Bugünden 1930'a 5,438,457 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 1 NİSAN 2005 CUMA 14 l\.l_Jl_iJ. IJİA. kultur@cumhuriyet.com.tr Bugün Nisan 1; bugün mizahm, şakanın günü... Mizahın muhalif gücünü anımsama günü Bir Nisan,bir insan,yasiz?CİHANDEMtRCİ Bugün 1 Nisan, Nisan'm biri... Dakka bir, gol bir, çünkü Nisan bir bugün! Bir Nisan, bir insan... Pcki bir Nisan kaç neşeli insan yapar? Ey mizah duygusu gelişmiş, gülme- ninkeyfine varabilmiş insanlar! Bu- gün mizaha sıkıca sarıhp, sahip çık- manıngünüdüraynızamanda!.. Bu- gün Nisan 1, bugün mizahın, şaka- nın, neşenin, gülmenin, gülümseye- bilmenin günü... Bugün biz mizahçy- lann kabul günü! Ben, insanlık adı- na en önemli milatlardan birinin M.S.'den yani 'Mizahtan Sonra' baş- ladığını düşünürürnhep... M.Ö.'nün yani 'Mizahtan Önce' dönemin in- sanlık için ne denli karanlık, ne den- li sıkıcı, ne denli kuru, ne denli ya- van, ne denli tatsız, tuzsuz geçtiği- ni tahmin etmek pek de zor olmasa gcrek!.. Azınlık oian çoğunluğun sesi însanoğlu, kendi tarihi içersinde mizahı keşfetınesiyle birlikte 'insan olma' yoluııdaki en önemli adımla- rından birini de atmış oldu aslında, farkındaolmadan... Birkahkahaatı- mı bir kışi için küçük ama insanlık için büyük bir adımdı zira. Mizah, bir palyaçonun kocaman ayakkabı- lan kadar büyük adımlar atlı insan- lığın gülümsemesi için. Bugün as- lında işletme mezunlannın günü de sayılabilir. Hayatları küçük-zararsız ve neşeli işletmeler üzerine kurulu, mizah duygusu gelişmiş, ruhunda muhalif tavn ölmemiş keyifli insan- ların günü bugün. Lütfen bugün in- ce şakalarınızı eksik etmeyin çevre- nizden, suratınızdaki asıklığı bu- günlüğüne yüksekçe bir dolaba kal- dırıp, etrafa güleryüzle bakmaya ça- lışın. Şaka yapmayı epeydir unuttuk sa- nıyorum. ü yüzden, hayat çok cid- di durnıaya başladı karşımızda. Baş- bakanlar da hayat kadar cıddi ve sı- kıcı olmaya başladı bir süredir. Oy- sa gülmenin karşısında hiçbir ciddi- yet çok fazla ciddi kalamaz. Hayatı ciddiye alsak da, ömrünıü- • • • • • DOKToRCUM 8UKJCA Vli-LIK ^ l Y ı G F GüK) ÖNÜMDEM BİR BAŞ8AKAN l HER^eYTR Gir/Vl6?fEBAŞlADl NİAN 1 ugün Nisan bir, bugün mizahın sihirli gücünün günü! Biz mizahçılar, karikatürcüler bu gece Karikatürcüler Derneği'nin Armada Otel'deki gelencksel 'Bir Nisan Mizah Gecesi'ndc olacağız, her Nisan bir'de olduğu gibi. Bu kez sesimiz, hcp birlikte daha gür çıkacak, mizahın epeydir geri düşmüş gerçek gücünü dosta düşmana göstermek için... sınırsız gücün verdiği güçle şımar- dıkları ve burunları kaf dağında ge- zindiği için 'gülme'yi unutmuştur- lar çoğu zaman. Gülme unutulunca da geriye sadece 'hayvan' kalmıştır!.. Zira bütün canlılar arasında sadece insan 'gülme' yetisine sahiptir. May- mun insana en benzer hayvan ola- rak gülme taklidi yapmaz mı? As- lında insandaki 5 duyunun yanına 'gülme'yi de koyabiliriz. Alma mlzahçının ahını Aristo, 'CanlılıgınÖğeleri' adlı ki- tabmda yeni doğmuş bir bebeğin ya- şaınının 40. gününe dek gülmediği- ni söylüyor. Aristo'ya göre; 40. gün- zü ti'ye almaktan kaçınmayalım... Bugün Nisan 1, mizahınız inceldi- ği yerdenkopsun!.. Bugün kadinı dostum mizahın gü- nü... Mizah, her zaman azınlıkta olan çoğunluğun sesidir, bu yüzden de sesi bastınlmış azınhkların sesidir bi- raz da... Mizah, çoğunluk adına baş- kaldıran azınhkların soluk aldığı bir temiz hava deposudur. însanın ölü- mün soğukluğuna karşı hayatın sı- cakhğını savunmak zorunda olduğu- nu bize bazen yüksek kahkahalar eşliğinde hatırlatan doyulmaz bir güzelliktir mizah. Aristo'ya göre insan 'animal ri- dens' yani 'gülen hayvan'dır. tktidar sahipleri tarih boyunca, ellerindeki de bir bebek mucizevi bir yolla artık tam anlamıyla insan olmuştur! Ger- çek olan şudur; ister hayatımızın 4. gününde, ister 40. gününde, ister uy- kuda, ister uyanırken gülelim, 'gül- me' insana hep güç veren, canlandı- rıcı birateştir. 'Gülme' insandaki kor- kuyu ortadan kaldırır. Belki de bu yüzden dinler tarihine baktıgımızda 'gülme' eylemi karşımıza hep bir suç unsuru gibi çıkar. Kilise, başlangıç- tan beri gülmeye hıç sıcak bakma- mıştır ve hep karşı durmuştur. Çün- kü 'gülme' cıddiyeli ve ağırbaşlılığı bir anda toz duman eder, çünkü 'gül- me' bir anda iktidan sarsar, güç den- gelerini iskambil kâğıtlan gibi ardı ar- dına devirir. Çünkü kahkaha bozgun- cudur ve tehlikelidir... Şinıdilerde mizahın epeydir unut- tuğumuz 'muhalif' gücünün yeniden ışıldadığmı görüyoruz ki, o yüzden bu Nisan 1, biz mizahçılar için çok da- ha anlamlı. Iktidar olma tutkusuna giren mizah, epeyce bir süredir ger- çek işlevi olan 'muhalif' tavrından uzakta seyrediyordu. Sıradanlaşmış, yumuşamış ve evcilleşmişti. Popüler kültürün elinde basit ve kınlgan bir oyuncak olmuştu. Bir başbakan çık- tı ve onun aslında ne denli önemli bir 'muhalif' güç olduğunu bize yeniden hatırlattı. Bu yüzden 1 Nisan nede- niyle kendisinc teşekkür etmek geıe- kiyor belki de. "Alma mizahçının ahını dama çı- karır sonra mizahını" diyerek yıllar önce yüksekçe bir dama çıkmış 'Damdaki Mizahçı' olarak mizahın asıl işlevine dönüşünü kutlamamız gerekiyor aslında. Bir kedi miyav dedi vc o kedi Nisan bir balığını ye- dı ve derken Penguen'in kapağından fırlayan 9 ayn hayvan çıkageldi o ke- dinin üzerine... Sahi bu arada Baş- bakan'a bu ülkede ilk ciddi muha- lefeti 'Cihan' adlı bir at yapmış ve onu üzerinden atmıştı. Bu toplum onu unutmuş olabilir ama ben onu unut- madım. (Bu isim benzerliğı Damda- ki Mizahçınızı aynca memnun etmiş- tir, atlan da pek severim üstelik!) Mizahla ve mizahçıyla uğraşmak tehlikeli iştir, birkediyle başlayan sü- reç dokuz ayn hayvana dönüşebilir. Ne de olsa mizahın ve mizahçının gücü, on kaplan gücündedir!.. Bugün Nisan bir, bugün mizahın sihirli gücünün günü! Biz mizahçı- lar, karikatürcüler bu gece Karika- türcüler Derneği'nin Armada Otel'ndeki geleneksel 'Bir Nisan Mizah Gecesi'nde olacağız, her Ni- san bir'de olduğu gibi. Bu kez sesi- miz, hep birlikte daha gür çıkacak, mizahın epeydir geri düşmüş gerçek gücünü dosta düşmana göstermek için... Unutmayın; bir Nisan, bir gülen in- san, gerisi malumunuz!.. cihandemirci@yahoo.com ÖDÜL TÖRENI 11 NÎSAN'DA 10. SadriAlışık sinema ve tiyatro adaylan açıklandı Kültür Senisi - 'Geleneksel Sadri Alışık Siucıua ve Tiyatro Oyuncu Ödülleri' adaylan açıklandı. Tlyatro ödülleri Meüsa Gürpınar, Göksel Kortay, Uale Kuntay, Tijen Par, LJstün Akmen, Hasan Anamıır, Hami Çağdaş, Yaşar tlksavaş ve Engin Ûludağ'dan oluşan seçici kurulun belirlediği 'yıhn en iyisf adaylan: Kadın oyuncu dalında Esra Bezen Bilgüı ('AşkDelisi'-Akbank Prodüksiyon Tiyatrosu), Sevinç Erbulak ('Kiraük Konak'-lstanbul Şehir Tiyatroları), Dolunay Soysert ('Buluşma'-Dostlar Tiyatrosu); erkek oyuncu dalında Can Başak ('Çin Kahvesi'-Tiyatro Odası, 'Belden Aşağı Vurmak'- tstanbul Şehır Tiyatroları), Hakkı Ergök ('Çayhane'-tstanbul Devlet Tiyatrosu), Bülent Emin Yarar ('Çayhane'-İstanbul Devlet Tiyatrosu, 'Diktat'-Semaver Kumpanya); yardımcı kadın oyuncu dalında Ayça Damgacı ('Döne Döne'-Tiyatro Oyunevi), Binnur Şerbctçioğlu ('Kirabk Konak'-lstanbul Şehir Tiyatroları), Esra Kızıldoğan Uygur ('Othello'-Oyun Atölyesı); yardımcı erkek oyuncu dalında Cengiz Bozkurt ('Aşk Delisi'- Akbank Prodüksiyon Tiyatrosu), Cüneyt Uzunlar ('Dobrinja'da Düğün' Tiyatro Pera), Bilge Zobu ('Çalıkuşu'-lstanbul Şehir Tiyatroları); kadın komedi ve müzikal oyuncusu dalında Hale Akıniı ve CeHle Tolon ('Hadi Öldürsene Canikom'-Istanbul Şehir Tiyatroları), Zeynep Erkekli ('Çok Yaşa Komedi'-fstanbul Devlet Tiyatrosu), Senan Kara ('Kim Kimi Kimle' lstanbul Şehir Tiyatroları); erkek komedi ve müzikal oyuncusu dalında Haluk Bilginer ('Cimri'-Oyun Atölyesi), Vblkan Severcan ('tkinin Biri'- Tiyatro îstanbul), Kayra Şenocak ('tyi Aile Çocuğu'-Kandemir Konduk Tiyatrosu); yardımcı kadın komedi ve müzikal oyuncusu dalında Hikmct Körnıükçü ('Kim Kimi Kimle'- tstanbul Şehir Tiyatroları), Şebnem Sönmez ('Cimri'-Oyun Atölyesi), Ayça Varlıer ('Batı Yakası Hikâyesi'-Istanbul Devlet Operave Balesi); yarduııcı erkek komedi ve müzikal oyuncusu dahnda Gökçer Genç ('Cimri' Oyun Atölyesi), Bora Seçkin ('Kim Kimi Kimle'-Istanbul Şehir Tiyatroları), Ali Sunal ('tkinin Biri'-Tiyatro lstanbul). Sinema oyuncuları Aycan Çetin, Önıiir Gcdik, Biket İlhan, Çolpan tlhan, Engin Ayça, Atilla Dorsay, Burçak Evren, Burak Göral, Fehnıi Yaşar'ın seçici kurulunu oluşturduğu Sinema Oyuncuları Ödülleri'nin adaylan ise; erkek oyuncu dalında Kenan Inürzaboğlu ('Yazı Tura'), Nejat tşler ('Mustafa Hakkuıda Uerşey'), Şener Şen ('Gönül Yarası'); kadın oyıuıcu dalında Hülya Avşar ('KalbinZamanı'), Meltem Cumbul ('Gönül Yarası'), Nurgül Yeşilçay ('Eğreti Gelin'); yardımcı erkek oyuncu dalında Şevket Çoruh ('Eğreö Gelin'), Ozan Güven ('G.O.RA.'), Güvcn Kıraç ('Gönül Yarası'); yardımcı kadın oyuncu dalında Devin Özgün Çınar ('Gönül Yarası'), Şcrif Sezer ('Mustafa Hakkuıda Herşey'), Eylem Yıldız ('Eğreti Gelin') olarak açıklandı. Ödüller, Genel Sigorta'nın katkılarıyla 11 Nisan akşamı Mustafa Kemal Kültür Merkezi'nde düzcnlcnecek 'Sadri Alışık'ı Anma Gecesi'nde sahiplerini bulacak. Masal yazanAndersen 200 yaşmda Yıl boyunca tüm sanat merkezleri ve okullarda etkinlikler düzenlenecek HÜSEYİNDUYGU KOPENHAG-Çoğu- mıızun tanıdığı Dani- markalı masal yazan An- dersen yaşasaydı yarın 200yaşındaolacaktı. 19. yüzyılda yaşayan Hans Christian Andersen (1805-1875)evrenselbir sanatçıydı. Danimarka- lıydı, ama masallan bü- tün dünyada bugün de okunuyor ve seviliyor. Belleğinizi biraz yok- larsanız, siz de bu masal- lardan birini ya da birka- çını duyduğunuzu, oku- duğunuzu anımsarsınız. Adaletli bir dünyaya du- yulan özlemi, iyilerle kö- tülcrin savaşımını, in- sanların doğuştan değil tavırlarıyla soylu olma- lan gerektığinı dile ge- tiren bu masallardan ye- disini şair Kemal Özer "Şürlerle Andersen Ma- sallan" kitabında topla- mış; Tahsin Yücel de An- dersen'in çok sayıda ma- sal ını dilimize kazandır- mıştı. Andersen masalla- rıııın Dancadan dilimize dogrudan çevirisini ise ilk kez bu yıl, Kopen- hag'da yaşayan Murat Alparyaptı. Bılındiği gi- bi, Andersen masalları- nın başka çevirilerini de dilimizde bulma olanağı var. Bu eşsiz sanatçının 200. doğum günü Dani- marka'da düzenlenen çeşitli etkin- lıklerle kutlanıyor. Danimarka Kra- liçesi Margrethe'nin sembolik ola- rak yöneteceği 3 günlük "Masal Hafta Sonu" etkinliklerinin en önemlisi Andersen'in doğum gü- nü olan yarın, başkent Kopen- hag'ın Parken Stadı'nda yapıla- cak. (Galatasaray UEFA Kupa- sı'nı Parken Stadı'nda kazanmış- tı!) Stat büyük bir kültür festivali yerine dönüştürülecek. Müzisyen- • Danimarka 'da bütün okullar, sanat merkezleri, yazarlar, tiyatro ve sinemalar masalcı Andersen 'iyd boyunca düzenledikleri etkinliklerle anıyorlar. Kutlamaların dünya çapında da ses getirmesi için çok sayıda tanınmış kisi "Andersen Kültür Elçisi" olarak atanmış durumda. Brezilyalı eskifutbolcu Pele, Şilili yazar Isabel Allende, tngiliz oyuncu Roger Moore, Japon komedyen Matthew Minami bunlardan birkaçı. ler, cambazlar ve dans sanatçıları Anderseıı'in masal dünyasını mü- zik, görüntü ve sözcüklerle canlan- dıracaklar. Parken Stadı'nda yapı- lacak bu etkinlik dünya televiz- yonlarmda da gösterilecek. Danimarka'da bütün okullar, sa- nat mcrkezleri, yazarlar tiyatro ve sinemalar masalcı Andersen'i yıl boyunca düzenledikleri ctkinlikler- le anıyorlar. Kutlamaların dünya ça- pında da ses getirmesi için çok sa- yıda tanınmış kışi "Andersen Kültür El- çisi" olarak atanmış durumda. Brezilyalı eski futbolcu Pele, Şi- lili yazar Isabel Allen- de, tngiliz oyuncu Ro- ger Moore,Japon ko- medyen Matthevv Mi- nami bunlardan bir- kaçı. 1841 yılı baharında Istanbul'a gelen An- dersen 36. doğum gü- nünü Boğaz'da yemek yiyerek kutlar. Iki ya- kadan da Boğaz'ın resmini çizer. Bu re- simlcr şimdi Kopen- hag yakınlarındaki Frederiksborg Müze- si'nde. Andersen bir yapıtında da lstanbul anılarına 60 sayfa ayı- rır. Sanatçının gezi ki- tapları da yaşam do- ludur. "Yolculukyap- mak yaşamaktır" di- yen Andersen, döne- min ünlii sanatçılan ve yazarlanyla tanışmış- tır. Hiçbir sanatçıyada yazar o dönemde onun kadaryolculuk yapma- nuştır. Danimarka'nın üçüncü büyük kenti Odense'de çok yoksul bir ana babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Andersen, daha küçük yaşta babasını kaybet- miş. 14 yaşındayken ti- yatro oyuncusu olmak ve bale ö^renmek için Kopenhag'a gitmiş. "Ölen Çocuk" adlı ilk şiir kitabını bu yıllarda ya- yımlamış. Kendi ülkesine duyduğu nefret ve saygıyı bir arada işleyerek ezilen in- sanlann somnlannı dile getiren An- dersen, sanatından hiç ödün verme- diği, kolay ve anlaşılır bir dille yaz- dığı için bugün de bütün dünyada sa- natıyla, masallanyla yaşıyor. Doğum gütıün kutlu olsun, ma- salcı Andersen! YAZI ODASI SELÎM tLERİ Birkaç Satır... Ya 1959'un sonbaharıydı, ya da 1960'ın ilkbaharı. llık bir akşamdı. Annemle birlikte Tünel'e doğru hızlı hızlı yürüyorduk, KaracaTiyatrosu'na. Salıncakta IkiKişi'yl seyreden ablamı tiyatrodan alıp eve dönecektik. Yıldız Kenter adını ilk o zaman işittim. Ankara'dan gelmiş, Ankara Devlet Tiyatrosu'nun çok önemli bir oyun- cusuymuş. Artık Istanbul'da sürdürecekmiş sanatını. Karaca'nın girişinde oyunun bitmesini bekliyorduk. Heyecan içindeydim. Işin içine biraz da kıskançlık ka- rışıyordu. Oyle ya, okul arkadaşlarıyla birlikte Salıncak- ta Iki Kişi'yi seyreden ablamdı... Neyse ki, çok geçmeyecek, bu kez ailecek, yine Ka- raca'da Çöl Faresi'ni seyredecektik. Ah o Çöl Faresil Aradan kırk beş yıl geçti, dün gibi gözümün önündedir. Yeteneğim el verse, sahnelerinin dekorlarının resmini çizebilirim. Yıldız Kenter'i ilk kez seyrediyordum. Bir sahnesi vardı, eve telefon ediyor, işsiz ve yarı aç yarı tok geç- miş günlerden sonra, iştetam işe alınmışken, karın do- yuracak bir şeyler aldırtıyordu. Müthiş bir disiplinle oy- nuyordu. Bunu apaçık hissetmiştim. Güldürü öğesinin onca ağır bastığı bu sahne, Yıldız Hanım'ın oyunculuk mesafesiyle bambaşka, acıtıcı, ısırıcı bir anlam edini- yordu. Böylece lstanbul seyircisi Kent Oyuncuları'yla bu- luşmuştu. Karaca'da kaç mevsim oynadıklarını hatır- layamıyorum. Ikinci durak, Site Sineması'ndaki küçük salondu. Yarın Cumartesi'y\ orada seyrettim, Güner Sümer'in duyarlı eserini. Kent Oyunculan tiyatro sanatını sulandırmamakta eni- konu ısrarlı bir anlayışı sürdürüyordu. Karaca, Site der- ken, bu kez Dormen Tiyatrosu'nun salonundaydılar. Yıl- dız Kenter'in unutulmaz oyunları art arda: Nalınlar, Der- ya Gülü, FadikKız, DeliIbrahim... Necati Cumalı,Tu- ran Oflazoğlu gibi değerli Türk yazarlarından örnek- ler... Hele Mikado'nun Çöpleri! Melih Cevdet'in baş- yapıtı... Tıpkı Çöl Faresl gibi Mikado'nun Çöpleri de gözü- mün önünden gitmez. Yıldız Hanım'la Müşfîk Kenter birçok seyirciyi büyüledi o oyunda. Son sahneleri ade- ta ezberlemiştim. Bir yandan da, o zamanlar iyice yoksul tiyatro kitap- lığımıza, bu topluluk kitaplar armağan ediyordu. Ne- catigil çevirisi Martı, Deli Ibrahim, Mikado'nun Çöp- leri kitaplığımda hâlâ baş köşede. özenle hazırlanmış, tertemiz basılmış kitaplardı. İlk kitabım Cumartesi Yalnızlığı yayımlandığında, Kent Oyuncuları kendi salonlarına geçmişlerdi. Birkaç yıl sonra Yıldız Hanım ve Şükran Göngör'le tanıştım. Inceliklerle örülmüş nice gün ve gece bende hep ya- şayacak, ölünceye kadar. Sevgili, biricik Yıldız Hanım, siz tanıdığım en duyar- lı, en iyi insanlar arasındasınız. Sahnedeki yüceliğiniz gerçek yaşamda bütün bir alçakgönüllülüktü. 1960'tan 2000'lere değişen ortamlar, siyasal çal- kantılar, git git herkes, hepimiz bir yerlere savrulurken siz ölçünüzü, dengenizi, sanata bağlılığınızı herkese, hepimize bir kılavuz gibi korudunuz. Ama, dediğim gi- bi, her zaman alçakgönüllüce, sessiz ve geri planda durarak. Sizi heyecanlandıran küçücük bir şeye büyük övgü- ler sundunuz. Başkalarının çabalarını, hele gençlerin- kini, bir anne gibi paylaştınız. Birçok kez bu anne şef- katine ben de kavuştum. Bir iki satır yazı için arardınız ve yeniden yazmak gücüne kavuşurdum... Ortak bir arkadaşımızdan dönüyorduk; demiştiniz ki; "Yaşamak lazım. Direnmek, ayakta durmak..." Çe- hov'un kişileri gibiydiniz. Otomobildeydik. Geceydi. Ala- ca ışıkta sizi görüyordum, soyluluk fışkıran yüzünüze bakıyordum. Hayatımın sanatla donanmış bir anıydı. Size hepi topu birkaç satır yazabiliyorum. Çünkü onurlu insanlar karşısında daima çekingenleşiyorum, sözlerimin ne kadar cılız kaldığını duyumsuyorum. Bu yüzden birkaç satır... Lütfedip kabul ederseniz, öğrencilerinizden biri ol- mak istediğimi söylemeye çabalıyorum. Öneriler: Kitap/Seyoö/u'nda Gezersin, Nazlı Eray, Can Yayın- ları, 2005. İki Genç KC bu ay göstepime gjpecek Kültür Servisi - Kutluğ Ataman tarafından sinemaya aktanlan Penhan Mağden'in "tki Genç Kızın Romanı" 29 Nisan'da "Iki Genç Kız" adıyla gösterime giriyor. Yapımcılığını Yalan Dünya Film Şırketi'nin üstlendiği ve gerçek anlamda Türkiye'nin ilk gençlik filmı olarak nitelendirilen yapımda başrolleri üülya Avşar, Vildan Atasever ve Feride Çetin paylaşıyor. Film, 18 yaşında iki genç kızın arkadaşlığını ve içinde bulunduklan durumdan sıkılıp yaşamlarını değiştirme çabalannı sıra dışı bir dille anlatıyor. K Ü L T Ü R # Ç İ Z İ K K Â M İ L M A S A R A C I
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog