Bugünden 1930'a 5,433,387 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 6 TEMMUZ 2005 ÇARŞAMB> DIZI KKTC trafik kazalarında Türkiyefleyarışır durumda Başı Dumanlı Ülhe RIBRIS Saklı Rent KflPflll HlflRflŞ Ercan C i11io«Iıı Casino ve gece kulüpleri dı- şında, KKTC'de, Nâzıın'ın "onlar ki suda bahk, havada kuş, toprakta kannca kadar çoktur- lar" dızelerinı anımsatacak bollukta bir başka şey daha var.. Oto- mobil galerile- ri..Heryer;dağ, taş, kent, kasa- ba, köy, tarla, aklınıza neresi gelirse otomo- bil galerisi ve satış yeri.. He- men her aileba- şına iki-üç ara- cın düştüğü KKTC'ye her ay giren motorlu araç sayısının 1200 olduğu söyleniyor. KKTC'lilerin yaşamlannda oto- mobil çok önemli bir yer tutuyor. Bir anlamda toplutaşımacılığın yerleş- tnemiş oluşu, ama daha önemlisi, son model araç sahibi olmanın sos- yal bir gösterge sayılması, KKTC 'de araç enflasyonuna neden olmuş du- rumda. KKTC'nin en uzak iki nok- tası arasındakı mesafenin (Yeşilyurt- Dip Karpaz) yaklaşık 250 km. oldu- ğu düşünüldügünde, BMW 745, Mer- cedes 500 gibi lüks otomobıîlerle, her marka ve tip ciplerin bolluğuna şaşırmamak elde değil.. Trafik kazalannda Türkiye ile yarışıyor Ekonomik güçlüklerden yakınan KKTC halkının, araç sahibi olma ve araçlannı sürekli son modellerle ye- rüleme merakının sonuçlan ise akşa- müstleri Lefkoşa, Girne ve Mağu- sa'da milim milim ilerleyen trafikle kendisini göstermeye başlamış du- rumda. Ve daha da acısı, ölümlü tra- fik kazalanndaki inanılmaz artışla.. KKTC'deki ölümlü trafik kazalan, nü- fus temelinde Türkiye ile karşılaştı- nldığında, her ay Türkiye'de 5 bin ki- şinin trafik kazalan sonucu yaşamı- nı yitirmesi anlamında ürkütücü bir tablo çıkıyor ortaya. Son bir yılın KKTC 'ye armağan et- tigi yeni tabela çeşidi ise inşaat şir- ketlen, satılık villalar, siteler, tatil köylen ve emlak komısyonculan ya da Kıbns'taki yaygın söylemle esta- te agent'lar.. üışaat sektöründe KKTC'de müt- hişbir patlama yaşanıyor.. Her yer bir şantiye görünümünde.. Özellıkle de Girne ve her nasılsa doğal dokusu bu- güne kadar korunan Karpaz, bu ye- nı akurun merkezleri konumunda.. în- şaat kalitelerinde gözle göriilür bir dü- zelme ve estetik anlayışın ön plana çıkmaya başladığı KKTC'de. sektö- rel bu gelişme bazı sakınca ve sorun- sallan da eşliğinde taşıyor. Tıpkı Tür- kiye'de ikinci konutun moda olduğu yıllarda, Ege kıyılannda zeytinlik- lerin, Güney'de portakal ve muz bah- çelerinin betona kurban edildiği gi- bi, KKTC'de de doğal dokuya karşı insafsız ve plansız bir kıyım başla- mış durumda.. Yeşilin, yerini giderek betonla de- ğiştirdiğini, Kıbns'ın kendisine öz- gü Akdeniz mımarisi yerine Karade- niz müteahhıtlığinin çizgilerini taşı- yan yapılann mantar gibi çoğaldığı- nı görüp hayal kınklığına ugramamak olası değil.. Referandumdan sonra hiçbir şey değişmedi / nşaat sektöründeki bu hızlı gelişme ve pazar payının artışı, mülkiyet sorununu daha da içinden çıkılmaz ve karmaşık hale getiriyor. Ciddi ve güvenilır kuruluşla- \ nn yanı sıra yeterli finansman ve teknik deneyime sahip olmayanlann da soyunduğu inşaat sektörü, özellikle ta- pu (Kıbns dili ile koçan) ve kredi geri ödemeleri konusunda hoş olmayan sorun- lara gebe görünü- yor. 24Nisanreferan- dumunda Kıbrıs Türklerinin evet, Rumlann ise ezici bir çoğunlukla hayır demiş olmalanndan sonra KKTC'de de- ğişen ne var denilirse, anlaşmazlık ve uzlaş- mazlık eîbisesi el değiştir- miş yalnızca, bir de yıllann Rauf Denk- taş'ı artık Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda oturmuyor, ama Rauf Denktaş yine Rauf Denktaş.. Konstantin Simonorun ünlü ese- ri însan Asker Doğmaz'da, Kızılordu asker- lerinin taptıklan komutanlannı tanımlamak için kullandığı cümle gibi; 'Zvetkof Zvet- koftur. Rumlar giydikleri bu anlaşmazlık urba- sından rahatsızlar mı sorusuna gelindi- ğinde, çok da umurlannda değil gibi gö- rünüyor. Kıbnslı Türkler ise nikâh ma- sasındaki evet'in ardından kavuşmayı umutla bekledikleri mavi üzerine san desenli gelinliğini giymiş uzatmalı sev- gilinin, afilı bir bakış atıp Rumlarla kol kola uzaklaşıp gittiğini görmenin şaş- kmlığını, aradan geçen bunca zamana kar- şm üzerlerinden hâlâ atamamışlar.. Bir yanlışlık var ama... Bir yerlerde yanlışlık olduğunun bilincine varmasına varmışlar, amabuyanlışlığınnereden; kendilennden mi, anavatandan mı, uzatmalı sev- gili AB 'den mi, uzaklardan her şeye burnunu so- kan büyük ağabey ABD'den mi kaynaklandığını da- ha tam çözememişler. Görünen o ki Beşparmaklar'uı ve Kıbnslı Türk- lerin başlanndaki dumanlar uzun süre oralarda asılı kalacak, ta ki güçlü bir rüzgâr esene kadar.. Kıbns'ın kendisine özgü Akdeniz mimarisi yerine Karadeniz müteahhit- liğinin çizgilerini taşıyan yapılann mantar gibi çoğaldığı gözleniyor. Dıreğe ttrmanan Solomunun sonu[ J |^J|tarihinin en uzun Banş Gücü gö- ^J IVIrevinin sürdüğü Kıbns'ta konuş- lu Mavi Bereliler, aslında bürokratik ve âdet yerini bulsun kabilinden nöbet işlem- leri dışında tatil yapar gibiler. 1974 Banş Harekâtı 'ndan sonra, Rumlann sınır delme girişimleri üzerine üç kez fiilen duruma müdahale etmişler, daha doğrusu müdaha- le eder gibi yapmışlar. Geçen yıllarda Derinya bölgesinde sınır delme girişiminde bulunan Rumlann, tam- poo bölgeyi aşarak Türk kesimıne girme- lerüıe seyirci kalan ve Türk bayrağını in- dirmek üzere direğe tırmanan Solomu'yu ellerinden kaçırarak ölüm yolculuguna çik- masına neden olan Mavi Bereliler, aslında Türk Banş Kuvvetleri Komutanlığı ve KKTC Güvenlik Güçleri'nin sağladığı fi- ili banştan yararlanarak güneş-deniz-kum banyosu yapmakla meşguller. Mavi Bereliler Her sabah yeşil hat üzerinde uçurdukla- n helikopterle denetim yapıp tampon böl- ge boyunca uzanan gözetleme kulelerinde nöbet tutan Mavi Berehlenn, Ledra Palas dışındaki ana karargâhlanndan birisi Gazi Mağusa'da.. Slovakyah askerlerin görev yaptığı, kent içindeki bu genış ve baraka- larla doiu alan neredeyse bır müstahkem mevki görünümünde.. Çevresı dikenli tel- lerle çevTİli karargâhın hemen her noktası- na kum torbalan ile mevziler hazırlanmış, avcı çukurlan açılmış. Ana giriş kapısında ya da askeri deyimle nizamiyede, Slovak nö- betçıler, insan boyu kum torbalannın arka- sında nöbet tutuyorlar. Türklerin yaşadığı kent: Gazi Mağusa azi Mağusa"daki Banş Gücü karar- gâhının önünden geçenlerin, kendi- lerini süregelen şiddetli bir savaşın tam ortasında hissetmeleri işten bi- le değil.. Son otuz yıldır tek bir el silahın atılmadığı, tümüyle Türkle- rin yaşadığı bu kentteki Banş Gü- cü karargâhına bakıldığında, sanır- sınız ki BM Banş Gücü'nün göre- vi, iki taraf arasında banşı sağla- mak değil kendilerini Türklerin sal- dınsından korumak.. Kaldı ki BM Banş Gücü'nün, bir anlamda konuğu bulundukları KKTC topraklannda sanki her an sal- dınya ugrayacaklannış gibi aldıkla- rı önlemler yalnızca Gazi Mağu- sa'daki üsleri ile de sınırlı değil. Ye- şil hat boyunca uzanan ve hemen hepsi Rum topraklannda bulunan gözetleme ve denetim noktalann- daki nöbetçi kulelerinin her neden- se yalnızca Türk kesimine bakan yüzlerine kum torbalan yerleştiril- miş. Rum tarafına bakan arka yüz- lerinde ne bir kum torbası var ne de diken- li tel.. BM Banş Gücü'ne ait gözetleme kule- lerinin, Türk değil de Rum tarafında bulun- malan da bir garip.. Sanki Kuzey'den Gü- ney'e bir saldın gelecekmiş mantığını yan- sıtıyor bu konuşlanma biçimi.. Tarihleri boyunca hep Rumlann saldınsına uğrayan Kıbnsh Türkler olduğu halde, BM Banş Gü- cü gariptir ama sırtını Rumlara korumasız dönüp Türk kesimine bakan mevzilerini kum torbalan ile donatmış.. Türk kesimine bakan mevzilerinde, ken- dilerini kum torbalannın arkasında Kıb- ns'ın gerçeklerine kapamış BM Banş Gü- cü ne yapıyor diye merak edilirse; iki ta- rafin sınır ihlalleri, izinsiz geçişler, yasak bölgelere sivillerin ginneleri, sınır hattına yakın noktalardaki askeri faaliyetler nede- niyle daha çok Rum tarafının verdiği no- talan inceleyip iki taraf arasında bir tür arabuluculuk yapmak ya da kendi saptama- lan dogrultusunda taraflan protesto etmek.. SURECEK Son otuz yıldır tek bir el silahın atılmadığı, tümüyle Türklerin yaşadığı Gazi Mağusa'daki BM Banş Gücü'ne ait gözetleme kulelerinin, Türk değil de Rum tarafında bulunmaları da bir garip. AVRUPA'DAN GURAY OZ Yitirilmişi Yeniden Kazanmak... Zordur. Geri kazandığınız her milimetreye sevinirsiniz. O her milimetreyi yeniden yitirmemek için canınızı dişinize takarsınız. Iran'ın son çeyrek yüzyılı tanığımızdır. Iran halkı eziliyor, sömürülüyor ve başındaki zorba Şah'ı defet- mek için çabalıyordu. Iranlı aydınlar göremedikleri, anlamadıkları arka mahallelerde mollaların alabildi- ğine güçlendiğini ve aynı "hedefe", yani iktidara yü- rüdüğünü anladıkları zamansa iş işten geçmişti. Şah, kendisini besleyen ABO'de aldı soluğu. Mollalarsa önce "müttefiklerini" darağacına çek- tiler. Zulüm el değiştirdı. Somürü bir yere gitmemişti zaten. Ek olarak kadınlar çarşafa ve evlerin karanlı- ğına kapatıldılar. Yedi yıl süren anlamsız bir savaşsa ülkenin genç- lerini kırdı geçirdi. Çeyrek yüzyıl geçti aradan. Şimdi yavaş yavaş harekete geçmeye çalışan re- formcular, "özgürlük ve demokrasi" için uğraşıyor- lar. Umutlannı, umut olmayı hak etmemiş politikacı- lar tüketiyor. Yine de türbanlann azıcık gevşetilmesi, saçların birazcık görünüvermesi umut oluyor ve son seçimleri kazanan köktenci Ahmedinecad'ın bile umutlannı kıramadığı anlaşılıyor. öyle olmalı. Nobel Banş ödülü sahibi Şirin Ebadi. Der Spiegel'e verdi- ği demeçte "Sistem, çeyrek yüzyıldan beri kadınla- n hicaba, kara başörtüsüne sokmaya çalıştı. Ama şim- di siz sokağa çıktığınızda iktidann başedemeyece- ği, şöyle ya da böyle gevşetilmiş başörtüleri taşıyan kadınlargöreceksiniz. EğerAhmedinecad bizim öz- gürlüğümüzü kısıtlamaya kalkarsa Iranlılar onunla birlikte olmayacaklar" dedığine göre... öyledir hemalde. • • • Iran'da halk kuşatılmıştır. Kentlerine bomba yağdırma tehdidini her gün yi- neleyen ABD'ye karşı, ülkelerıni savunma yemini ederken içerde karanlık, yobazlık ve sömürüyle sa- vaşlarındayapayalnızdırlar. özgürlüklerini kadınlann başlarına sonradan geçırilmiş "hicap" ve "kara çar- şaf'a karşı kazanmaya çalışıyorlar. Petrol kuyulan- nın geliriyse ya mollalara ya da savaşa grtti. Sömü- rü, bu kuşatılmış ülkede alabildığinedir. Batı denilen tek dişi kromla parlatılmış canavarsa, pazariık babın- da usta mı ustadır. • • • Emperyalistlerle savaş, geriliğe karşı savaş, sömü- rüye karşı savaş birbirinden ayrılmıyor ya da sıraya konamıyor. Çok denedık, olmuyor. Başka bir gerçek daha var ki bilinmesi bizim için, bizim ülkemiz için çok, ama çok önemlidir. Kazanıl- mış olanı yrtirmeyeceksin. Yitirdığinde, geri almaya çalışırken aşağıda katmerleşen somürü, elden giden bağımsızlık göze görünmeyebiliyor. Hele cadı ka- zanlarını kaynatan, "Aman kızdırmayalım, onlara da hak verelim, AB sıkıntıdadır, ABD herdaim haklıdır" diyen bunca köşe yazarı ve "aydın" varken... Türkiye'de laiklik ve Cumhuriyet için, ülkenin ba- ğımsızlığı için mücadeleyi, sömürüye karşı mücade- leden ayırmamakta işte bu nedenle sayısız fayda vardır. Iran, görmezden gelemeyecegimiz, burnumuzun dibinde, yakıcı bir örnektir. e-posta: guray.oz < cumhuriyet.com.tr n ek protokol uyansı 'Imza kınlma noktası olur' ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - CHP Genel Başkanı DenizBa>kal, Ankara Anlaşması'nın ek protokolunun ımzalanması durumunda, Kıbns davasında bır kınlma noktası olacagını söyledı. KKTC Ulusal Bırlık Partısı (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, CHP Genel Başkanı Denız Baykal'ı. parh genel merkezinde zıyaret ettı. Burada konuşan Baykal, Kıbns sorunu ile ılgılı yaşanan gelişmelerden rahatsızhk duyduklannı dile getırdı. Baykal, "3 Ekim öncesinde. Ankara Protokolü'nün genişletilmesini sağlayan anlaşmanın imzalanması ve bu protokolk Türkhe tarafindan Güney Kıbns Rum \ önetimi'nin Kıbns Cumhuri\eti olarak kabul edilecek olmasının" olumsuz etkıler doğuracağını belırttı. Baykal, protokolün imzalanmasıyla, Türkıye'nın Kıbns sorunuyla ilgili temel tezlerinın \e hukuki temellerinin zaafa uğrayacağını vıırguladı. Eroğlu, DSP Genel Başkanı Zekı Sezer'i makamında ziyaret ettı. Sezer, Türk halkının AB üyeliginı ıstediğini belırterek "Anıa hiç kinıse Kıbns'a karşın AB üyeüği istemi>or. KKTC'den v-a^eçerek AB üyeliğitercihedflmrvor" dıye konuştu. Kibns'ı terk eöenler 6 blnî geçt! Kaçak Türk işçiler adadan aynlıyor Dış Haberier Servisi - Kuzey Kıbns Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) kaçak olarak çalışan binlerce Türkiyelı, yeni Göç Yasası'nın yürürlüğe girmesı nedeniyle adayı terk etmeye başladı. Yasaya göre, kaçak işçiler yakalanmalan durumunda aldıklan günlük asgari ücretin iki katı kadar para cezası ödemek zorunda kalıyor. Kaçak işçilere yönelik operasyon, geçen yıl Türkiye ile KKTC arasında, çalışma hayatıyla ilgili bir protokolün imzalanmasıyla başladı. Ardından KKTC Meclisi, yılbaşında Muhaceret Yasası'nda değışıklik yaparak adada kaçak olarak yaşayanlara kayıt altına gırmeleri için altı ay süre verdi. 30 Haziran'da dolan altı aylık sürede 25 bın Türkiyelı ışçi çalışma ıznı ıçın başvurdu ve tümüne ızin verildi. Emniyet yetkilileri üç gün içınde 6 binden fazla kaçak işçinin fenbotlarla adadan aynldığını açıkladı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog