Bugünden 1930'a 5,447,902 adet makale



Katalog


«
»

12 NİSAN 2005 SALI CUMHURİYET SAYFA 512 05 05 Faks: 0.212.512 44 97 17 Eş durumuyla tayin bitiyormuş. Parti durutnııylu tayine devam... - Başbakanlığın Islami holdingleri incelemesi istenmlş... "Kredi kolavlıûı icin mi!" Elektronik posta: denizsomöcumhuriyet.c Yargıtay Yargıtay'ın bah- çesindekitabela- da, "Bahçemiz Ankara Büyükşehir Be- lediyesi'nce düzenlen- miştir" yazıyordu. Avu- kat Rahmi Kumaş, bu tabelanın belediyenin davalarına da bakan Yargıtay'ın bağımsızlığı- na etkisini merak etmiş- ti. Yargıtay, bahçesinde- ki tabelayı kaldırdı. Tapulu mal Hamza Saykan: " Bir ni- kâh törenine gittim. Mil- li Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, nikâh tanı- ğıydı. Bakan, evli- lik cüzdanını genç çifte uzatırken, 'Özlem'in tapusunu Hüsnü Kayatürk'e veri- yorum' dedi. Kulakları- ma inanamadım ama aynı cümleyi üç keztek- rarladı. Demek ki Türki- ye Cumhuriyeti'nde ka- dın erkeğin tapulu malı sayılıyor!" ir yurttaş olarak ülkemizde demokrasi, sivil- leşme ve barış sürecinin, son günlerdeki ge- lişmelerle engellenrnek istendiğini görüyor; yeniden şiddet ve çatışma ortamına dönü- leceği kaygısını taşıyor olmakla birlikte, ülkemdeki demokratik gelişmelerin ve sivilleşme çabalarının ya- bancıların baskısıyla yapay bir süreç izlediği ve yine yabancıların katkısıyla ülkem için demokrasinin yoz- laştırıldığı bir ılımlı Islsm modeli yönetim anlayışının tasarlandığı kaygısını duyuyorum. Demokrasinin ancak aklın özgürleşmesi ve ay- dınlanma ile hayat bulabileceğine inanıyor, cernaat ve aşiret düzeninin sivilleşme adına korunup geliş- tirildiğiülkemdeemperyalistlerveonlarınyerliişbir- likçileri tarafından başka oyunların oynandığını gö- rüyorum. Bu oyunları bozmanın tek yolunun toplumun aydın- lanmasından geçtiğini biliyor ve bunun için de ülkemin kuruluş yıllarında gerçekleştirilen Aydınlanma Devri- Kaygılarımla mi'nin yeniden başlatılması gerektiğine inanıyorum. Şiddetin her türüne olduğu kadar ulusal değerleri savunmanın faşizmle eşdeğer tutulmasına da karşı çıkıyorve ulusalcılıklafaşizmi aynı kefeye koyan pro- pagandaları psikolojik şiddet olarak niteliyorum. Irk, etnik köken, din, cemaat, aşiret gibi gerçek de- mokrasilerde yeri olmayan kimliklerin yerine Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığımı tek üst kimlik olarak be- nimsiyor; "azınlıkçılık", "etnikçilik", "dincilik" gibi kav- ramların demokrasinin bir unsuruymuş gibi benim- setilmeye çalışılmasını kabul etmiyorum. Barışı ve demokrasiyi savunur görünenlerin bir yandan da emperyalistlerin kanlı savaşına ülkemi bu- laştırmak istediğini ve bu uğurda ülkemde sıkıyöne- tim ilanına onay vereceklerini biliyor; bu tür ikiyüzlü- lüklerden çok büyük rahatsızlık duyuyorum. Dünya kamuoyu önünde ulusumun soykırım suç- lusu, askerimin işgalci olarak ilan edilmek istenmesi karşısındaönerilen "barışçı" politikaların emperyalist- lerin beklentileri ile örtüştüğünü görüyorum. Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma hedefine, ya- bancıların buyrukları ile varılamayacağını; yabancıla- rın buyruğu ile ancak yabancılara uşaklık edilebile- ceğini Kemal Atatürk'ün gerek öğretileri gerekse uygulamaları sayesinde biliyorum. Türkiye Cumhu- riyeti'nin akademisyenlerine ve aydınlarına, Ulusal Bağımsızlık Savaşı'na karşı çıkarak yabancıların ko- rumacılığına sığınan Osmanlı akademisyenlerinin ve aydınlarının düştüğü durumu anımsatıyorum. Ülkemin aydınlarının, birkaç çapulcuya ve provo- katöre gösterdiği tepkiyi ülkemin içine düşürüldüğü kuşatmaya göstermemesine anlam veremiyor ve bundan kaygı duyuyorum. En derin kaygılarımla. Emir AkifKökçe:"Av- rupa Birliği'nin emrine girmenin adı 'müzakere', Ameri- ka Birleşik Devletleri'nin emrine girmenin adı 're- form' oldu!" SESStZSEDASIZÇ.) Belediyeden camiye sohbet odası Amasya'dan Mehmet Menekşe'nin bildirdiğine göre Amasya Belediyesi, Beyazıt Camisi külliyesinde vakıflara ait bir salonu "sohbet odası" f olarak düzenledi. Geçen hafta Cuma namazını müteakip yapılan açılış törenine AKP Amasya Milletvekili Hazma Albayrak, Amasya'nin AKP'Iİ Belediye Başkanı Ismet Özarslan, AKP Amasya II Başkanı Mustafa Yıldız, Amasya Müttüsü Selami Emen ile AKP'liler katıldı. Belediye Başkanının verdiği bilgiye göre "sohbet odası"nda, camiden çıkanlar dinlenip sohbet edecek; belediye kadrosundan birkaç kişi de ücretsiz çay ve çörek servisi yapacak. Belediye Başkanının vermediği bilgiye göre ise odadaki sohbetin konusunu tabii ki sohbete katılanlar belirleyecek! CHP Amasya ll Başkanı Peyami Mutluer'a göre ise "sohbet odası"nın işlevi şöyle olacak: "Bunlar ülkeyi tekrar tekke ve zaviyelerle doldurmak, bedava yemekle, çayla, çörekle halkı oraya çekmek istiyorlar. Din üzerinden cami avlusunda siyaset yapıyorlar. Burası ibadethanenin içi. Bu zihniyet ortaçağ kilise zihniyeti. Buralarda devlet ile din işlerini iç içe sokup, devleti yönetecekler, Allah adına birilerine vaatlerde bulunacaklar, buralara gitmeyenleri suçlayacaklar." Yüksek Yerilim Hattı Bir reklam: Hayatınızı değiştirmeye beyninizden başlayin! erdincutku@yahoo.com Bayrağa Saygı Kuvayı Müİiye Ruhudur.. ALPASIAN BERKTAY Mersin'de Nevruz şenlikle- rinde Türk bayrağına saldırıldı. Buna karşı tüm yurtta yapılan "Bayrağa Saygı" gösterileri gurur ve umut verici oldu. Ça- nakkale Savaşı'nın 90'ıncı yıl- dönümü kutlamalannın ardın- dan ulusal birliğe böylesine sahip çıkılması, dosta-düşma- na karşı gerekliydi. Bu "tekyü- rek-tek ses" oluş, tamamıyla ulusun bagrından yükseldi. A- ma yeterli mi? Buna ters bir yanıt gibi, ay- nı günlerde çok değişik bir s- es yükseldi: "83 Kürt Aydını- nın Başlattığı Imza Kampan- yası".. Kampanya 6 ay süre- cek ve 3 Ekim'deki AB toplan- tısına yetiştirilecek! Birlik yeri- ne iki başlı kimlik isteniyor. Bin birdereden su getirerek.. Son- rası kolay.. Perşembenin geli- şi çarşambadan belli.. "De- mokrasi", "Kopenhag Kriter- leri" denilerek bile bile lades.. 3 Ekim'de Türkiye'nin muha- tabı, 83 Kürt değil, AB olacak! (Aslan dostumuz!) Petrol böl- gesinde, ipi kolayca oynatıla- bilecek, Güney'de ABD, Ku- zey'de AB destekli bir kukla! Kendilerine ayrı bir kimlik ara- yanlar, böyle bir kimliğe sarılı- yorlar! ABD'nin Irak'ta, AB'nin Diyarbakır'da işi ne? Diyarba- kır'da kardeşliği pekiştirmek- ten ve halk tarafından sevil- mekten başka "suç"u olma- yan Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, bu "suç"u yüzünden öldürüldü! Ortaçağ karanlıkla- rı yerine çağdaş aydınlığı, in- sanca bir düzeni getirecek olan Köy Enstitüleri, Doğu ve Güneydoğu'daki ağalık düze- ni tarafından, bu "suç"u yü- zünden kapatıldı. Köy Enstitü- leri'nin uyandırdığı köylülerin, ağalardan okul, öğretmen, doktor istediği bölgede okul- lar yakıldı, öğretmenler, dok- torlar öldürüldü. Çağdaşlıkyo- lu bu mu? Bu nasıl bir kimlik arayışı? Insandan yana ne ya- pılacaksa, birlikte yapacağız, el ele, kusurlarımızı düzelte düzelte; ikilikler yaratarak, bo- ğazlaşarak değil.. Bölünmenin kardeşliği olmaz! 3 Ekim, KKTC'ye de flllen son verileceği gündür! Ber- lusconi, Türkiye Başbaka- nı'nın da aynı düşüncede ol- duğunu, ancak, Meclis'i ve ka- muoyunu alıştırmak için za- man gerektiğini söylediğini bil- diriyor. Avrupa ve kuşkusuz Kıbrıs "fatih"leri, alıştıra alıştı- ra, 17 Aralık hezimetlerinde bayram yapa yapa Kıbrıs'ı ve- riyor! Bartholomeos da, fırsat bu fırsat, ekümeniklik, ruhban okulu diye tutturuyor. Bizans düşleri! (Isteyenin bir, verme- yenin iki yüzü!..) Ermeniler, Yukarı Karabağ'ı işgal ettiklerini unutup 90 yıllık bir "Soykırım Yılan Masalı"n\, temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp or- taya sürüyor. Düşmanlıklarını kanıtlamaktan başka bir işe yarıyor mu? IMF habire, sessizce kanı- mızı emiyor. Sessiz düşman! Ondan kurtulmadan, ondan da önce bunu dile getirmeden, bağımsızlık, bayrağa saygı olur mu? Tüm bu sorunlaraynı anda, tam bir uyum içinde ortaya çı- kıyor! Tam bir koro! Düğme, şecaat arz ederken marifetle- rini, Dışişleri Bakanı Yaşar Ya- kış'a bir bir açıklayan Bush'un parmağının ucunda.. Eşkıya dünyaya hükümdar olmuş; ne hukuku, hangi akademik tar- tışma? Bayrağa saygı Kuvayı Milli- ye Ruhu'dur. Bayrağa sahip çıkmak, tüm Sevr'cilere karşı Lozan'a, Incirlik'e, ülkenin bü- tünlüğüne, KKTC'nin varlığına sahip çıkmaktır. "Muhtaç ol- duğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur" sözün- deki "asil kan" ise AB grubu rh+ kan değil, Milli Mücade- le'yi gerçekleştirebilen, salt kendine olan saygıdır, çırılçıp- lak bir ulusun onurudur. Bu saygı bu ulusta vardırve bunu son olarak "Bayrağa Saygı" eyleminde göstermiştir; Ba- tı'ya kolayca teslim olan, In- cirlik'i, KKTC'yi. "alıştıra alış- tıra", kolayca verenlerde de var mı? Kendi çıkarlarını, yaz- gılarını ulusunki ile paylaşma- yan geleneksel işbirlikçi işve- renlerde var mı? Bayrağa saygı, kendine saygıdır. Kıbrıs'ı aylar önce ve- renler, ulusal uyanışı önlemek için, önceden "Hamaset ya- pılmasın!" demişlerdi. Şimdi de bayrak hareketinden tedir- gin olup mantargibi birden bi- re çıkıp çok satılan, Hitler'in (Kavgam) kitabıyla bir benze- yiş kurmaya çalışıyorlar. Tesli- miyetçiler, kaçınılmaz olan ulu- sal güçlerin birliğinden rahat- sız.. Atatürk milliyetçiliğinin, saldırgan, ırkçı, şoven Hitler Nasyonal-Sosyalizmi ile hiçbir ilgisi yoktur; yüzyıllardır ezil- miş bir ulusun kendini savun- ma refleksidir, emperyalizme karşıdır. Bayrağa Saygı hare- keti derinleştirilmeli, genişletil- meli ve tırmandırılmalıdır... ÇtZGtLtK KÂMİL MASARACI kamilmasarachimynet.com HARBİ SEMİH POROY semihporoyuı yahoo.com OTOBÜSTEKİLER KEMAL URGENÇ k_urgenc(ci>yahoo.com HAYAT EPİK TtYATROSU MUSTAFA hayatepik <ı mynet.com "IRZIMIZA SALDIRIYO Uft" BAKALIM DINlMtZE SOVÜYORLAR I TARtHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 12 Nisnn ıvıvıv.mumtaz-arikan. com Ayça bebek dünyaya merhaba dedi. Gülay ve Hasan Onursal çiftine küçük Ayça ile birlikte mutluluklar dilerim. Öznur OĞRAŞ PORTATİF KÖPRÜ.. iSOS'TB 8USÜN, PORrATİF BİR KÖPKÜ, FRAN- SA 'PA BAŞARlYLA PBNEN&İ. İKİ TEHERLEKLİ BİR ARABAYA MONTS £pİLM/f OLAN VE ZİS- 2AKLI YAPISI MEDENİYLE ÜÇ KıŞı TARAFtflJ- PAN KOLAYCA AÇILIP KAPATILABİLBN KÖPBÜ f2 MEme UZUUUJĞUNDAYPI. KÜÇÜK AKAfZSULAftl SEÇ - MEK İÇİN OÜfÛNÜLfaL/f OLAN PORTATİP &5PK.Ü- PEN HER DEFAStNDA Ki-fi GEÇeBiUYOtZPÜ. UPAK ASKEftl YARAG sAĞLirACAK OLAN ALET, KOLAYCA - . ^ « r f ^ V S M n r ^ 8ıH Nüfus Cüzdanımı kaybettim. Hükümsüzdür. ŞÜKRİYE TURAN ŞİŞLt 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ IIÂKİMLtĞİ'NDEN 2005/4fi4 Istanbul ılı, Şiijlı ılgesı, Halaskârga/ı Mah,. cılt 11, hane 533'tc nüfusa kayıtlı bulunan Ilrant Ara ve Anı Taku- hı'den olma I') 07 11 )51 dogumlu Freya Kuyumcıyan'ın akıl hastalıgı ııedeniyle vehjyet jlhna alınaıak aynı nutus kiitügünde ku- yıllı bulunan Aram vc Vcrjin'dcnolma 191.1 dogumlu lıalen Ahdı tpekçı C'd Hulal Pala^ kat 7 No 45-46 Nışantaşı adrcsindc ika- nict cdcn babası Flrant Aru Kuyunıcıyan'ın velayetı allııııı koııulmasına ve vclayct hükümlcrının ayncn uygulanmasma karar ve- rilıııı^lıı llancnduyurulur. 30.U3.2ÜÜ5 Basın: 14714 GÖRÜŞ BEDRt BAYKAM Bayrak Sevgisinde Casus Belli't!) Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın bu hafta günde- mimize oturttuğu "Ege'de Yunanistan'ın karasula- rını 12 mile çıkarması 'Casus Belli' (Doğru okunu- şu: Kasus belli) sayılmamalıdır" savı, medyada il- ginç açıkların meydana çıkmasına neden oldu. En önemli medya haberciliği kuruluşlarımızdan birinin spikeri bu haberi (casus romanları gibi), Türkçe oku- nuşu "Casus Belli" diye okuyuverdi". lyi, sorun kal- madı. "Casus Belli, o zaman katil de uşak" diyelim, o fiimin sonunu bağlayalım. Ne yapalım, "De Fac- fo"yu ılk defa o nefis TV programıyla duyanlar da var, "Fait Accompli"y\ hâlâ duymayanları da. Halk arasında normal de, medyada komik kaçıyor. Ney- se, dil işlerini bir kenara bırakıp ister Yunanistan, is- ter Kıbrıs, ister sokak gösterileri, her konuda ana gündeme oturan "Bayrak ve Milliyetçilik" konusu- na gelelim. Sayın Arınç, devletin ve Genelkurmay'ın en önde gelen isimleri ile herhangi bir istişare yapmadan bu hassas konuda hesapsız bir adım atınca, hemen ar- dından Gül onu tekzip eder şekilde konuşmaya mecbur kaldı. Tablo şık değil. Biz hep diplomaside karşı tarafa "koz veren" içsel krizlerle mi uğraşaca- ğız? Türk-Yunan ilişkilerinde tabii ki hepimiz dost- luk arıyoruz. Ancak bu hedef, mantıksız ödünlerden geçmiyor. Ege'yi bir Yunan gölüne çevirip bızi yarın bir AB ülkesi ile çatışmak durumunda bırakacak si- yasi gaflar mı yapacağız? Diyalog ve barış evet. He- sapsız siyasi adım ve gaf, hayır. Umarım Panathi- naikos-Efes maçı, bu hafta "sahada" tamamlana- bilsin, ama tüm göstergeler huzurlu bir maçın aley- hine: Şoven milliyetçilik her iki yakadada ortalığı ate- şe veriyor. Işte zaten en hassas, noktası bu: Terazide den- gede durmak. Her açıdan etrafımız kantarın topu- nu kaçıranlarladolu. Ülkemizi sevmek, tabii ki bay- rağa saygı ve onu gururla her yerde taşımaktır. A- ma bu sevgi "Casus Belli" yani savaş nedenine dö- nüşemez, faşist ırkçılık haline gelemez. Işte hassas terazi bizi burada sınamaya alıyor: Faşist eğilimli aşırı milliyetçilerin Trabzon'da "Tecritte ölüm var" başlıklı bildirileri dağıtan gençlere, onları linç etmek üzere saldırmaları tehlikeli bir gidişatın önemli bir sin- yalidir. Evet, Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek, ortalığı yatıştırarak alkış almıştır. Ancak bu beş gen- cin "slogan atarak halkı güvenlik güçlerine karşı kışkırtmak, toplumda infial meydana getirecek ha- reketlerden sorumlu tutmak ve vatandaşı darp et- mek" gibi sebeplerden tutuklanmaları, ne kendimi- ze ne de yabancılara izah edebileceğimiz bir karar değildir. İki bin kişinin saldırısına uğrayan beş kişi, vatandaşı nasıl "darp" eder? Bu ülkede hukuk var- sa, derhal bu gençler yerine tam tersine, halkı ga- leyana getirip sokağa döken TV haber ve altyazıla- rını sorumsuzca kullanan yerel medya sorumluları hesap vermeye davet edilmelidir. Siz ya da ben, veya Trabzon halkı, gençlerin da- ğıttığı bildirilerle hemfikir olmayabiliriz. Bu gençle- rin siyasi fikirlerine kızabilir, onları eleştirebilir ya da ait oldukları grupları yerebiliriz. Ama onları şiddet kullanarak susturmak demokrasilerde kabul edile- mez. Gelelim madalyonun öbür yüzüne. Buna benzer olaylarda veya asker uğurlamalarında, toplum hu- zurunu kaçıran şiddet eğilimli, taşkınlık dolu göste- rilerle, bayrağı dalgalandırıp kendine kalkan yapan- ları görüp bu yüzden şanlı bayrağımızı her gördü- ğünde, aklıma bu aşırı sağ eğilim sahiplerini getiren- ler, o bayrağı yalnız onlara ait bir simgeymiş gibi gö- renler, kendilerine ve vatanlarına en büyük ihaneti yapmaktadırlar. Sonuç olarak, adına ister milliyetçi, ulusalcı de- yin, hiçbir Kemalist düşünce, ırkçı değildir. Bayra- ğa sahip çıkmak, bölücülerle mücadele etmek gö- revimizdir. Ama her solcu veya protestocu grup da bölücü ya da PKK'ci değildir. Aydın olmak, bu has- sas terazileri kullanabilmekten geçer. Ülkemizi ve bayrağımızı koruyacağız, demokratik gösterilere karşı tahammüllü olacağız, bayrak sevgisini şidde- te dönüştürenlere hatalarını anlatıp onların bu tavrı yüzünden de bayrağımızla aramıza mesafe koy- mayacağız. Anlaştık mı? e-mail: bedbayrntnn.net - Faks: 0212 227 3465 B U L M A C A SEDAT YAŞAYAN 1 2 SOLDANSAĞA: 1/ Yugoslav- ya'nın parça- lanması so- 2 nucu kurulan ve başkenti Ljubljana olan ülke. 2/ Güneyden e- Q sen yel... Ka- -, tışıksız, saf. 3/İlkelbirsi- 8 lah... Lapina 9 balığının bii- yüğüne verilen ad. 4/Birtürincemeşin. 5/ Karışık renkli... 2 Düşüncenin tasarla- 3 yabileceği bütünüs- tün nitelikleri ken- 5 dinde toplayan. 6/ 6 Çalıştırılan, bakilan, işletilen bir şeyin 8 verdiği sonuç. 7/Or- 9 ta Asya Türklcri tarafından kullanılan ve "topak- ev" de denilen büyük çadır... Tene yumuşaklık vermek için kullanılan güzel kokulu ınerhem. 8/ In taneli bezelye... Yüce, yüksek. 9/Niijastayı par- çalayarak şekere çeviren bir enzim. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/Çekoslovakya'nın ikiye bölünmesi sonucu ku- rulan ve başkenti Bratislava olan ülke. 2/Bir der- nek ya da kuruluşun üyelerinin buluşmalan için aynlmış yer... Mersin'in Silifke ilçesinde antik kent. 3/ Ateş... Bir nesnenin zihindeki soyut ve ge- nel tasanmı. 4/Futbolda, top yere değnıeden ya- pılan vuruş... Tesir. 5/Mitoloji... Aldatma işi, hi- le. 6/ördek yavrusu. II"— elinden dolu içmiş de- liyim / Üstü kan köpüklü meşe seliyim" (Pir Sul- tan Abdal),,, "Hastahklar" anlamında eski söz- cük. 8/ Bitkisel kökenli bir yiyecek ya da içece- gin damakta algılanan hoş kokusu... Yabancı. 9/ uSahip... Bir şeyin nicelik bakımından erişe- bileceği en son nokta.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog