Bugünden 1930'a 5,408,922 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 9 HAZİRAN 2005 PERŞEMBE OIAYLAR VE GORUŞLER EVET / HAYIR OKTAY AKBAL Bir Masal Gibi! Altı yıl önce de yazmıştım. Çoğunuz belki oku- dunuz. Bir kez daha niye okuyalım, niye bir kez da- ha bildiklerimizi anımsayalım diyenleriniz olacak. Olsun, yinelemekte zarar yok. Aralık1961'de yeni bir dergiçıkmıştı: "Yön". 1960 devriminden bir yıl sonra Cumhuriyet ilkeleri ya- vaştan yavaştan yozlaştınlmayabaşlamıştı. "Yön" ilk sayısında yüzlerce imzalı bir bildirge yayımla- mıştı. Birçağnydı, uyanışa, yolun birçıkmazadoğ- ru gitmesini önlemeye... Ne istiyordu Yön bildirgesini imzalayanlar? Ad- ları bir bir incelerseniz, o günden bugüne kimlerin nereden nereye geldiğini, ama kimilerinin de ge- çen kırk dört yıl içinde devrimci kişiliğini yitirme- diği gibi, daha da sağlamlaştırdığını görürsünüz! Evet, 14 maddede toplanan istekler neydi? ön- ce toprak reformuydu. Köylünün toprağının sahi- bi olması. Ortaçağdan kalma bey, ağa, şeyh, te- feci takımının ortadan kaldırılması... Kısaca özetlesek mi, yüzlerce aydının imzaladı- ğı bildirgedeki temel hedefleri: Kıyılann yağmasınason verilecek... Herkes mes- lek sahibi olacak... Yeraltı servetlerimiz, madenle- rimizyabancılann elinden kurtarılacak... Büyüksa- nayi devlet eliyle kurulacak... Bankalar, sigortaşir- ketleri devletleştirilecek... Dış ticaret devletleştiri- lecek... Alım satım kooperatifleri geliştirilecek... Devletçi bir kalkınma politikası izlenecek... Insan ' sağlığı, ticaret konusu olmaktan çıkanlacak... Halk çocuklanna en geniş okuma olanağı sağlanacak. Ulusalcı bir eğitirn devrimi... En başta da istenen, 1961 Anayasası'nın insan onuruna, haysiyetine yaraşır bir yaşama düzeyi vegüvenliği sağlaması... Bütün irtica yuvalan ku- rutulacak... Eşit işe eşit ücret ilkesine dayanan bir personel devrimi yapılacak... Ülkenin dış ilişkileri, ulusal savunma stratejisine gföre yeniden düzen- lenecek... Dış politika ülkenin tam bağısızlığını sağ- lamaya yönelecek, her türlü bağımlı ilişkilere son verilecek... Aralık 1961 'de yayımlanan bu bildirge bir masal gibi bir şey miydi? Imzalara tek tek bakılırsa, bir de o imzacılann birçoğunun günümüzde hangi çizgide olduğu bilinirse!.. O günlerde llhan Selçuk ne diyordu bir yazısında: "Bu on dört maddede sıraJanan tedbirterin bi- rine bile hayır diyebilecek bir yurtsever düşüne- miyoruz." Kırk dört yıl geçmiş aradan... 1961 'de vazgeçil- mez özlemlerden r e kaldı? Bir teki bile yaşama ge- çirildi mi? Nerde! Gelipgeçen hükümetler, başba- kanlar, özellikle üç yıldır iktidarda bulunanlar, on dört maddenin hepsini tersyüz etmekte birbiriyle yarıştı! Anımsamak acı verir, kimi zaman! Ama unutmak çok daha korkunç, çok daha utanç vericidir... Bil- dirgenin son satıhan bugün için de birçağn... "Bütün yurtseverteri Atatürk geleneklerine uy- gun birkenetlenme içinde eylem beraberliğine ça- ğırıyoruz." 2005 yılındayızi Bugün bir bildirge yayımlama- ya kalkışsak bilmem kaç kişi gelir imzalar? ŞİŞLİ4. ASLtYE HUKUK HÂKİMLİĞl'NDEN Esas No: 2004 376 Davacı Osman Kaya vekili tarafından açılan gaıplık davasının yapılan duruşmasında, Davacı Osman Kaya vekili müvekkilinin kardeşi olan Fatma Kaya'nın 1979 yılı Kasırn ayı içınde bir akrabasına gezmeye gittiğini oradan eve dönmek üzere aynldığını, ancak eve dönmemiş olduğundan bahisle Fatma Kaya'nın gaiplıgine karar verilmesinı taleple dava etmiş oldu- ğundan. gaipliği istenen Fatma Kaya hakkında bilgi ve malumatı oîanlann bu ga-zetenin yayın tarihinden itibaren 6 ay içinde gerekli bilgi ve malumatlannın Şışlı 4. Asli'ye Hukuk Mahkemesı'nin 2004 376 esas sayıh dosyasma bilgi vermeleri hususu MK"nun 33/2. maddesi ve müteakip maddeleri eereöince ilan olunur. 02.06.2005 Basın: 26738 BÜYÜKÇEKMECE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'INDEN Esas No: 2003 32 Karar No: 2005 279 Davacı Fatma Aydın vekili Av. Fatma Karakaş tara- findan davalı Salih Aydın aleyhine mahkememize açı- lan boşanma davasının yapılan yargılaması sırasında, tüm aramalara rağmen bulunamayan davalı Salih Ay- dın'a duruşma gününün ilanen tebliğ edildiği, 16.05.2005 tarihinde taraflann boşanmalanna, tarafla- nn müşterek çocuJdan Can Aydın'ın velayetinin dava- cı anne Fatma Aydın'a verilmesine, her hafta pazar gûnlen ıle dini ve milli bayramların birinci günü sa- bah saat 08.00'<den akşam 20.00'ye kadar davalının küçükleri beraberinde alıp götünnek suretiyle şahsi ilişki tesisine. davacının feragatı nedeniyle maddi ve manevı tazminat, yoksulluk, iştirak nafakası talepleri- nin reddine. mahkeme masraflannın davacı ûzerinde bırakılmasına karar verilmiş olup, ilandan itibaren 7 gün sonra 15 giînlük temyiz süresinin başlayacağı hu- susu ilanen tebliğ olunur. ~03.06.2005 Basın.; 26805 Soykınm ve sol sabıkalı aydınlanmız Batı sömürgeciliğini ve Kızılderili katliamını, Afrika'da yapılan zulmü, Attila Hakan'ın belgeler ile kanıtladığı 1.5 milyonluk Cezayir soykınmını, hatta yurdun doğusundaki 30 bin can alan terörü görmezden gelip Türkiye karşıtı suçlamalan desteklemeye öncelik veriyorlardı. Onlardan birini Dikili'de sevgili arkadaşım Cevat Çapaırla birlikte şaşkınlıkla dinlemiştik. Prof. Dr. Coşkun ÖZDEMÎR A lev Soyhı "isıniile müsemma" ger- çekten soylu bir genç çocuktu. Müsküler Distrofi adlı bir hasta- lığı taşıyordu ve yaşamını teker- lekli sandalyede sürdürüyordu. Hareket yeteneği böylesine sınırlanmış bu gü- zel çocugun nasıl bu kadar çok şey bildıgine şa- şıp kalırdım. Bir gün sandalyesinin dibine otu- rup onu dikkatle dinlediğüni anımsıyorum. Ba- na 'VVounded Knee' olayını anlatmıştı. Ameri- kalıların Kızılderilileri nasıl yok ettiğıni, ilk kez bu detayla ondan dinlemiştinı; bundan 35 yıl ön- ce Boston'da. Ondan da eskı bir tarihte nişanlı- ma heyacanla okuduğum LaQuestion adlı J.Pa- ul Sartre'ın kıtabını armağan etmiştım. Sartre o kıtabında. Fransa'nın Cezayir'de yaptıklannı söz konusu ediyor ve ağır suçlamalar getiriyor- du. Onu De Gaulk e şikâyet ettıklerinde büyük asker "SartreFransa'dır,ondan şfltâyetedüemez* diyordu. DP zorbahğını geride bıraktıktan sonra 27 Mayıs devrimini izleyerek yurdumuzda yayın ya- şamında çarpıcı bir açılım gerçekleşmişti. Yön dergisı ufkumuzu açıyordu. Milli geliri, millı ge- lu" dağılımını, artıdeğeri, sömürüyü, kapitaliz- nıi, emperyalizmi ögrenıyorduk. Nâzım Hik- met'ı özgürce okumaya başlamıştık. Hayranlık duyduğumuz, öykündüğümüz, iz- lemek ıstediğimız; aklın, bilimin, uygarhğın simgesi saydığımız Batı ülkelerinin bir başka yü- zünü, sömürgeciliğini. bu uygarhğın insan sö- mürüsünü dışlamadığını artık ıyice anlıyorduk. Ingılizlenn Hindıstan'da yaptıklannı öğreniyor. Afrika'da Belçıka'nın, Hollanda'nın insanlık dışı davranışlarını okuyor, Abdi Ipekçi'nin Af- rika kitabından, Aziz Nesin' in yazılarından Lu- mumba'yı Kenyatta'yı tanıyorduk. Türkiye'de iktıdara gelen muhafazakâr sağcı iktidarlar, bü- yük Atatürk'ünbağımsızlıkçı, özgürlükçü, ulu- sal onura öncelik veren politikalannı yok edıp Batı'ya kayıtsız koşulsuz angaje oluyorlardı. Bir ara Amerika'nın baskılanndan bunalan Baş- bakan Inönü. "Yeni bir dünya kurutur ve Tür- Idye de oradaki yerini ahr" diye Kemalist bir çı- kış yapıyor ama ıktidan yıtınyordu. Kısa bir süre BMM'den Işçi Partisi'nin onurlu sesi yük- seliyor, ama umutlanmız kısa sürede sönüyor- du. Yine kısa bir süre Ecevit ile umutlanıyorduk ama.. göstermelık sandık demolaasisi daima dışa bağımlı muhafazakârlan iktidara getiriyor- du. Türkiye'de 12 Mart ve 12 Eylül ile bağım- sızlıkçı, özgürlükçü, emekten yana sol ağır dar- beler alıyor, bölünüyor, parçalanıyordu. Özlenen ve dışardan dayatılan, soldan yoksun bir demokrasi idi. Nihayet 90'da Sovyetler yı- kılıyor, dünya dengelen altüst oluyor, kapitaliz- rrun, büyük sermayenin mutlak egemenliği ger- çekleşiyordu. Ve yurdumuzda dağılan, bölünen sol cepheden ilginç. çok ileinç kişilikler ortaya çıkıyordu. Bu birikimli insanlar artık emeğe karşı sermaye çıkarlannı, emekçiyi ve ınsan onurunu yok eden küreselleşmeyi, neoliberaliz- mı savunuyor. Türkiye'ye karşı yöneltilen yıp- raücı kampanyalan ve dayatmalan destekliyor, Cumhuriyeti ve devrimleri küçümsüyordu. Onlar Batı sömürgeciliğini ve Kızılderili kat- liamını, Afrika'da yapılan zulmü, Attila Ha- kan'ın belgeler ile kanıtladığı 1.5 milyonluk Cezayir soykınmını, hatta yurdun doğusunda- ki 30 bm can alan terörü görmezden gelip Tür- kiye karşıtı suçlamalan desteklemeye öncelik ve- riyorlardı. Onlardan bırini Dikili'de sevgili ar- kadaşım CevatÇapan'la birlikte şaşkınlıkla din- lemiştik. Onlar bütün bunlan özgürlük, demok- rasi ve insan haklan adına yapıyorlar. Ama şe- riatçı örgütlenme, gelir dağıhmındaki adalet- sizük, yüzde onlan aşan işsizlik, yoksullulc, as- gari ücreti çok gören IMF'nin ve Dünya Ban- kası'nın dayatmalan, yasadışı Kuran kurslan- na gösterilen hoşgörü, Kıbns'ta ve Ege'de ye- diğimiz kazıklar, Dıyarbalor'ı başkent ilan eden- ler umurlannda olmuyordu. Bunlarda üısan hak- lanna aykrn bir şey yoktu. Bunlann hepsi res- mi göriişlerdı. Bilımsel görüşler onlann tekelin- deydi. Resmi görüş sahiplerine bilimsel toplan- tıda yer olamazdı. O yapamadıklan ve "Ama- cımızgerçekleşmiştir" diye andıklan toplantıya bu yüzden çağnlmadılar. Ama ille de Ermeni kathamı yapümışhr iddiasım sürdürebilmek için Atatürk'e, gitmediği Halep'te uydurma bir ko- nuşma atfetmekte bilimselliğe aykın bir şey görmüyorlardı. "Kuirtııluş Savaşı'nı bir halk hareketi oiarak tanımlamakmümkündeğildnf "Çerkez Ethem daha halkçı bir alternatif temsil ederdL" Ya da "1923-50 arasısağdiktatörlüktür-.şeldendeiçe- rik olarak da işçi düşmanıdır. sınıf düşmanıdu; aşın milliyetçidir" gibi ve; "yani Atarürk'ün kendisi deondan (Kenan Evren kastedilryor) çok farkh değildi; baa vurgu farklan \ar o kadar" gibi söylemler bilime ve gerçeğe uygundu. Ben sosyologlanmıza, tarihçilerimize, antro- pologlanmıza ve psikiyatrlanmıza bu yeni tip aydınlanmız hakkında bir tez çalışması yapma- lannı öneriyorum. Onlan çok daha iyı anlama- mız, çok daha iyi tanımamı?: gerekiyor. Cozdemir@superonline.com Edirne'de Yontular Korunsun... Prof. Dr. Ayla ERSOY T rakya Ümversitesi Senato- su'nun 12.6.2002 tanhlitop- lantısında alınan kararla Edirne Ikinci Bayezıd Külliyesi medrese kısmında Çağdaş Resim ve Heykel müzesı kunılması ça- hşmalannda sanat danışmanı ola- rak arkadaşlanm Prof. Dr. Basri Erdem. Prof. Ali Candaş ve Prof. Dr. İsmafl Ava üe birlikte görev- lendırüdığimizde duydugumuz onur ve heyecan, bugün yerini büyük bir hayal kınklığma bıraktı. 1-7 Eylül 2002 tarihleri arasında Edir- ne'de birresim sempozyumudüzen- leyerek başladığımız çalışmalar, 22 Eylül 2002 günü Trakya Üni- versitesi'nin kuruluşunun 20. yılı kutlama programına yetiştirilerek müzenin açılışı. üniversitenin açı- lışıyla birlikte yapıldı ve halkm zi- yaretıne açıldı. Avnıpa'ya geçiş kapısı olan, Osmanlı eserleriyle dolu bu tarihsel kentte Çağdaş Re- sim ve Heykel Müzesi'nin kurul- masınm anlamı da çok farkhdır. Aynca 2003 yüı Eylül ayı için- de Trakya Üniversitesi'nin sanata ve kültüre çok önem veren, o dö- nemdeki rektörü Sayın Prof. Dr. Osman İncinın önderliğinde, Ulus- lararası I. Ühan Koman Taş Hey- kel Sempozyumu'nu düzenledik. Çağdaş heykel sanatımızda çok önemli bir yeri olan Edirne, Ühan Koman adına düzenlenen bu sem- pozyuma, taş çalışan önemli hey- keltıraşlar çağnldı. Amerika, Gür- cistan, Bulgaristan, Fransa, Japon- ya'dan gelen sanatçılann yaru sıra Türk heykelöraşlar da bir ay bo- yunca çalışarak, her bin (kendi üs- lubunda) özgün eserler yarattılar. Maddi değerlen çok daha fazla olan bu eserlere, Trakya Üniversitesi Vakfi sembohk olarak her biri için telif ücreti ödedi. Sanatçılarla üni- versıte arasında, her iki tarafı da bağlayan anlaşmalaryapılarak hey- kellerin Karaağaç yerİeşkesinde Lo- zan Anıtı'nın arkasındaki alanda bir açık ha\3 heykel parkı oluşturul- masuıın ilk ürünleri olarak bir ara- da sergilenmesi ve çevre düzenle- mesinin yapümasına karar verildi. Bu, ileride oluşturulacak heykel müzesinin ilk çekirdeğini teşkü ede- cekti. Gelecek yıllarda da benzer etkinliklerle heykellerin sayısı art- trnlacaktı. Bu yüzden üniversite- nin, Edirne'nin içinde olduğu gibi, Tekirdağ, Çorlu ve Kırklareli ilçe- lerindeki yerleşkelere de heykeller dağıtılmay arak bir arada korunma- ya çalışıldı. Trakya Üniversitesi o günlerde bilimsel çahşmalannın ya- nı sua sanat korumacılığı, müzecı- lik, arkeolojik araştırmalarla eğitı- mini zenginleştirmekte, üniversite- ye olduğu kadar, bu amtkentevehal- kma da ayncahk ve saygınhk kazan- dmnaktaydı. Güzel Sanatlar Fakültesi kurul- ma aşamasmda olan bir süreçte, Çağdaş Resim ve Heykel Müze- si'nin ve heykellerin konınması gerekirken aradan henüz iki yıl geç- meden yapılan bütün güzel işler bozulmaya başlamış, resim ve hey- kellerle ilgili taruşmalar gündeme gekniştir. 120 resim, baskrresim ve hey- kehn hemen hepsi profesyonel sa- natçılann duyarlı yaklaşımlanyla bir tek kuruş ödenmeden özveriy- le kurulan müzede, önce resimler- den bazılanna zarar verilmesiyle başlayan olumsuzluklar, müzeye sanatçılıklan tartışılır olan bazı amatör ressamlann işleri alınarak bizim düzenlediğimiz resimlerin yerine koranası ve müzede bulun- ması gerekenlerin kaldrnlmasıyla devam etmiş; korumasız, sahipsiz, başıboş birortamyaratüarakbiz da- nışmanlan ve eserlerini bağışlayan sanatçılan derinden üzmüştür. Bu durum yetmiyormuş gibi, şimdi de Trakya Üniversitesi kendine ait heykelleri dağıtmaya, bir kısmmı belediyeye vermeye kalkıyormuş. Sanatçılarla yapılan anlaşmalara göre, üniversite bu eserleri kimse- ye veremez ve satamaz. Bu olum- suzluklann ilk işaretlerini 5 Ağus- tos 2004 günü rektörlük devir-tes- lrm töreninde hissetmiştik. Sayın Prof. Dr. Osman Inci, bizleri yeni rektöre üniversitenin sanat danış- manlan olarak tanıttığmda, Sayın Rektör eümizi sıkmak lütftında bi- le bulunmamıştı. O zaman çok ya- dırgamışnk, ama şimdi nedenleri- ni daha açık ve net anlayabiliyoruz. Bu heykeller, günümüz Türkçe- siyle bu yontular Trakya Üniversi- tesi'nin malıdır. Günümüzün ünlü heykeltıraşlan dünyanın dört bir köşesinden gelerek bu eserleri üni- versite için yapmışlardır. Beğen- seler de beğenmeseler de her biri özgün yarahlar olarak paha biçil- mez değerdedir. Aynca yapılanlar Avnıpa'da ve îsveç'te çok sayıda eseri cadde ve meydanlan süsleyen, müzelerde yer alan, Edirneh olan ve uluslararası üne sahip heykel sanatçımız Ûhan KDman'a da say- gısızlıktır. Kültür ve sanat adına birçok kışının bilgi, emek ve dene- yimleriyle yapıp ortaya koyduğu bu güzeüikleri neden bozmaya uğ- raşu-lar, geliştirip çoğalrmak, yay- gınlaşnrma varken... Anlamak zor. Oysa bir ulusun en önemli uygar- lık göstergesi sanatıdır. EğerEdirne Beledıyesi kenri çağ- daş yontularla donatmak istiyorsa üniversitenin yontu parkına talip olmakyerine, ILtlıan KomanUlus- lararası Heykel Sempozyumu'nu düzenleyerek, başlatılmış olan ça- hşmalan devam ettirip geleneksel- leştirebiür, hem de kenri çağdaş yontularla donatarak modern bır görünüm sağlayabürr. Yaşamlannı sanata, kültüre ve eğitime adamış olan bizlerden katkı ve yardım is- terlerse tüm içtenliğimizle birikım ve derıeyirnlerirnizi pav'laşmaya ha- zınz. Yeter kı yapüaniara sahip çı- kılsuı, bozulup dağıhnasm. Sanki Masal Kahramanıydı... Erdal ATICI Egitimci- Yazar gaz, bilinen adıyla; "Eşek- B Kütüphaneci" O da tüm kahramanlargibi, arkasın-B ugünden geleceğe anlatılacak sanki bir masal kahra- manıdır Mustafa Güzel- da aydınlık izler bıraka- • • • Kent State Universitesi Istanbul Uygulama Okulu KENT STATE Egıtım kımlıgımız, globalizmin pasaportudur. Cumhuriyetimizin 100. yüında, 2023 yılının dünyadaki lider kadrolarıru yetiştirm.ektir. Ulusal değerlerimizle ve Kent State Üniversitesi OHIO - USA'nm bize sunacağı akademik bilgi birikimi ve teknoloji desteğiyle, çok dilli, çok kültürlü, Constructivist bir ortamda geleceğimizi aydınlık yaranlara taşımayı hedeflemekteyiz. 'Türkçe, İngilizce ve İspanyolca eğitim verecek Anaokulumuz ve İlköğretim okulumuz 1., 2.ve 3. sıraf öğrencilerine Kent State Üniversitesi özel BURS.t iv e r i l e c e k Son başvuru tarihi 9 Haziran 2005 Saat 17.00'dir. KENTİ3TATE :U N I V B R S I T Y maiWker.tkoleji.con, rnait#kentrutekol«ii.com Bilgi ve kayıt kabul için: Lütfi Kırdar Sokak No:4 Kazlıçeşme / İst. (Abdi İpekçi Spor Salonu yaru) Tel: 0212 547 80 48 (pbx) rak sonsuzluğa ulaştı (18 Şubat 2005). Mustafa Bey, içindeki kitap sevgisi ve aydınlan- ma ateşiyle 1944 yılında Ürgüp Tahsin Ağa Kütüp- hanesi 'ne memur oldu. fik olarak kütüphanenin alt kahnda çürümeye terk e- dilmiş el yazması kitapla- n kurtardı. Kitaplığa yeni kitaplar kazandırmak için tstanbul, Ankara ve çevre illerde yaşayan tanıdıkla- nna mektup yazarak kitap istedi. Kendisi de Istanbul'a gelerek Cumhuriyet gaze- tesinden ve büyük yayı- nevlerinden çuvaliar do- lusu kitap topladı. Bu çabalar sonunda, Ür- güp Merkez Kitaplığı'nda 22.000, dokuz köy kitap- hğrnda 23.000 olmak üze- re 45.000 kitap toplandı. Bu sayı yıllar içinde hızla arttı... Güzelgöz'ün asıl haya- li. *insanınkitabaulaşma- sını beklemek yerine, ki- tabı ûısanlara ulaşarmak- ü". Kütüphane memuru- nun işinin yalmzca kitap bekçiİiği yapmak ohnadı- ğrnı düşünen Mustafa Bey, kitap1an halkın ayağına götürmek için harekete geçti. Gezici kütüphanecilik için araç yoktu, beş eşek ve üç katır satın aldı, yap- tırdığı sandıkların içine doldurduğukitaplan eşek- lere, katırlara yükledi ve köy yollanna düştü. "Kö- ye idtaphkaçmak,çöleçeş- me götürmek gjbidir" di- yordu. On beş günde bir ki- tapla vanyordu köylere. AşıkGarip'ler, Karaca- oğlanlar. Battal Gazi'ler götürüyordu önceleri. Son- ralan köylülere Tolsto>'"la- n, Balzac'lan, Dostoyevs- ki'leri okuttu... Kısa sürede kitap aydın- lığı Ürgüp'ü ve çevre köy- leri ışıtmaya başladı, kav- galar, adam yaralamalar, lazkaçırmalarazaldı. Üzü- mü işlemek için şarap fab- rikası açıldı. Kooperatif kuruldu... 1957 yıhndan sonra Türk basınında "Eşekli Kütüphaneci" hakkında yazılar çıkmaya başladı. Kültür Bakanlığı o za- man bu sistemi destekle- di. Eşekli Kütüphanecüik yurtdışmda da ilgi uyan- drrdı. Ürgüp Eşekli Kütüpha- necilik sistemini incele- meye gelen yabancı he- yetleroldu... Amerikan Banş Gönül- lüleri Derneği, "Halkma gönüllü olarak hizmet eden bir kahraman" ya- nşması açtı ve Türkiye Eşekli Kütüphaneci'yi aday gösterdı (1960). Mustafa Bey, yanşmada Italyan, Ispanyol rakiple- riyle fınale kaldı... Amerikalılar Mustafa Güzelgöz'e birincilik ödü- lü verdi. Bir de cip arma- ğan ettiler... Masalımız burada biti- yor ama ne yazık ki sonu mutlu bitmıyor... Bir gün Aİıkara'dan bir müfettiş geldi, "vaktini- zin çoğunu göreviniz obna- yan işlere ayırarak asıl gö- revinizi aksartığınız" suçlamasına savunma yaz- masını istedi. Bu olaya çok üzülen Eşekli Kütüphane- ci emekliliğini istedi. Bir- kaç bin olarak devraldığı kitap sayısım 200 bine çı- kartarak, Ürgüp ve çevre- sine ışık götürerek emek- li oldu. Işıklar içinde yatsın. PENCERE Dış Destekli Sivil DarbeL Dünyada bir eşinin daha bulunacağını sanmıyo- rum, bir parti, kayıtlı seçmenin 4'te 1 'i, seçime ka- tılanların da 3'te 1 'inin oylanyla parlamentonun 3'te 2'sini ele geçirebilir mi?.. Neden bu sonuç ortaya çıkb?.. Türkiye'de Kürtçü bir partinin Meclis'e girmesi- ni engellemek isteyen güçlerin ağır basmasıyla hazırlanan seçim düzeni, ülkeyi dinci birpartiyetes- lim etti... Ancak bu sonucun demokrasiye uygun olduğu- nu hiç kimse söyleyemez!.. • Dincilikle Kürtçülük korkusunun devlet odakla- nnda sarmaş dolaş kucaklaşan mantığının kimi za- man en olmadık açmazlara yol açtığı bir gerçek!.. Dış egemen güç, bu zayıflığı değerlendirmekte nrsatı kaçınrmı?.. Türkiye'yi ekonomide IMF'ye bağımlı bir ülke durumuna düşürenler bu yolda fırsatı kaçırmamış, ülkeye bir deli gömleğini giydirmişlerdin kıpırda- nacak halimizin olmadığını ileri sürenler ağırlıkta- dır; sırtımıza binmiş borç yükünün yıllık faizini öde- meyi başan sayıyoruz... Bu başannın kahramanı kim?.. • Ecevit, Kemal Derviş'i 'Üçlü Koalisyon'un (DSP-ANAP-MHP) Başbakanı iken -bir tavsiye üzerine- çağırdı; Dünya Bankası'ndan gelen yeni bakana ekonomi teslim edildi; IMF'nin programı yürümeye başladı. Ve tam kıvamı gelince Derviş bir açıklama yaptı: - Ekonomide dengeler kuruldu, siyasette de kunılması gerek!.. Emir büyük yerden (ABD) geliyor; üçlü koalis- yon bir anda kundaklanıyordu... Ortalık birbirine girdi. • Derviş'in zamanlaması ilginçti!.. ABD Irak'a el koyacaktı, bu yolda Türkiye'yi kul- lanmak istiyordu; ama, yaptığı girişimler Ecevit engeline çarpıyordu; MHP de ikinci bir engeldi... Üçlü koalisyonu tasfîye etmekten başka çare yok- tu; ABD'ye Irak operasyonu için tam destek vere- cek bir iktidara gerek vardı. Yapılan yoklamalar AKP'nin -ki yeni kurulmuştu- sandıktan çıkabile- ceğini gösteriyordu. AKP'ye karşı Istanbul sermayesinin destekleye- bileceği yeni bir parti (Cem-Hüsamettin Özkan- Derviş) girişimi ile ortalık biraz kanştı; ama, her ne- dense bu girişim de Kemal Derviş tarafından bek- lenmedik bir biçimde kundaklandı. CHP'nin konumu belliydi.. AKP'nin yolu açıldı. Kayıtlı seçmenin yüzde 25'inin oylanyla AKP Meclis'in yüzde 65'ini ele geçirdi. Operasyon tamamdı. • Olaylan üst üste ve yan yana koyduğumuz za- man Derviş'in rolü de açık seçik ortaya çıkıyor... Ya ABD'nin durumu?.. Ukrayna, Gürcistan vb. ülkelerde yaşananlar Türkiye'dekine hem benziyor hem de farklı... Neden farklı?.. Çünkü Türkiye'de dış destekli bir operasyonla 'seçim sath-ı maili'nöe iktidan ele geçiren AKP, adı üstünde 'takıyyecı'dir, Amerikan desteğiyle 'llım- lı Islam Devleti Modeli'ni ülkeye oturttuğu zaman, Atatürk devrimine ve laik Cumhuriyete en büyük darbeyi vurmuş olacaktır. • Aydınlanma'ya ve uygarlığa karşı dış destekli bir sivil darbe karşısındayız... Yaşadığımız olayı çağdaş demokrasiyle birbiri- ne kanştırmak için ya kasıtlı ya da cüheladan ol- mak gerekir. Bu sivil darbe Meclis'i ele geçirmiştir, Çankaya'da Sayın Sezer'in yerine kendi adamını oturttuğu gün tam başanya ulaşacaktır... Ulaşacak mıdır?.. %#m?f"* ANTALYA CUMOK AYDINLANMA KAHVALTISINA ÇAĞIRIYOR: Nâzım Usta'yı, Hasan Hüseyin'in dizeieriyle "Haziranda Öimek Zor" diyerek anacağız. Şiirie, sözle, sazla, türfcülerie... Yener ORUÇ arkadaşımız "Şu Çılgırı Türider' kitabını tanıtacak bize. bir anlamda da bizi bize tanıtacak. Sazı sözû, her türlü katkılanyla ve hep ofduğu gibi görüş ve eleştirileriyle tüm Cumok'lan kuşluk kahvaltısına bekliyoruz. 12 Haziran 2005 Pazar günü saat 10.00'da AKDENİZ ÇİÇEK PASAJI'nda. Saflann sıkı ve geçilmez olması için: Sen gelmezsen bir eksiğiz! Adres: Kale içi girişi, Uzun Çarşı Sokak No:24-26 Tel: 243 43 03-242 32 15 Kahvaltı ederi: 7.50 YTL Iletişim-Bilgi: Hicran KARABUDAK 247 67 17 - 243 4717 - 0532 325 05 63 - Akşam:243 00 80 hicranO7@9mail.com - hiaankafabudak@hotmail.com hicranO7@ttnet.net.tr
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog