Bugünden 1930'a 5,447,148 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 29 EKİM 2005 CUMARTESİ 8 Istanbul HABERLERIN DEVAMI TURKİYE Y 16 Sınop Edirne PB 19 Samsun Y 17 Adarta A 28 Y 16 Mersin B 27 Kocaelı Y 17 Trabzon Çanakkale PB 20 Gıresün Izmır İ ~ 2 0 Ankara Manisa Y 18 Diyartakır B 26 _Y 16 Şanhurfa B 27 PB 16 Mardin B 24 B 21 Eskişehir Y 16 Siirt Aydın B 25 Konya PB 20 Hakkâri B 22 | PB 15 Denizli B 24 Sıvas PB 18 Van PB 13 Zonguldak Y 14 Antalya A 27 Kars Y Yurdun kuzey kesım- len parçalı bulutlu, Mar- maranın doğusu, Kara- denız ve Doğu Anado- lu'nun kuzeyı ıle Eskışe- hır, Çankın ve Stvas çev- relerı yağışlı geçecek Ya- ğışlar Karadenız bolgesı- nın ıç kesımten ıle Doğu Anadolu'nun kuzeyınde karla kanşık yağmur. dı- ger yerterde yağmur şek- lınde olacak Hava sıcak- lığı bıraz azalacak DIŞ MERKEZLER Oslo Helsınki Stockholm Londra Amsterdam Brüksel Parıs Bonn Y PB PB Y Y PB Y B 10 6 10 18 20 20 20 21 Münih B 194 Zürih Beriın Budapeşte Madnd Viyana Belgrad Sofya Roma Atina PB PB Y PB PB PB PB PB 1b 18 17 18 22 20 22 24 PB 21 Şam Moskova Aşkabat Astana Taşkent Bakû Bişkek Tiflis Kahire PB B PB PB PB PB Y PB u 27 8 21 21 18 14 27 PB 28 lı bulutlu ^ Çok bulutlu ı Yagmuriu Sulukar . Gok gurultutu GUNCELcÜNEYT ARCAYÜREK • Baştarafı 1. Sayfada başka, dışarıda başka konuşarak siyaset yapma sa- natına darbe vurduğundan hareket ederek mi böyie bir yola, yönteme başvurdu? Anımsayalım; Yunanistan'la dostluğumuzun gide- rek güçlendiğini öne süren söylemlerin çoğaldığı günlerde Atina; Ege sorununun banşçıl yollardan çö- zümlenmesini arzuladığını söylüyor. Mademki, diye başlayan bir soruyla konuya giriyor "Sorunu banş- çıl olanaklaria çözecek isek karasulanmızı 12mileçı- karmamızı Türkiye neden (casus belli) savaş nedeni sayıyor?" Bu soaı hükümeti dalgalandınyor; hatta basına hükümetin hazırladığı MGSB'de 12 milin savaş ne- deni sayılmayacağına değinen bir madde eklendiği haberleri yansıyor. Hükümet "gizliliği" gözetmeden yazılan bu haberi yalanlamadığı gibi "stzdıranı bul~ magörevinin istihbarat birimlerine" verildiğine ilişkin bir açıklama da yapmıyor. Üstelik hükümetin -AB'nin askerlerin siyaset üze- rindeki etkinliğini kaldıımaya yönelik dayatmalanna uymak amacıyla- içgüvenlik tehditleriyle mücadele eden devlet kurumlan arasında TSK'yi saymamak gi- bi bir eğilim de medyaya yansıyor veya yansrtılıyor. Hükümetteki bu iki eğilim geniş tartışmalara ne- den oluyor. • • • MGK toplantısında görüşülmeden önce yayimla- nan bilgilerin aksi, değişik, MGSB'nin son şekli ana hatlarıyla basına "sızıyor": Casus belli kalıyor, asker iç güvenlikten sorurnlu tutuluyor. MGSB'nin son şekli MGK'nin son toplantısında kabul ediliyor ve böylece: "Izahata muhtaç" bir durum kimi sorularla ortaya çıkıyor Dışişleri Bakanı (Başbakan Vekili) Abdullah Gül, -Dışişleri Sözcüsü aracılığıyla- MGSB i!e ilgili son dönemde çıkan haberleri "maksatlı sızdırmala- nn ürünü" diye niteliyor ama; bu niteleme "söz ko- nusu bilgilerin nasıl ve hangiyöntemlerte sorvmsuz- ca stzdınldığının tespiti ve sonımlulannı bulmak için" devletin istihbarat birimlerine (MlTe) görev verme- sinde gizlenen nedenleri açıklamıyor. Hükümet bu açıklamayla ne yapmak istiyor? ör- neğin 12 mille ilgili (casus belli) haberlerin "yalan yan- lış bilgiler" olduğunu açıklayarak Yunanistan'ı ürküt- memeyi, uyutmayı mı yeğliyor? TSK'nin iç güvenliğin sağlanmasındaki konumu- nu saptayan ifadeyi, askerlerin ülke sorunlarından soyutlanmasını sürekli dayatan AB'den çekindiği, MGSB'nin basında açıklanmasından sonra Brük- sel'den gelecek eleştirileri göğüslemek için mi yalan- lıyor? Yoksa; hükümet 12 mil ve iç güvenlik konulannda "askerin dayatmasına" boyun eğdiğini öne süren savlardan kendi kamuoyunun etkilenmesinden mi çekiniyor? • • • Oysa, hükümeti yalanlama telaşına iten 12 mil ve TSK konulu bilgiler ülkenin ulusal gereksinimleriyle örtüşüyor. 12 mili savaş nedeni saymak, Atina'nın uluslararası ortamı uygun bulduğu ilkfırsatta Ege'de karasulannı 12 mile çıkarma olasılığını zayıflatıyor. Asker konusuna gelince; MGSB'nin son şekli PKK terörünün yeniden başlamasından sonra AB'yi de öne koyarak askerden sıynlmak amacında olan bu hükümetin iç güvenliğin ancak TSK aracılığıyla sağlanabileceği bilincine eriştiğini gösteriyor. Hükümet gerçekleri saklayayım, dış dünyayı uyu- tayım derken bu iki konuda duyarlı olan iç kamu- oyuyla ters düştüğünün ayırdında mı acaba? Danimarka'da 4 gözaltı I KOPENHAG (Cumhuriyet)- Danimarka'da önceki giin terör eylemi hazırhğında olduk- lan gerekçesiyle dört genç gözaltına alındı. Başkent Kopenhag ve çevTesinde üç ayn ad- reste gözaltına alınan gençlerin evlerinde ya- pılan aramalarda patlayıcı maddeler, bilgisa- yar CD'si ve DVD'ler ele geçirildi. Gözaltına alınan kişilerin Danimarka'da ikamet ettikle- ri ve hepsinin de Ortadoğu kökenli olduklan açıklandı, ancak ülkeleri belirtilmedi. Genç- lerin kısa önce Saraybosna'da gözaltına alı- nan ve birinin Türk olduğu açıkJananan iki kişi ile bağlantılan olduğu belirtiliyor. Teröriste korıuııa Istanbul'daki bombalı eylemlerin sorumlulanndan Sakra'nın, Alman istihbarat servisi BND'dekibazıkesimlerin araya girmesiyle takiptenkurtulduğu ileri sürüldü OSMAN ÇUTSAY ALİYILDIRIM FRANKFURT / BERLtN - Alman Birinci Televizyonu ARD'de yayunlanan haftalık bir haber programında, halen Türki- ye'de tutuklu bulunan Luai Sak- ra'nın, 2001 yılı sonunda izle- meye alındığı, ancak Alman is- tihbarat servisi BND tarafindan korunarak ülke dışına çıkması- nın sağlandığı ileri sürüldü. "Panorama" adlı programdaki haberde, Federal Suç Dairesi (B- KA) tarafindan izlenen terörist Sakra'nın, istihbarat servisi B- ND'nin "bazı kesimlerinin" araya girmesiyle takipten kur- tulduğu ve Suriye'ye kaçmayı başardığı belirtildi. Sakra'ya ve- rilen desteğin de Türkiye'deki bombalı saldınlarnedeniyle on- larca insanın ölümüne yol açtı- ğı kaydedildi. El Kaide'nin önde gelen isim- lerinden Sakra'nın Almanya'da kaldığmı saptayan BKA, bir iç yazışmada, teröristin 2001 yılı sonunda bir anda kayıplara ka- nşmasında BND'nin parmağı olduğu kuşkusunu dile getirdi. Polis tarafindan izlenen Luaı Sakra'nın Suriye'ye gittiği ve bu olanağın kendisine BND tara- findan sağlandığı vurgulandı. Sakra" nın Suriye gizli servisi için de çalıştığı ve El Kaide li- derleri hakkında aynntılı bilgi- ler verdiği, bu gerekçelerle de BND' nin muhbiri olarak Alman güvenlik soruşturmasına takıl- maması sağlandı. Ancak Sakra, Almanya'dan çıktıktan sonra, Türkiye başta olmak üzere faaliyetlerini sür- dürdü. Istanbul'daki bombalı saldınlarla Irak'taki infaz ey- lemlerinde bizzat görev aldı. Bu arada, Alman istihbarat servisi yetkilileri, Sakra'nın hiç- bir zaman Almanya'da olmadı- ğuu savunarak kendisine de kaç- ması ıçinde herhangi bir yar- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Londra'da Türk gençleriyle sohbet etti. (Fotoğraf: AA) Yurtdışında türbanşikâyeti Dış Haberler Servisi - Başbakan Recep Tay- yip Erdoğan, Malatya'da çocuk yuvasında uy- gulanan şiddetin sorumlusu olarak medyayı gös- terdi. Türbana ilişkin değerlendirmelerde de bu- lunan Erdoğan, türbanın kamuda giyilmesine ilişkin mesajlar verdi. Londra da AB zirvesine katıldıktan sonra London Shools of Economics'te "Kültürel Çe- şitlilikte Kadının Insan Hakları" konulu kon- feransta da katıhmcılann sorulannı yanıtlayan Erdoğan, Malatya çocuk yuvasında yaşanan şid- det olayının sorulması üzerine, "medyayı" suç- layarak Devlet Bakanı Nimet Çubukçu yu sa- vundu. Erdoğan, "Basının burada görevini yapması lazım. Basın çok farklı şeylere yer veriyor ama vermesi gerekeni vermediği gi- bi bir de hakaret üstüne hakaret yağdmyor. Yine kadından, aileden sorumlu bir hanım bakana bunu yapıyor. tnamyorum ki bir de- moralize durumu var. Bunu yapan nedir? Medyadır. Medya burada yargısız infaz yapı- yor. Benim bakanım kendi döneminin fatu- rasını değil, geçmişin faturalannı mı ödeye- cek? Nimet Hanım, Türkiye'ye döndüğü za- man bu iş düzelecek mi? Düzelecekse tabii ki gitmesi gerekiyor. Böyle bir şey söz konusu değil ki" diyerek konuşmasını sürdürdü. İngiltere, ağırlıkh olarak Hıristiyan ülke olrna- sına karşuı kamu kurumlannda başörtülü insan- lann çalışabildiğini, ancak çoğunluğu Müslü- man olanTürkiye 'de kamu kurumlannda başör- tülü çalışılamadığını anlatan Erdoğan, başörtü- sünün insan halckı olduğunu söyledi. Türban ko- nusunda toplumsal mutabakata önem verdikle- rini söyleyen Erdoğan, "Bu konuda toplumsal mutabakat Türkiye'de vardır. Mutabakat yüzde 100 değildir ama yüzde itibanyla, da- ha önce birçok kurumun yaptığı araştırma- lar bu, yüzde 70-80'lerde. Bu konuda muta- bakat vardır. Kurumlar arasında mutabakat var mı derseniz, parlamento içi siyasi parri- lerde henüz bir mutabakat oluşmamıştır. Parlamento içinde bu mutabakat oluştuğu anda parlamentoda bu işi çözeriz" dedı. dımda bulunulmadığım bildir- di. Arkadaşı Tbomas Berndt ile birlikte haberi hazırlayan ve önümüzdeki günlerde bu habe- rin devamı niteliğindeki araştır- malannın sonuçlannı da duyu- racaklarını kaydeden gazeteci Ahmet Şenyurt, Sakra olayının ardında yanıtlanmamış birçok sorunun bulunduğunu doğrula- dı. Şenyurt, Istanbul'da hayatını kaybeden insanlann, Alman- ya'daki bu düzensizlikler olma- saydı belki de kurtanlabileceği- ni belirterek "Bu baber ashn- da Türkiye için önemlidir, Al- manya için o kadar da önemli değildir" diye konuştu. Cumhuriyet'in sorulannı yanıtlayan Ahmet Şenyurt, Alman istihbaratmın yasadı- şı bir eylemde bulunduğunu ve yasalan ihlal ettiğini be- lirtti. Avrupa'nın en büyük ülkesinde birtakım hukuk- suzluklarla Sakra gibi bir te- rör zanlısının korunduğunu söyleyen Şenyurt, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sakra olayında bence i- ki konu çok önemli. Birin- cisi, çok açık bir biçimde, gizli servisler teröristleri, terörist yapılara sızmak için kullanıyor. tkincisi ise şu: Elbette bu, gizli servis- lerin görev alanına giriyor. Ama onlar da yasalarla bağlıdır. Yasalara uymak zorundadırlar.Yani, Sakra, eğer 2001'de Almanya'da rutuklansaydı, bu tstan- bul'daki saldırılar muhte- melen meydana gelmeye- cekti. Bu da benim için en önemli haberdir. tnsanlann bayatı kurtarılabilirdi. Bir başka örnek de Londra'dır. Orada da eyiemcilerin li- derlerinden biri gizli servis tarafindan aylarca izlendi. Ama buna rağmen bu sal- dırılar Londra'da gerçek- leştirilebildi. Ayrıca, Sakra Türkiye'de iki kez gözaltına alındı. Neden serbest bıra- kıldı? Türkiye'den çıkıp Halep'e gittiğini ve sonra tekrar Türkiye'ye giriş yap- tığını biliyoruz. Sahte bel- gelerle elbette, bu açık..." Sakra'nın çok fazla bilgi yüklü olabileceğini kabul e- denTürk-Abnan gazeteci, şe- riatçı terör zanlısımn Alman- ya'daki tüm hayatını incele- mek istediklerini ve bunu da kısmen gerçekleştirdiklerinı söyledi. 59. Cumhuriyet Hüicümetirıin BaşbakanınaAçık Mektup • Baştarafı 1. Sayfada "Psikolojik donanımı olmayan tip- lerin bu olaya yol açtığı anlaşıhyor. Geçmişten bugüne gelen bir yanlış. Buralara istediğimiz gibi eleman al- ma şansunız yok." Bu sözlerinizde doğrular var. An- cak yanhşlar doğrulan götürüyor. Çocuk yurtlannda asli sürekli gö- rev, çocuk bakımı ve eğitimi. Bu gö- revlerin de psikolojik donanımı olan insanlar arasından seçilerek alman kamu görevlilerince yerine getiril- mesi gerekiyor. Bu çok doğru. Ancak "Buralara istediğimiz gi- bi eleman alma şansunız yok" de- mek, inandıncı olmuyor. Doğruyu da alıp götürüyor. Neden istediğiniz gibi eleman al- ma şansınız yok? Göreve geldiği- niz üç buçuk yıldan beri kurumla- nn hizmetlerinin donammh perso- nel tarafindan yürütülmesini sağla- yacak düzenleme yapmanız olanak- sız mıydı? Yıllann birikimini belki tamamen yok edemezdiniz ama hiç değilse umut yaratan adımlan ata- bilirdiniz. Bu üç buçuk yıl, ağır eleştirilerinize muhatap olan sizden önceki birçok hükümetin toplam ik- tidar süresinden bile fazla. Onun için bir yurt müdürünün söyleyebi- leceği bir sözü, bir Başbakan' m, he- le hele Meclis'te 357 millervekili olan bir hükümetin başkamnın söy- leme hakkı yoktur. Kaldı ki TBMM'de "Çocuk yurt- lannda ve yuvalannda çahştınlmak üzere çocuk eğitimi, çocuk psikolo- jisi, çocuk bakmıı konulannda eği- tim görmüş elemanlann istihdam edileceği kadro talebine" kim karşı çıkabilirdi ki? Yeter ki kadrolann kariyer ve liyakat ilkelerine uygun olarak kullamlacağından emin olunsun. Bunun için anayasayı de- ğiştirecek çoğunluğu bile bulurdu- nuz. Buna çıksa çıksa IMF karşı çıkar. Çünkü sosyal nitelikli bir harcama söz konusu olduğunda "belki yol olur" endişesi ile onlann tüyleri di- ken diken olur. Sayın Başbakan, Kamu hizmetlerinde işin gerektir- diği donanımlı elemanlan ahna şan- sını aslında bu kurumlara "istediği gibi eleman doldurmak isteyenler" engelliyor. Asli görevlerin gerektir- diği nitelikte eleman alınması bun- lann işlerine gelmiyor. O zaman bu kadrolara teşkilattan, akraba ve ta- allukahndan eğitimsiz insanlan dol- durma şanslan kalmıyor. Onun için asli ve sürekli kamu görevleri, kurallann arkasmdan do- lanılarak taşeronlaştmlıyor. Olaylar da bunun bir sonucu ve daha başlan- gıcı. Kamu hizmetlerinde taşeronlaş- tırma işlemi birkaç adımda gerçek- leştiriliyor. Önce kamu kurumlan- mn, örneğin temizlik gibi, bazı hiz- metleri özelleştiriliyor. Bu iş için belirlenen eleman sayısı başlangıç- ta gereği kadar tutularak hizmetin bu yolla daha ucuz yapıldığı söyle- niyor. Ancak daha sonra bu işi ya- pan şirkete suursız bir şekilde ele- man aldınlarak, bu elemanlar ku- rumlarda çalıştınlıyor. Örneğin Ma- latya Çocuk Bakımevi. Temizlik hizmetleri bir şirkete veriliyor. Son- ra bu şirkete aldınlan, ücretleri ku- nıma fatura edilen hizmetliler, ku- rumun asli ve sürekli işlerinde ça- lıştınlmaya başlanıyor. Asli kamu görevlerinin kamu gö- revlisi olmayan şirket elemanlanna gördürülmesi suçtur. Kamuya, yasa ve kurallara aykın eleman alınma- sıdır. Başbakanlığın bu konudaki genelgelerini de hiçe saymaktrr. Gö- revin suiistimahdir. Saym Başbakan, Yazılanlann amacının polemik yaratmak olmadığını anlamış ohna- nız gerekir. Amacımız Türkiye'nin en önemli sorununa; kamu kurum- lannda asli ve sürekli görevleri ya- pan kamu görevlilerinin işten çıka- nlıp, o görevlerin temizlik şirketle- ri üzerinden alınan elemanla yapıl- masına dikkat çekmek. Bu uygula- manın sonuçlan çok daha ağır ola- cak. Sorun çocuk yurtlan ile sınırlı değil. Tüm devlete yayılmış. Soru- na ciddiyetle eğilmek gerekiyor. Ancak bu konularda sağlıklı ka- rarlar vermek için bazı bilgilere ge- reksiniminiz var. Öncelikle bakan- lannızdan şu bilgilen bir isteyin. 1. Hangi kamu kurumlannda han- gi hizmetler taşeronlar aracılığı ile yapılıyor? 2. Bu hizmetler ilk özelleştirildi- ğinde bu şirketlerde kaç kişi istih- dam ediliyordu, halen kaç kişi istih- dam ediliyor? Ücretleri kurumlara fatura edilen bu kişiler hangi işleri yapıyor? 3. Bu şirketlerde istihdam edildi- ği halde kurumlann asli ve sürekli işlemlerinde çalıştınlanlar var mı? Bu hizmetleri alan kurumlarda kaç kişinin işi^e son verildi? 4. Özelleştirilen hizmetler için ihale aşamasında ödenen bedel ve son ödenen bedel ne kadar? Sayın Başbakan; Malatya olayında, sorumlu Ba- kan'ın sergilediği tutumun kabine- nize karşı büyük bir güven erozyo- nu yarattığını da bilgilerinize sun- mak isterim. Sayın Bakan'ın katıldığı "Lond- ra Buluşması" daha sonra, tutanak- lar okunduğunda da bilgi edinilebi- lecek, her yıl onlarcası yapılan top- lantılardan biri. Ülke adına yapılan bir görevin olduğunu, Bakan olmaz- sa aksayacağını da sanmıyorum. Ya- pılacak bir konuşmayı da başka bir görevli, Bakan adına, yapabilirdi. Bu durumda Bakan'ın Türkiye'yi sarsan olaylar sırasında telefon ba- şmda beklemek yerine derhal göre- vine dönmesi gerekmez miydi? Asıl kabul edilemeyen ise Ba- kan'ın, gelip gelmeme konusunda, Başbakanı'ndan izin istemesi. Oy- sa bakanlar, Başbakan' m memurla- n değildir. Görev inisiyatifini ken- dileri kullanu-. Her adımını Baş- bakan'a soran, inisiyatif kul- lanamayan bakanlar ile ülke yönet- mek çok zor olsa gerek. Saygüanmla. GUNDEM MUSTAFA BALBAY • Baştarafı 1. Sayfada ki dayak, şiddet, kötü davranışın açtığı yaranın birto- kat şiddetinde gelip geçmemesini diliyoruz. Her şe- yi bir yana bırakalım, SHÇEK'in en tepesine baka- lım... Genel Müdür Ismail Banş bu görevi vekâleten yü- rütüyor. Barış, AKP iktidan döneminde genel müdür vekilliğineatanan dördüncü kişi. Yani AKP, 3 yıllık za- man diliminde 3 kez kendi atadığı kişiyi kendisi gö- revden almış. SHÇEK'in yönetmeliğinde kurumun tepesine gelecek kişinin ve yardımcılarının sosyal hizmetler eğitimi almış olması öngörülüyor. Banş'ın böyle bir eğitimi yok. Daha önceki görevi AKP çizgi- sinin Gölcük Belediye Başkanlığı. 1999 depreminde- ki derin değertendirmeleri ile tanınıyor. Ismail Banş doğduğunda annesi-babası kendisine şu adi ver- miş: Mustafa Kemal. Arkadaşımız bu adı değiştirme gereği duyuyor ve Ismail yapıyor! Arkadaşımız Deniz Som bu olayı yazdı. Herhan- gi bir yalanlama gelmedi. CHP Millervekili Güldal Okuducu'nun soru önergesine Bakan'ın verdiği ya- nıtla da doğrulandı. • • • Ankara'dan Malatya'ya gelirsek... SHÇEK Malat- ya ll Müdürü Yakup Güler'in bu göreve atanma bi- çimiyle ilgili de bir dizi kulis bilgisi var. Ankara'daki yöneticilerinin yukarıda aktardığımız gibi atandığı bir kurumun Malatya şubesiyle ilgili hangi haber yayılır- sa ilk tepki şu olur. - Ee doğrudur, bunu da yapmışlardır! SHÇEK'in öteki illerdeki eski yöneticileri de Ma- latya olayının yerel olmadığını, pek çok yerde ben- zerlerinin yaşandığını söylüyortar. SHÇEK'ten sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubuk- çu'nun bu bakanlığa atanması dönemindeki bir ku- lis bilgisini de aktaralım... Çubukçu'nun bakan olma- sı gerektiği AKP iç kamuoyunda kabul gören bir gö- rüştü. Şöyle deniyordu: - Çubukçu'nun bakan olması iyi olur. - Ne bakanı olsun? - Vallahi Adalet Bakanı olabilir... Ya da başka bir bakanlık. Ne olursa... Işte "ne olursa"dan SHÇEK'ten de sorumlu Dev- let Bakanhğı çıktı! • • • Malatya, SHÇEK'le ilgili haberlerin ilki değil. Gö- rünen o ki, sonuncusu da olmayacak. Meslek yaşa- mım boyunca bu kurumla ilgili gelişmelere olabildi- ğince kayrtsız kalmamaya çalıştım. Kurumun eski genel müdürlerinden Bülent llik'le karşılaşınca ne olup bittiğini sormadan edemem... AKP iktidan döneminde temelde kadrolaşma man- tığıyla yaklaşılan SHÇEK'te kimi yöneticiler kendile- rince yeni yöntemler geliştirmeye giriştiler. Bir örne- ği paylaşalım... Gazı Kız Yetiştirme Yurdu'nun basına bir laborant getiritdi. Ankadaşımız yurdu da laboratuvar gibi gör- müş olmalı ki, bazı deneylere girişti. Bu çocuklann ailelerini buldu, onlann yanına dönmeleri için çaba harcadı. Düşünce ilk bakışta güzel ama arkadaşımız çocuklann neden bu yuvaya geldiğini birazcık araş- tırsa belki bu yolu seçerken biraz daha düşünecek- ti. Zira, çocuklann yüzde 9O'ı aile içi sorunlar nede- niyle yurda sığınmıştı. Laborant yöneticimiz o çocukları ailelerine verdi. Bir süre sonra ne durumda olduklan araştınldı. Şu so- nuç çıktı: Çoğu ailesini terk etmiş. Yurda da dönme- miş. Nerede olduğu bilinmiyor! Yaptığım her şey doğrudur mantığıyla hareket e- den bir iktidann elinde, sosyal devlet kavramını yok etmenin sonuçlannı yaşıyoruz. ankcum v; cumhuriyet.com.tr Bağımsız medya bildirgesi tstanbul Haber Servisi - TGC-KAS Yerel Med- ya DeğerlendirmeToplantısf nda, Atatürk'ün hedef gösterdiği çağdaşlaşmanın ilkelerini ve kurumlannı korumak için toplum katmanlannın ve sivil toplum kuruluşlannın sorumluluk bilin- cinde ve duyarlıhk içinde olmasmın önemine dikkat çekildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ile Konrad Adenauer Stifung'un (KAS) Yerel Medya Projesi kapsamındaki "Yıl Sonu DeğerlendirmeToplantıları'nın 5'incisi îstan- bul'da gerçekleştırildı. TGC ve KAS Yerel Medya Projesi 5'inci YU Sonu Değerlendirme Toplantısı Sonuç Bildirgesi yayımlandı. Türkiye'nın çeşitli illerinde kurulu 33 Gazeteci- ler Cemiyeti'nin başkan ve yöneticileriyle, Ba- sın Ilan Kurumu Genel Müdürü Ertan Cillov ve tÜ lletişim Fakültesi Dekanı Suat Gezgin'in ka- tıldığı toplantıda, görüş birliğine vanlan bildir- gede, basının güçlü ve özgür olabilmesi için edi- toryal bağmısızlığın şart olduğu vurgulandı. Ya- yımlanan sonuç bildirgesinde, özetle şu konula- ra dikkat çekildi: - Özgür bir Türkiye yaratılmasımn önkoşulunun bağımsız ve demokratik bir medyamn olması gerektiğine dikkat çekildi. - Bütün medya kuruluşlanna asgari düzeyde "fikir işçisi" çahştırma zorunluluğu getirilme- sinin zorunlu olduğuna dikkat çekildi. - Türkiye'de sadece gazete, dergi ve ajanslarda çalışan gazetecilere tanınan "haber kaynağını açıklamama". "tanıldık yapmaya zorlanma- ma" kuralının radyo ve televizyonlarda çalışan gazetecıleri de kapsayacak biçimde genişletil- mesinin gerekliliği vurgulandı. - Ülkemizin hak ve özgürlükler açısından çağ- daş ülkeler düzeyine gelebilmesi için basın öz- gürlüğü kadar "y argı bağımsızhğı" ve "yargıç tarafsızlığı" nin da önemli olduğu ifade edildi. - Sektördeki işgücü fazlasımn entilebilmesi için iletişim fakülteleri ve bu fakültelerdeki öğrengj sayısının azaltılmasının önemi vurgulandı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog