Bugünden 1930'a 5,465,953 adet makale



Katalog


«
»

6 TEMMUZ 2005 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA Efektronlk posta: deniz3om©cumhuriy«tcom.tr Tel: 0.212.512 05 05 Faks: 0.212.512 44 S? 17 Uyarı Fuat Baykara: "Devletimin mallannı satan ve alanlara tarihsel bir uyanda bulunmak istiyorum. Bir gün iktidara geldiğimde bilesiniz ki; satılan mallanmı o güne değin yapması gereken kazançlanyla birlikte sizlerden ve soyunuzdan sopunuzdan geri alacağım!" - Amerika, kuyrukluyıldıza saldırmış... "Dünya dar geliyor!" 5 S Dünya mimarlan Istanbul'da buluşmuş. Sele dikkat etsinler! Vesile kKaya Çetin; "Anamızın çeyizini satıyoriardı. Çeyizi bitirdiler, sıra anamıza geldi. Hayıriara vesile olur inşallah!" Sessiz Yavuz Oymak: "Gürültü kiriiliğini önlemek için koma çalmak yasaklanmış. Hava kiriiliğini önlemek için egzozdan gaz çıkarmak da yasak ama aldıran yok. Sessiz yaparsan ayıp olmuyor!" AKP iktidarının yargıyı siyasallaştırma ve yandaştarına binlerce kadro yaratma çabalannı bir kenarda tutup Istanbul'un göbeğinde, Türkiye'nin en büyük ilçelerinden birinde cumhuriyetçi, demokrat ve laik görüşleriyle bilinen bir yargıcın başına gelenlere bakalım: Mayıs ayı ortasında Adalet Bakanlığı'ndan gelen iki müfettiş, yargıç aleyhinde bir soruşturma başlatıyor. Soruşturma, Adalet Bakanlığı'na verilen bir şikâyet dilekçesi üzerine açılıyor. Şikâyet dilekçesinin altında bir "albay"ın adı ve imzası bulunuyor. Ancak soruşturma aşamasında, müfettişlere ifade veren "albay", adının doğru fakat dilekçenin altındaki imzasının sahte olduğunu bildiriyor. Yani şikâyet dilekçesinin sahteliği ortaya çıkıyor. Bilinen hukuk kurallarına göre, soruşturmanın daha o aşamada sonuçlandınlması gerekirken, YargıAdalet Bakanlığı müfettişleri, ilgili kuruluşlardan yargıcın yaptığı telefon konuşmalarının bir listesini istiyor. Ortada hiçbir sağlam gerekçe bulunmadığı halde, yargıcın özel yaşamına kadar girilerek Avrupa Insan Haklan Sözleşmesi'ndeki bilinen ilkeler dahi çiğneniyor. Müfettişler, mutlaka "aleytıte bir kanıt" bulma çabası içinde yaklaşık bir buçuk aydır çalışıyor... Ortaya herhangi bir kanıt çıkarılmadığı haJde bu kez yargıcının başka bir yere tayini isteniyor. Deneyimli bir hukukçu yakından izlemeye çalıştığı bu olayı şöyle yorumluyor: "Şikâyetçi olduğu iddia edilen bir albayın adı ve sahte imzası kullanılarak ilgili makama verilen sahte dilekçe, Milli Savunma Bakanlığı ile ilgili konudur ve hukuk diliyle haJen 'derdest' yani karara bağlanmamış bir davaya ilişkindir. Yasalara göre, halen sürmekte olan bir davaya ilişkin olarak hiçbir organın veya kişi ya da kuruluşun davaya müdahale edemeyeceği apaçık ortada iken, Adalet Bakanlığı'nın söz konusu müdahalesi veya ilgili kurulun anılan 'tayin' eğiliminin anlamını kestirmek olanaksızdır. Bu durumda insanın aklına ülkemizdeki laik ve demokratik yargıçların tasfiyesi, beklenen de erken mi başlatıldı sorusu gelmektedir." Iktidarın yargıyı siyasallaştırma ve yandaşlarına binlerce kadro yaratma çabalannı bir kenarda tutup Istanbul'un göbeğinde başka bir olaya daha bakalım: Olay bir hırsızlık davası... Hırsızlığın gece ve gündüz yapılmış olması cezayı etkiliyor. Davaya bakan yargıç, sabaha karşı yapılan hırsızlık sırasında güneşin dogup doğmadığının ilgili kuruma sorulmasına karar veriyor. İlgili kurum: Meteoroloji değil Istanbul Müftülüğü! SESSÎZSEDASIZ(I) Milletvekillerine sınav koşulu! ÜNİVERSİTE adaylanndan memur adaylanna kadar herkes sınava giriyor. Milletvekili olmak için ise genel başkanın gözüne girmek yetiyor. Akif Kökçe, milletvekilliği için de sınav öneriyor "Sınavda; ihale kovalamaca, şirket kayırmaca, çiçek sulama, dokunulmazlığı huy edinme, yurtdışına inceleme gezilerine çıkma, nutuk atma, Meclis'te kavga, vekil transferi gibi alışılmış konular yerine genel kültür, zekâ, yurttaşlık ve seçim bölgesi ile ilgili konulardan ve aynca bakanlık niyeti olanlar için de alan bilgisinden sorular sorulsun. Böytece en iyi parmak kaldıranlar, en iyi uyuyanlar değil; en zeki, en uyanık olanlar milletvekili, bakan olsun. Sınavda başanlı olanlar, başan derecelerine göre, tercih ettikleri partinin, tercih ettikleri bölgeden milletvekili aday sırasına yerieştirilsin. Böylece hem genel başkanın sultası kalkar, hem de vekillik iş olmaktan çıkar, demokrasi rayına oturur. Sınav her seçim dönemi için yapılacağından, sittin sene milletvekilliği yapma devri de sona erer, vekiller kulis yapmak yerine kendisini yeniler." Yüksek Yerilim Hattı erdincutku <ı yahoo.com ABD ile sevişmesi ah ne hoştur, AB yıldızlannın altında! ÇED KÖŞESİ OKTAY EKİNCt 'Hollandah' Gökkafes DünyaMhnarnkKongresi'nde- ki gösteriler arasında rekor seyir- ci Gökkafes'ın Taşkışla'danLüt- fü Kırdar'a uzanan kongre vadi- sindeki bu büyük mimarhk buluş- masına her gün "gövde gösterisry- le" kaülıyor... Öyle bir gösteri ki "gönnemek" olanaksız; "seyreönek" ise sağlam sinir istiyor.. Zarif siluetini böylesi bir "az- man"la parçaladıklan vadiıun adı- nı kullanan Dolmabahçe AŞ, his- selennı bir Hollanda şirketine sa- tınca Gökkafes de artık "Hoflan- dah* oldu. Istanbul'a *ÖzaH)alan" döne- mi kazıklannın önderi olan bu dev saygısızhğa kun dil uzatırsa, de- mek ki, bundan böyle "HoDanda- Uar"a dil uzatacak demektir. Ne var ki bu "sunstimaTin so- rumlulan yerine binanın hukuk- suzluğunu eleştirdiğimız için biz- ler "sanık* sandalyesindeydik... 'Yargı'mıza da aldınlmadan! Şimdi, Hollanda şirketine satı- şın haberlerini okudukça "sorgu- Ifliwhğımi7" günleri düşünüyo- rum: Acaba bu el değişikliğinde, Dolmabahçe AŞ'nin uğruna sanık oldugumuz "gururu" da mı satıl- mış oldu? Sorunun yanıtını, bize dava açan şirket yönetiminden ve "avu- kaflanndan bekliyoruz.. "HoHandah müşterikr", eleştı- rilerimiz bir yana, arsadaki eski "imar yasağTnı geçerli kılan yar- Yüksek binanın yasaklandığı Amsterdanu. Bunu nereden çıkardığımı so- rarsanız. "mahkeme dosyalann- dan" diyebilirim. Vaktiyle ona "tstanbul'un bağnna saplanan hançer" dediğimiz için, "sahi- bi"nce açüan "hakaret davasT dosyalanndan... Kuşaktan kuşağa "Vaktiyle" diyorum, temeh atıl- dığı yıl doğanlar neredeyse 20 ya- şındalar... Aralanndaki mimarhk ve şehircilik öğrencileri de diyor- larki; "Babamlardakarşıçıkmış- brd^bende." Kuşak çatışmasını bile ortadan kaldıracak kadar "ortak nefret" yaratan binayı eleştirmenin "ba- karet" sayıldığı davada "suçu- mnz"büyüktü: "Şirketingunııta yüksetişini simgeteyen binayı kü- çük düşürücü sözkrie tanımlaya- rak.kişflikhaklarmızedetemek-'' Bu gerekçeyle benden, Cumhu- riyet gazetesinden ve Mimarlar Ödaa'ndan, 10 yıl öncenin mil- yarlannı "manevi tazminat" ola- rak isteyen Gökkafesçiler, bir o ka- darlık "maddi tazminat" davasım da şu gerekçeyle açmışlardı: "Bu ekştirikrden çekmen müşterOeri- miz, kaparo verdikkri kaüan bfle ahnaktan vazgeçjyoriarj" Oysa bu arsaya adeta "arma- ğan" edilen "gökdelen" izninin amacı, kat kat sanlabilecek daire- ler. ofısler için değil, yatak sayısı yüksek "oteT yapılması içindi... Yani devlet, "süreklidövizginfisi" adına bu ayncahğı sağlamış, an- cak binanın yansrndan fazlası "yap-sat" amaçh inşa edihnişti. gıdan da "çddnmediklerme" gö- re, Türldye'de mahkeme kararlan- nın sonsuza dek "uygulanmaya- cağı" yönünde acaba nasıl "gû- vence" aldılar? Bu merakımızrn yanınnı da her- halde "AdaletBakanhğfmız vere- cektir... 'Kent kültürleri' nerede? "Hollandah Gökkafes". o ülke- nin kentlerinde doğabüir miydi? Amsterdam, Rotterdam ve dı- ğerlerinin ortak özellikleri, tarih- sel ve doğal peyzajlanna yıllardır gösterilenözen... Kentlerin eskiden gelen ve "ko- runan" dokusu içinde, Gökkafes gibi "uygunsuzkukter" şöyle dur- sun; tarihi binalarla aynı yüksek- hkteki yeni binalann bile "tarih- sdçevreyigözeten" mimariyle ger- çekleşmesı Hollanda imar kuralla- nnın önkoşulu... Kente "eklenen" her yeni bina- nın, kendinden öncekilere "saygı- h" ve kültürel kimliğin sürdürül- mesini sağlayan bir çağdaşhkta ta- sarlanıp uygulanması gerekiyor... Hollanda kentleri de zaten bu ne- denle "günel" ve "HoBandah''lar... Acaba Gökkafes'i alan Hollan- dahlar, kendi ülkelerindeki yapıla- nnın "kent kültûrü" ile Istan- bul'daki yeni "mülk''lerini kıyas- ladılar mı? Eğer "beğenerek" al- dılarsa, aynısını Amsterdam'daki anıtsal binalannın tam önüne ya da kentin tarihi yeşil alanlanna diksinler bakalım... oekinciıg cumhuriyetcom.tr KİM KİME DUM DUMA BEHİÇAK behicak(« turk.net HARBÎ SEMİHPOROY semihporoy (dyahoo.com TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAIV 6 Temmuz icunc.mumtaz-arikan.com ILK KUDUZ A$fS/.. 8U6ÜN, ÜULÛ FRAUSIZ 8İÜM ADfiMf LOUIS R CLUİ PAS7VR~), KUOUZ MİKROBU ALMIŞ BİR ÇOCUĞUAJ AŞILANMASlUt SAGLADI. KUOUZ HASTAUĞI ÜZERJNDEK-İ ÇftUŞkAALA&NPAN SQV- RA 8ULOUĞU A$IYf ÜAYVANLAZA UY6ULAMIŞ, OLUVUJ SONUÇ ALM/fTI. AŞ'Yt İN£AUü4£PA DE- NEMEMİŞTİ VB DOĞAL OLARAK. ÇBKİfJiYOZPü. ANCAK, BİR&ÜKJ, KilPUZ 8/£ töPBĞİN lS/gûl& JOSBPM MeisTE/z APLI ÇOCUĞU ONA GeP£Of- L£R.. AŞI YAPIUAAZSA ÇOOJK 6c£C£ATİ. 8U PURUMDA. PASTeuR f£A/SAR.INf I/02Pİ VE S//e DOZTO/SA AŞlYl YAPTreP/^ POKUZ GÜN süeeYce Ap TEKISARLAUACAK. . çocuz xue- TARILACAIcn!. (*) A/of. Pasheur- dokh>r olma- dığımdan aşıyı dokJ-or GrancMer / ULUKIŞLA SULH HUKUK MAHKEMESİ'NDEN TAŞEVMAZEVAÇIKAKrTIRMAtLANI Dosya No: 2004 2 Satış Bir borçtan dolayı aşağıda cins. kıymeti ve özellikleri yazılı taşınmaz açık arttınna yolu ile satılacaktır. Satılmasına karar verilen taşınmazuı adedi, cınsi, kıymeti ve özellikleri: Niğde ili, Ulukışla ilçesi, Darboğaz kasabasında kain tapunun, 0 ada 4705 parselde kayıtlı taşınmaz kadast- ro parselli olup 51 m2 yûzölçümündedır. Axsa ûzerinde zemin katı dûkkân üzen 2 kat betonarme olarak yapılmış bina bulunmaktadır. Taşın- maz Darboğaz Beledıyesi ımar planı içinde olup 3 kata kadar konuta müsaadehdir. Ozerindeki bina ıslak zeminleri karolu, sıvalı, 30 m2 olarak inşa edilmiş kullanthr dunımdadır. 2. sınıf B grubu yapılara girmektedir. Kasaba merkezinde ana yol ûzerinde bulunmaktadır. Taşınmazın arsa değen 1 200.00.-YTL, bina değeri 15.57O.OO.-YTL olup taşınmazın toplam değeri: 16.770.00-YTL'dir, taşınmaz bilirkişice tespit edilen bu muhammen değer üzerinden aşağıda belirtilen satış gün ve saatlerinde satış mahallinde açık arttınna yolu ile saülıktır. Saüş şartlan: 1. Satış: 09 Ağustos 2005 Salı günü saat 10.30-10.45 arasında Ulukışla Adliyesi garajlar çıkışında açık arttırma suretiyle ya- pılacaktır. Bu arttınnada tahmın edilen kıymeün yüzde 6O'\nı ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacaklan mecmuunu ve satış masraflannı geçmek şartı ile ihale olunur. Böyle bir bedelle alıcı çıkmazsa, en çok arttırarun taanhüdü baki kalmak şartı ile; 2. Satış. 19 Ağustos 2005 Cuma günü Ulukışla Adliyesi garajlar çıkışında ve aynı saatlerde ikinci arttırmaya çıkanlacakttr. Bu arttırmada da bu miktar elde edilememişse gaynmenkul en çok arttırarun taahhüdü saklı kalmak üzere arttmna ilanında gösterilen müddet sonunda en çok arttırana ihale edilecektir. Şu kadar ki arttırma bedelinin malın tahmın edilen kıymetinin yüzde 40'tnı bulması ve satış isteyenın alacağına rüç- hanı olan alacaklann toplamından fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paylaştırma masraflannı geçmesi lazundır. Böyle fazla be- delle alıcı çıkmazsa satış talebı düşecektir. 2- Arttırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen kıymetin yüzde 20'si nispetinde pey akçesi veya bu miktar kadar milli bir bankanın teminat mektubunu vermeleri lazımdır. Satış, peşin para üedır, alıcı istediğinde 10 günü geçmemek üzere mehil verüebilir. Tellaliye ihale damga ver- gisi, tapu harç ve masraflan ve KDV alıcıya aittir. Birikmış vergıler satış bedelinden ödenır. 3- Ipotek sahibi alacaklılarla dığer ilgılilerin (ilgılıler tabırıne irtıfak hakkı sahipleri de dahildir) bu gayrimenkul üzerindeki haklannı husu- siyle faiz ve masrafa daır olan iddialannı dayanağı belgelen ile on beş gün içinde daıremize bıldmneleri lazımdır. Aksı takdirde haklan tapu sicili ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaklardır. 4- Satış bedeli hemen veray verilen mühlet içinde ödenmezse tcra ve Iflas Kanunu'nun 133. maddesı gereğince ihale fesh edilir. tki ihale arasındaki farktan ve temerrüt faızınden alıcı ve kefilleri mesul rutulacak ve hiçbir hükme hacet kahnadan kendilerinden tahsil edilecektrr. 5- Şartname, ılan tarihinden itıbaren herkesin görebihnesi için dairede açık olup masrafı venldiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderi- lebılır. 6- Satışa iştirak edenlenn şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmış sajılacaklan, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2004/2 satış sayı- lı dosya numarası ile memurluğumuza başvTirmalan ilan olunur. 7- Işbu ilan IlK.'nun 127. maddesi gereğince tebligat yapılamayanlara tebliğ yerine geçerlidir. 13.06.2005 Basuı: 29922 PANO DENİZKAVUKÇUOĞLU Heybeliada'da Bip Tükiipiik Olayı llk öfke tükürüğü grubun en önünde yürüyen genç kızın bacağına atılmış, arkasından gelen öbür kızlar da ne olduğunu anlayamadan ken- dilerini biranda yoğun birtükürük saldınsının or- tasında bulmuşlardı. Çevrelerini saran çarşaflı kadınlar bir yandan tükürüyorlar, bir yandan da, "Bu çıplak bacaklannızla aptesimizi bozuyor- sunuz, sizi böyle gördükçe kocalanmızın da ap- tesleri bozuluyor!" diye bağnşıyoriardı. Tükü- renler, Heybeliada'nın yeni sakinleri, bu yeni a- da sakinlerinin aptestlerini bozduklan için bacak- lanna tükürülmeyi hak ettikleri düşünülenler ise kimi yaz kış Heybeliada'da yaşayan, kimi de adadaki yazlıklarına gelmiş "adalılar"d\. Adalı genç kızlann tek suçlan, bu yaz sıcağında kısa kollu bluzlar giymek, altlanna da birer şort ge- çirmiş olmaktı. Çarşaflı, türbanlı, tesettür pardö- sülü kadınlar Değirmen plajından dönen "ken- dilerince aykın" giysili genç kızlann yolunu kes- mişler, onlara "iyi birders" vermişlerdi. Bu "toplu tükürük atma" olayı başlayan, baş- latılan bir sürectn simgesel gösterisiydi aslında; yeni mevziler kapma yolunda yapılmış bir ataktı, "Biz sırasında böyle de davranmasını biliriz.. "in olabildiğince çirkin bir biçimde vurgulanmasıydı. Bilenler bilir, Heybeliada'da Değirmen mevkii denilen yerde, ormanın içinden geçilip inilen bir plaj vardır. Ormandaki masalarda insanlar piknik yaparlar, dileyenler plaja inip güneşlenirier, yü- zerter. Ne var ki her yıl açılan plaj, bu yıl açılma- dı. Soranlara, "Buyılplajı ÜsküdarBeledıyesiiş- letiyor" denildi. Gerçekten de bir süre sonra bu- raya yeşil renkli çadırlar kuruldu, çevreye burası- nın "yaz kampı" olduğunu gösteren afişler asıldı. Bir süredir Değirmen mevkiinde toplu namazlar kılınıyor, yukanda kapalı duran Papaz Okulu'nun duvarlarında yansıyacak kadar yüksek sesle ila- hilerokunuyor. Toplu namazlaria, birağızdan oku- nan ilahilerie coşan dini bütün kadınlar sonra hep birlikte kendileri gibi olmayan, kendileri gibi ya- şamayan adanın öbür sakinlerinin yollannı kesip şortlu bacaklarına tükürüyoriar. Heybeliadalılar olan biteni dehşet içinde izli- yorlar. • • • Köktenci Islam, günlük hayatın içinde her gün yeni mevziler kazanıyor, insanlar her gün alışılma- dık yeni görüntülerie karşılaşıyoriar, bu görüntü- ler karşısında ne yapacaklannı bilemiyorlar. "He- pimiz Müslüman değil miyiz" sorusu karşısında birçok insan bocalıyor, çünkü köktenci Islam bu soruya alışılagelenden farklı bir yanıt getiriyor. "Hoşgörü", bugünlere kadar toplumu bir ara- da tutan, kaynaştıran, bireyleri verimli kılan bir duyguydu. Fakat dayatmalar, zorlamalar bu duy- guyu zedeliyor. Başındaki örtüsü nedeniyle kızı- nın üniversitedeki mezuniyet törenine alınmayan bir annenin durumu toplumun vicdanını nasıl ya- ralıyorsa, şort giydiler diye bacaklanna tükürülen kızlann durumu da vicdanlan o değin yaralıyor. Karşılıklı hoşgörüsüzlükten kaynaklanan vic- dan yaralan derinleştikçe kapanmalan da zorla- şıyor. İnsanlar birbirierine giderek düşmanca ba- kar oluyoriar, ki bunun hiç kimseye, hiçbir kesi- me, hiçbirimize yaran yok. • • • Adalar Belediyesi, Değirmen mevkiindeki o pla- jın işletmesini hangi akla hizmeten Üsküdar Be- lediyesi'ne verir? Bunu tartışmak istemiyorum. Beni, plajın işletmecisinin, yani Adalet ve Kalkın- ma Partili Üsküdar Belediyesi'nin yukanda sözü- nü ettiğim "tükürükolayı" karşısındaki tepkisi ve bu tür olaylarda alacağı, almayı düşündüğü ön- lemler ilgilendiriyor. Belki bir yanıt gelir de hep bir- likte öğreniriz. (e-posta: dkavukcuogluw superonline.com) (Faks:0212-234 68 73) BULMACA SEDAT YAŞAYAN SOLDANSAĞA: 1/Halkedebi- yatında aruz ölçüsüyle ya- zılan şiir tür- 3 lerinden biri. 2/ Eski Türk güreşlerinden 5 biri... Bir hü- 6 kümdara ver- -, gi veren halk. 3/ At ahın... 8 Hawaii'de 9 1 2 3 4 5 karşılama ya da uğurlama anısı olarak verilen, çi- çeklerden yapılmış kolye. 4/ Bir nota... Mevlevi dervişleri- rün kollarrnı iki yana 5 açıp dönerek yaptık- lan ayin. 5/ Göz alı- cı parlak renkli bir 8 papağan... Japon li- 9 rik dramı... Hayvanlara vurulan damga. 6/01um- suzluk belirten bir önek... Pembemsi turuncu renk. II Sıkıntı, zahmet... îşyeri. 8/ Kadınlarm başlanna bağladıklan tülbent. 9/ Mecazh anla- tım yollannı ele alan edebiyat bilgisi dalı... Bu- lunulan yerden daha vüksekte kalan düzlük. YUKAMDAN AŞAGIYA: 1/ Oyunların kralı, krallann oyunu. 2/ " — var, post var, meydanda er yok" (Yahya Kemal)... Ot- layan hayvan sürüsü. 3/On beşer pulla iki kişi ara- sında oynanan bir oyun... Romanya'nın para bi- rimi. 4/ Lantan elementinin simgesi... Gökyüzü. 5/ Bir etkinliğin geçici olarak durdurulduğu sü- re... Numararun kısa yazılışı... Genişlik. 6/ Sod- yiimun simgesi... Eti lezzetli bir balık. 7/ Ipek, yün, pamuk gibi her türlü iplik kangalı... Ticaret ve sanayi alanında faaliyet gösteren kimi kamu kurumlanna verilen ad. 8/ Bir tür hafif ve kaba ayakkabı. 9/Söyleme, bildirme... Ûzerinde film çe\Tİlen stüdyo.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog