Bugünden 1930'a 5,439,171 adet makale



Katalog


«
»

2 HAZlRAiN 2005 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA 17 Jandarma CemaJ Tağcı: "Geçen pazar Bolu Gölköyde gol kenaranda piknik yaparfcen; İstanbul plakal ı beyaz bir minibüs, üzerinde hoparlör ve ses sonuna kadar açıtmı:ş halde dini yayın yaparak # gölün çevresini dlolaştı. Herkesi Islam'a davet etti. Meclis karannın ardından böyle bir olayın meydana gelmesine hayret etmemek mümkün değil. Olayı iandarmaya bildirdiik. Daha sonra jandarma, minibüsü yakaladığını ve gerekli yasal işlemin yapıld ığını haber verdi. Ne diyelim; iyi ki jandarma var." SekironHc posta: denizsoflnecumhuriyetconi.tr www.dtHifasoin.coiQ Tel: 0.212.512 05 05 Faks; 0.212312 44 »7 - TCY sakat doğmuş. "Hükümet, kortuk değneği olur!" MİLLİ Eğitım Bakanlığı'nın dın külturu ve ahlak bilgisi dersleri için hazırladığı yeni müfredata göre, lise öğrencilerine camilerde uygulamalı namaz eğitimi verilecek. Bir an öğrenci olasım geldi... Bizim lisenin yakınında 10 dakikalık yürüyüş mesafesinde bir cami vardı. Düşünebiliyor musunuz; 40 kişilik smıf okuldan çıkmış camiye gidiyoruz! En önde din hocası; onun arkasında erkek öğrenciler; en arkada kızlar. Erkeklerin elinde iğne oyası birer beyaz takke; kızlar evden getirdikleri eşarplan türban niyetine başlanna bağlamışlar. Yürüyüş disiplinini bozmamak için de hep biriikte ilahi söytüyoruz. Esnaf, kapıya çıkmış bizi seyrediyor. Bazılan, "41 kere maşallah" diyerek arkamızdan "tüh, tüh" yapıyor. Camiye geliyoruz. önce abdest alacağız. Onceki hafta sınıfta uygulamalı abdest dersi yaptık ama ortalık fena halde ıslanınca ders yanm Camidekalmıştı. Şimdi musluklann başında daha rahatız. Caminin şadırvanında 10 musluk var; erkekler sıraya giriyor. Ceketlerimizi çıkanp, gömleklerimizin kollannı sıvıyoruz; ayakkabılanmızı ve çoraplanmızı çıkanp paçalanmızı yukan kaldınyoruz. Abdest alıyoruz. Sonra ıslak ayaklanmızı elimizle sıvazlayıp çoraptan başlayarak giyiniyoruz... Kızlar, caminin kadınlar tuvaletinde abdest alıyon bizim hoca, kadınlar tuvaletine giremediği için eksik olmasın imamın kansı, bizim kızlann başında duruyor. Namaz vakti değil ama biz camide namaza duruyoruz. Kızlar yine arkada ve bu kez bir paravanın arkasında; imamın kansı da yanlannda; bilemediklen bir şey olursa o anlatacak. Namazımızı kılıyoruz. Tam camiden çıkacakken, çocuklardan biri mihrabın arkasındaki levhada ne yazdığını soruyor. Bizim hoca çok duygulanıyon başlıyor anlatmaya. Bir başkası, minberin yanındaki yazıyı soruyor; hoca onu da anlatıyor. Paravanın arkasından kızlann sesi geliyor; onlar da kubbenin alt kenanndaki yazılan merak etmişler; imamın kansı Arapça bilmediği için bizim hoca devreye giriyor. Kubbenin altında bir çember oluşturup hep birlikte yukan bakıyoruz; hoca anlatıyor, hepimiz dinliyoruz. Sonunda camiden çıkıyoruz. Fakat o da ne arkadaşlardan biri ayakkabısının tekini kaybetmiş. Başlıyoruz aramaya. Neyse buluyoruz ayakkabının tekini; tek sıra halinde okula dönüyoruz. Sınıfa giriyoruz; o da ne! öglenciler gelmiş fızik dersi yapıyorlar. AB, TV dizisi olmuş. | En az bin bölüm ** devam eder! İlga Akif Kökçe: "Avrupa Biıiiği, Fransa'yı anayasayı tadil, te-bdil ve ilga T suçundan mahkemeye versin!" SESSİZ SEDASIZ (!) Tarih tekrardan ibarettir; ihanet de! ATATÜRKÇÜ Düşünce Derneği Bursa Şubesi Başkanı Lütfü Kırayoğlu. anımsatıyor... Tarih: 27 Aralık 1919. Mustafa Kemal Paşa, ulusal kongrelerden sonra Ankara'ya gelmiş... Istanbul'da işgal kuvvetleriyle işbiriiği içinde olanlar Anadolu'daki ulusal direnişe karşı konferanslar düzenliyoriar. Mustafa Kemal Paşa, Istanbul'un ünlü bir okulunda düzenlenen bir konferansa ilişkin görüşünü açıklıyor: Tekrar ediyorum. Aleyhimizde ileri sürülen değerlendirmeler yanlıştır. Bu gerçek, hem tarih, hem de mantık açısından sabittir. Bu hususu yalnız Batıya değil, hatta vatandaşlanmıza da ehemmiyetli bir surette ihtar etmek gereğini duyuyorum. Çünkü, ender de olsa üzülerek işitiyoruz ki, milletin tarihini okumamış veya milli duygulardan yoksun kalmış olan bazı kişiler, yabancılann aleyhimizde ileri sürdükleri suçlamalan reddetmemenin yanında vatanını ve milletini kusuriu göstermekten çekinmiyoriar. Bugün bile mektebinin salonlannı aleyhimizde konferans verdirmek için yabancılara açanlar var. Bu gibilere lanet!" Yüksek Yerilim Hattı erdincutkuıa yahoo.com Seni anyordum; kendimi buldum karşımda! Gelişmişlikte Roman Azgelişmişlikte Şîir t. Gürşen KAFKAS UygarlıkJar kalemlerin ucun- dan yazıya dökülürken, geçmişi geeceğe taşırlar. Toplumlar ay- na/a bakarak kendilerini görüp, okjmanın, yazmanın ve kalemin gücünün erdemine ulaşırlar. Eoebi tür ajraştrmacılan, başlan- gıçtan günümüze kadar uzanan binkimleri ve sosyo-kültürel de- gişimleri değerlendirirler. Uygar- lık aşamalanndaki edebi yazın- lada düşünme, oğrenme ve an- latm önde tutulmuştur. Bugün- lefe ulaşan küttür değişimleri ço- ğınlukla şjir ya da şiirsel anla- tımlılardır. Edebi eserler, çağlan- na alanlanna ve kültürel aşama- larna göre sınıflandınlırlar. Türk ve dünya edebiyat tarihinde, ta- rihe ve coğrafyaya bağlı yaşa- mn evrim içinde bölünerek orta- ya çıkan yeni türlerdeki yazınlar aka gelir. Edebiyatımızda, Batı örnekli "yeni edebiyat" güçle- nip/yıpranırken, öte yandan hal- ka inilip kendi özkaynaklanndan dayararlanılarak bir etkileşim sü- reci yaşanmaktadır. Halk edebi- yatımızın çeşitli türieriyle karşı- lıktı etkilenme sürüp gıtmektey- ken, çoğunluğu köylerde yaşa- yanlann baskısı "halk kültürüne dayalı" yeni söylenceleri yarattı. ömeğin: Musiki eşliğinde saz şi- iri. anonim sözlü gelenekler vb.. yapıtlar. Yazınımızdaki evrimde "Batı'ya Vöne//ş"ten önce, Isla- mıyet sonrası "Divan edebiyatı- nın etkin variığı" görülür. Bu sü- reçte sarayın desteklediği med- reseler ve din, kültürel bir çevre oluşturmuştu. Yazılan her şey et- kileyicidir. Şiirin de romanın da toplumsal etkı alanı ve gücü var- dır. Roman. uzun soluklu, sabır, araştırma, düşünme, felsefe ve duygu yüklü anlatmla ortaya çı- kar. Şiir, duygu ortamının, düşün- ce, mistik değer ve Iirik anlatımı içeren kulağa, yüreğe hoş yankı- laria seslenişidir. Şiirin ve roma- nın kıyaslanması ve kesin sınır- lar getirilmesi konusunda Kültür Bakanı'nın "Azgelişmiş ülkeler- de şiir, gelişmişlerde roman var- dtr" şeklindeki anlatım biçimi ya- dırganmıştır. Yüreği ulus özle- miyle dolu, ulus, dil, Atatürk, Anadolu ve insanımız vb.. imge- leriyle Nâzım Hikmet; duygusal şiırieriyleOrhan Veli; ölüm temi- ni işleyen Cahit Srtkı; vatan âşık- lan Namık Kemal, Tevfik Fikret; sembolist imgeci Ahmet Haşim ve çağımız şairierinden Özdemir Asaf, Cemal Süreya ve daha ni- celeri, geJişmemizdeki uzun so- luklu yolun ozanlandır. Onlar duygulannı, düşüncelerini şiirle- riyle anlattılar. Ulusal kadersizlik- teki kötü yönetimler bu ozanlara heptepksliydi. Şair emekçilerimiz "küçük memuriyetler, mahru- miyetler, mağduriyetler ve mahkûmiyetierle" geçen çileli, zoriu bir yaşamın sesi ve soluğu oldular. Şiir ve roman türlerinin yazımında, insani ve toplumsal değerler, duygu, düşünce, etki- leşim, olaylann akışı, yaşam ke- sitleri, iletişim gibi belirleyici un- st*1ar tetıkleyıci özkaynaklardır. İçinde bulunduğumuz dinsel anafor, dış güçlerin egemenliği- mizi gölgeleyici baskısı, iç gü- vensizlik, işsizlik, sosyal yaşam uçurumu vb.. olumsuzluklan içe- ren duygular, ozanların renksiz gözyaşlanndan dizelere akan şi- irierdir. Yannlanmızın güvencesi çocuklanmıza kalkınmış, güven- li ve gönençli bir ulus bırakama- manın üzüntüsü, şiirlerdeki hüz- nün dışavurumudur. Azgelişmiş- likle değil, ülkelerin yönetim biçi- miyle de ilgilidir. "Düşlere dalıp uyumak değil I nereye varacağı- nı bilmeden, söylemek değil I söylemi, eylemle kanştırmak de- ğil I Kültüre destek, turizme e- mekgerek." Duygumu şiirsel dil— le anlatmak istedim. Edebi türle- rin ürünlerinin tümünde olduğu gibi, şiir de, roman da, uluslann kültürel, sosyal, yaşamsal ve folklorik etkileşimlennin dışavu- rumudur. Dünya klasiklerinden, Dostoyevski, Tolstoy, Maksim Gorki ve diğerlerinin yapıtlan, Rusya'nın azgelişmişlik dönemi- nin eserleridir. Bu eserlerie top- lumsal değişime yol açan kıvıl- cımlan yarattılar. Okudukça, uf- kumuzda yer alan betimlemele- riyle, duygu yüklü anlatım ve dü- şünceleriyle, usumuza zenginlik katan yapıtlar, ulusun azgeliş- mişlik döneminin anlatımıdır. Bi- lişim, teknoloji, ekonomi, eğitim, sanat ve kültürel değeıierde ge- lişmiş ülkelerin dünleri azgeliş- mişlikti. Ünlenen romanların ço- ğu o günlerin çarpık görüntüsü- dür. Homeros'un llyada'sı; Alp- honse Daudet'in Değirmenim- den Mektuplar'ı; Frartz Kaf- ka'nın Metamorfoz Hikâyeleri; John Steinbeck'in Cennetin Doğusu; Balzac'ın Goriot Ba- ba'sı; Dostoyevski'nin Karama- zov Kardeşler'i; Maksim Gor- ki'nin Çocukluğum'u; Jules Ver- ne'nin Yüzer Şehir'i; Vıctor Hu- go'nun Bir Idam Mahkûmunun Son Günü; Platon'un Şölen'i ve Yaşar Kemal'in Ince Memed'i gibi ömekler, ülkelerindeki azge- lişmişlik dönemlerinin anlatıldığı olayiar dizgesidir. Yazmanın ve kalemin gücü her dönemde etkili olmuştur. Yaz- mak, geçmişi geteceğe taşıyan önemli bir süreçtir. Geçmişten ders almak, onu okumakla ola- caktır. Edebiyat türierinin tümü, şiir, roman, öykü, deneme, tiyat- ro toplumun gelişmişlik göster- gesidir. Tüm yazım türierinde Türkçeyi doğru, düzgün ve yerin- de kullanmak, dil kiriiliğinden ko- rumak görevimiz olmalıdır. Dili- mizde kirlilik son yıllann giderek artan sorunu olmuştur. 21. yüz- yılın gelişkin ülkelerindeki yapı- laşmada, kültürel farklılıklaryara- tan ürünlerie insanlann gönenci sağlandı. Bu gelişkinlik, edebi türierin tümünde bir bütün olarak görülmektedir. Gelişkin ülkeler- de, şaire, yazara, sanatçıya, sporcuya destek ve değer veril- mektedir. öyle ki bu yetenek emekçisi yazar, ozan ve sanatçı- lara hayranlık ve tutku dolu ba- kışlaria yaklaşılmaktadır. Ulusu- muzda da bu başanlara ve olum- lu bakışlara yürüyeceğinjıiz gün- leri özlemle diliyorum. KİM KİME DUM DUMA BEHÎÇAK behicak iı turk.net ÇtZGİLÎK KÂMÎL MASARACI kamilmasaraciio mynetcom HARBİ SEMÎHPOROY semihfyoroy@yahoo.com HAYAT EPtK TÎYATROSU MUSTAFA BÎLGİN hayatepik@mynet.com BU VATAN ÎCİN . _ YASADISI KURAN OÖRETEN DE CAAAÎDE DÖVÎZ HORTUMLAYAN DA BÎZtM ÎCÎN SEREFLİDÎRL TARtHTE BUGÜN MÜMTAZARIKAN 2 Haziran mctv.munuaz-arikan.com TELGR4F TELLERI IÇfN.. isoz'oe eı/GûM, 'LK <EZ SAJAC TBLİ PÖŞENMBYE ii gOJAC V/V İCAD/ OLAU ALET, VÇ AKAÇCA ÇEJCİ- ÇAUŞTttZtUYOIZ ; SÇAK. PG/ltt SO-iÖOcm , OTO_DEKİMLİĞİUDE Ç.UKUB i f M;f«W . DiGSfZ OEMefJMİŞ YOL- LAISPAN Ç.OK. OAHA UCU2A TBC~ 6IZAP TBU DÖŞ&YEfiJ AL£T, BÜ- YÜK. İUSİ A DÜZ ÇİZGİ ÜMÎT ZtLELt Türkiye (İslam) Cumhuriyeti! Şimdilik parantez içinde,.. AKP'nin, bir son dakika çalımıyla (tabii ki Tayyip Be/in direktifıyle) yeni Türk Ceza Yasası'na sokuşturmaya he- veslendiği "tarikatlara eğitim özgürtüğü" maddesi, ikti- dann varmak istediği hedefi, en körolanın bile görebile- ceği şekilde gösteriyor... demeye hazırlanıyorduk ki; çok daha vahim, çok daha tüyler ürpertici olanı Milli Eğitim Bakanlığı cenahından geldi. Kamuoyu, tarikatlara, dinci terör örgütlerine minnacık çocukları bile dilediklerince "yoğurmalannm", sıkı bir Türkiye Cumhuriyeti düşmanı yobaz yetiştirmelerinin önünü açan maddeyı tartışırken, asıl darbeyi gözden ka- çırdı. Lise öğrencileri için çıkanlan yeni müfredat uygu- lamaya konulursa hiç kuşkunuz olmasın, kaçak Kuran kurslarına bile gerek kalmaz! Ortaöğretim ders programında yapılan değişiklik ne- lergetiriyorbakalım: - Öğrenciler 9. sınıfta abdest almayi ve namazı uy- gulamalı öğrenecek. Yani öğretmen, alacak öğren- cilerini camiye götürecek! Öğrencilere aynca Çağn fllmi izletilecek ve sınıfa Kuran getirilerek bölümler ezbertetilecek. - öğrenciler 10. sınıfta namazın kılınışıyla ilgili sunum hazırlayacak. Haccın nasıl yapıldığını gösteren filmler iz- leyeçek. Kasetten Kuran dinleyecek. - Öğrenciler 11. sınıfta dünya ve ahiret konusu iş- lenirken mezarlık ziyaretJeri yaparak hayatan ama- cını sorgulayacak. Aynca bütün sınıflarda "Kutlu Do- ğum Haftası" etkinliklerine öğrencilerin kablımı teş- vik edilecek. Işte bu kadar! Tüm ortaöğretimin imam hatipleştirile- ceği günlere de geldik! Sonrası ise gayet açık; tüm top- lumun ümmetleştirilmesi! Tayyip Bey, Başbakanlık kol- tuğuna oturduğu ilk günterde yaptığı Malezya seyaha- tinde gayet açık bir ifadeyle bugünleri işaret etmişti as- lında. Malezyalı muhabirin, "Türkiye'de bir Islami dev- rim olmayacak mı?" soaısuna gülerek şu yanıtı vermiş- ti: - Türkiye'de bir İslam devrimi olmaz. Çünkü Tür- kiye modern bir İslam devletidir! Başbakan sozünü tuttu; Tam iki senelik süreçte Tür- kiye bu noktaya getirildi. Türkiye'yi dığer 51 İslam ülke- sinin karanlık kaderıne mahkûm eden böylesine bir "c/- nayet" karşısında ayağa kalkması gereken laik Türk med- yasında ise Cumhuriyet, Milliyet, Vatan ve yurtsever bir- kaç kalem dışında ne bir ses. ne bir nefes... Yazık, çok yazık... 5- Parantezin kalkmasına yalnızca bir adım kaldı! Pazartesi günü, karanlığın sahiplerine karşı eyleme geçtığini açıklayan yurtseveraydınlann ve demokratik kit- le örgütlerinin desteklediği, salı günü Bedri Baykam'ın köşesınde anlattığı "Yurtsever Hareket" bunun için oluşturuldu. - Bu ülkenin aydınlık insanlan, sahip çıkın... Yer Eksi İki Biliyor musunuz, yine ölmeye başladık... Yıne, gencecik evlatlanmız vatan topraklannı savu- nurken birer ikişer şehit olmaya başladı.. ımralı'daki mah- kûm yine emirler vermeye, tehditler savurmaya başladı... Ve biz hemen her konuda olduğu gibi yine "ölüm uy- kulannda" geziniyoruz... Çünkü unuttuk; tam 15 yıl sü- ren savaşı unuttuk... On binlerce insanımızın can verdi- ğini unuttuk... Şimdi keskin bir acıyla uyanmaya çalışı- yoruz! Kitap, tam da bu acılann tekrarianmaya başladığı dö- nemde geldi. Sevgili kardeşim Hakan EvrenseJ, Ter Ek- si İki" kitabıylatoplumu sarsma, "Uyanın, kendinizege- lin" diye haykırma görevini üstlendı. Hakan'ı "Güneydo- ğu öyküleri" kitabından tanıyorsunuz. Yurtsever bir su- bayın kaleminden Güneydoğu'da yaşanan akıl almaz acılan, ihanetleri ve vatanı savunanlann yaşadıklannı yü- reğtm kanayarak okuduğumu anımsıyorum. Hakan Evrensel, bu kez Güneydoğu'nun romanını yaz- mış. Hatırlamak, "korkak unutkanlığımızı" yenmek için mutlaka okuyun! Gözyaşlarınız anımsamanıza büyük katkı sağlayacak! Askerlik anılannı yazmış bir gazeteci olarak çok etkilendiğim "YerEksi İki' deki şu cümleyi de hiç unutmayın: - "Burası, birbirlerinin yaşadıklanndan habersiz insanlann ülkesiydi..." Kitabı bitirdikten sonra Hakan'ı aradım ve şöyle dedım: - Burası, kurşun ve bomba yağmuru altında şe- hit olurken bile en gür sesiyle Istiklal Marşı'nı söy- leyen yurtseverlerin ülkesidir kardeşim... e posta: umrtzileli " gmail.com BULMACA SEDATYAŞAYAy SOUJANSAĞA: 1/ "Akpar- mak" da denı- len ve şarap yapımında kullanılan be- yaz üzüm cin- si. 2/ Şımak'ın birilçesi...Tel- li çalgılarda telleri yüksek- çe tutan tahta köprücük. 3/ "tnsan bir —- misali / Seni eken bi- çer bir gün" (Karaca- oğlan)... Eski ve bilin- meyen bir tarihı anlat- makta kullanılan de- yim sözü. 4/ Türk mü- ziğinde bir makam. 5/ Küçük mağara.. Bir televizyon programı- nın izlenme oranı. 6/ Kızıl tüylü bir kuş. . Giysinin yaka, kol, etek çevresine geçirilen üıce şerit. 7/ A\Tica değerii taş- larla süslü olmayan, altuı ya da gümüşten yapılmış ku- yumculuk ışleri 8/ Derinliği aynı olan sığ su alanı... Borsada belli mıktardaki hisse senedini belirtmekte kullanılan işlem birimi. 9/" — Beziıci". Yazanmız... Telli çalgılan çalmakta kullanılan üçgen araç. YUKARTOAN .\ŞAĞI\A: 1/ Erken olgunlaşan bir çeşit siyah üzüm.. Bir nota. 2/ Yanarken güzel koktuğu için tütsü olarak kullanılan bir ağaç... Kıbns'ın Yunanistan'labirleştirilmesini amaç- layan siyasal hareket. 3/ Ukrayna'nın başkenti... Dûz ve açık su kıyısı. 4/ "Sûreyya" da denilen yıldız takı- mı... "Gözümüze kara toprak / Dolmadan bir —- sü- relim" (Karacaoğlan). 5/Hedefi vurma 6/Bitki. hay- \*an ve insanlarda kahtım olaylannı inceleyen bilim da- lı. 7/Hayat arkadaşı... Osmanlı donanmasmda tüma- mirale eş rütbe. 8/ tzmir'in Kemalpaşa ilçesinin eski adı... Ünlü b r Roma imparatoru. 9/B'jrnandalinac^- si... Verme, ödeme.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog