Bugünden 1930'a 5,447,902 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 19 HAZİRAN 2005 PAZAR 12 le%1a.tavsanoglu@cumhuriyetcom.tr Türkiye'nin tam üyeliğiyle ilgili kararlan zaten hemen almak gerekmiyor. 2013 yılına kadar önümüzde uzun biryolvar. y Bu sorunlar aşılamayacak olmayabilir. Ama Türkiye'nin AB'yle sorunları daha çok siyasi ve kültüreldir. ^ ABD'nin hâlâ beklenmedik girişimlerde bulunabileceği ve AB 'nin güvenilirliği ve inanılırlık derecesinin sınanacağı bö'lgeler olacaktır. (§ Unutmayalım ki çeşitli ütopyalarpeşinde bir oyana bir bu yana savrularak söylediğim tarihlere geldiğimizde hepimiz -> mezirda olacağız. / 'AB'yleTürkiye'ninsorunusiyasal' Kıbrıs sorununa çözüm için yıllardır çalışmalar yapan emekli Büyükelçi Costas Zepos'la Türk-Yunanyakınlaşmasını veAB'yi konuştuk... SÖYLEŞİ LEYLATAVŞANOĞLU Fransa ve Hollanda'da AB Anayasa- sı içinyapılanreferandumun olumsuz so- nuçlan Avrupah kamuoyunun kafasını iyice kanştırdı. Kimileri bunu AB'nin genişlemesi ve derinleşmesine hem si- yasi, hem ekonomik açıdan halklann muhalefeti olarak nitelerken, kimileri- ninyOTumuise "Bu, Türkiye'nintam üye- liğinin Avrupalılar tarafından reddedü- mesidir" oldu. Üstelik, şimdiye kadar Türkiye'nin AB üyeliğini can-ı gönül- den desteklediği mesajlan veren Yuna- nistan'da da şimdiye kadar kimi suskun kalan ağızlar, Ankara'ya karşı açıkça tavır alma eğilimine girdiler. Öyle ki AP'de (Avrupa Parlamentosu) bir Yu- nan milletvekili, "Acaba Türkiye'den önce sadece istanbuTuntam üyeliğini gö- rüşmek daha doğru olmaz mı?" gibi bir düşünce ortaya atabildi. Ashndakonu iyi- ce sulandmldı gibi görünüyor. Bütün bunlan düşünürken konuya derinleme- sine hâkim, Türk-Yunan yakınlaşması ve uzlaşması, aynca da Kıbns sorununa çözüm için yıllardır çalışmalar yapan Yunanistan'dan emekli Büyükelçi Cos- tas Zepos îstanbul'a geldi. Bu söyleşi için Büyükelçi Zepos'labuluştuk ve bakın ne- ler neler konuştuk: - Fransa ve Hollanda 'daki referan- dumların olumsuz sonuçları sizce Yu- nan kamuoyunda nasıl bir etkiyaptı? ZEPOS - Anayasa Anlaşması taslağı Yunanistan Parlamentosu'nda Yunan Komünist Partisi ve Sol Koalisyon dı- şında Avnrpa yanlısı iki büyük parti olan PASOK ve Yeni Demokrasi tarafindan kabul edilmiştir. 300 üyelik Yunan Par- lamentosu'nda Komünist Parti'nin 12, Sol Koalisyon'un da 6 milletvekili bu- lunmaktadır. Bana kalırsa bu sonuç, iz- lenmesi gereken en doğru yoldu. Hem sonuçta 25 üye ülkenin uzlaşma- sının birürünü olan ve adına anlaşma de- nilen böylesine karmaşık bir konu ona- ya sunulduğunda temsili demokrasi iş- te bu amaca hizmet eder. Dolayısıyla da konu, referandumda kendilerine yönel- tilen sorulann anlamlanna pek de uygun yamtlar veremeyebilecek halklann de- ğil, yasa yapıcılann işidir. Fransa ve Hollanda'dakı referandum- lar iki çeşittepkiye yol açh. Birincisi, hu- kuki zeminde açılan birtartışmaydı. Bu- na göre Avrupa Anayasası'yla ilgili ka- muoyu önünde açık bir tartışmanın açıl- madıgı ve halklann Avrupa Anayasa- sı'nın yararlan konusunda ya eksik bil- gilendırildikleri ya da hiçbir şekilde bil- gilendirilmemiş olduklanydı. Daha az inandıncv olan ikinci tepkiye göre de Avrupa şüphecilerinin görüşlerini geniş bir biçimde açıklama firsatım bulama- malan nedeniyle bu sonucun alındığıy- (h. Fransave Hollanda'da olduğu gibi seç- menlerin tercihlerini büyük ölçüde ül- kelerinin iç konulan ve siyaseti etkile- di. Yunanistan'da da belki bu kadar bü- yük çaph olmasa da seçmen, AB'yi dün- yada oynayacağı rolde daha demokratik, daha anlamlı kılmak için oluşturulan bir araca referandumda oy verirken işin özü- nü kaçırabilecekti. Yolumuz uzun -Peki, bu referandumlann olumsuz sonuçlan Avrupa 'da Türkiye aleyhin- deyeni bir tepki akımmın yükselmesi- ne neden olabilir mi? ZEPOS-Pek sanmıyorum... Seçmen- ler referandumlarda verdikleri "Hayır" oylanyla, büyük ölçüde AB'nin 10 ye- ni üyeyle son genişleme sürecinin etki- lerine duyduklan kaygılan ifade ettiler. Avrupa içinde işsizliğin ciddi biçim- de arttığı bir dönemde Fransız, Hollan- dalı seçmenlerve belki de diğerleri, ken- di siyasi liderlerinin, "Potonvah tesisat- çılar", "Romanyahçiftçiler" ve aynı za- manda "göçmen Türkler" olarak adlan- dırdıklan kitlelerin yarattığı ve yarata- cağı ekonomik sorunlar gibi somut ko- nulara kafa yoracak yerde masa başı iş- ler, kulis faaliyetleri ya da teknik ve jeo- stratejik konularla çok fazla ilgüendik- lerini düşündüler. Türkiye'nin tam üye- liğiyle ilgili kararlan zaten hemen almak gerekmiyor. 2013 yılına kadar önümüz- de uzun biryol var. 2013'e kadar AB 'nin bütçe ödenekleri yeni birgenişlemeye ola- nak vermeyecek. Daha da öte 2013 'ten sonrabile AB 'nin ekonomisinin nasıl ge- lişeceği kesin değil. Bu arada da sade- ce Türkiye'nin üyelik koşullannın mü- zakeresi değil, AB'nin geleceginin na- sıl şekilleneceğini görmek için önümüz- de bir hayli zaman var. -AB 'nin geleceginin nasılşekillene- ceğinden neyi kastediyorsunuz? ZEPOS - Yani AB'nin entegre ya da federal bir ülkeler topluluğu yolunda mı ilerleyeceği, yoksa serbest ticaret bölge- manlı kültürel geleneklerinin hâlâ çok canlı olduğundan yola çıkarak kültüre da- ha çok önem vennek gerektiğini de ha- tırlatmak isterim. Türklye nln ödev llstesi - Türk-Yunanyakınlasmasına önem- li katkılarda bulunmuş bir diplomat olarak Türkiye'nin gelecekte AB'ye tam üyelikolasılıkiarını nasıldeğerlen- diriyorsunuz? ZEPOS - Karşıhklı anlayışa varmak ve işbirliğini arttırmak amacıyla sürdür- düğümüz bu yakınlaşma çalışmalan dö- nemini neredeyse tamamlamıştır. Yorgp Papandreu'yla Ismafl Cem 1999'da iki- li ilışkilerde yeni bir bakışın yaratıcıla- nydılar. Her iki Dışışlen Bakanı da ül- kelerinin bırbırlerine olumlu bir ruhla bakmalan çalışmalannda başanlı ol- muşlardı. O dönem iki ülke arasmda bir haylı ikilı anlaşma ımzalanmıştı ve Tür- kiye AB 'ye tam üyelik yolunda adımlar atmaya başlamıştı. Ancak bugün Tür- kiye'nin o yolda daha çok ilerleme kay- detmesi için başarması gereken upuzun AB'nin 25 üyesi arasmda ciddi kaygı- lar bulunmaktadır. Bu noktalar zaten AB" nin Türkiye raporlannı da doldur- maktadır. Bunlar uzun zamandır sürün- cemede bırakılmıştır. Ama bugün uzun araştırmalar ve ça- hşmalar tamamlanıp konular "otgunhık" kazandıkça artık yapılması gereken, geçmişten kalan Türkiye ve Yunanistan arasındaki karşüıklı küşeleşmiş kuşku- ları bır yana bırakmaktır. Örnek vennek gerekirse, yaklaşık üç yıldır sürüncemede giden Ege sorunla- nnı araştırma görüşmeleri. gerilimler ve anlaşmazlıklann Önünü açacak yerde kuşkulu amaç ve niyetlere hizmet eden tipik bir gizli diplomasi durumu arz et- mektedir. Diplomaside tabii kı sonuca ulaşmak için genelde gizlilık gerekir. Ama gız- hliğin de, kendıleri için hayati önemde olan konularda parlamentolar ve halk- lann bilgilendirihnemelerinın de bir sı- nın vardır. -Sizce Türkiyegünün birindeAB'ye tam üye olduğunda AB bugünkü ha- liyle kalacak mı? parçası olamayacaktır. Dolayısıyla da Türkiye 'ninyüzünü Doğu 'ya çevirme- si gerekmektedir. Siz bu görüşü nasıl yorumluyorsunuz? ZEPOS - Huntington Baltık Deni- zi'ndenbaşlamış. AdriyatikDenizı'nın ortasına kadar bir çizgi çekmiştir. Böy- lece de Batı kültürünü Doğu Ortodok- su Yunanlar. Sırplar ve Müslüman Türk- lerden ayırmışür. Farklı kültürlerdeki ül- keler arasına sınır çekerek de Batı kar- şısında Doğu tezini yaymış ve bu me- deniyetlerin er ya da geç birbırlenyle çatışacaklanm ortaya atmıştır. Ama tanh onu yalanlamaktadır. Öte yandan FrancisFukuyama, faşizm, Na- zizm, komünizm, askeri diktatoryalar gibi otoriter rejimlerin iflasıyla bütün ülkelerin siyasi sistem olarak hedefle- rinin pazar ekonomisi, refah devleti ve insan haklanna saygıyla birleşmiş tem- sili demokrasi olduğu tezini ortaya atar- ken doğrusu daha ınandıncı gelıyor. Fukuyama. "Bu idealden başka da yeni bir icat yok. Böylece de tarihin so- nundavTz" diyor. Dolayısıyla Türkiye ya da başka bir ülkenin enerjisini Doğu'ya i i -1 Emekli Büyükelçi Zepos, Yorgo Papandreu'yla lsmail Cem 1999'da ikiM ibşkikrde yeni bir bakışın yaratıalanydıiar. Her iki Dişişle- ri Bakanı da ülkekrinin birbirierine olumlu bir ruhla bakmalan çabşmalarmda başanh ohnuşhrdı drye konuşuyor. (VHDAT AR1K) P O R T R E COSTAS ZEPOS 1931, Atina doğumlu. Yukseköğrenimmi Fransa 'da Grenoble ve ardından da Atina üniversitelen hukukfakültelerinde tamamladı. Yunan Dışışleri Bakanlığı na 1958 'de girdi. 1960-63 yılları arasmda Kıbrıs takı Yunan Büyükelçihğı nde kâtıp olarak göre\' yaptı. Daha sonra Londra Büvükelçiliğı ne atanarak burada dörtyıl süreyle çalışlı. 1977-81 arası Dublin Biiyükelçisı oldu. Merkez Atina ya dönünce Kıbrıs ve Türkiye Dairesi başkanhklan dahil, Dışişleri Bakanlığı 'nda çeşitli önemlı görevler üstlendi. Türkiye ile Yunanistan 'ı savaşm eşiğine getıren 1987 Kuzey Ege krizi sırasında Müsteşar Yardımcısı 'vdı. 1987-90 arası Yunanistan 'ın BMDaimi Temsilciliği görevim yürüttü. 1990 da Dışışleri nden istifa etti. 1991 'de Sol Ittifak Partisi 'ne katıldı. 1995-96 arası AB 'nin Bosna-Hersek Ombudsmanı oldu. 1998 de Tiirhye ile Yunanistan arasındaki krizîerin üstesinden gelmeyi ve iki ülke yakınlaşmasını sağlamayı amaçlayan ve etkinliklenni bugün de sürdüren sivıl toplum kuruluşu Türk- Yunan Forumu nun kurucuları arasmda ver aldı. sine çekilmiş bir birlik haline mi gele- ceğini göreceğiz. Eğer ikinci söyledi- ğim olursa Türkiye'nin böyle bir birli- ğe katılması olasılıklan daha yüksektir. Ama bu gerçekleşse bile Türkiye'nin hacim olarak büyüklüğü, bunun yarata- cağı siyasi potansiyel, işgücünün sayısı ve her şeyden öte de AB'nin, Türki- ye'den gelecek sınırsız dolaşım özgür- lüğüne cevap verememesi ve tanm süb- vansiyonlannı arttıramayacakolmasıy- la ilgili dile getirilen kaygılan göz ardı edemeyiz. Bu sorunlar aşılamayacak ol- mayabilir. Ama Türkiye'nin AB'yle so- runlan daha çok siyasi ve kültüreldir. Tür- kiye'nin Avrupalılığuun, tarihi lideri Atatürk'ün Cumhuriyet'in ilk yıllann- da yaydığı vizyonuna uygun olarakoluş- turuknasına daha fazla dikkat edilmeli- dir. Avrupahlann daha fazla ögrenmek istedikleri, Kemalist doktrinin gerçek bıryorumu, 1920'denberi nasıl birev- rim geçirdiği, reforma ve çağdaş siyasi ve sosyal anlayışlarm yerleştinlmesine nasıl katkılarda bulunabileceği ve hali- hazırdaki Islami geleneklerle nasıl uyuş- tuğudur. Son olarak da Balkanlar'da Os- bir ödev listesi bulunmaktadır. Kimile- ri, Türkiye'nin AB'yle müzakerelerinin 3 Ekim tarihindebaşlayamayabilecegi- ni söyleyebiliyor. Ama siyasi irade sap- madıysa ve sürüyorsa ve bunun aksi bir belirti yoksa, o zaman sorunlan çözmek için pratik çözümlerüretme vakti gelmiş- tir. Benim için en bü>iik güçlük, onca reformun nasıl ve ne zaman yapılacağı değil, Türkiye'de hâlâ Avrupalılara "ödün verilmesinin istendiği" sarusının hâkim olup olmayacağıdır. Ama Türkiye yap- ması istenen bu reformlann aslındaken- disi için gereklı olduğunun, Türk halkı- nın çıkarlanna hizmet edeceğinin ve ger- çekten de Türkhalkının ekonomikve sos- yal refahını arttırmada önemli unsurlar olduğunun bilıncinde olmalıdır. Üyeler arasmda kaygılar var - Ya Yunanistan 'la Ege 'dekisorun- lar? ZEPOS - Ege sorunlannı çözmek, dini özgürlükler ve azuılık haklan ko- nusunda etkili yasalar ve yönetmelik- lerin çıkanlıp uygulanmasına ilişkın ZEPOS-Bugün 25, yann 27 ya da 28 üyeli bir AB tabii ki 6,10, hatta 15 üye- li bir AB'yle bir tutulamaz. En azmdan tahmin edebileceğimiz bir gelecekte tek parçalı bir yapı olmayacaktır. Dolayısıyla da bunun için çeşitli ön- görüler vardır. Örneğin merkezden çev- reye doğru genişleyen dairelerden olu- şan ya da değişken geometrik bir birlik gibi... Dolayısıyla Türkiye AB'ye tam üye ol- sun ya da olmasın, gelecekte merkezde. merkezin çevresindeki dairelerde ya da öbürlerine kıyasla hızı kesilmiş olarak devinen üyeler bulunacaktır. Bugünkü EMU (Avıoıpa Para Bırliği) örneği içme sadece 12 üye ülkeyi al- maktadrr vebu AB'de gelecekte neler ola- cağının en \y\ göstergesidir. Böylece de Türk Hükümeti'ninbugün '^ahepjBrnç" tutumu ya da Ahnan Hıristiyan Demok- ratlan'nın "a>Ticaukh ortakhk" statüsü önerisi, bu öngörülerin hiçbirisiyle ör- tüşmemektedir. - Ünlü Sam Huntington 'ın medeni- yetler çatısması teorisine gö're Türki- ye hiçbirzaman Batı medeniyetinin bir ya da Batı'ya kanalize etmesini sınır- layacak bir fay hattı da bulunmuyor. - Biliyorsunuz Amerikan yeni mu- hafazakâr (neo-cons) hareketi mari- fetiyle oluşturulan Genişletilmiş Or- tadoğu Projesi (GOP) çağına girdik. Sizce bu projede Türkiye 'nin rolü ne- dir? ZEPOS - Bana kalırsa Türkiye, Su- riye ve Iran gibi Ortadoğu ülkelerini daha yakından kucaklamalı. A\Tupa doğrultusunda hareket ederek Türkiye, bölgede olaylann akışını, gereksiz ye- ni bir savaş ateşini bertaraf edecek bi- çimde etkileyebilir. Filistin (Israü'in güvenli sınırlara sahip olma kaygısı göz önünde tutu- larak), Irak (Türkiye'nın Kuzey Irak'ta- ki -Zepos. Kuzey Kürdistan bölgesi tarummı kullandı- kaygılan hesaba ka- tılarak) ve İran, dünya banş ve istik- ran için muazzam riskler oluşturan bölgelerden. Bunlar. ABD'nin hâlâ beklenmedik girişimlerde bulunabi- leceği ve AB'nin güvenilirliği ve ina- nılırlık derecesinin sınanacağı böl- geler olacaktır. AB, tüm Balkan ülkeleri için birçekim merkezi- Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk, 1931 'de bir Balkan Paktı kurulması girişimin- de öncülük etmiş, ancak bu girisint sonuçsuz kal- mıştu Bugün bizce böyle bir bölgeselpakt giri- şiminin canlandırılabilmesi olasılığı var mı? ZEPOS - Dünya ve Balkanlar 1930'lardan be- ri radikal biçimde değıştı. Dolayısıyla ben Türki- ye, hatta Yunanistan'ın AB çerçevesi dışında böy- lesine etkili girişimlerde bulunabileceklenni san- mıyorum. AB, tüm Balkan ülkeleri için önde ge- len siyasi bir çekim merkezi. Aynı zamanda ABD'nin bu bölgede yaşamsal önemde çıkarlan var. Ama AB tarihsel olarak ekonomikyardım, si- yasi istikrar ve güvenliğin bir numaralı katkı sağ- layıcı gücü. - Geçen hafta Türkiye'nin BM'yesunduğu Kıb- rıs'la ilgili yeni önerilerini nasıl değerlendiri- yorsunuz? ZEPOS-Bunlara ilişVdn özel bilgi ya da bir fonk- siyonum ohnadığı için bu tür öneriler ya da ge- lişmeler hakkında doğrudan yorum yapmak ıste- mem. Ama şunu söyleyebilirim: Yıllar boyunca sürdürülen Kıbns'la ilgili görüşmeler, açık ya da gizli gündemleri içeren sayısız senaryolar yarat- mıştır. Bütün öneriler ilginç görünür. Ama birkaç yaşamsal koşul önceden karşılanmazsa yorum yapmakta çok dikkatli olunmalıdır. Bana göre Kıbns'ta her iki taraf da karşüıklı kı- sa bir koşullar listesi hazırlamakta son derece ka- rarlı ohnalılar. Bu koşullan şöyle sıralayabilirim: Öncelikle iki toplum da Kıbns'ın AB üyeliği- nin gerçekleri, sorumluluklan ve imtiyazlannı akılda tutarak iki toplumluluk, iki bölgelilik esa- sı temelinde Kıbns'ın yeniden birleştirilmesi doğ- rultusunda çalışma kararlılığında olmalıdırlar. îkinci olarak, BM Güvenlık Konseyi, Birleşik Kıbns Cumhuriyeti'ne engelsiz geçiş sürecinin gü- vencesi için gerekli siyasi ve askeri önlemleri al- malıdır. Cçüncü olarak da BM Kıbns Banş Gü- cü'nün görev ve yetkileri, BM Güvenlik Konse- yi'nin gerekirse BM Bildirgesi'nin yedinci bölü- münün gereklen doğrultusunda, etkih güce sahip olmasını sağlayacak biçimde donatıhnalıdn". - BM Bildirgesi'nin Yedinci Bölümü'nü açar mısınız? ZEPOS - Yedinci Bölüm, BM Güvenlik Kon- seyi'nin, banş ve istikrara karşı oluşan ciddi bir tehdide karşı ne gibi ekonomikyaptınmlar, ya da siyasi, ya da askeri önlemler alabileceğini düzen- ler. Konumuza dönersek... iki yaşamsal soruya ce- vap verebilecek tepeden bir şemsiye anlaşmanın oluşturulması zorunludur. Bu sorular da şunlar. Ana hedef nedir? BM Güvenlik Konse>i güven- lik konulannı karşılamakta tam yetkili midir? Ka- bul edilebilir bir üçüncü seçenek bulunmamakta- dır. Bunlar saptandıktan sonra herhangi bir öneri olumlu bir çözüme katkıda bulunacaktır. Hem sonra Annan Plam son 30 yıldır müzakere edil- miş ve edilebilir her konuyu kapsamaktadır. Do- layısıyla da Annan Plam kısmi, adım adım geli- şim süreci içinde ya da nihai bır çözüme ulaşmak için, bölümler halinde, parça parça uygulanabihr. Ama şunun da altını çizmeliyim ki, demin söy- lediğim gibi, tepedekilerde, liderlerde, önceden temelsel konulara ilişkin ciddi bir kararlılık ol- malıdır. Aksihalde 2013 vılına, belki çok daha son- raya kadar bölük pörçük, akıl dışı öneriler ve kar- şı öneriler dalgalanyla boğuşan bir sal örneği oradan oraya sürüklenip dururuz. Ama unut- mayalım ki çeşitli ütopyalar peşinde bir o yana bir buyana savrularak söylediğim tarihlere geldiğimiz- de hepimiz mezarda olacağız.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog