Bugünden 1930'a 5,418,973 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

9 HAZİRAJ^ 2O05 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA DİZt Avrupa Birliği üyeliği sürecinde etnik ve dinsel problemlerimizi çözmeden ülkegüvenliğimizi tehlikeye atamayız TürkiyeABülkelerindenfaridı T ıiıkıye bugünkü güvenlik ortamında hem NAİOve hemde AB'ye siyasi, askeri ve ekonomik yönden önemlı katkılar sağla- yan bır ülkedır ve gelecekte de sahip ol- duğu siy&i, askeri ve ekonomik güç ile bunu da- ha da arttracaktır. AB'de silahlı kuvvetlerin kont- rolükapsznındatanımlanabüecektekbir model ol- madığı ja'Ji, u\ gulamada da ülkeler arasında önem- h farkLdıüar bulunmaktadır. AB"nin her yıl hazır- ladığı ilereme raporlannda, TSK'ye ılişkin farklı taleplerdebulunmasının, bunun en önemlı göster- gesı olduğu düşünülmektedir. Türkiye, MGK'nin işleyişi ve savunma harcamalannın tam bir kont- rol ve deretım alnnda oiması kapsamında, AB'nin 1998 yılırdanben gündeme getirdiği düzenleme- lerin tamamını uygulamaya koymuştur. AB siyası kriterlerinın karşılanması kapsamın- da Türkije'de şu anda yürürlüktekı kanun ve dü- zenlemelerin, diğer AB üyesi ülkelerden önemlibir farklılıgı bulunmamakta, uygulamadaki mevcut bazı farkklrklan da konuya ilişkin birçok kurulu- şun dolcüraanlannda yeı aldığı şekilde, ülkenın ger- çeklerinden kaynaklanmakta, bu farklılıklann de- mokratik sistemın kurallanna uygun olduğu kıy- metlendınlmektedir. TÜRK TOPLUMU CLOBAL DEZEINFORMASYON TEHDİDİNDE Türkiye, AB üyeliği sürecı ıçerisinde silahlı kuv- vetlerin kantrolü konusunda kendi tanhı ve sosyal gerçeklenne uygun olarak, mevcut ve yeni yapılan hukuki düzenlemelere ıkşkın uygulamalarla modem dünyanın standartlanna sahıp olduğunu gösterme- ye devam edecektir. Demokrasi ıçınde uygarca yaşamak için ege- menlık haklanndan bazılannı uluslararası bir orga- nizasyon olan AB'ye devretme süreci içınde, etnik ve dinsel problemlerimizi çözmeden ülke güven- liğimizi tehlikeye atamayız. Bu açıdan, oluşumu has- sasiyet ile izlemekve tartışmak mecburiyetindeyız. Türk toplumu global anlamda ciddi bir dezenfor- masyon tehdidı altındadır. Bu şartlar altında toplu- mun saglıklı düşünmesi ve güvenliğimize ılişkin ko- nularda rasyonel kararlar vermesi mümkün değil- dir. Emperyalızmin bugün geldiği noktada ulus- devlet yapunızı muhafaza etmek ve varlığımızı ko- rumak mecbunyetindeyız. Bunu sağlamanın tek ve vazgeçilmez yolu olan güçlü bir silahlı kuvve- te sahip olmaya devam etmelıyiz. ÜLKE BÜTUNLÜĞU YAŞAMSAL Güçlü bir ordu olmanın vazgeçılmez özellikle- rinden biri de güven ve savaşçı ruhun güçlendiril- mesidir. Böyle yeüştırilmış ordular savaşmaya ınan- mış \ e onu göze alabılen ordulardır. Saldın ihtıma- linm çok zayıf olduğu kabul görmüş ülkelerin si- lahlı kuvvetlen hizmet alanlanm banşı koruma ile sınırlanmışlardır. Kuşkusuz ki eğitimlerini de bu yö- ne kanalize etmışlerdir. Ancak Türkiye'yı böyle bır ülke kategonsine sokmak mümkün değıldir. Çünkü bugün Türkiye'nin özellik ve koşullan AB ülkelerirun özellik ve koşullan ile aynı değildir. Türkiye ıçın ulus bırlıği ve ülke bütünlüğü ya- şamsal değerdedır. Türkiye ızleyeceğı hiçbır poli- tika ile bu yaşamsal değen tehlikeye atamaz. Av- rupa Birhğı ülkelerinde ise böyle bir tehlike gözük- memektedır. AB lilkeleri ile Türkiye'nin koşulla- nnın farklılıgı yanında özellıklen de farklıdır. SÜRECİNDE GÜVENLİK Türkiye'deki ulus devtet modeli, antiemperyalist bir mücadelenin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Antiemperyalist düşünceler taşıyanlar, ülkemizi bu gün sahip olduğu modelin gerisine götürmek, demokratik islam, muhafazakâr islam, ılımlı İslam gibi, ne olduğu ifade edenler tarafında da ya tam bilinmeyen ya da gizlenen bir çizgiye çekilmek istenmektedirler. Demokrasinin arkasına sığunyorlar A vrupa Birliği Anayasası, laik sözcüğünü içer- memektedir. Bu ka\Tama tanım getırilme- miştır. Türkiye ise "laiklik" devletin anaya- sal temel nitelikleri arasındadır. Avrupa Bir- liği ülkeleri ile Türkiye'nin laikliğe atfettiği önem ve bakış açılan arasında farklılıklar mev- cuttur. Türkiye'nin laiklik anlayışı, temelde dev- let düzenıni koruma amacına yönelik bir uygula- ma iken AB Anayasası'nda tanimlanmayan bu kav- ram kişi hak ve özgürlüklerine yöneliktir. Gelişmiş siyasal kültürümüz, seküler dev- let yapımız ile AB'ye girmeye kendimizi hazır hissettiğimiz ölçüde gerçek anlamda demokrat ve sivil toplum halıne gelebilinz. Işte o zaman, silahlı kuvvetler kendısını rejımi ko- ruma zorunluluğunda hissetmeyecektır. AB'ye girebilme uğruna gerçekleştirilen re- formlar sonrasındaTürkiye'nin ulus bırliğinı sür- dürme ve ülke bütünlüğünü sağlamada ortaya çı- kacak sorunlann çözümü, güvenlik kuvvetleri- mizin ciddi anlamda dikkate alması gereken bir konudur. Türkiye'deki ulus devlet modeli kuşkusuz an- tiemperyalist bir mücadelenin sonucu olarak or- taya çıkmıştır. Bugün antiemperyalist düşünceler taşıyanlar. ülkemizi bugün sahıp olduğu modelin gensıne götürmek, demokratik İslam. muhafaza- kâr tslam, ılımlı islam gibi, ne olduğu ifade eden- ler tarafinda da ya tam bilinmeyen ya da gizlenen bir çizgiye çekrnek istemektedirleT. Bu mücade- le devam ettikçe güvenliğimizi uluslararası kuru- luşlann öngördüğü yapılanmalara terk edemeyız. Çünkü emperyalist düşünce taşıyanlar son dere- ce inandıncı söylemlerle ınsan haklan, kadrnhak- lan vb. değerlerle toplumlan yönlendirmeye ça- lışıyorlar. Evrensel değerlerden beslenen, kendi hars ve değerlerimizı yaşatmaya, geliştirmeye mecbunız. Bu da güvenliğimizin temel taşıdır, birleştırici harcıdır. Francis Fukuyamanın "devlet kurma" isimli kitabı incelendiginde, dünyadaki ulus devlet kar- şıtı söylemlere rağmen yazar, yirmi bırinci yüz- yılındünyasınrn temel sıyasi biriminın ulus dev- İet olmasını öngörüyor. Yazar kıtabın ilerleyen bölümlerinde hiçbiruluslararası federal örgütlen- menin dünya üzenndeki yoksulluk. terör, uyuş- turucu gibi sorunlarla ulus devletler kadar etkıli bir şekilde mücadele edemeyeceğini vurguluyor. S on zamanlarda silahlı kuvvetlerin siyasette ve hatta ekonomide oynadığı rol üzerine bazı ınce- lemeler ve araştırmalar çıkmaya başladı. Bilkent Üniversıtesi'nden Ümit Cizre, Boğazıçi Üniver- sitesı'nden Taha Paria ve Sabancı Üniversıte- si'nden Ayşegül Altmay örnek olarak ıfade edile- bilir. Ümit ve temennı edenm ki, bilimsel oldu- ğu ifade edüen bu çalışmalann toplumsal gerçek- lenmızi, tanhı değerlenmizı,jeopolıtık ıhtiyaçla- nmızı da dikkate alarak "asker miDet'" olma vas- fımızı sorgularken ulusal değer ve kültürümüzü göz ardı etmeyeceğini, etmemesi lazım geldiğıni belirtmekte yarar görüyorum. Üzerinde ehemmiyetle durulması gereken bir dığer husus da bir taraftan bölücü teTörün silahlı baskı ve tehdidi devam ederken ve bu teh- didin kendi arzulan kabul edilene kadardevam ede- ceğinin belirtilen açık bir şekilde ifade edilirken, diğer taraftan, AB kriterlerinin yerine getirme mücadelesi ve gayreti içindeki Türkiye; silahlı tehdidin varlığına rağmen aynı tehdidin, demok- ratikleşme, insan haklan gibi kavramlar arkasına sığınarak siyasallaşmasına müsaade etmektedir. Bu durum Türkiye ıçin son derece tehlikeli bir du- rumdur. Dünyada birkaç örneği dışında böyle bir olay yaşanmamıştır. Bu durum Türkıye için ciddi bir tehlikedir. AB 'nin müzakere sürecinde ulusal de- ğer ve çıkarlanmızın tam bir kararlılıkla korun- masırun önemini özellıkle ifade etmek isterim. TSK'NİN TARİHÎ GÖREVİ Mustafa Kemal gibi düşünmek A vrupa Birliği'nin bize sağladığı yararlar kadar Türkiye'nin de AB'ye küresel bir güç obnasında yardımcı olduğu unutulmamalıdır. Ülkemizde ınsan haklan ve demokrasi gibi ulvi kavramlann gerçek anlamda yerleşmesi AB ile ilişkilerin ötesinde kendi iç dinamiklerimiz ile başarmamız gereken değerlerdir. Bunun yolu da ülkemiz insanlanrun din, mezhep, ırk gibi kimlik belirleyen ka\Tamlan kendinden farklı olan öteki gruplarla eşit gördüğü zaman, kendi dinamıklerimizle farklılıklann bir bölümünü çözümlemış, demokrasi ve insan haklan adına ciddi bir adım atmış olunız. Kuşkusuz gelir dağılımlanndaki anormal farkın çözümlenmesi veya makul bir sevıyeye inmesi durumunda ülkemizde AB knterlerine gerek kalmadan huzur ve güven dolu günlere kavuşabilıriz. Ancak bütün bunlann sağlanabibnesi bugünden yanna olabılecek konular değıldir. Bu sosyo- ekonomik problemlerin birlik, beraberlik ve güven içinde çözümlenmesinin teminatı silahlı kuvvetlerimizdir. Bu nedenle silahlı kuvvetlerimiz, içinde bulunduğu coğrafyanın tarihsel gerçeklerin ve aynca, GOP, Genişlemış AB ve NATO'nun yeni göre\' anlayışı gibi irademız ve inısiyatifımiz dışmda ortaya konan dış dinamiklerin tesirlerini karşüayabılecek, caydıncı göre\'leri başan ile yerine getirebilecek silah gücü ve yetişmiş insan unsuruna sahip olmalı ve özellikle menfı anlamda her türlü siyasi ve sosyal etkilerin dışmda kalarak tarihi görevini yapmaya devam etmelidir. Norveç dilinde "Mustafa Kemal gibi düşünmek" diye bir deyim olduğunu okumuştum. Bu herhangi bir problem karşısında çözümü imkânsız olduğu düşüncesiyle hemen kestirmeden teslim olma eğilürunde olma yerine, ne yapıp edıp bir çözüm üretmek ıçin yaraöcüığmı zorlama zahmetine katlanmak için kullanılan bir terim. Buna *Mustafa Kemal gibi düşûn" demliyor. Bizım de ihtiyaç duyduğumuz durumlarda böyle düşünmek mecburiyetinde olduğumuzu her vatansever kabul edecektir. BİTTİ Washington'da, 5 bin PKK'linin üslendiği, ağır silahlarla donatılan, Irak-îran sınınndaki Kandil Dağı konuşuluyor TerörünkalesiRusfîraeleriylekorunııyor MEHMET FARAÇ T ürk basınına en son gitar çalan PKK'li- lerin görüntüleriyle yansıyan Kandil Dağı, Irak-tran sınınndaki yaylalann zirvesinde. Türkiye"ye 20 yıldır kan kus- turan terör örgütü PKK'ye ev sahipliği yapıyor. PKK'nın "düzenBordusu", 7 yüı aşkm süredir ey- lemlenn çıkış noktası olarak bu geçit vermez coğ- rafyayı üs tutuyor. Halen 5 bin cıvannda milıta- nın banndırüdığı, SA 7 fıizeleriyle donatümış olan dağ, PKK. yönetımının de ana karargâhı olarakkul- lanılıyor. KONGRAGEL'ıayenıden PKK adını aldığı 28 Mart'tan bu yana geıçekleştirdığı ve 28 güvenlik görevlisinin şehit olduğu son üç aydaki saldınla- ra her gün bir yenisı eklenırken, dikkatler sürekli olarak Irak-tran sınırjıdakı Kandil'e odaklanıyor. Terör örgütünün daha önceleri lojistık üs, 1997'den ıtibaren de merkez olarak kullandığı Kandil Dağı'nın Kuzey Irak'a bakan yönünde, Iran'dan gelen Zap ^ehn'nın sulannın tutulduğu baraj gölü bulunuyo: Göl, Kuzey Irak'ın Kaladı- za ve Raniyah kasabilan arasındaki Derbend Bo- ğazı'ndaa akan nehı: sulanyla beslenıyor. Boğaz aşıldığında, Türkiye ye 200 kilometre uzaklıkta, Iran'ınUrumiye ve Mahabad ile Irak'ın Erbıl ve Süleymanıye kentlenıin yaylalannı bir duvar gi- bi bölen, sarp ve geçit vermez Kandil Dağı yük- seliyor. PKK, yamaçlarıncan sular fışkıran, dev mağa- ralann bulunduğu bı heybetli dağı uzun yıllardır terör saldınlannı plaıladığı, askeri ve siyasi eğı- tım verdıği, mühimdanm depoladığı, kongrele- rini topladığı. hatta .ifazlan gerçekleştirdiği gü- venli bıralan olarak kUİlamyor. PKK Başkanlık fonseyi üyesi Murat Kara\> lan'ın denetımindek bu kampta yetıştırilen mili- . ^ 9uwyıiKtınyB i Kandil Dağı'nda- ki kamplarda yetiştirilen mili- tanlar, gruplar halin- de iran-lrak sınınndan Van-Hakkâri-Şımak hattı kul- lanılarak yurda sokuluyor. Askeri kanat yöneticisi Fehman Hüseyin. tanlar. gruplar halinde Iran-Irak sırunndan Van- Hakkâri-Şırnakhattı kullanılarak yurda sokuluyor. FUZELERLE KORUNUYOR Daha önce bölgedeki boşaltdmış köylerde oluş- turulan, Haftanin, Metina, Avasin, Zap, Harkurk kamplannı kullanan örgüt. Türk Silahlı Ku\ r vet- leri'nin bu merkezlere yönelik operasyonlanndan olumsuz etkilemnce Kandil'i kullanmakta ısrar ediyor. Cografi açıdan kara operasyonlanna geçit ver- meyen bu dağ, hava saldınlanna karşı ise Doçka uçaksa\ 7 arlan, helikopter ve uçaklann motor ısı- lanna güdümlü Rus yapımı SA 7 (Strela) fuzele- nnin yanı sıra agır silahlarla korunuyor. Güven- lik bırimlerine göre bu dağ ve çevresindeki diğer PKK kamplannda 80 civannda SA 7 bulunuyor. PKK son 5 yılda aldığı ağır darbelerin ardından Kandil'i vazgeçemeyeceğı bir alan olarak kulla- nırken zaman zaman yabancı gazeteciler ve özel- likle de CIA elaemanlannı ağırlıyor. PIRAN$EHIR E OPERASYON... Türkiye'ninhuzurunu bozan Kandil, Türkve dün- ya kamuoyunun dikkatını son günlerde daha çok çekerken, buraya neden bir operasyon yapılmadı- ğı da tartışüıyor. Nükleer tesis çahşmalan nede- nıyle ABD'nın hedefinde bulunan tran'ın, PKK denetimindeki Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) mılitanlan bulunduğu gerekçesiyle Kan- dil ile Piranşehır arasmdaki yaylalan 27-28 Ma- yıs tarihlerinde bombaladığı, ancaketkin sonuç ah- namadığı bilinıyor. Türkiye'nin ise 1997'de Beyaz Dağı. Gare ve Harkurk bölgesinde yapılan Çekiç Harekâtı sıra- sında sınırlanna dayandığı Kandil'e girip girme- dıği tartışma konusu oluyor. ABD Büyükelçiliği Danışmanı John VV. Kunstadter, bir ay önce Çan- kaya Üniversitesi'ndeki bir panelde "Kandil'e çı- kamadıklan için bazılanınn hüsrana uğradjğını'' belirtırken şu sözleri kullanıyor: "Sanmm 1997'de sizin ordunuz da Kandil'e girmeye çaaşımşü ama başaramadL-" Aynı günlerde ABD'lı danışmana» yanıt veren Kara Kuvvetleri Komutaru Orgeneral Yaşar Büyakamt, o dönemde böyle bir teşebbüs olrnadıgını söylüyor. Geçen haftalarda Erciyes Üniversitesi'nde konuşan emekli Tümgeneral Osman Pamukoğ- hı'nun sözleri ise dikkat çekıyor. "Biz 1995'te oradaydık. Biz orada çelik çomak oynanz. Yeter ki o iradeyi göster, v^terkicesur oL" Kandil'in zirvesinden kan akmaya devam ediyor... Türkiye, artık ABD'den bu zırveyi vurmasını is- tiyor. Beklentiler, Irak'ta 150 bin kişilik ordusu ile 10 binkadardirenişçiyle mücadele edemeyen ABD'nin cesaret ve iradesinde kilitleniyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog