Bugünden 1930'a 5,431,332 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

21 HAZİRAN 2005 SALI CUMHURİYET SAYFA Bektronik posta: deni2som@cuntfHiriyeLconi.tr Tefc 0.212.512 05 05 Faks: 0.212J12 44 17 Duruş Prof. Dr. Ismail Hakkı Duru: "Bakıyorum da Radikal gazetesı PKK ile savaşırken canlarını feda eden askerierimize şehit diyemiyor. Geçenlerde bildiri yayımlayan 150'ler gibi iki tarafa eşit mesafede olmak 'aydın duruşu' sayılıyoranlaşılan." - Fakirlerin cenazesi lüks otomobille kaldırılıyormuş. "Tahtırevan hesabı!" AKP'lilerin üçte ikisiABD'ye karşıymış. Geriye biri kalıyor! Harf 9Ersin Güneralp: "Istanbul'da Üsküdar Belediyesi'nin 'bodur ve teletuar işleri' gibi Maltepe Belediyesi de astığı afişlerde çevre temizliği için 'harfiyatlannızı belediyemize bildirin' diyor." Değişim Akif Kökçe: "Dış politikamızda artık 'güvercinler' ve 'şahinler' yerine 'devekuşlan' ve 'papağanlar' var. Olanlan; devekuşlan görmezden gelip sineye çekiyor, papağanlar esefle karşılayıp şiddetle kınıyor!" TÜRKseyahat acentelerinden "AuraTravel", Rusya'dan Antalya'ya turist getirmek için bir tur programı hazırlıyorve programın içine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni de katıyor. Buna göre Rus turistler, bir hafta Antalya'da bir hafta Kıbrıs'ta tatilyapacak... Aura, Rusya'da ikı büyük turizm fuarına katılıyor; gazete ve dergilerde bu konuda haberier yayımlanıyor, tur programı büyük ilgi görüyor. Ardından St. Petersburg'daki Rus acenteler için kentin en büyük otelinde bir tanıtım toplantısı düzenliyor. Fakat, tanıtım toplantısına kısa bir süre kala, Rusya'daki acenteler davete katılamayacaklannı bildirmeye başlıyor. Aura'nın yetkilileri ne olup bittiğini araştmnca karşılarına Güney Kıbrıs çıkıyor. Kıbnslı Rumların, Rusya Federasyonu'nun ilgili makamlanna ve St. Petersburg Kent Turizm Komitesi'ne içinde "rüşvet" kokulan da bulunan bir yöntemle baskı Tek başına yaparak Aura'nın tur programını "yasadışı" j | a n ettirdiği anlaşılıyor. Grand Europa Oteli, Aura'nın toplantı rezervasyonunu iptal ediyor; gazetelerin matbaasına giren polis, Aura reklamının basıldığı nüshaları topluyor... Ne var ki Aura'nın yetkilileri, tutuklanma riskini göze alarak Antalya'dan St. Peterburg'a gidiyor. Giderken de Türkiye'nin Moskova Büyükelçiliği'ni gelişmeler hakkında bilgilendiriyor ve diplomatik yardım istiyor. Sonuçta bir Türk seyahat acentesi, Rusya'dan Antalya'ya getireceği turist grubunu nasıl Pamukkale'yi veya Nemrut'u gezdirmek için kimseden izin almak durumunda değilse, Girne için de kimsenin izni gerekmediğini savunuyor. Kaldı ki aynı şekilde irıgiliz turistler, Kıbns'ın kuzeyinde tatil yapıyor. SESSİZSEDASIZ(I) Aura yetkililerinin yanında Kuzey Kıbns Türk Cumhuriyeti Turizm Bakanlığı Müsteşan Mehmet Başer de St. Petersburg'un yolunu tutuyor. Bizim Moskova'daki büyükelçilik, Başer'e "Gelmeseniz iyi olur" önerisinde bulunuyor. Fakat Başer ve Aura yetkilileri, hapse girmeyi göze alarak Rusya'ya gidiyor. Toplantının yapılacağı otel, rezervasyonu iptal ettiği için bu kez bir gemi kiralanıyor. Tanıtım toplantısı davetiye gönderilen 500 kişinin yaklaşık üçte binnin katılımı ile denizde yapılıyor. Rumlar, Aura ile çalışacak Rus acentelerin Güney Kıbns'a girişinin yasaklanacağı tehdidini savuruyor. Moskova'daki Büyükelçiliğimiz, bu olayı yok sayıyor; ne bir tepki gösteriyor ne de bir etki! Meydanı boş bulan Rumlar, Rusya'da bildiğini okumaya çalışıyor. Bir Türk seyahat acentesi ise Rumlara karşı tek başına mücadelesine devam ediyor. Takke düştü, lahanalar iyice pörsüdü TAKKE düştü kel göründü. AB, tarihinin en büyük siyasi ve ekonomik krizlerinden birini yaşarken anında Türkiye'nin defterini dürüp bir kenara koydular. Bizim Brüksel lahanalan bile bu acı ve acıtıcı gerçekle yüzleşme durumunda kaldılar; "Bu yol, inişli çıkışlı bir yoldur; biz yolumuza devam edelim" diyoriar. Lahananın pörsümüşü de hiç çekilmiyor doğrusu. Ucu açık müzakereler için 15-20 yıllık süreci kamuoyuna başan olarak yutturmaya çalışan lahanalara sormak gerek: AB'nin yaşadığı büyük kriz, Türkiye'nin önündeki süreci 150-200 yıla kadar çıkarmış olmasın! Göbeklerinden AB'ye bağlanmış ve "soldan dönek sosu" ile kendilerini tatlandırmış Brüksel lahanalan, artık gerçeklerie yüzleşmelidir. Türkiye, yoluna tabii ki devam edecektir. Ama bu yol AB'nin "koloni"si olma yolu değildir. Türkiye, cumhunyet devrimlerine dört elle tekrar sanlmalıdır. Çünkü çağdaş uygariık düzeyinin üstüne çıkma yolu, uçakta koltuğunun yanına ilişip fotoğraf çektirdikleri bu başbakanın kafasındaki yol değildir. Biraz acrtıcı olacak ama lahanalar artık bu gerçeği de görmeli. Çünkü takkeler düşüyor. Yüksek Yerilim Hattı erdincutkutg yahoo.com Çok renkli medya olamadık: Bizim basın hâlâ boyalı basın, halkın gözûnü boyayan! Yanm Yüzyıl Önce Prof. Dr. COŞKUN ÖZDEMİR Oktay Ekşi'nin Başbakan'a hitabı ve uyanlan tepkilerle kar- şılandı. Sayın Ekşi deneyimli bir gazeteci. Adnan Menderes'in idamı vahim bir hata, vahim bir yanlışlıktır. 0nun farklı düşüne- ceğini hiç sanmıyorum. Bu ne- denle Adnan Menderes benzet- mesi ile onun "Böyle giderse o- nun akıbetine uğrarsınız" de- mek istediğini, kastının bu oldu- ğunu ileri sürmek fevkalade yan- lıştır ve Oktay Ekşi'ye karşı hak- sızlıktır. Benim gibi Atatürk'lü Türkiye havasını soluduktan sonra 50'li yıllan yaşayanlann bugünkü Başbakan'ın öfkesini, hiddetini, otoriter tavıriannı ve üslubunu Menderes'e benzetmesinde ya- dırganacak bir şey yoktur. Be- nim yanm asır öncesi ile ilgili anı- larım çok canlı duruyor. Idam edilmesini son derece esef veri- ci bulduğum, üzüntü ile andığım Başbakan Menderes, Türk yurt- severierine büyük acılar çektir- miş, büyük düş kınklığı yaratmış olan bir insandır. DP'yi iktidara getiren 14 Mayıs'ta ben bir tıp öğrencisi idim. Bizim büyük umutlaria bağlı olduğumuz Cumhunyet ilkeleri ve devrimle- ri bu parti tarafından şaşılası bir süratle yıpratılmış, ezan Arap- çaya çevrilmiş, Saidi Nursi ziya- ret edilerek eli öpülmüş, din eği- timi yapan mahalle mektepleri- nin açılmasına göz yumulmuş, kıyafet devrimi hiçe sayılmtştır. Aydınlanma odağı görevini ya- pan Halkevleri ve Köy Enstitüle- ri yok edilmiş, Menderes Mec- lis'e hitaben o unutulmaz ve çok yinelenen hilafetle ilgili ünlü ko- nuşmasını yapmıştır. 6-7 Eylül faciası, tarihe kara bir sayfa olarak geçen bu olay, bu iktidar eli ile yaratılmıştır. 1956 yılında Urfa'nın kurtuluş bayramı kutlanırken Menderes ve Atatürk'ün başbakanlığını yapmış olan günün Cumhurbaş- kanı Celal Bayar, geçit töreni- ne katılan bir kara çarşaflılartop- luluğunu ayakta selamlamışlar- dır. Birisi şapkası, öteki DP mar- kalı bastonu ile... Tanık olduğum bu sahne, daima gözlerimin önündedir. DP'nin Urfa'yaatadı- ğı belediye başkanı, "Orucunu yiyenin katli vaciptir" diyen bir köy ağasıdır. Vatan Cephesi aymazlığı ve ^ izin verin niteleyeyim, utanmaz- lığı onlann iktidanndayaşanmış- tır. Radyolarda ünlü gazeteciler tarafından insanlaria birlikte ke- dilerin, köpeklerin bu cepheye katılımı ilan edilmiş, yurt düze- yinde kahveler, gazinolar, cami- ler Vatan Cephesi yandaşlan ve karşıtlan arasında bölünmüştür. Ben okulu bitirip, asistanlığımı tamamlayıp taze bir uzman ol- duğum yıllarda bir devlet hasta- nesinde çalışırken Vatan Cep- hesi baskılan giderek artıyordu. Hastane başhekimi Dr. Mansur Sayin bize Vatan Cephesi'ne katıldığını açıklarken sanki "Ar- kadaşlar, başka çare yok" der gibiydi. Nitekim çok geçmeden bele- diye başkanı tarafından Beledi- ye Sarayı'na davet edildik. Dev- let hastaneleri doktorlanna hitap eden Belediye Başkanı Kemal Aygün, Vatan Cephesi'ne katıl- mamızı istiyordu. Henüz 20'li yaşlannı süren genç bir insanın duygulan ve heyecanı ile içimin isyanla dolduğunu çok canlı ola- rak hatırlıyorum. Doğaldır ki çok sayıda arkadaşım ve meslekta- şım aynı tepki ve duygular için- de idiler. Adı demokrat olup de- mokrasi ile birlikte insan onuru- nu yok etmeye karartı bu iktidar- la mücadele etmek kararlılığı içinde idik artık... Demokrasiye büyük umutlaria adım atmış bir ülkede ne acıklı, ne umut kıncı bir tablo. İktidar, muhalif basını sustunmak için her çareye baş- vuruyor, yandaşlar pervasızca resmi ilanlardan besleniyordu. 0 günlerde unutulmaz bir muhale- fet sergileyen Inönü'nün dama- dı Metin Toker hapse mahkûm ediliyor, Inönü'ye bu konudaki fikri sorulduğunda "Şerefli bir mahkûmiyettir" diye cevap ve- riyordu. Nihayet ölçüyü iyice ka- çıran Menderes, muhalefeti yok etmek amacı ile inanılmaz bir gi- rişimde bulunuyor ve Meclis'i mahkeme yerine koyarak bir tahkikat komisyonu kurduruyor ve muhalif vekilleri Meclis dışına sürmeye yelteniyordu. Başbakan, itidalini ve sağdu- yuyu tümüyle yitirmiş, bu zorba- lıklara karşı çıkan üniversite mensuplarını kara cüppeliler olarak anıyordu. 0 günün birhu- kuk abidesi olarak anılan Istan- bul Üniversitesi Rektörü Prof. Sıddık Sami Onar, üniversite bahçesinde iktidar polisi tarafın- dan yerierde sürükleniyordu. 0 günlerin bu onurlu bilim adam- lanndan birkaçının isimlerini anarak saygı ile hatırlamak isti- yorum. Rektörün yanı sıra Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Hüseyin Naili Kubalı, Ragıp Sanca, Muammer Aksoy, Bahri Sav- cı, Ismet GirrtJi, Lütfü Duran, Vakur Versan, Tank Zafer Tu- naya belleğimde yer edenler. Yurtta bu zorba iktidara karşı git- tikçe büyüyen muhalefet ve hoşnutsuzluk, üniversiteden or- duya, meslek odalanna ve hal- kayayılıyor ve ülkenin hızla bir iç çatışrnaya doğru sürüklendiği görüşünde ve kaygısında bulu- şuluyordu. Yazık ki Atatürk'ün yanında bulunmuş Cumhurbaş- kanı Celal Bayar ve DP'nin ileri gelenleri gaflet içinde sürdürülen bu vahim gidişi engelleyemedi- ler. Menderes'i etkili bir şekilde uyaramadılar. Belki de Başba- kan artık uyanlamaz bir duruma gelmişti. Beklenen, hatta diyebilirim ki yaygın bir şekilde arzulanan ger- çekleşti ve 27 Mayıs'ta ordu ida- reyi ele aldı. Bu darbe, büyük çapta sevinçle ve bir devrim ola- rak karşılanmıştır. Amayineliyo- rum; umut verici birçok gelişme oldu. neredeyse kusursuz bir anayasayapıldı, halkyarannabir devrim havasını soluduk. Fakat Türkiye'yi yönetmek kolay de- ğildi, hatalar başladı. 147'lerin üniversiteden ihracı gibi bir bü- yük yanlışlık yaşandı. Ama en büyük hata, Menderes ile birlik- te iki bakanın idam edilmeleridir. Ancak 1950-60 arasında ül- kede yaratılan o zehirli havayı, bir partinin Meclis'teki çoğunlu- ğuna güvenerek "Ben her iste- diğimi yapanm, halkın oyunual- dım, bana kimse karışamaz, eleştiri yöneltemez, icraatı biz yapanz ve yaptıklarımızın hesa- bını ancak sandıkta veririz" ha- vasınagirmesini ve birçoğunluk diktatöriüğü kurarak hukuk dev- letini, kuvvetler ayrımını hiçe saymasının tehlikelerini hatıria- mak ve hatıriatmak bir yurttaş- lık görevidir ve bir yurtseveriik gereğidirdiyedüşünüyorum. Bir gazetecinin böyle bir görevi üst- lenmesinı de çok olağan ve çok doğal karşıhyorum. ÇÎZGtLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci •> mynet.com HARBI SEMİH POROY semihporoyfa yahoo.com BLXUT BEBEK MRAYÇIFTÇİ bulutbebek ı hotmail.com "bizden başka üJuS var mı bu dünyada ? HAYAT EPtK TÎYATROSU MVSTAFA BİLGÎN hayatepik^i mynet.com "AB AVRUPA BİRLtâİ'NlN ÖSALTMASI VE GALÎBA OLMAYACAK DUANIN UZATMASIDIR KIZIM.. OTOBÜSTEKİLER KEMAL VRGENÇ k_urgenc& yahoo. com 4 $\z\\titf{, ha TARİHTE BUGÜN MLMTAZARIKAN 21 Haziran tncic.mumtaz-arikan.com NİÖER TEK BİR NEHİRMİSİ 173S7B 8UGÜA/, İSKOÇYAU £N 8ÛYÜK. MUNGO PARK, J İN KEÇPtHE GlRİŞMlŞrİ. ZAMAUIN S/M//ÇLI i &A üÛtBİLGlLER.1, Ay/Vf Y£KDE<i Şr&KAÇ BürÛtC NEHİGie İLGİLİYPİ. MEPSÎM'N AYNI NEHİR- PEM İ"ÖZ ETTİĞİ BİLİNMİYOÜPU- IŞTE, MUM- &O PARK, "AFRlCAN ASSOCIATtON*AOU KCJ- ÜULUŞUN DeşreĞiYLE seeçE/asei OBTAYA ^(KAÜMAK ÛZ£G£ KARA KITAYA 6£U4içr(. UZUKJ YOLCULUKiAR VB TEHÜ<ELİ SEG.ÛrEN- LE.&DEN SOfJKA İHGİLTeee'yE PÖNEN GCNÇ KAÇİF, İAZDIĞI ta7XP1X 8AÇIAJPAU GeÇ£ML£- ei AHLAVMfÇrr. iıdfjci NIJEH sezts-/(i8<x) İSE BUSSA 'PA BoeULMASIYCA SOMUÇLAHMtŞTt. GÖRÜŞ BEDRİ BAYKAM Nereye Sürüklendiğimizi Gönebilenler ve Görmezden Gelenler... Türkiye'nin bugün "Barbaros Bulvan'ndan 4. vtteste tam gaz inen ve de üstelik frenleri pat- lamış" bir AKP kamyonunu dehşet içinde iziedi- ği ortada. Bu tablo karşısındatoplum üç gruba ay- rılıyor: Bu korkunç gidişatı görenler ve tepki ve- renler, dizi seyretmek ve ekmek kavgası vermek arasında sıkışıp göremeyenler, bir de görmesine rağmen kendi iş ilişkileri bozulmasın diye görmez- den gelenler... Son haberier şöyle: Seydişehir Eti Alüminyum Fabrikası, üç yüz beş milyon dolara Erdoğan'ın hemşerisı Rıze kökenli Mehmet Cengiz'e ara kontrolle satılmış. önümde gazeteler var. Cum- hunyet ve Birgün'de, işçilerin büyük tepkisi fotoğ- raflı olarak yer almış. Erdoğan'ın, Unakıtan'ın ve AKP Konya Milletvekili Tüfekçi'nin maketlerini yakmışlar. Çok önemli bir haber. Bakalım diğer ga- zeteler ne diyor? Sabah, Hûrriyet, Milliyet'ie yer almıyor. Radikal fotoğrafsız, içeriksiz, 16 santi- metrekarelik bir "baştan savma" haber koymuş. Sabah gazetesı, ATV'nin "Beyaz Inci" ekran ya- rışmasında, Erdoğan ve Ciner'in beraberce sah- ne aldıkları fotoğrafları ve Erdoğan'ı hangi C-4 kalkanının koruyacağı haberierine daha çok önem vermiş. Fatih Altaylı, dört gün önce sevgili yakın dos- tu Başbakan Erdoğan'ı, Ereğli Demir-Çelik konu- sunda nasıl "uyardığını" aktarıyor. Olaylar şöyle gelişmiş: "Bu mal ucuza gitmesin" dıyen Altaylı, "Dört milyar dolartık bir malı ikiye satmayın" diye yazı yazmış. CNBC-E Ekonomi Müdürü de bunu IKMB'de düzenlenen bir konferansta ele alıp "Biz böyle sorumsuz gazetecilik yapmıyo- ruz" diyerek Altaylı'ya "vermiş veriştirmiş". Altay- lı da diyor ki; "Koskoca işletme, üç yıllık kârı için satılır mı hiç?" Yazısının başkayerinde de o ma- lın değerini "dört milyardolar" olarak geçırdiğine göre. demek ki o mantıkla Ereğli Demir-Çelik, 3 yıl değil ama 6-7 yıllık kârı için satılabilir... Dostum Altaylı'ya soruyorum: Bir koca devlet için 4 mil- yar dolar (o da kim bılir hangi ödeme planlanyla?) almak mı daha iyi, yoksa sonsuza dek, yılda en az 600, belki 700-800 mılyon dolar kazanmak mı daha iyi? Yani hangi uzun vade aklı başında fi- nansçı buna 'doğru' diyebilir? Biraz daha akıllı politikalarla, turizm alanındaki sözde sayısal pat- lamaya rağmen, gelirlerini hakkıyla toplayama- yan devlet, bu yanlışlardan vazgeçerek o parala- rın çok daha fazlasını her yıl turizmden artacak ge- liriyle karşılayabilir. Ereğli Demir-Çelik gibi altın yumurtlayan bir tavuk da elinde kalrrnş olur. Hem de maddiyatın ötesınde, dünya çelik piyasasında bize aktif rolüyle sağladığı, tüm diğer avantajla- nyla. öyle değil mi, Altaylı? Yani "Aman ucuza sa- tılmasın" duyarlılığınız, hiç yoktan iyi olsa da, bi- raz daha düşününce, kendi yazınızda verdiğiniz rakamlarta, olduğu yerde çürüyen birtez üretmiş oluyorsunuz. Erdoğan'a cevaben Baykal'ın verdiği demeç çok anlamlı. CHP'nin, devletin yangından mal ka- çırır gibi satılmasına karşı çıkması, tabii ki şu an- da çok kritik. Yalnız burada önemli bir nokta var. Bütün CHP'lilere bazı hatırlatmalan yapmak isti- yorum. Ankara, Inönü ve Çankaya üniversiteleri senatoları da ODTÜ'lülerte beraber gidişatın ne kadar tehlikeli olduğunu bildirilerie gündeme ge- tirdiler. Laiklik ilkesının "siyasal iktidarın derin- den ve karariı uygulamaları ile hızla aşındınl- maya çalışıldığı"nın vurgulandığı bu metinler, yurtta her yerden sesini yükselten duyarlı kitlele- rin doğal tepkisi. "Yurtsever Harekef'in, medya sansürüne karşın bir araya toparlamaya ve gür bir ses haline dönüştürmeye çalıştığı çıkışlar bunlar. lyı de, CHR bu fokurdayan ortamı, parlamen- todaki ana muhalefet partisi olarak nasıl değer- lendirecek? "Parti-içi demokrasi" gibi, bugünkü yönetimin tüylerini diken diken eden kelimeyi bir an için rafa kaldırın. Bunun dışında da, toplum bu- günkü CHP'den acil olarak neler bekliyor? Han- gi konularda özeleştiri yapmasını istiyor? Bu ka- ranlık ortamda nasıt bir önderlik bekliyor? Sizler- den gelecek yapıcı önerileri bu sütuna bekliyorum. e-mail: bedbayc/ tnn.net - Faks: 0212 227 34 65 B U L M A C A SEDAT YAŞAYAJV 1 2 SOLDAN SAĞA: 1/ Bir orga- nizmanın oluşturduğu, ona özel ren- gini veren kimyasal madde. 2/ Büyük delik- li kalbur... Evin bölümü. 3/ Kaz Da- ğı'nın antik dönemlerde- ki adı... Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü. 4/ .^kdeniz havzasında yetişen ve tomur- cuklanndan turşu yapılan bir bitki... 6 Bır renk. 5/ Yaban- 7 cı... Emile Zola'nın 8 bir romanı. 6/ Roma 9 ve Kartaca'yı karşı karşıya getiren üç savaşuı or- tak adı... Doğu Anadolu'da kullanılan bir tür kü- çükzurna. 7/Isım...Bircinsiriat.8/Birburçadı... tki tarla arasındaki sınır. 9/ Mozambik' in para bi- rimi. YUKARTOAN AŞAĞrYA: 1/ Ruh hastası. 2/ Alınmış bir şeyi geri verme... Kımi hastalıklarda yüzde, ellerde, ayaklarda gö- rü elen yangısız şiş. 3/Tektonik çukur... Birnota. 4/,Ajıadolu halklannın en eski ana tannçası... Bir organımız... Tabaka. 5/ Lokmanruhu... "Ati çı- kıncaya ortaya — silinmeli" (Tevfik Fikret). 6/ Italya'da bir İcent. 7/Yayla ya da bahçe kulübesi... A\oıç içı. 8/"James—": ABD'lisinemaoyuncu- su... Hizmet hayvanlannın ayağına çakılan de- mir. 9/ Şen, şakacı ve güldürücü kimse.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog