Bugünden 1930'a 5,446,570 adet makale



Katalog


«
»

31 TEMMUZ 2005 PAZAR CUMHURİYET SAYFA DİZİ Bütün limanlarını Avrupa'ya açmak zorunda kaldı Çin izlenimlerimizı AB bağlamında değer- lendirdiğimizde, AB'nin atılımlan karşısın- da hazırlıksız yakalandığını, bir on yıl geride olduğunu görüyoruz. AB Çin rekabetine güç- lü yanıt veremiyor. Epey geç fark ettiği bir ge- lişmeye uyum sağlamakta da güçlük çekiyor. AB Anayasası 'na Fransa ve Hollanda seçme- nınin "hayff" demesinin altmda, siyasetçilerin bugerçeği göreme- melerine tepki yatiyor. Fransa'da "Pbtonyahmushıkçu"hedef gös- tenldi. Oysa Paris'in merkezin- deki tekstil merkezi "Sentier" Çin rekabeti karşısında çoktan kepenkleri indirmiş durumda. Barroso'nun gezisi, bu kaybe- dilmış zamanı telafı için yeni komisyon başkanının çok şey- leryapılması gerektiğini fark et- miş olmasının göstergesi. Teks- tilden petrole, çevreden uzaya.. varlanyla yoklanyla Çin eko- AB, Çin atilımına uyumda onyıl geride Çin'in değişen yiizii BULENTTANLA nomisindeki yerlerini almak istiyorlar. Avrupa'yla geçmlşl Avrupa coğrafyası günümüzde dünyanın en yüksek refah düzeyindedir, ancak en yük- sek kalkınma hızı burada değildir. Refah dü- zeyiokadar yük- sek olmayanHin- distan, Çin, Bre- zılya, Japonya, Kore, Endonez- yadahahızhkal- kınıyor. Avrupa ülkelerinin ürün- leriyle dünya pi- yasalannda daha kolay rekabet edebiliyor. Avru- pa'nın refah dü- zeyinin yüksek- liğibüyümesiyle atbaşı gitmiyor. Avrupa nüfusu azalıyor. Yaşlanan bu nüfus üretken değil. Sosyal güvenlik sistemleri ayakta kalmakta zorlanıyor. AB'nin bütünleşme sürecindeki n- kanıklığı aşma döneminde Çin'le ilişkilerin- de bazı darboğazlan geçmede zorluk çekece- ği kesindır. Çin'e önceki gezilerimizde olduğu gibi bu defa da dikkatimizi çeken bir husus, sorula- nmıza daima net yanıtlar almamız oldu. An- cak Çin gibi binlerce yıllık geçmişi olan bir ülkenin bu gününü anlamak öyle birkaç ge- ziyle olacak iş değil. Çinli muhataplanmızın asla unutmadığı, ancak her zaman paylaşma- dıklan gerçekler de var. Öraeğin Çin-Avru- pa geçmişi bizimki kadar uzun olmasa da, bi- zim Avrupa'yla geçmişimizden belki çok da- ha acılı. Çinlilerin bu yakın tarihi unutmuş ol- malan olanaksız. İnglltere'yle savaş Ortaçağda 13.-14. yüzyıllarda Çin ipekle- ri, Uzakdoğu baharatı Avrupa'da çok tutulu- yordu. Ancak daha sonra Japonya gibi Çin de kapılannı Avrupa'ya kapattı. Bunun nedeni Avrupa devletlerinin Çin ve Japonya'da Hı- ristiyanlığı yayma çabalanydı. Çin bütün li- manlannı Avrupa'ya kapadı, sadece Kan- ton'u (Guangzhou) Avrupa ticaretine açık bı- raktı. Limanın ancak bir kısmı gemilere açık- tı, Çinli halkla temas yasaktı. 1763'te îngiltere'nin Hindistan'ı ele geçir- mesiyle bu ülke Çin'e komşu olmuştu. 0 sı- rada Hindistan'da afyon yetişiyor ve bu afyon Çin'de iyi alıcı buluyordu. Çin imparatorla- nnın afyon içmesi ve ticaretini yasaklaması iki ülkenin arasını açn. tngiltere 1839'da Çin'e savaş ilan etti. Bu savaşa "Afyon SavaşT de- nir. Çin yenildi. Kanton dışında beş limanını daha Avrupa'ya açö. Ardından ABD ve Fran- sa da îngilte- re'nin elde ettiği haklan aldılar. Bütün Avrupa ül- keleri Çin'e "en ziyade müsaade- ye mazhar miDet nrnıameJea"pren- sibini kabul etti- rince, Pekin 1842'den sonra hangi devlete bir imtiyaz verse öbürleri da bun- dan yararlandı. Çin'e Avrupa baskısı, 1851 Taypingler Ayaklanması'na yol açtı. A\Tupa devletlerinin sulanna donanmalannı gönder- diler. Çin 11 limanını daha Avrupa ticaretine açmak zorunda kaldı. Çin'in bu anlaşmayı uygulamayı savsaklaması üzerine Avrupa or- tak askeri gücü müdahale etti. Çin geriledi, 1860 Pekin Antlaşması'yla Çin sadece liman- lannı değil, bütün iç bölgelerini de Avrupa'ya açtı. Bu sırada Çinlilerin 20 Avrupalı esiri öl- dürmesi üzerine Lord Elgm'in emriyle Pekin yakınındaki yazlık saray yakıldı, yıkıldı, yağ- malandı. Çin'i ziyaretimiz sırasında AB Ko- misyonu Başkanı eski Portekiz Baş- bakaru Jose Manuel Barroso da ora- daydı. Başbakan Wen Jiabao'yla, Baş- kan Hu Jintao'yla görüştü. Barroso, Komisyon Başkanı olarak ilk resmi ziyaretini yapıyordu. Beş günlük gezisi sırasın- da Şanghay, Hong Kong ve Macao'ya da uğradı. Sadece bu güzergâh bile Çin - Avru- pa ilişkilerinin geçmişini bi- raz olsun bilenler için son derece yoğun, üstelik gene- linde Çin açısmdan pek de olumlu olmayan bir anlam yükü tasıyor. Bu gezi vesilesiyle, Çin ve AB daha kapsamlı bir stra- tejik partnerlik geliştirme üzerine ta- ahhütlerini yinelediler. Çin basınında kimse bu "stratejik" de ne demek olu- yor diye bir soru sormadı. Başbakan Wen'in "Çin'le Avrupa'nın çıkarlan stratejikbir partnertik geliştirmeyi ge- rektirir" sözüyle yetindıler. Bu arada Çin'de soyadlan önce söylendiği için "Wen w dediğimizi hatırlatalım. Belki bazılan Mao derken bile bunun far- kında değillerdi. Sekizinci Çin - Av- rupa Birliği Zirvesi eylülde Pekin'de yapılacak. Taraflar görüşmeye kısa süre kala zirvenin öncekilerden daha verimli geçmesine çaba sarf ediyorlar. Başbakan Wen, Çin - AB işbirliği part- nerlik anlaşmasıyla bir diyalog me- k?nizmasının kurulması konulannın da ele alındığını söyledi. Plyasa ekonomlsl Barroso, başbakanla görüşmesinde Çin'in hızlı kalkrnmasının Çin - Av- rupa Birliği işbirliğine yeni imkânlar sağladığma işaret etti. Çin'in AB tarafından tam bir piya- sa ekonomisi olarak tanınması gündem- deki yerim koruyordu. Rusya, Brezil- ya, Yeni Zelanda, Singapur, Avustral- ya. Malezya gibi ülkeler Çin'e bu sta- tüyü tanımışlardı. Bu sayede serbest ticaret anlaşmalan yapmak mümkün olabiliyor, karşılıklı piyasalara giriş- te uygulanan kıstaslar netleşiyor, sınır- lamalar kalkıyordu. Daha liberal, daha şeffaf bir alışve- riş için "tam piyasa ekonomisi statü- sü" ohnazsa olmaz önemdedir. Çin - AB arasında tekstil kotalan üzerine yapılan görüşmelerde AB büyük taviz vermiştir. Yüzde 7 - 12.5 arası deği- şen oranlarda Çin tekstilıne sınırlama getiriliyordu. AB'nin kot pantolon it- haline açtığı soruşturma rafa kaldın- labilecekti. AB teknoloji transferi balomından ABD'ye göre çok daha yumuşak dav- ranıyordu. Bazı gözlemciler "Zaten teknolojide o kadar ilerikr mi" dese- ler de, Alman teknolojisi ürünü Şang- hay Maglev Treni bu alanda Avrupa birikiminin küçümsenmemesi gere- ğini hatırlatıyor. Yerçekimi yasasuıa meydan okuyan bu manyetik tren, ka- tıldığımız bir deneme seferinde saat- te 432 km. hıza ulaştı. "SMT"den da- ha çok çok söz edildiğini duyacağız. Fransa da Çin de bir nükleer santral ya- parak bu alanda öncelik almış bulunu- yor. Mülklyet haklan Çin 1994'te Avrupa Birliği Iş Oku- lu'nu kurdu. Barroso orada bir konuş- ma yaptı. Şanghay'daki bu enstitü Av- rupa normlarına uygun "insan kayna- ğT yetiştirmekle meşgul. Avrupa'run Çin'den bir yakınması da, Çin'in ticari ve ekonomik anlaşmaz- lıklann çözümünde başvurduğu me- kanizmalann şefîaf olmaması, iyi ça- lışmaması. Örneğin mülkiyet haklan hep so- run oluyor. AB açacağı bir uluslara- rası hukuk okulunda AB mevzuatını, yasalannı. yönetmeliklerini, bu konulardaki temel yakJaşımını öğret- meyi planlıyor. Hızla büyüyor aıııa. Çin'in AB tarafından tam bir piyasa ekonomisi olarak tanınması gündemdeki yerini •> koruyor. Rusya, Brezilya, Yeni Zelanda, Singapur, Avustralya, Malezya gibi v ülkeler Çin'e bu statüyü tanımışlar. Bu sayede serbest ticaret anlaşmaları yapmak mümkün olabiliyor, karşılıklı piyasalara girişte uygulanan kıstaslar netleşiyor, sınırlamalar kalkıyordu. A "1~^V geçen yıl, Çin'in en büyük tı- / \ I — ^ cari partneri ABD'nin yerini J. \ I J aldı. AB - Çin ticaret hacmi 20O4'te 174 miryar Evro (212 milyar dolar oldu). Çin ABD'den sonra AB'nin ikinci sı- rada gelen partneri konumunda bulunuyor. Barroso Pekin'de AB'nin "insan haklan, şeffaf yönetim ve demokratikleşme" konula- nndaki duyarlılığına da değindi. Silah satış- lan üzerine ambargoyu kaldırmayı düşüne- bibnek için Çin'den insan haklan bağlamın- da ilerleme kaydetmesini beklediklerini ifa- de etti. Barroso bekledikleri iki önemli iler- lemeden birinin Çin hükümetinin 1998'de im- zalamasına rağmen hâlâ parlamento ona- yuıdan geçirmediği BM medeni (yurttaşlık) ve siyasal haklar konvansiyonunun onayı ol- duğunu belirtti. Öteki konuysa 'vicdani ret' gibi nedenlerle tutuklu bulunanlann duru- muydu. Barroso, Şanghay'daki Çin - A\xupa Ulus- lararası tş Okulu'ndaki konuşmasında "Av- rupa'daki tüketicUer ve iş dünyası, Çin mal- lanrun ucuzluğu ve bu ucuzluğun oluşturdu- ğu rekabet baskısı sayesinde ürünleri düşük fîyatlardan alabiüyorlar" dedı. Uzun süren bir rekabet dörteml Şanghay Belediye Başkanı Han Zheng'le konuşmasında Barroso, Çin - AB ekonomik işbirliğirün büyük potansiyeli üzerinde dur- du. 2004'te sadece Şanghay kentinin AB'nin 25 üyesi ile ticaret hacmi 30 milyar dolan aştı. Barroso, "Çin hıziı büyüyor, ama kişi başma gayri safi yurtiçi hasılası İtarya'nınki- 19. yüzyıldakiAsya fikri Ç in-Avrupa ilişkileri bundan sonra da hep çatışmah oldu. Daha sonra Al- manya ve Rusya da devreye girdi. 1914'te Birinci Dünya Savaşı'nın başladığ yıl, Çin'de 1.610 milyar dolarlık Batı yatı- rımı mevcuttu. Bu yatırımlann yüzde 38'ini Ingüizler yapmıştı. Daha sonra da Japon mü- dahaleleri başladı. Çin iki dünya savaşı ara- sı Batı'ya karşı biraz nefes aldı. Belçika, Da- nimarka, Ispanya, Italya ve Portekiz hakla- nndan vazgeçtiler. 1948'de Şanghay'daki yabancı imtiyazlann kalduılmasından son- ra, sadece 2Ö00'e kadar sürecek Macao'da- ki Portekiz, 1997'ye kadar sürecek Hong Kong'daki îngiliz yönetimleri kaldı. Kısaca özetlemeye çalıştığrmız on doku- zuncu yüzyıl ve yirminci yüzyılın başlan Çinhler için son derece kanşık ve zaman za- man gurur kıncı geçti. Daha sonra Japon işgali de buna tuz biber ekti. Bütün bu ge- lişmelerin Çinlilerin nıhunda yaptığı etki- leri dikkate aknadan Avrupa'yla ilişkileri- ne sıfır noktada başlamış bir tarihmiş gibi bakmak son derece yamltıcı olur. "Asya" kavramını bile Avrupalılar orta- ya atmışlardır. Avrupalılar, Asya'yı ve onun çok önemli parçası Çin'i Avrupa ulus-dev- letine karşıt bir siyasal biçim, Avrupa ka- pitalizmine zıt bir sosyal oluşum, tarih dı- şılıkla tarihsellik arasında bir geçiş döne- On dokuzuncu yüzyıl ve yirminci yüzyılın başlan Çinliler için son derece kanşık ve zaman zaman gurur kıncı bir yıl olarak tarihe geçmiş oldu. mi olarak düşünmüşlerdir. 19. yüzyıldaki bu Asya fikri Avrupa modernliğini evren- selleştirme amacını gütmüş, sömürgecile- re de ayru düşünce arka planını temin et- miştir. Bu çerçeveyi Pekin'de yayımlanan Dushu dergisinin yazüşleri müdürü, düşün- ce tarihçisi Wang Hui çiziyor. Asyahlar, özellikle de Çin başta olmak üzere Güney- doğu Asyahlar günümüzde Asya kavramı- m yeniden icat ediyor, dünya tarihine yeni ve çok daha "kendi mallan" bir yaklaşım getirmek istiyorlar. Çin-Avrupa ilişkilerini sadece ekonomik yönüyle alıp fikri temellerini ihmal etmek son derece eksik ve yanlış olacaktır. Wang Hui aynen böyle söylüyor ve kendisine ben- zer sorunlan yaşayan bir üUce insanı olarak hak veriyoruz. Çüıliler soğuk savaş ve es- ki sömürge bağlantılan dışında eşit ve den- geli ilişkiler kurmanın peşindeler. nin yüzde 5'inden bile az" dedi. AB Komis- yonu Başkanı dersine iyi çalışmıştı. Çin as- lında uzun süren bir rekabet dönemi geçir- mişti. 1820'de dünyada üretimin üçte biri Çin'de yapıhyordu. Bugünse dünya gayri safi hasılasındaki payı, satın alma gücü dik- kata alınrrsa daha ancak yüzde 11 'di. Bu ha- liyle bile Çin'in dünya ekonomisiyle bütün- leşme hızı nefes kesici nitelikteydi. Çin epey uzun süren uykusundan uyanmakta olan bir ejderhaydı. Çin'in gelişmeleri Avrupalılan olumlu yönde uyanyordu. Barroso, tekstil ürünlerinde kotanın kaldınlması üzerine AB ile Çin arasında yapılan görüşmelere hâkim olan zihniyeti "herkese örnek olacak bir iş- birüği'' diye niteledı. Sllah ambargosu Çin, 1989 olaylan sonrası konan silah am- bargosunun kaldmlmasını isterken "Zaten şu sırada silah almayı düşünmüvoruz. Ancak sembotikönemi olan bu engelkalksın" diyor. Barroso, bu konudaki güçlüğün AB'nin 25 ülkesinin oybirliğiyle karar abnası gereği olduğunu söyledi. Çevre sorunlan üzerine Çin'le işbirliğine hazır olduklannı, alterna- tif eneriiler üzerine birlikte çalışmalan ge- reğine işaret etti. Galileo uydusu üzerine ya- kınlarda yapılan anlaşmaya değinerek uzay teknolojisi alanrnda işbirliğine hazrr olduk- lannı söyledi. ABD Temsilciler Meclisi'nin 14 Tem- muz'daki oylamasında, ABD Başkanfna, Çin'e silah satan şirketlere yaptınm uygu- lama yetkisi veren yasa 203'e karşı 215 oy- la reddedildi. Ancak gerekli üçte iki çoğun- luğa ulaşılamamış oldu. Bu metne "Doğu As- ya Güvenlik Yasası" deniyor. Altıru çizmemiz gereken önemli bir nok- ta, Barroso'nun ambargonun kaldınlması için, Pekin'in insan haklan BM konvansiyo- nunu onaylaması, düşünce suçlan konula- nnda ilerlemeler kaydetmesi gereği üzerine sözlerine Çin basınında yer veribnemesi... Barroso'nun bu konulara değindiğini dönüşümüzde Avrupa basınında okuduk. SÜRECEK
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog