Bugünden 1930'a 5,418,658 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

9 HAZİRAN 2005 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA 17 Datça Datça Öğretmen Evi'nde iş başvuru formu dolduranlardan neden AKP'ye üye olmalan isleniyor; işe girmenin yolu iktidar partisine üye olmaktan mı geçiyor? Betrtronik posta: defrizsotn9cumhjriy8tconi.tr www.cteitizsom.com Tel: 0.212312 05 05 Faks: 0.212.512 44 97 - Gül, ABD'ye yeni bir sayfa önermiş... "Defter dürülûyor galiba!" 3 öcalan dışanda ^ yargılanmak | istemiş. *» Bekaa uygun mu? Ruhban llmay Teker: "Yasaya aykın kurs ve okullara getirilen af, pardon ceza indirimi, sakın Heybeliada Ruhban Okulu'nu yeniden açtırabilmek için yapılmış olmasın!" Sentez Akif Kökçe: "Bir zamanlar; Islamiyet ruliumuz, Türklük bedenimizdir diyen Türk-lslam sentezinde gelinen son nokta; AB ruhurnuz, ABD bedenimizdir!" ANTALYA Kemer'de Tekirova'nın arkasına düşen dağlara bakın. Toroslar'ın Akdeniz'e uzanan bu bölümünde en yüksekte bir dağ göreceksiniz. Burası Tahtalı dağıdır. Tahtalı'nın da zirvesine bakın... Işte burası... Zirvede 600 bin metrekarelik bir alan Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yabancı sermayeli bir şirkete 29 yıllığına tahsis ediliyor. Oysa bu bölge Beydağları Ulusal Parkı içinde... Milli ve manevi değerlere önem verenlerin anlayacağı dilde; Milli Park! Milli Park'ın çok önemli "maddi" değerleri de var. örneğin, Tahtalı dağında 800'den fazla bitki türü bulunuyor ve bunlardan 25'i endemik tür. Yani, dünyanın başka bir bölgesinde olmayan; sadece burada yetişen bitki türleri. Ayrıca; bir turizm bölgesi olan Tekirova'nın yeraltı su kaynakları da Tahtalı dağından besleniyor. Çevre ve Orman Bakanlığı, Beydağlan Ulusal Parkı içinde TahtalıTahtalı dağının zirvesini yabancı bir şirkete tahsis ederken imar planında yapılan bir değişikliğe dayanıyor. Tahsisi alan şirket de 2 bin 350 metre yüksekliğe bir teleferik hattı inşa etmek ve Tahtalı'da kayak pisti yapmak üzere kolları sıvıyor. Bunun üzerine Toroslar Doğa Sporlan Kulübü Demeği, Tabiatı Koruma Derneği Antalya Şubesi, Orman Mühendisleri Odası Antalya Şubesi ve Antalya Barosu Başkanlığı dava açıyor. Danıştay 6. Dairesi yürütmeyi durdurma kararı veriyor. İmar planı değişikliği yapan Bayındırlık ve Iskân Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı karara itiraz ediyor; Danıştay Dava Daireleri Kurulu itirazı oybirliğiyle reddediyor. Tahtalı dağı kurtuluyor... Sanıyorsanız yanılıyorsunuz... Şirket, elinde Çevre Etki Değerlendirme raporu bile olmadığı halde Tahtalı dağında inşaata başlıyor ve mahkeme karanna karşın çalışmalarını sürdürüyor! Davayı kazanan kuruluşlar şöyle diyor: "Genelde ekolojik sistemin bozulması, özelde ise Antalya kentine gelecek her olumsuzluğun bedeli, geri döndürülemeyecek biçimde burada yaşayan herkes tarafından ödenecektir. Milli parklar sadece ülkemizde değil dünyada da özenle korunan, nadir güzellikte eşsiz doğal alanlardır. Insan soyunun ve doğal hayatın devamının garantisi, ekosistemin zarar görmemiş olmasına bağlıdır. Mahkeme karanna rağmen halen dağda faaliyetlerin devam etmesi suçtur. Bu konuda Tekirova Belediyesi'nin de duyarlılık göstermesi ve bu faaliyetleri durdurması gerekmektedir." Ne var ki "imam" bildiğini okuyor! SESSÎZSEDASIZÇ.) MAUKEMESl \N\ Kıpmra saçlı kadının yüzü bir perde BU kez "Gülün ölüm Yüzyılı'nı yazmış Hikmet Çetinkaya... Günizi Yayıncılık'tan çıkan kitabın kapağında kırmızı saçlı bir kadın, yüzünün yansını perde gibi açmış... Kitabın sayfalannı açınca: "Ispanyol şair Jorge Guill'in yaşamöyküsünü öğrenmeye çalışıyordum o akşam. Güvenli bir umudu, göğün bağnndaki şafakta yakalamaya çalışan Jorge'nin bir kadına olan aşkını birkaç kez okudum. Sonra Arjantinli şair Luis Borges'in fırtınalı yaşamını düşündüm. Serin bir eylül akşamındaydım. Iki şairin öyküleri beni, Rus şair Marina Tsvetayeva'nın 'Arduvaz tahtalanna yazıyorum adını' dizelerinde buluşturdu. Üç şairden bir öykü çıktı ortaya. Gülün ölüm yüzyılıydı, arduvaz tahtalara yazılan bir isim Rusya'dan Ispanya'ya gidiyor, Arjantin'de Borges'le buluşturuyordu. Nehirierin ve denizlerin kumunda, asıriık ağaçlann kalın gövdelerinde bir kadının ruhu dolaşıyordu." Kırmızı saçlı bir kadın. Yeşil gözlü. Parmağının ucuyla yüzünün yansını bir perde gibi açmış; perdenin ardında kalanlan Hikmet Çetinkaya yazmış. Yüksek Yerilim Hattı erdincutku ; yahoo.com Hayatınızdaki kadınlar değil, "kadınınızdaki hayat" önemli! Aydın ve STK'lerîn Sorumlulugu Üzerine DENtZ RANOĞLU Ülkemizde, (ne yazık ki eksik olmayan) kimi olumsuz gelişme- ler karşısında aydınlanmızın za- man zaman anlamlı bir dayantş- ma ve birliktelik içinde seslerini çıkardıklanna tanık oluyoruz. Bu sesleniş, genelde ya basın top- lantısı ya da yine bir basın duyu- rusunun attına çok sayıda imza toplamak gibi etkinlikler biçimin- de oluyor. Demokratik toplumlarda böy- lesi çıkışlar hiç kuşkusuz son de- rece gereklidir, mutiaka da olma- lıdır. Ne ki burada soaılması, irde- lenmesi gereken, böylesi tepkiler yeterii midir, yerinde, zamanında mı olmaktadır? Hangi türden top- lumsal olaylarda böylesi tepkiler ortaya çikmaktadır? Böylesi çı- kışlar toplumun beklentisine ce- vap vermekte midir? Ya da top- lum daha fazlasını mı talep et- mektedir? Aslında Türkiye'de, hemen her gün tepki verilmesi gereken olay- lar olmaktadır; halkımızı, toplu- mumuzu, ülkenin şu anda içinde bulunduğu durumu hatta gelece- ğini ciddi biçimde değiştirmeye yönelik uygulamalar peş peşe sı- ralanmaktadır... da.. neden aydı- nımız ve sivil toplum kuruluşlan- mız (bu konuda duyarlı olan ve zaman zaman tepkisini ortaya koyan kimi kuruluşlar dışında) seslerini duyurmak istediklerinde hep bir ve aynı noktaya odaklan- maktadır? Benim merak ettiğim ve irdelemek istediğim işte tam da budur? Evet Orhan Pa- muk'un bir kitabının bölge kay- makamı tarafından boykot edile- rek toplattınlmak istenmesine tepki gösterilme4idir... Evet Mer- sin'de ve diğer illerimizde toplum duyariılığını, kışkırtıcı, bölücü amaçlara kullananlara karşı aynı duyariılıklayanıt verilmeli, uyanda bulunulmalıdır... Amaaa insan haJdannı, demokratikleşmeyi, öz- gürtükleri saJt kendi pencerelerin- den gözlemleyen aydınlanmız ve kimi sivil toplum kuruluşlanmız acaba iktidann AB uyutmalan ile Türkiye'yi birborç batağına batı- rarak, adeta dış ülkelerin çağdaş sömürgesi durumuna getiren, eğitimi, bilimi, ticareti dinselleşti- ren politikalanna neden ses çı- karmamaktadırlar? Merak ediyorum... Tepki ve imza toplamak acaba sadece kitap toplattınldığı ya da bayrak yakılma olayında olduğu gibi kimi kışkırtmalann patlak ver- diği zamanlarda mı olmalıdır? Neden, burası "Türkiye Cum- huriyetidir", ülkemizi ılımlı Islam cumhuriyeti yapma sevdasına karşıyız diye kimi sivil toplum ku- ruluşlan ayaklanmaz?.. ömeğin neden Isviçre'nin, Türk Tarih Ku- rumu Başkanı Yusuf Halaçoğ- fcı'nun yaptığı bir konuşma nede- niyle hakkında soruşturma açıl- rnasına yazılı imzalı tepki göster- rnezler? ömeğin AB komiserieri- nin Türkiye'yi teftişe gelip kimi di- rektiflere dışardan yönetmeye kalkışmalanna, basında hep brldi- ğimiz iki elin belki on parmağını geçmeyen yazannın dışında, ay- dınlar ve kimi sivil toplum kuruluş- Lan ses çıkarmaz? Demokratikleşme, özgürlük hep türban, etnik aynlıkçılan kış- kırtanlar için geçerlidirde, ülkem insanını kucaklayan, tüm ülkem insanının refahını isteyenlere de- ğildir? Geçen ay, Kadın Kuruluşlan Birliği'nin Ulusal Egemenlik pa- nelinde konusan bir öğretim gö- revlisi yazar arkadaşımız, Türki- ye'nin küreselleşmeyle birlikte gelen değişimlerin sancılannı çektiğini itiraf ederken, bu geliş- me karşısında, halkın TVIerde ya- yımlanan uyutucu programlar ne- deniyle duyarsız kalmasını sorgu- lamış.ardındanda.. "Herşeyiay- dından beklemek doğru değil, aydın da insan, herkes gibi eğ- lenmek, gezmek, dinlenmek is- ter" gibisinden bir saptama yap- mış, sonra da STK'lerin "sadece kuruluş amacına yönelik eylem ve çalışmalaryapmakla yükümlü ve sorumlu" olduğuna değinmiş- ti... Başka bir deyişle, ömeğin adında "kadın" sözü geçiyorsa o demek ya da STK sadece o ko- nuyaeğilmeliydi.. Soımak gerek- mez mi?.. Peki halk hangi kay- naktan bilgilenecek, uyanlacak ya da duyarlı kılınacak? Onu bilinç- lendirecek, uyaracak medyamı- zın hali pür melali ortada... Eğiti- mimiz ortada.. Aydınlara bel bağ- lamayalım!.. STK'ler sadece ken- di işleriyle uğraşsınlar... Sonra da işin en kolayı, halkı suçlayalım!.. Nerede kaldı "aydın sorumlu- luğu"?.. Galiba STK'lerin tanımı- nı yapamadığımız gibi, aydının ta- nımını da yapamadık. Benim bil- diğim "aydın", yaşadığı topluma duyarlı olup üzerine ayak bastğı, yurdum diyebildiği ülkesinin her sorununu paylaştığı gibi, gelece- ğini tehdit altında gördüğü anda, "Benim işim, benim sorunum değil" demeyip tek yürek hare- kete geçen kişidir... Bu nedenledir ki, bugün ülke- mizde, hiçbir aydının ve de sivil toplum kuruluşunun "bu benim çalışma alanıma girmiyordeme" lüksü yoktur, olmamalıdır!.. Sağ- lıklı, çağdaş, uygar, sadece türba- na ve kültürel özgüriüklere değil, ama insan gibi yaşama olanakla- nnın yaratılmasını savunan insan haklannın gerçekleştirildiği bir Türkiye istiyorsak eğer... 0 zaman ülkenin A'dan Z'ye her sorununa duyarlı olmakzorundayız. Bizler... Aydınlanmız.ve de STK'ler... Bu arada, aynı akademisyen arkadaşımız, "bayrağın, Istiklal Marşı'nın, Atatürkçülüğûn" altı boş söylemler olduğuna değine- rek bunlar doldurulmadıkça bir yere varamayız gibisinden bir söz etti... Oysa... Mustafa Kemal'in ekonomiden bağımsızlığa, ulu- sallıktan vergi adaletine, sanattan kültüre, eğitime.. insan haklann- dan özgürlüklere vanncaya kadar hemen her konudaki söylem ve eylemleri dün olduğu kadar, kü- reselleşen dünyamızda bugün de aynen geçerliliğini korumaktadır. bayrak, Istiklal Marşı ve Atatürk- çülük Cumhuriyetimizin simgele- ridir, altı dolu kavramlardır. Tabii bu doluluğu görebilenler.. görmek isteyenler ve gösterebilen eğrtici- leriçin... denizban(« superonline com KÎM KİME DUM DUMA BEHÎÇAK behicakı turk.net ÇtZGtLlK KÂMtL MASARACI kamilmasaraci n mynet.com r t \ f f <$£ I J r V l J " ' ' " —• ^ t 1 * 1 •N ) 1 - ' * + " *s 1 X \ \ \ X ~ "~ ^ • i § t \ * % , t » r HARBt SEMİHPOROY semihporoydiyahoo.com rv.^ ( l vU HAYAT EPtK TtYATROSU MUSTAFA BILGÎN hayatepikcmynet.com VAV BEL. B/tSKAN NASIL OTURURSA OTURSUN BİZİMKİ OE ALTTA KALN&VO ı VALLA! J \ ı TARİHTE BUGUN MÜMTAZARIKAN 9 Haziran ımctc.mıuntaz-arikan. com COLB PORTER DOĞOU.. 1833 'TB SUGÜM, Ü/yt-Ü AME/Zİt£ALt fASKt 1/E Müzf/c4L sesrvc/s/' COLE poer&e £<oi. POĞMÇT £G SG A£P£ S££ çr£fi/ s MrNİ AGrr/eMfŞTf. Atoe&K/fYA PÖME&EtC MÜ- zi*M- gE£TEt£Mey£ tao^ ü YÜK SAŞAGf &4ZAA/MfŞr/. /ÇT£, J "CAN CAM DÜZ ÇİZGİ ÜMİTZtLELİ Kirli Ruhlar! - Türkiye, 2 yıldan fazla bir zamandır sabırla bekli- yor. Ancak İrak'taki Amerikan güçlerinin PKK'ye kar- şı aktif eyleme geçmemesi düşündürücüdür. Bu sözler kime ait? Genelkurmay 2. Başkanı Orge- neral llker Başbuğ'a... - Teröristleri öldürmek tek başına çözüm değil. Iş- sizliği önlemek, eğitim ve refahı arttırmak gerek!.. Peki, bu sözler kimin? ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral Peter Pace'in... ABD'li orgene- ral, Türk-Amerikan ilişkilerini kankoca ilişkisine ben- zetip bazı anlaşmazlıklann yaşanabileceğine işaret ediyor ve "2005'te PKK'ye karşı bir eylem olabilir mi" sorusuna da şu yanıtı veriyor: - Hiçbir askeri eylem konusunda takvim veril- mesi söz konusu değildiri Pace, Orgenera! Başbuğ'un gözlerinin içine baka- rak bu utanmazca sözleri ederken, VVashington'ın bir başka yerinde Amerikan Dışişleri Bakanı Condole- ezza Rice, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün "Her gün şehit veriyoruz" sızlanmasına karşılık şu güven- ceyi veriyor: - Sizi temin ederim, kesinlikle Irak smınndan sızma olmayacak. Kuzey İrak'taki Kürtler de bu konuda çok karaıiı... Rice, "Çok kararlılar" dediği Kürt gruplann, yani Talabani ve Barzani'nin, Kürt pariamentosunun açı- lış törenine katılan Murat Bozlak, Ahmet Türk, Sır- n Sakık ve Feridun Yazar'a, PKK'ye karşı askeri operasyona girişmeyecekleri yolunda "gûvence" verdiklerini bilmiyor olabilir mi? - Hadi canım sen de! ABD başkentinde aynı saatlerde Türk Genelkur- mayı'nın iki numaralı ismine küstahça "Eylem yok", AKP'nin iki numaralı ismine ise açıkça yalan söyleye- rek "Sızma olmayacak" diyebilen kafa, o verilen "gü- venceleri" bile bizzat organize etmiştir, hiç kuşkunuz olmasın! • • • Peki, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı, en ya- şamsal sorunumuzda, son 15 günde 18 evladımızı şe- hit verdiğimiz PKK terörü konusunda "stratejik orta- ğımz!" resmen "Eytemyofr" derken, Başkan Bush'un ayağına niçin gidiyor? Gitmek zorunda da ondan! Son iki ay içinde Bush'tan 30 dakikalık randevu koparabilmek için han- gi rüşvetlerin verildiğini anımsayalım: - Filistin'de, "Soykınm yapto" dediği Israil'in ayağına gidip bir de mifyar dolarlık askeri ihale rûşveti vermedimi? Içeriğini sırgibi sakladığı In- cirlik Anlaşması'nı imzalayıp üssü (ve kim bilir başka hangilerini) "sınırsız" şekilde ABD'nin kontrolüne terk etmedi mi? Şimdi de tüm "verilenlerin" üstüne bizzat, yüz yü- ze "bağlılık yemini" edilecek! ABD yönetiminin hoş- landığı "gazeteciler" içinde ayn bir yere sahip olan MehmetAli Birand, günlerdir, Amerikan yönetiminin AKP'yi tartacağını, "vıdı vıdı yapmak yerine iş yap- ması gerektiğini" öğütleyeceğini ve Türklerin tekrar ABD'yi sevmesi gerekliliğini anlatacağını yazıp duru- yori Birand, dün Posta'daki yazısında ise iktidan ye- rinden hoplatacak bir başlıkla ses'lendi VVashing- ton'dan: - ABD, AKP'yi silmek üzere! Şu işe bakın, Tayyip Bey "ne istendiyse verme- nin" rahatlığıyla Bush'un kapısını çalmaya hazırianır- ken Birand nelersöylüyor? Peki, niçin silmek üzerey- miş? Çünkü ABD politikalan üzerinde büyük etkisi olan Yeni Muhafazakâriar büyük bir hayal kınklığı için- deymiş. Başlangıçta büyük ümitlerie kucakladıklan AKP, özellikle Iran ve Suriye konusunda gereken des- teği vermeyerek bu çevreleri çileden çıkarmış... Tay- yip Bey, Beyaz Saray'a gereken güvenceleri vermez- se AKP'yi listeden silmeyi açıkça konuşuyoriaımış! Artık "gereken güvenceler" nedir, onu bulmak da sizin zekânıza kalmış! Aynca kısa sürede kokusu çı- kar, hiç merak etmeyin! llhan Selçuk, dün "Kirli Ka- lemler" başlıklı yazısında, "Gazeteci, yazar bir ya- na, koskoca birmedya kendi Başbakanına önem ve değer biçmek için Amerikan Cumhurbaşka- nı'na gözlerini dikmişse, vah bize" diyordu... - Siyasetçisiyle, medyasıyla, ruhlan kirlenmiş olan- lann umurunda mı?! e-posta: umitzileli@gmail.com B U L M A C A SEDAT YAŞAYAN SOLDANSAĞA: 1/ Marangoz- lukta kullanı- lan bir tür 2 rende. II Me- 3 melilerde proteinmeta- bolizmasının 5 son ürünü olan ve idrar- la dışan atı- lan bileşik... Eti beğenilen bir deniz ba- lığı. 3/ Anlayışlı, uyanık, zeki... Yu- nan abecesinde bir harf. 4/ Sosyolojide, belli bir toplumsal' 4 konum ya da statüye 5 sahip bireyden bek- 6 lenen davranış "Sersem, budala" 8 anlamında argo söz- 9 cük. 5/Ishal... En kalın erkek sesi. 6/Ege ve Ak- deniz kıyılanmızdaki küçük koylara verilen ad... Dağ sırtlarında geçit veren çuİoır yer. 7/ Utanç duyma... Çektiri türünden eski bir savaş gemisi. 8/ Soluk... Asya'da yaşayan yabanıl bir keçi. 9/ Duvar içinde bırakılanoyukbÖlüm... Trabzon'un Akçaabat ilçesinde bir göl. YLTKARIDAN AŞAĞIYA: 1/Uğursuz. 2/Yapay reçine verniği ve tutkalı üre- timinde kullanılan beyaz toz... "Zeki — " : Türk müziği sanatçısı. 3/Ketentohumu... Eski birtari- hi anlatmakta kullanılan deyim sözü. 4/ Yapma- cıklı davranış... Yağı alınmış sütten ya da yoğurt- tan yapılan peynir. 5/ Bir kimsenin dinin buynık- lannı yerine getirmek için yaptıklan... Basınçlı suyla helanın yıkanmasını sağlayan aygıt. 6/Ova- da ya da dere kıyısında çalı ve diken topluluğu... Bir tanm aracı. 7/ Argon elementinin simgesi... Nitelik. 8/Alevi ve Bektaşi şairlerinin tarikat ko- nulannı dile getirdikleri şiir türü... Telli bir çalgı. 9/Ekolojide, bir canlının varlığını sürdürebildiği yaşama ortamının en küçük birimi.. Limonluk-
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog