Bugünden 1930'a 5,440,253 adet makale



Katalog


«
»

3 TEMMUZ 2005 PAZAR CUMHURİYET SAYFA Tefc 0.21SL512 05 05 Faks: 0.212.512 44 97 17 Sınama Anıl Öçal: "Avukatlara sözlü sınavla yargıçlık yolu açılıyor: Hukuka gukuk, anayasaya şeriat, türbana başörtüsü diyenler kazanır elbet." - Baykal, halkı göreve çağırmış... "Önce; halkın verdiği görevi yapsa ya!" İ Topkapı'ya hırsız girmiş. Devlet kurumu sanmıştır! Çuval Ayşe Meral: "Türbana özgüriük isteyenlerin, türban üzerinden siyaset yapanlann gerçek amacı 'çuvala özgürtük'tür. Kadınlanmızın başına türbanı, askerimizin başına çuvalı geçiren ABD'dir. Kadınlarave tüm Türkiye'nin başına çuval ördüler" BAŞBAKAN Recep Tayyıp Erdoğan'ın yandaşlarını coşturmak için bazen "Beraber yürüdük biz bu yollarda" diyerek, şiir okumanın suç sayıldığı bir dönemden geçerek iktidara geldiğini anlatmak istediğini anımsatıyor hukukçu dostlardan M. Etnin Değer ve olayın basit bir şiir okuma olayı olmadığını vurgulayıp şöyle diyor: "6 Aralık 1997'de Istanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Refah Partili Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Sürt'teki toplantısında yankıları günümüze değin uzanan konuşmaya minareli süngülü şiirle başlar ve 'Allah'a yaslan ki, ayakta kalasın. Işte bu noktadan hareketle göğsümü gere gere söylüyorum, benim referansım Islam'dır, Inancımı rahatlıkla konuşamayacaksam, söyleyemeyeceksem, bu şehitler ülkesi Türkiye'de benim ne işim var. Kardeşlerim diyor ki, bu ezanlar susmayacak. Bundan endişeniz mi var? Yolun sonuÜniversitelerdeki bacıma başındaki başörtüyü çıkarmadıkça okuyamayacaksın deniyorsa, bu ülkede zulüm vardır. Böyle devam etmeyecek, eninde sonunda hak tecelli edecek. Biz dinle beraber olmaya mecbur muyuz? Evet mecburuz" der ve Necip Fazıl Kısakürek'ten 'Savulun kalplere adil düzen geliyor' dizesiyle konuşmasını bitirir. Adil düzen gelmedi ama AKP adıyla Erdoğan eski arkadaşlarının sırtına binerek iktidara adım attı. Ama şimdi 'adalet ve kalkınma' adının peşine takılanlar iki yıl sonra şaşkınlıkla soruyorlar: Erdoğan adil düzen diye çıktığı yolda at mı değiştirdi ki son model uçaklarla kıtalar arası yeni planların peşinde uçuyor? Tarıhe düşürülen notun gösterdiği hedefte sapma mı var? 'llahi Kelam'ın politikanın emrine verilmesi ya da politikanın hedefindeki sapmanın Tanrının yasakları arasında olduğu unutulmaktadır. Evet tarihe yeniden not düşüımenin tam günündeyiz. Düşünme zamanı da öyle! Erdoğan'ın birlikte yürüdüğü arkadaşlannın(!) hedefinde sapma mı var ya da ihtirasın dinde yeri olmayacağı göz ardı mı ediliyor? Hedefe ulaşmak için çıkılan yolda hangi durakta bekleniyor? Bu ve benzeri kafa karıştıran sorulara yanıt arama günü geldi; uykuya yatmanın zamanı geçti gidiyor. Peki bizi AB'ye almayacaklannı Recep Tayyip Erdoğan bilmez mi? Sakın amacı ve hedefi başka olmasın! Erdoğan ilk adım için mi yetiştirilmişti? Kim bilir belki de oyunu sahneleyen yeter diyecektir bir gün. Şarkı ne diyordu: Yolun sonu görünüyor mu ne! Atalarımız ne demiş: El atına binen çabuk iner." Tepki Hamza Saykan: "Adalet Bakanı Cemil Çiçek, halkı soygunlara karşı tepki vermeye çağırmış. Ah, keşke! Nerede o günler! Halkımız sadece benzin zammına gereken tepkiyi gösterebilse üç gün iktıdarda duramazlar." SESSİZ SEDASIZ (!) Sorun çözme tümenleri kuruluyor AKP Adana Milletvekıli Recep Garip, Meclis Milli Savunma Komisyonu'na biröneri vererek, "ağaç dikme tümeni" kurulmasını istemiş. Kamil Acar da ister istemez şöyle diyor: "Garip, garip olduğu kadar da düşündürücü bir öneri. Garip çünkü Recep Garip'in, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurdumuzu ağaçlandırma çalışmalanndan bilgisi olmadığı anlaşılıyor. Düşündürücü çünkü Garip, ağaçlandırma gibi büyük bir sorunun çözümünü 'ağaç dikme tümeni' ile halletmeye kalkışıyor. Böyle bir sorun çözüm tarzı insana, iktidar partisinin ülke sorunlannın çözümüne nasıl yaklaştığını gösteriyor ve bu da yine insana ülkemizin sorunlannı çözmek için daha kaç sorun çözme tümeninin kurulma önerisinin sırada beklediğini çağnştınyor: Dubte yol döşeme ordusu. Kap- kaç önleme kolordusu. Trafik düzeltme ve düzenleme alaylan. Devlet arazisini koruma tümenleri. Petrol zammını önleme tugayı. Kız çocuklannı okutma tümenleri. Çevreyi koruma bölüğü. Denizlerimizi kirletenlerden kurtarma donanma komutanlığı. Yoksulluğa neden olanlardan halkı kurtarma ordusu!" Yüksek Yerilim Hattı erdincutku " yahoo.com Tatil döneminin çelişkisi: Sahi hayatlar sahildekilere karşı! ÇED KOŞESÎ OKTAY EKİNCt Atatürk'ün 'Modern Mimarlık' Dersi Uluslararası Mimaıiar Biıü- gi (UIA) tarafindan üç yılda bir, farklı ülkelerde düzenlenen Dünya Mimarhk Kongresi, Türkiye Mimarlar Odası'run ev sahipliğinde bugün başhyor. Is- tanbuTun imparatorluİdar tari- hıne tanıklık eden Yedikule Zindanlan'ndakı açılış töre- ninde, dört kıtadan binlerce mi- mann buluşması kutlanacak... Kongrenin ön etkinlıklerı arasında, 27-29 Haziran 2005 günlerinde Nişantaşı'ndaki Milli Reasürans Kültür Merke- zi'nde gerçekleştirilen "5. ITuslararası MAAN (Modern Asıan Archıtecture Network) Konferansr da vardı. Dünya kültürlerinin en köklü ve zen- gın birikimlerini taşıyan bir kı- tanın mimarlannı "geleceğe" hazırlamak için düzenlenen konferansınteması, "Asya mo- dern mimariığını yeniden dü- şünmek ve yeniden inşa et- mek"ti... tlk hazırlık toplantısı 2000'de Canton'da (Çüı) yapı- lan "MAAN"ın 2002 Singapur konferansın- daki teması, "Asya Mo- dern Mimar- hğına Doğ- ra"; 2003'te- ki Endonezya buluşmasının hedefi "Tari- ki Çevrenin Belgetenmesi: Asya Modern Mimariığının Yeniden Can- bndınhnası"; 2004'te Şang- taay'daki ko- nusu da "Ye- relMirası Ko- rumak ve Yeniden Canlandır- na"ydı... Bu temalar bile, bizdeki ki- mi "modernist"lerin, aynı za- manda "yöreselliğe tepküi" ta- vırlanyla, aslında ne denli "ev- renseffikten uzak" olduklannı da açıkça göstermiyor mu? Asya ülkelerinin mimarlan, sadece modern değil, "Asyalı modern" olabilmenin önemi- ni; bunun ise "tarihsel birikim- ler"den geçtiğini, ne yazık ki binyıllann mimarlık ülkesi Anadolu'daki kimi "çağdaş" mimarlara bile anlatmakta zor- hıkçekiyorlar... Öncflleri "Biz"dik... Uzakdogu kentlerindeki gökdelenleşmede gözlenen 'küresel tip mimarinin" ege- menliğini yakından yaşayanla- nn, "modern"liğin mutlaka l *yerel'*i dışlama anlamına gel- mediğini "bize" anlatmalan kadar hüzün verici başka ne olabilir? Cumhuriyetin ilk dönemle- "Cam"da olmasavdı!.. rindeki "ulusalmimarnk" ara- yışlannda öne çıkan ve tarihsel mimarimızın bu ülkeye has es- tetiğinı çağdaş mimariyle sür- dürmeyi hedefleyen uygulama- lar, şımdi MAAN konferansıy- la Asya için gündeme getirilen arayışm "öncüleri" değil miy- dı? Bu öncülüğün "sanatçılarT olan o dönemdekı mimarlan- mızla, "düşünürü" olan Mus- tafa KemalAtatürk arasında ne denli "evrenser bir duygu ba- ğı olduğunu ıse 1931 yılında Etnografya Müzesi inşaahnda- ki konuşmasından dinleyelim: "Eski milletler büyük çalış- malar sonunda kendilerine has bırer mımari stil" yaratmış- lardır. Son asnn sanat çahşma ve düşünmeleri sonunda da 'modern bır mıman" doğmuş- tur. Fakat bu modern mimari de ber milletin düşünce ve karak- ter farklamla birbirinden ayn bir görünüş ve anlamdadn". Bir ttahan modern mimarisiyle, bir AJman modern mimarisi arasında çok değis.iklikler vanür. Bu mo- dern mimariler bütün görü- nüşleriyle de hangi milletin malı olduğu' nu anlatmaktadır. Bizde de as- nn bütün dü- şünceveihtiyaç- lanna cevap ve- recek, ruhlan- mızı okşayacak bir modern mi- mari lazundır. Fakat bu mo- dern mimari, diğer miDeÜerin taktitçinği de- ğil, yurdumuza has, Türklüğe özgü bir mimari olmahdm.."' 'Camekân' mimarhğı Şimdı dünya mimarlan, işte böylesi bir "ders"i 75 yıl önce "dünyaya veren" bir bilgenin ülkesinde ağırlanarak "gelece- ğin mimarisini" tartışacaklar. Keşke konuşmacılar arasın- da, Mehmet AIiHandan hoca- mız da olsaydı... 1938'de "Ata- türk'ünü" yitirdiği yıl mimar- lık diplomasmı alan, 1990'da ölünceye kadar da "Cumhuri- yet miman" olmakla onur du- yan Handan'a 1970'lerde öğ- rencileri sormuşlar; "Hocam, şu modern mimari nedir" di- ye... Akademi 'nin bilge mimann- dan aldıklan yanıt MAAN kon- feransındaki Asyalılan da dü- şündürmez miydi? "Iç mekân, dış mekân, arada bir camekân..." oekincird cumhuriyet.com.tr KİM KİME DUM DLMA BEMÇAK behicaku turk.net 6i2. V*porl*rt cefc. ÇÎZGlLlK KÂMİL MASARACI kamilmasaracio mynetcom HARBÎ SEMİHPOROY sem//ıporoy(5yahoo.com HAYAT EPtK TİYATROSU MUSTAFA BİLGÎN ... Bütün bu saydıijım meyve suları, hoşaflar, şıralar. guruplar artık yok. Ne zamandanberı? Emperyahzm ahtopotu Türkiye'yı kollarıyia sardıŞından beri. Böyle düşündüaüm ıcm benı sekter bır şolcu olarak suçlayantar olabilir, hem de bütün alanlarda sekterlı§e dii$manken... Pepsı Cola ve Çoca Cola ve bütün kolalı ıçkıler emperyalızmın öncü koludur. Emperyalızmin köfesi yapmak ıstedikleri ülkelere, önce Coca Cola ve Pepsı Cola reklamlarını, arkadan şişelerıni sokarlar. Aziz NESIN "bır tutam aydınlık* hayatepik g mynet.com i i t 1 I 1 t I İ I ' 1 -1 TARİHTE BUGÜN MIMTAZARIIOIV 3 Temnuız wunc.Tnumtas-arikan.cotn AHMET HİKMET MÜFTÜOĞLU'NUN DİÜ S/) 'Yİ SUSUM, MEKTS8-I US£- HİZM£T71E- VATLA , g/gÇOK YUtST . Bi/ 4G4OA BOESl- ÎUS/t-£NEN ÇEVLER PMIÇ,ÖrtO£Z /$TG HAA//M' APLI Bİ/e (ZOMANI OA TAStsiG-İ EFKÂ/S , GAZETESİ 'UPE TEFR.İKA EOİLM/ÇTİ. AHMET Mİ/CMETİN ÖZELLİKLE "EOE8İYAr-t (ZEDİOE"'GÜU6U İÇ'NDE YE/S ALpi&ı StRAlAR, SEfZVET-İ FütJUfJ DERGİSI'NDE YA- yAJAH OYKÜLEZt PİL BAKIMINPAN SON OEeE- CE SÜSCÛ </£ ÖZ-EMrİUYOİ. 13tO'CA/SDAN BAŞlAYA- AK DİLPE SÜYÜfC SAPELEŞTİ&MEYE YÖNELMtŞTt. Sağc/a, onun SÛslü j-grzından bir örneık. görtilüyon PANO DENİZ KAVUKÇUOĞLU İyi Uykular Televizyondaki o görüntüleri gördünüz mü? Kül- tür ve Turizm Bakanı Sayın Atilla Koç uyuyor, sol yanında oturan Şadiye Hanım uyuyor, sağ yanında oturan Yunanistan Turizm Bakanı Dimitris Avramo- poulos da başını onlardan yana çeviımiş, "Acaba bunlarkan koca niçin uyuyorlar?" diye soran göz- lerle bakıyor. Yer Yunanistan'ın Sisam Adası, saat 22.30, püfür püfür bir yel esiyor. Hem zaman, hem de mekân açısından bir insanın uyumaması için tüm koşullar mevcut. Yunan Bakan'ın gözlerine o "so- ran insan halinin" yansıması çok doğal, çünkü Ege türküleri eşliğinde halkoyunlannın sergilendiği bir eğlencedeler ve tam o sırada oynak bir Yunan ha- vası çalıyor, yaklaşık 300 kişi de el çırpıyor. Sayın Koç, Sisam Adası'na Türk-Yunan Turizm Forumu'na katılmak üzere gitmiş, kan koca uyuya- kaldıkları eğlence de Yunan Bakan tarafindan on- lann onurlanna düzenlenmiş. Bay Avramopoulos, böyle bir durumla ilk kez karşılaştığından olacak, il- kin ne yapacağını bilemiyor, Türk meslektaşını dir- seğiyle dürtse ayıp kaçacak, en iyisi eğlenceye son verip bu yorgun Türkleri bir an önce yataklanna yol- lamak, diye düşünüyor, eğlenceye öngörülen saat- ten 45 dakika önce son veriliyor. Sayın Bakan, ertesi gün Kuşadası'ndasöz konu- su forum çerçevesinde düzenlenen bir toplantıya katılıyor. Bu kez uyumuyor, uyumuyor ama önün- deki biri boş, öbürü dolu iki su bardağını birbiri ar- dından deviriyor. Atilla Koç'un insanı şaşırtan, gûl- düren, yerine göre hüzünlendiren bu davranışlan- na, özellikle de her yerde ve her koşul altında uyu- malanna biz dört aydır alıştık, artık yadırgamıyoruz. Yunanistan Turizm Bakanı, Sisam halkı Sayın Koç'un arkasından neler düşünmüşlerdir, bunu bi- lemiyoruz, gülmüş olabiieceklerini varsayabiliyoruz yalnızca. Dolayısıyla, "Bizim gûldüren bir Bakanı- mız var" diyoruz. • • * Uyuklayan, bardak deviren, yürürken elektronik kontrol aygıtlarına çarpan, çarptıktan sonra aygıt- tan özür dileyen, "Ben hünkârbeğendiyim. Çünkü beni hem halkım, hem de Sayın Başbakanım be- ğendi" türünden tuhaf açıklamalar yapan, bunları yaparken de toplumu gûldüren bir Bakanımız olma- sını ben son derece eğlenceli buluyorum şahsen. Asık suratlı, hiç gülmeyen, hiç de güldürmeyen bir Kültür ve Turizm Bakanımız olsa daha mı iyi olur- du? Namık Kemal Zeybek ya da Agah Oktay Gü- ner gibi örneğin... Hep ciddi, hep ciddi... Kendisin- den onceki bakan, Sayın Erkan Mumctı da asık su- ratlı bir kişi olmamasına karşın insanı yoran "cev- val" bir yanı vardı. Sayın Koç'un ise tam tersine in- sanı gevşeten, rehavete sürükleyen, dinlendirici yanları ağır basıyor. Onun gözkapakları düştüğün- de sizin de içiniz geçiyor, en olmadık yerleîde bile sayesinde tatlı rüyalara dalabiliyorsunuz. Bakanlığa atandığında gazeteciler, Sayın Tayyip Erdoğan'a, "Onu seçerken kriterleriniz ne oldu" di- ye sorduklarında Başbakan'dan, "Bırakın kriteher de bizde kalsın!" diye oldukça gizemli bir yanıt al- mışlardı. Sayın Koç'u izlerken o "kriterlehn" de ne- ler olduğunu anlayabiliyoruz, anladıkçada "sürek- li uyku hali"n\n kurnaz bir politikacının elinde nasıl güçlü bir silaha dönüştüğünü görüyoruz. Evet, Başbakan, Sayın Koç'u, onun gûldüren gü- ler yüzünü, uykusunu bize karşı bir silah olarak kul- lanıyor. Karşımıza geçirtiyor, uyutuyor, o uyurken biz de uyuyoruz. Zaten uyumaya teşne bir toplu- muz, yuvarlanan tencerenin kapağını bulması örne- ği, anında horlamaya başlıyoruz, rüyalara dalıyoruz. Uyanıyoruz, karşımızda yine o, bu kez bizi eğlendi- recek birtakım tuhaflıklar yapıyor, gülüyoruz, müt- hiş eğleniyoruz. "Ruslarkültûrden ne anlar" diye so- ruyor. Kahkahkah... "Benşakşukaefesideğil, hün- kârbeğendiyim!" diyor. Kih kih kih... Bardaklan de- viriyor. Koh koh koh... Sonra hep birlikte yeniden horrrr... • • • Günler, haftalar, aylar böyle geçiyor. Imarn hatip- ler, türban, ılımlı Islam. Horrr... Milletvekili dokunul- mazlıklan. Horrr... Anayasa deliniyor. Horrr... AKP devletin her katında kadrolaşıyor. Horrr... Işsizlik bü- yüyor. Horrr... Doğu Karadeniz'de kanser ölümleri insanlanmızı götürüyor. Horrr... Ne diyordu televiz- yon reklamındaki o tuhaf yaratık? İyi uykulaaarrr... dkavukcuoglu'Ş superonline.com Faks:0212-234 68 73 BULMACA SEDAT YAŞAYAN SOLDANSAĞA: 1/ Iskambil- lerle oynanan bir oyun. II Şarap, içki.. Tez canlı. 3/ Bir etkinliğin geçici olarak durduruldu- ğu süre... tş- siz, aylak. 4/ Birnota... iki kişilik bir ya- 9 nş yelkenlisi. 5/ John Stein- beck'in, dilimize de çevrilmiş bir roma- nı... Veba hastahğı- naverilen başka bir ad. 6/ Bir kimsenin, her zaman aynı bi- çimde yazdığı adı... Bir nota. II Kızlık 8 zan... Şarap mahze- 9 | ni. 8/ "Tann kabul etsin" anlarrunda kullamlan sözcük... Düzyazıda kullamlan uyak. 9/ "Hoşkm" de denilen bir iskambil oyunu. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/Kalınca ve açık saman renginde bir kâğıt türü... "—bellediğin bir yola yalrıız gideceksin" (Tev- fik Fikret). 2/Kestane rengi... Ustü kapalı olarak anlatma. 3/Tavır, da\Tanış... Rize'nin Ikizdere il- çesinde bir yayla ve kaplıca. 4/Bir nota... Antal- ya ilinde ünlü bir antik kent. 5/ Satrançta bir taş... Çinko elementinin simgesi. 6/Sert ve fazla kızar- mayanbir domates türü... Suudi Arabistan'ınpla- ka işareti. 7/Kadın erkek birlikte oynanan bir halk oyunu... Saçı dökülmüş olan. 8/Kutsal ışık... Kü- çük çocuklan korkutmak için uydurulmuş yara- tık. 9/Ispanyollann sevinç ünlemi... "Yılanj'astı- ğı, domuîiahanası" gibi adlar da verilen ve yap- raklan sebze olarak kullamlan bitki.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog