Bugünden 1930'a 5.353.610 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

27 HİSAN 2005 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA JV LJ l_j J. U M\ kultur@cumhuriyet.com.tr 15 ALLEGRO EVİN tLYASOĞLU Operanın tanığı Montefusco\A 1962. Istanbul Tepebaşı'ndaki opeaevi ancak kurulmuş. Yeni sahne- lentn her opera. her temsil büyük bir öz\îriyle, bir o kadar da coşkuyla or- tay; çıkıyor. Aydın Gün, bütün gücü- nü, rejisörlüğünü, oyunculuğunu ve yÖEtıcilığini ortaya koyuyor. Önce henesi koroya yerleştirmiş, koronun ıçinlen solist çıkanyor. Sonsuz bir di- sipln ve inanılmaz bir istek var tüm sanrtçılarda. Herkes her jşi yapıyor. Birbakıyorsunuz bır başrol oyuncu- su eline firçayı almış, dekorpanolan- tu toyuyor, bır bakıyorsunuz bır sop- rano dıkış makınesinin başına geçmiş kosimleri dikiyor, kalemi kuvvetli birkşka soprano kostümleri çiziyor. LeMa Gencer son dört yıldır ttarya'da öylt bir sesini duyurmuş ki Ankara Operası onu kaçırmasını hâlâ hazme- dertiyor. tstanbul'da henüz okullu, deneyimli operacılann olmadığı bir dörem. Nıce korist ve solist henüz öğrencilik aşamasında. Artık sahne üstüıde eğitümelen. Yurtdışından ge- len rejisörler, korepetitörler, Pino Trojt gibi bir orkestra şefi ve yaban- cı oyunculann deneyimi onlara örnek olujor, görgüJerini, bilgilerinı arrrır- malanna kapı açıyor. Örneğin Aüs Manukyan, Selma Berk, kendi ho- ealanndan kaçıp onlarla çalışma fır- satı yaratıyorlar. Brancucci gibı bir ısim, zamanın hemen bütûn şancıla- nnı çalıştınyor. Montefusco ylne Istanbul'da Işte bu sırada sahnelenen Rigolet- to'ya Milano'dan bır bariton getirtili- yor: Licinio Montefusco. Yırmi altı yaşında, yakışıklı rru yakışıklı, eği- tirrüı, görgülü, tam bir opera sanatçı- sı. îlk kez Istanbullular, sesiyle ve ro- lüyle doğru bir Rigoletto tiplemesini ızlemiş oluyorlar. Montefusco'nun ilk partneri Aüs Manukyan. Ardından, Sehna Berk, Ferhan Onat, Neviıı Pe- re sahneyi paylaştığı diğer kişiler. Sa- dece sekiz temsil için arüaşma yap- mışken üç ay içinde yirmi iki kez Ri- goletto ve beş kez de Palyaçoyu oy- nuyor. Bu arâda Ankara'ya da gidip temsillere katılıyor, Suna Korat ve Müveddet Günbay ile sahneyi pay- laşıyor. Ve, zamanın gözde dansçüa- .1 stanbul Operası'nın kuruluş yıllannda (1960'lann başlan) Rigoletto'da oynamak için îstanbul'a gelen Licinio Montefusco bugünlerde yine Türkiye'de ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde şan öğretmeni olarak çalışıyor. Burada yetiştiıdiği iki öğrencisinin IDOB Korosu'na ahnmasıyla kıvanç duyuyor. Aynı zamanda Istanbul Devlet Operası'nda da pedagogluk yapıyor. Sahne kariyerini zamanında, henüz doruktayken bırakabilmiş ender sanatçılardan birisi. nndan Evin Ilgar'a âşık oluyor. 1964'te Evin Hanım'la evlenıp Avru- pa, Amerika, Japonya, Kore, Güney Amerika, hatta Iran'a bile tüm turne- lerine, tüm temsillerine onu da yanın- da götürüyor. Montefusco halen Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde şan öğretmeni. Burada yetiştirdiği iki öğrencisinin ÎDOB Korosu'na ahnmasından kı- vanç duyuyor. Aynı zamanda tstan- bul Devlet Operası'nda da pedagog- luk yapıyor. Sahne kariyerini zama- nında, henüz doruktayken bırakabil- miş ender sanatçılardan biri. 1992'de kendini emekli edince 1995'e dekMi- lano'da ders vermış ve Yekta Ka- ra'nın müdürlüğü sırasında Istan- bul'da pedagog olarak görev almış. Bu sıralarda çalıştırdığı kişiler arasın- da Bülent Külekçi, Efe Kışlah, Li- net Şaul, Cengiz Sayın, Arses Yd- dızcan gıbı adlar var 1936'da Mılano'da doğmuş. Müzik eğitımını Milano Civica Okulu'nda yapmış. Şan hocası ise ünlü mezzo- soprano Rhea Toniolo. Yaşarru bo- yunca aynı hocayla çalışmanın öne- minı vurguluyor. Onu yanşmalara ha- zırlayan. yaşam boyu dinleyıp denet- leyen tek hocası Toniolo olmuş 1960'ta Vercelli yanşmasmda altın madalyayı kazandıktan sonra bütün dikkatlen üstüne çekmış. Bugünkü opera dünyasından söz ediyoruz Montefusco ıle: "Bugünkü gençlerin başlıca so- runu. kendilerini çok çabuk olgun- laşmış kabul etmeleri. Biraz parla- dıktan sonra artık kendilerini bir başka hocaya dinletme gereksinimi duymuyorlar. Oysa ben kariyeri- min son dakikasına dek güvendi- ğim bir hocaya gidip kendimi din- letmiştim. Bir yerde yanlış pozis- yon oturmuşfur, öylece gitmekte- dir, onu uyaracak kişi gerekir." Ve günümüzde art arda parlayan yıldızlara değiniyoruz. Emprezaryo- lar, plak şirketlen, ajanlar genç sanat- çılan şöhret yapmak için yanş halin- deler. Montefusco'ya göre: "Bir ope- ra sanatçısı yanşçı gibi oradan ora- ya koşmaz. Belli bir temsili belli bir operaevinde sürekli oynar, tamam- lar. Sonra yeni bir role başlar. Aynı hafta içinde birkaç değişik rolde ve birkaç değişik operaevinde oyna- mak için oradan oraya uçan sanat- çılara şaşıyorum. Her şeyden önce fiziksel açıdan zorlanacak, niteliği düşecektir. Emprezaryolar çabu- cak kariyer yapması. çabucak par- laması için operacüan doldunıyor- lar. Oysa bu sanat, uzun yülann bi- rikimidir, deneyim, olgunluk gerek- tirir. Disiplin, özveri ister. Bu mis- yonu taa kalbinin derininde duy- mah, yoksa operacüığı bırakmau- dır." Operacı sahnede dlnlenlr Bugün pek çok şan sanatçısının ka- yıtlan stüdyo ortamında değişikliğe uğratılmakta. Kompakt disklerinden dinleyip hayran kaldığımız kimi ünlü sopranoyu bır temsılde ya da bır resi- talde dınlediğımız zaman düş kınklı- ğına uğrayabıliyoruz Montefusco yıl- lann verdıği deneyimle şarkıcılan ka- yıtlardan değıl, temsillerle değerlen- dirmenin doğru olacağına inanıyor. "Kulağımla duymalıyım, saf sesi- ni, temsildeki oyunculuk sesini duy- maüyım, ancak o zaman not veri- rim." Montefusco kimlerle sahne paylaş- mamış ki 1 Torino operasında Maria Callas'ın rejismde Di Steffano ile, Brigitte Nilson. Scotto, Bergonzi, Del Monaco. Birlıkte çalıştığı şef- ler arasında opera dünyasuıın en ün- lülen var: Serafin, Gavazzeni, Mu- ti, Imbal, Ferrari. Maazel, Baren- boim gıbı. Şimdilerde yeniden Türkiye'de ol- manın onun için çok denn anlamlar taşıdığını söylüyor. Ne de olsa sevgi- li eşi Evın Montefusco'nun ülkesı ve opera yıldızı olarak parladığı dönem- de sahneye çıktığı ılk göz ağnsı kent- lerden bın tstanbul. www.evinilyasoglu.com 'VAJlNA MONOLOGLART Kadınların zafergünü... Kültür Servisi - Sahnelendiği her ülkede gündem yaratan 'Vajina Monologlan' oyununun 2005 kutlamalan 'VDAY' başlığıyla Brükserin Flagey Tiyatrosu'nda yapıldı. Herkesin topluluklar halinde bölümler oynadığı oyundan, yalnızca dünyaca ünlü rock yıldızı Euritmis'in eski solisti Annie Lenos ile Almula Merter tek başlanna birer bölüm sahneledıler. 'Vajinayı Yeniden Yorumlamak' adh bölümü sahneleyen Merter izleyiciden büyük alkış aldı. Dünyada kadının yeri Kutlamalar kapsamında düzenlenen atölye çalışmalan ve toplantılarda, dünyada kadının yeri, cinsellik, kadına yönelik şiddet ve yasalar başlıklı konular ele alındı. Yaşamdan kesitler sunuldu... Ve tecavüzler durana kadar bu eylemlerin sürdürülmesi kararlaştınldı. Almula Merter'in de bundan sonra îslam ülkelerine daha çok yönehnesi. 'kadın'. 'kadına şiddet' ve 'teeavüz' konulannda çalışması istendi. Atölye çalışmalanna katılan Bulgar diplomatın, Almula Merter'in bu oyunu Balkan ülkelerinden oyımcularla birlikte sergilemesı ve bir tür banş elçisi olması önerisi de kabul edildi. Barı; elçisi olmak'... Eve Ensler'in konuşmalannda kişileri sunarken Ahnula Merter'i "O bizim cesur yüreğimiz, en iyi temsilcimiz Jiye tanıtması ve orda bulunan herkese süreklı alkışlatması dikkat çekti. Almula vlerter; "Benim için inanılmaz »ünlerdi. Herkes adım söylendiği ında beni tanıyordu. Banş elçisi >lmak, Balkan ülkelerinde çahşmak /e zaten hedefim olan tslam ilkelerinde kadınla ilgili çalışmalan iürdürmemi istemeleri beni çok nutlu etti. Oyunumu izleyen Jisanların hepsi müthiş kişilerdi, lepsi ünlüydü ve ben onlarla kol kola jynadım. Ayrıca yalmzca Annie ve ienim tek başımıza oynamamız da muhteşemdi. Çünkü oynadığım !)ölünı oyunun en etkili yeri". Richard Wagner'in ünlü yapıtı 40 yıl sonra yeniden sahnede Uçan Hollandalı İzmir'de Ünlü Alman besteci Richard YVagner. ÖNDER KÜTAH\'ALI Müzıkli dram alanmdaki göz kamaştıncı devrimi ger- çekleştiren Richard Wag- ner, ilk yapıtlannda Fransız- larm yüzeysel etkılerle dolu "büyük Opera"stna (Grand Opera) ilgi duymuştur: ama 1839-42 arasındaki Paris yıl- lannda bunun çıkar yol olma- dığını görür ve "Uçan Hol- landalı" ile kendısine özgü bıçemin ılk adımını atar. Wagner'ın çırakhk yapıtı sayılan "Uçan Hollandalı", Şeytan'm ancak yedi yılda bir karaya çıkmasına ızm verdi- ği ve genç bir kızın bağlılığı sayesinde bu cezadan kurtu- lan \arhklı, fakat mutsuz de- nizcinin öyküsüdür. Orkestra başarılıydı Öyle görünüyor kı Wagner söz konusu olduğunda bizim gücümüz, "Uçan Hollanda- lı" ile sınırlıdır. 1960'lann hemen başmda yapıt Ankara Devlet Operası'nda oynan- mıştı. Yaklaşık kırk yıl sonra 21 Nisan 2005 akşamından başlayarak onu İzmir'de de izleyebiliyoruz. "Uçan' HoUandah"yı Mehmet Ergüven sahneye koymuş. IZDOB Orkestra- sı'nı Winfried Müller vöne- tiyor. Koroyu da Hans Joac- nim Gallus çalıştırmış. De- kor Tayfun Çebi'nin, kos- tümler Sevda Aksakoğ- lu'nun, koreografı ıse Nesli- han Öztürk'ündür. IZDOB Orkestrası'nın yaptığı seslendırme çok gü- zeldi. Yapıtın çeşitli yerlerin- de yaylı ve tahta üfleme çal- gılardan duyulan tınılar coş- turucuydu. Bazı aksamalara karşın erkek ve kadm korola- nnın başansı da alkışlanabı- lır. Benim ızlediğim ılk temsil- de oynayan sanatçılardan Bas TevTık Rodos (Daland), Sop- rano Ayşe Tek (Senta) ve Bas Gökhan Koç (Uçan Hollan- dalı), rollenni tam bir yetkiy- le ve büyük bir başanyla söy- ledıler. Özellikle Rodos ile Koç'un bence kariyerlerinın doruk noktasmda olmalan gurur vericiydi. Tenor Christian Voigt'üı (Erik), Mezzo Soprano Tan- ju Nebol'un (Mary) ve Tenor Oğuz Sırmah'nın (Kaptan Daland'ın dümencisi) yo- rumlan ise orta karardı. Christian Voigt'in yonımu, opera kurumlanmızm önem- li bir kusurunu açıkça sergi- lemekteydi. Şöyle ki: Sanatçınm temız bir Al- mancası var. Sözcükler rahat- lıkla anlaşılıyor. Bizimkiler- Başkentte festival 'Süpürge' haftaya havalanıyor Kültür Servisi - Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Fılmlen Festivali 5-15 Mayıs tarihleri arasında Ankara'da gerçekleştırilecek. Uçan Süpürge Festival Ekibi dün Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde bir basın toplantısı düzenleyerek festivale ilışkın bilgi verdi. Uçan Süpürge Genel Koordinatörü Halime Güner, "Avrupa Birliği sürecinde giderek daha fazla önem kazanan kadın unsuru konusunda, toplumda duvarlılık ve bilinç oluşturan projeler yürütüyoruz. de ise metnin hangi dilde ol- duğunu kestırmek bile güç. Sözler anlaşılmıyordu Yaklaşık on yıl öncesine dek ülkemızde bütün operalar Türkçe metinlerle oynanırdı; ancak bu kez de kendi dilimı- zı anlamakta zorlanırdık. Ar- tık dünyaya ayak uydurulu- yor ve her opera özgün met- niyle söylenıyor. Ne var ki, Italyanca dışında durum hıç de ıç açıcı değıldir. Opera ku- rumlanmız, bu dıl sorununa önem vermeli, Almanca, Fransızca ve Rusça yapıtlar Türkçe metinlerle oynanma- lı ve sanatçılanmız, Türkçe müzikli söyleyiş alanmda ti- tiz çalışmalar yapmahdır. Böyle bir uygulama, halkımı- zm müzikli dramı özümse- mesi açısmdan da son derece yararlı olacaktır. Yukandakı eleştiriye karşm "Uçan Hollandalı"yı Iz- mir'de izleyebılmenin mutlu- luğunu du>oıyoruz. Sahne üzerindeki oyundan dekora ve giysilere dek her alanda son derece titız çalışıldığı ke- sindir. Güzel sanatlara ters düşen bir devlet yönetimine karşın ortaya konabilen bu çalışma sanatseverlerimıze gurur vermelidir. Opera ku- rumumuzu candan kutlanm. Hedefimiz, daha iji bir yaşam için, kendine iyi bakan, kendini iyi ve özgüvenli hisseden, bu duyguyu çevresine yansıtan kadınların sayısını arttırmak" dedi. 8. Uçan Süpürge Uluslararası Kadm Filmleri Festivali 5 Mayıs gecesi Ankara Devlet Opera ve Balesi'nde yapılacak açılış töreniyle başlayacak. Festival, 15 Mayıs gecesi Ankara'nın gözde eğlence mekânlanndan Faces Lıve'de yapılacak "NIVEA Film Müzikleri Partisi" ile sona erecek. GUZELİN ARDINDA BERTAN ONARAN HJygarlık Tasarımı7 Metin Aydoğan'ın Mustafa Kemal ve Kurtu- luş Savaşı'nın ardından, sağ olsun, Özer Ozan- kaya da Cem Yayınevi'nin bastığı kitabını yol- ladı: CUMHURİYET ÇINARI: Mustafa Kemal'i 'Atatürk' Yapan Uygarlık Tasanmı. Aydoğan'la aynı kaynaklardan yola çıkan Ozankaya elbet benzer sonuçlara varmış, ulu önder ve gerçekleştirdiği devrim konusunda.. Ve çok yerinde bir saptamayla bunun sıradan bir dönüşüm olmadığını, yok ediimek istenen Türk ulusunun yanında, daha da önemlisi, bü- tün insanları, dünyamızı kurtarma girişimi, atı- lımı olduğunu gözler önüne sermiş. Fransızların da, bütün öbür ulusların da tıpkı Atatürk gibi değerini bilemediği Henri Labo- rit, uygarlığın yeniden tanımlanmasının zama- nı geldi, derdi. Bakın, Kurtuluş Savaşı'nı yengiyle bitiren 30 Ağustos'un hemen ardından nediyor bütün in- sanlığın Ata'sı: "Bugün eriştiğimiz nokta, gerçek kurtuluş noktasıdeğildir... Kurtuluş, toplumdakihastalı- ğı ortaya çıkanp iyileştirmekle elde edilir. Bir toplumun hastalığı ne olabilir? Ulusu ulus yapan, aydınlatıp ilerleten güçler vardır: Düşün- ce güçleh ve toplumsal güçler... Düşünceler anlamsız, mantıksız, uydurmalarla dolu olursa, o düşünceler hastalıklıdır. Bunun gibi toplum- sal yaşam da mantıktan yoksun, yararsız ve za- rarlı birtakım inançlar ve geleneklerle dolu olur- sa, kötürüm olur. Ulusumuzun siyasal, toplumsal yaşamında, düşünsel eğitiminde kılavuzumuz bilim ve uy- gulayım (teknik) olacaktır. Bilim ve uygulayım için hiçbir kısıtlama, koşul-koyma yoktur. Hiç- bir mantıksal kanıta dayanmayan birtakım ge- leneklehn, görüşlerin korunmasında direten uluslann ilehemesı çok güç olur, belkı de hiç ol- maz. Yurdumuzu üç buçuk yıl kiri'ı ayaklanyla çiğ- neyen düşmanı dize getıren başannın sım ne- rededir biliyor musunuz? Ordulann yönetimin- de bilim ve uygulayım ilkelerini önder edinme- mizdir." Ve gerek Anadolu'daki insanların, gerek bü- tün dünyadakı canlı cansız tüm varlıkların ca- nına gereken değeri verdiği için, gerçek uygar- lığa götürecekyolun dünyada veyurtta banş ol- duğunu çok iyi görmüş, ömrü boyunca bunun gereğini yerine getirmiş. Yurttaşlarını binlerce yılın karanlığından kur- tarmak üzere bildiğiniz devrimlere girişmiş, ya- zıyı, yasaları, tarımı, işleyimi, kısacası bütün toplumsal yaşamı tepeden tırnağa değiştirmek üzere gereken adımları atmış. Bunun uzantısı olarak, yeryüzünü dolduran milyarlarca insa- nın kendilerineyetecekşeyleri üretmeden asa- lak gibi yaşamasını önlemek; ayrıca üretilenin bir avuç sülüğün elinde toplanmasına daha baştan set çekebilmek üzere, eğitim içinde üre- timi, Köy Enstitülehni oluşturacak taşlan döşe- miş. Ama zavallı Amerikalı, Avrupalı insan kardeş- lerimiz, başlarındaki kör-sevgisiz önderlerin ar- dına takılmış, bu güzelim atılımları destekleyip geliştirecek yerde yeniden üstümüze çullan- mışlar, hâlâ sırtımızdalar. Yararlandıklarını öne sürdükleri bilim de, din kitaplan da, insanın ölümlü olduğunu yineleyip durur; boşuna. Hiç ölmeyecekmiş gibi saldırır- lar dünya nimetlerine, paraya, bir türlü somırt olarak tadamadıkları erk'e. Şu mucize geze- gende, canlarının bırakın insan kardeşlerini, gö- ze görünmeyen küçük varlıklara bile bağlı bu- lunduğunu unutur, dünyayı cehenneme çevirir- ler. Bunca yıldır okuyup öğrenmeye çalışıyorum; insanlık tarihınde, boş kavramlann ardında koş- mayan, gelmiş geçmiş bütün gerçek bilgeler gi- bi, yalnız kendi yurttaşlarını değil, bütün insan- lığı, dolayısıyla benzersiz mavi gezegenimizi kollayıp korumaya canını adamış başka önder göremedim. Ne mutlu bana, Atatürk'ün torunuyum! öbür insan kardeşlerimiz de bunu göremez- lerse, mamutlar gibi, ardımızdan tarihimizi ya- zacak kimse kalmayacak. sbonaran c yahoo/hotmail. com ÇOCUK FİLMLERİ FESTÎVALt • ODEON CİNEPLEX te 12.30'da 'Sihirli Yüdız', 14.30'da'KöpekOteU', 16.30'da 'Eşsiz Bayan', 19.00'da 'Esrarengiz Bayan' • CAPİTOL SPECTRUMda 12.30'da 'Komik Haj'vanlar', 14.30'da 'Kurbağaların Kehaneti', 16.30da 'Perili Orman', 19.00da 'HırçınKızKate'. • FRANSIZ KÜLTÜR MERKEZİ'nde 12.30'da 'Uzun Öyküler - 3'. 14.30'da ve 16.30'da 'Cengiz Özek'ten Kukla GösterisF, 19.00'da 'Ruhların Kaçışı'. • OSMAJVLI BANKASI MÜZESİ SİNEMASFnda 14.30'da 'Jri Tnıka'dan Kısa Kukla', 16.30'da "tmparatorun Bülbülü' (0 212 244 51 52) BUGÜN • AKBANK KÜLTÜR \ r E SANAT MERKEZİ'nde 20.00'da Vera Rozova(kontralto), Vladimir Slavin(piyano) konseri. (0 212 252 35 00) M ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ'nde 20.00'de Emrah İle Selvihan bale gösterisi. (0 212 243 10 68) • ÖZEL IŞIK LİSESİ'nde 20.00'da Andrei DIEV (Piyano), Aiman MusakkaJayeva (keman) konseri. • JAZZCAFE'de 22.00'de Bülent Ortaçgil konseri (212 245 0516) • BABYLON'da 21.30'da Sherman Robertson & Bluesmove konseri. (0 212 292 73 68) M SERMET ÇİFTER SALONU nda 18.30'da Kadir Aydemir yönetiminde 'Haiku Nedir, Ne Değıldir söyleşısi. Konuşmacılar Sina Akyol. Gökçenur Ç., Hakan Cem. (0 212 252 47 00)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog