Bugünden 1930'a 5,464,858 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 2 TEMMUZ 2005 CUMARTESİ HABERLER DUNYADABUGUN ALİ StRMEN Zorunlu Bir Açıklama Bır grup ınsanın düzenlemeye çalıştığı sözde Er- menı Konferansı ıle ılgili olarak başlayan tartışmada Murat Belge benim 2O Ekim 1995 tarihli Milliyet'te yayımlanan yazımı getirdi gündeme ve kendıne gö- re yorumladı. Daha sonra da Ertuğrul Özkök, tartışmaya taraf olmayacağını özenle vurgulayarak ve sözüne sadık kalarak, aynı yazıdan yola çıkarak, bazı sorular sor- du ve belki de üstü kapalı olarak bazı sonuçlara va- nr izlenimini verdi. Murat Belge ile tartışrnayı sürdürecek değilim. Ben onun hakkındaki düşüncelerimı yazdım, o da benim hakkımda, karan da okurlar verecektir. Ancak, oldukça nazik bir konuda heıtıangi bir ya- nılgıya meydan vermemek için bazı açıklamalan zo- runlu görüyorum. Ahmet Altan'ın, Milliyet gazetesinde çalıştığı ve gorüş ayrılığı gerekçesiyle işine son verıldiği dö- nemde, ben de kendisi gibi gazetenin sade bir ya- zanydım ve herhangı bir idari görevim yoktu. Köşe yazılannın içeriğine olduğu kadar romanla- nndaki kimı görüşlerine katılmadığım, ama yine de iyi bir yazar olduğunu düşündüğüm Ahmet Altan'ın Milliyet'ten ayrılması olayı üzerine, o zaman Kanal 6'da Ümit Zileli'nin yönertiği programa çıkmam ve o sırada köşemde yazı yazmamın nedeni, bu zo- runlu ayrılış karşısında, sessiz kalmanın, kimilerince ifade özgürlüğünün çiğnenmesine tepkı gösterme- mek olarak yonjmlanması ve Milliyet'in bütün ya- zarlarının töhmet altında bırakılmak istenmesidir. Ümit Zileli tarafından davet edildiğım programa katılmış olmamın nedeni budur. Yoksa, Milliyet ga- zetesi benden herhangi bir talepte bulunmuş değil- dir. Ne onlar benden bir talepte bulundular ne de ben o dönemde Milliyet'in başyazan olan Altan öy- men'ın de bulunduğu bir toplantıda sınırı aşarak öy- le bir izlenim verdim. • * - • Kanımca Ahmet Altan'ın "Atakürt" yazısı, tarihi sosyolojik gerçeklerle çelişen yanlış bir fantezıydi. O zamanlar, Milliyet gazetesinin daha önce ilan edilmış bulunan kaleme alınmış, bır "anayasası" vardı. Sanınm şımdı çok daha genışletilmiş birçok ilkeyi kapsayan yeni bir metin var. Bu son derece dogaldır. Her gazetenin ana ilkele- ri vardır. örneğin Cumhuriyet'te yazılı bir metin ol- masa bile, gazetemizin hangi ılkeleri savunduğu bi- linır ve bu gazetelere girenler, o ılkeleri kabul etmiş- ler demektir. Şımdıye dek çalıştığım dört gazetenin (Malik Yo- laç'ın Akşam'ı, Kemal Biselman'ın Yeni Ortam'ı, Cumhuriyet, Milliyet ve tekrar Cumhuriyet) birincisi hariç hiçbırınde heıtıangi bir yazımdan dolayı bir olay çıkmamış olmasının nedeni, bu gazetelenn ana yönelişleriyle kendi doğrultum arasında bir çelişki olmamasıdır. Şimdiye dek birçok kez çağnldığım, dinci tarikat- çı TV kanallanndan herhangi birinin programına ka- tılmamamın nedeni de böyle bir çelişkınin varlığıdır. Gerçekten de düşünce özgürlüğünün ve demok- rasınin her görüşün, her kurumda uluorta savunul- ması değil, her görüşü savunacak kişi ve kurumla- nn variığı ve özgürlüklerinın kâğrt üzerınde kalmayıp yaşama geçmesi ile mümkün olduğunu düşünüyo- rum. Yanı lıberal partıde devletçilık savunması, sosya- list partide vahşı kapitalizmin övgüsünün yapılması doğru olmadığı gibi, işverenler sendikası başkanın- dan grev gözcülüğü, işçi sendikası liderinden lokavt övgüsü beklemek de yanlıştır. • • • Benim çıkıp dinci veya tarikatçı kanal ya da gaze- telerde laikliği savunmam, ne onlara, ne bana ne de laikliğe bir şey kazandıracaktır. Onun için kişioğlu, çalışacağı, kurumu, gazeteyi, partiyi, derneği seçerken onun ana ilkeleri ile kendi doğrultusu arasındaki uyuma bakmak durumundadır. Ertuğrul özkök'e gelince: Yazılarıyla zaman za- man hatta neden doğruyu söylememeli, çoğu za- man aynı görüşte olmasam bile, kendisınin gazete- sinde çok değişik görüşlere yer vermesinı çok olumlu bulduğumu birçok kez, çok kişinin önünde de dıle getirdim. Hürriyet'in eleştirilecek, belki de özkök'ün görüş ve tutumundan kaynaklanan yönleri olduğunu da düşünüyorum, yukarıda saydığım yönü itibarıyla vazgeçilmez olduğunu da. Türk basınında Cumhu- riyet'teki arkadaşlarım dışında yazılanndan vazge- çemediğim 15 köşe yazarının 5'i, 6'sı Hürriyet'te ol- duğuna göre, ben bu gazeteden nasıl vazgeçebili- rimki? Bütün bu gerçekleri ve burada özkök'ün payını da böylece belirttikten sonra, özkök'ün benim ya- zımda ileri sürdüğüm ilkeden ve Belge'nin de bu il- keye katıldığını açıklamasından yola çıkarak öz- kök'ün "köşe yazannı işten atma içtihadı" oluştur- masını biraz aceleci bulduğumu söylemek isterim. Zaten sanıyorum onun da böyle bir niyeti yok da bunları hınzırlığından yazıyor. Konuyu polemik çerçevesinde değil, salt çok önemli olduğu için sürdüreceğim. asirmen@ cumhuriyet.com.tr 'YETERLl IMZA BULUNAMADI' MHP'den olağanüstii kurultay istemine ret ANKARA(Cumhuri- yet Bürosu) - MHP Ge- nel Merkezi, muhalifle- nn olağanüstii kurultay isteminı "delegeimzası- nın gerekli sayıya ulaş- madığı ve birükte irade beyanı oluşmadığrnı ge- rekçe göstererek reddet- ti. MHP Genel Sekrete- ri Cihan Paçacı. dün dü- zenlediği basın toplan- tısında, Ankara 25. No- teri aracılığı ile Ercan Koç, Emin Yazıcı ve Da- vut Özdemir imzalı bir ihbarname ekinde, bü- yük kongre delegesi ol- duğu belirtilen 248 kişi- nin imzalı talebınin, 24 Haziran'da genel merke- ze ulaştığını söyledi. Paçacı, bu başvurunun incelemesi sonucunda olağanüstii kongre iste- minin kongre delegele- rinin 1 5'inin iradesini birlikte beyan etmediği- nin anlaşıldığını ifade et- ti. 248 talepnamenin için- de delegelik sıfatını kay- betmiş ve imza yetkisi bulunmayan 22 talepna- me bulunduğunun belir- lendiğini anlatan Paça- cı, 17 kişinin de imzası- nı çektiğıni söyledi. Pa- çacı, 22 kişi içerisınde memur, delegelikten is- tifa eden ve diğer parti- lerde politika yapan ki- şiler olduğunu bildirdi. Paçacı, bu nedenlerle kongre isteminin redde- dildiğini açıkladı. Yargıtay, hâkim adaylığı atamalannm bakanlık tarafından yapılmasına sert tepki gösterdi: Laildikkorumasızkalacak• Baştarafı 1. Sayfada • Hâkim adaylığuıa atamalann yü- rütme organı içerisindeki Adalet Ba- kanlığı tarafından yerine getirilmesı ve siyasi iradenin bu süreçte belirle- yici olması, açık olan kadro sayısı da gözetildiğinde yargıda siyasallaşma yaratacaktır. • Bu durum laikliğe \ e ulusal bü- tünlüğe aykın söylemleri hayata geçir- meye çalışanlara destek yaratacak ve belirtilen değerler korumasız kalabi- lecektir. Hukuk devieti ilkesi ve Cum- huriyetin nitelikleri anayasal düzen içerisinde yargı organlarınca korun- ması gereken değerlerden olup laiklik ilkesi ve ulusun bütünlüğünün korun- masında Yargıtay dün olduğu gibi bu- gün ve bundan sonra da taraf olmaya devam edecektir. • 'Yargıda siyasallaşma yaratılacağınf vurgulayan Yargıtay Başkanlar Kurulu, yeterli donanıma sahip olmayan ve mevcut kadronun yansını oluşturacak atamalarla önümüzdeki 30-40 yıllık dönemin "şekillendirilmek istendiğini" belirtti. Kurul, düzenlemenin "laikliğe ve ulusal bütünlüğe aykın söylemleri yaşama geçirmeye çalışanlara destek yaratacağına" dikkat çekti. •Özveriyle çalışan teşkilattaki bek- lentinin aksine. venlen sözlere rağ- men "baa kurumlan birbiriyle karşı karşıya getirecekgerçeği j ansrtmayan gerekçelerle'' hâkımler ve cumhuriyet savcılannın özlük haklannda ıyileştı- rici düzenlemelere gidilmedığı gibi, bi- rinci sınıf hâkimler arasında özlük haklan yönünden hukuksal dayanağı olmayan farklılıklar da yaratılmıştır. Devletin üç erkinden biri diğerine üs- tün olmayıp özlük haklan da bu kap- samda düzenlenmelidir. • Yasalann yeterli bir hazırlık orta- mından geçmeden kabul edilmesi, uy- gulamada farkJı sorunlann ortaya çık- masına neden olmaktadır. Bu bağlam- da bölge adliye mahkemelerinin mev- cut görevleriyle faaliyete geçmesi. sis- temin bütünüyle oturmadığı bu süreç- te Yargıtay'ı ikinci planda bırakacak, sonuçta ise tam bir kaos ortamı orta- ya çıkacaktır. • Temel yasalann bütünüyle değiş- tirildiği bu dönemde, yeni yasalara ilişkin uygulamalar Yargıtay içtihatla- nyla şekillenene kadar bölge adliye mahkemelen faaliyete geçirilmemeli- dir. Aynca, bölge adliye ceza mahke- melerinin görev alanına giren konular daraltılmalı; adlı denetim merciı ola- rak öngörülen bu mahkemeler üzerin- deki yürütme organına bağlı teftiş sıs- temı ıle "denetim altında bir denetim organT yaratılmasının yargı bağımsız- lığına aykın olduğu da gözetilmelidir. • Bölge adliye mahkemeleri kuru- lurken ortaya çıkacak ıhtiyaç da göze- tilerek dört bin hâkim kadrosu alınmış bu kadrolara ıvedilikle atama yapıla- bilmesi için staj süresi kısaltılmış, avu- katlıktan hâkımlığe geçiş koşulları da kolaylaştınlmıştır. Böylece yeterli do- nanıma sahip olmayan ve dolayısıyla hâkimlik nosyonunu alamayan, me\- CHP, SORU ONERGESÎ VERDÎ Meclis mescidinde Kuran kursuANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - CHP Denizli Millerv ekılı Mehmet Neşşar, TBMM Başkanı Büknt Annç'ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde "TBMM mescidinde Kuran kursu açtmız mı" sorusuna yanıt istedı. Neşşar "Bu kursun, yasadışı eğra'm kurumlanna verilecek cezalan ortadan kaktaran düzenlemenin AKP tarafindan TCY'ye sokulmasından hemen sonra açılnuş olması ibret vericidir " dedi. TBMM mescidinde Kuran kursu açıldığı haberleri bir soru önergesiyle TBMM gündemine de taşındı. CHP Denizli Milletvekili Mehmet Neşşar, TBMM Başkanı Annç'a " Kuran kursu açtmız mı? Açtmızsa bunun gerekçesi nedir? Bu kursa kimler devam etmektedir? Bu kursun AKP hükümeti tarafindan çıkanlan ve yasadışı eğitime verilen cezalann azaltıldığı TCY değişikliği Ue aynı zamana rastlaması ne anlama gelmektedir? Bu uygulamayı eğitimin birliği ve anayasamn değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek 2. maddesi çerçevesinde nasıl değerlendiriyorsunuz" sorulanm yöneltti. CHP Denizli Milletvekili Mehmet Neşşar, aynca şu açıklamayı yaptı: "TBMM mescidinde Kuran kursu açıldığı ve bazı öğrencilerin bu kursa devam etmeye başladığı üzüntüyle görülmüştür. Bu kursun, yasadışı egitim kurumlanna verilecek cezalan ortadan kaldıran düzenlemenin AKP hükümeti tarafindan TCY'ye sokulmasından hemen sonra açılnuş olması ibret vericidir. Bu hareket anayasanın laiklikle ilgili olan ve değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek 2. maddesh le eğitinı birliği ilkesine açıkça aykındır. Bu, TBMM çaüsı altında laik Cumhuriyete açık bir saldın rüteliğindedir. Bu yaklaşun Türkhe Cumhuriyeti'ni 'ılımlı' değil, açıkça radikal bir din devletine çevirme hevesinin yansunasıdır. Bu, AKP'nin ve değişme iddiasmda olan birilerinin gerçek \iizlerini bir kez daha net biçimde ortaya koymaktadır." • Neşşar, "Bu kursun, yasadışı eğitim kurumlanna verilecek cezalan ortadan kaldıran düzenlemenin AKP tarafından TCY'ye sokulmasından hemen sonra açılmış olması ibret vericidir" dedi. Yeni polisler. yemin ettikten sonra şapkalannı havayafirlatarakmezuniyetlerini kutiadılar. (Fotoğrat A A) Gençpolisler diplomalarını aldı ANK\RA (Cumhuriyet Bürosu) - Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer. "Emniyet örgütümüz, Atatürk Cumhuriyeü'nin. demokrasinin, anayasa ile güvenceye alınan temel hak ve özgürlülderin korunması, bireyierin huzur ve gü^enlik içinde yaşamalan konusunda kesintisiz hizmet sunmaktadır" dedi. Sezer. Polıs Akademisi Gölbaşı Kampusu'nda düzenlenen Polis Akademisi 2004-2005 eğitim- öğretim yılı 60. dönem, Güvenlik Bilimleri Fakültesi 4. dönem mezunlannm yemin ve diploma törenine mesaj göndererek yeni mezunlan kutladı. Sezer. mesajında, Polis Akademisi mezunlannın genç yöneticıler olarak çeşitlı kademelerde önemli görevler üstleneceğinı, hizmetleriyle emniyet örgütünü geleceğe taşıyacaklannı kaydetti. Başbakan Recep Ta\"\ip Erdoğan, komiser yardımcılannın vatana ve mıllete fedakârca hizmet etmek üzere yola çıktıklannı söyledi. Türkiye'nin dünyanın lider ülkelerinden bıri olacağının altını çizen Erdoğan, "Bunun için dik duracağız, doğru çahşacagız. üretken ve dinamik olacagız \e daima geleceğe bakacağız" dedi. cut kadronun da yansını oluşturacak bu atamalar yoluyla önümüzdeki otuz- kırk yıllık bır dönem şekillendirilmek istenmektedir ki, bu durum eklenecek yeni boyutlanyla yargıdaki sorunlan aynca arttıracaktır. Anılan düzenleme yapıhrken en az dört yıl hâkimlik ya- panlann avoıkatlık unvanını alabilme- si ıse gözetilmemıştir. Yargı üzerinde vesayet • Teftiş Kurulu Başkanlığı, ivedilik- le yapılacak yasal bir düzenlemeyle Adalet Bakanlığı merkez teşkilatın- dan alınarak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na (HSYK) bağlanma- lı, adalet müfettişliğine yapılacak ata- malann Adalet Bakanlığı yerine, bü- tünüyle HSYK tarafindan gerçekleş- nrilmesi yoluna gidilmelidir. Mevcut düzenlemeye göre, Tef- tiş Kurulu Başkanlığı 'nın Adalet Bakanlığı merkez teşkilatı kapsamında yer alması, geçmişte ve gü- nümüzde örnekleri gö- rüldüğü üzere yargı üze- rinde vesayet yaratmaya elverişlidir. 2802 sayılı Kanun'da yapılan son de- ğişikliklere yönelik tep- kilerini demokratik yol- la ortaya koyan hâkimler hakkında soruşturma açıhnası da yargı üzerin- dekı vesayetin bir ifade- si olup açılan soruştur- malar üzüntü ile karşı- lanmıştır. • Hâkimlerin kişisel veya görevle ilgili suçla- nnda farklı soruşturma yöntemlerine bağlı olma- lan, yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatmın bir gereğidir. Yargıda doku- nulmazlık söz konusu ol- mayıp hâldmlere yöne- lik özel soruşturma yön- temlerinin, "mesleki do- kunulmazlık" şeklinde yansıtılarak yaşama do- kunulmazlıklannın kal- dırılmamasına gerekçe yapılması da hukuksal gerçeklerle bağdaşma- maktadır. Yargıtay ola- rak hukuk devleti ilke ve kurallannm uygulanma- sında aynı duyarlılık ve kararlılık içerisinde ha- reket edilecek ve takipçi- si de olunacaktır. Çelebi, üyelerinin tehdit ve baskıyla sendikadan istifa ettirildiğini söyledi 6 Hükümet DISK'i yok ediyor' fstanbul Haber Servisi - Türkıye Devrimcı tşçi Sendikalan Konfe- derasyonu (DİSK), AKP'li bele- diye başkanlan \ e onlara bağlı yö- neticilerin. Genel-lş üyesi işçilen baskı ve tehditle sendikalanndan is- tifa ettirerek yandaşı Hak-lş'e bağ- lı Hizmet-Iş'e üye yaptıklannı be- lirtti. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin. Içışlerı Bakanlığı'na bir yazı göndererek, DlSK'ın iddialann incelenmesini istediğini bildirdi. DtSK Yönetim Kurulu imzasıy- la, gazetelere \erilen tam sayfa ilan- la sendikal örgütlenme ve sendika seçme özgürlüğünün önündeki en- gellerin kaldınlması istendi. "Bu Hukuksuznığu Durdurun" başlığı- nın kullanıldığı ılanda. DlSK'e bağlı olan ve belediye çalışanlan- . • Çelebi, AKP'li belediye başkanlan ve onlara bağlı yöneticilerin, Genel-îş üyesi işçileri tehditle sendikalanndan istifa ettirerek Hak-İş'e bağlı Hizmet-lş'e üye yaptıklannı savıandu. nın büyük bir kısmmın üyesi oldu- ğu Genel-Iş"in varlığınm tehdit al- tında bulunduğu ifade edildi. DİSK ve Genel-lş'e yönelik sistemli bir sindirme ve yok etme operasyonu- nun başlatıldığı vurgulanan ilan- da, "2004 Yerel Seçimfcri'nden bu \-ana Gent+tş ihtsi işçfler doğrudan AKP'li belediye başkanlan ve on- lara bağlı yöneticiler tarafindan baskı, tehditve zoryoluyla sendika- lanndan kopanmiakta ve Hak-tş üyesi işçfler Hizmet-İş'e üye yapd- maktadır. İşcilerin kenditercihleriy- le başka bir sendikaya geçmeleri söz konusu değildir. Belediye baş- kanlan ve onlann emri alündaki yöneticiler bir sendikanuı taşeron- luğunu yapmaktadır" denıldi. Bu- güne dek AKP'li 21 belediyedekı Genel-lş üyesi işcilerin, baskı ve teh- ditle Hizmet-lş"e geçirildiğinın an- lahldığı ilanda, Ağn ve Van'm da aralannda bulunduğu bazı beledi- yelerde de üyelerinin aynı yöntem- lerle sendikalanndan istifa etttiril- meye çalışıldığı belirtildi. Çelebi yaptığı açıklamada, ilanı vermeden önce Başbakan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Içiş- leri Bakanı, Adalet Bakanı ve AKP ile CHP grup başkanvekilleruıe bi- rer yazıyla durumu anlattıklanm belirterek "Ancak hükümet üyele- ri en ufak bir girişimde buhınma- dı" dedi. DİSK ilanına inceleme Bu arada Devlet Bakanı ve Baş- bakan Yardımcısı Mehmet Aü Şa- hin, Içişleri Bakanlığı'na bir ya- zı göndererek DlSK'in dün gaze- telerde yer alan ilanındaki iddiala- nn incelenmesini istediğini bildir- di. Şahin, yazısmda, "Türkij'ebir hukuk devletidir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten a\nlma\a zorlanamaz. Kamu kurum ve kuruşları ve bunlann yetkUileri, kişi ve kurumlar arasında bir aynm yapamaz" görüşlerine yer verdi. IR NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR oralcalislar@cumhuriyet.com.tr Şundan emin olun ki, Sıvas katli- amını yapan ve 37 kişinin canına kıyanlar bir pişmanlık içinde değil- lerdir. Hatta kendilerinin haksızlığa uğradığını bile düşünüyor olabilir- Ier. Sıvas katliamının üzerinden tam 12 yıl geçti. Sıvas'ta toplantıyı Ale- viler düzenlemişlerdi. Bu toplantı, siyasi Islamcı diye tanımlanacak bir grup fanatiğin eylemi olarak tarihe geçti. Katliamda, caniler, devlet güçlerinin ihmali ve korumasından yararlanmışlardı. • • • Bu olayda devlet içindeki bazı güçlerin ne kadar rolü oldu, bunu tam anlamıyla çözebilmiş değiliz. O dönemin önde gelen siyasetçilerin- den birisi bu olayda devlet ihmali olabileceğini bir sohbette şöyle an- latmıştı: "Bir MlT'çi bana, bazen bazı güçlerin gazını almak için bu tür eylemlerin önü açık bırakılabilir, demişti. Bu sayede devlet, hedef aldığı kuvvetlerin üzerine daha ra- Sıvas Katliamı ve Geçmişle Yüzleşmek hat gitme imkânı bulabilir." Bu köşede devletin sorumluluğu üzerine yazılar yazdım. Devlet için- deki güçlerin ne yapıp yapmadıkla- nnı öğrenmek kolay değil. Şimdiye kadar o kadar önemli olay karanlık- ta kaldı ki! Bunun da kalması mümkün. Tür- kiye tam anlamıyla demokratik bir ülke oluncaya kadar, bu işleri ay- dınlatmak kolay olmayacak. Bu ka- ranlık olayları aydınlatamadıkça da demokrasiye ulaşmak mümkün ol- mayacak. • • • Gelelim siyasi Islamcıların so- rumluluğuna... Onlann da bu konu- da bir hesaplaşma yaşadığı inan- cında değilim. Olaylar sırasında ve sonrasında katilleri aileden sayan Islamcıların sayısı az değildi. Hâlâ ne kadan onları aileden sayıyor onu da bilmiyoruz. Ben islamcılann arasında bu ko- nuda ciddi bir iç hesaplaşmanın yapılmamasını önemli bir sorun olarak görüyorum. Çünkü bu kadar vahşi bir katliamla kendi ideolojik dünyalan ve vicdanları arasındaki ilişkiyi gözden geçirmeden sağlıklı bir değişimden söz edilemez. Bu katliamla Alevi düşmanlığı, sol düş- manlığı arasındaki bağı görmek ve kabul etmekle işe başlamak zorun- dalar. Sünni islamcı gelenekte bir Alevi düşmanlığı birikimi olduğunu bili- yoruz. Aslında yalnızca Alevilere değil, farklı dinden olanlara karşı da bir dışlama, bir düşman görme geleneği hep sürdü. • • • Zaman içinde, bu düşmanlığın il- kellikten kaynaklandığını gören Is- lamcılar da kendilerini ifade etme- ye başladılar. Bu tür düşmanlıklara karşı çıkabilenlerin sayısı zaman içinde artıyor. Ancak yine de hiç ummadık bir anda, Sünni Islamcı- ların en gelişmiş olduğu sanılanının bile yer yer bağnaz tutumlannı sür- dürebildiğine tanık oluyoruz. Bu çok köklü alışkanlıklann, bağ- nazlıkların, düşmanlıklann bir anda zihinlerden, anlayışlardan, davra- nışlardan silinmesi kolay değil. Herkese zaman tanımak gerekiyor. • • • Sıvas katliamı, Islamcılar için önemli bir denek taşı. Bu cinayetle ciddi bir hesaplaşmaya ihtiyaç ol- duğunu önce görmeliler, sonra da bu konuda adım atmalılar. Alevi kit- lesine, tarihte olanlar bir yana, Sı- vas için ciddi bir özür borçlan oldu- ğunu kabul etmeliler. • • • Birileri diyebilir ki, solcuların ken- di geçmişlerinde hesaplaşacakları cinayetler yok mu? Tabii ki var. Sol- cuların hesaplaşmaya daha yatkın olduklan, ancak yine de birçok ko- nuda zaaflarını aşamadıklarını ka- bul edebiliriz. Olsun. Sıvas katliamı, "Bak.. Başbağlar'da da katliam olmuştu" diyerek geçiştirilemez. Geçiştirme- ye çalışanlara da güvenilemez. Islamcılar için Sıvas bir hesap- laşma imkânı. İç gerginlikler, "Hay- di gerginliği aşalım" demekle aşıl- mıyor. Karşılıklı güven verecek adımlara gerek var. Sıvas önemli bir mihenk taşı. Haydi var mısınız? • • • NOT: Stockholm'de bir beyin ka- naması sonrası yitirdiğimiz sevgili arkadaşımız, 68'li Can Saydam'ın cenazesi yarın (pazar günü) saat 16.00'da Taksim'de (Fransız Kültür Merkezi'nin arkasında) Vosgeperan Katolik Kilisesi'ndeki törenden sonra Şişli Ermeni Katolik Mezarlı- ğı'nda toprağa verilecek.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog