Bugünden 1930'a 5,432,635 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

1 2 AĞUSTOS 2005 CUMA CUMHURİYET SAYFA J v L J J - i l U J K kulturcgcumhuriyet.com.tr 15 Sinemayı sanata dönüştüren, sayılı Hollywoodyönetmenlerinden Tim Burton imzalı yapım gösterimde ÇikolataDisneyland'ı SUNGU ÇAPAN Bütün yetenekleriyle teknolo- jinin olanaklannı, kimi çocukluk takjnrılanyfa kanşık birtakım pe- ri masalları anlatmak için sefer- ber ettıği, Beter Böcek, Makas Eller, Hayalet Sövari, Ed Wood, Çılgın Marslılar gibi filmleriy- le son 15-20 yılda çağdaş Ame- rikan sinemasının hayal gücü ge- niş, önemli yaratıcılan arasında ön saflan tutan, absürd mizah an- layışından kılık kıyafetine, dün- ya görüşünden saçının rengine ve şekline kadar tam bir pop kültür ikonu ve özeJlikle yeniyetme, genç kuşaklann gözdesı olage- Ien, 'büyümemiş çocuk' yönet- menJerden Tim Burton'un son filmi bugün başlıyor: Char- lie'nin Çikolata Fabrikası. Bur- ton. Roald Dahl'ın yayımlandı- ğı 1964'ten günümüze kadar, çe- şitlı kuşakları etkileyegelen, Türkçe de dahil çeşitJi di 1lere çevrilmiş, ünlü modem çocuk klasiğini beyazperdeye uyarlamış Charlie'nin Çikolata Fabrika- Charlie and the Chocolate Factory / Yönetmen: Tim Burton Senaryo: John August, Roald Dahl'ın kitabından / Kamera: Philippe Rousselot / Müzik: Danny Elfman / Oyuncular: Johnny Depp, Freddie Highmore, David Kelly, Helena Bonham Carter, Noah Taylor, James Fox, Christopher Lee, Deep Roy, Missi Pyle, Adam Godley / ABD-fngiltere 2005 (WB) sf yla. Roald Dahl hayranlığı... Tam da 'roman gibi' klişesine uygun, ınışı çıkışı bol bir gezgın- ci-serüvenci hayatı sürmüş, Nor- veç asıllı İngiliz Roald Dahl (1916-1990), yetişkınlere yöne- lik, cinsellik ağırhklı, duygusal, karanlık, kasvetli ve mizaha da açık kapı bırakan romanlan, öy- küleri kadar yetişkinlerin anlayış- sızlığına, bencilliğine karşı rüm tepkisini dile getirerek ve hayal gücünü tümüyle fora ederek dök- türdüğü çocuk romanlarıyla ta- nınmış bir yazar bilindigi gibi. Bazı eserferinin sinemaya akta- nlmasında, (genellikle sonuçlar- dan pek memnun kalmasa da) ki- mi zaman bizzat senanstliği de üstlenmişti (Kiss Kiss 1960, Chitty Chitty Bang Bang 1967, The Night Diggerl971, Switch Bitch 1974, Tales of the Unex- pected 1979. The VVitches 1990). Hatta zaman zaman Pat- ricia Neal gibi Hollywood yıl- dızlanyla büyük aşklar da yaşa- mıştı. Burton'un, çocukluktan hayra- nı olduğu Roald Dahl'ın dünya- sıyla örrüşen yaratıcılığı, yakla- şıîc on yıl önceki James and the Giant Peach-James ve Dev Şef- tali'yle (1996) ilk ürününü ver- mişti. Dahl'ın sinemadaki yansı- ması da denebilecek Burton'un Makas Eller, Hayalet Süvari ve Ed Wood'dan sonra yeniden göz- de oyuncusu Johnny Depp'le iş- birliğine girişerek Ingiltere'deki Pinewood srüdyolannda çektiğı bu ikinci Roald Dahl uyarlaması, tipik bir çocuk filminden çok ön- celikle herkesin içindeki çocuğa hitap eden, fantastik bir masal. 1971 'de Mel Stuart' ın yönettı- gi, Gene Wilder'ın Wonka'yı oynadığı, ancak yazann hiç be- genmediği, müzıkal ağırhklı Ro- ald Dahl adaptasyonu Willy VVonka and the Chocolate Fac- tory 'den 34 yıl sonra Tim Bur- ton'un imzaladığı bu yeni uyarla- ma, zaman-mekânın belırsiz ol- duğu, farklı yorumlara açık kita- bın yapısına bütünüyle sadık kal- Charlie Bucket'imiz (Freddie Highmore bıraz donuk kaçmış bu rolde), adeta yüzyılıru şaşırmış bir Charles Dickens romanından fır- lamış bir kahraman gibi. Charlie"nın her gün önünden geçtığı ve saçtığı nefis kokularla bütün çocuklann rüyalarına giren fabrikada, yıllar önce çalışmış bü- yükbabası Joe'nun (David Kelly) anlatımıyla perdeye yansıyan Willy Wonka (Johnny Depp yine şahane bir uyumsuz kompozisyo- nu çıkanyor) karakteri, yendigin- de ağızda kuşların şakıdığı(!) şe- kerlemeler, yemeğin yerini alacak rıkasını dış dünyaya kapatan ve yabancı diyarlardan, kabile halin- de getirttiği, kakao bağımlısı Um- pa-Lumları köle gibi çalıştırarak üretimini sürdüren, kendini dış dünyaya kapatmış bir patron o. Derken Wonka, çikolatalanna gizlenmiş 5 altın bileti bulan 5 şanslı çocuğu, bütün sırlarını ve büyüsünü gösterecegi fabrikası- na davet edip gezdireceğini ve iç- lerinden birine fabrikayı devrede- cegi sürprizini ilan edince bir bi- let avıdır başlıyor. Filmin olduk- ça eğlenceli bu bölümünde bileti bulan 4 çocuğu tamyoruz peş pe- K.itabm görsel karşılığını bulmanm üstesinden gelen yönetmen, yeni ve hoş bir pop kültür bulamacı karmış. Duygusallıkla sadizmin iç içe geçtiği hikâyesine karşın, temaları, üslubu ve kaynaklan bakımından her zaman kendine özgü standartlar tutturmuş yönetmen Tim Burton'un, gişe ve eleştiri açısından epeyce zikzaldar çizmiş filmografisinin, kuşkusuz ilginç ve seyredeğer işlerinden biri. mış. Çeşitli kulelerin göğe yük- seldiği, son derece görkemli bir şatoyu andıran, tarihin en büyük çikolata fabnkasının gotik tatta- kı görüntüleriyle açılıyor film. Fabnkanın gölgesinde kalan iş- çi mahallesindeki, delik deşik ça- tısından içerı karlar yağan bir ku- lübede, annesi, babası (Helena Bonham Carter, Noah Taylor), yataktan çıkamayan yaşlı büyük- babalan ve büyükanneleriyle bir- likte yaşayan, sabah akşam pata- tesle Iahana çorbasına kaşık sal- layan, 11 yaşındaki, yoksul ama namuslu aile çocuğu, halim selim sakızlar ve her boydan, çeşit çeşit enfes çikolatalar üreten, dehayla çılgınlık arasında gidip gelen, so- luk benzı, ağır ağır çıkan sesı, bo- guk boğuk konuşması, kocaman gözlükleri, silindir şapkası ve te- mizlik takıntısını gösteren ameli- yat eldivenleriyle tuhaf. garip bi- ri. 5 altın bllet... Aslında tüm sevimlilığine kar- şın, ürettigi çikolatalann formül- lerinin çalınmasma kızıp tüm per- sonelini kapı önüne koyarak fab- şe. Bu 'fantastik dörtlü', şişko, pisboğaz Alman veledi Augustus Gloop (Philip VViegratz), zengin babasının (James Fox) şımarttığı, tam dayaklık Veruca Salt (Julia VV'inter), menajer kılıklı annesi- nin (Missi Pyle) habire doldurdu- gu, sürekli sakız çiğneyen, yanş- macı Violet Beauregarde (Anna- sophia Robb) ile bilgisayar-vi- deo oyunu ustası, saldırgan ve ukala Mike Teavee'den (Jordan Fry) oluşuyor. Masal bu ya, yılda ancak 1-2 kez çikolata yiyebüen Charlie, sonuçta beşinci altın bi- leti bulacak ve 'biz çıkalım kere- vetine' durumlarıyla kanşık, "Hiçbir şey imkânsız değildir" ve "Uslu, terbiyeli olan kazanır, açgözlü, hırslı olansa kaybe- der" mesajının öne çıktığı bir fi- nale bağlanacaktır film. Wonka'nın geçmişine bağlan- dığımız bazı geriye dönüşler saye- sinde, aşın disiplincı, dişçı baba (yıllann vampiri Christopher Lee) baskısıyla Wonka'nın böyle- sine tuhaf biri oluşunu açıklayan Burton, onun da öteki çocuklar- dan pek farkı olmadığını vurgulu- yor. Aslında dikkatleri üsrüne çekmekten, fabrikasıyla, buluşla- nyla şişinmekten, alkışlanmaktan hoşlanan bir 'çocuk' VVonka. Fantastik bir gezl Müzikal parodi gösterileriyle hikâyeye renk katan tüm Umpa- Lumpaları Hintli Deep Roy'un canlandırdığı film, sincaplann ce- viz kırdığı, çikolata ırmaklanyla kakao çağlayanlannın şırıl şınl aktığı, yemyeşil şekerleme çayır- lannın göz aldığı kimi sahnele- riyle fantastik bir geziye çıkan- yor seyircısini. Kıtabın görsel kar- şılığını bulmanın üstesinden ge- len yönetmen, yeni ve hoş bir pop kültür bulamacı karmış. Duygu- sallıkla sadizmin ıç içe geçtiği hi- kâyesine karşın, temalan, üslubu ve kaynaklan bakımından her za- man kendine özgü standartlar tut- turmuş yönetmen Tim Burton'un, gişe ve eleştiri açısından epeyce zikzaklar çizmiş filmografisinin, kuşkusuz ilginç ve seyredeğer iş- lerinden biri bizce. KÜLTÜR • SANAT (0212) 293 «9 7» AYNADAKI YANSIMANA NE KADAR GUVENEBILIRSIN ? BENOIT MAGIMEL NATACHA REGNIER OLIVIER G0URME7 GIZEMLIGECMIS BIR HARRY CLEVEN FILMI IFHM T T M > m m>w kırtUn.an «««.«mtoftihıltoıı Ir sw*a»HflE wıti 'ia «Ü ö •« vü ımttame ntett n a m t ı n» MrMAIBB ."JSSTİ 'A îl ^ l 1 ^ î l Î"J1 M M M n»« -i TÎ rs ^ TS M iMaannaM> n< f ı ti ts 'i -a rı « « • M !W13 T« tiS '!•! '": M M ^aK r:€jr « sa r-i r! M <o6«.ia>««c -(*»[ -ı a '-i -ı •- n n«jra>Eiu* rırıı a ^ « «»«•l'Uîie nerı a «» «s a s* «•jao: r:«"« :-ı . : u -?ı -: •MMTMIıaMf ît»'4r M «S»»W «H68 M X ta •a»! sjiıîvHr.--! MMum mtnt a a t c r< TDNY TAKITANI C/UfTOtSPECTFUMM 2166513330 1110-13:20 ... Yenf baçlayan/ar. Tony Takitani "Tony Takitani", yeni haftanın bugün gösterime giren bir başka ilginç filmi. Kurosawa ve Mizoguçi'yle 20. yüzyıl Japon sinemasının en baba yönetmeni sa- yılan, minimalist sinemanın öncüsü Ya- sujiro Ozuyu ustası bellemiş. Jun Içi- kawa adındaki yeni bir yönetmenin 2004 Locarno Festivali'nde FIPRESCI Ödü- lü'nü kazamış "Tony Takitanf'si, 2. Dünya Savaşı yıllannda bazı karanlık iş- lere bulaşıp hapse girmiş, trombon çalan, caz müzisyeni bir babanın (Nişijima Hi- detoşi), annesi 3 günlükken ölmüş, içine kapanık ve sevgisiz büyümüş, yalnızlık- tan mustarip ama başanlı bir illüstratör olan oğlu Tony'nin (Issey Ogata) hikâ- yesini anlatıyor. Jun Içikawa'nın Haru- ki Murakami'nın eserinden aktardığı filmin müzikleriyse Japonya'nın David Bowie'si, ünlü şarkıcı ve besteci Ryuçi Sakamoto'nun. Babasının Amerikalı arkadaşının adı- nı verdiği, yalnız ve suskun Tony'nin çe\ r - resince hep alay konusu edilen adjyla ba- şı derttedir çocukluğundan beri. Ilgisiz babasuıdan uzak, anne se%gisinden yok- sun yetışerek aranılan bir çizim ustası olan Tony, yalnızhğına ilaç gibi gelen aş- kı keşfediyor günün birinde. Kendınden çok genç bir kızla (Miyazawa Rie) evle- niyor. Ancak mutluluğu uzun sürmüyor. Tek kusuru sürekli yeni giysiler almak olan, alışveriş bağımlısı kansı ölüveri- yor. Ardından kansere yenik düşen baba- sını da kaybediyor. 'Yalnızlık hapisha- nesi'nde ebedi mahkûm Tony, kansına tı- patıp benzeyen yeni birkadın (Yumi En- do) buluyor ve ondan her gün eski kan- sının gıysilerini giymesini istiyor. Acaba Tony yalnızlıktan kurtulma firsatını yine elinden kaçıracak mıdır? Aşınlıklardan kaçınan, yalın, düz bir dramatik yapı. Karartmah geçişler, sabit planlar, uzun plan sekanslar. Genellikle kamera hareketlerini en aza indirgemiş, küçük, sıradan, gündelik olay ve durum- lara yoğunlaşan, duru, minimal bir anla- nm. Bir anlatıcımn ağzından dinlediği- miz Tony'nin melodramsı hikâyesinde sadeliği ve yaünhğı kendine özgü bir tar- za dönüştürüyor yönetmen Jun lçikawa. "Tony Takitani'', fesrivalde kaçıran si- nemaseverler için öncelik taşıyan ve Ozu hayram bir yönetmenin keşfedilecegi, minimalist bir Japon filmi. Fantastik Pörtlü Orümcek Adam, Hulk, X-Mengibi po- püler çizgi romanlannın öncüsü olarak yaklaşık yaran yüzyıldır ABD'de yayım- lanan Fantastik Dörtlü de sonunda sine- maya transfer oldu. Ünlü Stan Lee'nin yaratnğj, Jack Kirby'nin çizdiği Fantas- tik Dörtlü, genelde uzaydan gelen saldı- n ve tehditlere karşı dünyayı korumak ve kurtarmak görevini üstlenmiş, aile gibi takılan süper kahramanlardır. Tim Sto- rj-'nin yönettiği "Fantastic Four- Fan- tastik Dörtlü"de, deneysel bir uzay araş- tırmasında kozmik ışınlara maruz kaluı- ca bazı özel yetenekler ve beceriler ge- liştirerek "süperleşen" kahramanlan- mız, ezeli düşmanlan Dr. Doom'a (Juli- an McMahon) karşı mücadele ediyorlar. Çizgi roman uyarlaması filmlerin tirya- kisi seyirciyi mestedecek nitelikteki Fan- tastik Dörtlü de bugün başhyor. KEDÎ GOZU VECDİ SAYAR Bir ŞeyVar Bugün güzel şeylerden söz etmek istiyordum. Türkiye'nin dört bir yanında gerçekleşen düzeyli kültür-sanat etkinliklerinden... En başta, her yaz sayıları biraz daha artan yaz okullarından. Dinlenceyi kültür ve sanatla buluş- turan bu etkinlikler arasında, ilk aklıma gelenler, Filiz Ali'nin Ayvalık'taki Müzik Akademisi, Zerrin Boynudelik ve eşinin Adatepe'deki Taşmektep'], Latife Tekin'in Gümüşlük Akademisi... Tatilde felsefe, tarih tartışabilmek her Türk gen- cine nasip olmaz elbette. Bunu seçen gençleri se- lamlamakla yetiniyor, önümüzdeki günlerde Diki- li'deki 'Evrensel Gençlik Kampı'n\ bir kültür-sanat şölenine dönüştürmek için çabalayan gençlere ve onlara omuz veren demokrat sanatçılara ba- şarılar diliyorum. Tabii, Dikili Festivali'ni yeniden ayağa kaldıran Osman Özgüven'e de... Bir se- lam da, Assos'ta 'Homeros okumalan'nı gerçek- leştiren başta Cevat Çapan, tüm güzel insanla- ra... Varsın, politikacılanmız "sarmısak festivali" se~ nin, "patlıcan festivali" benim dolaşadursunlar, tatillerini kültür ve sanat etkinlikleri ile zenginleş- tiren insanlanmız bize yetiyor. Bu insanların birbölümü, tatillerini her yıl oldu- ğu gibi bu yıl da Datça'da, "Can Şenl/ği"nde ge- çirmeyi planlamıştı. Ne yazık ki, bu günkü gaze- tede "Şenlikyapılmayacak" haberi ile sarsılacak- lar. Gerekçesini algılamakta zorlanacakları -ben de anlamış değilim hâlâ- bu karar, onları mutsuz edecek biliyorum. Datça Açıkhava Tiyatrosu'nda Cezmi Ersöz, Genco Erkal, Jülide Kural, Haluk Çetin'li şiir ve müzikgecesini, "İkinciYeni", "Can YücelŞiiri"'ve "ölümünün 10. Yıldönümünde Turgut Uyar Şiiri" başlıklı tartışmalarını nasıl özlemle beklediklerini biliyorum. Şenlik programında yer alan şair ve yazar dostların, Ülkü Tamer, Metin Cengiz, En- ver Ercan, Orhan Koçak, Metin Üstündağ, Eş- ber Yağmurdereli, Metin Celal, Egemen Ber- köz, Zeki Coşkun, Muzaffer llhan Erdost, Do- ğan Hızlan, Arife Kalender, Bedirtıan Toprak, Sezai Sanoğlu, Namık Kuyumcu, Dinçer Sez- gin, Nevzat Çelik'in katılacağı paneller, söyleşi- ler, şiirdinletilerinden mahrum kalacaklar... Geçen yıl yitirdiğimiz Necatt Abacı'nın anısına gerçek- leştirmeyi planladığımız 'Çizgili Fotoğraflar' ser- gisinı, Penguen ve Hayvan çizerlerinden 'Çizgi- lerie Can Yücel' sergısini izleyemeyecekler... Türkiye gerçeklerı, bu etkinliklerden mahrum bıraktı Datçalıları. Ama, enseyi karartmayın, bir başka zaman ve bir başka mekânda gerçekleşir 'Can Şenliği'... Can Yücel'in anısına yakışır bir bi- çimde... Bugün, onu yitirişimizin altıncı yıldönümünde başka şeylersöylemekisterdim. En iyisi, onu "Şe- yist" şiiriyle anmak belki de... ... "Biz talebeyken şeydik lyi arkadaştık şeylen Biliyorsunuz şeylen şey olunmaz Ben bir şeyi bitirince babam Şey dedi şey partisine girdim Zaten şeyle evlenmiştim Şey şeye gidelim dedi gittik Şeysiz de olmuyor döndük Iki şeyim oldu büyüdüler Doktor sende bir şey var diyor şimdi Tabiy bende bir şey var: sayamadığın kadar Çünkü ben bir şeyim Her şey de bir şeydir ama Ben başka bir şeyim Ben şeyim" Can Yücel vecdisayar@yahoo.com Çalınan kültür varlıkları aramyor • A\KARA (AA) - Türkiye, çeşitli müzelerden çalınan değerlı kültür varhklannı halen anyor. Eserler arasında kâğıt üzerine yazılmış I. Mahmut ve I. Abdülhamit'in tugralan ile Antalya Perge ören yerindeki Tann Kestros kabartmasmın ana blokundan kopanlarak çaiman baş kısmı da bulunuyor. Başında çelenk bulunan sakalh erkek başı, dönemınin özelliklerini taşıyan değerli bir tarihi eser olarak tanımlanıyor. Sabancı Müzesi'nin bahçesinde bulunan ve süslü tepelik kısmı ve ayaklan çaiman çeşme de aranan eserler arasında yer alıyor. Orhangazi Türbesi'nde yer alan sanduka örtüsü de çalınanlar arasmda. VVatepgate skandab fflm ofeıyor • LOS AINGELES (AFP) - Watergate skandalı Meryl Streep, Gvvyneth Paltrow ve Annette Bening'in başrollerini oynayacağı bir filme konu oluyor. Tiyatro oyunu 'Dirty Tricks'ten (Kirli Oyunlar) yola çıkılarak beyazperdeye aktanlacak filmin senaristliğini ve yönetmenliğini Ryan Murphy yapacak. 1972'de Washington Post gazetesi muhabirleri Bob Woodward ve Carl Bernstein'in, ABD Başkanı Cumhuriyetçi Richard Nixon"ın rakibi George McGovern'in seçim kampanyasım yürüttüğü Watergate binasındaki telefonlan gizlice dinlettiğini belgeleyerek ortaya çıkardıklan skandalın yanktlan iki yıl sürmüştü. üsta oyuncu Nejat üygur'un 78. yaşt • İSTANBUL (AA) - Usta tiyatro oyuncusu Nejat Uygur, 78. doğum gününü sahnede kutladı. '3. Kadıköy Tiyatro Festivali' kapsamında Özgürlük Parkı'nda beğenilen oyunu 'Cibali Karakolu'nu sahneye koyan Uygur'a, belediye görevlilerince sürpriz bir parti hazırlandı. Kadıköy Belediye Başkanvekili Gürsel Tekin, Uygur'a çiçek armağan ederken, sahne arkadaşlan ise kavuk hediye etti. 62 yıldır sahnede olan Uygur, 'Nasrettin Hoca Avrupa Birliği'nde adlı bir oyun yazdığını bu oyunu sahneye koyacağını da belirtti. Bugün • NÂZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİ'nde 21.15'te 'Borunu Öttür' adlı filmin gösterimi. (0 216 449 06 89)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog