Bugünden 1930'a 5,447,291 adet makale



Katalog


«
»

6 TEMIMUZ 2O05 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA kultur@cumhuriyet.com.tr 15 ALLECRO EVtN İLYASOĞLU Ve festival sona erdi33. UiusLararası îstanbul Festi- vali, Montecarlo Balesi'nin gör- kenüi Külkedisi temsilleriyle sona erdi. En son Lzleyebildiğim etkin- liklerden benı etkıleyenler Bach zi- yafetlenydi. Büyük Bach'ın 'İyi Düzenlenmiş Klavye' veya Eş Dü- zenli Klavye olarak anılan ikı kıtap halindeki 48 pırelüd ve fügü iki ge- ce art arda iki ayn piyanıstimiz ta- raftndanseslendirildi. îlk kıtaptaki 24 prelüd ve fü-gü Emre Eiivar çal- dı. 0 derinden seslenen, ışıklar bu- lan, yer yer hüzün, yer yer espri ka- tan yorumuyla. Ertesi akşam da ikinci kitabı ol»ışturan 24 prelüd ve fügü Özgür Aydın seslendirdi. Her iki elinde ayn şarkı söyleyebilen, olgun ve duru Bach yorumculuğuy- la. Bu dinletiler bırbinne zincir gi- bi bağlanınca bir bütün destan, bir kocaman küllıyatın tamamlanması, kutsal bir ayinin bütünleşmesı gibı bir şeydi. Avrupa'da sesinı duyuran, ödüller kazanam, önde gelen piya- nistlerimizin parmaklannda her bir prelüd ve füg kcendı ıçinde öyküler taşıyor, kendi içinde destanlaşıyor- du. Onlan bu festivalın ortamında dinlemek çok önemliydi. Ama programlama açısından sorun var- dı. Her ikisi d e başka gösterilerle çakıştı. Aynca çok uzun olan bu dinletilerin dah.a erken saatte başla- tılması gerekirdi. Ve de keşke pro- fesyonelce kayda alınıp saklanabil- seyda bu dinletiler. Özellıkle kon- servatuvar öğrencilerine dünyanın her yerinde harika bir rehber olur- du. Gerçekten tanhi bir olaydı, tari- he geçmeliydi. Engllsh concert'tan düş kırıklıflı Eski müzık ustalanndan ve çağı- mızın en önemli klavsencılennden Trevor Pinnock'un kurduğu 'Eng- lish Concert', sanat yönetmeni Andrew M a n z e ile dünyanın her yerindeki konserleriyle ve kayıtla- nyla kabul görrnüş bır topluluktur. Bu yılki Istanbu 1 Festıvali'ne de ka- tılmaları festival programını ilk ba- kışta zenginleştiren olaylardan bi- • Uluslararası îstanbul Festivali'nin en etkileyici konserlerinden ikisi Bach şölenleriydi. Büyük Bach'ın 'iyi Düzenlenmiş Klavye' veya 'Eş Düzenli Klavye' olarak anılan iki kitap halindeki 48 prelüd ve fügü iki gece art arda iki ayn piyanistimiz tarafından seslendirildi. îlk kitaptaki 24 prelüd ve fügü Emre Eiivar, ikinci kitabı oluşruran 24 prelüd ve fügü ise Özgür Aydın seslendirdi. riydı. Bilinz kı bu topluluk oda mü- zigınden başlayıp operalan dahı yo- rumlayacak kadar genişleyebilır. Bu kez îstanbul'a yolladıklan grup sa- dece bir kuvartet olarak karşımıza çıktı. Richard Egarr, fortepiyano- su ile konserm sohstıydi. Fortepıya- no, 17. yüzyıl sonu, 18. yüzyıl başı klavsenden piyanoya geçiş sürecin- dekı klavyelı çalgıdır. Sesı doğal ki bugünkü piyanolar kadar parlak de- ğildir. Ses yüksekliklen kontrol edi- lemez. Bu nedenle Egarr'ın solist- liğindeki Mozart'ın konçerto ve rondolan bizim bu çağda dinleme- ye alıştığımız estetik değerlerden yoksundu. Temposu, esprisi, oyun- culuğu, iyimserliği, karamsarhğı bellı olmayan bu- Mozart. Aya Iri- ni'nin nemli ortamında bütün yaylı çalgıların akordunun bozulması, başkemancının kemanının anzalan- ması müzıkçıler açısından ayn şanssızlıklardı. Bız festival katalo- ğunda fotoğrafını gördüğumüz English Concert Oda Orkestrası ye- rine topluluğun dört kışısiyle yetin- mek zorunda kalmıştık. Dinleyici ise bu tarz yoruma yabancı olduğu kadar kayan akorlarla ve akustiğe uyum sağlayamayan grupla Mo- zart'uı dehasını bulamamanın düş kınklığını yaşadı. Bir başka şanssızlık da dinleyici kıtlesinın feshvalın her zamankı ağır- başh dınleyicisınden farklı oluşuydu. Bırakın bölüm aralarında alkışla- mayı, müziğin hafiflediği yerlerde bile alkışlar yükseldi. Fısıldaştılar, gülüştüler, bırkaç kez cep telefonla- n çaldı. 0 gece talihsizlikler bunun- la da bitmedi, salon yöneticileri ne- dense obnadık yerlerde, daha kon- ser devam ederken ışıklan yakma- lanyla duruma tuz biber ektiler. Sanatçı, sahnenin önüne gehp ayağa kalkan halka, "Daha ben ça- lıyorum" demek zorunda kaldı. Ben ikinci yansına kalmadım bu konserin. Ama öğrendiğime göre yerli yersiz alkışlayan dinleyici so- nunda bıs yaptırtmadan, cılız bir al- kışla English Concert'ı uğurlamış. Festlvalden arta kalan Bu yılki festivalde yapılan yarar- lı bir uygulamamn altını çizmek is- terim: Konserlerde yonımcular ve yapıtlann içerigi hakkındakı bilgı- yi dinleyici kendi koltuğunda bula- bildi. Festival kataloğu almayan ve- ya kataloğu yanında taşımayan da anında bilgi sahibi olabildi. Bu çok önemli bir uygulamaydı bence. Bu festivalden kalacak anılardan, Montecarlo Balesi'nin Külkedisi en görkemlisi, Valery Gergiev yöne- tımindeki Mariinsky Tiyatrosu Kirov Opera Orkestrası 'nın Çay- kovski ve Şostakoviç'ten örülü konseri en önemlısi; Anne Sofie von Otter'in lıed akşamı en etkıle- yicisiydi diyebilirim. Piyanist Ni- kolai Demidenko'nun Mozart yo- rumu, kemancı Vadim Repin'in Çaykovski'si, piyanist Vladimir Krainev'in Şnitke konçertosu, Belcea Dörtlüsü'nün Schumann kuvartetı, Emre Eiivar ve Özgür Ay- dın 'ın Bach yorumları unutulmaz dakikalar yaşattı. Şimdı meraklılara duyurmak ge- rek: Aspendos'ta opera ve bale fes- tivali devam etmekte. Ağustos orta- sına Bodrum'da bale festivali başla- yacak. Ve hemen birkaç güne Istan- bul'da caz festivalinin coşkusu ya- şanacak. www.evinilyasoglu.com Ülkemizin 20. yüzyılına damgasını vuran büyük yazan ölümünün 10. yılında anıyoruz Bir aydınlık öncüsü: AzizNesinÖNERYAĞCI "...Şimdiye dek olduğu gi- bi, şimdi de haber veriyo- rum: Önceleri yavaş yavaş, ağır ağır, adım adım kötü- lük uçurumuna doğru gi- derken gittikçe hızlanarak, şimdi koşaradım gidiyoruz. Olacak toplumsal depremin uğultularını duymakta- yım... Çevremizde aptal ap- tal suçlu aramayalım. Ayna- ya bakalım. Aynamız yoksa bir durgun suya bakalım. Orda suçluyu göreceğiz. tş işten geçtikten sonra l ken- dim ettim kendim buldum' demenin hiçbir yararı yok..." (Aziz Nesin, Bir Tu- tam Aydınlık, s. 14). Kahramanlara gereksinmesi olan bir ülke olduk hep. Kah- ramanlara gereksinmesi olan toprağımız, kıvanç duyduğu- muz, yüzakımız olan yaşam ustalanmızı yarattı. Hep önde gitti onlar. Ortak yönleri yurt- severlikleri, kararlılıklan, di- rençleri, özgürlük arayışlan, bilinçleriydi. însam güzelle- menin beşiği olan bu toprak- larda Mustafa Kemal Ata- tûrk'ten, Nâzım Hikmet'ten sonra Aziz Nesin gibi bir ay- dınlık ustasıyla çağdaş oldu- gumuz için kıvanç duyuyoruz. Onlardan yoksunluğumuz ise acıyla dolduruyor bizi. Muhalif aydın ve hallcın yazarı Yokluğunun duyumsanma- 51 bir insan için onur verıcidir. Hele ki toplum o insana ge- reksinim duyuyorsa bu onu- run büyüklüğü tartışılamaz. Toprağımızın 20. yüzyılına damgasını vuran bu büyük kahramanlardan olan, "Ulu- sunu, halkını, insanı ve bü- tün dünyayı sevmiş olmanın bedelini ödeyen insanlann A. ziz Nesin adı, insanın özgürlük ve ölümsüzlük arayışının çağdaş bir bilgede sürmesidir. 0, "gözyaşım gülmeceye çeviren bir simyacı" gibi ömrü boyunca hep aydın olmanın gereklerini yerine getirmeye çalıştı. Yaşamıyla yazdıklarımn örtüşmesi, bilinçli ve duyarlı seçiminin, kararh düşüncesinin sonucuydu. Bu doğrultuda düşündü, yaşadı; yaşadığı yıllar boyunca aydın olduğunu, halka borçlu olduğunu ve bu borcunu ödemek zorunda olduğunu aklından hiç çıkarmadı. ne ilkiyim, ne de sonuncu- su..." (Bir Tutam Aydınlık, s. 21)diyenAzizNesin'in 10. ölüm yıldönümünde bunu dü- şündüm. Aziz Nesin, ilk düzyazı ki- tabı Suçlanan ve Aklanan Yazılar'ı, "En büyük dile- ğim, 22 yıl önce yazılmış bu yazıların en kısa zamanda yurdumuzda artık güncellik değerlerini yitirerek eskime- leridir..." (3 Nısan 1982) di- yerek sunmuştu. 2005 Türki- ye'sinde, yazılmalanndan 45 yıl sonra bile bu yazılann gün- celliğini koruması, ülkemizin hâlâ ona gereksüüm duyduğu- nun bir kanıtıdır. 1915'te Heybeliada'da Mehmet Nusret adıyla, yok- sul bir aılenin çocuğu olarak dünyaya gelen; yorucu, yıpra- tıcı uğraşlarla dolu, yoğun ve venmli geçen seksen yıllık bir yaşamdan sonra, 1995'in 5 Temmuz'unu 6 Temmuz'a bağlayan gece Çeşme'de ede- biyatımızın ve toplumsal ya- şamımızın bilgesi ünlü bir ya- zar olarak ölen Aziz Nesin'in yokluğunu duyumsamamak mümkün değil. Çünkü, onun yol göstericiliğinin özlendiği günleri yaşıyoruz. Çünkü o, örnek bir aydının, öncü bir ya- zann, dirençli bu- edebiyatçı- nın, sevdalı bir yaşam ustası- nın, ölümsüzlük ve özgürlük arayışının önemli bir doruğu- dur. 1945'te gazetelerde ve der- gilerde yazmaya başlayıp ilk kitabını çıkaran; muhalif ay- dın ve halkın yazan ohna kim- liğinı bütünleşrıren; kültür-sa- nat örgütlenmelennde ve si- yasal yaşama aydm bilinci ve duyarlıhğıyla müdahalede et- kuı ve önder bir tavır sergile- yen; öldüğü güne kadar halkı- nı bilinçlendirme savaşımm- dan geri durmayan; armağan ettiği yüzden fazla yapıtın bır- çoğu oyunlaştırılan, fihne alı- nan; haüanın hep bağnna bas- tığı; 2 Temmuz 1993 Sıvas kı- yunından kıl payı kurtulan Aziz Nesin'i 10. ölüm yıldö- nümünde özlemle anmak, öz- gürlük, eşitlik, demokrasi, sö- mürüsüz toplum savaşımı ve- ren herkesin hakkı ve göre\i- dir. Çünkü o, bır aydınlık ön- cüsüdür ve onun örnek yaşa- mından süzülen yapıtlan ay- dınlığımıza eklenen en zenguı gıdalardm Aziz Nesin adı, ınsanın öz- gürlük ve ölümsüzlük arayışı- nın çağdaş bir bilgede sürme- sidir. O, "gözyaşmı gülmece- ye çeviren bir simyacı" gibi ömrü boyunca hep aydm ol- manın gereklerini yerine ge- tirmeye çalıştı. Yaşamıyla yazdıklannın örtüşmesi, bı- linçli ve duyarlı seçiminin, ka- rarlı düşüncesinin sonucuydu. Bu doğrultuda düşündü, yaşa- dı; "...Daha 500 yıl yaşasam, bu 500 yılda gece gündüz ça- bşsam, bitiremem yazacak- lanmı. Demek ki bitirmeden öleceğim. Son ana kadar ya- zacağım, yazacağım, yaza- cağım..." diyerek yazdı. ülkeslne hizmet etmeyl barı; blldl Yaşadığı yıllar boyunca ay- dın olduğunu, halka borçlu ol- duğunu ve bu borcunu öde- mek zorunda olduğunu aklın- dan hiç çıkarmadı. Onun tüm yazdıklannda bu borçluluk düşüncesı, bu sorumluluk gö- rülür. Onu ölümsüz kılan dü- şünceleri ve düşünceleri doğ- rultusundaki yapıtlandır. O- nun düşünceleri, ülkesıne hiz- met etmeyı kendisine borç bi- len bir aydının düşünceleridir. "Her dönemde, o dönemin koşullanna göre aydınlann yapması gereken görevleri vardır. Düşünmeliyiz: Hal- kımıza olan borcumuzu ödüyor, görevimizi yapıyor muyuz?..." (Ah Biz Odlek Aydnılar, s. 14)düşüncesinde- du- o. Aydınlar Dilekçesı Da- vası kitabına yazdığı önsözün sonunda da şöyle der: "...Bi- zi biz yapan, bizi aydın ya- pan halkımıza borçluyuz. Bu ödenemez bir borç oldu- ğu için ödeyemeyiz, ancak ödemeye çahşabiliriz. Biz de öyle yaptık, öyle yapıyoruz ve yaşadıkça hep öyle yapa- cağız." Yapıtlannın sayısı 100'ü, baskısı 7 milyonu geçen; 40'tan fazla ülkennı dergıle- rinde ve gazetelerinde yazıla- n çıkan, 200'den fazla kitabı basılan; 20'ye yakm uluslara- rası ödül alan; yapıtlan için ül- kemızde ve birçok ülkede araşnrmalar, incelemeler, me- zunıyet ve doktora tezleri ya- pılan ve yayunlanan; 200"den fazla takmaad kullanan, yaz- dıklan nedeniyle onlarca kez yargılanıp 6 yıl kadar hapisha- nelerde yatan; Türkiye Yazar- lar Sendikası ve Banş Derne- ğı başta olmak üzere birçok örgütün kuruluşuna öncülük yapmasının yanı sıra, Nesin Vakfı'nı kurup yaşatan Aziz Nesin'in yaşamı, ülkesinin toplumsal, siyasal, kültürel yaşamıyla bütünleşmiştir. O, aydm ohnarun sorumlulukla- nnı, yazdıklanyla ve yaşamıy- la sarsarak, dürterek, öfkelen- direrek, coşturarak yerine ge- tiren bir insan, bir aydm, bir yazar olmuştur hep. Çünkü, ona göre yazar, sorumluluğu bakmundan, "aydınlar cep- hesinin ön safında yer alma- sı gereken insandır." (Soruş- turmada, s. 21). Aziz Nesin'e, onun düşün- celerine, düşüncesinin aydm- lığma çok şey borçluyuz ve onu özlüyoruz. Onu, yapıtla- nnı ve onun bize emaneti olan Nesin Vakfı'nı özgürce yaşat- mak da bizim boynumuzun borcu ohnalıdu:. GÜZELİN ARDINDA BERTAN ONARAN Lozan 2005 Mustafa Kemal Atatürk'ün Lozan Antlaşma- sı konusundaki değerlendirmesini Özer Ozan- kaya'nın Cumhuriyet Ç/nan'ndan aktarayım: "Bu antlaşma, Türk ulusuna karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve SevrAntlaşması'yla tamam- landığı sanılmış büyük bir yok etme eyleminin çö- kertilişini yansıtan bir belgedir. Osmanlı tarihin- de benzeri bulunmayan bir siyasal utkunun ürü- nüdür." Antlaşmanın imzasından topu topu bir ay son- ra, 30 Ağustos 1923'te de şunları söylemiş Ata- mız: "Türk ulusunun burada elde ettiği yengi kadar kesinsonuç veren ve yalnız bizimkine değil, dün- ya tarihine de yeni biryön vermekte bu kadar et- kili olan başka bir meydan savaşı anımsamıyo- rum. Efendiler, bu çok büyük yenginin türiü etkile- rinin üstünde, en önemli ve yücesi, Türk ulusu- nun kayıtsız koşulsuz egemenliğini eline almış ol- masıdır. Ulusumuzun yüzyıldan beri hanlar, ha- kanlar, sultanlar, halifeler elinde, onlann baskı ve zorbalığı altında ne kadar ezildiğini, onlann aç- gözlülüğünü doyurmak için ne büyükyıkım ve yi- tiklere katlandığını düşünürsek, egemenliğe ka- vuşmasının bütün yüceliği ve önemi gözümö- zün önünde belirir. Saraylarında Türk'ten başkasına dayanarak saltanat süren, düşmanla birleşerek Anado- lu'nun, Türklüğün karşısında eylemlere girişen bu çürümüş gölge adamlann Türk yurdundan kovulması, düşmanın denize dökülmesinden da- ha kurtancı bir devrim olmuştur. Efendiler, yurdumuz artık bayındırlık istiyor, varsıllık ve gönenç istiyor. Bilim, beceri, yüksek uygartık, özgürdüşünce, özgürdüşünüp davran- ma istiyor. Dünyada bir ulusun varlığı, değeri, özgürlük ve bağımsızlık hakkı, o güne dek orta- ya koyduğu ve ilerde koyacağı uygarlık yapıtla- nyla orantılıdır. Uygarlık yapıtı ortaya koyma yeteneğinden yoksun toplumlar, sonunda özgürlük ve bağım- sızlıklannı yitiriher. Uygarlık yolunda yürümek ve başarılı olmak, yaşamın temel koşuludur. Her alanda yükselip yetkinleşmeye yatkın ulu- sumuzun toplumsal ve düşünsel devrimlerini kösteklemeye kalkışanlar ve çıkaracaklan engel- ler kesinlikle yok edilmelidir." Lozan Antlaşması'nın 82. yıldönümünde, sü- rüp sürmeyeceği belli olmayan, ama bizi, Erol Manisalı'nın yerinde deyişiyle Bekleme Oda- sında Iğfal Etmeye yemin etmiş olan AB masa- lı uğruna Cumhuriyet Devrimi'nin bütün birikim- lerinin açık eksiltmeye çıkarıldığı günlerde, ger- çek yurtseverler yine güzel bir girişim başlattı- lar. Anımsayacaksınız, "Ermeni soykırımı düpe- düzbirkandırmacadır" diyen Türk Tarih Kurumu Başkanımız için tutuklama buyruğu çıkaran Is- viçre'ye, hem de Lozan Antlaşması'nın imza- landığı yapının kapısına gidip bir açıklama yap- mıştı Doğu Perinçek. Bu kez, Işçi Partisi'nin önayak olmasıyla, Ertuğrul Kazancı, Semih Koray, Ferit llsever, Yavuz Dedegil, Hasan Kemahlı, Ethem Kayalı, Uçkun Geray, AN Mercan kafa kafaya vermiş, 22-23-24 Temmuz günlerinde Isviçre'ye uçup ilkin Zürih'te bir ka- palı salon toplantısı düzenlemeye, ardından Lo- zan'a geçip antlaşmanın imzalandığı yapının önünde bir basın açıklaması, ardından kapalı salonda bir toplantı yapmaya karar vermişler. Girişime Sayın Ahmet Necdet Sezer, Rauf Denktaş ve Süleyman Demirel destek vermiş- ler. Ayrıca, adları buraya sığmayacak 200'ü aşkın onurlu insan, Atamıza, Türk ulusuna yakışır bir davranışla, 21. yüzyılda, insan ortak paydasını yele verip hâlâ hepimizin kanını emmeye çalı- şanların karşısına dikilmeye ant içmişler. Hadi gelin güzeller güzeli Atamızla biriikte hay- kıralım: Ne mutlu Türk'üm diyene, diyebilene! sbonaran a yahoo/hotmail.com Opera-Bale'ye \Jk kadn genel müdir • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Devlet Opera ve Balesı Genel Müdürlüğü'nden istifa eden Remzi Buharalı, görevini Menç Sümen'e törenle devretti. Buharalı, Opera ve Bale Genel Müdürlüğü Fuayesı'nde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, istifa etmesının Kültür Bakanı Atilla Koç ile bir ilgisi olmadığını, kurumdaki orkestra sanatçılığı görevıne daha çok vakit ayırmak istediğini söyledı. Buharalı, yıllardır kuruma balerin olarak hizmet eden Sümen'e görevi devTetmekten mutluluk duyduğunu kaydetti. Kurumun ilk kadm genel müdürü Sümen de, kuruma en iyi şekilde hizmet etmek için çalışacağmı söyledi. Justus Frantz ve Ulusların Rlarmonisi • Kültür Servisi - 19. Uluslararası Izmir Festivali, 7 Temmuz 2005 Perşembe günü Efes Antik Tiyatro'da dünyaca ünlü şef ve piyanist Justus Frantz ile The Philharmonia of the Nations'ı konuk edecek. Tüm dünyada 'Banşın Simgesi' olarak kabul edilen orkestraya solist olarak vıyolonsel sanatçısı Alexandre Bagrintsev katılacak. Justus Frantz'uı 1995 yılmda 40 ülkeden ve beş kıtadan üstün yetenekli genç müzısyenlerden oluşan bu çok kültürlü filarmonik orkestrasınm müzisyenleri dünya çapında lOOO'ı aşkm konser verdiler. Eczacıbaşı Topluluğu'nun sponsorluğundaki konser, festivalin diğer etkinlikleri gibi saat 21.30'da başlayacak. BUGÜN • ENKA AÇIKHAVA TÎYATROSU'nda 21.15'te Laura Tabanera Flamenko Topluluğu'nun gösterisi. (0 212 276 22 14) • NÂZLM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİ'nde 21.15'te Macid Macidi'nin 'Cennetin Çocuklan' adb flminin gösterimi. (0 216 346 90 59)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog