Bugünden 1930'a 5,458,256 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 14HAZİRAN2005SAL OLAYLAR VE GORUŞLER EVET / HAYIR OKTAY AKBAL Kiiçiik Ortak Oimak! Bu üçüncüsü!.. llkinde sıradan bir Türk yurttaşıy- dı, ikincisindetaze başbakandı, üçüncüsünde iseyi- ne başbakan... Bakalım birde dördüncüsü olacak mı? Tayyip Erdoğan'la Başkan Bush'un Beyaz Sa- ray'ın ünlü oval ofisindeki aldıklan karariar! Boyle toplantılarda neler konuşulur? Ama hiçbiriön- ceteri açıklanmaz, yuvartak söztertegeçiştirilirt Yokstra- tejik ortaklık, yok stratejik birtiktelik, kim ne ister, kim ne verir, bütün bunlargeleceğin tarihçilerinesaklanır. ABD bizden çok şey istiyort Burasını herkes bili- yor. Neo Con'laryani yeni muhafazakârtann istekte- rine sınır yok. Afganistan, Irak.. Sonrası Suriye, Iran, GOP. Türkiyenasıl otsaortaklan! Niyeortak, hâng>gma- ca, hangi çıkara? . Jjaı Hiçbir işi gücü, sıfatı olmayan bir Tayyippasifgıtti de ABD'nin başkanıyla görüşebildi? Onunla ne ko- nuştu? Hangi sözleri verdi? Aradan üç yıla yakjn za- man geçti, öğrenebildik mi? Sen, nasıl olur kendili- ğinden böyte işlere kalkışırsın, dedık mi? Istanbul Be- lediye Başkanlığı'ndan uzaklaştınlmış, hapis cezas*- na mahkûm edilmiş bırisi, hiçbir sorumluluğu ohna- dan gidiyor Bush'la baş başa konuşuyor. Böyte bir şey akla hayale sıgar mı? Ama oldu, yaşandı, hepi- miz sus pus kaldık! Ana muhalefet lideri Baykal, "Bizden çekinmese yurdu satacak" diyor, Her şey satılır.. fabrikalar, çrft- likler, yapılar, her şey.. ama yurt nasıl satılır? Kaç pa- raya, kime. neden? Kimin gücü yeter buna? Türk hal- kının yüzde yirmi beşinin oyunu almış ama yüzde yetmiş beşinin karşısında yer aldığı bir kışı böyle bir işe kalkışabilir mi? Satmanın başka yollan da var? Dostlukla, hoşgö- rüyle ülke çıkarlannın o yönde olduğunu düşünerek!.. Yok yok, olmaz öyle şeyi Olsa olsaTürkiye'deki Ame- rikan karşıtlığının bastınlması, susturulması, ABD'yi eleştirenlerin şu yada bu yoldan cezalandınlması sö- zü venlebilmıştır. Bir de GOP'ta beraberiık. Stratejik dostluk, birlik, ortaklık diye diye! Işin içyüzü, Başbakan'ın yurda dönüşünden son- ra da belli olmadı. ABD ile Türkiye'nin hangi amaç- larda hangi yönterde ortak olup olmadığı, büyük or- tağın küçük ortağına, bu ortaklık anlaşmasından ne kadar pay ayırdtğı... Buna benzer şeyler!.. UŞAK 2. ASLtYE HUKUK HÂKİMLİĞt'NDEN EsasNo 2004 334 Da\acı BOTAŞ \ekılı tarafmdan da\alı Te\fik Vuran ve arkadaşları aleyhıne açılan kamulaştırma yasasının 10 maddesıne göre daımı ırtıfak davasının >apılan yargılaması sırasında verılen karar uvarınca. Davalılar Safive Vuran, Hüsejın Vuran, Bınnaz Vuran. Nenman Yalçın ve Mehmet Vuran. Ortaköy Köyü adresınde ıken bu adresınde bulunu- madıklanndan dava dılekçesı ve duruşma günü teblığı ge- rekmış olmakla duruşma günu olan 5 1 2005 günü saat 9.00'da Uşak 2. As)ı>e Hukuk Mahkemesı dunışma salo- nunda bızzat hazır bulunması \eya kendısını bir vekılle temsıl ettırmesı, gelmediğı \eva kendını bir vekılle temsıi ettırmedıği takdirde yargılamanın yokluğunda yürûtülüp bi- tınlecegınin, davalılar Safiye Vuran, Hüse>ın Vuran, Bın- naz Vuran, Nenman Yalçın se Mehmet Vuran'a duruşma günü \e dava dilekçesi teblıgı yenne kaim olmak üzere ıla- nen teblığ olunur Basın 27190 Uyanmak... Tanju ERDEM Amimi (Ej T ürkiyemizde Cumhuriyetin ku- ruluşuna temel olan ilke ve de- ğerler tasfiye edilmek isteniyor ve de ediliyor. Bu gidişatı, ya- pılan girişimleri günlük yaşam- da, medyada izliyoruz, gözlemJiyoruz. Yük- sek tirajlı ve ratingli medya destek veriyor, gerekli gördüğünde halkırruzın bilgilenme- meji, BrJinçlenmemesi içüı haber karartıyor. (j|pye dönüşû adım adım fikir, kadrolaş- ga, eylem olarak gerçekleştirenler hareke- eo-Iiberal küreselleşme akımlan içınde rdeğişim, demokratikleşme yohmda adım- lar olarak nitelendinyorlar. ABD ve AB'nin küresel ve ulusal çıkarlanyla uyumlu yürü- tüldüğü sürece de bu emperyal güçlerden destek görüyorlar. Onlann hemen heralan- da talepleri yerine getiriliyor. Karşılığında destekleriyle iktidar pekiştiriliyor. Onlara göre Atatürk ün kurduğu Cumhu- riyet din ve inançlara göre yaşamaya özgür- lük tanımamıştı. Osmanb trnparatorluğu'nda gelişmiş bir laiklik anlayışı vardı. Herkes di- ninin, inancının gereği bir yaşamı özgürce sürdürmüştü. Bu görüşü esas alanlar bugün: imam ha- tip okullan mezunlannı özellikle devlet yö- netimi ve yargı erkinde kilit görevlere taşı- mak üzere yükseköğrenimin her alarunda ye- tişmelerine olanak sağlayacak düzenleri al- mak ya da tüm okullann müfredatlarını imam hatipleştirmek, siyasal Islamın sim- gesi halıne gelen tûrbanı kamusal alanlara yayma inadı, Islami ekonomi kurum ve ku- ramlan Türk ekonomisinin bir parçası ha- line gerirme çalışmalan, uluslararası toplan- tılarda konu ile ilişldsi olmayan din ve inanç konusunu gündeme getirme, Türk ulusçu- luk (milliyetçüik) anlayışma uymayan söy- lemler, TRT'nin giderek dıni konulara ge- niş vaİcit ayırması, radikal Islamcı toplu- luklara gösterilen hoşgörü. laiklik ilkesi ye- rine tslamla bütünleşmenin gerekli olduğu kanaatini taşıyan bir zatın bürokrasinin te- pesinde görevlendirilmesi vs... Daha pek çok örneklerle geriye dönüş özlemlerinüı emareleri görünüyor. Bu emarelerABD yö- netimi ve akıl hocalannın GOP'ta Türkiye'ye rol biçilen Ilımlı Islam Cumhuriyeti mode- liyle, Cumhuriyetimizi değiştirme çabala- nyla uyuşmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti çağdaş uygarhğa ulaşıp aşma ve yüksek gönenç düzeyine ulaşma dinamik ülküsünü sürdürecekse bu bağımsız. üniter-ulus devlet yapısıyla ve Atatürk'ün ulusçuluk (milliyetçilik) anlayı- şına bağlı, devrimci, akıl ve bilimi kenduıe rehber edinmiş, içleri gereği gibi doldurul- muş laik. sosyal, hukuk devleti nitelikle- riyle olanaklıdır. Bu yapı ve nitelikler ulu- sal olduğu kadar evrenseldir. Eğer günü- müzün iki güncel öğesi değişime açık ol- ma ve demokrasi ise bunlar Atatürk Cum- huriyeti'nin devrimci, laik, halkçı ilkelerin- de mevcuttur. Laiklik ile din ve inançlara göre yaşama özgürlüğü; tarikatlann, cemaatlerin ulusun yaşamında etkili olduğu kurumlar olarak yeralması; siyaset, ekonomi dahil yaşarrun her alanına kanşması; dinin, din adamının, tarikat şeyhinin bu anlayışla yaşamın her ala- nını etkilemesi, düzenlemeye kalkışması ise 1400 yıllık bir süreçte dogmalar haline getirilmiş anlayışlar ve yapılarla demokra- siyi ve gelişim yolunda değişimi gerçek- leştırmek olanakh mıdır? Özledikleri Osman- lı bunu sağlayabilmiş midir? O Osmanlı yönetimi ki, son 200 yılında padişahı, vezirleriyle dini bağnazlığı tara- rak orduda. eğitimde gelişmenin yolunu aç- ma mücadelesi v ermiştir. Onlann yönetimi- nın daha gerisini özleyen bir anlayış ve eği- lim ile nereye varılabilir? Toplumun yan- sını teşkil eden kadınlanmızı belledikleri ka- lıplarla sınırlayanlar hangi çağdaşlıktan, eşitlikten, değişim ve demokrasiden bahse- diyorlar. Kafalan dini dogmalarla şekillen- miş olan kişıler, demokrasiyi, ancak durum ve koşullara göre adım adım gerçekleştir- meyi tasarladıklan bir tslam Cumhuriyeti- ne dönüşümün aracı olarak kullanabilirler. Anayasamızda yer alan laiklik ilkesiyle dini, Tann ile insan arasında yüce bir inanç, ahlak ve ibadetler düzeni olarak özgürce yaşadığımızı, akıp giden ve sürekli değişim gösteren yaşamın; aklın, bilimin, özgür dü- şüncenin aydınlığında algılanıp bireyin ve toplumun bu düzene uyum göstererek ge- lişeceğini, değişik inanç sahiplerinin bu il- kenin getirdiği hoşgörü ve taassupsuzluk ortamında ulusal kimlik ve birliktelikle ya- şayabıleceğini biliyoruz. Bu nedenle genç kuşaklann bu anlayışta laik eğitim sistemiyle yetiştirilmeleri ya- şamsal önem taşır. Bugün cennet vatanunızın sahibi, özgür yurttaşlan isek, ezan sesi ile uyamp dinimiz gereklerini yerine getirebiliyorsak bunu Anadolu'dan Türk'ü söküp atma karannda olan emperyalist güçlere karşı kişisel yaşam- lannı bir tarafa koyup halkını, ordusunu ör- gütleyen askeri ve siyasi utku ile yurdunu, ulusunu tutsaklıktan kurtaran ve bir daha o günleri yaşamamanuz içüı emperyalizme uşaklık etmiş saltanatı yıkarak ulusun ege- menliğüıe dayalı çağdaş değerler üzerine bi- na edilmiş Cumhuriyetimizi kuran Atatürk ve arkadaşlanna borçlu değil miyiz? O hal- de bu aymazlık nedir? Türkiye Cumhuriyeti "nin kuruluş temel ilke ve değerlerini korumak ve kollamakla görevlı Türk ulusu ve onu temsille görevli siyasiler, devlet ve sivil toplum kurum ve kuruluşlan bu gidişatı ciddiyetle tespit edip değerlendirmeli ve Cumhuriyetimizin bir ts- lam Cumhuriyetine dönüşmesini önlemek için üzerlerine düşen görevleri; özveriyle, akılla, sağduyu ve kararlıhkla yerine getir- melidır. Bilinmelidir ki bu olay, din ve inançlan özgürce yaşamanın ötesinde giderek üniter ulus devleti aşındırma, ulusal ekonomiyi tasfiye, ulusal kimliği sorgulama, yakın ta- rihimizi tahrip, ulusal güvenliğimizin ve sa- vunma gücümüzün emperyal güçlerin gü- dümüne geçmesi olayıdır. Hab-ı gafletten uyanmanın zamamdır. Ş u bir gerçek ki. AKP iktida- n. dağıruk solun esendir. Ese- rinin eylemlerinı durmadan eleşrirmek, kınayıp yermek, bir tür nefes tüketmektir. Umurlannda de- ğil Olmaması da doğal. tktıdann gücünü kullanarak, bilınçli ve amaçb birşekilde, hedeflerineadım adım ulaşıyorlar. Atatürk ilkeleri, Cumhuriyet devrimleri, laik ve de- mokratik Türkiye Cumhuriyeti teh- lıkedeymış, onlannumurunda mı?.. Ama bizlerin elbette umurunda. Bunu eleştın yöntemryle önleye- Atatürkçü Sol Birleşmedikçe... Ozdemir ŞARMAN Emekli öğretmen, ADDüyesi meyiz. Başta Cumhuriyet yazar ve okurlan olmak üzere, Atatürkçü aydınlar, sosyal demokratlar, de- mokratik kuruluşlar ve benzer kıt- le örgütlen. yukanda da değındı- ğim gibi, durmadan iktidan eleş- tiriyorlar. Yaptıklanndan şikâyet- çi oluyorlar. Buna "çenc yonna" nefes tüketme derler. Bu yöntemin bir zaran olmaya başladı. Tehlike çanlan daha acı çalıyor. O da bu eleştirileri kanıksamak. Arük umur- samamak. Hani bir zamanlar "Ab- şffiar* deniliyorduya. Sankı o zih- nıyete kurban ediliyoruz. Kendi kendimizi bu cendereye sokuyoruz. Bundan kurtulmanın yolu ve yön- temi nedir? Bu sorunun yanıünı, hemen her- kes biliyor; birieşmek... Öncelik- le bu iktidara seçenek (altematif) yaratıp, seçicileri inandırmak için, bugüne kadar beceremediğimiz solda birliktelıği, ivedı olarak sağ- lamak zorundayız. Hastalık bura- da. Çözüm burada. Çıkış noktası ve kurtuluş burada. Bunda yoğun- laşıpbütünleşmek zorundayız. Bu- nun zamanı gelmedi mi? Bencil- liklere yine kurban mı edileceğiz? OzlernlenmizyınekursagımıaJarnı kalacak? PENCERE AKP'liler Vallahi Yaman Çıkhlar. Haber bir yerde patla- yacaktı, konuyu 'YeniPa- ra' dergisi yakaladı: İş dünyasının AKpat- ronlan!.." AKP iktidan dönemin- de "yükselen" işadam- lan bir değil, on değil, say sayabildiğınce.. Adıyla sanıyla: "Devir 'AK Patron'/ar devri!.." Ne oluyor?.. • 'Sermaye' sözcüğü alabildiğine gıllıgışlıdır, ekonomi biliminin çok- bilmişliğini bir yana bıra- kırsak, sözgelimi çeşitli adlarla bezenmiş serma- yelerden söz açılabilir: Amerikan sermayesi.. Arap sermayesi.. Suudi Arabistan ser- mayesi.. Alman sermayesi.. Peki, sonra?.. AKP'nin siyasal işlevi Türkiye'de laik Cumhuri- yet devletnin gücünü kul- lanarak bir Islamcı ser- maye smıfı yaratmak.. mı?.. Peki, bu sermaye gü- cü nasıl ve ne biçim ola- cak?.. Ekonomik yapılanma- da parasal gücün tahtına bir kez dinci sermaye oturdu mu, sen laik de- mokrasinin artık yalnız gargarasını yaparsın!.. • 'Yeni Para' dergisinin haberini Sabah gazetesi sayfalanna aktarmış; bir de liste yayımlamış; AKP iktidannda yükselen 'AK patron 'lardan yüzde 80'i parti örgütünde yönetim kurulu üyesi. parti mec- lisi üyesi, AKP'li belediye başkanı, il başkanı ya da yardımcısı!.. Sözün kısası, ha Ada- let ve Kalkınma Partisi ör- gütü, ha serbest piyasa- da(!) yıldızı pariamış "AK ••• patronlar"].. Serbest piyasa dediği- miz alanda serbestlik merbestlik lâfı güzâf!.. Patronluğun, ticaretin, para kazanmanın, piyasa- da yükselmenin yolu "fa- kıyyeci iktidar"\n dinci turnikesinden geçiyor.. Yayımlanan listede 90 işadamı var. AK patronlar ikiye ay- nlıyorlarmış: "Biryanda parti içinde etkin rolü ve işlevi olan- lar..n "öte yanda Recep Tayyip ve arkadaşlanyla yakın bağı olanlar.." AKP'nin iktidarda işle- vi, iktidar gücünü dinci işadamlannı palazlandır- mak için seferber etmek... İki yılı aşkın bir süre- den beri uygulanan bu yöntemin sonuçlan gö- rülüyor!.. • Dınciler yaman!.. Müslüman kavramına sığmıyoriar bunlar, Islam- cı... Kavuncu, karpuzcu gi- bi.. Müslümanlığı politika- da pazarlayıp satıyoriar.. Dokunulmazlıklan sürü- yor. Yolsuzluk.. Üçkâğıt.. Rüşvet.. Dosyalar sırtlarında kambur.. Yüzde 25 oyla Mec- lis'in yüzde 65'ini ele ge- çirmişler, istediklerini is- tedikleri gibi keyfi yöne- timle pazariıyorlar.. "AK patronlardevri"n\ de açtılar.. Bu dinciler yaman çık- tılar.. yalnız laik devletin değil, devletin de ıcabına bakıyorlar... Vallahi pes!.. İSTEK SİZDEN, DESTEK BİZDEN: Esnafm halinden bir siz anlıyorsunuz. Son zamanlarda dar boğaza girdim, içim içimi yedi ama kimseye, *Bak borcun bu kadar, hadi öde' diyemedim. Dukkana mal alamadım. Bir esnaf arkadaşım bana, sizin Esnaf Destek Kredisi'ni taysiye etti. Aldım valla. Esnafın halinden bir siz anlıyorsunuz. Eksik olmaym. W V VAKIFBANK ESNAF DESTEK KREDİSİ Esnaf Destek Kredisi, esnaf veya sanatkâra, sahibi olduğu ticari işletmenin finansal ihtiyacını karştlaması için destek sağlıyor. Eğer esnaf veya sanatkârsanız, hemen bir VakifBank şubesine uğrayın, size en uygun Esnaf Destek Kredisi'ni alın, rahatlayın. www.vakifbank.com.tr 4440724 VakifBank"İstek sizden, destek bizden"
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog