Bugünden 1930'a 5,432,954 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYRA CUMHURİYET 13ARALIK2005SAÜ 14 KULTUR kultur(a cumhuriyet.com.tr Tİ YATRO DÜNYASINDAN DİKMEN GÜRÜN için ölmekmi?Oyun Atölyesi, Bulgar yazar Stefan Tsaney'in 'Jeanna d'Arc'm Öteki Ölümü' adlı ya- pıtıncLa, her şeyden önce bir oyun- culuk ziyafeti sunuyor izleyiciye. Haluf-t Bilginer, Güven Kıraç ve Tülay^ Günal zevkle izleniyor iki saat b«yunca. Komedi yönü ağır basan ve o denli shTİ gönderme- ler iç eren bir metin 'Jeanne d'Arc 'm Öteki Ölümü'. Bu üç oyuncmı, gerek oluşturduklan tip- lerle, gerekse aralarında kurulan dengeli iletişimle Tsanev'in met- nini sa_nki daha da keyifli kılıyor- lar. Yönetmen Kemal Aydoğan' ın yalın, espri çizgisi dozunda yoru- mu oyunculara rahat hareket ala- nı bırakırken güldürü öğesini abar- tı sınırına kaydırmayan bir akış içeriyor. Aynı şekilde, Bengi Gü- nay-Gamze Kuş'un sahne, Irfan Vanlı'nın ışık tasanmlan ve Alper Maral 'ın müzikleri oyunun iğne- li, ama karanlık olmayan atmos- ferini b>ir kez daha vurguluyor. Bu arada, her sayfası 'sansürden geç- miş' broşür tasanmını yapan Is- kender Kardaşlar'ın hakkını da vermek gerekir. Hüseyin Mev- sim'ın çevirisi ise 'çeviri kokma- yan' bir çalışma. Oyun Atölyesi ta- rafındam metne yapılan ilaveler te- melde A'ar olan politik eleştiriyi günümiize ve de bizim sulanmı- za taşıyor. Çıkarlar buluşması 12. yüzyıldan 15. yüzyıl ortala- nna kadar Avrupa'yı kasıp kavu- ran engizisyon yüzünden özellik- le bilim ve sanat adamlan arasın- da verilen kurbanlann sayısı olduk- ça yüksek. Orleanslı Bakire Je- anne d'Arc da dini baskılar, yö- netsel çıkarlar, kişisel uzlaşmalar adına ölüme gönderilen onca ma- sum insan arasında yerini alır. Ne gariptir ki kilisenin onayıyla 1431 yılında yakılan genç kıza verilen bu cezanın haksızlığı 1456 yılın- da yine kilise tarafından onayla- nır. 20 yaşında Fransa tahtına geçen VH Charies dindar bir kişidir. Öte yandan, eşi, metresleri ve on iki ço- cuğu ile güçsüz bir yönetici ola- rak geçer tarihe. Dönem, Ingilte- Y, re ile Fransa arasında 100 Yıl Sa- vaşlan'nın yaşandığı dönemdir. Kral, günde üç kez katıldığı ayin- lerden medet umarken Orleans ku- şatılır... Saf birköylü kızı olan Je- anne d'Arc bu noktada devreye girer. Melek Mikael aracıhğıyla Tann'nın ona buyruğunu ilettiği- ni söyler. Fransız ordusunun başı- na geçerek kenti kurtaracaktır. Je- anne d'Arc halka güç aşılamak için bir araçtır. îngiliz ordusunun yorgun düşmesi ve Fransızlann can havliyle verdikleri mücadele sonunda elde edilen Orleans zafe- ri genç kızı aziz mertebesine yük- seltir. Ama o, bir aziz olarak kö- yüne dönmek, köşesine çekilmek yerine kralın ordusunda kalmak için direnir. Bu bir hatadır. Ingi- lizler kadar Fransa da onun başa- nsından ve halk arasında yayılan ününden ürker. Her iki taraf için de bir tehdit oluşrurmaya başlar Orleanslı bakire. Özellikle gön- derildiği Compiegne kuşatmasın- da Bourgogne ve Îngiliz güçleri- ne esir düşer. Yok edilmesi gerek- mektedir. Bu iş için, Engizisyon Mahkemeleri olmayan Ingilte- re'nin on bin düka alhn rüşvet ver- diği yazılır Fransa Piskoposu ve Engizisyon Yargıcı Couchon'a. Çıkarlar buluşması düşmanlar çe- azar Stefan Tsanev taşlama sanatının inceliklerini ustalıkla kullanıyor "Jean d'Arc'ın Öteki Ölümü"nde. Sistem eleştirisine, yozluğa, yobazlığa karşı sivrilttiği oklannı sakınmadan fırlatıyor. Bunu yaparken derin tartışma ortamlan yaratmak amacını gütmüyor. Oyuna yapılan güncel ilaveler de aynı çizgiyi tutturuyor. Haluk Bilginer, Güven Kıraç ve Tülay Günal'ın oyunculuklan ise mükemmel... kişmesinden daha önemlidir, hep olageldiği gıbi... ölmek ml. yaşamak mı? 'Jeanne d'Arc'ın Öteki Ölü- mü' genç kızın son gecesinde Ru- en'de bir hapıshane hücresinde ge- çer. Jeanne, ölmekle yaşamak ara- sında ciddi bir seçim hazırlığı için- dedir. On Emri nasıl tek tek çiğ- nediğine inandırmaya çalışrr ken- dini. Yoğun bir ezber çalışması içindedir canını kurtarmak için. Ama, yine de sorar "Hangisi da- ha akıllıea? Sürünerek yaşamak mı yoksa sürünmemek için öl- mek mi?" Eğilimi yaşamaktan yanadır. Ya Tann iradesinin tek temsilcisi olarak kutsal kiliseyi kabul edecek ve onca yargıç ve kilise adamından af dileyecek ya da Tann ile doğrudan iletişim kur- duğunu kabul ederek ölümü se- çecektir. Bu hesaplaşmaya yuka- ndan hücreye inen ve 'İnsan be- ni çok hayal kınklığına uğrattı' diyen bıkkın, yorgun 'Tann' ile "Bir türlü ne düşündüğüm gibi olabiliyorum, ne olduğum gibi düşünebiliyorum" diyen 'Cel- lat' da katılınca içinden kolay çı- kılmayacak komik durumlar yaşa- mr. Uzun süre Sofya Satir Tiyatro- su'nda yazar olarak çalışan Stefan Tsanev, 'Jean d'Arc'ın Öteki Ölümü'nde de taşlama sanatının inceliklerini ustalıkla kullanıyor. Sistem eleştirisine, yozluğa, her tür yobazlığa karşı sivrilttiği ok- lannı sakınmadan fırlatıyor. Bunu yaparken derin tartışma ortamla- rı yaratmak amacını gütmüyor. Belki sert bir üslup söz konusu değil ama, söyleyeceklerini do- landırmadan hedefe gönderiyor. Oyuna yapılan güncel ilaveler de aynı çizgiyi tutturuyor. Söz oyun- lan, şakacı hücumlar sahnede uçu- şuyor ve izleyenlerin kucağına dü- şüyor. Tann (Haluk Bilginer) - Je- anne (Tülay Günal) ve Cellat'm (Güven Kıraç) hapishane hücre- sindeki buluşmalan/konuşmalan güldürmenin ötesinde sorgulayıcı bir bürün oluşturuyor. Bir kara mi- zah aslında seyirciye sunulan. Kı- lıksız, yorgun, nezleli ama bilge, zeki ve esprili bir Tann; frrsatçı, korkak ve son derecede sevimli bir Cellat, Jeanne mı Jeannete mi olduğu bilinmezler arasında sak- lı kalan akıllı, inatçı bir Kurban... Üçü de kendi doğrulannı savu- nurken ahlak > siyaset / din üçge- ni çevresinde dönüyor, ikiyüzlü- lük, çıkarcılık, yobazlık gibi te- mel sorunlan eğlendirici bir üslup- la tartışıyorlar iki saat boyunca. 'Jeanne d'Arc'ın Öteki Ölü- mü' keyifli bir oyun. 'Oyun' ni- teliği ön planda dıkkat çeken ve bu çizgide kurgulanan başanlı, kıv- rak bir yapım. Savaşa karşı yaz Yazar Ingeborg Bachmann'in yapıtlannın yer aldığı sergi Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Salonu'nda Kültür Servisi - Yazar Ingeborg Bach- mann'in yapıtlan sergisi "Bir Usta Bir Dün- ya" içeriği ve "Savaşa Karşı Yazmak Inge- borg Bachmann 1926- 1973" başlığıyla Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Salonu'nda açıldı. Sergi, 9Ocak2006'ya kadar ziyaretedi- lebilir. 1926'da Avusturya'nın Klagenfurt ken- tinde doğan Bachmann, 1945-1950 yıllan ara- sında Innsbruck, Graz ve Viyana üniversitele- rinde felsefe, psikoloji ve Alman filolojisi okur. Çahşmalannda özellikle Heidegger ve VVîttgens- tein üzerine yoğunlaşır. Ilk şiirleri 1948-49 yıl- lannda yayımlanır. 1964'te George Büchner Ödülü'nü kazanan Bahchmann, aralannda Fran- sa, Ingütere, Italya ve ABD'nin de bulunduğu pek çok ülkeye yolculuk eder. 1965 'te Roma'da yaşamaya başlar. 1973'te çıktığı Polonya yol- culuğunda Auschwitz ve Birkenau toplama kamplannı görür. Aynı yıl Roma'daki evinde çı- kan yangında ağır yaralanarak yaşamını yitirir. 1945'ten sonra hiç kimse, savaş ve banş soru- nunu Ingeborg Bachmann'dan daha koşulsuz biçimde kendi yazma eyleminin odak noktası yapamamıştır. Yazar, olup bitenlerin 'haberci- si olabilmek' amacıyla kendini zamanın yıkı- cı deneyimlerine açmış ve dünyadaki sürekli sa- vaş dunımunun karşısına kendi başanya ulaş- mış yaşam ütopyasını çıkarmışhr. "Çünkü şu kadarı hâlâ elimizde" der Frankfurt Dersle- ri'nin sonunda, "bulduğumuz köru dille uğ- raşnıak; bugüne kadar daha hiç saltanat sür- memiş olan, ama sezgilerimizi yöneten ve bi- zim de taklit ettiğimiz bir dile doğru gitmek." Sava; ve barış sorunu... Bachmann için, "Göle İnen Üç Yol" adı son öyküye kadar savaş ve banş sorunu dil ve im- gelere değgin bir sorun olarak kalmıştır. Bu an- lamda, Bachmann'in medyatik açıdan son de- rece başanlı savaş fotoğraflannın anlamından kuşku duymaya başlayan bir kadın savaş mu- habirini anlatan öykü yazmış olması raslantı değildir. Savaş, Bachmann'in yaşamına da sa- natına da çok erken girmiştir. 1943'te, Hitler' in ilan ettiği 'topyekûn savaş' döneminde, Kla- genfurt'ta büyük 'Sınır Bölgesi Sergisi' dü- zenlenir. Ingeborg Bachmann'in erken tarihli bir 'Savaşa Karşı Yazmak Ingeborg Bachmann 1926-1973' adını taşıyan sergi 9 Ocak'a kadar görülebilir. öyküsü olan 'Honditschkreuz' (Honditsch Ha- çı) (1943). özellikle sınırm böyle askeri bir böl- geye dönüştürülmesıne, savaşın yüceltihnesine ve yurt duygusunun Almanlaştınhnasına karşı çıkar. Savaşa böylesi karşı olan, dünya edebiyatın- da şiirden öyküye, oyundan romana hemen her alanda yetkin ürünler veren usta yazara, onun dünyasına ve yapıtlanna yakın dunış pencere- si açıyor 'Savaşa Karşı Yazmak'. Sergi, sava- şın hâlâ sürdüğü, hep sürdüğü şu günlerde ay- n bir önem taşıyor. "Savaş ilan edilmiyor ar- tık, sürdürülüyor. tnanılmaz olan sıradanlı- ğa dönüştü...." Savaşa karşı duranlara, ne ka- dar haklı olduklannı anlatıyor Bachmann ve yalnız ohnadıklannı da. TÜRK ERMENİİLİŞKİLERİNDE TARİHİ GERÇEKLER Sempozyumu / 15 -16 Aralık 2005 15 Aralık 2005, 9.30 - 16.30 Açıhş Konferans Prof. Dr. Türkkaya ATAOV "Ermenı Belge Sahtekârlıklan" Görüntülü Sunum ve 1915 Olaylanndan Somut Örnekler : Tuncay ÖZKAN Kanal Türk f V Yönetim Kurulu Başkanı Konferans: Doç. Dr. Birsen KARACA - "Ermeni Kitle iletişim Araçlannda Ermeni Sorunu" Konferans: Dr. Abdullah KEHALE - "ABD'deki Ermeni Lobi Faaliyetleri" EANEL Yöneten : Şflkrfi ELEKDAĞ - Emekli Büyükelçi, Milletvekili Konuşmacılar : Gündüz AKTAJS' - Emeklı Büyükelçı Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU - Türk Tarih Kurumu Başkam Onur ÖYMEN - Emekli Büyükelçi, Milletvekili Prof. Dr. Norman STONE - Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi 16 Araük 2005, 9.15 - 13.00 Dünün Özetı Prof. Dr. Aysel EKŞt - STKB Platformu " PANEL Yöneten : Onur ÖYMEN - Emekli Büyükelçi Konuşmacılar : Şflkrfi ELEKDAĞ - Emekli Büyükelçi Nazan MOROGLU - Istanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ilber ORTAYLI - Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ - 21. Yüzyıl Türkiye Enstıtüsü Başkanı Bilal ŞİMŞİR - Büyükelçi Sergi Görüntülü Sunum ve 1915 Olaylanndan Somut Örnekler Yönetici: Bilal ŞİMŞİR - Büyükelçi Yer: Istanbul Teknık Ümversitesi Mustafa Kemal Amfısı - MAÇKA •; Dûzenleyenler: Istanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü ve Sivil Toplum Koruluşlan Birligi Platformu Çağdaş bale gösterisi Kültür Servisi - îstanbul Kültür Üniversitesi Güzel Sanatlar Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen 'Kültür Etkinlikleri' kapsamındaki Çağdaş Bale Topluluğu gösterisi 15 Aralık Perşembe günü saat 18.30'da İKÜ, KEV Salonu'nda. Çağdaş Bale Topluluğu, 1972 yılında Cem Ertekin ve Nildan Atsız tarafından kuruldu. Topluluk, çoğunluğu Cem Ertekin'in koreografisi olmak üzere; 200'ün üzerinde klasik, yan klasik, modern yapıtlar ve özgün koreografiler sahnelemiştir. Bunlar arasında; 'Hamlet', 'Carmina Burana', 'Ilkbahar Ayini', 'Gisella', 'Operadaki Hayalet', 'Konuş Onunla' gibi yapıtlar en ünlüleri. Genel sanat yönetmenliğini ve baş koreograflığını Cem Ertekin'in yürüttüğü Çağdaş Bale Topluluğu'nda 33 yıl içinde yer alan 300'ün üstündeki dansçınm önemli bir kısmı, daha sonra Devlet Opera ve Bale kurumlanmızın yanı sıra yurtdışındaki çeşitli bale topluluklannda görev aldı. YAZI ODASI SELİM İLERİ UmıtutmuşlarOrdusundan Üç dört yaz önceydı; Attilâ llhan, "Unutulmuş- lanyazyaz, bitmez" demışti. Etem Izzet Benice'yi anmıştık. Piyasa işi sayılmış, edebiyat tarihimizde horgörülmüş romanlarında, Etem Izzet Benice'nin hangi toplumsal endişelerle donanmış olduğunu konuşuyorduk. Attilâ Bey, "Reşat Enis, onu da hatırtayan yok" demişti. Kendisini etkileyen romancılar arasında sa- yıyordu Reşat Enıs'i. Reşgt Enis'in romanları beni deçoketkiiemiştir... Ilk rorhanı, 1932'de yayımlanan Kanun Namına'dır. O yılların okur kitlesi, heyecanlı, serüvencil eser- lerden hoşlanmaktadır. Kanun Namına bir yandan günün modasına, taleplerine yatkınlık gösterir; bir yandan da toplumsal yapıdaki çöküntüleri deşer. Çöküntüleri roman kişilerınin bireysel öykülerinden yakalarız. Bu kişıler, ister istemez, etik değerler- den yoksundur. Işte, genelgeçer ahlakın yüz kızartıcı saydığı gö- rünümler, bundan böyle, Reşat Enis'in eserinde, üstelik bütün çıplaklığıyla, gün ışığına çıkacaktır. Romancı, zaman zaman Anadolu tabloları çiz- mekle birlikte, IstanbuPu odak almıştır. Romancı- nın, dönemin siyasal çevrelerine yaranmaktan uzak duruşu, eserinin yaygınlık kazanmasını büyük öl- çüdeengellemiş. Eserinden, çabasından söz açan pek az yazı var. Oysa, 1930-1950 arasında, Reşat Enis, Istan- bul'un kıyı köşe semtlerini neredeyse tek başına dile getiren romancıdır. Bütün bu çevrelerin yok- sulluğunu, çaresızliğıni teşrih masasına yatırmış- tır. Kanun Namına, zengin tabakanın görmezden geldiği, ama sömürmekten gerı durmadığı yoksul insanlan anlatır. Burada Istanbul sersenleri, bıçkın- ları bir yaradılış sonucu olarak değil, bir tür anar- şizm içinde o yola baş koymuşlardır. 1933 tarihli Gonk Vurdu'da Beyoğlu ilk kez bü- tün süslerinden arındırılarak, söze dökülmemiş iç- yüzüyle betimlenir. 1935'te Gece Konuştu -daha adından başlayarak- aynı çizgiyi sürdürür. Şehrin dargelirli semtlerini, fabrika işçilerinin çetin yaşa- yışını melodramatik bir havada yansıtan Afrodit Buhurdanında Bir Kadın, yer yer aşırı gerçekçi sahnelerle örulmüştür. 1939 tarihli bu romanda Is- tanbul'un büyük kalabalığı, iyi yaşam koşulların- dan o kadar uzak toplumsal konumlarında adeta can çekişir. 1949'da yayımlanan Ağlama Duvan, bugünün ser- vet birikimlerinin, yükseliş şanslarının perde arka- sına ilışkin, yürek yakıcı gözlemlerle dolup taşar. Reşat Enis, her zenginliğin ardında bir kirlilik gö- rür ve saptar. Ağlama Duvarı'ndan üç yıl sonra, Reşat Enis, Yol- geçen Hanı'nda sarsıntılı cinselliklere açılır. Türk romanında açıkça dile getirilebılmiş ilk 'travesti' Yol- geçen Hanı'nda belirir. Yitik bir ömrün insanı olan travesti, birdenbire toplumsal bir boyut kazan- makta, gelecekteki trajik yaşamını söylemeye ça- lışmaktadır. Yine bu romanda tuluat tiyatrolannın, Anadolu'ya turneye çıkmış perişan kumpanyala- rın öyküsü yalın bir anlatımla işlenmiştir. Galata, Beyoğlu, Şişli, Reşat Enis'te, sözüm ona lüks yaşayışın semtleriyken suç, fuhuş, uyuşturu- cu odaklarıdır. Şehrin öte yakasında geleneğe, inanca bağlı yaşar görünenler, bu dünyaya gire bilmek, katılabılmek için amansızca mücadele ve- rirler. Reşat Enıs'le Peyami Safa'nın iç içe okun- ması, şaşırtıcı sonuçlar verecektir... Mahalle kahvelerindeki kısır siyaset çekişmele- h, yörekentlerde çoğalan gecekondular, inancın istismarı, hep, Reşat Enis'in 'erken teşhis'\er\dir. Ne var ki bu çaba, yer yer o kadar başanlı bu ro- mancılık, hemen hiç önemsenmemiştir. Onu iç- tenlikle değerlendirmeye çalışan Tahir Alangu bi- le, eserinin karanhğını abartık bulur. Yaşadıkları, yazdıkları dönemlerde ikinci planda tutulmuş edebiyat adamlannın geçen zamana mey- dan okumuş öyle başarıları var ki, şaşmamak el- de değil. Artık kimsenin anmadığı, eserini belki birkaç edebiyat delisinin okuduğu Reşat Enis, ne tuhaf, bir yandan da olanca tazeliğini koruyor. Önerilen Kitap / Yazmak, Marguerrte Duras, Aykut Der- man'ın çevirisi, Can Yayınları, 1997. BUGÜN • SABANCI CNtVERSİTESİ GÖSTERİ MERKEZl'nde 19.30'da başlayan sohbetin ardından 20.00de Akbank Oda Orkestrası konseri. Sef: Cem Mansur. Solist: Toros Can (pıyano). (0 212 252 35 00) • CEMAL REŞİT REY KONSER SALONL nda 20 00 de Gavriel Lipkind (viyolonsel) resitali. (0 212 232 98 30) • ENKA ODİTORYUM'da 20.00'de Akbank Prodüksiyon Tiyatrosu'ndan 'Ördek Muhabbetleri' adlı oyun. (0 212 276 2214) • YAPI KREDİ KÜLTÜR MERKEZt SERMET ÇÎFTER SALONU'nda 18.30'da 'Neden Şiir Manifestosu?' başlıklı salı toplantısı'. Katılımcılar: Ahmet Soysal, Serkan Işık. (0 212 252 47 00) • AKBANK KÜLTÜR SANAT MERKEZl'nde 'Akbank Kısa Film Festivali' kapsamında 18.30'da 'konferans', 11.00, 13.00. 15.30, 20.30'da film gösterimleri. (0 212 252 35 00) StNEMA-TARİH BULUŞMASI • ALKAZAR SİNEMASI'nda 12.30'da 'Ragin', 14.30'da 'Mars', 17.00'de 'Serap', 19.00'da 'Gömülmeyen Adam', 21.30'da 'Sinekleri Avlamak'. (0 212 293 24 66) • FRANSIZ KÜLTÜR MERKEZl'nde 12.30'da 'Kaynak', 14.30'da 'Leningrad Çocuklan', 17.00'de 'Kara Köpek', 19.00'da 'Swenkalar', 21 30da 'Tüm Ruhlar', (0 212 334 87 40) • ATLAS SİNEMASI'nda 12.30'da 'Kamçı lzi\ 14.30'da 'Yitik', 17.00'de 'Porselen Bebek', 19.00'da'Şanghay Düşleri', 21.30'da 'Vaatler Ulkesi'. (0 212 252 85 7f)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog