Bugünden 1930'a 5,465,331 adet makale



Katalog


«
»

22 AĞUSTOS 2005 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA 17 Bilim insanı yetiştirme "Bilim İnsanı Yetiştinve Tasanmı". Adı bi- l« heyecanlandınyor insanı. Tasanm henüz emekleme çağında DPT desteklıyor, Ankara Üniversitesi yürütüyor. Amaç, gefek üniversiteler, gerek kuaım ve kuruluşlar için hukuktan biyoteknolojiye, sağlıktan rnühendisliğe değin doktoralı araştırmacı yetiştirmek. Tasanm yöneticisi, Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ğmer Gebiz- lioğkj, "Hedefimiz beş yıl üst üste 100'er öğrenci alıp 500 doktoralı insanı Türki- ye'ye kazandırmak" diyor ve konuyu açı- yor. "Gerçekten gereksinim duyulan alan- lan, üniversiteler ve kururnlaria birlikte or- takiaşa belirteyeceğiz ve bu alanlarda öğ- retim üyeleri ve uzmanlan yetiştireceğiz. Sosyal bilimlerde olsun, fen bilimlerinde olsun, öğrencilerimizin alan çalışmalann- daki her tûrlü gereksinimlerinikarşılayaca- ğız. Yurtdışında mutlaka en az altı ay sü- reyle araştırma yapma olanağı sağlayaca- ğız. Böylece istenilen alanda donanımlı bilim insanı ve uzmanlan kendi üniversi- telerine ve kurumlanna göndereceğiz." Gebizlioğlu, tasanm çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nden büyük ilaç şirketle- rine, Bayındıriık Bakanlığfndan Deniz Müs- teşarlığı'na değin birçok kurum ile bağlan- tılann sürdüğüne de dikkat çekiyor ve işin püf noktasına geliyor. "Bu tasanma yurt- dışına öğrencigöndermenin altematifi ola- rak da bakabiliriz. Gençlerimizi yurtdışına gönderdiğimizde çoğunu gerialamıyoruz. Kaldı ki yurtdışına gönderdiğimiz öğren- ciye hem harç ödeniyorhem de öğrenci- nin oradaki araştırması yine yabancı üni- versitelere yatınm olarak kaJıyor. Oysa bi- zim tasanmımızla, uzmanımtz hem Türki- ye'de öğrenim görecek ve gerçekten ül- kesine daha çok yaraıiı olacak bir güdüy- le kendisini yetiştirecek hem de yaptığı araştırma bizim üniversitemize ve kurulu- şumuza katkıda bulunacak." Kolay gelsin, çok iyi bir iş yapılıyor... ISIKKANSU Aralarında TMMOB, DİSK ve KESK'in de bulunduğu Türkiye Sos- yal Forumu" geçen haziran ayında kurulmuştu. Forum, Dünya Sosyal Forumu ve Avrupa Sosyal Forumu ile benzerlikler taşıdığını, Türkiye'deki yüzlerce sosyal hareketi biraraya ge- tiren birzemin oluşturacağını, 2006'da gerçekleştirilecek Avrupa Sosyal Fo- rumu için hazırlık topJantısının gelecek ay sonunda Istanbul'da yapılacağını da duyurmuştu. Türkiye Sosyal Forumu, kamuoyu- na duyurduğu çağnda, "Tûrkiye'de ve tüm dünyadayeni liberalizme, sa- vaşlara ve her türiü aynmcılığa karşı verilen mücadeleleri paylaşıyoruz. Başka bir dunyaEkonomik, toplumsal ve çevresel kriz- leryaratan ve savaşlan küreselleşti- ren yeni liberal sisteme karşıyız. Çok farklı kesimlerden, çok farklı çevreler- den geliyoruz ve daha adil, daha eşit başka bir Tûrkiye'deyaşama isteğin- de buluşan milyonlann parçasıyız" görüşlerini savunmuştu. Türkiye Sosyal Forumu'nun bu gö- rüşleri ve "Başka birdünya mümkün, başka biryaşam mümkün" gibi slo- ganlanna gönülden katılıyoruz. An- cak "Başka bir dünya mümkün, baş- ka biryaşam mümkün" derken arka planda yaşananlan da göz ardı etme- mek gerekiyor: Bundan epey bir sü- re önce MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu'nun hazıriadığı "Dün- ya SosyalForumu'nun Ekonomisi ve Politikası" başlıklı bir raporda oku- muştuk. "Başka bir dünya mümkün" sloganı etrafinda örgütlenen Dünya Sosyal Forumu'nun "sponsorian" var- dı: Kanada Dışişleri Bakanlığı tarafın- dan yönetilen bir vakıf olan "Droits et Democratie", uluslararası bir şirket olan Ford ailesinin kurduğu Ford Vak- fı, Alman kökenli Heinrich Böll Vakfı, Hollanda hükümeti ve AB tarafından kaynak sağlanan bir kiliselerarası ör- güt olan ICCO gibi... Soru ortada: Bu tür kuruluşlar, va- kıflar ne kadar "sivil" ve ne kadar "başka bir dünyadan yana" olabilir? Ankara'da üç iyi insan yıllardırtür- kü söylüyor. Tadını çıkara çıkara, sese çoğulluk kata kata, derienmi- şe yeni soluk vere vere, yazılmış sö- zü tınıya çevire çevire... Nedim Yıldız, Ali Seçkiner Ajı- cı ve Erkoç Torun'dan oluşan Üç Anadolu'yadöndükyüzümüzü. Biz sorduk, Nedim Yıldız yanıtladı: - Yalnızca üçünûzden mi oiuşur Üç Anadolu? - Üç Anadolu, üç kişiden ve bu üç- lüye çalışma rahatlığı, huzuru ve desteği sağlayan özverili eşleri ve ço- cuklan; kimi isim babalığı yapmış, kimi heyecanlannı paylaşmış, kimi arşivini oluşturmuş, kimi birlikte ça- lışarak deneyimlerini aktarmış usta ve büyükleri ile her zaman varlıkla- rı ve yürekleriyle onları üretmeye Uç Anadolu ve türküleri yönlendirmiş dostları, arkadaşlan ve öğrencilerden oiuşur. - Dağarcığı nedir Üç Anado- lu'nun? - Üç Anadolu, şarkı, türkü çalıp söyler. Bazen sadece söyler, bazen ellerinde sadece vurmalı bir çalgı olur. Bazen bağlamalan dizerlersah- neye, kemanı dillendirirler bazen, bazen kemençe eşliğinde ağıt çığı- nrlar, viyolonsel ile piyanoyu söyleş- tiririer bazen. Hiç umulmadık bir an- da en ciddi sözü curaya yüklerler. Sanki türkülerte yolculuğa çıkartar, şarkılarta yaşamı kavramaya çalı- şırlar, sırtlannda çalgıları, sırası gel- diğinde en uygun olanıyla konuşmak için, içlerini aşikâr etmek için. Ko- lay mı sözünü özlüce söyiemiş ozan- lann, şairterin, düşünürierin, gönül insanlannın imbikten süzülerek bu- güne ulaşmış sözlerini anlamak ve aktarmak? Üç Anadolu'nun çabasında bu kaygının önemi büyüktür. Bunun için, kimlere, nerede, ne söyleye- ceğini uzun uzun etüt eder. Ulusla- rarası bir bilimsel toplantıda beş ta- ne türkü söylemek için dağarcık üzerinde uzun uzun çalışma gereği duyar Üç Anadolu. Sahnede yaptık- ları, insana yaklaşma, yakıştırma çabasıdır. Seçim ve sunumdaki öl- çütlerini de insani olma, insanca ol- ma değerleri üzerine kurarlar. Bunu da en iyi türkülerde ve türküleri iyi analiz ederek yakalamaya çalışır. - Üç Anadolu'ya bir işlev yük- lûyor musunuz? - Bir küçük iletişim takımı da de- nebilir Üç Anadolu'ya. Nasılâşıklar, ozanlar köy köy, ev ev dolaşıp ken- dilerinin ve ozanların hayata dair deneyimlerini, düşüncelerini aktar- mışlarsa ve her seferinde daha ol- gun ve kavramış olarak, mükem- melleştirerek söylemişlerse diye- ceklerini, Üç Anadolu da bugün böy- le bir görevi genç kuşaklara aktar- mayı bir ölçüde yerine getiriyor de- nebilir. Üç Anadolu, türkülerimizdeki mor dağların doruğuna yönelmeli mi? Galiba yönelmeli... ÇALIŞANLARIN SORULARI/SORU1VLARI YILMAZŞİPAL Ev Hizmetlerinde Çalışanlar ve Çalışüranlar SORU: Haftada bir gün eve temiznge gelen bir yardımcı ha- nım var. 5 yıldaıı bu yana, haftanın bir günü bana temizük işle- rinde yardım ermekte. Ben de kendisine bu yardnnın karşıhğı- nı para ve yardımlarla ödemekteyim. Kendisini sigortah yapmak için gereken çabayı gösterdim. Ko- cası sürekli karşı çıktı. Sigortarya verilen parayı gereksiz btddu- ğunu, sigorta parasuıın kendisine verihnesini önerdi Yardımcım, köyüne geri döneceği için, işi bırakacağmı söyle- di Kısa bir süre sonra da, benden hakkı olan sigorta ve ladem tazminaü karşüığı olarak, 10 milyar nra istedL Bu para benim ödeme gücümün çok çok üstündedir. Sorulanm: 1) Ben kendisi karşı çıkbğı için sigortah yapbramadım. Bunu karşı çıkmasına rağmen sigortaya bUdirmek zorunda mıyım? 2) Kendisine kıdem tazminaü ödemekJe yükümlü müyüm? Yükümlüysem, ödeyeceğinı 5 yühk kıdenı tazminaünm yasal tu- tan ne kadardır? Özet olarak, ev hizmederinde çahşöranlar (işveren) ile çab- sanlann (işçi) vergi, sigorta, iş yasalan vb. karşısındaki sorum- L uklan ve haklan nelerdir? (N.S.) YANTT: Ev hizmetlerinde çalıştıranlar ile çalışanlann hak ve yükümlülükleri yasalarda belirtilmiştir. (1) 193 sayılı Gelir Vergisi Yasası'na göre: Ev hizmetlerinde çalışanlar, 193 sayılı Gelir Vergisi Yasası'nın 23. maddesi ile "getir vergisi'' kapsamı dışında bırakıhîiıştır. "Hizmetçikrin ücretieri (Hizmetçikr özel fertier tarafindan evlerde. bahçelerde apartmanlarda veticaretmahani olmayan sair yerlerde orta hizmetçiliği, süt nineUk, dadıhk, bahçıvanbk, kapıcdık gibi özel hizmetlerde çahştmlanlardır)." Bukapsamagirenlerin ücretieri, "Gelirvergisindenistisnaedfl- miştir". Yalnızca "mürebbiyelere ödenen ücreder istisna kap- samma dahil değDdir". Yasadaki anlatımdan, ev hizmetlerinde çalışanlann (müreb- bıyeler dışında) gelir vergisi ödemekle yükümlü ohnadığı an- laşılmaktadır. (2) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'na göre: Sosyal Sigortalar Yasası'nın "Sigortah Sayıbnayanlar" baş- lıklı 3. maddesi ile ev hizmetlerinde sürekli çalışmayanlar si- gorta kapsamı dışında tutulmuştur. U D) Ev hizmederinde çahşanlar (ücrede ve sürekli çataşanlar »UUTÇ)" denilerek, ev hizmetlerinde süreksiz çahşanlann sigor- b. kapsamına alınmayacağı vurgulanmıştır. Konu Sosyal Sigor- talar Kurumu Genel Müdürlüğü'nün Genelge No: 16'da "Ev Hizmederinde Çahşanlar" başlığı ile açıklanmaktadır. •'506 sayıh kanunun 27.11. 1977 tarihinde jürürlüğe giren 2100 sajıh kanunla degiştirilen 3. maddesinin 1/Dfikrasında,ev hizmederinde ücrede ve sürekli olarak çahşanlann sigortah sa- Mİacağı öngörüldüğünden, ev hizmeti sayüan işlerde sürekli ola- rak çahşmakla beraber ücret almayanlarla, bir aydan az çahş- masıolanlarm sürekli çahşması söz konusu olmayacağmdan, gü- nöbirliğine veya haftanın yahut ayuı behrti günkrinde evlere ge- lerek temizük vb. işleri gören kimseler sigortah saydmayacak- hnür." Genelgede e\ hizmetlerinde "bir aydan az çahşması olanla- nn", SSK sigortalısı olmayacaklan vurgulanmaktadır. (3)4857 sayılı İş Yasası'na göre: 4857 sayılı tş Yasası'nın 4. maddesinde, "ev hizmederinde'' çalışanlar hakkında "bu ka- ıun hükümleri uygulanmaz" denilerek, ev hizmetlerinde çalı- sanlar Iş Yasası kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu konumda olanlar için kıdem tazminatı ödenmesi de söz konusu değildir. (*) "Ev hizmetleri: Bunlar genelükle Borçlar Kanunu anla- nuıda hizmet akdine dayanarak aile arasuıa dışardan kaülan ve uşak, hiznıetçL şoför, bahçrvan ve mürebbiye gibi adlar taşı- vankişilerce görülen işlerdir. Bu işlerhakkmda kuralolarakBorç- ar Kanunu'nun ilgih' hükümleri uygulanır." ı ** ı "Ev hizmederi: Evlerde yapılan hizmetçüik, uşakhk, şo- röriiik ve mürebbiyeUk gibi işler olup, bu işlerde çahşanlara lorçlar Kanunu hükümleri uygulanır." (•) Kaynak: Mustafa CENBERCİ, Iş Kanunu Şerhi, 1986, sayfa: 191 (**) îbrahim EŞMELİOĞLU, tş Kanunlan ve Mevzuatı, 1986,sayfa: 124/4 KİM KİME DUM DUMA BEHİÇAK behicakM yahoo.com.tr HARBf SEMİHPOROY semihpomy(â yahoo.com OTOBÜSTEKtLER KEMALVRGENÇ k_urgenc(çı yahoo.com 0. ktj/<tfth'A senr kİ qcfl\ış HAYAT EPtK TtYATROSU MUSTAFA BILGIN hayatepikc mynet.com -vay be!.. formuktl'deki hi2Q bakl.. ] - r a n t c«vrel«rwı»n e k o î o j i k f e l a k e t p a h a s ı n a y a k a l a d ı k l a n k&r'm hızı a ! • • / TARİHTE BLGinN MÜMTAZARIKAN 22 Ağuslos unnc.nuaniaz-arikan.com BUHARLA CAUSAN KUREKLER.. 17-86'PA BÜSÜN, İLK gUHAJU./ TEKNELEKPeN Bİ/Sİ, AMER.İKA- DA, OELAWAHE NEH&'HOE PENENOf. AMERİKALl Sl/LUfÇU JUHfJ FI7TM 7ARAFINOAN YAPILAN 2O ME7KET 8OYUNDAKİ TEKNE, İKJ YAN/N0A HAeSKBTU 1Z KOB.eK 7?}Ç/YO£Pl/. BU- HAR MAJtifiJES/NİU ÇAUŞTteD/6l kÜR£XLEIi.,ONA SAATTE 6,5 MİL HI2 YAfmRr/O/ZPU. AMCA/İ."GEHEKSİZ. gtg YENİÜIC" SA- YILAN MOOeL PEK. İL&İ ^ / JOHU FIVCM, DAHA GEJ-İŞMİŞ 8İR BUHAKLI TEKA1E YAPA4AYA S/BİÇE CEK (SA£DAXBaAJÜ BAÇAK- MAS/UA KAKpN, &ENEL /CULLAUIMIİÇİH PARASU. KAYfJAk. BÜIAMAO/S/N- 173B'DB SAGNAK NİLGÜN CERRAHOĞLU Gazze'de Atılan Adım... Günlerdirekranlarda Gazze'yi boşaltan yerleşim- citerin "şov"unu izliyoruz. Boşaltmaemrini yerine ge- tiren güvenlik güçlerinin boynuna sanlıp salya sümük ağlayanları mı istersiniz, "Yahudi, Yahudiyiyurdun- dan etmez. Verilen emre başkaldır!" diye askerleri isyana teşvik edenleri mi; üzerierine kovalarla "bo- ya" bocaedenleri mi, "çürükyumurta", "asif'atan- ları mı... Duygu sömürüsü, saldırganlık, küstahlık, şı- marıklık.. ne isterseniz var! Bütün bunlar gtobal köyün TV kameralan karşısın- da oluyor. Başlı başına bu sahneler bile kendilerini "devletin ûstünde" gören "yerleşimcilerin" nasıl başlanna buyruk bir güce dönüştüğünü gösteriyor. 'Rabin öldü, Şaron da ölecek!' Tevrat'tan başka hiçbir güç tanımayan ve yasal hiçbir dayanağı olmayan bu ilkel kültürü Israil, ken- di elleriyleyarattı. Gelmiş geçmiş tüm Israil hükümet- leri; işgal altındaki topraklarda "yerleşimcileri" ken- di destekleriyleyetiştirdiler. Yerteşim köylerindeki ara- zileri bedavadağıttılar, Filistinlilerden kestikleri "su'yu yerleşimcilere verdiler, vergi, ulaşım kolaylıkları sağ- ladılar, çocuklann okul giderlerini üstlendiler, vs.. vs. "Yerleşimci köylerin çocuklan, bizim için son tek- nolojiyle donatılmış silahlardan daha önemlidir!" di- yerek vaktiyle "yer/eş/mc//en"azdırmakta mahsurgör- meyen Şaron; şimdi silahlardan daha tehlikeli hale gelen o "çocuklann" bir numaralı hedefi. "Yeheşim köylerinin çocuklan" Başbakana açıkça gözdağı ve- riyor, hiç çekinmeden tehdit ediyor ve dağa taşa; "Yi- gal Amir (banş sürecinin miman, eski Başbakan Rabin 'in katili) yaşıyor. Rabin öldü. Şaron da öle- cek!" diye kan-nefret kusan yazılar yazıyoriar! Israil röportajlanmdan birinde, Betleem yakınların- da bir "yerleşimci" hahamın evine gitmiştim. Gör- düklerimfilmsetini andınyordu. Polonya Yahudisi ha- ham Menachem Fraumen'in makas değmemiş sa- kalları göğsüne dek uzanıyordu. Ampullerin aydın- lattığı evde, başka hiçbir elektrikli alet yoktu. Haha- mın karısı da kendisi gibi silahlıydı. En küçüğü bir buçuk aylık olan on çocuktan ortancası, o güne dek tek bir yabancı ile karşılaşmadığından, neden "Ib- ranice" konuşmadığıma şaşmıştı. Dünyadan kop- muş bir yaşam süren aile, yalnız Tevrat ve silah ta- nıyordu. Kum tepelerinde 'Dune Buggie' Gördüğüm yerleşimcilerin hepsi Fraumen'ler gibi değildi. Birer "Siyonizm" kalesıne dönüşen köyler- de, "yerieşimciliğin" sağladığı "ekonomikavantaj- lardan" yararlanan genç "yupp/e"lerde vardı. Bun- lar; suyu, elektriği olmayan; lağımları dışarıda akan Filistin köylerine bir taş atım mesafesinde "rüya gi- bi" yerleşim köyleri kurmuşlardı. Gazze'de şimdi aşama aşama sökülen "GusAı Katif", mesela böyle bir yerdi. Etrafını çepeçeyre saran elektrikli teller ol- masa "GushKatif"\, "Clup Mediteranee"sanabilir- diniz. Palmiyelerarasındaçatıları sazlardan yapılmış be- yaz kulübelerini turistlere kiralayan "Gush Katif"\\- ler; yeşil çimler arasında boş zamanlarında at ya da develere biniyor, tenis oynuyor, kum tepeleri üstün- de golf arabalarıyla gezintiye çıkıyor, yani "dune buggie" yapıyorlardı. Deniz kenarında "Beach Pa- radise" isimli bir otelleri dahi vardı. özel otobüsler, turistleri buraya -"Gush Katif") doğrudan Tel Aviv'e bağlayan karayolu üzerinden- Gazze'den hiç geçir- meden getiriyor; yabancılar Filistin mülteci kampla- nndaki sefaleti görmüyordu. 8 bin yerleşimci "Gazze şeridinin" üçte birinde, su- yun yüzde seksenine el koyarken şeridin gerisine sı- kışan bir milyonu aşkın Filistinli bağ bahçe sulamak, çim ekmek bir yana sebze yıkayamıyordu. Şehirsu- yuna kanşan lağım suyu yüzünden Filistin halkı ba- ğırsakenfeksiyonları ilecebelleşiyor, içmesuyu bul- makta zorluk çekiyordu. Gazze'de sökülen düzen böyle bir düzen. Dinci- milliyetçi bir misyonerlik adına "Tevrat'ta vaat edil- miş topraklan", bedenleri, çocuklan, evleriyle 40 yıl- dır fiziken işgal eden "yerieşimciler", yalnız fanatik imanla bağlandıkları "Süyü/c/sra/7"düşünü bırakmı- yorlar arkalarında. Ellerinden hiçbir zaman alınma- yacağını düşündükleri tüm cazip avantajlardan, ay- ncalıklardan da vazgeçmek zorunda kalıyorlar. "Efen- di" gibi sürdükleri yaşamlarına bir daha asla kavu- şamayacaklannı biliyorlar. Bizzat kendileri mülteci- ye dönüşüyorlar. "Israil bayrağı" üzerine tükürmekten çekinmeyen yerieşimcilerin nefreti büyük, öfkesi derin. Şaron'un işi çok zor. Bu serüvenin gerisini birlikte izleyeceğiz. Gazze operasyonu, büyük bilinmeyenlere gebe bir ilk adım sadece. BULMACA SEDAT YAŞAYAN 1 2 3 4 5 6 7 8 9SOLDANSAĞA: 1/ Ağaçlık yer- den açılan tar- la. 2/ Üretimle elde edilen kul- lanma değeri... Alkollü içecek. 3/Eskidildedu- dak. ..Kalayele- mentinin sim- gesi... Pantolo- nun apış arâsına 8 gelen yeri.4/Bir Q çokluğuoluştu- ran \'arlıklann her biri... Aldatma işi, hile. 5/ Dermansızlık. güçsüz- lük. 6/ Satrançta. daha iyi bir konuma gelebil- mek için bir taşın feda edildiği hamle... Bir bağlaç. II Eski dilde anne... Yozgat ilindeki ünlü hö>*ük 8/ Zarara uğrama tehlikesi... Es- kiden ağu- hapıs mahkûmlarının bo>-nuna geçirilen de- mir halka 9/ Kuzev Amerika'daki ünlü çavlan. YL'KARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Muğla'nın ortaca ilçesine bağlı Dalyan beldesinde bir göl. 2/Edremit Körfezi kıyısında turistikbir yöre... "Tann kabul etsin" anlamında kullanılan sözcük. 3/XX. jüzjılın en etkıli resım akımlanndan biri... Bir nota. 4/ Şöhret... Cepte taşınan tütün ya da sigara kutusu. 5/ Sefalet çeken, yoksul. 6/ Ruh... Yükselme. jTİcelme. II "Bir garip ölmüş diyeler' — günden sonra duyalar' Soğuk su ile yuyalar/ Şayle garip bencileyin" (Yunus Emre)... Bir zaman birimi... Kent. 8/Finulusunun ün- lü destanı. 9/ Hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bit- ki... Yapraklan salata olarak yenen ıtırlr bir bitki.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog