Bugünden 1930'a 5,431,332 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

12 AaĞUSTOS 2005 CUMA CUMHURİYET Eşek B-irokur; "asnn sözü" notu düşmüş ama attına adını yazmamış: "Amerika, binmeyeceği eşeğe ot vermez!" SAYFA 17 Etektron* posta: ttenizaomecumhm1y8tconi.tr www.denlzsom.com Tei: 0.212.512 05 05 Faks: 0.212.512 44 9? - Haccın da beş yıldızlısı varmış... "Ağanın eli, hacıağanın cebi tutulmaz!" m s 6 Erdoğan: "Kürt sorunu demokrasiyle çözülür" yani, demokrasilerde çareler tükenmez! Rüya ^ M Tank Minkari: V "Hayırdır -*•- inşallah, bir rüya gördüm. Sarah Yamani, modern ve cazip gelinliği ile ayakta vakur duruyor. Karşısında iki hanım var, şaşkın ona bakıyoriar. Bunlardan biri Emine Hanım, öteki Hayrünisa Hanım. Sarah onlara şöyle diyor Siz hâlâ an neannelerinizin elbiselerini mi giyiyorsunuz?" Sırayla Akif Kökçe: "Amerikan para babalan Türkiye'deki bazı sivil toplum kuruluşlanna da parayardımı yapıyormuş. Her şeyin bir sırası var; bugün para-vokasyon yann provokasyon!" İSTEMEM, yan cebime koy hesabı kendilerine "aydın" denmesini istemeyen takımla görüşen Başbakan, "Kürt sorunu"nun varlığını kabul edip çözümün demokratik cumhuriyet içinde olacağını buyurdu. "Demokratik cumhuriyet"in içinin nasıl doldurulacağını henüz bilmiyoruz ama 1993 yılında "ikinci cumhuriyet" tartışılırken Recep Tayyip Erdoğan ın Güneydoğu Anadolu için "Osmanlı modeli" önerdiğini biliyoruz. Başbakanın sözlerini M. Emin Değer anımsatıyor: "Türkiye'nin yannında artık Kemalizme veya başkaca herhangi bir resmi ideolojiye yer yoktur. Kemalizmin yeniden kendini üretrnesi söz konusu değildir. Aradan 70 yıl geçti. Artık, militarist ve sivil bürokrasi 'Devleti biz kurduk, korumak kollamak görevi de bizimdir' diyemez. Çünkü insanlar böyle bir devleti istemiyor. Kemalizmin kendini yeniden üretmesi söz konusu değildir. 2000'li yıllann Biraz dahadünyasında ve büyük dünya ailesinin bir birimi olan Türkiye'de artık Kemalizm ve Kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur." "Bu değişim süreci içersinde eğer, ülke içinde yaşayan bazı grup insanlar milli yapı içersinde kalmak istemezlerse" diye soruyorlar, "Onun karannı ha(k verecek" diyor. "Örneğin Kürtler biz ayrı yaşamak istiyoruz diyebilirler" denince "Bu durumda belki Osmanlı eyaletler sistemi benzeri bir şey yapılabilir" diyor. "Bağımsızlık isterlerse, tamamen ayrılmak isterlerse" diye üsteleyince "Bu toprak üzerinde böyle bir bağımsız yapıyı kurma kudreti varsa kurar" diyor. Emin Değer: "Bu sorulu yanrtlı konuşma 1993 yılında ikinci cumhuriyet tartışmaları sırasında yapılmıştır. Erdoğan'ın değişmeyen, değişmeyeceğini söylediği dünya görüşü budur. Bu nedenle yönetim sorumluluğunu, geçici asıl hedefe giden yolda araç olarak görür. Erdoğan o söyleşide 'Biz Türkiyeliler' deyimini kullanıyor. Türk kavramını ağzına almayı hedefine giden yolda engel olarak gördüğü izlenimini yaratıyor." Soruyorlar; "Bu sınırlar içinde siz de söylediniz, değişik etnik yapılar ve dinsel gruplar var. Bunlan hem ümmet çerçevesinde hem de milli devlet içinde nasıl düşünebiliyorsunuz" diye... Diyor ki: "Ümmet kavramı içinde düşünmüyorum ki, Islamı devlet planı içinde düşünüyorum. Ümmetin içinde zaten Hıristiyanın, Yahudinin olması söz konusu değil. Ama bu ümmet, Hıristiyanla da Yahudiyle de kendi hukuklannı belirleyerek yaşayabilir." Haydi "aydın"lar biraz daha gayret! t SESSİZSEDASIZO) Büyüklerimiz bizden iyi düşünür! SABAH kalktığında televizyondaki haberde Maliye Bakanı Kemal Unakrtan'ı görüyor 17 yaşındaki Umut Özdoğan: "Henüz tam uyanamamışken bir anda dirildim. Bakan, ERDEMİR ve İSDEMİR genel müdürleri hakkında konuşuyordu. Neymiş efendim siz niye böyle özelleştirmeye falan karışıyorsunuz, alın maaşınızı görevinizi en iyi şekilde yapın diye. Bunun Türkçe meali şu şekilde olmalı: Kardeşim sen devletin bürokratısın, salla başını al maaşını; satma işını biz yöneticiler yapanz. Unakrtan'ın sözlerinden bunu anladım. İnsanlar ülkeyi ilgilendiren kararlan eleştirmeyecekler, görüş bildirip tepki koymayacaklar. Yani şu veciz sözdeki gibi: Düşünen kafalara zehirli fıkirler üşüşür. Büyüklerimiz her şeyi bizden daha iyi düşünür. 17 yaşında bir lise öğrencisiyim. Iktidarın icraatlannı gazetelerde okudukça ülkenin geleceği hakkında pek de olumlu düşünemiyorum. Ve şunu hissediyorum ki Atatürk'ün mirası olan cumhuriyetin öz değerlerini korumak için biz gençlerin iki kat fazla çaba sarf etmemiz, okumamız ve düşünmemiz gerekiyor." Yüksek Yerilim Hattı erdincutkufg yahoo.com Kendime yabancıyım... Kendi vatandaşhğıma geçeceğiml 4 Aydın Eımblık'! MERİÇ VELÎDEDEOĞLU Geçen ay Yemen'in başken- ti Sana'da toplanan fslam Konferansı örgütü (İKÖ), bu 32. toplantısının gündemine, otuz altı yıldan bu yana ilk kez olarak toplumsal "reform" ko- nusunu almış. Bu yenilik, Cumhuriyet'in Strateji ekinin 54. sayısında H. Miray Vurmay tarafından "Is- lam Konferansı örgütü Imaj Yeniliyor" başlıklı makalesin- de dile getiriliyor. Yazıda İKÖ'nün kısatarihçe- si ve amacı ile birlikte "Müslü- man akademisyenler"cei}) or- taya konan "Aydın llımlılık" kavramından söz ediyor. "Aydın llımlılık" söyleminin esin kaynağının ABD'nin "llım- lı Islam" projesi olduğunu söy- lemeye gerek yok sanınz. Bu yeni kavram ile amaçla- nan toplumsal reformun ya da lodernitenin içeriği özetle şöyle belirlenmiş: Demokrasi, adalet, siyasal özgürlükler, ka- dın hakları, insan hakları, sivil toplum örgütleri vs. Demek "llımlı Islam" bunla- rı içermiyor ki, bunlan içeren yeni bir kavram yaratılmış. Oysa İKÖ'nün Cidde'de ya- pılan bir önceki 31. toplantı- sındaelli altı üye ülkenin oybir- liği ile alınan bir kararı vardı. Bu karara göre genelde şe- riatın eleştirilmesi, özellikle de zinadan suçlu bulunan kadın- lara uygulanan taşlanarak öl- dürme, yani "recm" hakkında olumsuz görüş bildirilmesi hoş karşılanmayacak, bu konuda gerekli önlemler alınacak. Türkiye'nin de imzaladığı bu bağlayıcı karara karşın Müslü- man akademisyenlerin kısa bir süre sonra "llımlı lslam"\ da aşıp, bir bakıma, "Aydınlan- ma'dan söz etmelerine insan "% diyeceğini şaşırıyor. Bu kişiler akademisyen ol- duğunagöreaydınlıktan, "Ay- dınlanma "dan haberleri olsa gerek. Dolayısıyla Aydınlanma'nın, her türlü dogmanın, şeriatın tam karşısında olduğunu bil- dikterinden olacak, "ılımlı" ola- nını oluşturmuşlar. Ama insan bunun nasıl ola- cağını düşünmeden, sorgula- madan edemiyor. Bu akademisyenler, Islam kendi alanlan olduğu için "llım- lı lslam"\ istedikleri biçimde yoğurup -din de buna uygun olduğundan- yutturabilirlerdi, yutmaya hazır olanlara... Ama aydınlığı, aydınlanma- yı eğip bükerek, şurasını bura- sını koparıp yok sayarak "ılım- //"sını oluşturmanın olanağı ol- madığı gibi, ortaya konan "ucube "nin de kabul görmesi düşünülemez. Çünkü ortaya konan artık bir "Aydınlık" değil, bir "alacaka- ranlık"\\r ki, bu durum karanlık- tan da beter bir açmazın içine düşmek demektir. Inanç tarafından üstüne ör- tülen örtüyü kaldıran aklın, tüm dogmalan ele alıp eleştirmesi- ne, dinleri -özellikle kitaplı üç dini- didik didik yaparak ince- lemesine, düşünceye getiril- mek istenen her türlü sınırla- mayı yadsımasına olanak ve- ren Aydınlanma'nın bütünlü- ğünü bozmanın hiçbir olanağı yoktur. Aydınlanma'nın bir devamı olan "/a//(//fc"deaynıdurumda- dır; laikliğin temelinde yer alan kadın-erkek eşitliğine uygula- nacak en küçük bir kısıtlama düşünülemez; bu eşitliği su- landıracak bir düzenlemeye kalkışmak, toplumu özenilen uygarlık düzeyine çıkarmaya yetmez. öte yanda İKÖ'nün başdes- tekçisi olan Suudi Arabis- tan'da iş çevreleri, seçkinler her ne kadar liberalleşmeye, kenanndan köşesinden kadın- erkek eşitliğine taraftarsalar da, ülkeye egemen olan kök- tendinci Vahabileren küçük bir değişimi yadsıyorlar. Anlaşılacağı gibi "llımlı Ay- dınlık" bile yalnızca bir söylem, bir avunma, oyalama... Bu durum karşısında "Ana- dolu Aydınlanması"n\n değeri -AKP iktidarınca hayli hırpa- lanmasına karşın- paha biçil- mez görünüyor; ayrıca bu de- ğerini, "Tabandan gelen bir hareket değildir" biçimindeki yıllanmış eleştirilerle küçült- mek isteyenlere karşı da koru- yor. KİM KİME DUM DUMA BEHİÇAK behicak@yahoo.com.tr ÇtZGtLlK KÂMİL MASARACI kamilmasaraciüı mynet.com TARİHTE BUGÜN MLMTAZARIKAN 12Ağu»tos tctcıcmumtaz-arikan. com YANSITICI UYDU BC16ÜN, f , "BCHO 1 "AOLt nABeecEŞMe uyoueuAja UZA- YA GÖMDEBMİÇTİ. SO METRE ÇAPINM BİR BALON 8/ÇİtotNDeKİ ECHO £ , UZAyA YOLLANP/6MDA SÖNÜKTÛ VE ORADA OTO MATİK OCAGAK ŞrŞİYOeDU. UVDU, ÜSTÜ ALÜMİMYUM 8İ£ TABAKAyLA KAPLl, Öz£t- PLAsri/cTenj YAPtLMtçrr, sönev DÜNYA _ OA V4YIN YAPAH 040YOLAg/fi/ DALGALA- YiNE r£G*£i&ENİH (JzAK ANStrMAtcrr. ectto 4 Ç.OK , 4368 '0e, 4-1 M£T/ee ECHO 2 &e AA Soldla, aydunun yerde. yeıpılan EYÜP 3. ASLtYE HUKUK MAHKEMESİ'NDEN BtLDİRİLMtŞTtR Esas No: 2003/458 Davacı: Aydın Deli Vekili: Av. Sinan Ilter Davalı: Hayirye Şeker, Yakakent Sitesi Soğanlık Cad. Mimoza Apt. No:27 Kaıtal-lstanbul Dava: Hükmen tescil Cevap süresi: 15 gündûr. Davacı vekili tarafindan davalı aleyhine açılan hûkmen tescil davası- nm ara karan gereğince, Davalının beliıtilen adresine dava dilekçesinin tebliğ edilemediği, adres araştırmasında da davalının elverişli adresinin bulunamadığı an- hşümakla, 7201 sayılı kanunun 28'29 maddelen hükümlenne binaen dava dilekçesinin ilanen tebliğıne karar verilmiştir. Davalının 20.09.2005 günü saat 10.30'da hazır olmanız, belli olunan gön ve saatte gelmeniz veya kendinizi bir vekille temsil ettinneniz, gel- mediğiniz veya mazeret bildirmediğiniz ve delillerinizi ibraz etmediği- nız takdirde HUMK'nun 213 ve 375'inci maddelen gereğince yargıla- manın yokluğunuzda yapılıp hakkınızda hüküm kurulacağı hususu da- va dilekçesinin tebliği yerine geçerli olmak üzere ilan olunur. Işbu ilan yayımlandığı tarihten itibaren 15 gûn sonra yapılmış sayıla- aktır. tlan olunur. 21.06.2005 Basın: 38376 TC BEYOĞÜ 2. AİLE MAHKEMESİ HÂKtMLİĞİNDEN DosyaNo: 2004 443 Davacı Saadet Cebbaroğlu tarafından. davalı Sedat Cebba- roğlu aleyhine açılan boşanma davasınrn yapılan açık duruşma- lan sonunda, Mahkememizin 22.07.2005 tarıh ve 2004 443 esas, 2005 339 karar sayılı ilamı ile Şanlıurfa, Siverek Camikebir Mah. Cilt: 1, Hane: 701'de kayıtlı Mustafa Kemal ile Şazı- ye'den olma 26. 01.1965 d.lu Saadet Cebbaroğlu ile aym yerde nüfusa kayıtb Zülfukar ve Kudreften olma 03.01.1957 d.lu Se- dat Cebbaroğlu'nun boşanmalanna karar verilmiştir. tlamın ilan tarihinden itibaren 7 gün sonra başlamak üzere 15 gün içinde temyız edilmediği takdırde son ikametgâhı olan Hatay, Kınkhan Karataş Köyü adresındekı davalı Sedat Cebba- roğlu'na karann tebliğ yerine geçmek üzere ilanen tebliğ olu- nur. 08.08.2005 Basın: 38330 TC BAKIRKÖY 4. SLXH HUKUK MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİ'NDEN Esas No: 2005/936 - Karar No: 2005/734 Bursa ilı, Osmangazı ılçesı. Alacahırka Mahallesi, C:5, H:33'te nüfusa kayıtlı Mehmet kızı Hayriye'den 10.10. 1933 doğumlu Sahabe Serter'e aynı hanede nüfusa kayıtlı Rıza oğlu Sahabe'den 04.07.1957 doğumlu Engın Serter vası olarak tayin edilmıştir. İlan olunur. 08.08.2005 Basın: 38411 Eğitim emekçilerinin yiğit önderi TÖB-DER Genel Başkanı GULTEKIN GAZİOGLU'nu kaybettik. Halkevimizin değerli üyesi Sayın Gazioğlu, banş, dostluk, dayanışma ve eşit haklı ortak yaşam savaşımımızda engin düşünceleri ile her zaman aramızda olacak. Ailesine ve tüm dostlanna başsağlığı dileriz. FRANKFURT TÜRK HALKEVİ VE FRANKFURTLU DOSTLARI BAKIŞ AÇISI Dr. GÜRBÜZ ÇAPAN Çocuklara Ağıt Geçen cumartesi, Hiroşima'ya atom bomba- sı atılmasının 60. yıldönümüydü. Bir 6 Ağustos günü Hiroşima kana bulandı. Sayısı bugün bile bilinmeyen yüz binlerce insan öldü. Geride ka- lanlar, onulmaz yaralarla boğuşmaktalar. Etkisi süren radyasyon nedeniyle sayısız kanservaka- sı Hiroşima'nın kâbusu hâlâ. "...Hiroşima'da öleli oluyor bir on yıl kadar. Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar. Saçlanm tutuştu önce, gözlerim yandı kavruldu. Bir avuç kül oluverdim, külüm havaya savruldu... Çalıyonım kapınızı, teyze, amca, bir imza ver. Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler..." Nâzım, bir kız çocuğunun ağzından böyle an- latmıştı Hiroşima'yı. O gün, Hiroşima'ya atom bombası atılmadan önce Hiroşimalı çocuklar, dünyadaki diğeryaşıtlan gibiydi. Ve Hiroşima'ya atılan atom bombasının adı da küçük çocuk an- lamına gelen "Little Soy"du. Little Boy o gün on binlerce çocuğun yaşamını elinden aidı. Sonra başka çocuklar, başka savaşları anlat- tılar bize. Naziler Auschvvitz'de gaz odalarına gönder- mişti çocukları. En güzel çocukluk düşlerini çal- mıştı Hitier. Vietnam'daki çocuklar geldi aklıma. vietnam da, bir kız çocuğunun napalm bombalarından kaçışıyla kazınmamış mıydı hafızalanmıza? Deh- şetle bakan gözlerinde savaşın tüm vahşetini yansıtıyordu. Afganistanlı güzel gözlü çocuk da Taliban vah- şetini nasıl anlattı bize? Yine savaş haberteriyle dolu gazetelerin başsayfalan. Bu aralargündem Israil ile ilgili. Israil yoğunlukla aşırı dinci Yahudilerin yaşa- dığı Gazze bölgesinin bir kısmından çekilme ka- ran aldı. Bu karar, Filistinlilertarafından direnişin zaferi olarak görülürken, Israilli aşın dinciler ka- rarı protesto etmekteler. Savaş haberleri yine çocuk resimleriyle süs- lü. Israilli çocukların arkasında Kalaşnikoflar... Karşı yakada Filistinli bir çocuğun arkasında yi- ne Kalaşnikoflar... Onlar da savaşı anlatıyor bi- ze. Bir dönem Filistin direnişi küçük Intifadacı- lann resimleriyle simgeleşmişti. Şeker tutacak el- ler, silah tutmayı öğrenmişti. Seçme şansı tanı- mamıştı büyükleri onlara. Oysa seçme şansı var büyüklerin. Israil barışı seçebilir. Benyamin Netanyahu Gazze'deki olaylardan sonra hükümetten istifa etti. Hatırla- malı Auschvvitz'i, kendi çocuklarına seçme hak- kı tanımalı. Hem Israilli çocuklara, hem Filistin- lilere daha güzel bir gelecek sunulamaz mı? Sa- vaşın gölgesinde mi yaşamalılar? Sonra onlar da büyüyünce başka savaşların askeri mi olacak- lar? Suçları Filistin'de veya Israil'de mi doğmuş ol- mak? Ne fark eder, nerede doğduğu bir çocuğun; a- ma onlar Ramallah'ta doğdular, Irak'ta, Viet- nam'da, Afganistan'da. Auschvvitz'de yakıldılar. Hangi savaş haklıdır? Hangi haklı gerekçe, çocuklan ölüme mah- kûm edebilir? Çocuklar ölmesin, Nâzım'ın dediği gibi şeker de yiyebilsinler. Çocuklar baharın müjdecisidir. Çocuklar bizim umut bahçemizin en güzel çiçekleridir. Ve nasıl çiçekler açarsa her iklimde, her coğrafyada ken- di rengine başka renkler katarak, işte banş da öyle açsın, çocuklanmız gibi. Her iklimde, her coğrafyada kendi rengine başka renkler katarak... gurbuzcapan@eksev.org.tr/Faks: 0212 672 73 79 B U L M A C A SEDAT YAŞAYAN SOLMNSAĞA: 1/ Değerli ol- mayan takıla- nn satıldığı dükkân. 2/ tri 3 yan, güçlü kuvvetli ve erkeksi ka- 5 dın... Adları 6 sıfat yapan •, biryapımeki. 3/"Herçiçek- 8 ten — eyledik 9 / Anya saydı- lar bizi" (Pir Sultan Abdal)... Gelin baş- hğı. 4/ Bitkisel kö- 2 kenli bir yiyecek ya 3 da içeceğin damakta 4 algılanan hoş koku- 5 su...Birrenk. 5/Me- melilerde asalak ola- rak yaşayan bir bö- 8 cek... Satrançta bir 9 1 2 3 4 5 6 7 8 taş. 6/ Bilgisiz, kültürsüz kimse... Kurallara uy- gun olan. 7/Boksta iki boksörün göğüs göğüse ge- lerek, çok yakın mesafeden dövüşmeleri. 8/Mer- kür gezegenine verilen bir başka ad... Tavlada " i- ki" sayısı. 9/Dolunay, mehtap... Genellikle mi- denin bozulmasından ötürü dilin üzerinde oluşan beyaz tabaka. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Damarlan yan kesilmiş akik taşı. II Yoksulla- ra yiyecek dağıtan hayır kurumu... Tantal elemen- tinin simgesi. 3/ Yol yapımında yön bulmak için kullanılan araç... Yaz yağmuru. 4/Eli işe yatknı, becerikli... Museviliğrn simgesi olan sekiz kollu şamdana verilen ad. 5/ El sıkışma... "Süsen" de denilen güzel bir süs bitkisi. 6/Arapçada "ben"... Serbest bırakma. II Dayak, kötek. 8/ Incir ağaç- larında döllenmeyi sağlayan küçük bir sinek... Toplum yaşamına giren geçici yenilik. 9/ Belir- ti... Zaferi, gerçek bir zafer değildir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog