Bugünden 1930'a 5,419,774 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

KAZİRAN 2O05 PAZAR CUMHURİYET SAYFA 17 YasaMustafa Durna: "Adı üstünde, yasa dışı eğitim kurumlanna ceza yoksa; o zaman yasa dışı olan hi-çbir şeye ceza vermeyin, olsun bitsin!" Bektronik posta: denizsofflecunihurlyetcom.fr TeJ: 0^12.512 05 05 Faks: 0.212.512 44 97 - Okullarda dindariık testi yapılıyormuş... "Ahiret için karne verecekleri" AKP bisiklet dağıtıyormuş. Ee, benzin bitince! KursAnıl öçal: "Kuran kurslanna sağlanan kolaylıklar V\merika'da da uygulansın ki \ çocuklan dinsiz olmasın!" Uygulama Savaş Ünlu: "Uygulamalı eğitim kapsamında cinsellik dersi için de uygun bir yer düşünülmüştür sanınm." GEÇEN akşam iktidar borazanı televizyonlardan birinde, klasik liboşlardan birinin hazıriayıp sunduğu programda okullardaki uygulamalı din dersi programı tartışılıyordu. Dincilerin arasına CHP Istanbul Milletvekili Ali Topuz da davet edilmişti. Topuz, sözü laik eğitimi savunma adına yeni bir fikir üretemezken dincıler "Çocuk, babası için bir Fatiha okumasın mı" diyerek konuyu olabildiğince sömürüp basit bir noktaya doğru çekiyordu. Başanlı da oldular... Okullarda uygulamalı din eğitimi konusu, çocuklara babalan öldüğü zaman arkalanndan bir Fatiha okumayı öğretmek olarak kamuoyuna yutturuldu. Bu arada klasik liboş sunucunun aklına, "Bu çocuklar, annelerinin arkasından da Fatiha okumasın mı" diye sormak bile gelmedi. Okullarda uygulamalı din eğitiminin amacı, El Fatihaçocuklara babalannın arkalanndan bir Fatiha okumalannı öğretmekse eğer... Diyanet Işleri Başkanlığı'nın Türkçe harflerle yazdığına göre Fatiha suresi şöyle: "Elhamdülillahi rabbil alemin. Errahmanirrahim. Maliki yevmi'd- din. lyyakena'büdü ve iyyake nestein. Ihdine's- sırada'l-müstekime sırata'llezine enamte aleyhim gayri'l-mağdübi aleyhim ve leddallin." 164 harften oluşan 23 kelime. Demek ki bir ders saati içinde ezberlenemiyor. 12 Eylül 1980'den beri ezberletilememiş... Aradan 25 yıl geçtikten sonra anlamışlar ki 23 kelimelik bir sure, ilk ve orta eğitim boyunca ancak ezberienebtlirt Aynca, sınıf ortamında ezberlemek yeterii değil; bir de camiye gitmek gerek. Peki o zaman Türkçesini ezberietin... Diyanet Işleri Başkanlığı'nın çevirisine göre şöyle: "Hamd o alemlerin Rabbi, O Rahman ve Rahim. O, din gününün maliki Allah'ın. Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. Hidayet eyle bizi doğru yola. O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışlann ve o sapmışlann yoluna değil." Hiç olmazsa çocuklar, anlamını bilsin. Olmaz... öğrencileri okuldan alıp camiye götürecekler. Fatiha'nın bir bahane olduğu açık... Amaç, şeriat düzenine yumuşak bir geçiş yapabilmek için altyapıyı hazırlamak; okullan, medreseleştirmek. Avrupa Biriiği bir kılıf. Türkiye Cumhuriyeti'ni liboşuyla dincisiyle el ele vermişler yıkıyorlar... Sonra da arkasından "El Fatiha" diyecekler! Uyum Akif Kökçe: "Biz, Avrupal ılann redde-ttiği bu AB anayasasına uyum sağlamak için kendi anayasamızı bile değiştirmiştik! N'olacak şJmdi?" SESSİZSEDASIZ(I) Utanç parkı Ahmet Akkaya nın fotoğrafını çektiği bu yen Çanakkale Savaşlan'nın yaşandığı Gelibolu Ulusal Parkı'nda Conkbayın. Mustafa Kemal'in askerierine hücum emrini verirken ölmelerini istediği yer. Bakımsızlık içinde. Siperler kapanmak üzere. Çevre çöplüğe dönüşmüş. Tam bir utanç tablosu. Bir de devlet gözetiminde burayı gezenlere görevli rehberler tarafından hurafeler anlatılıyor. Işte "Çanakkale" bu! Yüksek Yerilim Hattı Fransa 'dan sonra Hollanda da Avrupa Anayasası'na erdincutku ı yahoo.com 'hayır 1 dedi. Onlar, oyluyor, bizimkiler oyalıyoıi ÇED KÖŞESt OKTAY EKİNCl Bugün 'isim' günümüz... Bugün "Dümya Çevre Gü- nü"... Aynızamanda"ÇEDKö- şesi"ne adını veren gün... Çünkü insanlık, 5 Haziran 1972'de, Birleşmiş Milletler'in (BM) Stockholm'deki ilk "Dünya Çevre ve Kalkuuna Konferansrnda, yaşamın tüm davranışlannı -artık- "çevreyi gözeterek" gerçekleştirmeye söz verdi... Bu sözün "södeşmede" kal- maması için de konferansın ka- rarlarına dayalı "Çevresd EÜd Değerlendirilnıesr (ÇED) ku- ralı gehştirildi... BM'nin "Ortak Geleceği- miz" adlı rapomyla tüm ülkele- re önerilen ÇED kuralına göre; havayı, suyu, topragı, ekolojiyi, kültürel ve doğal tüm "çevre" kaynaklanm "eikHeyecek her türlü yatınma karar vermeden önce bilimsel bir "değerlendir- tne" yapılacak- Yani, o yatınmın gerçekleş- mesi durumunda çe\Te üzerin- de yaratabileceği riskler ve tah- ribatlar "önceden" araşu- nlacak. ÇevTeye verile- bilecek zarar "kah- cı"ysa ve yaşama orta- • K ırnnı "sürdürülemez" kılma olasıhğı varsa, o yatı- rımdan, türün- den ya da "yer seçimTnden vazgeçile- cek... "ÇED KöşesT de işte bu çağdaş insanlık kuralının te- mel felsefesi olan "sürdürüle- biMr yaşam" il- kesine bağlı gözlemler, yo- rumlar ve irdelemeler için doğ- du.. Güncel gelişmelerdeki kent, kültür ve toplum ilişkilerinin, "doğadaki yaşam kaynaklan" gözetilerekve "insanyaraüah- ğj"nın binyıllardan gelen biri- kimleri yitirilmeden kurulabil- mesinin mücadelesini veriyor... 'Bayram'm gerekçesi Bugünün "Düm^a Çevre Gö- mü" olarak kutlanmasında, hat- ta uluslararası bir "bayram" sa- yılmasındaki temel neden ise 1972'deki konferansın sona er- diği 5 Haziran'da yayımlanan "Dünv-a Çevre Büdirgesi"dir. Çünkü bildirge, tnsan Hak- lan E\Tensel Bildirgesi'nden sonra, geleceğin tek güvencesi olan doğal kaynaklann ve insa- nu "insanlaşüran" kültürel de- ğerlerin korunmasmın "en te- mel insan hakla" olduğunu açıklıyordu... Hatta bunun, "insan hakla- nndan yararlanabilmek" için bile "ön koşuT olduğunubelir- tiyordu... Böyle bir hedefe ise yine tüm insanlığı sarmalayacak ortak bir "gezegenbilincryle ulaşıla- bileceği vurgulanan bildirgede, "dünyadan başka gidecek yer otmadığT da anımsatılarak ön- celikle izlenmesi gereken "kü- resd çevre poIitikalarTnın te- mel ilkeleri özetle şöyle açıkla- nıyordu: - "Irk aynmı ve her türlü ay- ncahk, üstünlük sağlayan poli- tikalar terk edilnıelidir..." - "Sömürgecüik ve her türlü tahakküm, bağunhhk yaratan politikalar sona ennelidirJ" (1 No'lu "TemdPrensipter" Mad- desinden) Söylemdeki çe\Tecilik Şimdi, bugün, kürsülere çı- karak, ekranlarda boy göstere- rek ve demeçler vere- rek "Dünya Çevre Gü- nü"nü kutla- yan politika- cılann birço- ğunun söyle- mine dikkat edin... Acaba ka- çındabuilkeler anımsatılacak? Kaçı çevrenin korunması için en başta "ırk aynmı- na ve sömürgeciliğe son verfl- mesi gerektiğTni söyleyecek? Kimileri, "çevre* denince akıllanna hâlâ bir tek "sokağa çöp atmamayT getirebüdikleri için, bu günü de sadece bir "te- mizük bayramT falan sanarak konuşacaklar... Kimileri de zaten ırk aynmı- nın ve sömürgeciliğin sarma- lında olduklan için, "kuüadık- lan" bildirgeyi bilseler de ora- lı bile olmayacaklar... Bir yan- dan insanlığın "ortak" kültürel mirasını gözetmeyen ve "do- ğa"ya "arsa* gözüylebakanta- lan politikalannı sürdürüp, öte yandan "atalannı ve yeşffi nasd sevdflderiniw (!) anlatacaklar... ÇED Köşesi, yıllardır her 5 Haziran'da işte o tarüısel söz- leşmenin "evrensel ilkderini" aıumsatmayı adeta gelenek ha- line getirerek bu sahte çevreci- lerle mücadelesini sürdüriiyor... Ve şimdi de şu "isim gü- nü"nde, ülkemizin ve yeryüzü- nün küreselleşmiş bir "rant ekonomisi"yle tahrip edilmesi- ne karşı, "sürdürülebilir bir ya- şam" için kuşaktan kuşağa di- renen tüm insanlık dostlannın Dünya Çevre Günü'nü kut- luyor... oekinci o cumhuriyetcom.tr KİM KİME DUM DUMA BEHIÇAK behicakfâ turk.net ÇİZGtLtK KÂMtL MASARACI kamilmasarackcı mynet.com HARBt SEMtH POROY semihporoyfo yahoo.com HAYAT EPİK TtYATROSU MUSTAFA BÎLGÎN „ ^ ^ ^ V -bu cıpkık amcûlorda mı i$ istiyolor baba? ^ ^ ^ V -hayır kızım. onlar işlerinifl baîina dönmek rTARİHTE BLGÜ1N MÜMTAZARIKAN hayatepik n mynet.com • Hazir ıcıcuı.mumtaz-arikan.com KAHALfN TEMtZLEhlMESI SlüAS-tNDA BATIKLAB ÇJ- KARILMIÇ, EU6ELL£R KALDl/Z/LMlÇTI.. SÛVEY$KANAU YENIDENAÇILDI 19JS'TE BUGÜH, £ÜVEYŞ KAMALI YENİOBN U/ZttETE AÇIlUtŞTl. 1367'DEld AHAP-İSRAİL SAVAŞ/ S/GAS/MDA KAPANMlŞ OLAN KA- MAL, 8 y/L ÖLÛ BİR ÇEJtiLDB B6.ICLE- kAİŞTİ.SAVAÇTA BAnROAH SAZI GEAAİ- LBftİhi YANtSIRA ONU AŞKİN SAyiDA 6BMİ PE KAMALOA KAPAU KALMIÇTt. POĞUyA GİOBN DÇ.Nİ2. YOLUAJU ÇOK. KISALTAAJ V£ GÜNDE OBTALAAAA 45- 44, SeM/M'A/ GEÇÇ&İLOİĞI KAHAUfJ YEMİDEH AÇILABİU4BSİ /Ç'A/ BİR TEMİZ- LBME KAMPANYASI B4ÇLArtLMlŞTf. SÜVEYf KAHALI, BİR YIL İÇİMDE, MISIİ& 31S MİLYON POLAR SELİR 6ETİRECEK. PANO DENİZ KAVUKÇUOĞLU İşin Suyunu Çıkarmak Insana, "Oh, nihayet..." dedirten güneşli ama esin- tili bir hava var dışanda. Karşımda kıpır kıpır, masma- vi bir deniz, benimse üzerimde hafrf bir yorgunluk... Kolay değil, son iki haftada beş gün Paris, iki gün Kon- ya, bir gün de Bursa; birbiri ardıncafuaraçılışlan, yer- li yabancı konuklar, gazete yazılan, yeni bir kitabın ha- zırlığı, ekim ayında gerçekleşecek Istanbul Kitap Fu- an'na ilişkin koşuşturmalar, geriye çeviremediğim et- kinlik önerileri, gece okumalan... ne var ki biz de pek genç sayılmayız artık... Bir de üzerine gelen üzüntü- ler, acılar, hüzünler... Bu yılki TÜYAP Onur Yazan, bü- yük usta Vüs'at 0. Bener'in aramızdan aynlışı gibi... Ama hayat dediğimiz o yalnızca bir kez yaşanan sü- reç de sayısız koşuşturmalardan, atılımlardan, merak- lardan, yengilerden, yenilgilerden, yorgun düşüşler- den, yeniden ayağa kalkışlardan, sevinçlerden, hü- zünlerden oluşmuyor mu? Bu saydıklanmın arasına "şaşırmalan" da katıyorum doğal olarak. Hele insan bir de Türk" olunca "şaşırmalar" bir başka önem ka- zanıyor adına yaşam denilen bu süresi bilinemeyen süreçte. önce bir arkadaşım aradı, "Biliyormusun, intemet- te bir 'vatan hainleri listesi' dolaşıyor, senin de adın var!" dedi. Ne yalan söyleyeyim ilkin umursamadım. öyleya, "vatan hainliği" en kolay olunan şeylerden bi- ri bu ülkede ve her zaman siyasal/ideolojik bir yanı da olmayabiliyor. Örneğin. dört büyüklerden birinin maç- lannda doğru karar vermeyen bir hakem ya da ulusal bir karşılaşmada penaltı kaçıran bir futbolcu o an "va- tan haini" ilan edilebiliyor. Yahut da yağmurtu bir gün- de kaldınmda yürüyen titiz bir adamın paçasına ça- mur sıçratan otomobil sürücüsü... Bense ne hakem, ne futbolcu ne de otomobil sürücüsüydüm. Sonra işyerimde uyanldım; önde gelen sanayi mes- lek kuruluşlanndan birinin yüksek eğitimli, üç yaban- cı dil konuşan genel sekreteri internette dolaşırken karştlaşmış adımın bulunduğu o "vatan hainleri" lis- tesiyle ve bizim şirkerteki bir arkadaşına söylemiş. 0 da bana... Baktım iş ciddi, adımız göz göre göre "va- tan haini"ne çıkıyor. Başladım sağa sola telefonlar et- meye, habeıier salmaya, listeyi bir de ben göreyim, diye... "Çok tehlikeli birhedefliste dolaşıyor. Lütfen ajitas- yon yaratılmasına karşı duralım. Ermeni sempatizanı hainlerin (bazılannın) listesi" başlıklı ad dizini nihayet dün gece yansı elektronik posta kutuma düştü. Hani derier ya, "Bana arkadaşım söyle, sana nasıl bir insan olduğunu söyleyeyim," diye. Baktım, herkes orda. Er- dal Oz'ü, Ercan Karakaş'ı, Müjde Ar'ı, Adalet Ağa- oğlunu, Ali Nesin'i, Can Dündar ı. Ertıan Bener'i, Nilgün Cerrahoğlu'nu, Cllkü Azrak'ı, Aydın Güven Gürkan'ı, Hikmet Çetinkaya'yı. Taman Erdem'i, Üstün Akmen'i, Zeynep Göğüş'ü, Aydın Engin'i, daha bırçok adı ve yasaklandı mı, iptal mi edildi, yok- sa ertelendi mi, tam anlaşılamayan o Boğaziçi Üni- versitesi'ndeki sempozyumun konuşmacılannı tam kadro olarak listede bir arada görünce içim bayağı ra- hatladı. Sonra dikkatli bakıp da listenin en altında bir gülmece/güldürmece sitesinin adresini görünce an- ladım ki bu bir "şaka", ama oldukça soğuk bir şaka. Yazımın başlığını da "İşin suyunu çıkarmak" olarak koymayı bu nedenle uygun gördüm. Çünkü bizim de- mokrasimiz henüz bu türden şakaları kaldıracak dü- zeyde değil. Insanlarönlerine konan, bilgisayarekran- lannda karşılanna çıkan bu tür listeleri, üzerinde hiç düşünmeden ciddiye alabiliyorlar. 0 zaman da bir ba- kıyorsunuz adınız "vatan haini"r\e çıkıvermiş. Ayıkla pi- rincin taşını! Gerçekten de Türkiye yeryüzünün en çok ve her ve- sileyle "vatan haini" üreten ülkelerinden biri. Herkes herkesi her an ve çok kolay "vafan hainr ilan edebi- liyor. Bakanlar, milletvekilleri, parti liderleri, esnaf oda- sı başkanlan, kaymakamlar, futbol kulübü yandaşla- n, taksi şoförleri, sendikacılar, köşe yazarları, okul müdürleri, mahallenin veletleri, mafya babalan, ban- ka hortumcuları, banka hortumculannın kınlgan eşle- ri, kuaföıierine öfkelenen ev kadınlan, sokak arası bıç- kınlan... kimsenin dilinin kemiği yok. Vatan hainliği bu denli yaygınlaşıp da işin suyu çıkınca "gerçek ha- inler" de arada kaynıyoriar. Olay bu kadar basit ya- ni... Şimdi bana izin verin, vatan hainliğimi duyup şa- şıran dostlanmı tek tek arayıp "gerçekle yüzleştire- ceğim onları. Sizlerse beni tanıyorsunuz zaten. e-posta: dkavukcuoglu@superonline Faks:0212-234 68 73 B U L M A C A SEDAT YAŞAYAM ., v . . . 1 2 3 4 5 6 1/ Karşıhklı olarak birbi- rini yönetme. 2/Arka,sırt... o Taş dibek. 3/ Zincirdenyu- laryadaayak 5 kösteği...De- 6 ri üzerine uy- -, gulanan ha- murkıvamm- 8 dailaç. 4/Bir 9 elektroliz ay- gıtındaki artı ku- tup... Anadolu halk- larınm en eski ana 2 tannçası. 5/ Bol, 3 çok... Acınma, ye- 4 rinme. 6/ Bağışla- 5 ma... Bovlingde, 6 oyuncunun devir- 7 meye çahştığı şişe 8 biçimindeki on tah- 9 taya verilen ad. II"—- Charles": ABD'li caz mü- zikçisi... Bir şeyi yapabilme gücü. 8/ Gelir... în- leme, inilti. 9/ "P^r ederek iki kerede yap" örne- ğinde olduğu gibi, tersinden de aynı şekilde oku- nan tümceye verilen ad. YUKARTOAN AŞAĞIYA: 1/Tavlada "bir" sayısı... Orhan VeüKanık. Oktay Rifat ve Metih Cevdet Anday"m öncüsü olduklan şiir akımına verilen ad. 2/Tümceyi oluşturanbirim- lerden her biri... Harman yerindeki tahılın taş ve toprakla kanşık kalıntısı. 3/Belirti, iz... Köpek ve ineklere yedirilmek için un ve kepekle hazırlanan yiyecek. 4/lğdiş edilmiş hayvan... Boru sesi. 5/Ja- ponlirikdramı... Birçalgı. 6/Dumanlekesi... "Şa- hika —-": Oyuncumuz. 7/ Büyük bira bardağı... Muğla-Marmaris karayolunda, çok güzel bir pano- ramaya sahip dağ geçidi. 8/ Yerine koyma, yerine kullanma... Telefon sözü. 9/ Keçi kılından hayvan çulu, yem torbası gibi şeyler dokuyan kimse... Bir sanat yapıtmda işlenen ana konu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog