Bugünden 1930'a 5,438,457 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 4 HAZİRAN 2005 CUMARTEî HABERLER DUNYADABUGIM ALt StRMEN Avrupa Müslümanlarla Bağdaşamıyop PARİS - Hollanda'da yapılan Avrupa Anaya- sası referandumunda, yüzde 62 "hayır" oyunun çıkmasının, hiç kuşku yok ki, tıpkı Fransa'da ol- duğu gibi, ekonomik nedenleri var. Artan işsizlik, ffyat yükselişlerini izleyemeyen ücretler, Hollan- dalıların, kendilerini mutlu etmeyen bir düzene başkaldırmalanna neden oldu. Ancak olayın bir başka yönü de var. Bir za- manlar Avrupa'nın en büyük hoşgörü ülkesi ola- rak görülen Hollanda'da, son zamanlarda hızla yükseJen ve saplantıya dönüşen bir yabancı kar- şıtlığına tanık olunmakta. Yabancılar arasında da özellikle, Müslümanlar hedeflenmiş bulunmakta. Her şey, 2 Kasım 2004'te, ünlü ressam, Vin- cent Van Gogh'un üçüncü kuşaktan yeğeni olan sinemacı Theo Van Gogh'un bisikletiyle gi- derken, vurulup öldürülmesiyle alevlendi. "Alev- lendi" diyorum, çünkü yabancılara ve özellikle Müslümanlara karşıt duygular bu olaydan önce de filizlinmeye başlamıştı. Nitekim Theo Van Gogh da, senaryosunu Hol- landalı kadın milletvekilı, Somali asıllı Hirsi Ali ile birlikte yazdığı, bu milletvekilı hanımı da oynattı- ğı "itaat" adlı filmde, Islamda kadının ikincil rolü- nü eteştiriyordu. Rlmı izleyenler, eleştirinin dışında, hakarete varan ifadelerin de yer aldığını söylüyorlar. • • • Tabii ki bütün bunlar, ne cinayeti haklı göster- meye yetiyor ne de işlenişindeki vahşeti. Görgü tanıklanna göre, Van Gogh'un katili, garip eği- limleri olan, saldırgan üsluplu sinemacıyı yalnız- ca öldürmekle kalmamış, yerde can çekişmekte olan kurbanının kafasını kestikten sonra, başsız cesedi bıçaklamayı da sürdürmüştü. Böylesine bir vahşet sahnesine, toplumun du- yarsız kalması tabii ki beklenemezdi. Aynca polisin bulduğu ilk ipuçlan da örgütlü bir suç şebekesiyle karşı karşıya olunduğunu or- taya koymuştu. Nitekim buradan hareketle, Fransız polisi ma- yıs ayı sonlanna doğru örgütün elebaşısı Çeçen Muhammed Buyeri'yi, bir süredir saklanmakta olduğu Tours kentinde yakaladı. Bütün bu gelişmelerin, Avrupalılann tepkisini çekmesine ne şaşırmak ne de kızmak gerek. Ne var ki, Mine Kınkkanat'ın 19 Mayıs tarihli Radikal'deki köşesinde yayımlanan "Tarih yazan cinayetler" başlıklı yazısında da belirttiği gibi, "...bütün bu ülkelerde, Islamcı teröre karşı mü- cadele artarken, terör ile hiçbir ilişkisi olmayan Müslüman göçmenlere yönelik bir düşmanlık kabardığı gibi, terörü şimdilik terörü olmadan önleyebilen Fransa'da bile 'sessiz kalabalığın' Islam dinine bakışı sertleşiyor." * • • Bu görüşü doğrulayan bir olay, Grenoble'un Echinolle komünündeki Marcel Cochin Anaoku- lu'nda dün yaşandı. Okulda bulunan Müslüman asıllı çocuklann başları örtülü anneleri, aile birliği toplantısına alınmadılar. Bu uygulama ilktir ve gerekçesinin anlaşılması da güçtür. Fransa'da son çıkan laiklik yasasın- daki "aşikâr şekilde görûnür dinı simgeler"in ya- saklanması, öğretmenler ile öğrencilerin uymak zorunda olduklan, ama velileri kapsamayan bir hükümdü. Doğrusu, kuruluş yetkilisinin 'Ve// öğretmen ile işbiriiği yaptığı durumlarda kamu alanının bir parçası haline gelir" gerekçesini geçerli bulmak oldukça zor. Ancak bu yasa daha ilk çıktığında da Fran- sa'da ve Avrupa'da artan tepkiler karşısında, uy- gulama alanının okuldan kamu hastanelerine ve oradan da başka alanlara gentşletileceğini söy- lemiştik. Gelişmeler, bu eğilimin arttığını gösteri- yor. Echirolle'deki uygulamayı kabul etmek müm- kün değil, Fransa'nın da konyu tartışacağını sa- nıyorum. Buna karşılık Düsseldorf Idare Mahkemesi'nin "yüzme havuzundaki bikinili kızları görmesinin dini inançlanna aykın düştüğü" gerekçesiyle 11 yaşındaki erkek çocuklannın yüzme dersine gir- memesi için Filistinli ailenin açtığı davayı, "Kamu okullannda kız ve erkek öğrenciler birlikte yüze- bilir" diyerek reddetmesine karşı çıkmak müm- kün değil. Görülüyor ki, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde, Is- lamiyet ile devlet bağdaşmazlığı artmakta, bu eğilimin süreceğini söylemek pek yanlış olmasa gerek. Avrupa'da anlaşmazlığın her iki tarafının da olaylara daha geniş bir bakış açısı ve hoşgörülü bir uyumla yaklaşması zorunlu. Evet her iki taraf da, daha uzlaşmacı olmak zorunda. asirmen(5 cumhuriyet.com.tr MAHKEMEYE GİDECEKLER SHPveANAP'a'gün hesabiyla9 yardım ANKARA (Cumhu- riyet Bürosu) - Hazine, ANAP ve SHP'ye, TBMM'de temsıl edil- meye başlamalanndan Sıyasi PartilerYasası'nın en az 3 milletvekiline Hazine yardımıru öngö- ren geçici 16. maddesi- nin yürürlükten kaldınl- masına kadar geçen sü- re için para aktardı. Bu- na göre 10 milletvekili olan ANAP 37 gün üze- nnden 731 mılyar, SHP ise 5 millerv ekili için 40 gün üzerinden 184 mil- yar liralık yardım aldı. Hazine'nin ANAP ve SHP'ye gün üzerinden yaptığı yardım önceki gün itibariyle hesaplan- na yatınlırken, her iki parti de yargıya başvur- ma karan aldı. Ancak iki parti, Hazine'ye başvu- ruda bulunduklan tarih- te kaç milletvekilleri var- sa ona göre bir yıllık pa- ranın kendilerine öden- mesi gerektiğini savu- nuyor. Bu çerçevede ANAP ve SHP'nin yü- rütmenın durdurulması ve alacaklannın faiziy- le ödenmesı için mah- kemeye başvuracağı öğ- renildi. Sezer, Başbakan Erdoğan'a 'Hukuka olan güvenin yitirilmemesi için uygulamaya son verin' dedi AKP'ye Vekâlef uyansıANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, AKP ikridannın "gefenek haline dö- nüştürdüğü" devlet kademelerine ve- kil bürokrat uygulamasıyla ilgili Baş- bakan Recep Tayyip Erdoğana yazı gönderdi. Yazıda. "vekâletstatüsüııün istihdam modeline dönüşriirüldüğü- nü" vurgulayan Sezer, "Devletevehu- kuka oiangüveninvesaygının yitirflnie- mesT jçin kamu görevlerinin vekâle- ten yürütülmesi uygulamasına son ve- rilmesini istedi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Se- zer'in, 7 Mart 2005'te Başbakan Re- cep Tayyip Erdoğan'a vekâleten ata- malarla ilgili gönderdiği yazının aynn- tılan netleşti. Buna göre Sezer, yazı- sında "kamu kunım ve kuruluşlann- dakiüstdüze> yöneöciKkgörevlerinden kimilerinin atanmalan uygun görül- meyen kişilercevekâleten yürütiiklüğü- nü ve aünması onaylanmayacagı dü- • Erdoğan'a gönderdiği yazıda Sezer, bulunduğu göreve bilgisi ve deneyimi ile, tüm kademelerden geçerek yükselmiş ve başansızlığı saptanamayan kamu görevlilerinin "salt siyasal nedenlerle" görevden alınmasırun, kamu hukuku, gelenekler ve kamu yaran ile bağdaşmadığını vurguladı. şünülenkimi ktşâerindekaramamedü- zenlenmesinegerek görülmeden vekâ- leten göreve getirildiğinr kaydetti. Bu durumun son dönemde süreklilik ka- zandığına işaret eden Sezer, kendisi- ne 59. Hükümet döneminde 28 Şu- bat'a kadar toplam 2 bin 340 atama ka- ramamesi geldiğini, bu kararnameler- den 306'smın imzalanmayarak geri gönderildiğini bildirdi. Sezer, geri gön- derilen karamamelerin 17sinin atan- mak istenen kişilerin yasa ya da yönet- melikte yazılı koşuiu taşımadığı, 58'inin yöneticilik ya da bakanlığın görev ala- myla ilgili konularda yeterli bilgisi ve deneyimi bulunmadığı, 13'ünün yar- gı kararlanna uygun olmadığı ve 163 'ünün de diğer nedenlere dayandı- nldığını dile getirdi. Yazısında, *Ge- rekçeierden de anlaşılacagı gibiüst dü- zey \önedcilik görevine atanmak iste- nenlerin kimileri kamu yaran vekamu hizmednin gereği olarak bu görevler- de bulunmaması gereken kişilerdir" diyen Sezer, buna karşın uygulamada bu kişilenn atanmak ıstenilen görev- lerde vekâleten çalıştınldığını belirtti. Böylece hizmetin aksamaması için is- tisnai biryöntem olan vekâlet statüsü- nün "bir istihdam modeline dönüştü- rüldügunü" kaydeden Sezer, konuyla ilgili yasal düzenlemeleri ve yargı ka- rarlanru anımsattı. Sezer. "Asaletenatanmasıyetkihüst makamlarca uygungöriibneyen birka- mu görevfoinin aynıyada farkta birgö- revi yetkili alt makamın onayıyla vekâ- leten vürütmesi>argı kararlanlede bağ- daşmamaktadır" dedi. Yazısında geri gönderilen atama ka- rarnamelerinin 55'inin, geçmişte ba- şanlı hizmet gören ve başansızlığı sap- tanamayan kamu görevlilerinin görev- den alınmasına ılişkin olduğunu be- lirten Sezer, bulunduğu göreve bilgisi ve deneyimi ile. tüm kademelerden geçerek yükselmiş ve başansızlığı sap- tanamayan kamu görev hlerinin "saltsi- yasal nedenleıie" görevden ahnması- mn, kamu hukuku. gelenekler ve ka- mu yaran ile bağdaşmadığını vurgu- ladı. Bazı kamu görevlilerinin de hak- lannda açılan inceleme ve soruştur- malarla suçlu duruma düşürüldüğüne işaret eden Sezer. yapılan işlemlerin yar- gı denetimine tabi olduğunu ancak bu tür uygulamalann hizmet aksamalan- na ve kamu kurumlanna duyulan gü- venin azalmasına neden olduğunu bil- dirdi. Cumhurbaşkanı Sezer. şunlan kaydetti: -Devlet beDi UkeJer doğrultusunda varhğını sürdünnektedir. Devtetin var- hgjnı ilketi biçimde sürdürmesi ehil dev-' let memuıianyla olanaklıdır. Devlet memuru hiikümeti değiL devieti tem- sfl etmektedir. Çünkti. hükümerJer ge- çici, devlet kalıcıdır. De>1et polirikası olabilecek konu \e alanlarhükümetten hükümete değişirse de\1etin sürekliü- ği sağlanamaz. Aynca, bu durum ana-' jasaJ ve yasal kurallara. kamu v^ran-" na ve kamu hizmetinin gereklerine uy-- gun düşmemektedir. Yukanda belirti-" len gerekçelerie, kamu görevlileriniır; sürekli olarak vekâleten yürütülmesU, uygulamasına son veribnesinde, devie-* te ve hukuka olan güvenin ve saygının -, yitirihnemesiyönündenzorunhıhıkgö- ° riilmektedir.n '~: MECLtS TATtLtNE DOĞRU Hükümetin temmuza kadar hedefi 8yasa ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Hükümet, Meclis'in tatile gireceği 1 Temmuz'a kadar TBMM Genel Kurulu'ndan 8 ya da 9 yasa tasansı geçirmeyi planlıyor. Tasanlar arasında Personel Rejimi, Sicil Affi, Bankacılık ve Tanm Sigortalan yasa tasanlan da bulunuyor. Hükümet, TBMM'nin tatile gireceği 1 Temmuza kadar öncelik vereceği yasa tasanlanm belu-ledi. Geçen Bakanlar Kurulu toplantısmda masaya yatınlan öncelikli yasalar, bu haftaki toplanhda netleştirilecek. Toplantının en önemli gündem maddesi Personel Rejimi Yasa Tasansı olacak. Toplantıdan çıkacak sonuca göre tasannın 1 Temmuz'a yetiştirilip yetiştirilmeyeceği belirleneceİc. Bu çerçevede hükümetin öncelik tanıdığı tasanlar şunlar: Kamu Personel Rejimi Yasa Tasansı: TSK personelını, öğretim üyelenni \e hakim-savcılan Devlet Memurlan Yasası kapsamına alan tasanyla, kademe ve dereceden basamak sistemine geçilecek. Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar Hakkında Yasa Tasansı: Tasan ile sektörleri denetlemek ve düzenlemek amacıyla oluşturulan kurullann arasındaki farklı starü ve uygulamalann kaldunlması hedefleniyor. Sicil Affı Yasa Tasansı: Yaklaşık 20 bin memuru ilgilendiren tasanyla, yüz kızartıcı suçlar haricindeki cezalar affa uğrayacak. Bankacılık Yasası Tasansı: Batık bankaiardan tahsilatın hızlandınlması tasansıyla TMSF'nin yapısı değiştıriliyor. Ozürlüler Hakkında ve Bazı Yasalar ile Yasa Hükmünde Karamamelerde Değişiklik Yapılmasına Ilişkin Yasa Tasansı: Tasanya göre engellıler aleyhine aynmcıhk yapılamayacak, aynmcılıkla mücadele. engellilere yönelik politikalann temel esası olacak. Mahalli Idare Birlikleri Yasası Tasansı: Tasanya gore birden fazla mahalli idarenin yürütmekle görevli olduklan hızmetlerden bazılannı bu-likte görmek üzere, kendi aralannda kurduklan kamu tüzel kişiliğıne "Mahalli İdare Birtiği'' denilecek. Tanm Sigortalan Yasa Tasansı: Tasan, tanm üreticilerininın kuraklık, don ve sel gibi doğal afet riskleri nedeniyle uğrayacaklan zararlann devlet desteğiyle tazmin edilmesi sistemini kurma>ı amaçlıyor. Bazı Kamu Alacaklannın Tahsil ve Terkikine Ilişkin Yasa Tasansı: Tasanyla yurtdışına eğitim amacıyla gönderilen kamu personelinden mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeyenler faiz yükünden kurtulacak. Hakkâri lli Çevresinde 25 Ocak 2005te Meydana Geten Deprem Afeti Hakkında Yasa Tasansı: Tasan, Hakkâri çe\Tesinde meydana gelen depremde zarar gören afetzedelerin onanm işleri için kredi verilmesine ilişkin düzenlemeleri öngörüyor. Sağlık hakkı için yürüdüler Sağbk ve Sosv-al Hizmet Emekçileri Sendikası'nca (SES), tzmir'den 5 gün önce başlatılan "Sağhk Hak- kı Yürüyûşü" dün Ankara'da sona erdi. Hacettepe Ünivıersitesi Tıp Fakültesi Hastanesi bahçesine gelen yürüyüş korteji. KESK üyeleri ile baa shil toplum örgütü ve sh-asi parti temsiküeri tarafindan karşı- landî "SağM Hakla İçin Yürüyoruz" pankartı arkasında Abdi İpekçi Parkı'na vürüyen gnıptakikr, "Sagnk hakdr satılama/", "Hastaneler halkındır satılamaz" ve "AKP sağtağa zarârhdır" sloganlan at- b. SES Genel Başkanı Köksal Aydın, "davatmalarla gündeme gelen ve kamusal hizmetJerin taJamna yol açacak" Sosyal Sigortalar ve Genel Sağhk Sigortası, Personel Rejimi ve Kamu Yönetimi Temel Kanunu >'asa tasanlanıun geri çekilmesi genektiğini söyledi. KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul da uy- gulanan ekonomik politikalann toplumun yüzde 80'ini nıağdur ettiğini belirtti. (Fotoğraf: AA) Terörist Öcalan, Miloşeviç gibi yargılanma talep edecek 'Tarafsız mahkeme' istiyor İLHANTAŞCI ANKARA-Avrupa Insan Hak- lan Mahkemesi'nin (AİHM) adil yargılanmadığıru savımduğu te- rör örgütü lideri Abdullah Oca- bn. yeniden yargılanma istemin- de bulunmayaeak. Başbakan Tay- yip Erdoğan ile Dışişleri Baka- m Abdullah Gül'ün "100 kez de yargdansa sonuçdeğjşmez" açık- lamasıyla Türkiyenin tarafsızlı- ğuıı yitirdiğini savıınan Öcalan, BM nezdinde olusturulacak ta- rafsız ve bağımsız birmahkeme- de "Türkiyeîe birtikte" yargılan- ma istedi. Avukatı AyselTuğluk, Öcalan'ın eski Yugoslavya Dev- let Başkanı Miloşeviç örneğıni vererek, ona benzer yargılama istediğini aktardı. Abdullah Öcalan, avukatlany- la yaptığı görüşmenin ardından yeniden yargılama baş\^ırusu için "net" olarak başvurulma- ması talimatı verdi. A\Tikatı Ay- sel Tuğluk, Öcalan'm "mevcut koşuDarda yeniden yargılamavı kabul edemeveceğini'' söyledi- ğitü bildirdi. öcalan adına Tuğ- luk, gerekçeyi şöyle açıkladı: "Yeniden yargılama süreci ka- rannın çıkniasından önce Erdo- ğan ve Gül'ün' 100 kez de yargı- lansaavTiı cezayı alır'.askerlerin Biz tarafiz' açıklanıalaru devle- tin bu davada taraf olduğunu or- taya kovmuştur. Bu koşullarda bağımsız, tarafsız yargılama ve mahkeme koşuiu ortadan kalk- mışOr. Biz de tarafiz. Savaş süre- ci yaşandı, acılan biz de yaşadık. Her iki tarann da yargüanacağı, savaş sürecinin açığa çukanlaca- ğı özgün koşuüar v^ratılmah." YASATASARISIj Üniversite j açmak ~ kolaylaşıyorı ANKARA (Cumhuri- ' yet Bürosu) - Anadolu il- ~ lerinde yeni ünıversiteler,": açmaya hazırlanan hükü- \ met, bunu kolaylaştıran . bir yasa tasansınıf> TBMM'ye gönderdi. Ta- sanya göre, yeni üniversi-J : te açıhnası için fen- ede- , biyat fakültesi kurulmasjD zorunluluğu kaldınlıyor. jji Yükseköğretim Kurum- *, lan Teşkılatı Yasası'nda - değişiklik yapılmasına iliş- ,, kin yasa tasansı dün TBMM'ye gönderildi. Ta- • sanmn gerekçesinde yeni.1 bir üniversite kurulması/ için fen-edebiyat fakülte-;, si bulunması zorunlulu-, j ğuna dikkat çekilirken, , ünıversitelerde bugüne dek 94 fen-edebiyat fakültesi, T fen fakültesi ve edebiyat , fakültesi kurulduğu vurgu- ' landı. Tasan ile yeni üni- y versiteler kurulurken fen- i edebiyat fakültesi kurul-'y ması zorunluluğu kalduı- ^ larak ihtiyaç duyulan ye-jtJ ni fakültelerin kurulmasLr. yolunun açılmasının be-\'A nimsendiği kaydedildi.,, Üniversite bulunmayan 41,; ilin 14'ünde başka üniver- sitelere bağlı olarak fen- " edebiyat fakülteleri kurul- duğunun da altı çizildi. Gerekçede. "Öğretim de-Jl mam yetiştirilmesi ve bft-'-l gitransferikonusundaüni- > versitler arasında eskiden.j beriişbirfiği vapıhnaktadır TN vevapılmasınadevamedi- , lecektir. Kaldı ki Avru-v; pa'nmbazı ülkelerinde sa- . dece edebiyatve beşeri bi- ,j limler ağırnklı veva fen bi- ^ limleri ağırhklan ünh'er-', sitelerkurulabilmekledir'' ^ denildi. 1 Tasanda, üniversite ku-J, rulabilmesi için en az üç -( fakülte koşuiu getiriliyor. u YÖK'e gerekli görülme- ^ si durumunda sayılanla- Z nn dışmda fakülte adı be-^ lirleme yetkisi de verildi. - IR NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR oralcalislar@cumhuriyet.com.tr - ATV'de yayımlanan "Beyin Fırtına- sı" isimli programımızda çarşamba gecesi konuğumuz eski Milli Eğitim bakanlarından Hasan Celal Gü- zel'di. Bu program sırasında Milli Eği- tim Bakanlığı'nın yeni hazırladığı müf- redattaki din küJtürü ve ahlak bilgisi dersindeki yeni uygulama hedeflerine dikkat çekmiştim. Gazetelere yansıyan yeni müfre- datta, dikkat çekici bazı uygulamalar yer alıyordu. Ortaöğretim ders prog- ramında yapılan değişikliğe göre öğ- renciler, camiye gidip aptes uygula- ması yapacak, Milli Eğitim Bakanlı- ğı'nın "belirli gün ve haftalar" çizel- gesinde yer almamasına karşın Kutlu Doğum Haftası'nda düzenlenen et- kinliklere katılacaklardı. Derste, öğretmenlerce Kuran da okunacaktı. Öğrenciler, "Ça^n'filminı izleyerek, Hz. Muhammed'in hayatı hakkında çıkarımlarda bulunacaklar- dı. Din öğretimi Genel Müdürlü- ğü'nce 4 yıllık liseye göre hazırlanan ve Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlı- ğı'nca da onaylanan program, 9. sı- Din Dersleri ve Vicdan Özgürlüğü nrftan başlayacak, gelecek yıl ortaöğ- retimde okutulacaktı. • • • Bu konuyu gündeme getirmemin bir sebebi de Kuran kursları konu- sunda son anda Türk Ceza Kanu- nu'na eklenen bir madde nedeniyle ortaya çıkan tartışmaydı. Nazlı llıcak ve Hasan Celal Güzel, Türkiye'de din ve inanç özgürlüğünün baskı altında olduğunu söylemişler ve türban, imam hatip liseleri gibi konulara dik- kat çekmişlerdi. Ben de Milli Eğitim Bakanlığı'nın gazetelerde yayımlanan genelgesin- deki terslikten söz etmiştim. Uygula- malı aptes, derste Kuran okuma, sure ezberieme gibi konulann laik bir eği- timde olamayacağını belirttim. Böyle bir uygulamanın ancak din derslerinin seçmeli ders olarak okutulması halin- de kabul edilebileceğini söyledim. Bu haber diğer konuşmacılar tara- findan tereddütle karşılandı. Hatta büyük bir ihtimalle uydurma olduğu düşüncesi ifade edildi. Program bitip evlerimize dönerken Milli Eğitim Ba- kanı Hüseyin Çelik'in bizleri aradığı söylenince, biz de cevaben kendisini aradık. Hüseyin Çelik, benim sözünü ettiğım müfredat konusunda bizleri aydınlatmak istediğini ifade etti. Kendisiyle yaptığımız kısa sohbet- te, söz konusu hükümlerin yeni müf- redatta yer aldığı anlaşılıyordu. Ancak Bakan Çelik, bu uygulamanın diğer dinlere mensup öğrenciler için de kendi ibadetlerini öğrenme şeklinde uygulanacağını belirtti. Başka birçok ifade içinden bu bolümün cımbızlana- rak yayımlandığını söyledi. Bakan bu konuda haberi yapan gazeteye de bir açıklama yolladığını sözlerine ekledi. • • • Milliyet gazetesi, Milli Eğitim Ba- kanlığı'nın yolladığı açıklamanın ha- beri doğruladığını belirtiyordu. Ba- kanlığın yolladığı açıklamada, yenile- nen programda camide aptes uygu- lamasının öğretmenlere yol gösterici etkinlik örneği olduğu belirtilmişti, "Din hakkında doğru bilgi sahibi ol- mak, dindar olmak anlamına gelmez. Dindariık bireysel bir tercihtir" denil- mişti. Bakan Çelik'in sözlerinden ve ga- zetelere yapılan açıklamadan, bu uy- gulamalı din dersinin yeni müfredatta yer aldığı anlaşılıyordu. Bakan Çelik, bu uygulamaya ilişkin bazı yumuşatı- cı yorumlar yapıyordu. Ancak burada sorun şuydu: Söz konusu aptes alın- ması, Kuran okunması, namaz kılın- ması gibi uygulamalar Islam inancının Sünni-Hanefı mezhebi uyannca yapı- lıyordu. Din dersi zorunlu olduğuna göre, öğrenci hangi inançtan, hangi mez- hepten olursa olsun ya da inançsız bile olsa bu müfredata uymak duru- mundaydı. Burada bir dayatma söz konusuydu. Din dersi seçmeli ders olsa sorun yok. 0 zaman isteyen öğrenci girer'' isteyen girmez. Kaldı ki. zaten Türki- - ye'deki şu andaki din derslerinde de-. sure ezberletifiyor, Kuran okutuluyor, ve Sünni-Hanefi propagandası yapılı-^, yor. Laik bir devlette olmaması gere-" ken ne varsa oluyor. Bu yetmiyormu^»' gibi şimdi de bu konu daha da aşıır bir hale getiriliyor. \ı Din ve vicdan özgürlüğü olmadığ^,* şikâyeti yapanların, kendi inançlarK doğrultusunda dayatma yapmaya' kalkışmalan nasıl açıklanmalı? örne- ğin, neden bir gün bile din derslerinin; seçmeli olması gerektiğini savunmu- • yorlar? örneğin Milli Eğitim Bakanı, Hüseyin Çelik, zorunlu din derslerin-,; den yana olmadığını, bunun seçmel? olduğunu savunuyor mu? • • • "i Bunların hiçbirini bir önyargıyla .' söylemiyorum. Demokrasi ve özgür^ ( lükler bir bütündür, bir tarafı savunu-' lup diğer tarafı görmezlikten geline- - mez. 0 zaman hiçbir özgürlük adımı atılamaz. _.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog