Bugünden 1930'a 5,458,256 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 20 ARALIK 2005 SALI 14 J v U J ^ l LJJ\ kultur@cumhuriyet.com.tr SAHNEDEN AYŞEGÜL YÜKSEL UhıslararasıAnkaıaTîyatooFestivaliDaha çok am^tör ya da yarı-amatör topluluk- lann oyunlanna başkentte sergilenme olanağı su- nan bir düzenlerne olarak 10 yıl önce yaşama ge- çen UMslararası Ankara Tîyatro Festivali gitgi- de kıdemlenerel-c. bugün Ankara'daki seyirci ke- sımJennin hemen hemen hepsine seslenen bır et- kinlik konumuna geçti. Festivalin düz;enleyicisi TAKSAV (Toplumsal Araşnrmalar, Kültür ve Sanat Için Vakıf). Ancak, bugünlere ulaşıLmasında pek çok insanın ve ku- rumun emeği var. Kültür ve Turizm Bakanlı- ğı'nın, özellikle de festivale salon veren Devlet Tiyatrolan, Devlet Opera ve Balesi ve Çankaya Belediyesi"nin katkılan başlangıçtan bu yana sü- rüyor. 18 Kasım-5 Avrahk arasında yer alan bu yılki festivale yurtiçinden ve yurtdışından 37 toplulu- ğun katılacağı dıuyurulmuştu. Etkinlikler, gele- neksel festival yürüyüşü ile Kızılay'da başlayıp aynı gün CanşenliğiOyunculan'nın 'Beden Ayet- leri' adlı sokak oyunu, daha sonra da Gülünı Pek- can Dans Tiyatrosu'nun 'Kuyu' başlıkh çalışma- sının Büyük Tıyatro'da 'Açıhş Gösterisi' olarak su- numuyla ivmelendi. Festivalin Onur Ödülü'nün bu yılki sahibi Devlet Sanatçısı Ayten Gökçer'di. Katılamayacagı son dakikada belli olan bir iki topluluğun -her zamanki gibi- neden olduğu ak- samalar dışında, üç haftaya yaklaşan bir süre için- de her akşam birden çok etİdnliğe imza atan fes- tivalin her geçen yıl daha geliştiği, oyunlara ilgi- nin büyük oranda arttığı, bilet satışlannın iyice bir düzene gırdiği, gösteri saatlerine uymakta ti- rizlıkgösterildiği. kısacası, festivalin, katüan top- luluklara ve seyırcısine, Ankaralılann da fesüva- le sahip çıktığı görülüyor. Sevindincı, umut ve- ricibirgelişme... Ne düzeyde 'uluslararası'? Başlangıcından bu yana festivalin en önemli so- runu, başlığının içerdiği 'uluslararası' kavramı- na uygun bir kıvama gelememesi. Sorun bu yıl da aşılamadı. Yurtdışından gelen çok az sayıda- ki topluluk ıçin ne yeterli düzeyde tarutım yapı- labildi, ne de bu topluluklann festivale katkısı be- lirlenebildi. Oysa. yabancı topluluklann belırle- yıcilığını sağlamak ıçin, oyunlannı en az ıkı kez sahnelemelerini gerçekleşrirmeli, dahası, festival öncesınde -olmadı, sonrasında- bu topluluklann geçmışlerine, niteliklenne. Türk seyırcisı tarafin- dan nasıl karşılandığına ilişkin saptamalar yapıl- malı. Festival henüz bu alanda ağırlıklı bir çalış- ma yapmış değil. Bu nedenle de 'uluslararası arena'ya girmesi zor... Yerli yapımlara gelince... Özellikle Istanbullu özel tiyatrolar, festivale birinci elden katkı sağ- lamayı sürdürüyorlar. Festivalde geçerli bilet üc- Yarın saat 20.00de Enka'da Uuluslararası Ankara Tiyatro Festivali 10. yılına girdi. Tiyatro dönemi başında sanatsal bir hareketlilik sağlayan vefarklı kesimlerden seyircinin ilgisini çeken festivalin, bu işlevini daha iyi biçimde yerine getirebilmesi ve gerçek anlamda 'uluslararası' nitelik kazanması için yeni düzenlemelere ve daha net projelere açılma zamanı gelmiştir. f . . •• Evciroen/Kabil retleri, olağan Ankara turnelerinde alınanın bir oranda altında olduğundan, özel topluluklar hem dolu salonlara oynuyorlar. hem de oyunlannın ad- lannı duyurarak turnelerı ıçin tanıtım yapmış oluyorlar. Kimı topluluk ise başkent seyircisiyle ancak bu yolla buluşabiliyor. Bu nedenle, son festivalde yer alan oyunlann önemli bir bölümü bu tür topluluklann yapunlanydı. Geriye, profesyonel yan profesyonel amatör Ankara topluluklan ile kimi illerin belediye'şe- hır tiyatrolan ve'ya da özel topluluk yapımlan ka- lıyor. Söz gelimi. amatör oyunlar arasında. geçen dönem boyunca çalışıldığını bildiğim, Baukent Halkevi Kadın Tıyarrüsu'nun sunduğu 'Sağhkb GünJer HastanesP vardı Tîyatro Boğaziçi'nın sunduğu 'Bir Kadın lyanıyor' adlı. yalnızca ka- dın seyırcilere sunulan oyun da özeldı. Aynı top- luluğun geçen yılki çalışmasının kadınlar tarann- dan yüksek düzeyde ilgıyle karşılandığını anım- sıyorum. Festıval takvimi etkinliklerin hepsinin izlenme- sine olanak tanımıyor. Uk birkaç gün Ankara dı- şında olduğum, arada ağırca bir soğuk algınlığı iugün. reyzem ve Ben geçirdiğim, öteki zamanlarda da 18.00 seansla- nndan çıkıp 20.00'de iki başka tiyatroya ulaş- mak söz konusu olmadığı için, beşini daha ön- ceden ızlemış olduğum 11 oyundan ötesine ge- çemedim. Izledlklerlm Ilglnçtl Izleyebileceklerimi de Türkiye'de ilk kez sah- nelenen yeni oyunlar arasından seçmeye çalıştım. Ankara'ya son birkaç yıldır gelmeyen Tiyatro Stiid- yosu'nun bu yıl Ahmet Levendoğlu'nun rejisiy- İe sahneye çıkardığı 'Bugün, Vann / Teyzem ve Ben'. pek de yakından tanımadığımız Kanada tı- yatrosundan bir kara guldürü örneğı sunuyordu. Bilsak'tan ıse MetinDeniz'ın sahneledıği, Nihal KoJdaş ın -seyircıye seslenen- bır söyleşi bıçimın- de sunduğu, Tony Kushner ın 'Evcunen/KabiT başlıklı tek kişilik oyunu gelmışrı: Yaşama pra- tıgı sınırlı bır beyaz kadının, Batı'nın, sömüre sö- müre tüketemediği Doğu ile düşsel bir düzlem- de buluşması... Kenter Tıyatrosu'nun sunduğu, bır poker gecesinı "suraüna suratına' biçemınde yansıtan çok ödüllü bir West End oyunuydu: 'Ku- marbaz'm Seçimi'. Özen Yula'run aynı biçemde yazıp Eskişehir Bdediyesi Şehir Tiyatrolan'nda sahnelediğı 'Gözü Kara Alaturka' ise Harbi- ye'deki 'Haliç kokusu'ndan pay almış bir daire- de bir gece boyunca yaşanan 'uçukluklar'ı dile getirirken seyirciyi belinden kavramayı başaran çalışmalardandı. YavuzPekman'ın, Frisch'in 'Bi- edermann ve Kundakçılar oyunundan 'Süley- man ve Öbürsüler' başlığıyla uyarladığı ve Ay- şenil Şamhoğhı'nun sahnelediği Semaver Kum- panya yapırru da festivalde iz bıraktı. Festival, Tiyatro Oyunevı'nin bu yılki yapırm -Mahir Günşiray'ın MuratUyarkulak'tan uyarladığı ve sahnelediğı- 'TOL'u pek çok Istanbul seyirci- sınden önce izlememizi sağlamış oldu. Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali'nin ar- tık on yıllık bir deneyimi var. Deneme-yanılma dönemini gende bırakmış olmalı. Beklediği- miz, bundan sonra hangi ilkelerle ve bu ilkeler doğrultusunda hangi projelerle gündeme gel- meyi amaçladığını artık açık seçik belirlemesi... Sanatçı, yann akşamki konserinde sanatseverlerle buluşacak Hüseyin Sermet Akbank Sanat'ta... 'Kelimeler'le danseder misiniz? Kültür Servisi - Çıplak Ayaklar KumparryasL 20 Aralık Salı günü saat 20.00'de •Keünıeler adlı yapıtmı Enka Kültür ve Sanat Vakfı'nda sahneleyecek. 'Kelimeler' daha önce İstanbul, Ankara, Polonya, Belçika ve Diyarbakır'da farklı şekillerde izleyiciyle buluşmuşru. Gösteriyi oluşturan yapıtlar, birbirlerinden tamamen bağımsız ama aynı zamanda aynı dili konuşan, aynı noktaya bakan dansçılann yürüdüklen farklı yollan ve bu yol deneyimlerini anlatıyor. Kelimeleri birleştirip bir tam cümle yaratma kaygısından uzak tamamen tek kelimelik cümlelerdir bunlar. Her yapıt başka bir hikâye, başka bir dünyaya kapı açıyor ama yapıtlann hepsinde de 'dert' o kapının açılmasıdır. Belki de kelimeler birleştiğinde anlamlı bir cümle oluşabilir ancak amaç bütünde değil. ayrıntıda aranmaktadır. 'Kelimeler"de yer alan dansçılar: Maral Ceranoğlu, Mihran Tomasyan, Duygu Güngör. Gökhan Kırdar, Amon Tobin, Von Magnet, Sigur Ros, Radiohead, l di Hrant'ın müziklerini yaptığı yapıtm ışık düzenı Cem Yılmazere ait. Gösteri günü Taksim'den Enka Oditoryumu'na servis olacak. (0 212 276 22 14- 15/2 09) Kültür Senisi - Piyano sanat- çısı Hüse>1n Sermet. yann sa- at 20.00'de Akbank Sanat'ta bır konser verecek. 'Olağanüstü Yetenekli Ço- cuklar' yasasından yararlana- rak gittiği Paris Konsenatu- van'nda piyano. oda müzıği, kontrpuan ve müzik analizi dallannda birincilik ödülleriy- le mezun olan Sermet, katıldı- ğı birçok uluslararası yanşma- da ödül kazandı. Yorumculu- ğunun yanı sıra besteci kimli- ğiyle de tanınan Sermet in 'Re- miniscenm' adh yapıtı 1997 yı- lında Emperi festivalinde çalın- dı ve France Musique tarafın- dan naklen yayınlandı. Avrupa 'da birçok ülkede kon- serler veren sanatçı. ABD, Ja- ponya ve Meksika'da turneler yaptı. Rostropovitch,\^ıriBash- met, Maria Joao Pires gıbı sa- natçılar ve ünlü şeflerle birlik- te çalan Sermet, Menton, Mont- reux, La Roque d'Antheron. Santander ve Uluslararası İstan- bul Müzik Festıvalleri'nın sü- rekli sanatçısı. Fransız müziğinın az çalı- nan yapıtlannı gün ışığına çı- karan Sermet, MonteCarioOr- kestrası ile Florent Schmitt'ın Symphonie Concertanteının ilk CD kaydını yaptı. CD kayıtlanyla yurtdışında birçok ödül kazanan Sermet. son olarak müzik çevrelerinin büyük beğenisini kazanan Ra- vel ve Bartok'un piyano kon- serlerinin kaydını gerçekleş- tirdi. Hüseyin Sermet'e 1988 yı- lında Boğaziçı Üniversite- si'nden, 1998 yılında Marma- ra Cniversitesi'nden Onursal Doktora ve 1991 yılında Dev- let Sanatçılığı unvanı verildi. (0 212 252 55 00) Sermet, Menton, Montreus. La Roque d'Antberon, Santanderve Uhıs- lararası İstanbul Müzik FestrvaikrTnin sürekli sanatçısı. CNİVERSİTE OGRENCİLERİNE AÇIK Kısa oyunyazma yanşmasına başvurular başladı Kültür Servisi - Ata- türk Üru\ersitesi Güzel Sanatlar Fakültesı Sah- ne Sanatlan Bölümü Dramatık Yazarlık Ana Sanat Dairnınaçtığı '10 Kısa Oyun Yazım Yarış- ması'na başMjrular baş- ladı. Konunun serbest ol- duğu yanşmaya sadece ünıversitelerin Drama- tik Yazarlık Sanat Dal- lannda eğıtim alan öğ- rencıler katılabilecek. Yapıtlann, iki daktilo aralığında ve daktilo ya da bılgisayarla yazılma- srnrn koşul olduğu ya- nşmaya katılaeak aday- lann yapıtlannı 7 nüsha olarak çoğaltmalan ve içerisınde özgeçmışlen- nın bulunduğu. üzerinde rumuz yazılı bır zarfla, en geç 27 Ocak 2006 ta- rihine kadarAtatürk Üru- \ersitesı Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatla- n Bölüm Başkanlığı'na teslim etmeleri gerekı- yor. Dereceye gıren ilk üç yapıt Sahne Sanatla- n tarafından 27 Mart haf- tasında sahnelenecek. Yanşma seçıci kurulu. oyun yazarlanndan, oyun yönetmenlerinden \e akademisyenlerden olu- şuyor. 'SANATÇI KİTAPLARI^ OLARAK TANIMLANIYOR Can Göknü In 'kitaplan' Londra'daV&A koleksiyonunda Kültür Servisi-CanGökniI'uı 'Da\et- name', 'Falname', 'Yüdızname 1', 'Yıl- dızname 2' adlı yapıtlan, \'ictoria&Al- bert Müzesi'nin koleksıyonuna alındı. sanatçmın gravür baskı yöntemıyle ha- zırladığı bu kıtaplar. uluslararası boyut- ta 4 Book-art' olarak adlandınlan, 'sanat- çı kitaplan' olarak tanımlanıyor. Ancak, sanatçı. geleneksel Türk el sanatlanmızda rninyatür \ e el yazması kıtaplann da yer aldığrnı, bunlardan esin- lendiğini de ekliyor. Göknil'ın yapıtlannın müzeye alın- masını ısteyen müzenin küratörlennden Andrew Russel. sanatçının bu türden ya- pıtlannın bazılannı Yapı Kredi Kâzım Taş- kent Sanat Galerisi'nde 1 -30 Kasım 2002 tarihlerindekı 'SözleGözKardeşliği' ad- lı sergisinin kataloğunda görüp Millı Sa- nat Kütüphanesi (Natıonal Art Galleıy) koleksiyonunu zenginleştıreceği düşün- cesını Göknil'e bıldirdi. Karşılıklı görüş- melerle, koleksiyon sorumlusu John Morton, >-ukanda adı geçen yapıtlan Milli Sanat Kütüphanesi'ninkoleksiyo- nuna alınması konusunda Göknil'le an- laştılar. Göknil, "kitap sanaü' üzenne düşün- celeri ve bu yapıtlannı hazırlarken han- gi düşünceyle hareket ettiğini şöyle açık- lıyor: "Kitabı sodigün ve yeni nesülere sevdirmek istediğim için, otuz yıldu* ço- cuklara kitaplar yazdım ve resimlediin. Bir ressam olarak kitap restnine yakla- şımım da ressamca oldu, her resmimin, ait olduğu sayfaya/kitaba yeni bir boyut kazandımıasmaçataşüm.Vİctoria&Albert Müzesi'ne kabuledilen el yazmalanmda, izleyiciyle yakuılaşmak, onlan sanatla bütünleştirmek, farklı zihinsel perspek- tiflere ulaşarabimek için vazı ve resim kar- deşliğinin yanı sıra mürekkep. kâğıt, de- ri gibi geleneksei malzemelerin sınırian- ruzoriayarakOsmanhkitapgeleneğiniçag- daşyorumlarla yenidendeakyorum. Ki- tabuı kültür tarihimizdeki önemini \ ur- gulaj an bu çanşmalanmla eski ve yeniyi bir arada yaşatmayı amaçüyorum." YAZIODASI SELİM İLERİ Arnavutköyü, Vira, Gece Istanbul'da ilk tanıdığım semtlerden biriy- di Arnavutköyü. Elli yılın öncesinde. Kadıköyü'ndervArnavutköyü'ne, annemin amcası Ferit Amcalara gidişimiz o zaman- lar bir dünya gezisini andırırdı. Tramvay, va- pur, dolmuş, belki otobüs. Sonra Cihangir'e taşınınca, Ferit Amcalara, Bedia Yengelere daha sık gittik. Yazı Odası'nda birkaç kez yaz- mıştım. Oğrencilerinin çok sevdiği bir ilko- kul öğretmeniydi Bedia Yenge. Yazı Odası'nı okuyan eski öğrencilerinden mektuplar aldım, mutlu oldum... Bedia Yengeler günün birinde, Arnavut- köyü'ndeki küçük evlerini bıraktp Ataköy'e taşındılar. Ataköy yeni yeni dev apartmanlar- la donanıyordu. Böylece, bir dönem için Arnavutköyü'yle ilintim kesildi. Fakat Boğaziçi'nin bu köyü, bu semti ikide birde rüyalarıma girerdi. Büyük kilisenin çanlarını işitirdim sözgelimi. Vapur iskeleye yanaşır, biz de, yaz esintisinde Ar- navutköyü'ne varmış olurduk. Bunlar hep rüyalarımda. Bazan evde de konuşulurdu; Arnavutkö- yü'ndeki ev küçüktü müçüktü ama, güzeldi, şiirliydi diye. Hemen burun kıvrılırdı Ataköy'e. Ferit Amcaların hayatımda derin izi var. Bitkileri, çiçekleri sevmemde. Arnavutkö- yü'ndeki evin küçük bahçesini unutamam. Es- ki dergi koleksiyonlarına da orada vuruldum, Yedigün'ler, Akbaba'lar. 1930'lu yıllann Cum- huriyet gazeteleri de orada, o evde, cilt cilt, elimin altındaydı. Pespembesine süt beyazı karışmış Arnavutköyü çileğini orada yedim. Sonra Bedia Yenge'nin kurabiyeleri... On yıl kadar aradan sonra, yirmilerimde Arnavutköyü'nün ikinci perdesi başladı. Ar- tık yazardan sayıyordum kendimi. Sevdiğim şairlerin, romancıların, sevdiğim hikâyecile- rin bucağından ayrılmıyordum. Bazı geceler hatırlıyorum, kıyıdaki içkili lo- kantalarda. Güzel bir yaz gecesi, Edip Can- sever bize, masadakilere yeni şiirini oku- muştu. Armağan llkin, Altan llkin, Edip Cansever ve ben. Cumartesi gecesiydi, şüp- hesiz hayatımın en anlamlı cumartesi gece- lerinden. "Seni bir daha kendine gömen, bir daha Kendine gömdükçe de bir önceki acı ye- nisinden"... "Cin"\ okuyordu bize Edip Cansever. Bil- miyorum neden, bu sahne bana hep mutlu- lukverir... 'Kazıklı yol 'dan sonra Arnavutköyü lokan- talanndan uzaklaştım diyebilirim. Artık rüya- larıma da girmiyordu semt. Anılar uzaklaşı- yordu. Geçen yaz sonu sevgili arkadaşlarım Oya ve Hakkı Yaman beni Vira'ya götürdüler. Kapısından girip ahşap zemine basar bas- maz, eski Arnavutköyü nefes alır gibi oldu. Eskinin incelikli Boğaziçi dünyası büsbütün silinmemiş. Kokular, aynı kokular; renkler sanki aynı. önde, yolun karşı kıyısında iske* le, yine o eski Boğaziçi iskelelerinden biri gi-' bi. Gerçi Edip Cansever yok masada. Ben- se, asla Edip Cansever'in yerini tutamam. Ama anılar var... Şimdilerde, haftada bir kez Vira'ya gitmek höş bir alışkanlık oldu. Adaşım Setim Bey'in hazırlattığı kırlangıç buğulamanın bunda pa- yını yadsımıyorum. Bütün çalışanlarıyla Vİra, gençliğimin Arnavutköyü lokantalarından çok şey söylüyor. Cuma gecesi, Vıra'dan aynlmış, taksryle eve dönüyordum. Küçük bir karışıkhk oldu, yan- lış bir yola saptık. Gittik. Birden, Bedia Yen- gelerin evi! Yıne rüya mı? Içim titredi. Evler evler arasında sıkışıp kalmış. Şurası çok geniş bir arsaydı. Bazı yazlar lu- naparkımsı çadır tiyatroları gelip konardı. Hüner sahipleri gündüzden çalışır, akşama hazırlanırdı. Şimdiyse, sevgili Mario Levi'nin güzelim roman adı yankıyıp duruyor... Arnavutköyü'nden uzaklaştık. Biraz'dan Etiler'e çıkacağız. Gece. Bütün bir hayat Edip Cansever'den iki dize: "Yağar ki sokaklarda bir uzun yağmur Isianınm ıslanırım anlamam"... Öneriler: Kitap / Karl Evvald, TabiatAna Anlatıyor, Ay- şe Sarısayın'ın çevirisi, Can Yayınları, 2005. BUGÜN • NÂZEVIHİKMET KÜLTÜR MERKEZİ nde 20.30'da Nükhet-Neşet Ruacan'm konseri. (0 216 346 90 59) • CRR'de 20.00'de 'Matia' Rosa Zaragoza'mnkonseri. (0 212 232 98 30) • ORHAN KEMAL İL HALK KÜTÜPHANESİ'nde 14.00'te Prof.Dr. Inci Engjnün ün yöneteceği, Turan Oflazoğlu. Beşir Ay\azoğlu, Prof. Dr. Kazmı Yetiş'in konuşmacı olarak katılacaklan 'İstanbul Şairi: Yahja Kemal' konulu konferans. «0 212 518 10 47-48) Ha/riye Ünverdi "Turan Melek Mengüç Hatun" konulu Resim Sergisı 17-31 Aralık 2005 fPazarharıc 13.00- 19.30; ONAY SANAT stıklal Cac No 186/2 Beyoğlu 'stanbul (Galatasaray Usesı karşja) Tel (212) 251 61 21 • nfo-@onaysanat.con • * w v onaysanatcofn
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog