Bugünden 1930'a 5,440,253 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA + CUMHURİYET 10 TEMMUZ 2005 PAZAR 10 P A Z A R Y4ZDLARI dishab@cumhuriyet.com.tr Salzburg ve Stefan Zweig~f 9. yüzyılın ünlü gezgini / AlexandervonHumboldt'a -X göre, Napoli ve Istanbul'un yanı sıra Salzburg dünyanın en güzel üç kentinden biridir. Ortaçağla günümüz bağdasır Salzach ırmağı kıyısındald bu kentte. Doğanın güzelliği ile sanat eserleri, dik, kayaJılclı yamaçlarla yeşil düzlükler bir arada uzaruyor. Alpler'in en son eteklerine sıkışmış ovada bazen yeşil, bazen san gri, fakat hep köpüklü ve çağıltüı akan Salzach'uı kıyılannda yükselen kubbelere gün batışının kozıllığı vuruyor. Akşamın loşluğunda renk değiştiriyor küf yeşili kubbeler, kıpkırmızı kiremitli sivri damlar. Irmağın kıyısındaki dizi dizi kestane ağaçlannın altına gizlenmiş kanepeleTde oturanlar karşılanndaki kentle sahne kanşımı bu çarpıcı görüntüye dalıyorlar. Tarihi yapılar arasındaki daracık. ortaçağ sokaklan önce karanlığa bürünüyor, sonra ışıl ışıl aydınlanıyor fenerlerle. E>üşle gerçek kanşımı bir kent Salzburg, görüntüsü günün her saatinde sizi büyüleyen. Salzburg dûnyaca ününü sadece güzelligine borçlu değil. Bu kent Mozart'ın doğum yeridir. Getreidegasse'dekd evini her yıl yüz binler ziyaret ediyor. 1920'de kuruculan, Yahudi asıllı Max Reinhardt, Viyanah yazar Hugo von Hofmannstahl ve besteci Rkhard Strauss olan on binlerin aktığı Salzburg Festivali her yıl temmuz-ağustos aylannda düzenleniyor. Büyük katedralin önünde sahnelenen "Jedermann" oyunu ile açıhyor hep. 1938-1944 arasında Hitler bu festivali, Nazi propagandası amaçh da olsa, devam ettirmişti. Tabii Max Reinhardt'sız ve Jedermann'sız... Gelecek yıl Salzburg, Mozart'ın 250. doğum gününü kutlayacak. Etkinlikler kapsamında Faal Say da 5 Hazıran 2006'da bir konser verecek. Salzburg aynı zamanda, Avusturya'nın en ünlü yazan Stefan Zweig'ın yaklaşık 20 yıl yaşadığı kenttir de. Kapuzinerberg'in yamacındaki villasında geçirdiği yıllar Zweig'ın en verimli yıllandır. Kapuziner yokuşu, 5 numaradaki villayı Friderike ile evli olduğu yıllarda satın almıştı. Salzburg'da geçirdiği yıllardır Zweig'ı edebiyatta doruğa tırmandıran. En güzel eserlerini, kente ve Salzach'a yukardan bakan o iki SALZBURC AHMETARPAD katlı, ağaçlar arasına gizlenmiş villada yazmıştır. Kısa sürede ünlü insanlarla dostluk kurmuş, onlan sık sık Salzburg'da konuk etmiştir. Romain RoDand, Thomas Mann, H.G. VVefls, HoffmannstahL James Joyce, Franz \Verfel, Paul VaDery, Arthur SchnitzJer, Ravel Toscanini, Rkhard Strauss'la bu evde saatler, günlergeçirmiştir... "Sanatla, muthı doğanın karşıhkh yüksekliği o günler ne zengûı, ne renkHydü" diye anlatır, ölümünden kısa süre önce yazdığı en ünlü eseri Dünün Dünyası'nda (Türkçesi: Burhan Arpad) Salzburg yıllannı. "Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra o küçük kentin kasvetli manzarasını anımsayıp dammdan yağmur sulan akan evimizde soğuktan titreştiğhnra düşündükçe, bu banş yıflannın degerini daha ryi kavnyonım. Dünyaya ve insanlara inanmamıza izin vardı o yıllarda. Fakat sonra hemen karşnnızda, Berchtesgaden dağında oturan bir adamın(!) bütün bunlan tuzia buz edebüeceğini hiç düşünmemiştik-." 1934te Gestapo'nun villayı basıp, silah araması üzerine Zweig ülkesini terk etmekten başka çıkar yol bulamaz ve Ingiltere'ye yerleşir. Ancak kendini burada da rahat hissetmez. Artık ayn yaşadığı eşi Friderike. villayı 1937'de Vıktor GoOhofer adındaki zengin bir kumaş tüccanna satmak zorunda kalır. Gollhofer, 1950'li yıllarda yaptığı bir Salzburg ziyaretinde villayı görmek isteyen babam Burhan Arpad'ı değil eve almak, ona bahçeyi bile göstermez. Oldukça kaba davranır. Zweig üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Gert Kerschbaumer ile kısa süre önce Salzburg'da villaya bir gezinti yaptık. Dik yokuşu çıkarken ilginç şeyler anlattı. Gollhofer ailesi Zweig'lara olan son taksit borcunu mahkeme karan ile Nazi yönetimine ödemişti. Zweig vârislerinin bugün Avusturya devletinden hâlâ alacağı varmış! Friderike Zweig anılarında Gollhofer'lerden "Nazi bir aile" diye söz eder... Savaşın şiddetini arthrması ve Hitier'in güçlenmesi Zweig'ı daha ÇOK bunalımlara sokar. Onlarca yıldır kafasından geçirdiği ve uğruna savaşım verdiği "kültür Avrupaa" düşünün artık gerçekleşmeyeceğini kavTamıştır. 1940'ta Ingiliz vatandaşı olur ve o yıl konferanslar için gittiği Brezilya'ya yerleşmeye karar verir. Fakat orada da mutluluğa erişemez, iki yıl sonra intihar eder. "Bir mülteci yaşamı daha abşümış şekilde sona erdi_" diye oldukça üst perdeden yazar o günlerde Salzburg eyalet gazetesi. Salzburg'dakı vülanın Zweig'dan sonraki sahipleri ise kapınnı önüne değil bir heykel dikilmesine, dış duvara plaket takılmasına bile izin vermiyorlar. Koskocaman bahçenin tarihi ağaçlan arasındaki villada erkek arkadaşıyla yaşayan Gollhofer'lerin yaşlı oğlu da babası gıbı *ters adamın biri", Gert Kerschbaumer'ın anlattığına göre. Az sonra kapısını çaldığımız Kapuziner manastınnın al yanaklı, şişman, güler yüzlü rahibi ise büyük terastan inanılmaz güzellikteki o Salzburg manzarasını doya doya seyretmemize izin veriyor. Insancıl ve savaş karşıtı Zvveig'ın büstü şimdi manastınn önünde düşünceli düşünceli durmuş villasına bakıyor. Zweig ölümünden bu yana hiç yitirmedi güncelliğini... wwwjdunet-arpad.de Dünyanın ilk Tenten festivalirüksel'e havayolu ile gelenleri çizgi roman kahramanı Tenten ve seimli köpeği Milu karşıhyor. Geliş bölümü çıkışına dikilen heykel Tenten ve çizeri yaratıcısı Herge'nin Brüksel'in çocuklan olduğunun bir diğer kanıtı. Zaten Red Kit, Şirinler, Le Chat, Michel Vaillant, Spirou, Suske ve Wiske gibi çizgi kahramanlarla çizgi romanın bir ihraç ürünü haline geldiği Belçıka'dan başka bir davramş biçimı beklenebilir mi? 1907 yılının mayıs ayında Rue Cranz 25 numarada Brüksel'in Etterbeek semtinde dünyaya gelen Georges Remi, Herge olarak ünlendi. Tenten'in yarahcısının eserleri 60'tan fazla farklı dile çevrildi, çizgi romanlan 200 milyondan fazla sattı. Amerikalı fare Miki ile aynı yılda doğan Belçikalı gazeteci Tenten, Miki kadar ünlü olmamasına karşm Tenten'in filmleri ve uzun metrajlı çizgi filmleri çekildi. 2002'de müzikal bile yapıldı. Tenten psikanaliz, dilbilimi, harta tarihsel eleştiri kitaplanna konu oldu. Herge 1983'te dünyayı terk etti. Kanada'dan Çin'e, îsviçre'den Kongo'ya 7'den 70'e herkesin gönlünde taht kurdu çılgın muhabir Tenten. Eğer bugün "Dokuzuncu Sanafın büyük ustası Herge ve çalışmalan dünyanın dört köşesinde biliniyor ve seviliyorsa, bunda kesinlikle Brüksel'in ve Belçika'nın önemli katkılan var. îşte bu nedenle olsa gerek, 20-23 Temmuz arasında Brüksel'de dünyanın ilk TENTEN FESTtVALl düzenlenıyor. Milu'nun (Korsan baskılarda Fındık veya Boncuk diye çevrilmiş) koku alma yeteneği, çizgi dünyasının en önemli iki dedektifi Dupond ve Dupond eşliğinde Brüksel'i keşfetmeye hazu-lamyorum. Gerçekle hayal dünyası arasında çıkılan bu yolculukta Herge'nin izinden giderek Brüksel'e bir başka gözle bakmak mümkün olacak sanırım. Brüksel Belediye Meclisi ve Herge Vakfı işbırliğinde düzenlenecek festival, Belçika'nın kuruluşunun 175. yıldönümü çercevesinde ele alınmış. Zaten 21 Temmuz da Belçika Ulusal Bayramı. Festival, aileleri ve Tenten tiryakisi küçük grupları ağırlamayı düşünüyor. Tenten ve Herge'nin doğduğu kentte, Herge'nin çalışmalannı yerinde gözlemlemek ve Brüksel'in sokaklannda genç muhabir Tenten'in ve arkadaşlannın bıraktığı izleri görmek ilginç BRÜKSEL ERDİNÇUTKU olacak. Programdaki çeşitli etkinlikler arasında daha önnce gezme olanağı bulduğum Belçika Çizgi Roman Merkezi/Müzesi ziyareri de var. 10 Ocak 1929'da ilk Tenten serüveni Le Petit Vingtieme'de her hafta iki sayfa olarak yayımlanmaya başlandı. ilk hikâye Rusya'da geçiyor ve belli bir senaryo olmadığı için Herge her hafta kaldığı yerden devam ediyordu. Herge çizim ve hikâye tekniğini Meksika gazetelerinde gördüğü Amerikan çizgi romanlanndan etkilenerek değiştirmiş. Klasikleşmiş özellikleri, temiz çizgisi ve komedi-macera tarzının hikâyelerde çok iyi kullanılmasıdır. Çizim tekniğinde asla taramalara ve gölgelere yer verilmemiştir. Düzenli sayfalar, açık ve net konuşma balonlan kullanmıştır. Konularda ise genellikle dedektiflik temalan, çeşitli sakarlıklar ve aksiyon ile birleştirilerek harmanlanmış ve sade bir çizgi ile kâğıda aktanlmıştır. Geçen yıllarda Fransa'da ve Belçika'da Tenten'in yaratıcısı Herge'nin Nazi işbirlikçisi geçmişi ve ırkçılığı tartışılmıştı. 4 Eylül 1944'te Herge bu suçlamayla tutuklanmış ama hapiste yalnızca bir gece geçirmişti. Belçikalı direnişçilerin hayranlığına borçluydu bunu. "Herge bir hain değil bir beceriksizdir, siyasi konularda da safur" bahanesiyle paçayı kurtarmıştı. Pierre Assouline, "Herge" adlı biyografisinde, Tenten efsanesine bir darbe daha vurdu: "Tenten tek boyutiu, kusursuz bir çizgi roman kahramanı değildL Hatalan, zaaflan, gizli yönleriyle yaşayan bir insandı." Fransız psikanalist Serge Tisseron, Tenten albümlerindeki kahramanlann analizini yapan iki kitap yazdı: "Tenten Psüdyatrda" ve "Tenten veAüeSırian" Bu kitaplarda Tenten'deki kahramanlar, Herge'nin hayatı göz önünde bulundurularak inceleniyor. Tisseron'a göre "Tek hedefı gerçeği bulmak olan gazeteci Tenten; gerçeğe hiçbir zaman ulaşılaınayacağına inanan, hayal kınkuğına uğranuş, ohımsuz, kara kahraman Kaptan Haddock ve gerçeği kendi içine kapanarak tek başına buhnayı tercih eden bilirn adamı Profesör TurnösoL Herge'nin bir bileşimidir" Bu birbirinden çok farklı dünyalan beyninde taşıyan Herge, belki de bu yüzden gerçek dünyaya pek de fazla uyum sağlayamadı. erdincutku@ binfikir.be Srebreniçay da ölüm yürüyüşü Srebreniça'da. 10 yıl önce 8 bin Boşnak'm öldürüldüğü katliamın Mİdönümünde "Ozgüriük Yoluna Kadar - Ölüm Yürüyüşü" adh bir etkinlik düzenlendL Yaklaşık bin ldşinin kaüldığı 70 kilometrelik yürüyüş bugün sona erecek. Yüriiyüş Bosnahlann Sırp güçlerinden kaçarken kiıllandığı yolda yapıbyor. 10 yü önce Bosna savaşı sırasında 8 bin Müslüman Boşnak erkek, General Ratko Mladkj komutasuıdaki Sırp güçleri tarafindan öldürülmüşrü. 11 Temmuz 1995'te Bosnab Sırp güçleri, "BM güvenli bölgesi" ilan edilen Srebreniça'yı işgal etmiş ve kryım yapmıştL (Fotoğraf: AP) 1905 laiklik yasası 100 yaşında• Laildik bir görüş değfl, A berhangi bir görüşe ™ sahip olabilnıe özgürtüğüdür." 'Comite Laicite Repubtique / Laiklik Cumhuriyet Komitesi (LCK)' Başkanı Jean-Marie Matisson, Kasım 2003'te 18 bilge kişilikten oluşan Laiklik Komisyonu'ndaki konuşmasına bu sözlerle başlıyordu. Matisson, yaygın adıyla (Bernard) Stasi Komisyonu diye bılinen ve bir buçuk yıl önce Fransa'da, Türkiye'de hatta dünyada olay(lar) yaratan Fransız orta dereceli eğitim ve kamu kurumlannda sıkı bir laik uygulama getirecek yasanın önçalışma raporunun hazu"lanmasında görüşüne başvurulan kişilerden biriydi. Nazi işbirlikçisi, DeGauDe döneminin eski Paris valilerinden Maurice Papon'un yargılanmasında müdahil taraf olarak da bulunmuşru. Papon'un kurbanlan arasında yakınlan vardı. Matisson aslında bugün Fransa'yı mahalle mahalle, köy bucak, kasaba kent sarmış on binlerce (1970'lerin sonunda yüz bin civanndaymış) laik dernekten bir tanesinin sıradan bır üyesi. Zaman içinde kararlı militanlığıyla sıynlıp saygıdeğer bir yönetici olmuş. Bu tip laik dernekler eğilim ve gelişme süreçlerine göre üst veya federatif birtakım örgütlenmelere girmişler. Bugün üye ve/veya aktif kahlımcı sayısı milyonlan aşan "Federations des Associations Laiques, Comite National d'Action Laique, l T nion Federal des Associations Laiques, Comite Laicite Repubiique, Amicales Laiques de France veya Mouvement Europe et Laicite" gibi üst kuruluşlar ülkenin her köşesinde ciddi bir uyanıklık ve tirizlikle dinin siyasal, sosyal, kültürel hayata nüfuz etmemesi, toplumun akışını belirleyecek egemen unsur haline gelmemesi için Günbegün mücadele vermekteler... Her şey elbetteki 3 Temmuz 19O5'te sol ağrrlıklı bir meclisten çıkan, tüm dünyada bir referans kabul edilecek "laildik kanunu" ile başlamadı. Kolektif kamusal hayahn kişisel vicdani tercihlerden arınması veya daha yaygın bir deyişle (Fransa örneğüıde) kilisenin devlet yönetiminden kopartılması veya tncil klerikalizminin (Katolik şeriatı benzetmesini yaparsak pek de yersiz olmaz) bir toplumun gündelik yaşamına keyfince yön vermesine son vermek düşüncesi 1789'da kanlı bir eyleme girişti. Donsuzlar, çulsuzlar yüzyıllann intikamını hayvanca aldılar. MS 496'da Kral Clovis'i ve sonraki Fransa krallannı takdis etme yetkisini zimmetine geçiren kilise srnırsız iktidarmı Fransız Devrimi'nde yitirdi. PARİS ICUĞURHÜKÜM Napoleon Bonapart 1802'dePapaVn. Pieile "Konkordato"sunu imzalayıp, 1804'te de ilk "Medeni Kanunu" çıkannca ruhbani sınıf homurdansa da asgari gelirlerini garantiye aldı. 1871 Paris Komünü yine rahatlarını bozdu: Fransız Cumhuriyeti'nin ilk ilkesi özgürlüktü. Özgürlüklerin ilki de vicdan veya inanç özgürlüğüydü. Mahalle camiinin imamı, pardon kilisesinin papazı vatandaşın nasıl giyinip nasıl düşüneceğine karar veremezdi. Hele hele vatandaş onun karnını doyurmak zorunda hiç değildı. 1881'dehastaneve mezarlıklar laikleşti. 82'de ilkokul zorunlu, bedava ve laik oldu. 83'te askeri rahiplere son verildi. 84'te kamuda dua (örneğin duruşma başlannda) faslı ebediyyen rafa kalktı. Aynı yıl boşanma hakkı tanındı. 1901 'de yürürlüğe giren dernekler yasasıyla dini kuruluşlar sıradan deraeklere dönüştü. 19O4'te25OOdıni okul kapatıldı. Aynı yıl Radikal Partili Konsey Başkanı (başbakan ayannda) Emile Combes'un hazırladığı bir laiklik yasası projesi önce Combes'un bir yolsuzluk iddiasıyla düşmesi üzerine tökezliyor. Ancak ardından gelen başkan Maurice Rouvier döneminin sosyalist mılletvekili Aristide Briand (ama ekleyelim arkasmda Jean Jaures'ın desteği var) inamunası zor bir çabayla 3 Temmuz 1905'te hem kendi aşın yoldaşlannı hem de bir kısım rutuculan ikna edip laiklik yasasının 243'ekarşı 341 oyla geçmesini sağhyor. İlk tepki olarak Vatikan, Fransa ile diplomatik ilişkilerini kesiyor. O gün bugündür, 100 yıllık terütaze bir savaş sürüyor. Örneğin liberal maskeli, AB Anayasasf nı hazırlayan konvansiyona başkanlık eden eski bir cumhurbaşkanı tutturuyor. "Anayasaya özümüz Hnistiyandır, ibaresi koyahm" diye. Diyeceksiniz ki "Adamlar hiç ohnazsa bizim bir adını Ueri. iki adım geri mehtercileri gibi beceriksizce takryye yapmıyoriar." Çok haklı değilsiniz... Zira sosyal demokrat geçinenimiz iktidannda kaç adım ileri attı? Sonra da hepiniz, örneğin Cumhuriyet okurlan "MahaDenizde bir dernek kurmak için ne gayret gösterdiniz veya var olanlann faaliyetlerine ne kadar kaüİTvorsunuz" sorusunu cevaplamaya çalışın. Sözümüz meclisten içeri, yine de hoş görüle... Emmanuel Kantu tncil şeriatçılanna" yönelik sarf etmiş şu sözleri, ama siz onu hepimize söylenmiş saym: "Sapere aude / (Once) Kendi akhîn kuDanacak cesarete sahip oV. îşte Ayduılanma'nın özü.^" ugur.hukum(â paris.com öl'ün büyülü ortamında "Keyifli Tatil" Titreyengöl kıyısında orman içinde Mavi Bayrak özel plajlı bir rüya • Eşsiz doğa, temiz sahil • 6o dönüm alanda 54'ii viüa toplam 383 klimalı oda • Sabah, öğie, akşam açık büfe yiyecekler, yerli alkollü ve alkolsüz içecekter • Anne-babalara ve çocuklara özgürlük! "ÇOCUK KULUBÜ • Disko ve animasyonlar • Evcil hayvan kabul edilir • Resepsiyona bildirin Cumhuriyet gazetesi odanızda • Cumhuriyet ailesinin buluşma noktası 65 yaş üzeri konuklarımıza, 0/ A A \nA\r\m Ralav/ı riftlorino /OİU III U 11 IIIIBalayı çiftlerine F A M I L Y R E S O R T Manavgat- Side/Titreyen Göl mevkii www.magicsevenresort.com Rezervasyon Tel: +90(242) 756 96 00 +90 (212) 518 94 31-32 rezervasyon@magicsevenresort.com
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog