Bugünden 1930'a 5,446,570 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 12NİSAN2005SALI 14 KULTUR kulturfa curnhuriyet.corn.tr TİYATRO DÜNYASINDAN DİKMEN GÜRÜN Kuşaklîyatno'da 'AşkDelisi'Akbank Kültür Sanat Mcrkezi (AKSM) bu sezon Mehmet Ergen'in kurduğu Yeni Kuşak Tiyatro çalış- malarına sahnesini açtı. Yeni Ku- şak, her pazar 15.30 matinelerindc genç bir ckiple Türk ve dünya tiyat- rosundan yeni ve çarpıcı metinleri seyirci ile buluşturmak amacını gii- düyor. Mehmet Ergen ilk oyun ola- rak Amerikalı oyıın ve senaryo ya- zarı Sam Shepard'ın 'Aşk Delisi'ni seçnıiş. Shepard dahaönce, I987'de Geııcay Gürün'ün Genel Sanat Yö netmenliği döneminde İstanbul Şe- hirTiyatroları'nda 'VahşiBatı' ve ar- dından da 'Aç Sınıfin Laneti' ile ta- nışmıştı Tiirk seyirciyle. Yazar, o gün 44 yaşındaydı, bugün 62 yaşın- da. Bu açıdan pek 'yeni' kuşak sa- yılmasa da daha uzun yıllar yazar, yönetmcn ve oyuncu olarak ürete- cek kuşkusuz. Aralık 2004'te New York'ta EastVıllage'da Caryl Churc- hill'in elcştirmenlerin yere göğe ko- yamadıkları 'ANumber' ('Sayı') ad- İı oyununda başrolicrden birini oy- nuyordu. Kimbilir belki bir gün Caryl Churchill de geçer Yeni Kuşak Ti- yatro sahnesindcn. O da 60'larında ve bizde pck tanınmayan sağlam bir yazar. Buradan kendimize de birpay çıkartarak bu isimler (sayıyı çoğalt- mak miimkün) bir anlamda da bizim kuşağin dınçliğini, yeniliğini, tü- kenmeyen enerjisini yansıtıyor de- mek herhalde pek dc yanliş olmaz. İmgeler "Oyunlanmı gözlerimin önünde canlanan resimler üzcıinc kuranın" derken aynı zamanda da söz konu- suresimleri sahnede görselleştirme dürtüsünden söz eder Sam Shepard. Ama, aynı zamanda da yazdıkları- na bir açıklama/yorum getirmekten kaçar. Çünkü tiyatronun büyiileyi- ci ve müthiş yanı, görünmeyeni gö- rünür kılmasıdır. "Salıııe üzerinde olanlan izlcrken bütiiıı bunların; oyuncuların, tasarıının, ışığın ve di- lin gcrisinde bir şeyler belirir. İştc oyunlarımda yakalanıak istcdiğim imgeler bütünü." Shepard yapıtların- da uzam, zaman ve bellekle hesap- laşma sürekli öne çikar. Naz Eray- da'nın AKSM'nin küçücük sahne- sine yerleştirdiği motel odası ve Yaş- ta Adam'a (Oktay Sözbir) ait farklı Shepard'ın oyunlan değişik renklerin ve malzemenin oluşturduğu bir mozaik olarak tanımlanırken, yazar da yapıtlarına vurucu bir müzik parçasından, emprovize bir yaratıdan, bir kolajdan yola çıkarak bakılması gerektiğini vurgular. yaşam alanı yazarın uzam kavramı- nın fizikscl ve duyusal açılımlarını vurgular. Bu alan aynı zamanda 'bd- leğin aynasıdır'. Yaşlı Adam, May (Esra Bczen Bilgin) ve Etldie (Ser- hatTutunıluer) zaman zaman onun- la konuşsalar da o farklı bir uzam- da ve zamanda, onların belleklerin- de yaşamaktadır. Ev ve coğrafya Oyunda, Shepard'ın tematik ola- rak hcmen bütün eserlerinde üze- rinde durduğu 'ev' ve 'aile' kavram- ları öne çıkar. Ev, aile, sevgi, aşk, tutku kavramlan Mehmet Ergen'in tempolu rejisinde kesişir. Yazarın 'aileoyunlan' olarak nıtelendirilen yapıtlarından biridir 'Aşk Delisi' ve özellikle 'Aç Sınıfın Laneti', 'Vahşi Batı' ve 'Gömülü Çocuk'ta oldugu gibi oyunun kahramanı ara- yışlarının sonunda, ki bu hayali bir arayış da olabilir, kaçtığı yere, eve geri döner. Bu noktada 'ev' çevre/ortam olarak da önem ka- zanır. Shepard'ın kişilerinin için- de bulundukları çevre sanki tem- Sİl ettikleri kültürle bağlantıh ola- rak ele alınır. 'Egzistansiyalistkov- boy'olarak anılan Sam Shepard'ın oyunlannda vahşi Batı gerçekle gerçek üstü uzamlar ve zamanlar arasında bir köprüdür. Burada da Eddie ve May'ın bııluşruğu motel odası kirli duvarları, küçük pence- resi, dar kapıları ile sıkışmış.lığın altını çizer. Mehmet Ergen iki tııt- kulu ve zaman ıçınde kaybolmuş insan arasındaki çelişkili duygula- n sert, keskin çizgilerle işler. Özel- likle May'de EsraBezen Bilgin ve Eddie'de Scrhat Tutumluer söz ko- nusu sıkışmışlık ve şiddet duygu- sunu ilk andan itibaren verirler. Kısa süreler içinde birbirlerinden kopmaları, birbirlerine kcnetlenme- leri, birbirlerini kovmaları ve bir- birlerine asılmaları çaresizliğin, sertliğin uzantılarıdır. Yaşlı Adam'da Oktay Sözbir onların ya- şam lannı altüst eden baba/koca fi- giirden çok, gölgede kalnıış bir in- san olarak gözlemlenir. Vurucu dll Eddie'nin IVlartin'e(CengLzBoz- kıırt) sataşnıası da alaydan çok tehdit ve şiddet ieerir. Ergen, Mar- tin'i, Eddie ve May'in aksine kö- şeleri yuvarlanmış çizgilerle işler. Bu bakış genç adarna yer yer se- yirciyi güldüren, en azından gülüm- seten bir misyon yüklemiş ya da rol Bozkurt tarafmdan böyle yo- rumlanmış... Bu bakış açısı Sam Shepard'ın diliyle ne denli örtüşü- yor, tartışılır. Çünkü 'Aşk Deli- si'nde Martin dışardan gelen kişi olmanın ötesinde aynı zamanda Eddie'nin May'le olan ensest iliş- kisini söze döktüğü, itıraf ettiği, uzun monoloğunu dinlettiği kişi- dir de. Ve yine bu noktada, May sessizce banyo kapısının önünde belirdiğinde bakışında, duruşunda engellenemeyen cinsel isteğin coş- kusu yakalanır. tlişkinin bir ya- bancının önünde patlamasının ger- çekleştiği sahnedir bu. May ve Eddie yalnızlıkları için- de bulundukları coğrafyadan (çöl, kasaba, ev) kopamayan kişilerdir. Onların belleklerine kazınmış Yaş- lı Adam ise oyunda ikinci düzle- mi oluşturur. Aslında üçü de ken- di yalnızlıklan içinde bir hesaplaş- maya girmiştirleı. Bu hesaplaşma- da vurucu bir dil ve sözlerin mii- ziği önemlidir. Sam Shepard yapıt- larını, kişilerıni bir rock veya caz müziği ile kıyaslar. Bu müzikte korkular, kıskançlıklar, öfkeler, sevgiler yatar/yatmalıdır. Mor ve Ötesi'nin müziği Sam Shepard'ın oyunlarına ilişkin bakışla örtüşür. Yıllar önce onun bir oyunu üzeri- ne çalışan Richard Schehner şöy- lediyordu: "Çahşükça Shepard'ın dilindcki müziği yakaldık. Kelime- leri nıü/ikle iç içe. Özellikle de rock müziği ile. Velvet Underground'dan The Who'ya kadar... Biz de beden- leriınizin müziğini buradan yola çıkarak nluşturduk." 11 GALERtDE AÇ1LAN SERGİ22 NtSAN'A DEK GÖRÜLEBlLlR Marmara Üniversitesiöğretim kadrosu birsergide buluştu Kültür Senisi - Kökleri Tatbiki Güzcl Sanatlar Yüksekokulu'na dayanan Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, 50. yılını, öğretim elemanlarının yapıtlarından oluşan büyük bir sergiyle kutluyor. Sergi, 22 Nisan'a dek fakültenin Acıbadem yerleşkesindeki 11 galeride yer alacak. Bu sergiyle öğretim elemanları, çeşitli alanları kapsayan geniş bir yelpazedcn örnekler sunuyorlar. Mehmet Zaman Saçhoğlu, Nazan Erkmcn, Hüsamettin Koçan, Bülent Şangar, Scnıir Aslanyürek, O/.caıı Özkur, Mustafa Pilevneli, Cevat Demir, Jale Yılmabaşar, Tankut Öktem, sergide yapıtları yer alan sanatçılardan yalnızca birkaçı... son dönem üretimlerl 'EA Balıkaıhıııı,Tannnın AdagT 2001, airhrush, Nazan Erkmen, 50x70 cm. Üniversitenin rektörü Prof. Dr. Tunç Erem, serginin sunduklarını şöyle açıklıyor: "... Bu kurumun öğretim üyelerinin son dönem üretimlerini bir araya getiren bu sergi, kıışkıısıı/ bu geleneğin aktiiel bir düzeyde görüntüsü, ayrıca geleceğinin de ipucudur. Sanat ve tasarun cğitinıinin dii/.eyiııi bugüne kadar lıcp öğrcııcilerimizden izlemiştik, şimdi onlan yetiştirenlere bakıyoruz..." Fakültenin dekanı Prof. Hüsamettin Koçan, sergi ve okulun 50. yılı için kaleme aldığı yazısmda, "...Çagdaş egitim kurıımlannın günü yakalanıası, öğrcncinin geleceğine gerçek bir temel oluştıırabilmek için bir /orunluluk olarak belirmektedir. Cünümüzün iki öncmli sorunundan birisi kürcscllcşnıenin çekim alanında eriınekse, diğeri yere! kalmaya mahkûm olmaktır. Bu paradoksal durumu da biz, kurumumuzun yol gösterici geçmişini okuyarak aşmaya çalışıyoruz" diyor. 800 yapıt yer alıyor Okulun Resim, Temel Sanat Eğitimi, Heykel Bölümü, Grafik Bölünıü, Fotoğraf Bölümü, Sinema Televizyon Bölümü, Seramik Cam Bölümü, Tekstil Sanatları Bölümü, îç Mimarlık Bölümü, Endüstri Ürünleri Tasanmı Bölümü, Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü'nden 130 öğretim elemanının kendi uzmanlık alanlannda ürettikleri yapıtlarla katıldıkları sergide, 800 örnek yer alıyor. (0 216 326 26 67) Türkler geliyor... Kopenhag 3. Uluslararası Film Festivali bu yıl Türk sinemasına odaklanacak KOPENHAG (Cıımhuriyet)- Ağustos ayında yapılacak olan Ko- penhag 3. Uluslararası Film Festi- vali, bu yıl Türk fılmlerine odak- lanacak. 18-28 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek festivalde son yıllarda çekilmiş ve uluslara- rası arenada adından söz cttirmiş 7-10 aıası Türk filmi gösterilecek ve Türk sinemasının son yıllarda gerçekleştirdigi patlama tartışıla- cak. Avrupa filmlerinin ağır bastı- ğı festivalde cn iyi filme ve yönet- mene Altın Kuğıı ödülleri veriliyor. Geçen yıl ilk kez Türk filmlerine yerveren festivalde 'Mustafa Hak- kında Herşey' ile 'Okul' filmleri gösterilmişti. Elde edilen başan- nın ardından, bu yıl Türk filmleri- nin sayısinın artınlması kararlaş- tırıldı. En kapsamlı kültürel çıkarma Türkiye'nin Kopenhag Büyü- kelçiliği ve Danimarka'da yayım- lanan Türkçe Haber gazetesinin öncülüğünde gerçekleştirilecek olan program kapsamında bazı Türk film yönetmenleri, yapımcı- ları ve oyunculannın davet edil- mesi planlanıyor. Festivalde ayrı- ca I ürk sinemasının tartışılacağı pa- neller ve seminerler de yer alacak. Festival yetkilileri bazı Türk film eleştirtnenleri ve gazetecileri de Kopenhag'a davet etmeyi tasarla- dıklannı bildirdiler. Türkiye'nin Kopenhag Büyü- kelçiliği festivale ekonomık ola- rak destek sözü verirken özellikle Türkiye'den gelecek sponsorluk teklitlerinin öneınli olduğunun al- tı çizildi. Daha şimdiden Danimar- ka'daki bazı Türk firmalannın spon- sor olmak için başvurduklannı söy- leyen Festival Halkla tlişkilerMü- dürü Richard Georg Engström, "Umanz sponsorlann sayısı artar. Gerçekleştirmeyiplanladığınıızet- kinlikloriçiıı bu gerckli.Özellikleba- zı Türk televizyon kanallarının ve Danimarka bağlanhlı iş yapan bü- yük Türkfirmalannınsponsorola- rak katkıda bulunmalannı bekliyo- ruz. Bu onlar için, I ürk sineması- nı desteklemeniıı yanı sıra, ürünle- rini Avnıpa ve Avrupa-Türk tüke- tidlerine tanıtmakiçin deöncnıK bir tanıtun platformu olacaktır" dedi. Danimarka'da yayımlanan Türk- çe gazete Haber ve internet porta- lı www.haber.dk'nin yönetim so- rumlusu Sadi Tekelioğlu da, "Bü- yükelçilik ve bazı yerel tlrmalar şimdiden sponsor oldular; özellik- le Türkiye'nin A\ nıpalılığııuıı tar- tışıldığı bugünlerde kültürlerin ve halklann buluşması için bu çok önemİLAyncafîlnıfcstivalininTür- kiye'yeodaklannıasıyla bugüneka- dar Danimarka'da en kapsamlı Türk kültürel çıkarması gerçekleş- nüşolacak" dedi. Festival program şefi JacobNeiiendam tasan konu- sunda görüşmeler yapnıak ve ka- tılacak filmleri belirlemek ama- cıyla önümüzdeki hafta içinde Is- tanbul'da olacak. KiHİııı soıinnı yuvariak masada Kültür Servisi - Tüm dünyada yankı uyandıran yazar Eve Ensler ın 'Vajina Monologları' kitabının Avrupa Buluşması 17-20 Nisan taıihleri arasında kitabın yazannın da katılacağı bir toplantıyla Briiksel'de yapılacak. İlk iki günde düzenlenecek seminerler kapsamında Avnıpa Birliği bürokratlarının katılımıyla 'Kadın-Kadma Şiddet - Kadın ve Politika' konulu bir yuvarlak masa toplantısı yer alacak. Etkinliktc bugüne kadar 'Vajina Monologlan'nı Avrupa'da oynayaıı ve içinde Isabella Rosselliııi, Lara Fabian, Yanar Mohammed, Anita Roddick, Almula Merter gibi oyuncuların oldugu 29 oyuncu ve oyun yazan bir araya gclip oyunu sunacak. Merter, Türkıye'de ilk gösterime girdiği andan itibaren olumlu ve olumsuz yaşadığı her şeyi anlatan, buna bağlı olarak daha sonra sahnelediği 'Dövme' adlı oyunu ve Türkiye'de kadının yaşadıklaımı anlalan biı konuşıııa yaj>acak. _!_"*" YAZI ODASI SELtM İLERİ Fatih'tekiRumbad) Edebiyatımran bir dönem -belki bugün de- üzerin- de ısrarla durduğu mesele, Doğu-Batı, Şark-Garp kutuplaşmasıdır. Yaklaşık altmış yetmiş yıl öncesinin romanlarında Doğu-Batı daima öne çıkar. Muhafazakâr Peyami Safa Fatih-Harbiye'de birta- şıt aracının, tramvayın gidiş-geliş levhasından esin- lenerek, Istanbul'daki Doğu'yla Batı'yı simgelendirir. Fatih'te yaşayan Neriman, hayata ilişkin özlemle- rinin ancak Harbiye'de, Garp zevkiyle donanmış ya- şama tarzında giderilebileceği kanısındadır. Güzellik olarak alımladığı her şey Harbiye'dedir! Genç kız, babasını da, kendisini o kadar seven mü- zisyen Ferit'i de bıkarak Harbiye'ye kaçar ve tezat- lar, çelişkiler yumağında bir süre sarsılıp durur. De- min vurguladığım gibi, Neriman'ı Doğu'dan kaçıran, Batı'daki göz kamaştıncı, renkli, zengin vetaşkın ha- yat... Ya Fatih'teki ortam? Isterseniz, bir an romanın say- falarına karışalım. Neriman geceyarısı Beyoğlu'ndan dönüyor, Macit'in otomobiliyle. Macit, Neriman'ın Harbiyeli hayranları arasında, yakışıklı ve haylaz. Geleneksel yaşayışın sürdüğü mahallesinde Neri- man telaşla otomobilden iniyor ve belirsiz bir gölge olmak arzusuyla gecede kayboluyor. Mahalle çoktan uykuya yatmış. Evine giren genç kız, ilk önce, merdivene bırakıl- mış, "füfen, isli" şişesinden sarı ve "çürük" bir ışık yayan "idare lambası "y\a yüz yüze gelecek. Merdiven başında babası Faiz Bey durmakta; o uyu- mamış. Merdiven başındaki bu yaşlı adam bir istan- bul efendisidir. Neriman suçluluk duygusuyla yüklü, yürüyüp ge- çer. Güngörmüş adam kızının elbisesinden dökül- müş "konfeti ve serapantinler"e bakakalır. Neriman babasıyla göz göze gelince, "uçurumun kenarında bir tepeye tırmanan insanlann" son gücü- ne ihtiyaç duyar. Faiz Bey konfeti ve serapantinleri av- cuna alır; arada bir "avcunu açarak, serbest kalınca blrer solucan gibi kımıldamaya başlayan buruşuk renkli kâğıtlara" bakar. Neriman, Batfdan Doğu'ya, Harbiye'den Fatih'ege- tire getire ancak solucan kımıltılı, buruşuk renkli kâ- ğıtlar getirebilmiştir. Oysa Maksim salonlarındaki kokteyl genç kızın ha- tırlayışından, "birzenci sesiyle daima karışarak hafı- zaya musallat olan fokstrot nağmesi ve kulağının içinde mütamadlyen çalan bir cazbandla belirir. Sonra Harbiyeli Macit'in ince uzun, hafif manikürlü el- leri... Ne var ki, Neriman hemen yarın sabah "siyah tor- balı uf'unu alıp, konservatuvardaki öğrenimine de- vam edecektir. Peyami Safa'ya göre Fatih, yani Şark, karanlık bir hüzündür. Harbiye ve Maksim salonlarıysa, cart renk- ler karmaşası, zenci gürültüsü, ışık seli... Fatih-Harbiye'nin yansıttığı yıllar geçip gider. Ge- çip giden yıllarla birlikte Faiz Bey'in tevekkülü, hatta doğrudan doğruya kendisi, alaturka müziğin incelik- lerini bilen Şinasi'nin bilgisi, sanatkârlığı da geçip gi- der. Şark yenik mi düştü diye sormuyorum. Hem Şark'ta, hem de Batı'yı temsil eden Harbiye'de cart renkler karmaşası saltanat kurmuş gibidir. Zen- ci gürülütüsü değil ama; özel televizyon kanallarının sabah programları hem Fatih'te -belki daha çok ora- da, Doğu'da- hem Harbiye'de yoğun ilgi devşirir ve kendine özgü bir dünya yaratır. Garp'ı belki şimdi dekolte tuvaletiyle program su- nucusu şarkıcı hanım temsil etmektedir. Ama canlı ya- yının katılımcılan da muhafazakâr giyimleriyle aynı anda şarkıcı hanımla birlikte hoplayıp oynamaktalar: Dogu ve Batı -sentez denemeyecek- bir birleşim içinde... Peki ama, Fatih-Harbiye'nin geçtiği dönemde, Şark ve Garp, gerçekten Peyami Safa'nın anlattığı gibi miydi? Yoksa, günümüzünkini andıran sızışlar, birbi- rine geçişler, birleşimler o zaman mı başlamıştı? Öneriler: Kitap / Istanbul'da Bir Yahudi Ailesi, Brigitte Peski- ne, Ela Güntekin'in çevirisi, Inkılap Kitabevi, 2005. Natürmort, nıval üzerine yağlıboya, Osmanlıca ve Türkçe iın/alı. 140x140 cm. Hüseyin Zekai Paşa 'nın natürmortu 1 trilyon 200 milyar'a satıldı Kültür Servisi - Antik AŞ'nin müzayedesinde, Hüseyin Zekaı Faşa'nm natürmortu 1 milyon 200 bin YTL'ye (1 trilyon 200 milyar lira) alıcı buldu. Hüseyin Zekai Paşa'nın (1860-1919) 140x140 santimetre boyutlarıyla bilinen en büyük yapıtı olan, Osmanlıca ve Türkçe imzalı tabloyu, müzayedeye telefonla katılan ve adımn açıklanmasını istemeyen bir koleksiyoner aldı. Müzayedcde, Mahmııd Cuda'nın 'Meyveler' konulu natürmortu 250 bin YTL, manzara ustası Nazmi Ziya'nın peyzajı 230 bin YTL, Osman Nuri Paşa'nın 'tstanbul' adlı yağlıboya tablosu 130 bin YTL, Hikmet Onat'ın 'Bebekle Sabah' konulu yağlıboya yapıtı 120 bin YTL, Sami Yetik'in 'Giiller' isimli yağlıboya tablosu 95 bin YTL, Cevdet Dereli'nin 'Sultanahmet Camii' konulu yağlıboya resmi ise 78 bin YTL'ye alıcı buldu. Özel yapım gümüşler, tıığralı günıüş leğen-ibrik, tepsi ve kahvedanlar, tophaneler ve tonıbak yapıtlarla Fransız mobilyalannın artırmaya çıkanldığı müzayedede, Koçbank tarafmdan 'Ailem Olsun Derneği'ne bağışlanan altın, gümüş madalya ve paralar da getirisi dernek tarafmdan yardıma nıuhtaç çocukların sağlık taramasında kullanılnıak üzere satışa sunuldu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog