Bugünden 1930'a 5,432,635 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 21 AĞUSTOS 2005 PAZAR OLAYLAR VE GORUŞLER EVET / HAYIR OKTAY AKBAL Nisan Hayvanı (£3ir Öykücük) "Hayvan gibi durmasana yolun üstünde". Bir omuz atıp çıkıyor otobüse. Bir elinde çan- t a , başında uçlan kalkık kara şapkası: Kapının öfiünde incecik bir Anadolu çocuğu... Ceket, c^ketlikten çıkmış, pantolon yamalartatanınmaz o ImuşL Nereden, hangi Anadolu köyünden ko- p u p gelrjjiş Istanbul'a? Hangi garip rüzgâra ken- dıini bjrakmış? Ürkek bir hayvan gibi... "Hayvan gibi durmasana yolun üstünde." Itilmek, kakıl- hSak, hakaret görmek! JoÖöste işten güçten dönenler! Yansı, gece- * "ısanları, Gültepe'ye gidecekler. Çamur- j , sert rüzgârlardan geçerek... Uçlan j şapkalı adam itiyor o san benizli genci. "Hay- jyor. Bakıyoruz, yadırgıyoruz önce. 'Baş- "Haklı" diyor, "kapının önünde durulur mu hiç?" Bir yaşlı kadın "Istanbul'a doldu ipini ftbparan" diyor yavaşçacık... Uçlan kalkık şap- kalı adam, tepeden tırnağa süzdü o yoksul de- likanlıyı... Neden sonradelikanlı, "Nehayvanı.." gibilerden birşeyiermınldandı. Adam "Eşek hay- vanı, öküz hayvanı" diye bağırdı. Ne hayvanı, di- ye düşünüyonjm içimden. Insan hayvanı dene- bilir. En iyisi bu, insan hayvanı! Bu delikanlı da ürkekliğiyle, zavallılığıyla, çelimsizliğiyle, yalnız- lığıyla garip bir hayvan... Avcıların bile vurmaya, ele geçirmeye kalkışmadığı, kalkışmayacağı ya- rarsız bir hayvan... "Ne hayvanı" diye soruyor o genç, ama dire- nemiyor fazla. Büzülüyor, ufalıyor siniyor... Bü- tün gözler üzerinde, kafaJardan nelergeçtiğini his- seder mi acaba? Böyle birsezgi gücü var mıdır? Var olduğuna inanmayız biz! Bu otobüstekilerin çoğu da inanmaz. Hayvandan farksızdır o! Yo- lun ortasındayürür, kapının önünde durur, konuş- masını, yemesini içmesini bilmez, ha yaşamış, ha yaşamamış, kime ne? Günü getecek, aske- re alınacak, dağ tepe koşacak, ona Mehmetçik diyecekler, gerektiği anda sınırianmızı koruya- cak, canını verecek... Onun gibi binlerce, on bin- lerce, milyonlarca Mehmet, sırtlannda bu yurdu taşıyacaklar daha yüzlerce yıl... Otobüste konuşuyoriar. Uçlan kalkık şapkalı adam bir yer buldu oturdu. Elinde içi yiyecek dolu torbalar. O da, kabadayıca bağrışında sa- nıldığı gibi 'büyük' bir adam değilmiş meğer! Ütüsü bozulmuş pantolonu, eski paltosuyla ya küçük bir memur ya da bir yerde başhademe! öyle bir şey. Ama o uçlan kalkık şapka var ya, değiştiriyoronu... Konuşuyoryanındakiyle: "Ge- liyorlar beyim Allahın ayıları, geliyorlar sürü sü- rü. Yürümesini bilmezler, bir de otobüse biner- ler. Yasak etmeli bunlara şehre gelmeyi." Yanın- daki de başını sallıyor. Gecekondular uzaktan göründü. Bir uçtan öte uca kadar evcikler doldurmuş yamacı... Deli- kanlının da gözleri orda... Bir ev arayacak şim- di! Bir akrabasını, bir köylüsünü. Daha kaç azar duyacak, daha kaç küfür yiyecek, daha kaç, da- ha kaç? Birisine bir şey soracak, ama korkuyor. Bakışlar acımasız, bakışlar düşman! Biletçi da- yanamıyor: "Burada mı ineceksin?" diyor. "Gi- deceğin yere buradan daha kestinve gidilir." Delikanlı başını sallıyor. Kaçarcasına iniyor oto- büsten. Bir daha bakmıyor geriye. Ama biz, he- pimiz onu seyrediyoruz. Bir hayvan gibi kaçıyor. Karşıdan karşıya kıstınlmış bir hayvan gibi ko- şuyor. Ürkek, bitkin, umutsuz, düşsüz!.. Hiçbir nayvana benzemeyen bir hayvan bu... Bir insan hayvanı... "Tarzan Öldü "den, 1969. Çağdaşlaşmanın Rotası Prof. Dr. Kemal ONEN R asyonel düşün ve bilime ters dü- şen hınçlı, hatta nerdeyse düş- manca bir anlayışın ülkede yer yer yeniden boy gösterdiği artüc göz- den kaçmıyor. Devletin anayasal kurumlan, üniversiteler, diğer bilimsel ku- rumlar ve de yargı sık sık suçlanma, tartışma konusu, hedef tahtası haline sokulabiliyor. Bunlarda, ömeğin bilimsel kurumlarda gerek yapısal gerekse işlevsel bakımdan tartışıla- cak yönler yok değil. Fakat çağdaş, düşünsel, olumlu ve de ileriye yönelik değişimci yak- laşımlar yerine; tutucu, geriletici, akademik de- ğil fakat duragan-dogmatik medreseci düşün- ce biçiminin zaman zaman çeşitli kişiler ve çev- relerde boy gösterdiği gözleniyor. Üniversite- lerin ve YÖK'ün giyim kuşam ve özellikle, simgesel türbana ilişkin tutumunu içlerine sin- diremeyip, tüm yükseköğretim kurumlannın aynı yasa ve kriterlere dayalı olarak işlediği unutularak getirilen öneriler, bu konuda ne ölçüde duygusal olunduğunu gösteriyor. Ay- nca seyrek de olsa yetkili ağızlardan içerde ve dışarda ülkenin çeşitli kurumlannın, eğitimi- nin ve hatta düzeninin ve uygulamalarının ya- kınma konusu yapılmasının izahı da kolay de- ğil, büyük olasılıkla sübjektif yaklaşımlar ve tutucu eğilimler ağır basıyor olabilir. tslam, Müslümanlık, üımlı Islam ve çağdaş- lık gibi deyımler, kavramlar ve konulara iliş- kin olarak çelişkili demeçler ve davranışlar, laıklik ve çağdaşlık karşıtı odaklann ginşim- leri için, istenmese de, sömürüye açık bir et- ken olarak işlemez mi? Seküler düşün; çağ- daş topmmlarda uzun yıllardan beri bir sorun değildir ama ülkemizde hâlâ sorun olmaktan çıkmadı ve çıkanlmadı. Yahya Kemal Bey'in deyimiyle; "800 yıl süresinceflmi,yalnız fet- valar haünde beflemiş veya belletilmiş halk" la- ik cumhuriyetle ve özellikle onun eğitim dev- rimi ile bu yöntemleri terkederek çağdaşlaş- maya yönelmişken şimdi eğitim öğretim ve sos- yal yaşamda yeni bir fetva dönemi mi başla- yacak? Hâlâ kutsal kitaplardan modern bili- min bulgulanm çıkarabilme ümit ve hevesi- ni sürdürmek, ancak bu çabadaki kişilerin kendi kendilerini tatminden öteye geçemeye- ceğini söylemeye gerek var mı? Esasen Hz. Peygamber; "Mekârimiahlakıikmaliçingön- derildiğinr bildirmiyor mu? Dinden ilim ve felsefe olmasını beklemek yanlıştır. O zaman inanç bilgi olur ve her şey öğrenme / öğretme yolu ile halledilirdi. (H- Z. Ulken - Islam Dü- şüncesine Giriş S. 70). İstenmese de tüm bu turumlann dinsel dog- matizm ve hatta fanatizme ve de dindarlık kisvesi altında yobazlığa yol verebileceği mey- danda. Plüralist ve açık bir toplumda fanatiz- me yer yoktur. Tanınmış bilim felsefecisi K. Popper'in belirttiği gibi; fanatizm, plüralizmin bir öğesı değildir. Çağdaş yaşam kural ve ger- çeklerine aldırmama hatta inadına bozma gi- rişimleri de plüralizmin ve sözde demokrasi- nin birer öğesi değildir, ancak ilkellik veya sap- lantıdır. Fanatizm bazen millıyetçi bazen ırk- çı ve bazen de sözde bilimsel olabiliyor. Ta- rih bu tür olayların ve buna dayalı terorizmin örneklenyle doludur ve bu günlerde de sür- mekte olduğunu görüyoruz. Laiklıği ve çağdaşhğı vurgulayan ve dinin siyasallaştınlmasına karşı olduklannı zaman zaman belirten siyasetçiler, bunu içtenlikle benimsediklerini tüm tutumlan ile göstermek ve örnek olmak durumundadırlar. Bu arada bi- limin siyasallaştınlmamasına da aynı şekilde ve duyarhhkla yaklaşmak gerekmiyor mu? Din gibi toplumlarca kutsal sayılan ve de çağ- daş dünya, yaşam ve de zamanın getirdikleri ve gereksinımleriyle uyum halindeki anlayış ve yaklaşıma ve de inançlı dindarlara kimse- nin bir diyeceği olamaz. Kendi kuşağım en az 1935'lerden beri dinsel deneyimiolabildiğin- ce rahatlıkla yaşarken hiçbir sorun ve sıkıntı- sı olmadı. Din adına gelişigüzel ahkâm kesen- lere tarihçi ve din bilgini CevdetPaşa'nın be- lırttığı gibi; "Ulemanın şerefveimtiyazı ancak adaktin şanına itibarlanndan ve sadece kişi- lerebmnedfldeıiüöğrebnektenfl)aretlir.tslam- da ruhbaniyet merasimi yoktur." dolayısıyla mevlıthanlann manevi kumandanhğı gereklı değildir. Çağdaşhğı özümsemiş bulunan din bilimcileri, düşünürlerimiz ve özellikle ilahi- yat fakültelerimizin; bilimin verileri ışığında güncel - çağdaş yorumlarla kendi konulanna eğilmeleri ve aydınlatıcı ve de tutuculuğu dış- layıcı çabalara başlamalannın zamanı gelme- dimi? Laik ve demokratik bir toplumda lıderler ve yöneticiler söylemlerinde bilime ve efsanele- re eşit ağırlıkla yaklaşırlarsa yapıcı gelişme- ler beklemek çok zordur. Herhalde aydm ve çağdaş politikacılar, sağlam bilimsel gerçek- leri bir ölçüde tanımak ve önemlerine uygun şekilde öğretilmelerini desteklemek durumun- dadırlar. 80 yılı aşkrn süredır yüriitülen çağ- daşlaşma, rotasından saptınlmasın, ulus ve ülke için asıl hayırü yaklaşım ve tutum budur. Uyanlmadık Demeyin! Dr. A. Alper AKÇAM T ehlıke tarlalarda, bahçeler- de, seralarda... Tehlike pa- zar yerlerinde, manavlar- da, tezgâhlarda... Tehlike mutfak- lanmızda, sofralanmızda... Hat- ta, tehüke midelerimizde, bağırsak- lanmızda, can damarlarunızda! Sizler, son yıllarda sıkça karşı- laştığınız o sıçan ku>Tuğuna ben- zer salatalık saplannın ne anlama geldiğini biliyor musunuz 0 Ya da domatesi kestiğinizde karşınıza çı- kan tahta sertliğindeki beyaz do- kulann, dokusuz boşluklann... Ben tanm uzmanı ya da beslen- me uzmanı değilım ama tam yir- mi altı yıl SSK hastanelerinde ge- nel cerrahi uzmanı olarak görev yaptım. Binlerce, on binlerce has- ta ameliyat ettim. Uğraşımın son yıllannda, bu ülkede hiçbu- kayıt altına alınmamış ama gıderek art- tığını sağır sultanın bıle duyduğu tümörlü hasta organlannın nasıl damarlara sahıp olduklaruıı göz- lerimle gördüm. Içinde tümör bu- lunan, hücre üremesi denetlene- mez ohnuş organlardakı görünen ilk değişiklik, damarlanndaki hız- lı genişleme ve uzamadır. Hızla büyüyen, doğal üreme yapısı bo- zulmuş, sağlıklı dokulara göre da- ha sert olan tümörlü doku, daha faz- la kana, daha fazla oksijene, daha fazla besin maddesine gereksinim duyar. Bu gereksınımlerin karşıla- nabilmesi için de, ulaşun yollan olan damarlar genişledikçe geniş- ler. Demek istiyorum kı, yediğimız salatalıklarda, domateslerde, pat- lıcanlarda, kabaklarda, pazar yer- lennde, manavlarda gördüğünüz sebze ve meyvelerin çoğunluğun- da üreme kışkırtılması var! Bası- yorlar kimyasal ilacı, üç günde, beş günde, büemedin yedi günde yetiştirip sürüyorlar sebzeyi, mey- veyi önümüze..: Olağan koşullar- da, sebze büyüdükçe sapı küçülür, kurumaya yüz tutar, çöp gibi olur. Yıllardır, öyle sapı olan sebze gö- remiyoruz. Aylardır güneşte kav- ruluyoruz ama domateslerin ka- buklan so>-ulmuyor! Kışkırtılmış hücre çoğalması- nın varacağı yer kanserdir, denet- lenemez çoğalmadır! tnsan yaşa- mının görece bir değer taşıdığı Av- rupa Birliği ülkelennden, Rus- ya'dan yüksek kimyasal kapsadık- lan için geri dönen sebze ve mey- veler nereye gidiyor sanırsınız? Birilerince, yaşamları hiçbir de- ğer taşımayan bizlerin sofralan- na, midelerimize... Bir zamanlar, Çernobil patlamasından gelen rad- yoaktıf serpıntiye meydan oku- yan, göstere göstere çay içen po- litikacılanmız vardı, uyuttular bi- zi... Iş işten geçtikten sonra ağla- maya başladık, hiçbir işe yarama- dı. Ağlayacaksak şimdi ağlamalı- yız! Dün radyasyonlu çaylan içi- renler, meyveyi, sebzeyi insanla- ra yedirenlerin, bugün birçok ül- kenin geri gönderdiklerini bu mil- letin önüne sürenlerin, üreticiyi, satıcıyı görevleri olduğu halde de- netlemeyenlerin, para için adam öldüren sahte rakı üreticilerinden ne ayrımı var? Elinde tuttuğu oy pusulasını da kullanarak halb bezirgân pohtika- cıya oy davan yapan birileri, ken- di küçücük çıkarlan için tüm mil- leü kısa yoldan yaşamın sonuna sü- rüklüyor! Konuyu açöğım bir ar- kadaşım, denetleme yapması ge- reken tanm müdürlükleri kadrola- nnın unam hatıp çüaşh Ugisiz me- murlarla doldurulduğunu söyledi. Şimdi, demokratlığı AB yardakçı- hğıyla, din istismarcıhğına ve Kürt milliyetçiliğine ödün vermekle öz- deş gören bınlennın. "uğraşmavın insanlann diniyte imanıyla" dedi- ğini duyar gibiyim. Kimsenin di- ni, imanı kimseyi ilgılendirmez elbet! Ama, ruhani hayatla, dinle ve imanla uğraşması gerekenler, eğitimden sağlığa, sofralanmız- dan bilime, hayatın tüm alanlan- na yön vermeye çıkmışlarsa, göz göre göre, yetkileri, deneyimleri ol- mayan işlerde "AK taran baş ke- sen!" kesilmişlerse, TÜBÎTAK bü- dirileri, evnm kuramına karşı çık- madığı, "Tann'nın dediği olur!" diye bitmediği için eleştiriliyorsa, birilerinin de söz söyleme hakkı doğmalıdır artık! Tanm müdür- lüklerinin asıl uğraşı, SEK, Et Bahk Kurumu'nun kapatılması, tanm kooperatiflerinden, tanm ve hay- vancılıktan devlet desteğinin kal- dınhnası karşılığında, aynı devlet desteğinin hiç azalmadığı Batı ül- kelerinden gelen "peşkeş" kredilerin köylüye dağıtımıasın- da muhtarlarla birlikte "inceaj'ar" yapmak oldu. Köylü aldığı paray- la varoşlarda arsa alsın, Ankara'daki tstanbul'daki gecekondusunun üs- tüne kat çıksın, ne yaparsa yapsın... Tarlasında, bahçesinde de özgür- ce bassm kimyasalı, ne üretirse üretsin! Devlet ya da üretici ör- gütleri kanşmasın hiçbir şeye... On beş yirmi yıl sonra, saç baş yolup ağlamaya kalkmayın! Ne yapacaksanız şimdi yapın... Uyanl- madık demeyin! formülakalite Biz, Türkiye'nln sağlıklı ve kaliteli ürünler tüketmesi için yarışıyoruz... tZMİR CUMOK VE /UHNer ÇAâRIYOR "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır..."Mustafa Kemal "TÜRKİYE tTTtFAKI" KOCATEPE BULUŞMASI 25-26 Ağustos 2005 AFYONX\R.\HİSAR DEMOKRATİK KtTLE KURULUŞLARI ve ADD GENEL MERKEZt DCZENLEMESt (CUMHURİYET OKURLARI (CUMOK) DESTEĞtYLEl l.GLTV 25 Ağustos 2005 Perşembe Saat 18:00 Kocatepe'de buluşma. (KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Sn. Rauf DEMKTAŞ'ın katılımıylal Saygı duruşu. Istiklal Marşı. "Kuvay-i Milliye" Desanı 2.GÜN "Büyük Zafer'in 83.Yılındı Tflrkiye'nin Bugünü" konulu 4 ayrı otunım ve diğer etkinlikler. Katıhmcılar: Rauf DENKT.\Ş KKTC Kurucu Cumhuıbaskanı. Prof. Dr. Halıra SÖZ- BİLtR AKÛ Reklörû, Av. Ertuğrul K.\Z.VSCI ADD Gn.Bşk.-Prof. Dr, Anıl ÇEÇEN .Ankara Cnv. Hukuk Fak. Ög. Oyesi, Bırcan AKmDIZ Türkıve Kamu-Sen Gn.Bşk.- tbrahim VETKİN Turkıye Znaatçiler Der. Gn.Bşk.. Dr. Ahmet Zekı Bl'LlNÇ KKTC Öncekı Tûriıye Bûyükelçısı-Denij Cİ'NDAY TESK Gtı.Bşk. A\. Ceyhan Ml'MCt ADD GYX Uytsi. Prof. Dr. .Ahmeı SALTIK ADD Genei B>k. Yard.. turgui ÖUK- MAN Sanalçı-\azar. Av. Namık Kemal BOYA CUMOK Turkıye Gen«l Koordinaıörü. Mustafa BALBAY Cumhunyet Gazelesı Ankara TemsılcisL Hulkı CE\1ZOĞLl Ka- na! Türk TV. Flash TV, Fent İLSEMR Ulusal Kanal Yön. Kur. Bşk., Erol MİTER- CİMLER Haber Türk TV'. Necdet SEVtNÇ Yenıçag Gazetea Yazan. Sıyasal Partı Tem- sılcılen. 25 Ağustos Perşembe saat O9:30'da Sabancı Kültür Merkezi önünden hareket Katıhm ücreti 30.YTL Rezer\asyon için son gün 22 Ağustos Pazartesi saat l7:00'dir. Rezervasyon ve lletişim: D.Gûnojlu 0 533 "65 526"- G. Akyel 0 532 506 14û1 - N Mantar 0 535 563 ~S68 SEN GELIVİEZSEN EKSİĞİZ! e-posta:izmırf5 cumok.org www.cumok.org ISTANBUL CUMOK "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır..." Mustafa Kemal "TÜRKİYE İTTİFAKI" KOCATEPE BULUŞMASI 25-26 Ağustos 2005 Kocatepe ve Afyon'dayız AFYONKARAHİSAR KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ DEMOKRATİK KİTLE KURULUŞLARI ve ADD GENEL MERKEZİ DÜZENLEMES! (CUMOK DESTEĞİYLE) 1.GÜN 25 Ağustos 2005 Parşembe saat 18.00 Kocatepe'de buluşma. (KKTC kurucu Cumhurbaşkanı Sn. Rauf DENKTAŞ'ın katılımıyla) saygı duruşu, Istiklal Marşı, "Kuvayı Milliye'' Destanı 2. GÜN 'Büyük Zafer'in 83. Yılında Türkiye nin Bugünü* konulu 4 ayrı oturum ve diğer etkinlikler Katıitncılar Rauf OENKTAŞ KKTC Kuruoj CumhurtMşkaıı Prot. Dr Haton SÖ2BİUR AKU Rektört Av Ertüjnj: KAZANCJ ADOGenelBaşianı Prof. > toi ÇEÇEN «nkaa Unıv Hukuk Fak- ÛJ. Uyesı Bircan AKYIIİIIZ Turkıye Kam-Sen Gene) Başkan Ibfahm YETKİN Türiuye Zraatçıler Deme^ı Genel Baş«an. Dr M-net Zeki BULUNÇ KKTC CKicekı Tûriuys BuMjkelçs. DenşGÛNOAy TESK Genâ Başkanı Aı CsynaıMUMCU ADOGYKÛyes Prof Dr Ahma SALTIK AD0 Genel Başkan Yydmcta Turgu! ÖZAKMAN Sanatçı-Yazar Av. Namk Kema BOYA CUMO Turtıye Genel Koordmatoni Mustafa BALBAY CumHjrrya Gazetes Annara Temsıtsı Hufc CEVİZOĞLU Kaıa Türk TV, Föstı TV 1 FertlLSEVER ülusal Kanal Yöoetm Kurufcj Başkani â w MÛTERCİMLER HaterTürkTV Necdet SEVİNÇ Yenicaö Gazetesı Yazan Siyasal Parti Temsüdleri llsimter oturum sırasına göre duzenlenfnfşrır) Yer Afyonkarahisar Kocatepe Ûraversitesi Sosyal Tesısleri Toplarrtı Sakmı Tarilt 26 Ağustos 2005 Cuma lletişim - Bilgi: 532 320 6012-542 65215 00 216326 49 21 e-posta: ıstanbu)(o cumok.org 21 Ağustos Pazar = 20:30 Harbiye Açıkhava Tiyatrosu heygidi kamdeniz! Bilet Satış yaşadıkça yaşayacak... sunucu: nihat sırdar fuat saka sunay akın şevval sam bayar şahin ibrahim can Konser Geün Turkıye Eğitim Gönül!uleri Vakfı. Tûtktye tCanserle Savaş Vakfı ve Nesin Vakftna akîarılacaktır www.heygidikaradeniz.com Beyoğlu Istiklal Kitabevı Beşiktaş Meydan Fotokopi tletİŞİm Kadıkoy SeyhanMüak , n 0 1 0 . nmm C 7 n o Bakırkov Beya; Adam (02121 2 4 4 57 08 AKAH P R O D U C T I O N hasanoalu 'Jl'JJ^ inşaaf *-? "*- KADYO7 PICALDI JEANS 1 ÇACIN MOTEL felsefe devam ediyor.. en temiz denizi, her öğün balığı, kalabalıklardan ve kabalıklardan uzak sessiz tatili özlediyseniz... 1 kişi TP. 45 YTL ASSOS Bektaş Köyü Sivrice mevkii Tel: (0 286) 723 44 60 / (0 286) 723 44 61 JVLE ORMAN DENİZ SESSİZLİK ODA KAHYALTI BİR KIŞİ 40 YTL 03806114436 AKÇAKOCA ww\v.meseııotel. cora TC GULNAR KADASTRO MAHKEMESİ'NDEN Esas No: 1990 139 - Karar No: 2002 31 Davacılar Mehmet Küçük ve arkadaşları tarafından dava- lılar Bekir Eğin ve 27 arkadaşı aleyhine mahkememizde açılan kadastro tutanağına itiraz dasasının yapılan yargıla- ması sonunda karara bağlanmış olmakla vertlen karar gere- ğince. Dava konusu yer olan Mersin ili. Gülnar ilçesi, Saray Mahallesi'nde bulunan 149 ada. 2 parsel ve 167 ada. 59-61 parseller hakkında mahkememizce yukarıda esas ve karar numarası yazılı 14.05.2002 tarihli ilam ile da\anın kısmen kabul kısmen reddine karar \erilmiş olup verilen karar Be- kir Eğin mirasçtları haricindekilere tebliğ edilmiş oiup, Mersin ili. Gülnar ilçesi. Saray Mahallesi'nde nüfusa kayıtlı 1330 d.Iu Mehmet ve Ayşe'den olma Bekir Egin de 29.6.1987 yılında ölmüş. olduğu. tüm aramalara rağmen teb- lıgata yarar mirasçıların açık adreslen tespit edilemediğin- den Mersin ili, Gülnar ilçesi. Bozağaç Köyü'nde nüfusa ka- yıtlı Bekir oğlu Mehmet eşı 3.2.1957 d.lu Muttalip ve Behi- ce'den olma Mintiyan Eğin. müşterek çocukları 1998 d.lu Mehmet Can Eğin. Bekir kızı Mersin ili. Silifke ilçesi. Mansuriye Mahallesi'nde nüfusa kayıtlı Perihan Ta^kın ço- cuklan 1962 d.lu Havva Taşkın. 1964 d.lu Muhammet Taş- kın, 1963 d.lu Bülent Taşkın, 1967 d.lu Tansel Taşkın. 1971 d.lu Ali Taşkın. 1978 d.lu Nurhan Taşkın, 1974 d.lu Levent Taşkın aleyhlerine verilmiş bulunan mahkememiz kararı ekii tebligat yerine kaim olmak üzere ilan tarihinden itibaren 15 gün içerisinde temyiz yoluna başvurmadıkları takdirde kararın kesinleşeceği ilan olunur. Basın: 32188
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog