Bugünden 1930'a 5,458,541 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 15NİSAN2005CUMA SOYLEŞI 27 Mayıs ihtilalini gerçekleştiren isimlerdenNumanEsin anılannı birkitaptatopladı Idamlara 5 ldşi ret oyu verdi MtYASEtLKNUR ' htilali gerçekleştiren ekipten Osman Ktik- T sal, Ccmal Madanoğlu ve Sııphi Kara- I man'ın anıları büyük ölçüde yayımlan- I masına karşın o kadrodan Numan Esin bugüne kadar sessiz kalmıştı. Numan Esin'iıı anılan Doğan Yayıncılık'tan "Bir 27 Mayısçının Amlan" adıyla kitap olarak ge- çen günlerde yayımlandı. Kitabını konuştuğu- muz Numan Esin, anılannda yer vermediği ba- zı bilgileri de ilk kez bu söyleşide açıkladı. 27 Mayıs'ta Menderes ve iki arkadaşının idam- lannın oylandığı 23 'lerin toplantısmda yemin edildiği için bugüne kadar kimin ne oy verdi- ğini açıklamadıklarına dikkat çeken Esin, "As- lında ben kimin nasıl oy verdiğini biliyonım. Ama sadece idanılara karşı olan beş isnıi size söyleyeyim. Sami Küçük, SuphiKaraman, Ka- milKaravelioğlu, SuphiGürsoytrakve Selahat- tin Özgür'dür" dedi. DEĞİŞİM... -DP kökenli bir aüe,Ihtilal sırasında CHPye nıcsafe koymaya çabşan ve Türkeş'e yakın bir kımıite üycsi, tasfiyesonrasıTürkeş'HCMKP'de siyasetçi, 12 Mart'ta 'Bomba Davası' saııığı, 70'liyıllarda ise sosyalist sol çizgideki Valan ga- zetesinin patronluğu. Bu değişim nasıl oldu? ESİN - Aslında çizgiler arasında derüı bir fark yok. Hepsi birbirini tamamlayan şeyler. Aılem DP'liydi. CHP'nin o dönemleri de tkin- ci Dünya Harbi içinde olduğu için halk bir tazyik altındaydı. Belki bugün baklığınızda CHP iktidarını suçlamıyorsunuz ama o günkü koşullarda köy- lü kendi malının hırsızı olacak derecede bas- kı altında yaşamıştır. O baskıyı biz hissediyor- duk. Cebinde tütün tabakası bulunan bir adam alınıp hapse atılıyor, yol vergisi veremeyen köylü yol yapımında taş kırmaya gönderiliyor- Numan Esin de anılarını bir kitap halinde yayımladı. Esin, "Bir 27 Mayısçının Anılan" kitabında kendisinin de bulunduğu 13'lerin tasfiyesinden sonra oluşturulan 23 kişilik yeni komitenin idam kararı almakla hata ettiği görüşünde. Idamlar konusunda karar alan 23'lerden beş arkadaşının idamlara karşı çıktığını, ancak toplantıda yemin ettikleri için kimin ne şekilde oy kullandığım bugüne kadar açıklamadıklannı belirten Esin, "Ama ben söyleyebilirim. Ret oyu veren kişiler Karavelioğlu, Gürsoytrak, Karaman, Küçük ve Özgür'dür" diyor. nuçta devrim kendi evlatlannıyedL SizdeTür- keş'e yalan olmanın bedelini rni ödediniz? ESİN- Evet öyle oldu. Bizi Türkeş'e yakın gördükleri için tasfiye ettiler. Türkeş, diğer ar- kadaşlan korkutuyordu. Türkeş, komite ara- sındaki anlaşmazlığı gerekçe göstererek hare- kete geçmemizi öneriyordu. Ben ve Muzaffer Özdağ, Türkeş'e karşı çıktık. Bir Milli Birlik Hareketi olarak ortaya çıktıktan sonra kalkıp bazı arkadaşları tasfiye edersek olmaz. Ayn- ca nasıl tasfiye edecegimiz de nıeçhul. Çün- kü onlann da eli armut toplamıyor. Onlar da bir mücadelenın içerisine girmişler. Sonuçta bir kanlı çatışmaya dönüşür bu. du. Bütün bunları yaşayarak büyüdüğiimüz içın adeta bir özgürlük ateşi bize küçük yaş- lardan girmiştir. Sonra o özgürlük ateşi DP baskıcı rejimine karşı içimizde alevlendi. 1954'e kadar DP çok yanhş şeyler de yapmış olmasına karşın iyi iş- ler de yaptı. Ama 1954-57 yıllanndan itiba- ren bakıyorsunuz ekonomide sıkışma başla- yınca oy kaybetme kaygısıyla sertleşme poli- tikası uyguladılar. Baskıcı bir düzen yeniden avdet etti. Uzlaşma yolunu kapattılar. Kapa- tınca da zaten 27 Mayıs oldu. 27 Mayıs kadrosunda üç ayn tez vardı. Birinci tez; "DP'yi devirelim ama ordu si- yasct bilmez, iktidarı götürüp lsmet Paşa'ya tcslimedelim", ikinci tez; "Askeridiktatör- lüğe yönelelim, DP'yi ezelinı ama CHP'ye de iktidaryolunu kapalalım ve on beş sene nıenı- leketi idare edelim", üçüncü tez ise "DP'li- lere fazla baskı kurmayalım, dava filan yo- lıına da gitmeyelim, önde gelen sorumlulan da yurtdışuıa gönderelim, köylere kadar olan DP-CUP bölünmesini giderecek bir iç banş getirelim". Bu üçüncü tez, bir ara galip gel- di ve o nedenle ihtilal komıtesine "MilliBir- lik Komitesi" adını verdik. ORDÎNARYÜS YERDE SÜRÜKLENDÎ - İhtilalden hemen sonra anayasacı bilim adamlanyla bir toplantı yaptınız. Akademis- yenlerin radikalleşmeniz için sizî tahrik ettiği söyleniyor, doğru mu? ESİN - Üniversite hocalan iktidann baskı- sını öğrencileriyle birlikte yaşayan insanlar. Bir Sıddık Sami Onar gibi yaşlı başlı ve koskoca ordinaryüsü polisler yerde sürüklediler. Ağır hakarete maruz kalmış bir zat. Onun için on- lar DP ve DP yandaşlanna karşı radikal görü- şün mihmandan idiler. Telkinleri de o istika- mette olmuştur. Ama mesela onlann arasında bir Hıfa Veldet Iloca, daha farklı bir insandı. Oldukça farklı bir çizgide olduğunu hemen bel- li ediyordu. Daha demokrat, daha itidalli, da- ha akılcı görüşler öne süren ve devrimci kişi- liği öne çıkan biriydi. Söylediğiniz gibi bazı hocaların ihtilalüı sertleşmesıne yol açan yan- hş telkinleri olmuştur. - İhtilalden sonra siz tasfiye oldunuz ve so- K BÜYÜK KIY1A/I YAŞANDL. -İ2 Mart ve 12 Eylül'ü kitabınızda dış des- tekli darbeler olarak tanımlryorsunuz... EStN - Öyle tabii. Ordu üst kademelerinin hâkimiyeti altında ve dış destekli darbelerdir. Bu kesin. Türkiye'deki sol birikimi yok et- mek için ABD destekli hareketlerdir onlar. Çok büyük kıyım yaşandı. Bu durum ordunun aydın ve halk nezdinde- ki itibannı da zedeledi. 12 Mart ve 12 Eylül yüzünden 27 Mayıs ihtilali de hak etmedigi hal- de aynı potada gösterildi. Keşke idamlar ve Yas- sıada yargılanmalan olmasaydı. O idamlara sür- günde olan biz de, Türkeş de, Türkiye'deki ar- kadaşlarımız da karşı çıkmıştır. Milli Birhk Ko- mitesi'ndeki arkadaşlanm yemin içtikleri için açıklamıyorlar ama er geç kimin idamlar le- hine oy kullandığı, kimin karşı çıktığı er gcç açıklanacak. - Siz künlerin lehte künlerin aleyhtc oy vcr- diklerini biliyor musunuz? ESİN - Biliyonım. Onu açıklamak bana de- ğil o arkadaşlara düşer. Ama bir Kamil Kara- velioğlu, Sami Küçük, Suphi Karaman, Sup- hi Gürsoytrak ve Selahattin özgür'ün karşı çık- tıklannı sevinerek söyleyebilirim. Numan Esin'in 'Albayım sizi de içeri alabilirler' uyansına verdiği yanıt: Ben tedbirimi aldım Türkeş'in Aydemir'i ihbar itirafi 'Bomba Davası' savunması -Yaşamınızda ilginç bir paradoks da 27 Mayıs ihtilalini yaratanlardan biri olan siz, 12 Mart ihtUalinde "Bomba Davası" nedeniyle hapse atıldınız... NUMAN ESİN - Ben sevilen bir subaydım ordu içerisinde. tsim olarak da yıpranmadığım ve partilere de fazla angaje olmadığım için ülke 12 Mart'a yaklaştığı günlerde bir 9 Mart dönemi vardı. O 9 Mart kadroları Ankara'da ticaret yaptığım için gelip gidiyorlar, danışıp görüşüyorlar. Aslında ben onlann içine girip yer alan biri değilim. Ama arkadaşca ziyaretler yapılıyor ve ülkenin durumunu konuşuyorduk. YON hareketiyle de hukukum olmuştur. Beni içeri aldıklannda akıl almaz suçlamalar yönelttıler. 9 Martçı subaylarla ilişkim olduğunu öne sürüp bu nedenle tutuklasalar gam yemeyeceğim. Eh ilişkim vardı, olabilir. Ama "Bomba Davası" gibi saçma sapan iddialarla aşağılayıp boynumuzu vurmak için yapılan bu tutuma isyan ettik tabıi. "Bomba Davası"ndaki savunmam da gerçekten ses getirdi. Bu işkenceleri bir yerde ben kamtladım. Meclis'te olay oldu. Suphi Karaman'la Kamil Karavelioğlu bu konuda önerge verdiler. Başbakan, Sıkıyönetim hakkında tahkikat açmak zorunda kaldı ve Faik Türün'ün önü kesılmış oldu. Yoksa Tiirün Genelkurmay başkanlığına yükselecekti. Türkeş cesur biri değildi...' ''"•""< alat Aydemir harekete kalkışacak I şeklinde haberler gelmeye başladı. AkşamüstöTürloşdedik^lalatbu akşam ihtilal yapacakmış". Şaşırdık. "Yapacakkesin" diyetekrarladı. Anka- ra'da ne kadar arkadaşunızvarsahaber verdik, 21 Mayıs hareken'ne sokturma- dık. Yine böyle bir uyan ziyaren'nden dönerkenKızılayMeydanı'ndasaat 12.00 sulannda bir baknk, tanklar! Derken radyoda Silahh Kuvveller Birliği adına, ihtilal anonsu başladı. Tanklann arasmdan hızla döndük, Türkeş'inevinegjttik.Türkeşcvindcnçık- nuş, yanında Vecihi Öğülçüoğlu vardı. "Talat başarüı olursa belki gelip bizleri kurşuna dizer" endişesiyle Türkeş'i ka- çırnuşlardı. Yine de dayanamannşlar, birimlegörüşmeye gerek göraıüşlerdLBu- luşma noktası da kendi eviydL Evinin önünde Türkeş bize çıkışn. Muzaffer Özdağ, Mustafa Kaplan ve ben vardık. "Siz bana engel oldunuz, ama bakın adam ne yaptı!" dedi. İhtilal liderliğuü Talat'a kaptırdıgı için müthiş bir ü/,ün- tü ve pişmanlık içindeydL Vecihi'ye döndüm ve "Ne ohıyor" de- dim. "Bırak ben şimdi götürüp kendisi- ııi saküüeştiririm. Zaten panik içinde, dışanda tüfck scsi duyunca, hemen ya- tağınalanagiriyor" dedi. Şimdibunusöy- lemek istemiyorum ama Türkeş, ger- çekte fazla cesur bir insan değildi. Nite- kim, Suphi Karaman da, 27 Mayıs ge- cesi I ürkeş'in lavırve harekelkriniıı faz- la ccsaret ilade etmediğini söylemişti. - Türkeş'e karşı çıknm diyorsu- nuz ama sonra onunla CMKP'de birlikte oldunuz? NUMAN ESİN - Biz yurtdışın- dayken Türkiye'de de o sırada bir taraftan siyasi partiler hareketi sü- rerken bir taraftan da ordunun için- de çok hızlı bir yeni ihtilal potan- siyeli doğmaya başladı. Bunlar do- laylı olarak bizimle temastalar. O arada TalatAydemir'in 22 Şubat ha- reketi oldu. Böyle bir oluşum içe- risinde Türkiye seçimlere gitti. Ve idamlar oldu maalesef. Türkıye'ye geldıkten sonra Ta- lat Aydemir'in ikinci ihtilal girişı- mi, 21 Mayıs hareketi oldu. Ayde- mir'in ikinci ihtilal gİrişimi öncesınde Türkeş, bize rağmen kalkıp Aydemir'le Dıkmen Dağı'nda bir görüşme yaptı. Adam alenen ihtilale gidi- yor. Sen bu adamla ne konuşursun, hem de dağda. Görüşüyor- lar ama uzlaşma yok aralarında. tkisi de li- derlik peşinde. Tür- keş, "Acaba bizdebir şeyleryapsakmı" gi- bisinden düşünceler içinde. ' 0 LUSAt SOL' Bir taraftan da "Dernek mi kursak yoksa partilerle iüşki- yemigeçsek" dıye dü şünüyor. 21 Mayıs olunca da Talat Ay- demır'le konuşruğu için bunlan da aldılar içeri. Sonunda onlar da beraat edip çıktılar. Türkeş hapisten çı- kınca da CMKl^ye girdiler. Ben artık Türkeş'le bir siyasi hareket içine gir- meyi istemedim. Diğerleri CMKP'ye girdiler. Mustafa Kap- lan'labiz dışanda kaldık. Geldiler, gittiler, annemi dahi ikna ettiler. Sonunda biz de katıldık CMKP'ye. Türkeş'le aramızdaki görüş aynlık- lan giderek arttı. Ben o esnada Sos- yalist Kültür Derneği'ne, YÖN ha- reketine falan yakın olmaya başla- dım. Bu ilişkilerimle partidekı gö- revimi bağdaştırmak pek olanaklı değildi. Sonuçta partiden aynldun. Aslında ben hep ulusal solu yaka- lamaya çalıştım. - Sağhğında Türkeş'e de sor- muştum. Talat Aydemir'i Tür- Esin: Talat Aydemir, davul zurna çalarak ihtilale gitti, zaten iktidar biliyordu. ihtilali Talat yapıp da ilk gün başan sağlaymca Türkeş, 'Bana mani oldunuz, bak adam yaptı' diye kızdı. keş mi ihbar etti? ESİN- Türkeş'in ihban var. Ama Talat Aydemir o kadar tedbirsizce, davul zurna çalarak ihtilale gitti ki, zaten iktidar biliyordu. Ama Tür- keş de haber vermişti. Şöyle; Ta- lat Aydemir'in ihtilali bastırıldık- tan sonra ilişkide olduğu kişiler tu- tuklanmaya başladı. Ertesi gün Tür- keş'in evine gidip "AlbayımsMde alabiluier" dediğimde, "Ben ted- birimiakhm" dedi. "Nasü* diye sor- dum. "Hasan Dinçer'e haber ver- dim. Bu işten sıyu*dık" diye cevap verdi. Hasan Dinçer zaten hükümet- te Milli Savunma Bakanı idi. Bir gün sonra Türkeş'i de alıp götür- düler. Mahkemede Türkeş'in ihban or- taya çıktı. Aslında ih- tilali kendisi yapmak istiyordu. Talat ya- pıp da ilk gün başa- n sağlayınca "Bana mani oldunuz, bak adamyapb" diye bi- ze kızdı. Türkeş ba- şarıya delice koşan biriydi. İRKÇİUK... - Kitapta "Tür- keş'in ilk zamanlar- da ırkçıhğı yoktu' dlyorsunuz. Bu vi- rüs sonradan nu bu- laştı ona? EStN-Irkçıhğı he- men hemen hiç ol- mamıştır. Turancılı- ğı oldum olası var. Ama hırslı bir kışili- ği olduğu için neyı kullanmayı gereki- yorsa onu kullanmış- tır. Bilhassa biz ken- disinden koptuktan sonra bu ülkücü ha- reketin yön değişti- rerek yan mafya yan terör hareke- tine dönüşmesinde Türkeş'in bü- yük kabahati vardu". 70'li yıllarda ise onu tanımakta güçlük çektim. Tümüyle zıt kutuplarda bulunduk. Maalesef; Türkiye'nin sağcılan ve solculan o dönemde kullanıldı- lar. Çok açık. Solculan Sovyetler Birliği ve Bulgaristan, ülkücüleri ise ABD kullandı. Ikitaraftadapı- nl pınl genç insanlarbirbirlerini öl- dürdü. Bu olaya alet olmamak ge- rekirdi. Bu olaya iktidar ve güç ya- ratmak için alet olnıak noktasında da Türkeş' i kusurlu buluyonım. O nedenle 1967'de onunla yolumu ayırdığuna şükrediyorum. BtR BAKIMA SERVER TANİLLİ İzmir Kitap Fuan'ndan TÜYAP'ın 10. İzmir Kitap Fuarı, şanınayakışırbi- çimde açıldı. 9 Nisan günü, İzmir Büyükşehir Be- lediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da açılışta bulun- du ve konuştu. Dikkat ettim: Oturduğu koltuğunu dolduran bir kişilik! Deniz Kavukçuoğlu da, ya- pılanların yanında yapılacaktan da söz etti ve bir müjde verdi: 2006 Mayıs'ındaTÜYAP, ilk Konya Ki- tap Fuarı'nı açacak. TÜYAP'ın Istanbul'dan yola çı- kardığı meşale, İzmir ile Bursa'nın arkasından, böy- lece Konya'ya da ulaşacak. • Fuar yaklaşırken öğrendiğim iki haber oldu. Er- dal öz'ün 70. yılı kutlandı. Edebiyatımızda saygın bir yeri olan bu yazarın kurduğu Can Yayınları'nın da kültürümüzdeki etkisini bilmez olur muyuz? Ni- ce yıllar Erdal öz'e ve Can Yayınları'na! Şiirimizin seçkin adı Sabri Altınel'in de, doğu- munun 80. yılındayız; anacağız elbet. Ümit Kaftancıoğlu'nu da öldürülmesinin 25. yı- lında anıyoruz... önceki gün, Fuar'da, Izmir'de "Nâzım HikmetLi- ses/"nin kurulması amacıyla, Milli Eğitim Bakanlı- ğı'ndan bir istek için imza toplanıyordu. Imza vermedim. Kim için, kimden, ne istediğinizi biliyor musunuz? Biraz ciddi olalım! Azlz Nesin'i okuyan ile okumayan fark edilir. Adam Yayınları, bunun bilinciyle, yazarın çocukla- ra seslenen eserlerini de bir seride topladı: Bu Yur- du Bize Verenler, Borçlu Olduklanmız, Ben de Ço- cuktum, Anıtı Dikilen Sinek bunlar. öte yandan Nesin Yayıncılık, yazarın bütün eser- lerini basmaya girişmiş. Biçimi ve içerikleri, aydın- lık ve gülen kitaplar. Şimdilik, on sekizlik bir liste önümüzde: Ah Biz Eşekler, Biz Adam Olmayız, Bay Düdük, Damda Deli Var, Deliler Boşandı, Fil Hamdi, Gözüne Gözlük, Mahallenin Birinde, Nah Kalkınırız, Toros Canavan, Vatan Sağolsun, Yeşil Renkii Namus Gazı, Yüz Liraya Bir Deli, Gıdı Gı- dı, Nazik Alet, ölmüş Eşek, Kazan Töreni. Bu eserlerçıktığındatoplum "AzizNesin'lik"du- rumdaydı, bugün eskisinden fazla öyle! Bir de şu var: Bu eserlerle elde edilen gelir, "be- lagatsahibl, zeki birsermayedarın borçlarına mer- hem olmak yerine, 40 çocuğun eğitimine katkı sağlıyor". Ulkemizin en önde iktisatçılarından biri de, Ars- lan Başer Kafaoğlu'dur; dürüst, yutmayan ve yut- turmayan bir kalem. Kaynak Yayınları'ndan çıkan Türkiye Ekonomisi, Yakın Tarih 7'de, Türkiye eko- nomisinin 1958-1980 dönemini anlatıyor. Nereler- den nerelere götürülmemizin öyküsünü anlatıyor; biryağmanın, bir çöküşün tarihi. Gözlerimizi kapatmak nasıl olur? Bir de, Türksen Başer Kafaoğlu'nun kalemin- den, Ekoloji ve Çevre Yolculuğu 2003. Bir başka yağma ve doğa düşmanlığı da orada anlatılıyor. Yalnız Macaristan'ın değil, bütün Avmpa'nın ön- de şairlerinden biri sayılan Attila Jozsefin doğu- munun 100. yılındayız. İki titiz araştırmacı, Sevgl Can Aysevener ile Orhan Töleylioğlu, Edebiyat- çılar Derneği'nde, ünlü ozanın yaşamı üstüne ya- zılmış yazılardan bir demeti sunarken, kısacık ya- şamındaki şiirlerinden de seçmeler veriyor. Büyük şaire yakışan bir örnek çalışma... Kimi zaman eserler gerektirdiği gibi tanıtılmıyor, yoksa bizim gafletimiz mi fark etmeyi engelliyor, bi- lemiyorum: Seyhan Yayıncılık ve lletişim'in 2003 yı- lında Istanbul'da yayımladığı örnek bir çalışmayı doğrusu şimdi öğrendim. Çalışmanın adı, Beyaz- perde ve Sahnede Nâzım Hikmet; eser de, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde bir uzmanın, Prof. Oğuz Makal'ın. özetle, konusunda tek ve örnek. Oğuz Makal'ı yürekten kutluyorum ve eseri, ay- rı biryazımda konu edineceğim. Son olarak, hatırlatmak yersiz: Haftamız Köy Enstitüleri Haftası. 65 yıl önce, bir ateş yakıldı; son- ra söndürüldü. Türkiye'yi saran zifiri karanlık, sür- git gidecek mi? Hiç mümkün mü? SİLtVRİ ASLİYEIIUKUK HÂKİMLtĞt'NDEN DosyaNo 2003/200 Davacı K.H. tarafından davalılar Onur Mutluok, Ecaterina Mutluok ve Sılıvn Nüfiıs Müdürlüğü aley- hine açılan ikinci evliliğin ıptalı davasının yapılan duruşmasmda, Davahlara davanamenin tebliğ edile- mediğinden ilanen tebliğine karar verilmiş olmakla 12.5.2005 günü saat 14.00'te Sılivn Aslıye Hukuk Mahkemesi'nde yapılacak olan duruşmada davalılar Onur Mutluok ve Ecaterina Mutluok'un hazır bulun- malan ya da kendilerini bir vekille temsil ettirmeleri, hazır bulunmadıklan takdirde tahkikatın yoklukların- da sürdürüleceği ve de hüküm venleceğı hususu da- valılar Onur Mutluok ve Ecaterina Mutluok'a dava- name ve duruşma gunü tebliği yerine kaim olmak üzere ılan olunur. Basuı: 4966 HATAY1. ASLtYE HUKUK MAHKEMESİ'NDEN (HÜKÜM ÖZETİ) EsasNo: 2001/559 Karar No: 2003/94 Hâkim. Irfan Doğan, 33789 Kitıp: Okan Istı, 538 Davacı Ayşe Atar vekılı tarafından davalı Murat Atar aleyhine açılan boşanma davasının yapılıp biti- rilen duruşması sonunda, Mahkememızın 27.02.2003 gün ve 2001/559 esas, 2003/94 karar sayılı ılamıyla taraflann Türk Medenı Yasası'nın 166/1. maddesi gereğınce boşanmalanna, tarafların ortak çocukları 31 07 1989 doğumlu Ila- kan Atar ile 20.02.1991 doğumlu Yıldız Atar'ın ve- layetnıın davacı anneye verilmesine, velayeti annesi- ne verilen çocuklar ile davalı baba arasında cumarte- si günü sabah saat 08.00'den pazar günü akşam 17.00'ye kadar (her hafta sonu) ve dini bayramlaruı 2. günü sabah saat 08. 00'den akşam 17.00'ye kadar şahsi ilişki kurulmasına, nafaka ve tazmınat talep edilmediğinden bu konuda karar verilmesine yer ol- madığına, bakıye 4.640.000 TL harcın davalıdan ah- nıp hazineye gelir kaydına ve yargılama gıderlerinın davacı üzerine bırakılmasuıa karar verilmiştir. Sümerler Mahallesi, Dere Sokak No:15 Hatay ad- resınde bulunan davalı Murat Atar'ın teblıgata yarar açık adresi tüm aramalara rağmen belırlenememış ol- ması nedeniyle hüküm özetinin ilanen tebliğine karar verilmiş olup, işbu hüküm özetinin Tebligat Yasa- sı'nın 28, 29, 30 ve 31. maddelerı gereğince tebliğ yerine geçerlı olmak üzere davalı Murat Atar'a ila- nen tebliğ olunur. 30.03.2005 Basın: 16473
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog