Bugünden 1930'a 5,418,095 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

15 HAZİRAN 20O5 ÇARŞJWMBA CUMHURİYET SAYFA Başam Erol Işısağ: "Başbakan'ın Amerika gezdsi gerçekten başanlı oldu. IstedikJerimizi alamayacağımızı kesin olarak öğrendik!" 17 Bektronlk posta: denizsom©cumhuriy8tcofn.tr www.denizsofn.com Tei: 0.212.512 05 05 Faks: 0.212.512 44 97 - Yabancılann sıcak para stoku artmış... Türk parası yine soğuk meze oldu!" Türk-Amerikan ilişkilerf'nde gelişrne: At pazartıdjından at sine&ine! Teslim Zekai Buluç: "TeslimiyetçMİiğin bu kadannı görünce, ister istemez Osmanlı'nın son günlerini *hatır1ıyor insan. Kuvayı Milliy-eciler içir 'katli vaciptir-' fetvası veren şeyhülislam Dünizade AtDdullah'ın hamam peştemaJı ile Ingilizlere sığıındığını hatıriayınca d a gülüyor insaai!" PEHLİVANLARIN kafa kafaya verip, birbirlerini enselerinden sarsarak yokladıklan pozisyona elense denir. Eskı cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel'ın "Cumhurbaşkanının eşinin başını örtmesıni yasaklayan bir yasa yok" cazgırlığı ile çayıra çıkan Recep Tayyip Erdoğan ile Deniz Baykal'ın yaptıkları da buna benziyor. Birbirlerine elense çekiyorlar. Cumhurbaşkanının nasıl seçileceği anayasada yazıyor. Üniversite mezunu 40 yaşını doldurmuş her milletvekilı veya milletvekillerinin beşte birinın yazılı önerisiyle aynı nitelikte her yurttaş Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından cumhurbaşkanı seçilir. Cumhurbaşkanı seçilebılmek için ilk ikı oylamada üye tam sayısının üçte ikisınin, üçüncü oylamada satt çoğunluğun oyu gerekır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa; en çok oyu almış iki aday arasında dördüncü oylama yapılır ve yine salt Elenseçoğunluk sağlanamazsa Meclis seçimleri yenilenir. 2007 yılında Cumhurbaşkanı seçilecek. Üniversite mezunu, 40 yaşını doldurmuş ve eşleri türbanlı tüm miiietvekillerınden biri gibi vatandaşlığa alınması halinde Merve Kavakçı bile cumhurbaşkanı olabilir. Sandığın dörtte biri ile sandalyelerin üçte ikisini alan Adalet ve Kalkınma Partisi, bugünkü Meclis aritmetiğine göre yarın istediği kişiyi cumhurbaşkanı yapabilir. Eşi ya da kendisi türbanlı birinin cumhurbaşkanı seçilip seçilemeyeceğini tartışmak, yine Süleyman Demirel'in deyimi ile abesle iştigaldir. Tartışılması gereken, seçmenin dörtte üçünü temsil etmeyen bir partinin Türkiye'yi bir oldubittiyle karşı karşıya bırakabilmesidir. Olaya salt türban açısından bakmak da yanlış olsa gerek. Çünkü amaç Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerlerine zarar vermekse bir türbanlı gibi 40 yaşını doldurmuş, üniversite mezunu bir oryantal dansözün de cumhurbaşkanı seçilmesini engelleyen bir anayasa hükmü yoktur. Türkiye'nin kaderi bu Meclis'in elindedir ve dolayısıyla konu "türban"a dolanacaktır. Deniz Baykal, erken seçime gidilip cumhurbaşkanının yeni Meclis tarafından seçilmesini öneriyor; Recep Tayyip Erdoğan yanaşmıyor. Zamanından önce başlatılan bir tartışmada karşılıklı elenseler çekiliyor ve Türkiye Cumhuriyeti'nin en üst makamı zedeleniyor. Oysa bu konuda CHP'nin eli çok güçlü. Sosyal demokrat beyler, koltuklanndan kalkıp sine-i millete dönebilirse, Türkiye erken seçime gider ve bu konu biter. Sıralı Mehmet Aytar: "Adalet ve Kalkınma Partisi, Atatürk Orman ÇiftliQİ'ne göz koymuş. Anı~tkabir'e de 2-B uyguilamasıyla sıra gelirse \rmiç şaşırmayın!" SESStZSEDASIZ(l) 1 n lifl J^a 1 • f Bir imam hatiplinin katsayının katı ŞÖYLE derin bir nefes alın... Kamil Acar, bir solukta bir şeyler söylüyor: "Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın imam hatip mezunu oğlu Necmettin Bilal Erdoğan'ın kurduğu hayallerle oynayıp onu hayallerini gerçekleştirmek için anadan babadan ve okul arkadaşlarından, evindeki sıcacık yatağından, mahallesinden, yüzde 99'u Müslüman olan ülkesinden ayınp uzaklara, denizaşırı bir ülkeye götürecek uçak yolculuğuna zorlayan, bin bir çeşit insanın yaşadığı ftrsatlar ve hayaller ülkesi, demokrasinin kalesi, oturan boğanın anayurdu, ülkemizin stratejik ortağı Amerika'ya ayak bastıran, okullannda Amerikalılarla aynı sıralan paylaşarak aynı havayı solumak zorunda bırakan, Amerikalı hocaları senelerce ona dinletıp sınavlanndan geçer rtot alma korkusu yaşatan ve Amerikan okulundan diploma alma zorunda bırakan, Dünya Bankası'nda iş buldurup yabancı bir patron tarafından geleceğinin parlak görülmesine neden olan katsayıya yazıklar olsun, o katsayının boyu devrilsin! Sahi Bilal'in imam hatibe girerken hayali neydi?" Yüksek Yerilim Hattı erdincutku" yahoo.com Bush'tan Tayyip'e; Dilen benden ne dilenirsen! ÇED KÖŞESt OKTAY EKİNCİ Sıra 'Malatyalı'larda... Öd yü önce Inönü Üniversi- tesi'ndeki bir çalaştaya gittığı- mizde, dostumuz Yrd. Doç.Dr. Hasan Hüseyin Dwğao mutlaka Battalgazi yı de görmemi iste- miş ve demişti ki; "Aksi halde Malatya'nın geçnoişini algılaya- mazsınız_ Sdçuktuve Osananhdönem- lerinin anıtsal ve sivil yapılan, daha önceye ait surlan ve eski kent dokusuyla Battalgazi, gü- aümüzde neredeyse tümüyle apartmanlaşmış olan "modern Malatya"nın yarıı başında bır "tarih harinesT gıbı.. Peki, böylesi köklü bir külrü- rün "çağdaş"(!)laşan kenti de- nilen Malatya'da, Kültür Ba- kanhğfnın müze yaparak kur- tardığı Karakaş Konağı'ndan ve her nasılsa korunabilmış Ho- ran Kitisesinden. başka, "anı- lara ait" acaba n e bıratalmıştt? Bu sorunun yauutını oluşru- ran yegâne yer Sinema Cadde- si'ydı. Koca keotteki sayılan 20'yı geçmeyen eski Malatya e\inden "on üç"iinün bulundu- ğu cadde, aynı zi^aretımızdeki toplantılarda Prof. Dr. Metin Sözen" in önerisiyle "Kül- türel KimlikAlaraT ola- rak seçildi. Yakın yıllara kadar, şimdiki apartmamlann arka bahçelerinde bu- lunan yazlık sinema- /,' lardan ötürü bu adı taşıyan cad- dede; "Beş Konaklar' denılen bitişik özgün evl«rin, yine yan yana duran 7 eski evın ve yük- sek binalann arasında sıkışmış tek bir konagın, "çevrderi de düzenlenerek yaşatılmasıT> dü- şüncesi, projenim ılk adımını oluşturdu... Dönemın Belediye Başkanı MehmetYaşar Çerçi ile Vali O. Derya Kadıoğlu pojeyi destek- lediİer ve sahiplendiler. Ardın- dan mimarlık ve şehircüik ög- rencileriyle yeniden Malat- ya'ya gidilerek ÇEKÜL tem- sücisı Bekir Sözen"in ev sahip- Lğinde çalışmalara başlandı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) ve Is- tanbul Teknik Üniversitesi (ÎTÜ) öğrencilerınden oluşan grup, adlannı da "ÇEKÜL- Mabrv-a/BeşKonaklarGnıbtı" koyarak, geçmişe ait mimarlık -ve kent değerlerinin bugün de yaşamla buluşması için öneriler geliştirdi. Proje hedefleri Geçen yıl Çerçi'den görevi devralan Belediye Başkanı H. Cemal Akın'ın da projeyi be- nimsemesiyle süren çahşmala- nn geniş katdımJı tanıtım top- lantısı ise "Dünva Çevre Gû- »ü"yle bırlikte 06 Haziran 2005'te yine Malatya'da yapıl- •dı... öğrencüer. Belediye, Valilik, il kültür ve turizm müdürlüğü yetkilileri ve sivil toplum kuru- luşlannın temsilcilerine; "Sine- ma Caddesi-Beş Konaklar Kentsel Konıma ve Yaşatma ProjesTni sundular... Öncelikle Beş Konaklar için tnönü Üniversitesi tarafindan gerçekleştirilecek "Kent ve KüMrMerkezT ışlevini öngö- ren proje, bu binalann ayn ay- n değil, belirlenen amaçla bir bütün olarak restorasyonunu hedefliyor. Aralanndaki Aıpacı Konağı sahibince restore edilmiş olan diğer yedi eski Malatya evinin de hemen arkalarında yeniden planlanan "snema" ile de ilış- kili olarak "sanat ve dinknce" mekânlan olması hedefleniyor. Çünkü, projedeki tasanmlar arasında, vaktiyle burada olan eski Yeni Melek Sinemasının bu kez küçük bir kapalı salon- la birlikte olarak kente kazandınlması da \ar. Yine aynı caddedeki çökmek üzere olan Malatya Konağı'nın Valilik tarafından "YlyaletEvi" olarak değerlendirilraesıni uy- gun bulan proje, 1940'lardaki zarif ve özenli "asri" mimariyi yansıtan tek binayı da yerel ye- meklerin yenebileceği ''Malat- ya Sofraa" olarak yaşatiyor... Sinema Caddesi ile Malat- ya'nuı eğlence merkezi Kanal Boyu arasındaki sokaklann "j'ayalaşünlması'', buna bağlı altyapı düzenlemeleriyle kaldı- nmlann üzerinde tasarlanan gölgeliklerin yapımı ise Beledı- ye'nin görevlen arasında... Proje alam yakınlanndaki Is- tanbulluoğlu Konağı'nın resto- re edilerek konaklama amaçlı yaşatılması da yine aynı toplan- tıda uygun bulunan bır başka öneri... Evet... Kentin resmi amble- minde sadece tt kayBi"nm yer aldığı Malatya, artık elde kalan son tarihsel izlerini de gelece- ğe aktarmaya çalışan öğrencüer için hem okul hem de umut kaynağı oldu. Bu öğrencüer kimler miydi? MSGSU'den Çiğdem, Ayşe- gül, Kerem ile ÎTÜ'den Güneş, HüscjinveGökçer... Şimdi sıra Belediye'de. Vali- likte ve tüm Malatyalüarda... oekincifa cumhuriyet.>;om.tr KÎM KtVlE DUM DUMA BEHIÇAK behicakiı turk.net ÇİZGtLİK KÂMtL MASARACI kamilmasaraci" mynet.com HAYAT EPİK TİYATROSU MVSTAFA BİLGIN hayatepikCo mynet.com &EVAN EDİLEN AYLIK SELIRE SÖRE Î5ADAMLAÖI ~ --------- KAZAMAAIVOMAm TARtHTE BUGÜN MÜMTAZARIKAS 15 Haziran tncvc.mumtaz-arikan.com rKUZSYU BİR MÛZİK USTASI 1843 'TE BUSÜN, TJINIHMIŞ NORVEÇU «SSTEC/ EDIM&0 GRt£6 POSOU. l£lPZJ6 'Oe MÜJCiK OĞe£M*4l Gö&ECEIZ &&E&, ORADA eGBIUtBH BULUMAfJ fJ£MO£lSSOKM ÇABUK StyeilACAKTm. C#U4 SOHRAKİ YIL- LAHPA t-fSZT 7*&*f:/MDAAl YÜeEKL&UOtEİLec&C, GİDeBEK AVBUP* 'UIH ÖNDB £ei£H Vt'gTÜOZ PİYnNİSrtE&İHOEN V£ YÖNETİOLE&HDeN 8İR.İ SAYILACAICrig. OİARAK, GttlBS, MÜ&K 73Ü&HİNİN KÛÇÜK 8İB/ DİYB -mNIMLAAJA&Ug. YETtNeĞlNlH SIMetMlHl tn eiLEH <ae/ee, ÇOK SÛYÛK. SEUFOMK KOMPO- YBJZINe PAH4 KÜÇÜK ÇAP7A YHP1TLABI YES Ç Ç ve lesesı'İN 'reee ewr"onjuu içiu g£sm£PiĞi MÛZ/K BUHİAK A&SINOAMg. Bü yAPlTTAKJ İN $A£KH:<*ONUtJ EMUHUTVUM2 iey 'in el yazıstyUt bir nohtsı. n ±& mu u 6 TC UŞAK tŞ MAHKEMESİ'NDEN EsasNo: 2003/245 KararNo:2004'504 Davacı SSK Başkanlığı vekili Av. Ayşe Apaydın tarafından davalı Erdal Yüdız aleyhine açılan rücuan tazminat dav'asına esas olmak üzere, Bülten Sokak 64'1 Kavaklıdere-Ankara adresinde ikamet etmekte iken bu adresten ayrılan, davalı Erdal Yıldız'ın tebli- ğe yarar açık adresi tespit edilemediğinden. Erdal Yıldız'ın aleyhine açılan rücuan tazminat davası mahkememizin 22. 09.2004 tarih. 2003^245 esas, 2004/504 sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilerek 4.460.358.374 TL gelirin 01.04.2003 tanhinden itibaren yasal faizı ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmış olmakla işbu ılanın ya- yın tanhinden itibaren 8 gün içerisinde temyiz etmesı, etmedığı takdirde hükmün kesinleşeceğı ilanen teblığ olunur. 11.05.2005 Basın: 27205 PANO DENİZ KAVUKÇUOĞLL Yazamamak Eğer bugün Mehmet i son yolculuğuna uğuha- mayacak olsaydım bu güneşli ilkyaz gününde bu köşede, dört günlük Doğu yolculuğumun sonrasın- da, ayağımın tozuyla bilgisayanmın başına oturup yazdığım Van izlenimlerimi okuyacaktınız. Yine de içimde bir ses, "Neden yazmıyorsun " diye soruyor bana. "Madem ki düşündün, yazozaman, Van'ın kalesini, gölünü, insanlannı, insanlannın sorunla- nnı... yaz!" Doğrusunu isterseniz, içimden gelen, bana bir "kaçış" olanağı sunan o sese kulak ver- mek işime de gelmiyor değil aslında. Son zaman- larda o kadar çok "aynlık" yaşadım ki, dönüşü ol- mayan aynlıklardan söz etmeyi artık yüreğim kal- dırmıyor, kaldıramıyor. insanın yaşı ileriedikçe ayn- lıklar da çoğalıyor; yaşanan her aynlıkla birlikte de yaşam bir parça daha yoksullaşıyor. Mehmet Ulusoy, -dı demeye dilim varmıyor, be- nim yanm yüzyıllık arkadaşım. Onu toprağa verdi- ğim bu günde ne yazabilirim ki ardından? Çılgınhk- lannı mı, örneğin? Yoksa insanı çıldırtan unutkan- lıklannı, düş kınklıklannı, sevinçlerini, sonsuz ara- yışlannı, bulamayışlannı, her bulduğunda ise yaşa- dığı büyük şaşkınlıklannı mı? Tüm bunlar, bunlara tanık olmayanlar için ne ifade edebilir ki? ölümünden önce olduğu gibi sonrasında da sa- natına ilişkin çok sayıda övgü dolu yazılar çıktı ba- sında. Ben de onun hep hayran olduğum "deli" yanından, yanlanndan söz edeyim isterseniz. Bil- mem, bu dünyaca ünlü tiyatro adamımızın Ankara Devlet Konservatuvan'nın giriş sınavlannı kazana- madığını, Fransa'ya gidiş nedeninin de bu "başa- nsızlığının" sonucu olduğunu, dolayısıyla sınav he- yetinde bulunan MahirCanova nın verdiği "0"ın bir anlamda, -istenmeden olsa-, dünya tiyatrosuna ve- rilmiş bir "armağan" olduğunu biliyor muydunuz? "Venedik Taciri" ile "Caligula"dan birer tirat ve Yahya Kemal'in "Endülüs'te Raks" şiiri ile hazır- lanmıştı Devlet Konservatuvan'nın giriş sınavına Mehmet. On altı, on yedi yaşlanndaydık. Altı hafta kadar süren hazıriık döneminin ilk haftasında an- nesi, dünyalar sultanı Suat Teyze pes edince, o da bizim eve yerleşmiş, çalışmalannı benim odamda sürdümneye başlamıştı. Venedik Taciri "ndeki rolü pek değil, ama 37-41 yıllan arasında hüküm sür- müş, asıl adı Gaius Caesar Augustus Germani- cus olan, Caligula namıyla maruf çılgın Roma im- paratoru rolü çok yakışmışt ona. "Âşk Caesonia... Anladığım bunun bir şey olmadığını..." diye hay- kırmaya başladığında annem evden kaçar soluğu komşularda alırdı. Mehmet, rolünü o denli benim- semişti ki, sokaklarda bir imparator edasıyla yürü- meye başlamıştı. Imparatoriuk yakışmıştı da ona. Ankara'daki sınavdan Mahir Canova'nın "0"ıyla döndüğünde bu "beklenmedik" sonucu bir "tiyat- ro imparatoru" olan değerli hocanın gerçek bir im- parator karşısında girdiği kıskançlık krizine bağla- mıştık. Mehmet'e ilişkin çok sayıdaki anılanm arasında, 1961 yılında Erdek kumsalında Ayberk Çölok, Yüksel Aslan, Cem Kabaağaç ve başkalan, Ay- berk'in albay olan babası kanalıyla edindiğimiz, "Kum Palas" adını verdiğimiz askeri bir çadırda 11 kişi geçirdiğimiz günler geniş bir yer tutar. Açlığın, kahkahanın, sefaletin, şamatanın, kumun, şarabın, balığın iç içe geçtiği o çadır hayatını biraz daha uzatabilmek arzusu en sonunda bizi "hırsızlaştır- mış", çevre köylere "gıda seferieri" düzenlemeye başlamıştık. Mehmet de kısa zamanda yaman, fa- kat talihsiz bir "tavuk hırsızı" olarak "temayüz" et- mişti. Oldukça sakar bir yanı olduğundan her se- ferinde dikenli tellere, çalılara takılır, elleri boş dö- ner, ama biz yine de yüzündeki, kollanndaki, bacak- lanndaki kanlı çiziklerle Üç Kral'ın hışmına uğramış Isa'yı andıran haline bakıp onu alkışlardık. Günde üç öğün, durumumuza acıyan balıkçılann verdik- leri ağ artığı balıklan yemekten yüzlerimizde sivil- celer oluşmuştu. Ben, yüzüm gözüm şişip de so- nunda hastanelik olunca gözlerim arkada Istan- bul'a dönmek zorunda kalmıştım. Dedim ya, yanm yüzyıllık bir arkadaşlık. İnsan neresinden başlayacağını bilemiyor. Bu yazının da aslında bir "yazamamak" yazısı olduğunu, daha ilk satınndaanlamışsınızdırzaten. Nediyeyim, hüzün- lüyüm, içim acıyor. Yaslı ailesine, onu son yolculuk günlerinde yalnız bırakmayan sevgili Füsun'a, dostlanna, Türk ve dünya tiyatrosuna başsağlığı diliyorum. Işıklar içinde yat sevgili arkadaşım. e-posta: dkavukcuoglu'' superonline.com Faks:0212-234 68 73 BULMACA SEDAT YAŞAYAJS SOLDANSAĞA: 1/ Kabuğu alacalı san renkte olan birkavuncin- si. 2/Düşünü- lenin tersıni söyleyerek yapılan ince 6 alay... Körü, fena. 3/ Ku- marda ortaya sürülen pa- ra... Akım şiddeti birimi kilo- amperin kısa yazılı- şı. 4/ Molibden ele- mentinin simgesi... "Düşük nitelikli, kötü" anJanunda ar- go sözcük. 5/ Truva kentinin adlanndan biri... Gözleri gör- meyen. 6/ Fransızca 9 şarkı... Nazi partisinin askeri polis örgütü. 7/Ni- kel elementinin simgesi... Alınmış bir şeyi geri verme. 8/Uzaklüc işareti... Adalet. 9/Konya'nın antik dönemlerdeki adı. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 17 Küçük taneli bir tür çekirdeksiz siyah üzüm... Borusesi. 2/Şarkı.türkü... Yararlanılan uygıın ko- şul. 3/Şekerkamışuıdan elde edilen sert bir içki... Kayınbirader. 4/Datça Yanmadası'ndaki ünlü an- tüc kent... Şöhret. 5/ Kütahya'nm Çavdarhisar ü- çesinde antüc bir kent. 6/En kısa zaman süresi... Türkiye'nin de üyesi olduğu bir örgüt. 7/Halk di- linde ayrana verilen ad... Rusçada "evet"... Bu- günden bir önceki gün. 8/Oy vermekten ya da bir şeyyapmaktankaçınan. 9/Kesme aracı... "Kader kedere — oldu ' Ağladım gözüm yaş oldu" (Âşık Veysel).
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog