Bugünden 1930'a 5,446,863 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA + CUMHURİYET 24 ARALIK 2005 CUMARTE HABERLER DUN1ADABUGUN AilSİRMEN Önlenemez Gerginlik Başbakan son zamanlarda çok sinirii; gergin ruh hali yüzüne c*e yansıyor, kimilerinin pek iyi kulland/ğını ileri siirdük/eri vücut diline de, dav- ranışlanna da. Recep Tayyip Bey'in gerginliğini kimileri anla- makta güçlük çekiyorlar. Medyaya bakarsanız haksız da değiller. Oyle ya! Her şey günlük gü- neşlık olduğuna, ekonomi iyi gittiğine, AB ile üyelik müzakereleri yürüdüğüne ve siyasal ana- listlerin be/irttiklerı doğru ise AKP'nin alternatifi olmadığına göre, Başbakan'ın sinirliliğini anla- mak güçleşiyor. Ben Başbakan'ın birçok kişi ve kurumla çatış- masına, ortamı sürekli germesine bakınca, Tay- yip Bey'in medyaya pek güvenmediğini düşü- nüyoaim.Yani o pariak tabloya inanmıyor, olay- lara belki medyadan daha karamsar bakıyor. öyle olmasaydı bu kadar gerginleşir miydi? Eğer her şey medyanın gösterdiği kadar gül- lük gülistanlık olssydı, Başbakan rahatlıkla bir erken seçime gider, yine her şey medyanın söy- lediği ısmarlama anketlerin gösterdiği gibi ol- saydı, oy oranını arttırarak çıkar, önündeki bütün engelleri de teker teker aşarak, Türkiye'yi götür- mek istediği şeriat devletine ulaştınrdı. Ama Başbakan duaımu öyle görmüyor olmalı ki, çok yıpranmış bir iktidann başı gibi sinyaller veriyor. • • • Son olarak TUSİAD yöneticileri ile baş başa tatlı sohbetinin ertesi günü, bu kuruluş ile ara- sında patlak veren, kendisini yargıya talimat ver- meye iten gerginliğin orada kalacağını sanmak yanlıştır. Sırada yaşanacak başka gerginlikler var. Genelkurmay'ın irticanın arttığını belirten açıklamasının bir başka gerginlik daha oluştur- ması uzak bir olasılık değil. Ama bunu daha başkalan da takip eciecek. Sırada AKP'nin, laik niteliğini korumaya çalı- şan üniversiteler ile kapışması var. Bu çekişme zaten Yücel Aşkın olayı ile başlamış bulunuyor. Ne var ki, aralarında AB de olmak üzere, kimi çevreler tablonun bütününü göremiyorlar ve Aş- kın davasını hâlâ münferit bir olay olarak algılı- yorlar. Gerginlik, öze/likle Orhan Pamuk davası ile birlikte, AB ile ilişkilere de yansıdı. Lagendijk'in açıklamalan ve hükürnetin gönülsüz de olsa gö- rünüşteki sert tepkisi, kuşkusuz Ankara - Brük- sel ilişkilerinde bir kırılma noktasj oluşturmuyor ama, yine olumsuz etkiler yapıyor. Bir iktidann iç ve dış bunca çevre ile böylesine gerginlik yaşaması, ne demokrasi açısından ya- rarlıdır ne de kendisi açısından. Ama Tayyip Bey, her şeyin iyi gittiğinin ileri sü- rüldüğü bir dönemde, ortamı bir türJü yumuşa- tamıyor, toplumu gereksiz sorunlarla geriyor. • • • Aslında işlerin bu raddeye varacağını, daha AKP iktidara geldiğinde tahmin etmek mümkün- dü. Erdoğan iktidannın, ekonomik sıkıntılar içinde yaşayan geniş toplulukların dertlerine derman olamayacağı daha o günlerden belliydi. Seçim başarısını kendi kimliği ve hünerinden çok, ön- ceki iktidariarın başansızlıklarına, acemiliklerine borçlu olan Tayyip Bey, büyük vaat ve iddia/arta işbaşına geldi. Pompalanan iyimser hava bu vaatlerin ger- çekleşmesi anlamını taşımıyor. Nitekim ekono- minin çok iyi gittiğini söyleyenler de bu "iyileş- me"nin halka yansımadığını, ışsizliğin azalmadı- ğını, vatandaşın alım gücü artmazken vergilerin artmakta olduğunu görüyorlar. Bu durumda toplumda geniş bir hoşnutsuzluk havasının esmesi ıçin, cari açığın bir krizi tetikle- mesini beklemeye bile gerek yok. Üstelik gelişmeler, önünüzdeki dönemde, iş- sizliğin azalmayacağını, hatta orta vadede arta- bileceğini bile gösteriyor. Işte bu hoşnutsuzluk havası, AKP'nin ılımlı bir polrtika uygulamasını zorlaştınyor, hatta imkân- sız kılıyor. Hoşnutsuzluk zaten bir koalisyon görüntüsü veren, parti içine olduğu kadar, seçmeni ile ara- sında bağlantıyı kuran çevrelere de yansıyor. Bu gibi durumlarda hangi iktidar olursa olsun, çaresizlikten kolay yolu tutar ve popülizme sa- par. Sert çekirdeği siyasal Islam olan bir partinin popülizmi ise bu alanda radikal girişimlerde bu- lunmaktır. Işte Erdoğan da bu yolu tutmuş ya da bu tu- zağa düşmüştür. Bugünün gelişi AKP iktidarının ilk anından itibaren görülebilirdi; nitekim görülüp yazıldı da. Inanmayanlar, açıp koleksiyonlara bakabilirler. asirmen@ cumhuriyet.com.tr Dursun OdülüMemüVye 4 Eyiül 1999'da öldiirülen yazar Turan Dursun a<b- na her yü düzenlenen "Turan Dursun İnceleme ve Araşürma Ödülü^nü "Para ve Kan tmparatortuğu Yatikan" adb eseriyle yazar Sedat Memili kazandı. MemiK'ye piaketi, dün Aydmlık dergisinde düzenle- oen törenteverildi. 2004-2005 "Turan Dursun tnce- kffle ve Arişünna ÖdüJü'ne 10 eser kaüldı. Ödüfü, Prof.Dr. ÜlunArsel,Prof.Dr. NejatKavmaz,Dr. Do- ğuPerinçekZekiSanhanveProf.Dr.CahitTaııyoJ'(Jaii oluşan seçid kunıl belirledi. Plaketinüı vcrilmesinüı ardîndankaıuşan MemiJieserininTuran Dursun'un adına düzeılenen bir yanşmada ödüle layık görüJ- mesinin mıtJuluk verici olduğunu belirterek "Bu pserkolektifbir çabarun ürünüdür. Katkısı oian her- keseteşekkir ediyoranTdedi (TARKAN TEMUR) Şah'a karşı Humeyni'yi destekleyenlerin yaşadıklanyla TÜSIAD-hükümet kavgasının ortak noktalannı vurgulad Baykal'dan İranbenzetmesi İĞNELl FIRÇA ZAFER TEMOÇtN AYŞE SAYEV ANKARA/tZMİR - CHP Genel Başkaıu DenizBaykaJ, hükümet ile TÜSİAD arasındâ Yücel Aşkın da- vası ile iJgılı yaşanan gergınlığı "kı- nlma noktası" ve "eski dostlann düşman olması" olarak nıteledı. Aralannda TÜSİAD'ın da bulundu- ğu AKP'ye destek veren çevrelerin hükümetle görüş farklılığına dü- şünce hedefhaline gelıp suçlanma- ya başlanmasını "İb- ret ahnnıası gereken birdurum" diye nite- lendıren Baykal, "iran'daHumeyni ik- tidara gelince TU- DEH (İran komünist Partisi), İslamcı, din- ci gruplarla bir bera- beriikkurdu.İran 'da daliberallerdestekfr- ' yordu Humeyni'yi, üpJa Türkiye'dede ikinci cumhuri- yetçikrin\e hberallerinAKP'yi des- tekleraesigibi''dedı. CHP lıden Baykal, Şehıt Asteğ- men Kubilay'ın genciler tarafindan katledihşinm 75. yıldönümü nede- nıyle düzenlenen törenlere katıl- mak üzere Menemen'e gıdişinde, uçakta beraberindekı gazetecilerin gündeme ılişkın sorulannı yanıtla- dı. Başbakan Tayjip Erdoğan"ın "Yargıya müdahaJe ediüyor" ihba- n üzenne Yücel Aşkın davasını eleş- tiren TLSİAD Yüksek İstışare Kon- seyı Başkanı MustafaKoç ve YÖK Başkanı Prof, Dr. Erdoğan Teziç hakkında inceleme başlatılması ola- yını değerlendiren Baykal, yargıya asıl müdahalenin hükümet üyeleri tarafindan yapıldığını söyledi. Er- dogan'ın "yargıya müdahale edile- meyeceği'' hükmüne önıek göster- diği anayasanın 138. maddesinın "resmigöre%ülerin>argı\Bmüdaha- lesini engeDeme" amacı taşıdığını kaydeden Baykal, Dışışleri Bakanı AbduOahGül'ün Orhan Pamuk da- Baykal. "İran'da da liberaller destekliyordu Humeyni'yi. Tıpkı Türkiye'de ikinci cumhuriyeîçilerin ve liberallerin çeşitli gerekçelerle AKP'yi destekJedikJeri gibi. Şimdi iş belli bir kınlma noktasına gelince, eski dostlann düşman olduğuna tanık oluyoruz" dedi. vası ile ilgili açıklamalan olduğu- nu, Ermeni Konferansı konusunda başta Adalet Bakanı CemilÇiçek ol- mak üzere, bütün hükümet üyele- rinin açıklamalar yaptığını v^ırgu- layarak "Şimdive kadar bakanlar hakkmduı hiçbir sav cı hareketegeç- ti mi" diye sordu. Yücel Aşkın davasıyla ilgili iddı- anamenin aylarca hazırlanmadığı- nı. savcının talimatla bu konuda ba- sın toplantısı yapabıldiğine dıkkat çekenBavkal. "Demokrasflerde bü- tün bu taroşnıalardoğaJdır. Vargıka- raıian tarüşıhr, .vargı uygulamala- n tarüşıhr ama yargıya talimat ve rilemez. Vargn a talimat verme du rumunda olanJar yargıya müdaha- le etmemeBdir" görüşünü dile ge- tirdi. Gazetecilerin Başbakan Erdoğan hakkında da soruşturma açılıp açı- lamayacağı yönündeki sorusu üze- nne Baykal, "Türkiyeişte Başbakan hakkında soruşturma açılması için iktidar değişikliğine gerek duyul- madığı zaman hukuk devJeti ohır. Ama bizbn bu aşama- da obnadığımız açık" diye konuştu. Bu ola- yın önemli bir boyutu- nun hükümete destek veren çevTelenn, hü- kümetle temel görüş aynlığına düşünce he- def haline gelıp suç- lanmaları olduğunu belirten Baykal, şu gö- rüşlen dile getirdi: "Bu ibretalınnıası gereken bir du- rtımdur. İran'da Humeyıü iktidara geiirken benzerdurumlaryaşanmış- ö. Hume>TU iktidara gelince TL- DEH, İsJamcı,dincigüçkriedemok- rasi, insan haklan zemininde, şaha karşı bir beraberUk kurdu. İran'da da liberaller destekliyordu Humey- ni'yi Tıpkı Türkiye'de ikinci cum- huriyetçilerin ve fiberaDerin çeşitli gerekçelerle AKP'yi destekledikkri gibL Şimdi iş belli bir kırılma nok- tasınagefince, eskidostlann düşman olarakgörühneyebaşlanchğına tanık oluyoruz. Hiç şaşmnıyoruz." IR NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR orafcalislar@cumhuriyet.com.tr TÜSİAD Yüksek Istışare Konseyi Bakanı Mustafa Koç'un konuşma- sı, Başbakan Recep Tayyip Erdo- ğan'ı çok öfkelendirdi. Mustafa Koç bu konuşrnasında kritik bir ko- nuya deginmıştı. Eleştirisi Van Yü- züncü Yıl Ünıversitesi Rektörü Yü- cel Aşkın'a ilişkindi. Ne demışti Koç: "Yücel Aşkın'a reva görülen muameleyi ve uzun gözaltı süresini tasvip etmek mümkün değil. Bu tür davranışlar, adil olacağına inandtğımız yargıla- ma sürecine gölge düşürüyor." Aynı toplantıda TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı da hükümete yö- nelık eleştirilerde bulunmuş, barajın düşürülmesini istemiş, düşünceye yönelik davalarla ilgili endişelerini dile getirmişti. • • • Başbakan Recep Tayyip Erdo- San bu açıklamalara çok kızdı. zellikle Van Yüzüncü Yıl Üniversi- tesi Rektörü'yle ilgili açıklamalar onu öfkelendirmişti. Bu türden açıklamaların anayasaya aykırı ol- Yargıya Müdahale Var, Müdahale Var duğunu söylemeyi de unutmamış, açıklama yapanlann suç işledikleri- ni vurgulamıştı. Başbakan'ın bu suçlamalan etkisini gösterdi. Mus- tafa Koç ve YÖK Başkanı Erdoğan Teziç hakkında "yargıyı etkileme" gerekçesiyle soruşturma açıldı. Neresınden tutsak, tam anlamıy- la bir skandal manzarayla karşı karşıyayız. Birinci olarak anayasa- ya aykırılık iddiası... Hukukçulara sordum, "yargıyı etkilemekle" ana- yasa arasındâ bir ilişki kuramadılar. İkinci olarak Recep Tayyip Erdo- ğan'ın 1982 Anayasası'nı kendisine referans alması keyfiyetı ılgi çekici. Bir askeri darbe anayasasının hâlâ ülkemizde yürürlükte bulunması ayıbı yetmiyormuş gibi, bir de bu anayasa sürekli referans gösterili- yor. Ne diyebiliriz ki! Üçüncü ve belkı de en önemlisi sayılması gereken konu, "yargıyı etkileme" konusu. Başbakan açık- lamasıyla yargıyı etkiledi ve savcı- lar soruşturma açtı diyemez miyiz? Bu konudaki açıklamalann suç ol- duğunu söylemesinin hemen ar- dından böyle bir soruşturmanın başlamış olması, skandal değil mi? • • • Bütün bunların da ötesinde be- nim "yargıyı etkilemek" konusun- da şimdiye kadar söylenenlere kökten bir itirazım bulunuyor. Bunu birkaç kez TV programlarında ve bu köşede dile getirdim, ancak bir kez daha dile getirmeyi yarariı gö- rüyorum. Tezimi yeniden söylüyo- rum: "Bu ülkede yargıyı etkilemek şart." Şimdi nedenlerini sıralayacağım. Bu ülke son 50 yılını askeri darbe- lerle ve aşırı sağcı, tutucu iktidariar yönetimınde geçirmiş bir ülke. Yar- gı ve yasalar, bu gelişmelerden ola- ğanüstü etkiiendi. Yargımız, ne acı- dır ki, demokratik olmayan, otoriter devtet anlayışı gölgesinde şekillen- di. Yasalarımız ve anayasamız da aynı şekilde. Yasalar ve anayasa değişse bile bu 50 yılın birikimi az buz bir şey değil. Ben kendi yaşamımdaki ör- neklerie biliyorum ki en otoriter ve sert kararları veren yargıçlar, de- mokrasi karşıtı iddianameleriyle ünlenen savcılar hep yükseldiler. Demokratik hukuk devleti titizliği gösteren savcılar ve yargıçlar ise hep itilip kakıldılar. Sürüldüler, emekli edildiler, mağdur edildiler. Bütün bu nedenlerle yargıyı oto- riter bir devlet için değil, demokra- tik hukuk devleti için etkilemek ge- rekiyor. Yücel Aşkın'ın tutuklanma- sı da yaşadığımız deneyimler ışı- ğında bir anlam ifade ediyor. Yücel Aşkın tutuksuz yargılanamaz mıy- dı? Böyle o kadar çok örnek var ki... önce tutuklanıyor, birçok ezi- yet görüyor ve sonra beraat ediyor. Türkiye'de bu bir alışkanlık; hak- kında bir iddia olanı, tutuksuz yar- gılamak mümkünken tutuklu yargı- lamak... Bu açıdan da yargı siste- mimizin, alışkanlıklann eleştirilmesi gerekiyor, yargının etkilenmesi ge- rekiyor. Hep demiyor muyuz, yasa- lan değiştirmek yetmıyor, anlayışla- nn da değışmesı gerekiyor. Anlayış nasıl değişecek? De- mokratik eleştiri geleneğini sürdü- rerek. Mahkemelerin otoriter devlet yanlısı tutumlarını, demokratik hu- kuk devleti çerçevesi içine çekme- ye çalışmak ve eleştirmek gereki- yor. Bu, yurttaşlar olarak bizim c'S- revimiz, en başta da hüküme^fh görevi. ••• Başbakan'ın açıklamalan talih- sizliktir. Yargıyı olumsuz yönde, otoriter devlet anlayışını güçlendir- mek yönünde etkiledi. Demokratik bir hukuk devletinde mahkemelerin de uygulamalan eleştirilir. Yargının demokratıkleştirilmesi için çaba sarf edilir. Başbakan tersini yapıyor. DACI. LOGAM 22 Kasım - 31 Aralık tarihleri arasındâ www.dacia.com.tr adresini tıklayın, sonjlan doğru cevapJayın, birbı'rinden güzel 40 hediyeden bir tanesini kazanma şansını yakalayın. Hediyeler: 1 Adet LG 26" LCD TV 1 Adet SONY Home Teather 3 Adet SONY Dijital Potoğraf Makinası 4 Adet SONY Müzik Seti 7 Adet SONY DVD Player 9 Adet POLY VOCAL 205 Elektronik Sözlük 15 Adet PHILIPS Ev Telsiz Telefonu 40 Gün Gece Hediye www.dacia.com.tr DACIA group* Ranault Bu kampanya Mıllı Pıyango Genel Mudûriüğü'nün B 07 1 MPİ0 13 00 02/1915-7075 sayılı ve 18/11/2005 tanhlı an ile Dacıa Otomobıllen Satış Satış Sonras/ ve Dağrttm Hızmetten Tic Ltd Ştı tarafindan düzenlenmıştjr Çekılışe 22 11 2005 / 31 12 2005 tanhlen arasındâ Dacıa nın resmı ıntemet sıtesı olan wwwdacta.com tr adresmdekı brlgıformunudcrfduranlara sorulacak, cevapları sözû edılen ıntemet sıtesınde bulunan 10 adet sorudan en az 6 tanesıne doğru yarvl versnler katılabılecekbr Her katılımcı çekılışe bir kez katılma hakkıns sahıphr Bılgı formunun eksıksız doldurulması zorunludur Çekılış sonucunda, 1 kıjı LG RZ-26" LZ50 LCD TV, 1 kışı Sony OAV-OZ300 Home Theatre Sıstemı, 3 kışı Sony DSC-S80 Dıjıtal Fotoğraf Makınesı, 4 kışı Sony MHCRG 270 Müzık Set, 7 krşı Sony DVD-NS32/S DVD Player 9 kışı Poly VOCAL 205 Elektrornk SözJük, 15 kışı Phılıps DECT 221 Ev Telsiz Telefonu armağan kazanabılecektır Bupıyangonun talıhlılen, 06 01 2006 Cuma gunü saat 14 00 de Dacıa Otom Satış ve Satış Son Dağ Hız. Tıc Ltd Ştı Sırkeo Alemdar Cad. No 19 Emınönû/lstanbul adresınde noter huzurunda yapılacak olan çekılış sonucu yedeklı olarak belırlenecektır Kazanan talıhlılenn ısımlen 09 01 2006 Pazartesı günu POSTA gazetesınde ılan edılecektır Hedıyelenn teslım süresı ılan tanhınden itibaren 15 gündOr 24 01 2006 tanhı akşamına kadar başvurmayan asıl talıhlıter ile 09 02 2006 tanhı akşamına kadar başvurmayan yedek talıhlılere hedıyesı venlmeyecektır Hedıyelenn teslımı sırasında dogacak olan KDV ve ÖTV hanç dığer tum vergı, yasal yûkümlüluk ve harcamalar kazanan talıhlıye aıttır Ikramıye kazanan işbrakçıye kazandığı ıkramıye ve son teslım tanhı; yedek talıMıye ise asıl tafıhlının teslım süres ıçınde ıkramıyesını almaması durumunda (15 gün ıçınde ), resmı hakkın kendisine geçeceğı. taahütlu posîa yoluyla teblıg edılecektır 18 yaşından kuçukler. halen çalıştığımız reklam ajansı Fehmı Reşat Creatjve Termınal, Istanbu! Net ve Dacıa çalışanları bu çekılışe katılamaz Çehlışle iJgılı bılgı almak tçın 0212 519 75 35 numaralı firma telefonuna başvurabılııier Pıyangoya ıtırazlar ıçın ıkramıye son teslım tanhınden ıtıbaren 15 gün ıçensınde Mıllı Pıyango Idaresı'ne başvunjlabılır Bu çekı; şe katııan rserkes yukarıdakı şartları kabul etmış sayılır 4-
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog