Bugünden 1930'a 5,447,148 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 24 ARALIK 2005 CUMARTESİ 8 HABERLERIN DEVAMI TURKIYE Istanbul Edirne Kocaeli Çanakkale Izmir Manis-a Aydın Denizli K PB K PB PB PB PB PB 3 3 4 4 5 4 6 3 Sinop K 6 Adana Y 11 Samsun Trabzon K 4 Mersin Y 13 _K 7 Diyarbakır Y Giresun Ankara _K 6 Şanlıurfa Y 8 K -1 Mardin Eskişehir Konya K -5 Siirt K -5 Hakkâri Sıvas K -4 Van Zonguldak K 4 Antalya PB 13 Kars K -1 Butun bolgelenmız çok bulutlu. Marma- ra'nın batısı, kıyı ve Güney Ege ıle Batı Ak- denız'ın dışında kalan tüm bölgelerımız ya- ğışlı geçecek Yağış- larDo§uAnadolu'nun güneyınde etkılı ol- mak üzere Doğu Ak- denız ıle Guneydoğu Anadolu'da yağmur, dığer yerier karşeklın- de olacak. DIŞ MERKEZLER Oslo Helsinkı Stockholm Londra Amsterdam Brüksel Paris Bonn PB K PB PB Y Y PB Y U -1 3 10 10 6 co 7 Münih PB 1 Zürih Berlin Budapeşte Madrıd Viyana Belgrad Sofya Roma Atina Y K PB K PB K PB Y / 4 10 / 4 1 12 9 PB 4 Şam Moskova Aşkabat Astana Taşkent Bakû Bişkek Tiflis Kahire PB Y PB Y Y B Y Y -6 15 -4 17 7 14 7 16 Y 10 b u ' L r t l u Sıslı Bulutlu ^ Çok bulutlu < Yağmurlu jKarti Suu Kar »Gok guniltuiü GUNCELcÜNEYT ARCAYÜREK • Baştarafı 1. Sayfada Harekete geçerken sadece Koç'un söylemini incelemeye almanm şık olmayacağını hesaba kattı galiba ve benzetme yerindeyse "kamuflaj yöntemi" uyguladı. Koç'un yanına YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç_'i, gerek görürse Türkiye Barolar Birliği Baş- kanı OzdemirÖzok u, CHP lideri Baykal'ı kata- bileceğinden söz ediliyor. Böylece sanki günlerdir Van'daki gelişmeler üzerine öne sürülen eleştirileri savcılık inceliyor- muş gibi bir izlenim verilmeye çalışılıyor. Bu gecikmeli duyarlıhk karşısındaşapkaçıkar- mamak olanaksız ve fakat: • • • ...Ve fakat, aynı başsavcı (veya başsavcılar) Koç için devreye girmelerini isteyen Başbakan'ın, daha önceki günlerde yargıya doğrudan yönelt- tiği eleştiriler üzerine ne inceleme ne de soruş- turma açtılar. 22 Eylül'de Boğaziçi Üniversitesi'ndeki Erme- ni Konferansı'na yürütmeyi durdurma kararı ve- ren Istanbul 4. Idare Mahkemesi'ni -üstelik da- ha ileri bir demokrasi, daha özgür bir Türkiye de- diğimiz dönemi tanık göstererek- ağır bir dille eleştiren RTE ve izinden giden A. Gül hakkında harekete geçilmedi. Aynı içerikteki olaylar göz önüne alınırsa; sav- ctların Başbakan'a uyguladıkları muamele ile Başbakan'ın işaret ettiği hedeftekilere göster- dikleri titızlik arasında çelişki sırıtıyor. Fakat Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğtu, başlatılan inceleme ile RTE'nin "devreye girilmesini" emreden sözleri arasında birbağ. kurulmasınakarşıçıkıyor, "İnceleme baş- latmamızın Başbakan'ın açıklamasıyla ilişkilendi- rilmesi yanlış" diyor. Peki doğru olan nedir, söy- lüyor Başsavcı: "Yargı bağımsızdır, kimseden emiralmaz. Ama... benim değil 80 milyonun Baş- bakanı. Söylediklehni dikkate almak lazım!" Ne demeye geliyor bu açıklama: Başbakan "devreye girilmesini" istediği saate kadar örne- ğin günlerce önce YÖK Başkanı Teziç'in, Baro- lar Birliği Başkanı'nın, CHP liderinin Van olayla- rı üzerine bina ettikleri yergilerı, eleştirileri dikka- te almadık ve lakin Başbakan işaret parmağını -anayasal suç işledi diye- Mustafa Koç'a doğ- rultunca... Geçmiş günlerde dikkate bile alınma- yan kimi konuşmalar, açıklamalar Koç ile birlik- te haydaa incelemeye! • • • Şarkıdaki gibi bir değil iki olasılık var. Savcılık inceleme sonucu TCY'nin şu bu maddelerine göre Koç'un ve diğer kimi kişilerin suç işlediği so- nucuna varır, dava açılmasına karar verebilir. Ikinci olasılık daha renkli. İnceleme sonucu savcılık Koç'un "Van Yüzüncü Yıl Ûniversitesi Rektörû Prof. Yücel Aşkın'a reva görülen mu- ameleyi ve uzun gözaltı süresini kesinlikle tasvip etmiyoruz" sözünde suç unsuru bulamaz. Bu ikinci olasılık gerçekleşirse "80 milyonun Başbakanı'nın söyledikleri" ne olacak? Ha o za- man, savcılık elbette yasal görevini yerine getir- miş olacak, olmasına da... Başbakan bu darbe- yi nasıl sindirecek? Evet, -Cem Boyner'in vur- guladığı gibi- "özgürtüklerin genişletilmesi, ser- bestliğin, özgür tercihlerin savunucusu olarak or- taya çıkan Başbakan, özgüriükleri kısıtlama konu- sunda bir misyon yüklenmiş gibi reaksiyon gös- teriyor" ve; "Suç duyurusunda bulunarak korku salıyor". Savcılıktaki inceleme fos çıkarsa... ayıklasın pirincin taşını! Bakandan 'sehven' açıklamalar • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Bayındırlık ve Iskân Bakanı Faruk Nafiz Özak. Ankara'da bir alışveriş merkezinde yaptığı konuşmada Türki- ye'de açlık sınınnda olan msanlann rakamlannın gerçekten "ürkütücü olduğunu" ve bunun "gide- rek artacağını" belirtti. Özak, daha sonra yaptığı açıklamada, konuşmasını "sehven" söylediğini, "eğer tedbir alınmaz ise artma eğiliminde olabile- ceği" anlamında kullandığını kaydetti. Bakanlar Kuptriu'nun ÖTV madı • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Bakanlar Kurulu, Danıştay 7. Dairesi'nin lüks tüketim mal- lan ile alkollü içkilerdeki ÖTV artışına ilışkin ver- diği yürütmeyi durdurma karanna karşın, bu ürün- lerdeki ÖTV listelerini değiştirmeden Resmi Ga- zete'de yayımladı. Kararnamelerde. lüks tüketim mallannm yer aldığı 4 sayılı Iiste ile alkollü içki- lerdeki maktu tutarlann yer aldığı 3 sayılı listede herhangi bir değişiklik yapılmadı. Karakolda şüpheli intihar • İZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) - İzmir'de "icrai rezalet ve sarhoşluk" suçlamasıyla gözaltına alınan ve birahanede çalıştığı belirtilen Rabia A. (32) adlı kadının, Hatay Karakolu'nda kendini de- mir parmaklıklara asarak ve dizüstü çökerek intihar ettiği savlandı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Toklucu hakkında soruşturma • ESKİŞEHİR - (Cumhuriyet) AKP'nin göreve getirdiği içki yasağı. memur sürgünü. türbanJı per- sonel çahştırma gibi uygulamalanyla tartışma ya- ratan Eskişehir Milli Eğitim Müdürü Ekrem TokJu- cu bu kez "video kaset skandah"yla gündeme gel- di. Öğretmenevi'nde Milli Eğitim Bakanlığı İlköğ- retim Genel Müdürü Servet Ozdemir'le birlikte iki kadının odasına girerken görüntülenen Toklucu hakkında soruşturma başlatıldı. ASAM'ın yeni başkanı Başer • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Avrasya Bir Vakfı-A\Tasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) yaptığı açıklamayla Emekli Orgeneral Edip Başer'in yönetim kurulu başkanlığına getiril- diğini bildirdi. Açıklamada, demeğin adının "'In- sanlığa Karşı Suçlar Enstitüsü" olarak değiştırildi- ği, Ermeni Araştırmalan Enstitüsü çatısı altmda yürütülen çalışmalann kapsamının genişletilmesi- nin kararlaştınldıgı kaydedildi. Dini evlilik rehberi Altındağ Belediyesi'nin yurttaşlara dağıttığı kitapçıkta erkeklere 'başka erkek yüzü görmemiş ve kendinden daha düşük statüde biriyle' evlenmeleri öğütleniyor I Baştarafı 1. Sayfada açıklama yapmazken Altındağ Beledıye Ba- sın ve Halkla llişkiler Müdürlüğü, kitapçığın kendilerinden önceki "ilahiyat mezunu" bir müdür tarafından hazırlandığını kaydetti. Kitapçığın, "Kutadgu Biîig'den (nıutlu- luk veren bilgi) Evlenecak Adaylara Öğüt- ler" adlı bölümünde, erkekJerin evlenmek is- tediklerinde çok dikkatli olmalan ve iyi bir kız aramalan isteniyor. Kitapçıkta, "Alaca- ğın kimsenin soyu sopu ve ailesi iyi olsun, kendisinin de hayâ ve takva sahibi, temiz olmasına dikkat et! Alacaksan el değmemiş ve senden başka erkek yüzü görmemiş bir aile kızını almaya çalış" denilıyor. Erkeğın evlenecekse kendisınden düşük statüde biriy- le evlenmesi gerektiği ifade edilen kitapçık- ta bulunan "Evlilik Öncesi Gençlerin Bil- mesi Gerekenler" kısmındaysa evlenecekle- rin birbirlenne "denk" olmalan çeşitlı hadis- lerle anlatılıyor. "Kadınla 4 özeüiği sebe- biyle evlenilir. Malı, soyu, güzelliği ve dini, sen dindar ve ahlaklı olanı al" önerisinin yer aldığı kitapçıkta, evliliğe atılan ilk adım- da yapılacak en büyük hatalardan birinin, "bir adayı bazı konularda cazip bularak uygunsuz hal ve hareketlerinin ileride is- tenilen şekilde düzelrilebileceğini zannet- mek" olduğu savunuluyor. Kitapçıkta şöyle denilıyor: "Halbuki, kendisi istemedikten sonra bir insanı zorla değiştiremezsiniz. Bırakın değişrirmeyi, Allah korusun ken- diniz değişebilirsiniz! Efendimiz'in (SAV) 'Evleniniz, çoğalınız. Zira ben kıyamet gü- nünde sizin çokJuğunuzla iftihar ederim!' ha- disini de bu çerçevede değerlendirmek ge- rekir. Hadiste geçen iftihar ederim' ifadesi çok önemlidjr. Zira burada istenilen, Re- sûl-i Ekrem'in (SAV) çokluğuyla iftihar edeceği bir nesildir." Kitapçığın "Evlilik Gecesi ve Önemi" ad- lı bölümündeyse, evlenecek kızın anne ve ba- basımn kızına gerekJi nasihatleri vermesi. ko- cası ile iyi geçinmesi için gerekii bilgileri ak- tarması gerektiği kaydediliyor. Kitapçıkta ilk gece yapılması gerekenler de şöyle sıralanı- yor: "Örf, âdet ve ananelerimize göre ha- yırlı bir neslin bekası için, özellikle evlili- ğin ilk gecesinde çiftler, ikişcr rekat namaz kılarlar. Namaz sonrası dünya ve ahiret sa- adetleri ve birbirleri ile iyi geçinmeleri için dua ederler, Cenab-ı Allah'tan hayırlı ev- lat ve hayırlı gelecek talep ederler. Genç çiftler birbirlenne yakın olacakları zaman da ' Ya Rabbim bizi şeytandan muhafaza ey- le, şeytanı da bize ihsan edeceğin çocuktan uzak bulundur. Dünyaya gelecek evlatlanmı- zın ailemiz, ülkemiz, milletimiz için hayırlı olmasını nasıp eyle' diye dua ederler. Bu hem dini bir vecibe, hem de örf, âdet ve ananelerimizin bir gereğidir." "Eş SeçimindeYapılması Gereken Dua" adlı bölümde de evlenecek çiftlerin şunlan yapması gerektiği savunuluyor:"Eş seçimi- ne karar vermeden önce Yüce Rabbimizin kendisine hayırlı bir eş ve hayırlı bir nesil ihsan etmesi için dua ederek o en büyük ka- pıya, rahmet ve merhamet kapısına müra- caat etmeli ve 'Ey Rabbimiz! Bize gözümü- zü aydınlatıp gönlümüzü açacak, salih ha- nımlar ve nesiller ihsan et! Ve bizi takva sa- hiplerine rehber kıl!" diye dua etmelidir..." Kitapçıkta yer alan "Evlilikle İlgili Hik- metli Sözler" bölümünde ise kadınlara iliş- kin şu çağdışı tanımlar yapılıyor:"Erken kalkmayan avrat, söz dinlemeyen evlat, mahmuzla gitmeyen at. kapında varsa kal- dır at. Kadının şamdanı altın olsa, nıumu dikecek erkektir. Kızı kendi haline bıra- kırsan ya davulcuya varır, ya zurnacıya. İnsanları rezil de vezir de eden kadındır." GUNDEM Ml'STAFA BALBAY İki ülkenin bilim adamı vesiyasetçilerilaikliğin mutlaka korunmasıgerektiğini vurguladı Fransa'da laikliğe Türkiye damgası LEYLA TAVŞANOĞLU PARİS - Fransa, ülkedeki Müs- lüman toplumun onlarca yıldır kızgınlık şimşeklerini üzerine çe- ken Laiklik Yasası'nın yüzüncü yıldönümünü bu ay içinde sessiz sedasız "anarken" hafta başında bir Türk grubu Fransa Senato- su'nda "laiklik" konulu bir kon- feransa damgasını vurdu. Marmara VakfVnın Fransız Se- natosu'yla ortaklaşa düzenlediğı "Fransa'da Laiklik 100,Türki- ye'de 68 Yaşında" konulu top- lantıya Türkiye'den akademısyen- ler, politikacılar, Fransız tarafın- dan ise Fransız akademisyen, se- natör ve yazarlar katıldı. Laikliğin her iki ülkede bütün boyutlanyla ele alındığı konfe- rans birtakım çevrelerin engelle- me girişimlerine karşın başanlı bir biçimde gerçekleştirildi. Bura- da konuştuğum kimi Fransız se- natör,"Türkler bizim senatoda ilk kez böyle bir toplantının dü- zenlenmesine önayak oldular. Daha çok sivil toplum kurulu- şu Türkiye'den gelip Fransa'da sesini duyursa Fransız toplu- mundaki Türk imajı da doğru bir yere oruracakrır" görüşünü dile gerirdi. Moderatörlüğünü Fransız Sos- yalist Partisi Senatörü Josette Durieux'nün yaptığı konferansta her iki taraftan çıkan ortak görüş ise laikliğin mutlaka korunması gerektiği ve böylece de bütün din- Marmara Vakff nın Fransız Senatosu'yla ortaklaşa düzenlediği konferansa katılım geniş oldu. lerdeki köktendinci akımlara ge- çit verilmesinin önlenebileceğiy- di. Çok çarpıcı bir sunum eski Fransa Eğitim Bakanı Jean-Pier- re Sueur tarafından yapıldı. Su- eur'un konuşması şöyle başlıyor- du: "Bizdeki 1905 tarihli Laik- lik Yasası hem inanç özgürlüğü- nü, hem de laikliği güvence al- tına aldı. Daha geçenlerde tür- banı engelleyen yasaya gönül rahatlığıyla oy verdim. Çünkü türbanı serbest bırakma çaba- lannın altında proselitizm' (in- sanları kendi dinlerinden ya da mezheplerinden ayırıp başka bir din ya da mezhebe bağlan- malannı sağlamak) amaçlandı- ğını düşünüyorum." Sueur sözü yeniden 1905 tarih- li Laiklik Yasası'na gerirerek söz- lerini şöyle sürdürdü: "1905 Yasası'nın kelimesine bile dokunulmasına izin veril- memeli. O yasa bir simge olarak ortada duruyor. Dünvanın gö- zünde de Fransa'daki laikliğin sembolüdür. Yasanın kaldırıl- ması ya da değiştirilmesi Fran- sa'nın laiktikten geri adım attı- ğı anlamına gelecektir." Daha sonra kürsüye gelen CHP millervekili Gülsün Toker Bilge- han da şu ilginç sunumu yaptı: "Ben bu kürsüde serbestçe ko- nuşurken dünyada milyonlarca kadın baskı altında yaşıyor. Türkiye'de laiklik olmasaydı ben bugün burada olamazdım. Bugün Türkiye'de iktidar par- tisi AKP. Bu da laikliğe ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bizde dört kuşak boyunca kadınlar türban takmadı. Bugün ise 18- 20 yaşlanndaki genç kızlar baş- larını kapatma özgürlüğünü kullanıyor." Felsefe Profesörü Yoanna Ku- çuradi ise sunumunda şu görüş- leri savundu: "Laiklik insan hakkı için olmazsa olmaz bir prensiptir. Ama din devlet işle- rine kanşmazken devlet din iş- lerine kanşmamalıdır." • Baştarafı 1. Sayfada AD Istişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç, Van 100. Yıl Ûniversitesi Rektörü Prof. Yücel Aşkın'a yönelik davranışın ve uzun tutukluluk süresinin onaylanamaya- cağını söyledi. Bunda, yargılamayı yapan heyete yöne- lik bir baskı yok. Baskı için öncelikle yargı üzerinde gü- cünü hissettirecek bir konuma sahip olmak gerekiyor. Bu konum, Koç'ta değil, Başbakan'da var. Başba- kan da o konumu kullandı! Başbakan'a göre, Aşkın davasıyla ilgili görüş belir- tenler yargı üzerinde baskı kuruyor. Soralım: - Başbakan görüş belirterek asıl baskıyı kurmuş ol- muyor mu? • • • Erdoğan'ın, Aşkın davasıyla ilgili görüş belirtmenin anayasal suç olduğunu ilan etmesiyle birlikte neler ol- du? Aynı gün Aşkın'ın beraat ettiği tarihi eser konusun- daki dava temyiz edildi. Oysa, beraat karan sonrasın- da böyle bir hava yoktu! Hemen ertesi gün de Ankara Cumhuriyet Başsav- cılığı harekete geçti, Aşkjn'la ilgili belirtilen görüşlerin tümünü incelemeye aldı. Türkiye'de kimse Prof. Aşkın yargılanmamalı, ke- sinlikle soruşturulmamalı demiyor. Genel sağduyu şu- nu söylüyor: Bir rektör suçlu olup olmadığı henüz kanıtlanmadan cezaevine konmamalı. Böylesi bir davranışla karşılaş- mamalı! özünde Koç'un vurguladığı da bundan ibaret. Bir başka deyimle, Başbakan'a ya da hükümete dönük bir söz değil. Erdoğan'ın sanki doğrudan kendisi suçlan- mış gibi sert bir refleksle karşı suçlamaya girişrnesiy- le, AKP'nin yan ve tam resmi yayın organlannın Aşkın davasını haberleştirme biçimi birleşince ortaya son derece ürkütücü bir tablo çıkıyor. AKP iktidannın ilk aylannda AKP milletvekilleri Mec- lis çatısı altında şu sözü söylemişlerdi: "Biz bu yargıya güvenmiyoruz!" Aradan geçen zaman diliminde pek çok yargıç ve savcının yeri değişti, pek çok yasa değişti... AKP'liler de değişti! Şunu demeye başladılar Yargıya müdahale etmeyin! Yoksa sadece AKP'lilerin güvenebileceği bir yargı yapısı mı oluşuyor? • • • Başbakan Van'a mısın demiyor, bildiğini-bilmediği- ni söylüyor. Van demecinin bir başka boyutu da iş dün- yası ve YÖK... TÜSİAD bir toplantı yapıp Erdoğan'a karşı tavnnı belirteyecek. Rektörler Komitesi de önü- müzdeki hafta bir araya gelecek ve Erdoğan'ın tutu- munu tartışacak. Türkiye'deki siyasi yapının şöyle biranayasası vardır İş dünyasıyla ve üniversitelerle gerilime giren hükü- met kaybeder! AKP'liler bu ve benzeri saptamalara gülüp geçiyor- lar, kendilerinin öncekilerden daha farklı bir iktidar ol- duğunu iddia ediyorlar. Bizim de kendilerine şöyle bir anımsatmamız olacak: Her iktidar böyle düşünür, aynı sonuçla karşılaşır! AKP, Türkiye'yi nasıl yönetiyor? Geçen gün bir dost meclisinde müstehcen bir fıtrn anlatıldı. Fıkrayı dinleyenlerarasında Yargıtay Onursa/ Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu da vardı. Kanadoğlu, "Ben de bunun ardından çok kısa benzer birfıkra anlatmak isterim" dedi, devam etti: - Türkiye'yi AKP yönetiyor! ankcum / cumhuriyet.com.tr Bakû'da uçak düştü: 23 ölü • BAKÛ (AA) - Azerbaycan Havayollan'na ait bir yolcu uçağının düşrüğü, 18 yolcu ve 5 müret- tebattan kurtulan olmadığı bildirildi. Kazakis- tan'ın Aktau kentine gitmek üzere Bakû Havaala- nı'ndan havalanan An-142 tıpı yolcu uçağı, 20 da- kika sonra radardan kayboldu. Uçağın enkazına Bakû'nun 15 kilometre uzağında ulaşılırken uçak- ta bulunanlardan kurtulan olmadığı bildinldı. İçki yasağı İngiliz basınında • Dış Haberler Ser\isi - Türkiye'deki içki yasa- ğı, Amerikan basınından sonra tngiliz basınında da yankı buldu. The Guardian gazetesi, "içki. Türkiye'nin değerleri tartışmasında yeni bir savaş alanı oldu" yorumu yaptı. Haberde CHP Grup Başkanvekili Kemal ,\nadol'un AKP Hükümeti ıçın "Onlar Lüksemburg'u değil Tahran'ı istiyorlar" dediği de aktanldı. 6 PKK silah bırakacak, AKP de af çıkartsın' SERDARAKİNAN Birkaç gün önce Kuzey Irak'tay- dım. Yoksa artık kulaklanrmzı alışfır- mamız gereken ismiyle Irak Kürdıs- tan Federe Bölgesi demem mi daha doğru1 ?.. Irak Cumhurbaşkam Celal Tala- bani ve Kürdistan Bölgesel Yönetim Başkanı Mesut Barzani ile söyleşi için buradayım. Randevu gününü beklerken bölgede iş yapan Türk in- şaat firmalan yetkilileri ve Erbil Va- lisi Nevzat Hadi ile söyleşiler yapı- yorum. ABD'nin Irak'ı işgali öncesi 1 Mart tezkeresi günlerinden itibaren 3 ay süresince hep Kuzey Irak'tay- dım. Binlerce yıllık Erbil kenti iki buçuk yılda muazzam bir şantiye ha- line gelmiş. Petrol karşılığı gıda programından Kürdistan Federe Bölgesi'ne verilen 2 milyar dolar altyapı harcamalanna gidiyor. Ve hem KYB (Kürdistan Yurtseverler Birliği) hem KDP (Kür- distan Demokrat Partisi) inşaat işle- rinin yüzde 95'ini Türk firmalanna veriyor. Erbil Valisi Hadi, "Neden Türk firmalannı tercih ediyorsu- nuz" soruma pragmatik bir yanıt ve- riyor: "İnşaatta en ileri teknoloji- yi Türk müteahhitler biliyor. Sınır komşusu olduğumuzdan süratle uyguluyorlar. Biz hak edişlerini za- manında ödüyoruz. Onlar da işle- rini süratle ve titizlikle yapıyoriar." Tabii her şey bu kadar basit değil. Barzani'nin iş verdiği en büyük müteahhit MHP'lı mi? Türk firmalanna yaklaşık 1 milyar dolarlık inşaat pastası sadece "Sü- ratli, kaliteli ve temiz" iş yaptıkla- n için verilmiyor. Siyasi bir karar da söz konusu. Bunun en somut göster- gesi Erbil' in tüm altyapı ihalesini yıl- lar önce kazanan bir firmamn MH- PTi bir politıkacıya ait olduğu iddi- ası... Sorun şu ki, bu firma da son dö- nemde gelen Türk firmalarmın tersi- ne yeteri kadar süratli ve kaliteli ça- hşmıyormuş. "CL\ Havayollan" Kürdistan se- malannda vızır vızır geziyor... Üze- rinde hiçbir şey yazrmyor. Haftalar önce Sabiha Gökçen'de fotoğrafla- nan, tüm Avrupayı gezen C-130 Her- cules tipi bembeyaz bir uçak... CIA havayollan... Erbil Havalimanı'na doğru inişe geçiyor. Çevremdekiler heyecanlanmamı ve kameramanıma "CIA uçağı, kaçırma çek..." deme- mi garipseyerek "Bu uçaklar sü- rekli gelip gidiyor..." diyorlar. Bir gün sonra Süleymanıye'deyız. Şans bu ya, gene çekım yapıyoruz. "Kanatü işkencehane" gene iniş- te... Kimleri taşıyor? Nereden nere- ye taşıyor? Hemen yammızda Saddam dö- neminden kalan bir kışla... Etrafta Amerikan askerleri... Tüm alan Guantanamo gibi yük- sek güvenlikli bir cezaevi haline ge- tirilmiş. CIA'nın Kuzey Irak'ta kur- duğu dev işkencehane işte burası... Talabani xe Barzani ile konuşuyo- rum. Her ikisi de Erdoğan'dan bü- yük bir övgüyle bahsediyor. Talaba- ni, "Erdoğan, Kürtlerin gerçek çı- karlan için çarpışıyor..."diyor. Barzani şunlan söylüyor: "AKP'- den ve Türkiye devletinden çok olumlu işaretİer alıyoruz. Biz de aynı niyet ve kararlılıkla ilişkileri- mizi geliştirmek istiyoruz." Heriki- sine de aynı soruyu soruyorum,"Er- doğan aylardır Kandil'e ABD'nin operasyon yapmasını söylüyor. Ancak VVashington sizi işaret edi- yor. Sizi Ankara'ya muhatap kılı- yor. Ne düşünüyorsunuz?" Aldı- ğım yanıt söz birliği etmişçesine ay- nı cümle: "PKK silah bırakacak. Silahlı mücadele devri bitri. Türki- ye de genel af çıkarmalı..." Barzam'ye büyük Kürdistan söy- lemini açmasını, Öcalan'ın "De- mokratik Konfederalizm" yakla- şımını sorduğumda ise uzun bir ya- mt veriyor: "İki bağımsız ülke olan Türkiye ve İran'm böyle bir konfederal ya- pıda anlaşmaları mümkün değil. Türk toplumu, Kürt kelimesi etra- fında korku sınınnı aşmalıdır. Türkiye, bölge ülkeleri ve halkla- n, bölgede bir Kürt ulusunun var olduğunu ve bu uluşun tarih bo- yunca haklanmn çiğnendiğini ve kendi kaderini belirleme hakkına sahip olduğunu bilmeli ve kabul etmeli. Ben, Kürt halkının hakla- nmn gerçekleşmesinin asla şiddet- le olmayacağına inanıyorum. Bu- nun mutlaka karşılıklı uzlaşma ve uygun zamanda olması gerektiği- ne inanıyorum." Irak'ta seçimler yapıldı ve Irak'ın en istikrarlı bölgesi Kuzey'de, bu"a- kın Büyük Kürdistan'ı, Irak Federe Kürt Bölgesi'nde bir hükümet bile kurulamayacak. Neden mi? Şundan... Henüz aysbergin ucu gi- bi duran petrol konusunda büyük bir kavga var. Hükümet kurulursa federal hükü- mette gelen parayı kim, neye göre, kime dağıtacak0 KYB ErbiVde ina- mhnaz ku\"vr etlenmiş. Ve icracı ba- kanlıklan almalan durumunda knz çıkar. Bu nedenle, şayet büyük ağa- bey metazori yapmazsa anlaşamaya- caklar. Türkiye, PKK sorununu çözmek için genel af çıkarmak zorunda. ABD, daha doğrusu Neo-Con'lar bu- na bastınyor. Havuç da veriliyor. Kredilendirme kunıluşlan kredi notunu arttırmaya başladılar. Erdo- ğan'ın "Üst kimlik-alt kimlik" \TIT- gusu asla tesadüf değil. Mahmur kampı önümüzdeki ay- larda boşalabilir. Ve, ABD Kuzey'e, Kürdistan Federe Bölgesi'ne çeki- lip Mehmetçiği BM şemsıyesı altm- da Bağdafa sokma pazarlığında... Şeytan üçgenınde son durum çok kısacabu...
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog