Bugünden 1930'a 5,440,253 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 21 HAZİRAN 2005 SALI 14 KULTUR kultur@cumhuriyet.com.tr SAHNEDEN AYŞEGÜL YÜKSEL Şiddetileoynamak...tki yıl önce bir oyun gördüm. Tiyat- ro 'dcv'i MehmetTJIusoy'un son çalış- malanndan "Şeytanlar'ı... JohnYVhiting ın buyapıtı, siyasal erk sahiplerinin, ideolojilerini sağlamlaş- tırmak adına, ortaçağ alacakaranlığın- dan sıynlamamış bir küçük kentin ki- şilikli papazını, bile isteye, küçük ra- hibelerin ve halkın isterisine nasıl kur- ban ettiklerini anlatırken, bir toplu- mun çeşitli katmanlannda beslenen ikiyüzlülülüğün sözel-sessel- bedensel 'şiddet'e dönüşme dınamiğini sergili- yordu. trfan Şahinbaş Atölye Sahne- si'ninyüz akı biryapımı... Ne ki, kent- ten ulaşması zor olan bir tiyatroda, üç buçuk saat süren bir oyunu izlemek seyircinin işine gelmemişti. Bu Ulusoy başyapıü, belki yalnızca on kez, her se- ferinde de ancak kırk kişi tarafindan iz- lendi... Yazıkoldu... Altı ay önce bir tiyatro kitabı oku- dum. Esen Çamurdan ın Mitos Bo- yut'tan çıkan 'Şiddet ile Oynamak' (Ekim 2004) adını taşıyan çahşması- nı. Bu yazının başhğı olarak da kita- bın adını kullandım. Çamurdan kitabında on çağdaş Türk oyununu ele alıyor ve bu oyunlarda toplum yaşamımızı kuşatan 'görü- nür/göhinmez' şiddet edimini inceli- yor. Kitabın en başına Sebastiao Sal- gado'dan çarpıcı bir alıntı koymuş: "Fotoğraflanıuzı aitolduğunuzkültür- k birtikte çekersüıiz." Tlyatroda dolaylı şlddet Sevim Burak' ın 'Sahibinin Sesi', 'lş- te Baş Işte Gövde İşte Kanadar', Saba- hattin Kudret AksaJ ın 'Kahvede Şen- lik Var', 'Önemh Adam', MeHh Cev- det Anday'ın 'Otöler Konuşmak Ister- ler", 'Müfettişler',Adalet Ağaoğlunun 'Kozalar',MurathanMııngan" ın "Mah- mud ile Yezida\ 'Taziye' ve Turgay Nar'ın 'Çöptük' oyunlanndaki farklı türdeki 'şiddet görünümleri'ni ustaca bir kurgulamayla on bir ayn bölümde iç içe irdeliyor Çamurdan. Bu oyunlarda 'dolaysız ve açık şid- dettençok.örtükvedolayuolan'ıru çö- zûmlüyor yazar. On oyunda yansıyan en belirgin özelliğin ise 'şiddetin ana 5 SANATÇI KATILIYOR '5İz'sergisi Gcderi Binyû'da • Temmuzun ilk haftasında gerçekleştirilecek sergiye Devabil Kara, Ferhat Özgür, Hakan Onur, Kemal Gürbüz ve Mehmet Kavukçu katılıyor. Kiiltür ServisJ - Galeri Binyıl, temmuzun ilk haftasına dek Devabil Kara, Ferhat Ozgûr, Hakan Onur, Kemal Gürbüz, Mehmet Kavukçu'nun yapıtlannın yer aldığı. '5 İz' adlı bir karma sergiyi ağırlıyor. Farklı disiplinlerden, farklı eğilimlerden bu sanatçılann yapıtlan, belli bir içerik ya da başlık altında buluşmuyorbu sergide. '5 Iz'de, tuval, yerleştirme, video gibi değişik türlerden örnekler veren sanatçılar da tuval üzerine çalışmalanyla yer alıyor. Son yıllarda izleyiciye sıkça sunulan bir konu çevresinde yoğunlaşma, bu sergi için bir ölçüt oluşturmuyor. Sergide sunulan iddia, "her bir sanatçının, önce birey, sonra sanatçı olarak yaşadığına dair bu dünyaya bıraküklan birer iz" olduğu bu çalışmalann. Sergi için kaleme aldığı yazısında Esra Afiçavuşoğhı, şöyle değerlendiriyor bu yaklaşımı: ".Jîurada bir araya gelen sanatçüan ve yapıdannı aym mekân içinde soluk alan bağımsız odalara benzetmek mümkün. Aynca bu birbirinden bağımsız '5 İz' bağlatmnda günümüz çağdaş Türk sanaünın hangi alanlarda konakiayıp yapıt ürettiğine dair bir ipucu bulnıak da olası. Bu sergide izJediğjmiz sanatlann bir bölümü fotograf, yerleştirme ve video gibi çok çeşitli ifade biçimlerinden yaraıianryor. Ancak onlan bu sergide tuvaDeri ile izleme olanağı buhıyoruz. Her sanatçının iki yapıt ile temsil edildiği bu serginin önemli bir yanının her birinin üshıp özelliklerini göstermesinin yanı sıra bugün ne üzerine yoğunlaşüklannı örneklemesi olduğu sövienebiür.'* iddet' olgusuna karşı uyarı niteliği taşıyan sanat ve edebiyat ürünleri, tiyatro sahnelerinde ve kitapçı raflannda izleyicilerini ve okurlanm bekliyor. Esen Çamurdan 'ın 'Şiddet ile Oynamak' başlıklı tiyatro kitabı, Kenter Tıyatrosu 'nun sunduğu 'Inishmore 'lu Yüzbaşı 'yapımı gibi... kaynağmın, ayak uydurulamayan ve- ya beceriksizce uydunıbnaya çahşılan dayatmacı toplumsal düzen/otorite/ik- tidar' olduğu sonucuna vanyor. Çamurdan'ın değerli incelemesi, umanm ve dilerim okunuyordur. Bin okura ulaşmış mıdır? Oç hafta önce bir oyun izledim. tr- landa tiyatrosunun yeni 'harika' çocu- ğu, Martin McDonagh'ın İnishmo- re'hı YüzbaşTsının iki yıldır sahnele- nen -sanatçılanna bir dolu ödül kazan- dırmış- başarılı Kenter Tiyatrosu ya- pımını... Yazar McDonagh, Irlanda'da Ingiliz sömürgeciliğine karşı başlatlan 'bağnn- sıznk savaşı'nrn, zaman içinde Ingiliz Kraliyeti yanlısı Protestanlar ile ba- ğımsız Irlanda yanlısı Katolikler ara- sındaki çatışmaya dönüştüğü şiddet ve kanşıklık ortamından yola çıkarak, Ir- landa'nın kuzeybatısında yer alan, ül- kenin en geri bırakılmış, dolayısıyla in- sanlarrnın işsizlik ve yoksullukla bo- ğuşmaya itildiği Aran Adalan'nda ge- çen oyununda, bölüne bölüne üç beş kişiye indirgenmiş 'örgüt'lerin, ilk amaçlanndan uzaklaşmış, ama 'şid- det' uygulamasını her koşulda devre- ye sokan, kimlik açlığı çeken, kafası kanşık insanlarında bir hastalığa dö- nüşen 'şiddet kullanımrnın 'karagül- mece'sini kotarmış. 'Şiddet'in en somut görsel- işitsel boyutlanyla sahneye aktanldığı, sah- nede yaratılan 'dehşet' görüntülerinin, 'kedi sevgisi' odaklı olay örgüsüne ve 'Hoş geldiniz™ Buyrun buyrun,girin._ Ben de babamı vurmak üzereydim' benzeri repliklerle gülünçleştinldıği oyunda. 'şiddet'in çığnndan çıkmışlı- ğının uç noktasıru ızliyorsunuz. McDo- nagh'ın, Irlanda tiyatrosunun babayi- ğitleri Synge ve O'Casey'nin mirası olan 'aa alay'ı, Tarantino filmlerinın 'şiddetgühnecesT ile buluşturduğu özel bıçemın vuruculuğu, 'gerçeğin gro- teskleştirilmesi'yle oluşuyor. Mehmet Ergen'in dinamik bir yak- laşunla sahnelediği, genç yetenek En- gin Hepileri"nın, Baba rolünü son de- Resim Sanatımızın Büyük Ustası 7. Tüyap îstanbul Sanat Fuan (1997) Onur Sanatçısı Sevgılı Buyügümuz NURI İYEM' i yitirdik. Tüm sevenlerinin acısını paylaşınz. Nur içinde yatsm. rece krvammda biryorumla sunarak şid- detin yol açtığı gülmecenin altını çi- zen Mehmet Birkiye'nin, örgütbaşı Yüzbaşı'da kazandığı başanyla geçen yıl Afife En Başanlı Komedi Erkek Oyuncusu ödülünü alan Hakan Ger- çek'ın. Yeşim Koçak'ın. Bütent Şak- rak'ın, CengizBozkurt'un, BartuKü- çükçağla\-an ın, Okan Yalabık'ın kat- kılanyla baştan sona özenli bir çalış- ma niteliği taşıyan 'Mshmore'lu Yüz- başı' ne yazık ki üç günlük Ankara turnesinde salonu dolduramadı. $tddet'lntakendlsl Bir hafta önce, dönemin son dersle- nnden birinde, Ingiliz yazar John Ar- den'ın ünlü 'Musgrave'in Dana' oyu- nunu işlıyordum. Ingiliz kapitalizminin ve emperyalizminin ülke içinde de dı- şında da benzer biçimde işleyen meka- nizmalann öğüttüğü, kafası kanşarak 'banş hav^arisi' olma adına 'şjddet'e başvuran ÇaMiş Musgrave'in yamlgı- sını dillendirmeye çalışıyorum. Oyun metnınde açık seçık yazıyor: 'Şiddeti şiddede yok edemezsin.' Tam o sırada dışardan korkunç bir şangırtı kopuyor. Dil ve Tarih-Çoğrafya Fakültesi'nin orta avluya ginşındeki, metrelerce yük- seklikteki camlar taşlarla aşağıya indi- riliyor. Görsel ve işitsel şiddet... Gerisi çorap söküğü gibi geliyor. Önce taşlarla sopalarla başlayan saldı- n, sonra satırve bıçak darbeleriyle ya- ralamalar, savaş alanına dönen bir yük- seköğretim kurumu... 'Şiddet'in 'be- den'e, 'can'a yönelik görünümlen... Bu kaçıncı? Ulusoy'un 'Şe\1anlar'ını, Kenter Ti- yatrosu'nun 'Inishmorelu Yüzbaşı'sı- nı izlemeye, Esen Çamurdan'ın 'Şid- det DeO>namak' kıtabını, şiddete kar- şı dünyayı ve toplumlan uyaran bir dolu değerli yapıtı okumaya üşenen, kı- sacası kendilerine sanat, edebiyat, kül- tür adına sunulanlan görmezden gelen milyonlar, 'şiddet'in -en olmaması ge- reken bir kurumda ortaya çıkan- gö- rüntülerine televizyona 'bakarken' rastladı. 'Bakmak', görmeye yetmiyor ne ya- zık ki... ANKARA'DA SEMÎNER Dramada yeni arayışlar... • 7. Drama Liderleri Buluşması ve Ulusal Drama Semineri kapsamında atölye çalışmaları, bildiri sunumlan, tartışmalar ve paneller gerçekleştirilecek. Kültür Servisi - 'Türkiye 7. Drama Ii- deıieri Buluşması ve Ulusal Drama Semineri- 2005' 24 Haziran'da An- kara'da başlayacak. 26 Haziran'a kadar süreceİc olan etkinlik kapsa- mında atölye çahşmalan, bildiri su- numu otunımlan, tartışma oturum- lan ve paneller yer alacak. Ankara Üniversitesi DTGF Tiyatro Bölümü Öğretim Üyesi Dr. KadirÇevik'in vereceği 'Augusto Boal ve Forum Tiyatro' konulu Atölye 1 'de Augus- to Boalın tiyatro teknikleri ve te- mel alıştnmalan konusunda uygu- lamah olarak çalışdacak. Erken çocukluk eğitiminde drama ile ilgili bilgilere drama yaşantılan ara- cılığıyla ulaşmanın çalışılacağı ve çocuİdann gelişimlerini destekleme üzerinde dramanın etkisi üzerinde durulacak. 'Erken Çocukluk Eğiti- minde Drama' konulu Atölye 2'de ise AÜ EEYO Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü Öğretim Ûyesi Doç. Dr. Aysel Köksal Akyol katılım- cılara yardımcı olacak. Müzik peda- goğu, oyun ve tiyatro pedagoğu San. Yet. Sevda Çevik bedenin ritim ve sesle buluşmasının bir anlatım biçe- mine dönüştürülmesi üzerine olan 'Ritim- Müzik-Devinim Doğaçlama- lan' konulu Atölye 3'ü sunarken Oluşum Drama Enstitüsü Drama li- deri Bil. Uzm. Meryem Akm Temiz de bedensel devinimin çalışılacağı 'Hareketten Dansa' konulu Atölye 4 ile katılımcılara eğitim verecek. Etkinlik kapsamında, Ankara Üniver- sitesi'nden Dr. Kadir Çevik'in vere- ceği 'Sınırlandırünuş Doğaçlama ve Doğaçlamada Sözün KuDammı' ko- nulu Özel Atölye 1, Oluşum Drama Enstitüsü'nden Naci As- lan'ın vereceği 'Dramada Drama- tik Olan' konulu Özel Atölye 2 de yer alacak. (0 312 417 84 56) YAZIODASI SELtM İLERİ İstanbul Sinemalarında... Beyoğlu'nda Lüks, Lale, Pangaltı'da Inci, Kurtu- luş'ta Yeni Atlas, 1960'lann Istanbul'unda hep yerli film oynatan sinemalardı. Şerırin başka semtlerinde de Türk fılmleriyle donanmış sinemalar vardı. Ama ben en çok bu dördüne giderdim. Şimdi Lüks'te, Yeni Atlas'ta, hele Inci'de bol bol seyrettiğim fılmleri hatıriarken, Türk sinemasının 'ka- rakter oyunculan' da birer ikişer gözümün önüne geliyor. Onlara öyle denirdi: Karakter oyuncuları. Her biri- nin emeği nasıl da ziyan olup gitti... Nedense hemen Küçükhanımefendi filmleri aklı- ma gelir. Bu dizi fılmleri o kadar sıcak, sevimli kılan, onların her birine bir 'salon komedisi' havası sağla- yan karakter oyunculanndan hangi birini saymalıyım? Şaziye Moral'ı mı, Suna Pekuysal'ı mı, NubarTer- ziyanlar, DursuneŞirin'ler... Şaziye Moral'ı birçok filmde, ya anne, ya yaşlı bir akraba ya da yaşlı bir emektar rolünde hatırlıyorum. Türk tiyatrosunun gelmiş geçmiş en güçlü aktris- lerinden olan Şaziye Moral, nasıl bir kavrayışsa, tiyat- roda hiçbir zaman hak ettiği yerde görülmemiş, si- nemadaysa hiç görülmemişti. Onun, adeta Bre<rfTt'in tiyatro anlayışma yatkın, yepyeni, taptaze bir oyun- culuğu vardı. Oktay Rrfat'ın güzel eseri KadınlarAra- s/nda'daki kompozisyonu hâlâ gözümün önündedir. Bir geçrt törenine çıkartmaya çalışıyorum karak- ter oyunculanmızı. İstanbul sinemalarında-ve elbet- te yurdun sinemalannda- onlan kim bilir kaç kez iz- ledik! Beş aşağı beş yukan hep aynı kompozisyon- lara, nasıl oluyordu da, her defasında yeni bir rolün tadını katıyorlardı?.. Senaryosunu yazdığım Bir Demet Menekşe gö- zümün önüne geliyor. Zeki Ökten'in yönettiği Bir De- met Menekşe, hele senaryoyu yazarken, beni ne çok heyecanlandıımıştı! Bu filmde kısacıktı rolü Mualla Sürer'in: Bir iki kez pencereden baktı, mahallenin genç kızı kaçta eve gi- riyor diye gözetledi, sonra dasezdirili, dokundurma- lı bir kahve falı baktı. Hepsi bu kadar. Ama Bir Demet Menekşe onun gönJndüğü sahnelerle anlam kazanmıştır. Mualla Sürer'i anınca, Vahi Öz'ü anmamak ol- maz. Ikisi, yıllarca biriikte oynadılar, bir çift oluştur- dular. Filmler, film öyküleri değişir, bu çift degişmez- di. Sinema tarihinde eşine pek rastlanılamayacak bir durum. Zaten bu çift, bir zamanlar o kadar çok sevilmiş, romantik Belgin Doruk-Göksel Arsoy çrfti kadar se- vilmiş, benimsenmişti. Seyircı, Mualla Sürer'le Vahi öz beyazperdede görünür görünmez basıyordu kah- kahayı. Vahi ûz, ilk örneği taa Cemal Nadir Güler'in ka- rikatürlerinde işlenmiş 'yenizengin' tipinin tam kar- şılığıydı. Mualla Sürer'e gelince, birfilmyazıhanesindeki soy- leşimizi hatırlıyorum. Sinema yaşamını büyük usta Akad'a borçlu olduğunu anlatmıştı. Hep aynı rolle- ri canlandırmaktan biraz bıkkındı. Onun, başrolünü Türkan Şoray'ın oynadığı Bir Dağ Masa//'ndaki müfettiş- öğretmen kompozisyo- nu harikuladedir. Bu göz kamaştıncı oyun, pelikülde solup duruyor... Memduft Ün'ün yönettiği, sinemamızın klasikle- rinden Üç Arkadaş'\ Beyoğlu'ndaki Saray Sinema- sı'nda seyretmiştim. Diyebilirim ki, hiçbir yabancı filmden bu kadar derin bir haz duymamıştım. Çün- kü o güne kadar seyrettiğim yabancı filmler, bizim hayatımıza dair doğrudan doğruya bir şey söylemi- yordu. Üç Arkadaş ise gerçekten 'yerli' bir filmdi. Üç Arkadaş elbette Muhterem Nur'la Fikret Ha- kan'ın aşklaarkadaşlığıydı. Bununla birtikte filmin unu- tulmazlıgında Salih Tozan'la Semih Sezerli'nin hiç mi payı yok? Salih Tozan'a hep, eski Istanbul'un kıyı köşe semt- lerine sığınmış, yoksul hayatına bir gurur sebebi gi- bi bakabilen o görgülü yaşlı büyüklerimizden biri gi- bi bakıyorum, şaşakalıyorum... Öneri/er Kitap/Topfcap/ Sarayı, Reşad Ekrem Koçu, Doğan Kitap, 2004. (Büyük halk tarihçisinin inanılmaz reh- beriiğinde bir gezinti...) Ariza Benin'in şan resitaf • Kültür Servisi - Lirik-koloratur soprano Ariza Benin 29 Haziran günü saat 20.00'de İTÜ Maçka Kampusu Mustafa Kemal Amfisi'nde şan resitali verecek. tTÜ Vakfi Sosyal Hizmetler Komitesi ve tTÜ Mezunlan Derneği işbirliğiyle düzenlenecek olan konserde Benin'e piyanoda Sergey Gavrilov eşuk edecek. Teknik açıdan zor ve zengin bir repertuvara sahip olan Ariza Benin, birçok uluslararası yanşmada ödül kazandı. Halen Moskova'da yaşayan ve ders veren Benin, ABD. Kanada ve Avrupa ülkelerinin farklı şehirlerinde birçok konser verdi. Moldovya Kişinov ve Krasnoyarsk Operaları Orkestralan Korrepetitörü olarak çalışan Sergey Gavrilov halen Atatürk Kültür Merkezi'nde, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Korrepetitörü ve Şef Yardımcısı olarak çalışıyor. Sinemaya destek • ANKARA(ANKA) - Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, sinema sektöriinün desteklenmesi amacıyla bu yıl içinde 6 milyon YTL destek sağlandığını dile getirirken, bakanlığma gelen başvurulardan toplam 85 adet projenin desteklendiğini bildirdi. Atilla- Koç, GHP Antalya Milletvekili Feridun Baloğlu'nun sinema sektörünün desteklenmesine ilişkin soru önergesini yanıtladı. Sinema sektörünün desteklenmesi amacıyla bu yıl içinde 6 milyon YTL destek sağlandığım ifade eden Koç, destekleme kurulunun, 6 milyon YTL'lik tutann 4 milyon 475 bin YTL'sinin uzun metrajlı kurgu fılmlerin yaprm ve yapım sonrası desteklerine, 1 milyon 495 bin YTL'sinin proje desteği, belgesel yapım, kısa film yapım, çizgi film yapım ile amatör proje desteklerine aynlmasuıa, 30 bin YTL'sinin ise daha sonra kullanılmasına karar verildiğini kaydetti. Bakan Koç, bakanlığına destek başvurusunda bulunan projelerden. 28 adet uzun metrajh film yapım, bir adet yapım sonrası, 27 adet belgesel yapım, 3 adet belgesel yapım- geliştirme, 21 adet senaryo ve diyalog yazımı geliştirme, bir adet kurgu film geliştirme, bir adet animasyon yaprm ile bir adet amatör yapım projesi olmak üzere toplam 85 projeye destek verilmesi karan aldıklannı bildirdi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog