Bugünden 1930'a 5,419,912 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 15 HAZİRAN 2005 ÇARŞAMBA HABERLER CHP liderinin 'Cumhurbaşkanını yeni Meclis seçsin' önerisi Başbakan'ı sinirlendirdi 'SaçmasapanbirtekUfANKARA (Cumhurhet Bürosu) - Başbakan Rec<çTayyip Eıtfoğan, CHP Genel Başkanı DenizBaykal'ın "Isti- yorsanız 2007 \ isanı'na kadar devam edin, yeni Cumhurbaşkanı'nı yeni Mecfis seçsin" önensini "Saçma sapan birtekfiT" olarak niteledi. "Cumhur- başkanhğı koltuğuna molla oturtmak istiyoriar"1 diyen CHP Grup Başkan- vekili AB Topuz'a da tepkı gösteren Erdoğan, "Bu ülkenin tarihinde Mol- la Güranüer var, MoDa Akşemsettin- ler var. Onlann öniinde yetişenler, çağ kapattılar, çağ açtriar. Acaba kendisi bir mum yakabiMi mi" dedi. Erdoğan, dün partisinin grup top- lanusında, 2007 Mayıs ayındaki Cum- hurbaşkanlığı seçimine odaklı erken seçim tartışmalanna tepki gösterdi. Bu tartışmaya "arbknokta koymakis- tediğmi" belirten Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye'de Cum- SdVUtiCfU Başbakan, erken seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalanna tepki gösterirken "Önerisi olmayan bu ana muhalefet, saçma sapan tekliflerle ülke gündemine bir şeyler getirme gayretinde. Bir mum yaksınlar, aydınlansınlar" diye konuştu. CHP'li Topuz'un "Köşk'e kendileri gibi bir mollayı oturtmak istiyorlar" sözlerine de tepki gösteren Erdoğan, Türkiye'nin tarihinde birçok molla olduğunu savunarak "Onlann Önünde yetişenler, çağ kapattılar, çağ açtılar" dedi. hurbaşkanlığı seçimine 2 yıl var. AKP'nin gündeminde Cumhurbaş- kanhğı seçimi yoktur. Bunu gündeme taşıyanlar bu ülkeye verebflecek hiçbir şeyi olmayanlardır. Ana muhalefet. saçma sapan tekliflerle ülke gündemi- ne bir şeyler getirme gayretinde. Bir rmım yaksmlar. aydmlansmlar, karan- hktalar şu anda. Vakti zamanı geldi- ğinde bu seçimi, bu parianıento yapa- caknr. Genel seçime 6 ay kala Cum- hurbaşkanhğı seçimini yapacak par- lamentoyu yorgun olarak görmek ka- dar büyük zaaf olamaz." Erdoğan, "gölge oyunlanyla" ülke gündemini meşgul etmek isteyenler bulunduğu- nu söyleyerek "Kısır çekişnıelerie gün- demi karartmaya hiçkimsenin hakkı yoktur" görüşünü dile getirdi. Erdoğan, akşam saatlerinde de NTV'de Murat Akgün'ün sorulannı yanıtladı. CHP'li Topuz'un "Cum- hurbaşkanhğı koltuğuna molla oturt- mak istiyorlar" sözünün anımsatıl- ması üzerine Erdoğan, "CHP kendi ça- hp kendi oynuyor" dedi. Topuz'u "edep. adap sınırlannı aşmakla" suç- layan Erdoğan, "AKP'yi bu ülkenin üzerinde karabuhıt olarak görme ede- bi adabından bir defa nasibini alma- mış. Türkiye'nin yüzde 65 parlamen- toda üyeye sahip partisine bu tür ya- laşürmayı yapmak bir defa 14 mflyo- na yakm insanın oy verdigi bir parti- ye sa%gjsızhkbr, oinsanlara saygrâzhk- ür" diye konuştu. Türkiye'nin tari- hinde birçok molla olduğunu savlayan Erdoğan, "Mofla Güraniler var, Mol- la Akşentsettinler var. Onlann önün- de yetişenler. çağ kapattılar, çağ açti- lar. Acaba kendisi neyi açü bugüne ka- dar, bir mum yakabfldi mi? Ona bak- sm" dedi. Erdoğan. BaykalTabirara- ya gelip gelmeyeceği yönündeki so- ruya da "Hiç gerek yok. Yapacak şe- yimiz çok Türkiye'de. Gerektiğinde zaten çeşitfi programlarda bir araya ge- liyonız. Ama Baykal. yanındaki grup başkanvekülerine özeflikle tavsiye ede- rim dikkat etsin" yanıhnı verdı. Ek protokol gelmedi AB Ek Protokolü'yle ilgili metnin henüz gelmediğini söyleyen Erdoğan, "Ek protokolü biz imzalanz, problem değil. Ama Meclis'e getirilmesi 1 Ekim'den sonraya kahr" dedi. ABD gezisinden memnun döndüğünü söy- leyen Erdoğan, "İstediklerimi aldik demedim, memnunum dedim. Mem- nuniyet içinde stratejik ortakhğı kas- tettim"dedi. ABD'denterörkonusun- da somut adım bekledığinı kavdeden Erdoğan, "Teröre karşı ortak mucade- le vereceksek dostiannuzdan daha so- mut adımlar beküyoruz. Teröristierin çoğu Kuzey Irak'tan sızıyor" dedi. l_ Başbakan, Rektör Prof SOtbeyaz'ı saygısızlıkla suçtatfı Erdoğan: GereMrse referandum yapanz ANKAR\(OımhuriyetBürosu)-AKP iktidan, Erzunım Atatürk Üniversite- si'nde mezuniyet törenine türbanlı veli- lerin alınmamasuıa tepki gösterdi. Rek- tör Prof. Dr. Yaşar Sütbeyaz'ı halkın de- ğerlerine saygısızlık yapmakla suçlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. gere- kirse konuyla ilgili referandum yapabi- leceklerini söyledi. Dışişleri Bakaru Ab- duBah Gül de "Enindesonunda butiputa- nüacak manzaralan kakhracağız" dedi. Başbakan Erdoğan, NTV'de kahldığı programda konuyla ilgili soru üzerine, "Bir anne ki, evladının mezuniyet töreni- ne gelecek ve siz kalka- caksmız oanneyi o üni- versiteye sokmayacak- sınız. Hani annelere bu uygualama yoktu, ve- Kİere yoktu? Toplum- da mutabakat \-ar. Ku- rumlarda ve kuruluş- larda yok, sıkma bura- da" diye konuştu. Kendilerinin sabırla konuyu aşacaklannı be- lirten Erdoğan, ülkede gerilim oluşturmak is- temediklerini söyledi. Erdoğan, şunlan kay- detti: *Oanneyi 'senin başörtün var' diye üni- versitenin içine sokma- yan,tarihinesaygsızlık yapacmedeniyetinesay- gıâznk yapar. Bugüne kadar var mrydı böyle bir şey? Bunlar nereden çıkryor. Şurada 6 ay öncesine, 1 sene öncesine, 5 sene ön- cesine, 10 sene öncesine kadar böyle bir şey mi \-ardibu ülkede? Bunlarm hepsi ka- srth yapdan şeyler." 'Medyadan bu yönde istemler var' Erdoğan, konuyla ilgili referandumun gündeme gelip gelmeyeceğine ilişkin so- ru üzerine, referandumun şu an için söz konusu olmadığını söyleyerek "medya- dan buyönde tstemler" olduğunu ileri sür- dü. Erdoğan, "Değerlendinnesini yapa- nz, eğer hakikaten halka gitmek gereki- yorsagereldrsebu konuyu referandum ko- nusu da yapanz" dedi. Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül de AKP grup toplantısuıdan önce gazeteci- Ierin sorulan üzerine, "Türkrye'dekiayı- bıteşhiredhvrbvutnsafiobnayaninsan- • Erzurum Atatürk Üniver- sitesi'nde mezuniyet törenine türbanlı velilerin alınmamasma tepki gösteren Erdoğan "Bu konuyu sabırla aşacağız" dedi. Gül ise "Eninde sonunda bu tip utanılacak manzaralan kaldıracağız" diye konuştu. larm buna bakması gerekir ve Türkiye'de ne kadar utanılacak bir manzara okJu- ğunugörmesigerekir" diye konuştu. De- mokrasi, bireysel hak ve özgüriüklerin ge- bştiği, AB ile müzakerelere başlama nok- tasuıa gelinen bir ülkede yaşanan bu ola- yın "ancak ilkel tophunlarda karşılaşda- biecek bir davranış" olduğunu belirten Gül, "Hükümet olarak eninde sonunda bu tip utanılacak manzaralan kaldıra- cağETürkiye'de- Bunun,belki br zama- nı olacak. Onemli olan, yapdan işin bü- yük bir destekle ve Nizumsuz çalkannla- ra firsat verümeden yapümasıdır" görii- , şünü savımdu. AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat da, "HaDanbirnabzmıtu- run, ne dhoriar? Hal- ka karşı bir işlem yapt- labilmesi mümkün de- ğfldir. Üniversiteler de halkın üniversiteleri- dir. Halkın tasvip et- mediği, halkın beğen- mediği bir şeyi ktmse- nin yapma hakla yok Türİdye'de" diye ko- nuştu. AKP Grup Başkan- vekılı SaKh Kapusuz ise "Bunu benim değil de Türk milletinin en güzel şekikle değerlen- direcegineinanıyorum. Zaten herkes bulundu- ğu görevi müTet adma yapıyor. tster siya- setçi ister bürokrat obun herkesin asfigö- re\i millerin istediği gibi hareket etmek otanabdır. MiDete rağmen bir şey yapmak doğru değfl. Bunu en güzel değeıiendire- cek olan Türk miDetidir" yanınnı verdi. TBMM Insan Haklarını Inceleme Ko- misyonu üyesi Diyarbakır Milletvekili Cavit Torun da, bu tür da\Tanışlan hiç- bir zaman hoş karşılamadıgını belirterek "Laik djnciük adma yapdan bu eylemle- ri kmryorum. \ormal bir Anadolu insa- nmm bfle başörtüsüyle üniversiteye ahn- mamasnıı tasvip etmemiz mümkün de- ğiL Acı verici bir ola>.« Türkiye'de bu olayiarm üzerine nasıl ghmemiz gerekti- ğmive panamentonun eninde sonunda ko- nuyaçözüm üretmesi gerektiğini düşünü- yorum.Bunuyapanlan da kmıyorum'' gö- rüşünü dile getirdi. tĞNELt FIRÇA ZAFER TEMOÇtN Rektör Sütbeyaz: 'Türban girişimi provokatif birolay' ERZVRVM (Cumhuriyet) - Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Sütbeyaz, mezuniyet törenine türbanla katıhna girişiminin "provokatiF' bir olay olduğunu söyledi. Konuya ilişkin açıklama yapan Rektör Prof. Yaşar Sütbeyaz şunlan kaydetti: 'Duygu istismarr "Konu münferit bir olaydır. Münferit ve provokatif bir olaydır. Art niyetii çevrelerce, konu duygu istismarma dönüştürülmüştür. Devletin emirlerini yerine getirmek, devieti güçlü kılar. Biz de herkes de devletimizi güçlü kılmak mecburiyetindeyiz." 'Köşk'temollaistiyorlar' CHP'li Topuz: AKPyönetimi Türkiye'nin üzerindekikara bulut Cumhurbaşkanlığı seçimi bu kara düşünceli insanlara bırakdamaz CHP'li Ali Topuz, AKP'nin seçimden korknığunu söyledi. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - CHP ile AKP arasındaki "cumhurbaşkanlığı se- çimi ve erken seçim" tartışmalannda gerili- min dozu yükseliyor. CHP Grup Başkanve- kili AB Topuz, AKP'nin cumhurbaşkanlığı koltuğuna "kendileri gibi bir mollayı getir- mekistediğinT belirterek "Cumhurbaşkan- bğı seçimi bu kara düşünceli insanlara bıra- kdamaz" diye konuştu. Topuz, parlamentoda düzenlediği basın toplanusında, Başbakan T a y ^ Erdoğan ve AKP sözcülerinin açıklamalarına tepki gös- tererek "AKP seçimden korkuyor" dedi. AKP'nin demokrasi anlayışının "sayısalgüç hesabma" dayandığuıı belirten Topuz, bu nedenle "sayısal çoğunluğumuz >ar, cum- hurbaşkanını da biz seçeriz" anlayışıyla ha- reket ettiklerini söyledi. Erdoğan' ıngeçmiş- te demokrasiyi "araç" olarak gördükleri yö- nündeki sözlerine de dikkat çeken Topuz, "Bunlann amaa cumhurbaşkanhğı koltuğu- na da kendileri gibi bir mollayı getirip oturt- makhr. Cumhurbaşkanhğına aday olacak kişinin, bu devletin koşullarına uygun >apı- da oiması gerekir" dedi. Erdoğan'ın muha- lefeti "karanhktaouTiaklasuçlayTp,bir mum yaktpaydnuansınlar'' dediğine işaret eden To- puz, "Kafalannın içi karanhk olanlann baş- kalanna aydmhk dersi vermey e hakkı yok- tur" görüşünü dile getirdi. AKP Genel Baş- kan Yardımcısı Dengir Fırat'ın CHP'ye yö- nelik "sine-i miDete dönsünler" sözlerine de tepki gösteren Topuz, "îktidannızıdeğiştir- mek için seçime gkhlsin isüyoruz. Bizim siz- den şikâvetimiz var" dedi. AKP yönetimi- nin Türkıye' nin üzerindeki "kara bulut" ol- duğunu savunan Topuz. "Seçime gkhlerekbu kara bulut dağmlmabdır. Cumhurbaşkanlı- ğı seçimi bu kara düşünceli insanlarm efine hiç bırakümamahdu*" görüşünü savundu. IR NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR oralcalislar@cumhuriyet.com.tr Cumhurbaşkanlığı seçimine iki yıl var. Siyasi yaşamda iki yıl uzun bir süre. Hele de 2007 Mayısı'nda 2002'deki seçimlerin üzerinden 4.5 yıl geçmiş olacağı için daha da uzun bir süreden söz ediyoruz. AKR her ik- tidar partisi gibi yıpranıyor. Anado- lu'da gördüklerimiz; piyasadaki dur- gunluk; işsizlik; üreticilerin yaşadığı sıkıntılar AKP'ye olan tepkilerin yük- selmesini beraberinde getiriyor. Şimdiden iki yıl sonra yapılacak bir cumhurbaşkanlığı seçimini Türkiye gibi bir ülkede tartışmak ilginç sayıla- bilir. Çünkü biz Türkler uzun vadeli planlar yapmak yerine günübiriik ka- rarlar almayı ve işler yapmayı severiz. AJmanlar olsa, onlar çok ilerisini plan- lamaktan zevk alırlar. Bazen bunu hastalık derecesinde kılı kırk yararak düzenlemek isterier. • • • iki yıl sonra yapılacak cumhurbaş- kanlığı seçimi; siyaset denklemini la- ik-antilaik kutuplaşması üzerinden kuranlar açısından önem taşıyor. Bir Kim Cumhurbaşkanı Olsun? taraf "millet iradesi" diyerek barajlar- la temsil olanağını sınırlayan seçim sistemini, her şey olarak görmeyi ve göstermeyi tercih ediyor. Yüzde on- luk barajı kaldırmadan bu ülkede ger- çek bir demokratik temsilden söz et- mek abestir. Diğer taraf ise; "şeriatçılar"a Çan- kaya'nın teslim edilemeyeceğini dü- şünüyor. Çankaya onlar için devletin esası. Bu nedenle Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Çankaya Köşkü'ne çık- ma olasılığını şimdiden engellemek gerektiği inancındalar. Fakat bu nasıl olacak? Çünkü anayasaya gore cum- hurbaşkanını Türkiye Büyük Millet Meclisi seçiyor. • • • Burada CHP devreye giriyor ve Cumhurbaşkanlığı seçiminden bir ay önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yenilenmesini istiyor. 2007 Mayısı'na daha uzun bir süre var. Bakarsınız CHP'nin dediği tarihten önce bile bir erken seçim gündeme gelebilir. Şimdiden cumhurbaşkanlığı seçi- mini tartışmanın bir yararı olduğu söylenebilir mi? Bence şimdiden ko- nuşulması iyi olur, İki yıllık zaman sü- resi içinde, eğer iş "halat çekme" ya- rışı halinde sürüp gitmezse faydalı sonuçlar doğurabilir. Laik-antilaik kamplaşmasının yarattığı korkular, endişeler, gerginlik ve öfkeler yumu- şatılabilir. Daha ılımlı bir iklim yaratıla- bilir. • • • AKP hükümetine karşı aşın kuşku- cu yaklaşımlar, bir hayali korkudan mı kaynaklanıyor? Neden toplumun bir kesimi, bu partiye güvenmiyor? Bu güvensizliğin ne kadarı gerçeğe, ne kadarı propagandaya dayanıyor? Söz konusu sorulara çok net cevap- lar bulabilmek o kadar da kolay değil. Türkiye'deki siyasi Islamcı hareket, açıkça siyaset sahnesine çıktığı 1970'lerin başından rtibaren bir deği- şim geçirdi. Başlangıçta içine kapa- nık Anadolu esnafının temsilcisi ola- rak örgütlenirken zaman içinde bu kitlenin de ekonomik değişimiyle bir değişim geçirmeye başladı. Necmettin Erbakan ile Tayyip Er- doğan arasındaki ayrışma, Islamcı kesimdeki ciddi bir aynşma, aynı za- manda bir kopuşun da siyasi alana yansımasıydı. Genç kuşak Islamcılar, dışa açık bir ticaret ve sanayi serma- yesinin sözcüleri haline gelmişlerdi. Bir kısmı Batı'da eğitim görmüş, bir kısmı ise Türkiye'nin iyi okullannı bi- tirmişlerdi. ••• Bu değişim siyasi Islamcı hareketin kendi dışındaki bazı güçlerle birieş- mesini de getirdi. AKP, Islamcı gele- nekten insanlarm önderlik ettiği bir parti olmasına rağmen çevresinde bu gelenekten gelmeyen kesimleri de topladı, milletvekili listelerine onları da ekledi ve toplumun Islamcı olma- yan kesimlerinden de oy almayı ba- şardı. Böyle bir büyüme ve gelişme laiklik konusunda kuşkulan olan kesimleri daha da kuşkulandırdı. Çünkü, eski- den yüzde 10 sının zor aşılırken şimdi Meclis'te mutlak ve ezici bir çoğunluk elde ediliyordu. Böylesine bir tablo kolay kolay içe sindirilemezdi, kabul edilemezdi. ••• Üstüne üstlük şimdi bir de cum- hurbaşkanhğına talip olmuşlardı ve bunu gerçekleştirebilirlerdi. Bunun da ötesinde cumhurbaşkanlığının da on- lann eline geçmesiyle önemli bir mevzi daha kaybedilecekti. O zaman şimdiden bunun önlemi alınmalıydı. Demokratik bir sistem içinde de- mokratik olmayan yöntemlerle böyle bir engelleme yapılamayacağına göre şimdi ne olacaktı? Işte sorun bu nok- tada düğümleniyordu... GLOBALPOLİTÎKÜLTÜR ERGİN YILDIZOĞLU Asiye, Payidar... Avra (?) Avrupa yönetici elitinde, şokun, kızgınlığın arkasın- dan, şimdi de ne yapacağını bilemiyor olmaktan kaynaklanan bir çaresizlik hâkim. Avrupa Birliği pro- jesinin üç lider ülkesinin (Fransa, Almanya, Ingiltere), saygın yayın organlannda (örneğin Le Monde, Der Spiegel, Financial Times) yorumcular da şu üç konu- da aynı düşünceleri payiaşıyoriar: Fransa ve Hollan- da halklan Avrupa Birliği Anayasası'na hayır dedik- ten sonra, siyasi bütünleşme (Avrupa Birleşik Devlet- leri projesi) ölümcül bir yara aldı; Birliğin genişlemesi (Türkiye'nin üyeliği) gündemden çıktı; Anglosakson ekonomik modelinin (neo-liberalizm) benimsenmesi çok zoıiaştı. Dünyanın en büyük yatınm bankalanndan Morgan Stanley'in başekonomisti Stephen Roach ve The Economist gibi mali sektörün onde gelen sözcüleri, şimdi esas belirteyici olanın, siyasi bütünleşme süre- ci değil, Avrupa ekonomisinin yeniden yapılandınl- ması (neo-liberal "reformlar^ olduğunu vurguluyor- lar. Bu Anglosakson azımsamasına karşın Der Spi- egel, Alman geleneğine uygun bir bıçimde sorunu doğrudan ve tüm açıklığıyla koydu: "Avrupa Birfi- ği'nin temelinin bütünü mü sorgulanacak? Ülkeler Avro'yu terk ederek kendi ulusal paralanna mı dö- necekler? Süreç, geri vitese takarak Brüksel'den, çıkıp ulus devletlere mi dönecek?" Başladığımız noktaya geri döndük Bu tartışmalar, adeta bizi, 1 Ocak 1999'da durdu- ğumuz noktaya geri götürdü. O zaman, Avro'nun başan şansını değerlendirirken üç nokta üzerinde durduk: (1) Arkasında siyasi bir erk olmayan bir para birimi/sistemi ayakta kalabilir mi? (2) Avrupa Birliği süreci küreselleşme ve ekonomik toparlanma döne- minde hızlandı, biçimlendi; bir ekonomik türbülans, ömeğin resesyon döneminde, ulusal ve sınıfsal ref- leksler öne çıkarken ilerlemeye devam edebilir mi? (3) Ekonomik gelişme düzeyteri, ritimleri birbirinden farklı ülkelere tek bir parasal ve mali sistem (faiz oranlan, bütçe disiplini) başanyla uygulanabilir mi? Bugün bu sorulara olumlu cevaplar vermek hâJâ zor. Evet, Avro, birçok açıdan başanlı oldu, dünyada merkez bankalannca kullanılan ikinci en önemi para konumuna yükseldi. Ancak bir süredir Avrupa Birliği ekonomileri düşük bir büyüme düzeyinde seyredi- yorlar. İşsizlik sorunu ağıriığını koruyor, yeni katı- lan/katılacak üyelerin mali yükü, faturayı ödeyecek zengin ülkeleri korkutuyor. Bu arada, Avro'nun istikrannı güvenceye alması beklenen "Istikrar Paktı" (Bütçe açıklanna ve borç- lanmaya sınır getiren anlaşma), Almanya. Fransa, Italya koşullara uymadıkları için iflas etti. Avrupa Merkez Bankası'nın uyguladığı faiz oranı, ekonomik koşullar, kimi ülkelerde (ömeğin, Irianda, Italya) faız- lerin artmasını, kimilerinde de (Almanya, Fransa) düşmesini gerektirebildiği için, Avrupa çapında eko- nomik benzeşmeyi değil, aksine bölgesel farklılaş- malan güçlendirdi. Bu arada dolar karşısında yüzde 50'ye yakın değer kazanan Avro, Avrupa sermayesi- nin bazı kesimlerinin uluslararası rekabet gücünü aşındırdı. Italya'nın gösterdiği Avro bölgesinin üçüncü büyük ekonomisi Italya re- sesyonda; kamu açığı, Istikrar Paktı'nın koyduğu sı- nınn belirgin bir biçimde üstünde artmaya devam ediyor. Bu yüzden Italya, Avro'nun geleceği ve karşı- laşılan ikilemleri irdelemek için iyi bir laboratuvar. Ni- tekim Avro'dan çıkarak ulusal paraya dönme konu- sunda (her ne kadar Stem dergisi Almanlann yüzde 56'sının mark'a dönmek istediğini yazdıysa da) ilk güçlü ses Italya'dan geldi. Italya, Avro içinde olduğu için, kamu dengelerinin, enfiasyon oranının izin vere- ceğinden çok daha düşük faiz oranlanndan borçla- nabiliyordu. Ancak zamanla Avro değeriendikçe, it- halata yönelik. özellikle gıda, ayakkabı, konfeksi- yon, mobitya ve hatta ûretim araçları (makine, hidrolik pompa vb..) alanında orta ve büyük ölçekli (en büyük tekeller hariç) üreticiler ulusJararası piyasa- da özellikle Çin mallan karşısında rekabet güçlerini büyük ölçüde kaybetmeye başladılar. Geçmişte böy- le durumlarda Italya, lireti devalüe ederek sorunu ha- fifletebilir, mali genişlemeyle iç tüketimi teşvik edebi- lirdi. Ortak para sistemi bu yollan kapatınca, serma- ye kesimlen emek maliyetini düşürmeye öncelik ver- mek zorunda kalırken Avro'dan yakınmaya başladı- lar. Ücretler üzerinde süren kavgaysa halkın "neo-li- beral reformlara" tepkisini güçlendirdi. Yüksek faiz olasılığıysa mali piyasalar açısından önemli bir sorun. Hem bu sermaye kesimlerinin, hem de Italyan devletinin çıkmazları şu ki, Avro'yu terk ederlerse hem daha yüksek faizlerle katlanmak hem de deva- lüasyonun etkisiyle daha ağır bir borç yükünü omuz- lamak durumunda kalacaklar. Bu yüzden Italya (ge- nelde Avro bölgesi) bir Anglosakson deyimiyle "Sert yerie, kaya arasında sıktşmış" durumda... öyleyse tüm Avrupa'da hem sermayenin çeşitli fraksiyonlan hem de genelde sermayeyle emek arasındaki çetiş- kilerin daha da derinleşmesi gündemde. Bunlar Viyana Uluslararası Ekonomik Çalışma- lar Enstitüsü nden, Vladimir Gligorov'un Wall Stre- et Joumal'da vurguladığı gibi meşruiyetıni kaybeden Brüksel bürokrasisinin çözebileceği sorunlar değil. Buradan hareketle de esasen Brüksel bürokrasisinin projesi olan genişleme sürecinin rafa kalkacağını, baskı ve denetim mekanizmalannı harekete geçirebi- lecek yegâne kurumun ulus devletin öneminin daha da artacağını söyleyebiliriz. ergin.yikJizoglu a gmail.com Alman Büyükelçillğl Doğu Perinçek'e vize ambargosu ANKAR\ (Cumhu- riyet Bürosu) - Alman- ya Büyükelçiliği, Işçi Partisi (ÎP) Genel Baş- kanı Doğu Perinçek" in vize başvurusunu red- detti. ÎP Genel Sekre- teri MehmetBedriGül- tekin. "Buolaylabiıük- te Avrupa Birliği'nin ve Avrupa demokrasi- sinin ne olduğu da bir kez daha gözler önüne serilmiştir" dedi. ÎP Genel Başkanı Perinçek, 19 Mayıs'ta Almanya Büyükelçili- ği'ne başvurarak vize istedi. Ancak Perin- çek'in başMirusu erte- si gün büyükelçilik ta- rafından reddedildi. Elçilik, "Uluslara- rası yükümlülüklere uygun olarak bu redde bir gerekçe gösterilme- si geregi bulunmadığı için bizi anlayışla kar- şılamanızı rica ederiz" görüşünü bildirdi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog