Bugünden 1930'a 5,447,563 adet makale



Katalog


«
»

24 »RALIK 2005 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA 17 SâvurCâvur" sözü, onlann turgufadıkları özel dile lygundur. Ama...Gâvurun suyuna çiderier, çıkarlanna geldi ni gâvurun her dediğine toyun eğerler. Gâvur eilere gıder, dönmezler. Toprağımızı, malımızı, tesislenmizi her önüne gelen gâvura pazarfamaktan gurur cuyarlar. Iş kendılerine yüz vermeyene gelince... Cna vurulacak "gâvur" camgası reran c*plennde hazırdır. Yargı Recep Tayyip EtJoğan. yargılama sjrecine müdahaleden ŞKâyetçi olrnuş... Farkında mı, bılmem... Ikridannın üç müsteşan, Kjltür ve Turizm Bakanlığı Müsteşan Mustafa Isen, Milli Egitim Bakanlığı Mjsteşarı Necat Brinc'ı. Sağlık Bakanlığı Mjsteşarı Necdet Ûnüvar Yargıtay 4. Ceza Daıresi'nde yargılanıyorlar. Neden mi ya-gılanıyorlar? "Yargı kararlannı uygulamamak" ya da "yargı kararını hileli şe<Jlde uygulamak"tan... IŞIKKANSU Çağdaş düşünürter de aynı kanıda. Dünya yeni bir ortaçağdan geçiyor. De- rebeyliğe soyunmuş bir-iki ülke, peşin- de kâhyaları, tüm yeryüzünü haraca ke- siyor. Istediği coğrafyayı kana boğuyor, dilediği yerde bır işbirlikçıyi yönetime ta- şıyor. Uydu olmaya dünden razı olanı pohpohluyor, başına buyrukgördüğünü sopalıyor. Uygun bulduğu kimliği yücel- tıyor, görmediğini aşağılıyor... Bu yeni ortaçağın zalim derebeyleri- ne karşı çıkan asil yürekli insanlar yok mu? Var, varolmaz mı hiç? En azından, An- kara SanatTıyatrosu'nda (AST) yeni sah- nelenmeye başlayan oyundaki Don Ki- şotumuz var. Şöyle diyor: "Bizgezgin şövalyelerzenginlikya da rahat peşinde olmayız. Gerçek bir şö- valyeyeryüzündeki haksızlıklarla savaş- mayı, güçsüzlerin yanında olmayı, gü- cünü kötüye kullanan iktidarsahiplerini de dizginleyip yola getirmeyi kendine görev sayar." AST'takı Don Kişot, "Altın Çağ"a yö- neltmiş atı Rozinante'nin doğrultusunu. Günümüz ortamındasanal, defıce gıbi gel- se de yalın dirliği aramaktan yorulmuyor: "Altın çağ... Bugün herkesin ağzını sulandıran, peşinde koşturduğu aliın yüzünden değil. O zamanlar insanlann benim ve senin sözcüklerini bilmedik- leri için altın çağ. Herşeyin herkese ait olduğu o eski çağ. 0 zamanlar insanlann hayatına ada- let ve eşitlikhükmederdi. Kımsenin kim- seyi kıskanmadığı için de duvarlar, ka- leler, kuleleryoktu. Kimden neyi koru- yacaksınız? Işte ben birgezgin şövalye olarak altın çağın ışığını, günümüzün demir çağınayeniden taşımakla görev- lendirildim." Bugün hepimiz, gri, kasvetli ortaçağa karşı olanlar; bırer gezgın şövalyeyiz, Don Kişotuz... Tısssss.... Avrupalı siyasetçiler, ABD'nin işkence uçaklarından ve terörle suçlananların uluslararası alanlarda gizli sorgulanmalarından sık sık yakınmaya başlamışlardı ki, eski ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell konuya BBC'de açıklık getirdi: "Bizim terör faaliyetlerinden sorumlu olanlar ya da şüpheli terörist faaliyetlere kalkışanlar hakkında ne gibi işlemler yürüttüğümüz bellidir. Avrupalı dostlanmız, bu işlem ve süreçlerden haberdardır ve bu yeni bir şey değildir." Insan hakları üzerine ahkâm kesmeyi seven Avrupalılardan tıs yok... Her yapılanın ardından gerekçe aşağı yukan aynı. Ne yapıyorsunuz? Şeffaflaşıyoruz. Neyle yapıyorsunuz? Katılımcılıkla. Nereye varacaksınız? Demokratikleşmeye... Acaba? Herşeffaflaşmadan, herkatılımcı- lıktan, herdemokratikleşmeden son- ra yapılan gözlemler tam tersine so- nuçlar üretildiğini gösteriyor. Bu yüzden de "Nereye gidiyooız" sorusunu hergün daha çok soruyo- ruz. Prof. Dr. Birgül Ayman Güler'in ye- Şeffaf diktatörlük ni çıkan "Kamu Personeli" kitabın- dan alıntıladığımız şu kısa bölüm, ga- liba bu soruya yerinde ve tutarlı bir yanıt niteliğinde: "öyle görünüyor ki, yönetim sis- temi katılımcılık ve şeffaflık gibi ilke- ler doğrultusunda 'toplum'a açıl- makla birlikte, her açılışta biraz da- ha antıdemokratik bir yapılanmaya gömülebilir. Çünkü, yönetimin açıl- dığı toplum, derin eşitsizlikler için- de bunalmış haldedir. Yeni katılımcı yönetişim modelleri, egemen ve güç- lü toplumsal sınıf ve zümreleri ade- ta yönetsel güçle donatmaktadır. Toplumların geniş kesimleri ise bu güçlü, uygar, katılıma hazırolanlarkar- şısında daha da etkisiz ve kuşatılmış hale gelmektedir. Öteyandan yeni yö- netim ilkeleri kamu personel siste- minin değerler omurgasını, ömeğin 'cumhuriyete bağlılık' ya da 'genel ka- mu yararı' gibi eksenlerden alıp 'pi- yasa değerlerine bağlılık' eksenine ta- şımaktadır. Böylece kamu persone- li, yönetimin topluma açılmasıyla bir- likte toplumsal gücüne bir de yö- netsel güç ekleyen piyasa aktöıieriy- le ortak değerler ağında bir araya gelmektedir. Yenikamupersonel sis- temi ve bunun yeni yönetim tarzı, bu özellikleri nedeniyteyirminci yüz- yılı aratabilecek katılıkta bir elitizme ve demokrasiyerine yeni türden bir diktatörlüğe gömülme tehlikesiyle birlikte doğmaktadır." Yaşayan Aziz Nesin LÜTFİ KALELİ 20 Arahk 1915 doğumlu olan Aziz Nesin, bu yıl 90 ya- şını tamamladı. 19€0'lı yıllarda Malatya'da gazeteciyken kitaplanndan veyazılanndantanıdımAziz Nesır'ı. 1953'de iktidara gelen De- mokrat Partı'nin "Marşal Yar- dırm">ie uygulamaya başla- dığı ekonomik bağımlılık po- litikasyla, laikliğedarbevu- ran dnsel siyasetiyle ve de Başbakan Adnan Mende- res'inoy almak uğruna Ata- türk'e ve cumhuriyete düş- manlığıyla bilinen Saidi Kür- di Nursi'nin sırtını sıvazlayıp "Sız ısterseniz hilafeti bile geri getirebilirsiniz!" deme- siyle toplum geriliyor; Ata- tûrk'ten ve cumhuriyet ilke- lerinden yana olan aydınlar isetepkilerıni dile getiriyor- lardı. Işte tepki veren o aydınlar- dan bıri de Aziz Nesin'di. Bir dörtlüğünde şöyle diyordu: Demokratlar yüzük is- ter/Halkçılarsa tüzük is- ter Söylenecek çok şey var da / Söylemeye büzük is- ter... Gerçekten de çok şey var- dı, ama söylemeye "büzük" istiyordu. Çünkü söyleyen- lerin anında yakasına yapı- şılıyor, çoğu kez yargısız in- fazla susturuluyor ya da ha- pıslerde çürütülüyordu... Aziz Nesin, söyleyecekle- rini 200 değişik adla söylü- yor; buna karşın yine yaka- lanıyor. yaklaşık 250 kez yar- gılanıyor; kiminden aklansa da yaklaşık 6 yıllık yaşamı- nı hapislerde geçiriyordu... Ama o yine de doğru bil- diği yolundan şaşmıyordu. Yazdığı gülmece öyküleriy- le ince mizahın içerisinde eleştirisini yapıyor; anılann- da, denemelerinde, oyunla- nnda, romanlarında, şiirle- rinde hep ezilen halkının so- runlarmı dile getiriyordu. 0nun için yazmak, onurla yaşamaktı. Çağının tanıklığı- nıyapmaktı. Haklının yanın- da olup haksıza karşı savaş- maktı... 12 Mart 1971 darbesi son- rası başlatılan "Balyoz Ha- reketi" bağlamında Türkiye genelınde gözaltına alınan ve yargılanan aydınlar ara- sında ben de vardım. Diyar- bakırsıkıyönetim gözetimin- den sonra Istanbul'a göç et- tim. 1974 yılında kurulan Tür- kiye Yazarlar Sendikası'nın ilk üyelerinden oldum. Denetim ve yönetim ku- rullarında görevler üstlen- mem nedeniyle Aziz Nesin'i daha yakından tanıma onu- runa kavuştum. Gördüm ki Aziz Nesin, örgütçü kimli- ğiyle de disiplinli, tutarlı ve orarlıydı... Cuma günleri sa- at 18'de yönetim kurulu top- -anırdı. Başkan olarak kendisi en az 15 dakika önce gelir, sek- nsterden haftalık gelişmeler nakkında bilgiler alır ve sa- 3t tam 18 olunca, "Kapıyı >.apat!" derdi sekretere. Sı- kıysa bir dakika sonra girin o kapıdan içeri! Yaşınız ve konumunuz ne olursa olsun, sizi örgüt disiplinine uyma- ya davet ederdi... Ve lakla- kasız olarak gündem mad- deleri özlü biçimde görüşü- lüp karara bağlanırdı... Yaşama dair çok şeyler öğrendim Aziz Nesin'den... Izinden yürümeye çalışıyo- rum... Bir gün yazar dostum Ali Balkız Ankara'dan aradı be- ni. Düzenlediklerı PirSultan Abdal'ı Anma Etkinliği'ne Aziz Nesin'i de çağırmak is- tediklerini söyledi. 4 günlük etkinliğin ilk iki günü Sıvas merkezinde, son iki günü de Banaz'dayapılacakmış. Bir- likte Aziz Nesin ile görüştük. O günlerde Avrupa'da ola- cakmış. Bir aksama olur da kalırsagelebileceğini söyle- di. Bunun üzerine ön hazır- lıklar yapıldı ve Aziz Nesin de etkinliğe katıldı. Ancak, cumhuriyet düş- manları, Aziz Nesin'in Sı- vas'a gelmesine razı olma- dılar. Tüm şeriatçı güçleror- ganize olup ortak eylem ko- yarak Aziz Nesin şahsında cumhuriyete başkaldırdılar: "Cumhuriyet Sıvas 'ta kurul- du, Sıvas 'ta yıkılacak!" slo- ganlan atarak aydınların ko- nuk olarak kaldıkları Madı- mak Oteli'ni ateşe verdiler: 33'ü konuk, ikisi otel görev- lisi olmak üzere 35 insanı "Allah-u ekber!" çığlıklarıy- la cayır cayır yaktılar... 2 Temmuz 1993 akşamı meydana gelen yangında Aziz Nesin ile aynı odayı pay- laşıyorduk. Ateşte yanan, dumandan boğulan canlann çığlıklan kulaklanmızda, acı- lan yüreklerimizde olarak biz de odadaki oksijen tükendik- çe kıvranıyorduk. Aziz Nesin o kıvranma için- de bile "Bu alçaklara kötü bir ceset bırakmak istemiyo- rum, beni şu yatağa uzatı- ver!" diyordu. Işte o an ça- resizliğim dirence dönüşü- yor ve Aziz Nesin'in elini tu- tarak ateşe, dumana ve lin- ce karşın otelden canlı çıkı- yorduk... 4 Temmuz 1993 Pazar gü- nü Ankara'da düzenlenen basın toplantısına katıldık. Aziz Nasin'e, "Türkiye bir Cezayir veya Iran olur mu" diyesorangazetecilere, Ne- sin şu yanıtı veriyordu: "Hayır! Türkiye ne Ceza- yir, ne de Iran olur. Türkiye gerici bir Türkiye olur! Eğer bu gericilik önlenmezse, ya- rın o başbakan kadındır di- ye saçından tutup sürütür- ler, o cumhurbaşkanının da kravatından tutup çekerler!" Aziz Nesin, bu sözleriyle Türkiye'nin içine düştüğü acı durumu özetliyordu... Bugün geldiğimiz yer bel- li. Türkiye adım adım karan- lığa sürükleniyor... Aziz Nesin düşünceleriy- le, 100'ü aşkın kitaplarıyla yaşıyor... 90'ıncı doğum yıl- dönümünde onu saygıyla anıyor ve her zaman aramız- da yaşasın, bizlere ışık tut- sun dileğiyle selamlıybrum... KİM KtME DUM DUMA BEHIÇAK behicak >yahoo.com.tr ÇÎZGİLİK KÂMİL MASAKACl kamilmasaraci <ı mynet.com HARBf SEMİH POROY Çizeriaâz Semih Poroy yıllık izninin bir bölünıiinü kullanacağmdan çizgilerine bir süre ara vermiştir. HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN ««/^ hayatepikCa mynet.com HEOEFTEKİ ASGAĞ1 ÜCRET BUDUR: SAĞOLASIN HAKKINIHELALETL TARtHTE BUGÜN MÜMTAZARIKAN 24 Arahk utat.mumtaz-arikan.com EtktJn ÇERKEZETHEM'B ÖĞÜT YARÂRİ/ERMhVRİÇ f92O 'P£ BU6UA/, MUSnV^t ZBUAL PAŞA, Çe/İKjEZ STHEM'LE GÖ&JŞMEK. üzeae, KÜTAUYA 'YA Yerreiu SÎR 6fuıp GöNoeepf- KaervujşSAVAÇI 'N(M 8AŞLAMS/CIAİOA, AMKAGA MÖICÜM£TİNİN HEHÜZ OÜ2EMU SHSOHDUSa YOk- Ç ETHSM, ''KUl/A-YI SEYY/VZE°AOU B/S. ÇJETE*XIEAfS^fi A/UAOO- LU'OAKI ı'Ç AyA/OAHjMALAJeı £>A£77&Wf, SA77 CSPHESİMOe OE~ İŞ6ACCİ YU- NAU oeoaSUMA IZAGŞf SAVAŞMIŞTT.O SfgALAe, MİLU MUCAC>£L£'Y£ AÇIK OİAA/ ÇeetCSZ ETHEM, DÜZEfJÜ S/je ORDUYA SAĞiAJJMAfC VE £Mlf>- KOMUTA ZİNCJ&fiJE UYA4AK İ^TEMİYOHDU.BÛYÛYEM ÛMÜKIPEMCESARErAtARAfC '/ OGTBMN' fiALDI/SJMAYI 8ll£ DÜŞÜUMEYE BAŞLAMlŞTt'/> Û UDISİUE VE /&e0eŞLEewE(££?tr, 7EY&*:) YAPILAN ÜJ RILAR SOUUÇ VEBMEYİMCE, BİR ĞĞüP TSAA&LCİ 6Ö£ÜÇMEY£. - Gtm.ANCAti BieSOklUCA YABIlAMAPf. ZE-ŞİT 8£Y, K/MSE- NİKI EMRl AUT7AIA SlZMİYeCSKLEflİUİ BEUKTİtiCE, İP- LER KOPTU.. ALSAY İSMErClUÖUÜ) KiJI/l/ETl£ejYLE YENILEN £THEİ4,YUAJAAJULAfSA SfĞtfJAÇAtTtg, TC. İSTANBUL 1. İFLAS MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN EK SIRA CETVELİ İLANI DosyaNo:2001 22 Müflisın adı, so>adı \e adresı: Pakmat Gıda Sanayı \e Tıcaret A.Ş. Sular ldaresı Gırae Caddesı Ormancı Iş Merkezı No: 14 Kat: 3 Kağıthane;Istan- bul Müflis masasında, sıra cetvelının ilanından sonra geç kayıt yaptıran 19 \e 20 numarada ka\ıtlı alacaklarla ilgılı olarak lahkık \e tetkik işlemleri bi- tınlmış \e lcra ve Iflas Kanunu'nun 206 ve 207'ncı maddelen geregınce düzenienen alacaklılar sıra cetvelı ıncelemeye hazırdır. Alacagın esasma ve mıktarına ılışkın ıtırazlann (15) gün ıçınde ıflasa karar verılen yerdekı tıcaret Mahkemesf nde dava şoluyla ıleri sürülebıleceğı; >alnız sıraya ılışktın ıtırazlann ıse (7) gün ıçınde şıkâyet yoluyla ıcra Mahkemesi'nde ılen sürülebıleceğı î I.K.'nun 166, 232. 234. \e 235. maddelen gereğmce teblığ ve ilan olunur 20 12.2005 Basın 60720 " SAĞNAK NİLGÜN CERRAHOĞLU Hukuk Dramı••• Perşembe günü konuşmacı olarak Samsun Ondo- kuz Mayıs Üniversitesi'ne (OMÜ) davettiydim. Biliyor- sunuz \lan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın'ın ardından, topun ağzında olan bir diğer rek- tör de Prof. Ferit Bemay. "Keyfiyönetim, kamu kay- naklannın amaç dışı kullantmı ve üniversitede kad- rolaşma" iddialannın araştırılması için TBMM'de bir "araştırma komisyonu" kurulmuş. Bir başka deyiş- le Van "yargı kıskacına" alınırken Samsun da ben- zer saiklerle "araştırma komisyonu kıskacına" alın- mış... Konferansın ardından rektörün odasında, OMÜ'nün başına gelenleri kaygıyla dinlerken internete "tık" di- ye bir haber düştü: "TÛSİAD Yüksek Istişare Kon- seyi (YİK) Başkanı Mustafa Koç hakkında inceleme başlatıldı!" Fena halde irkildim. Hedef haline getirilen üniver- site rektörlerine dört koldan yapılan baskılan dinler- ken bir de bu haberi alınca üstüme kasvet çöktü. Yü- cel Aşkın'ın, Ferit Bemay'ın, Mustafa Koç'un şahsın- da kendi özgürlük alanımın daraldığını hissettim. Samsun Üniversitesi'nde olanlan sonra aynca ya- zacağım. Ama önce TÜSİAD Yüksek Istişare Kon- seyi Başkanı Mustafa Koç olayından bahsetmek is- tiyorum. Çünkü Koç, Bemay, Aşkın... hepsi aynı zin- cirin halkalan... 'Habeas corpus'u savunmak suç olursa... Bir hukuk adamı olan Cumhurbaşkanı Sezer'in de katıldığı TÜSİAD toplantısında Koç, Aşkın için ne de- miş? "YÖK'le hükümetarasındakikavganın sembo- lüne dönüşen Rektör Yücel Aşkın'a reva görüien muameleyi ve 'uzun gözaltı süresini' onaylamadığı- nı... "belirtmiş. "Uzun gözaltı süresine" yönelik bir eleştiri yapmak, yarg/ya müdahale değil, demokrasilerin temelindeki "habeas corpus" prensibini ve dolayısıyla da huku- ku savunmaktır. Burada kendisini "hukuk devleti" olarak adlandıran her rejimin içselleştirmesi ve sa- hiplenmesi gereken çok temel bir ilke söz konusu. "Hüküm verilmeden önce şahıslann suçsuz ad- dedilmesine ilişkin birprensibi" rfade etmek ve "hak- kında kesinleşmiş hüküm bulunmayan hiçbirşahsın hapiste alıkonulamayacağını" söylemek için kullanı- lan bu kavramın geçmişi; düşünün ta "Magna Car- te"ya(1215)dekgidiyor! Mustafa Koç ve TÜSİAD yönetiminin Yücel Aşkın davasına ilişkin olarak ortaya koymaya ça/ıştık/an şey, "habeas corpus prensibinin zoriandığını" ifade etmekten ibaret. Yapılan şey "hukukdevletinde"ya- şayan her yurttaşa lazım olan, tüm yurttaşlann so- nuna dek sahip çıkması gereken bir ilkeyi savun- maktır. Hepsi bu. Bunun yargıya müdahale ile ne il- gisi var? Yargıya müdahalenin gerçek adresi "Van davasıyla ilgili konuşanlar anayasanın 138. maddesinegöre suç işliyor" diyen Başbakan'ın söz- leri üzerine Mustafa Koç'tan sonra gene aynı neden ve gerekçelerte hakkında inceleme başlatılan Deniz Baykal da yargıya müdahalenin asıl hükümetten gel- diğini ima edfyor. 138'in esas itibanyla "hûkûmetin ve resmi kunı- luşlann yargıya emir, telkin, talimat veremeyeceğini düzenleyen birmadde" olduğuna dikkat çeken Bay- kal, "Yargıya asıl müdahale kapalı kapılararkasında telefon ahizelerinden, tehdit ve talimatlardan, şöy- leyaparsan böyle olur değertendirmelerinden gelir. Biz anayasa suçu işlemedik, ama yargıya müdaha- leedenlervar. Anayasanın 138. maddesine aykınolan budur..." diyor... Bu çok ciddi bir hukuk dramı değil mi? Asıl yargıya müdahale edenler, hukuku savu- nanları suçlu konumuna sokuyor! Bu noktaya bir kez gelindi mi, tüm demokratik öz- güriükler pamuk ipliğine bağlı demektir. Son dere- cede haklı ve meşru bir davayı savunduğunuzu dü- şünürken birdenbire kendinizi sanık sandalyesinde bulabilirsiniz... Konu artık yalnız TÜSİAD'la hükümet arasında çekişme ya da Aşkın davasıyla sınıriı bir tartışma olmaktan çıkmakta, giderek bir "demo/rra- s; sorunu" haline gelmektedir. Samsun Ondokuz Ma- yıs Üniversitesi Rektörü'nün karşısında otururken üstüme basan "kasvet" duygusunun nedeni bu iş- te... Pazartesi devam edeceğim. BULMACA SEDAT YAŞAYAN 1 2 3 4 5 6 7 8 SOLDA> SAĞA: 1/Eskiden or- taokul düze- yindeki okul- 2 laraverilenad. II Mesafe... "Su sesi ve kanat şakırtı- 5 sından/Billur 6 bir avize Bur- sa"da — " (A. H. Tanpınar). 3/Osmanlıpa- 9 dişahlannın yazılı buynığu... Pe- ru'nun plaka imi. 4/ Kuruyarak ya da çü- 2 rüyerek içi boşalmış 3 olan... Çölden esen riizgâr. 5/Istanbul'da- 5 ki bir üniversitenin 6 kısayazılışı... Yunan mitolojisinde güzel 8 sanatlann dokıız pe- 9 risinden biri. 6/ "Temiz, düzgün, derlı toplu" an- lamında kullanılan denizcilik terimi... Çok anla- yışlı ve sezgili kimse. 7/Antil Denizi'nde bir ada- devlet. 8/ Tekerlekli kara taşıtı... Evrensel ahcı olan kan grubu. 9/ Hatay ilinde bir ırmak... Yer- yüzü parçası. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ "Akarsu krosu" da denilen ve azgın ırmaklar- da yapılan spor dalı. 2/ Tanmda kullarulan azot- lugübre... Biryapınındamındaçevresiveüstüaçık yer. 3/Hazır yiyeceklerin satıldığı dükkân. 4/Mo- İibden elementinin simgesi... Temel, esas. 5/Bir şeyi bir kimseye ya da nedene bağlama... "Kimi- ne bir —- vermez giyesi/Kiminin atına atlas çul eyler" (Yunus Emre). 6/Taraf, yön... Radyo dal- galannın yankısını alarak cisimlerin yerini ve uzaklığını saptayan aygıt. 7/Ilaç... "YHbik, tuta- nk" gibi adlar da verilen sinir hastalığı. 8/ Duyum- samazlık... Ender, seyrek. 9/Rüzgâr korkusu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog