kategorilere ayıran si- yasal düzenlen yıkan hareketlerin gerisinde "vatandaş, eşittir ınsan" denklemını getiren Fransız Devrimi'nin "ulusal egemenlik" ilkesi yatar O devrimi yapanlar, yö- netim yetkilerinin hepsini elinde tutan ve "devlet, be- n/m'diyen yüce "kral'ın egemenliğine son vermek için çok daha yüce, ezelden gelip ebede gittiğini iddia et- tikleri bir "ulus" kavramı yaratarak başkaldırmışlardı. Evet, soyut bir iddiaydı bu; ama, vatandaşlar için ge- tirdiği "insan olarak eşitlik" anlayışı, hem soyutluğu so- mutlaştırmakta hem de böyle bir iddianın herkesçe benimsenmesini kolaylaştırmaktaydı. Bizdeki "aydın ve düşünür"\er de herhalde kabul ederler ki, şimdi Avrupa Birliği gibi "uluslar ve dev- letlerüstü" kuruluşları meydana getirenler hep böy- le bir "ulus" kavramından geçerek bugüne gelmiş- lerdir. Geçmişlerinde, etnik köken, din, dil ayrılığını aşıp ulus kavramında birleşen insanlann iradesi ya- tar. Ulus kavramından geçmeden evrensellik, hatta Avrupalıhk iddia etmek olmaz. Böyle olduğu içindir ki, bugünkü AB'lilerin Mus- tafa Kemal'in kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'ne dönüp "etnik kimlik, etnik özerklik" formülleri öner- meleri, "ulusaleğitim" yerine "anadildeöğretim"ko- şulu koşmaları ve bunlan demokrasi, özgürlük ve in- san hakları adına istemeleri hem kendi geçmişlerini inkâr hem de büyük bir tutarsızlıktır. Peki, bizim "aydın ve dü£ünür"lerimizin o yaban- cılara dönerek bu çelişkiyi gösterip "Utanmıyor mu- sunuz, yoksa yolunu şaşırtarak bu Cumhurıyeti zayıf- latmak, sömürgeleştirmek gibi bir niyetiniz mi var?" diye sormaları gerekmez mi? "Aydın ve düşünür" olup aynı zamanda AB'ci olmak, AB'nin her istedi- ğini doğru bularak şıpşak yerine getirmek yerine, Ba- tılı "aydınlanma"run aslında ne anlamageldiğıni ken- dilerine anımsatmaya engel midir? Niçin böyle oluyor? insanlarımız, kendi donanım- lanndan cesaret alarak, bu ülkeyi şaşırtmak iste- yenlere niçin tepkı veremez ve direniş gösteremezler? Din ağırlıklı eğitimlerden gelenlerimizin, böyle bir isyan duygusuna kapılsalar bile, kendi suçları olma- yan bir donanım eksikliğiyle ya da yanlış yönlendir- melerin etkisiyle bu tepkiyi ve direnişi ortaya koya- mayışlarını anlamak ve bir ölçüde hoşgörüyle karşı- lamak mümkündür. Ya pahalı okullarda, kolejlerde, yabancı diyarların ünlü kurumlarında okuyup da et- kili mevkilere gelenlerimiz? Onlar da mı suskunluk, eziklik ve baş eğiş öğrendiler? SÖYLEŞİ ATTİLÂİLHAN "...Zafer'den Sonra, 'Şekl-i Hükiimet'!. • Baştarafı Arka Sayfada ...Zaferden sonda şekl-i hükümet Cumhuriyet ola- caktr bu bir; iki: padişah ve hanedan hakkında za- manı gelince icâb eden mu- âmele yapılacaktır; üç: te- settür kalkacaktır Dört fes kalkacak, medeni milletter gibi şapka giyilecektir..." Mazhar Müfit Bey (Kan- su) deftennde hayretını şoy- le ıfade etmıştır. "...bu anda gayr-ı ihtiyari kalem elim- den düştü. Yüzüne batcbm. O da benim yüzüme bakti: bu gözlerin, birtakılışta bir- birine çok şeyi anlatan ko- nuşuşuydu. Paşa ile, za- man zaman, senli benli ko- nuşmaktan çekinmezdim; '-...neden durakaldın?' de- yince: '...danlma ama Pa- şam, sizin de hayalperest taraflannız var* dedim; gü- lerek '-...bunu zaman tayin eder, sen yaz' dedi. Yazma- ya devam ettim: '...beş: Lâ- tin hurufu kabul edilecek... '- Paşam kâfi, kâfı' dedim ve biraz da hayal ile uğraş- maktan bıkmış bir insan edâsı ile: 'Cumhuriyet ilânı- na muvaffak olalım da, üst tarafı yeter1 diyerek defteri- mi kapadım..." (a.g.e. cılt 1, s. 131.) Aynı hatıra defterının, 22 Temmuz 1335 (1919) tanhlı sayfasında ıse, aynı konuyla ilgilı şu satırlar göze çarpıyor: "...bugün Mustafa Kemal Paşa ile öğle yemeğinden sonra, bazı meseleler hak- kında müzâkerelerde bu- lunduk (...) Aramızda her şeyi görüştük, görüşmeye de devam ediyoruz fakat, '...muvaffakiyet takdirinde, ki bundan şüphem yok, hü- kûmetin şekli ne olacak?...' diye bir kere daha sordum ve ilâve ettim: '-...muhak- kak ki mevcût şekl-i hükü- met, bu memleketin refah, saadet ve terakkisine kâfi gelmeyecektir. Başka bir hükümet şekli arayıp bul- mamız lâzım geldiği kana- atindeyim..' "...Paşa, devamlı şekitde benim bu nokta üzerinde dolanmamdan usanmış olacak ki, gülerek ve fakat kat'i ifâdesini vererek: ıı '-Açıkça söyieyeyim: şekl- i hükümet zamanı gelince, Cumhuriyet olacaktr!' de- di. Çok sevinçliyim: nihâyet bütün kat'iyeti ve cidddiye- ti ile Paşa'ya bunu söylet- miş bulunuyorum. Bu sa- tırianmı yazarken, gözle- rimden adetâ sevinç yaşla- n boşanıyor..." (a.g.e cilt 1,s. 174) Gâzi'nin tasariadığı plan farklıydı... (Tesbit / 19. "...Bilmem Süleyman, bunlan okuduk- tansonra ne dıyecek?Bence, şu nokta açık ve seçık: Mus- tafa Kemal Paşa'nın Ana- dolu'ya intikal ederken ta- sariadığı plan; Dersaadet'in (yâni Bâbıâli'nin, yâni Sad- razam'ın, yâni Padişah'ın, yâni ingiliz IstihbâratTnın) öngürdüğü gibi, Anado- lu'yu yekpâre olarak, Rus- ya'ya karşı bir demir per- de'ye dönüştüımek değil; tam tersine savaşı, emper- yalizm'e karşı bir Kurtuluş Savaşı'na dönüştürüp; sonra ülkenin kaderini kö- künden değiştirecek, bir ih- tilâl'e yönelmektir." O zaman, sonj şu: pekı bü- tün bunlan. Mazhar Müfit Bey, hayalınden uydurmuş olamaz mı'' Bunun ıkı cevabı var; ılkı şudur: "...eskiAdliyeVekilive Iz- mir Milletvekili Mahmut E- sat merhum, bir gün Ata- türk'e müracaat ediyor. 'Paşam, üniversitede inkı- lap derslerinde okutmak üzere, taraftnızdan Cumhu- riyet sözlerini ilk önce nere- de, ne şekilde ve kimler ara- sında telâffuz buyurduğu- nuzu öğrenmek istiyorum' diyor, Atatürk kendisine şu cevabı veriyor; '-...Bunu Mazhar Müfitten öğreniniz; o günü gününe bütün hadi- seleri not etmiştiıi'..." Pekı ya ıkıncısı? O da Cumhuriyet'ın ılânınatekad- dum eden gunlerde, sorunu kurcalayan Avusturyalı ga- zetecıyı de. (Neue Freie Presse) aynı gerekçeyle ay- nı yere, yâni Mazhar Müfit Bey'ın hatıra defterıne yon- iendırmesıdır. (a.g.e. cılt, II. s.. 595 / 596) Baykal, Imrah'yla pazarlığa kadar götürülecek bir sürecin başlatıldığını söyledi 6 Erdoğan siyasallaştırıyor' ANKAR4 (Cumhuriyet Bürosu) - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal. Başbakan'ın da içinde yer aldığı süreç ile gırişımin pazar- lık havası taşıdığına işaret ederek "Terörün arka planındaki siyasi proje adım adım uygulamaya konulacak. Hükümetin ve ba- zı çevrelerin önemsemediği, görmediği ve- ya görmek istemediği tehlike budur. Bu sü- reç, Erdoğan'ı İmralı'yla pazarlığa kadar götürecek bir süreçtir" dedi. Erdoğan'ın yanlış oynadığını vurgulayan Baykal, "Te- röre başvuranlann siyasal taleplerini kar- şılayarak terörii önleyemezsiniz. Terörü si- yaset yöntemi olarak görenler ödün aldık- ça teröre başvururlar. Elinizi verirseniz kolunuzu. kolunuzu verirseniz vücudunu- zu kaptınrsınız" görüşünü kaydetti. Baykal, dün yaptıgı yazılı açıklamada, Er- doğan'ın Kürt sorunuyla ilgili yaptığı açık- lamalarla terörle mücadeleyi zaafa uğrattığı- ru, etnisiteyi siyasalJaştırdığını söyledi. Erdo- ğan'ın söyleminın "İmrah'yla pazarüğa gö- türecek bir söylem" olduğunu kaydeden Baykal, bunun tehlikeli olduğunu vurguladı. Başbakan'ın da içinde yer aldığı süreç ile gi- rişimin pazarlık havası taşıdığına dikkat çe- ken Baykal, şu görüşleri dile getirdi: "Ne deniliyor, hele silahlan bir bırakın, arkası gelir? Ne demek bu? Ne>in arkası gelecek. vani silah bırakılacak, arkadan af gelecek, sonra siyasi haklann iadesi vs.Te- rörün arka planındaki siyasi proje adım adım uygulamaya konulacak. Hükümetin ve bazı çevrelerin önemsemediği, görme- beutschland Türkei SARIG Şişli Belediye Başkanı, Frankfurt'ta "Başbakan Sarıgül" sloganlarıyla karşılandı. Sarıgül, SPD için oy istedi FRANKFURT (Cumhuriyet) - Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin (SPD) davetlisi olarakAlmanya'ya giden Şişli Belediye Baş- kanı Mustafa Sarıgül, Almanya'daki Türk seçmenlerden SPD'ye oy vermelerini istedi. Avrupa Parlamentosu eski milletvekili ve SPD'nin Türk seçmenlerle ilgili Yeni Yerler tnisiyatifî Başkanı Ozan Ceyhun'un Alman- ya'da 18 Eylül'de yapılacak erken seçimde destek istediği Şişli Belediye Başkanı Mus- tafa Sangül, dün eşi Aylin Sarıgül ile birlik- teAlmanya'yagitti. Sangül, Frankfurt Hava- limanı'nda Avrupa Alevi Bektaşi Federasyo- nu'na bağlı dernekler, Köln Galatasaraylılar Derneği yöneticileri, Alman IGM Sendikası üyeleri ve yüzlerce Türk'ün "Başbakan Sa- rıgül" sloganıyla karşılandı. Sangül, daha sonra kendisine eşlik eden uzun bir konvoy- la SPD'nin Frankfurt'taki genel merkezine geçerek burada Türk seçmenler için düzen- lenen seçim kampanyasının açılışına katıldı. Toplantıda konuşan Sangül, Almanya'da- ki Türk seçmenlerden SPD'ye oy vermeleri- ni istedi. Türkiye'ninAB üyeliğini Avrupa'da sosyal demokrat partilerin desteklediğine dikkati çeken Sangül, "Hıristiyan Demok- ratlann Avrupa'sı aydınhk bir Avrupa ol- mayabilir. Insanlığın geleceği için sosyal demokratları dünyanın her yerinde ik- tidara taşıyalım. En bü>ük dileğim, Tür- kiye'de de sosyal demokratlann iktidar ol- ması. Bunu başaracağız" dedi. diği veya görmek istemediği tehlike budur. Bu süreç, Erdoğan'ı ımralı'yla pazarlığa kadar götürecek bir süreçtir." PKK-KONGRA GEL Başkanı Zübeyir Aydar'ın örgütün eylemsizlik karannı açık- larken "Bu Imrab'nın talimatı ve o bizim liderimiz" dediğını anımsatan Baykal. "İm- ralı, bu Başbakan'ın girişimiyle kendisini yeniden otorite olarak kabul eftirdi. iç ve dış kamuoyuna da tescil ettirdi" dedi "Demiry ollarına sabotaj yapmanın, ka- rayollanna mayın döşemenin, turizm böl- gelerinde çöp kutularında, ha\aiimanın- da taksi bagajında bomba patlatmanın, masum insanları öldürtmenin demokra- tikleşme çabalarıyla ne ilgisi olabiu'r" di- ye soran Baykal, bunlann ürkutüp, korkutup. masaya oturrma zorlamalan olduğuna dikkat çekti. Türkiye'de terörün "Kürtçe müzik yapalım ve dersane açılım" diye baş- latılmadığını anlatan Baykal. terörün arkasında siyasi bir proje olduğuna dikkat çektı. Bu projenin sahıbinin ve bayrağının Imralı olduğunu kaydeden Baykal, şöyle devam etti: " Bugün geldiğimiz noktada artık şunu herkesin kabul etmesi gerekir ki, insanlar kendi etnik kimliklerini açıkça ortaya koyabilirler. DUJerini konuşabilir, müziklerini yapabilir, yayın yapabilir, kitap çıkarabilir, radyo ve televizyon kurabilirler. Bunlann sakıncası yoktur. Diyorsa- nız ki, 'Bu yetmez o toplumun bütün unsurlan birçaraya gelmelidir, bu dev- leti yeniden yapılandıralım, etnik ka- tegon olarak bizlerden oluşan bir dev- letin söz konusu olduğunu kayda geçi- relim ve anayasaya koyalım' işte bu kabul edilemez." "Kürt sorunu", siyasal niteükte bir sorun denilerek terörü gözden kaçır- ma, önemsizleştirme, meşrulaştırma ve doğallaştırmanın çok tehlikeli olduğu- nu vurgulayan Baykal, siyasi projenin belli bir süreç sonucunda aşamalardan geçerek bölgedeki siyasi haritayı de- ğiştirmeyi öngördüğünü kaydetti. Bu- nu arabuluculuk yapmaya kalkan aydı- nın da anlaması gerektiğini \-urgulayan Baykal, "Ben terörü durdurmaya arabulucuk yapıyorum demekle iş bitmez. Senin durdurmaya kalktığın terörün arkasında ne var? O terör niçin var? Sen o amaç karşısında ne düşünüyorsun? O amaca, terör dı- şında ulaşın mı diyorsun? Herkesin bu ve benzeri sorulan kendisine so- rup düşünmesi ve yanıtını çok açık vermesi lazımdır" dedi. Başbakan Erdoğan, ülkenin hıtzuru için atılmasıgereken adımlan attıklannı savundu 'Kürt sorunu terörden farklı'İstanbul HaberSenisi- Baş- bakan Recep Tayyip Erdoğan, "Kürt sorunu farklı olaydır. P- KK terörü ve terör sorunu farklı bir olaydır. Bunlan bir- birine karıştırmayacağız" de- di. Erdoğan, Formula 1 yanşlan- nı izledikten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada. "Kürt soru- nu"na ılişkin açıklamalan ve te- rör örgütü PKK'nin eylemsiz- lik karan ile ilgili sorulan yanıt- ladı. Erdoğan, "Kürt sorunu farklı bir olaydır, PKK terörii veya terör sorunu farklı bir olaydır. Bunlan birbirine ka- nştırmayacağız. Bunlan birbi- rinden ayıralım. Kürt vatanda- şı benim vatandaşımdır. Bun- • Erdoğan, aydmlarla görüştüğü için kendisine yöneltilen eleştirilere, "Onlarla görüşmemeliymişim. Kiminle görüşüceğimi, kiminle oturup dertleşeceğimi, bunun hesabmı ben yapanm" diyerek tepki gösterdi. lar birer alt kimliktir. Bu alt kimliği biz kimlikle karıştırma- yacağız" dedi. LTkenın huzuru, mutluluğu için atılması gereken adımlan at- tıklannı dile getiren Erdoğan, "Bu adımı atarken de biz bü- tün progratnımızı birilerine gö- re yapmış değiliz. Ülkemizde bundan 10 yıllarca önce tartışı- lan şeyler, bunlar, bugün farklı bir zemine oturmuştur. Bu farklı zemine oturan, özeUikle ifade ettiğim Kürt sorunu ko- nusunun çözümünü belirtmek üzere bu adımı attık" diye ko- nuştu. Başbakan Erdoğan, bu so- runun sadece bugün konuşulma- dığım, geçmişte de farklı siyasi liderlerin konu üzerinde görüşle- rini ifade ettiğini vurgulayarak kendisinin de belediye başkanlı- ğı dönemi ve daha öncesinden de bu konulan konuştuğunu söyledi. Erdoğan, "Kürt sorunu be- nim sorunumdur, derken sade- ce kendimi ortaya koymadım. Konuşmamı herhalde bazı si- yasi liderler duymak isteme- mişler. Bu, Türkiye'de herkesin ortak sorunudur. Doğu'da da bir sorun olsa benim sorunum- dur, Güneydoğu'da da, batıda da, Akdeniz'de, Karadeniz'de, akhnıza neresi gelirse ülkenin her yerinde, her metrekaresin- de bir sorun olsa, bu, Başbakan olarak benim sorunumdur" diye konuştu. Ankara'da 'Aydınlar Heye- ti'yle yaptığı görüşmeye de atıf- ta bulunan Erdoğan. "Ben 12 ta- ne bu ülkenin düşünürü ile, ay- dınıyla oturup konuşuyorum. 'Onlarla görüşmemeliymişim'. Kiminle görüşeceğimi, kiminle oturup dertleşeceğimi, bunun hesabını ben yapanm" dedi. Kazanamayan birincfler doğudan • Baştarafı 1. Sayfada nedenlerden kaynaklandığını dile getirdi. Ince, şöyle konuştu: "Neredeyse bütün üniversitelerde tıp fakülteleri açıldı. Bu bölümlere öğrenciler çok düşük puanlar- la girebiHyor. Ne yazık ki sağlığımızı ema- net edeceğimiz insanlann yetişeceği bu kurumlar gittikçe niteliksizleşiyor ve göz- den düşüyor. Bu noktada iktidarın hâlâ tıp fakültesi açma ısrarı düşündürücü. Maddi boyutundan bakıldığında ise öğ- renciler verdikleri emeğin karşüığını ala- mıyorlar. Devlet hastanelerinde doktor- luk yapanlann durumu ortada. Bu iki boyut tıp fakültelerinin tercih oranını dü- şürüyor." ÖSS'de 1900 okul birincisinın açıkta kal- masının "yanlış tercih" yapmakla açıkla- namayacağını söyleyen tnce, asıl sorunun doğu ile batı arasındaki eğitim olanaklanrun eşitsizliği olduğunu kaydetti. Açıkta kalan okul birincilerirün büyük bölümünün doğu- daki okullardan mezun olduğunu belirten tnce, "Bu okullarda bırakın birincileri, ne yazık ki bir tek öğrenci bile sınavı ka- zanamıyor" dedi. Ince, OSS'de ilk yüze girenlerin 44'ünün vakıf üniversitelerini tercih ettiğini de anım- satarak bu üniversitelere yönelik artan tale- bin devlet üniversitelerinden daha "aktif" olmalanndan ve daha iyi "olanaklar" sun- malanndan kaynaklandığını söyledi. 'ÖSS değişikliği zamansız' ÖSS sisteminde yapılan değişikliğin za- mansız olduğunu dile getiren tnce, bu duru- mun gelecek yıl ÖSS'de ciddi başansızlık- lar yaşanmasına neden olacağını söyledi. Öğrencilerin, çalışmalannı bugüne kadarki sisteme yönelik olarak yürüttüğünü belirten tnce, bu noktada öğrencilerin, öğretmenle- rin ve ailelerin normalden çok daha fazla çahşması gerektiğine işaret etti. Anadolu ve fen liselerinin en başanlı okul- lar ohnasının ise şaşırtıcı olmadığını kayde- den Hasan Uğur tnce şöyle konuştu:"Ana- dolu ve fen liseleri seçilmiş öğrencilerden oluşuyor. Bu öğrencilerin sınavda ilk sıra- ları almaları doğal ve bu devam edecek. Ama bir sıkıntı var ki o da şu: Liselerin 4 yıla çıkanlmasımn ardından, bu öğrenci- ler fen-matematik-Türkçe derslerinde başanlı olmaya devam edecekler ama ya- bancı dil düzeyleri çok düşecek." GUNDEM MUSTAFA BALBAY I Baştarafı 1. Sayfada Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı dün Formula 1 yarışlarında göründü. Yarış sonrası yaptığı açıklamalar, tatilde bir neb- ze hazırlık yaptığını gösteriyordu. Peşrevı bırakıp konuyagirersek, Başbakan Erdo- ğan'ın iç ve dış sorunlara çözüm olarak ortaya koy- duğu yöntemler, çözümden çok sorun olarak kar- şımıza çıkıyor. AKP iktıdarının üçüncü yılı yaklaşıyor. Erdoğan, göreve geldiği gunlerde kendilerinden hemen ba- şarı istenmemesi gerektiğini soylemiş, üçüncü yıl- dan ıtibaren AKP'nin Türkıye'ye gerçek anlamda damgasını vuracağını anlatmıştı. Gerçekten bir damga vurdu, ama bu pek de hayra yorulacak cins- ten değıl! • • • Dışarıdan başlarsak... Yunanistan Başbakanı Ka- ramanlis'le Kıbrıs Rum Yönetimı lideri Papadopu- los Atına'da bir araya geldiler. Türkçeye şöyle çe- virebıleceğimiz bir karar aldılar: - Biz 3 Ekim'de Türkiye ile müzakerelerin başla- masını engellemeyelım. Türkiye'yi AB kapısında tu- talım. Aksı halde ıstediklerimizi alamayız. Türkiye bi- zımle muhatap bile olmak istemez. Ama karşısına AB'yı koyarsak adım adım istediğımiz her şeyi alı- rız! Atina'dakı kararın özetı aynen böyle. Her iki lider de Erdoğan'ın müzakerelerin başlamasından baş- ka bir şey düşünmedığini, bunun için her türlü ödü- nü vermeye hazır olduğunu biliyor. Bu yüzden de böyle bir strateji kuruyor. Erdoğan'ın "kazan-kazan"diyeözetlediğidış po- litıka ne yazık kı "/(az;/c/cazan"adönüştü. Bu anlam- da Türkıye'de bir "yönetim sorunu" var! Türkiye'nın dış politikası aklın yolundan çok Er- doğan'ın kışısel dostluğa dayalı ilişkilerine bağlı iler- liyor. İş kişısel dostluğa dönünce ıster istemez ba- zen çok sıkı dost oluyorsunuz bazen kızıp ters bir laf ediyorsunuz ve ilışkilerı borsa gıbı dalgalanma- ya bırakıyorsunuz. Bunun somut örneğı Almanya Başbakanı Schröder'le olan "sıkı dost-omurgasız s/yasefç/"çelişkisi! önümüzde 3 Ekim süreci var. Bu süreç de Erdo- ğan'ın kişisel ilişkileri ve danışman kabinesiyle şe- kıllenecekse, yandık! • • • İç politikada da aynı sorunun yansımalarını görü- yoruz. Başbakan'ın "Kürt sorunu"nun adını koyup ortadan kaybolmasının üzerinden bir hafta geçti. Herkes kendine göre yorum yapıp tanımın altını dol- duruyor. Bugün Bakanlar Kurulu, yann Milli Güvenlik Ku- rulu (MGK) toplantısı var. Her iki toplantıda geçen 10 günün değerlendirmesi elbette yapılacaktır. An- cak Erdoğan'ın, Başbakanlığı yürütme bakımından birincil derecede görmediği bu toplantılar neredey- se danışma görüşmelerine dönüştü desek, abart- mış olmayız. Zira Erdoğan, kendisinin de sık sık dile getirdiği gibi kararlarını kendi iç kabinesiyle birlikte veriyor, devlet organlarının işlevlerini kullanarak vermiyor! Etrafı da öyle örülü ki; örneğin, kalkınmada ön- celikli yörelerle ilgili listenin yanlış olduğunu, bu uy- gulamanın kökünden değiştirilmesi gerektiğini pek çok AKP'li de biliyor. Ama durumu şöyle yorumlu- yorlar: - Haklısınız, bunu değiştiımek gerek, ancak Baş- bakan'ın ağzından böyle bir söz çıkmış bulundu. Ar- tık dönemez. Çok karizmatiktır! Bu "karizma" giderek "krizma"ya dönüşüyor! ankcum(g cumhuriyet.com.tr Erdoğan'a sanatçılardan destek • İstanbul Haber Servisi - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Ankara ve Diyarbakır'da "Kürt sorunu"na ilişkin verdiği mesajlara, Kürt yazar ve sanatçılardan destek geldi. Aralannda Murathan Mungan, Mahsun Kırmızıgül, Muhsin Kızılkaya, Ferhat Tunç gibi isimlerin yer aldığı 50 kışilik "Kürt yazar ve sanatçı girişimi", ortak bir yazılı açıklama yaparak Erdoğan'ın mesajlaruıın devamının gelmesi için ımza kampanyası başlattıklanm bildirdiler. Açıklamada, "Başbakan Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar ve verdiği mesajlar sonrasında banşa dönük umutlar yeniden canlanmıştır" denildi. Bahçeü: Oniter yapı tehükede • ESKİŞEHlR (AA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Eskişehir'in Sıvrihisar ilçesinde partililere hitaben yaptığı konuşmada, AKP'nin verdiği sozleri rutmadığıru kaydederek çiftçinin, esnafın, dar gelirli memur ve emeklinin durumunun sıkıntılı olduğunu savundu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın aydınlarla yaptığı görüşmeyi ve "Kürt sorunu" tanımlamasını sert bir dille eleştiren Bahçeli, "devletin üniter yapısının, toprak bütünlüğünün, milletin birliğinin ve dırlığinın tehlike altında olduğunu'' savundu. Trafik canavarı 26 can aldı • Haber Merkezi - Yurtta dün meydana gelen trafik kazalannda 26 kişi öldü, 65 kışi yaralandı. Uşak'ta, tzmir'den Ankara yönüne giden Turan Avcı yönetimindeki otomobilin Uşak Kiremit Fabrikası'nın önünde Sedat Sandağ (30) idaresindeki otobüsle çarpışması sonucu, aynı aileden 5 kişi yaşamını yitirdi. Kazada, otomobil sürücüsü Turan Avcı, eşi Şenay Avcı, oğlu Tufan Avcı, kızı Demet Altındağ ve torunu S.A (1) hayatını kaybetti. Yurtta meydana gelen diğer kazalarda 21 kişi öldü, 65 kışi yaralandı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog