Bugünden 1930'a 5,432,496 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

2 6 -EKİM 2005 ÇAR^AMBA CUMHURİYET SAYFA SÖZ OKURUN Fikret Dağlıoğlu posta@cuiiiliuriyet.com.tr Faks:O 212 343 72 64 Mafya dizileriveÇalıkuşu G azetecüik yaptığım günlerde Çapa Ana- dolu Öğretmen Lisesi ile ilgili bir haber hazırlamıştıiTL. Genç öğretmen adaylany- la yaptığım röportaj Larda, nasıl olup da bu genç yaşlannda meslek seçimini kesin olarak yapa- bildiklerini ve öğretrnen lisesinde okumaya ka- rar verdiklerini de soirdum. Bazı öğrenciler, yıl- lar önce Osman Setfcen'in yorumuyla TRT ek- ranlanna gelen ve sonraki yıllarda tekrar gös- terimleri yapılan ÇaLıkuşu'nu seyrettikten son- ra öğretmen olma karannı verdiklerini anlattı. O gün aldığım yanıtlar, televizyon izlerken sık sık aklıma geliyor. Demek ki; bir dizi film, in- sanın içine bir kıvılcım düşürüp tüm hayatına yön verebiliyor. Peki, bugünün dizileri gençlere ne venyor? Istanbul'un lüks villalannda, Güneydoğu'da, Çukurova'da, Karadeniz'de, Ege'de, Trakya'da, kısacası ülkemizin dört bir yanında geçen bir- birinden farkJı hikâyeler var dizilerde. Kanal- lar arasında rekabet arttıkça. diziler de hızlanı- yor. Hikâyeler inanılmaz bir tempoda akmaya başlıyor. Seyirci sıkıldıkça yeni hikâyeler çıkı- yor ekrana. Ancak hikâyeler ne kadar farklı olursa olsun hepsinin tek bir ortak özelliği var; hepsi "tüketim" gerçeği üzerine kurulu. Top- rak ağası, işadamı, doktor, popstar ya da mo- dacı... Kahramanlar hangi işi yapıyor olursa ol- sun, yaklaşık iki saat boyunca biz bu kişilerin kazandıklan paralan ve hayatı nasıl tükettikle- rini izliyoruz. Hangi kıyafetlerle, hangi yemek- leri yiyerek, hangi mekânlarda eğlenip-dinle- nerek tüketiyorlar? Ancak tüketim arzulannı adeta körükleyen bu dizilerden sadece birini kenara ayırmak gere- kiyor: Kurtlar Vadisi. Elbette tüm pazarlama il- keleri bu dizide de kullanılıyor, ancak bir fark- la... Bu kez kahramanlann sadece nasıl "tüket- tiklermi" değil, tüketmek için ihtiyaç duyulan kaynaklan nasıl "ürettiklerini", yani parayı na- sıl kazandıklannı da görme imkânımız var. Hem de en ince detayma kadar. Yeraltı dünya- sında çalışmak ne demektir? Burada hiyerarşi nasıl işler? Ekipteki kişilere nasıl davTanıhr? Han- gi şatlarda ve nasıl adam öldürülür gibi birçok sorunun cevabını bu diziye bakarak öğrenebi- lirsiniz. Şu anda ekraruanmızda yer alan dizi- lerin hiçbiri sizi ne doktor, ne modacı ne de işa- damı yapamaz, ama Kurtlar Vadisi'ni seyre- den bir kişi isterse yeraltı dünyasına "akı bir gniş" yapabilir. Birileri özellikle gençleri hep "tüketici" ola- rak görmek. bu duygulanm harekete geçirmek istiyor. Ama unuttuklan bir şey var, onlar sa- dece nasıl para harcanacağını değil, harcamak istedikleri o paralan nasıl kazanabileceklerini de öğrenmek istiyor. Lütfen artık bazı yapım- cılar, ReşatNuriGüntekin'in Çalıkuşu'nda ol- duğu gibi "Anadohı'da öğretmen olmak ne de- mektir?" ya da Attilâ İlhan ın Yann Artık Bu- gündür'ünde olduğu gibi. "Anadolu'da doktor olmak ne demektir?" sorulanna benzer soru- lar sorsun. Hayatta ne olacağına karar verme- ye çalışan gençlerin yoluna bir ışık tutsun. Özgü Işık YOLCU Servergazi'de kadrolaşma D enızlfnıneski SSKhastanesinınSağlıkBakan- lığı'na devri sonrası, ısim değışikliği ile başla- yan AKP'lileştırme, şimdı de Başhekim Dr. Necdet Durmuş'un görevden alınması ile yenı bir aşa- maya geldı. Hakkında hiçbir yolsuzluk ve usulsüz- lük iddıası olmayan Dr. Necdet Durmuş, böylece da- ha önce Denızli Devlet Hastanesi Başhekimı iken ba- şına gelen akıbetten tüm çabasma karşın SSK baş- hekimliği sürecinde de kurtulamamış oldu. Türki- ye'nin sağlık sisteminin bir adun ileri gidememesi- nın temel nedeni olan "Sağlık Bakanlığı'nın srv'asallasünlması" sorunu, Başbakan, Sağlık Baka- nı ve yandaş medya ne kadar şov ve reklam yapar- sa yapsın ve eleştıriler karşısında ne kadar sınırle- nip, gerilirse gerilsin bu olayla bir kez daha kanıt- landı ve halkımızın gözleri önüne serildi. Bu olay vesılesıyle başta Denızli halkı olmak üzere tüm yurttaşlanmız ve medya mensuplanyla paylaşmak istedığim bir gerçek var. Konu ne Dr. Necdet Dur- muş'u savunmak ne de AKP'ye körü körüne muha- lefet yapmak sorunu degildir. Sorun laik cumhun- yet ve ulusal bütünlük sorunudur. Dr. Necdet Dur- muş'un görevden alınması ile Van 100.Yıl Ünıver- sitesi Rektörü'nün, 10 saat ayakta sorgulandıktan sonra ensesınden tutulup hapse atılması arasuıda hıç bir fark yoktur. Üniversitelerin medreseye çevnlme- si ne kadar tehlikeli ise, Sağlık Bakanlığı'ndaki ta- rikat kadrolaşması da o kadar tehlikelidir. MehmetNEŞŞAR îbret B eşıktaş Teknik Direktörü Rıza Çahmbay, ken- disi içın yaz başından ben kaynatılan kazana düş- tü ve kaynatanlan mutlu sona kavuşturdu! Yö- netim kurulunun inanılmaz desteği(!) ile Isveç'tekı Malmö maçına teknik direktör olarak çıkan Rıza • Hoca ile birlikte eski menajer Sinan Engin de kafi- leye dahil edilmişti. Bu şekılde, Rıza Çalımbay'ın futbolcular nezdindekı otoritesi ve saygınlığı arttı- nlmak, özgüveni pekiştirilmek istenmişti! Aynca, yö- netimin teknik direktöre duyduğu güven de bir İcez daha kamuoyuna duyurulmuştu! Sonrası malum... Sonunda, çobanlann başbakan, cumhurbaşkanı olabil- dikleri Türkiye'de, kapıcı çocuğu Rıza'nın, Beşik- taş'a teknik dırektör olacak niteliklen taşımadığı öne sürülerek sonu hazırlanacaktı. Senaryo tamam- landı. Senarist(ler) ve oyuncular kına yakabilirler! Bir işletmeci ve yönetici olarak bu olayın işleöne yönetimi derslerinde "vaka çahşması" olarak öğ- rencilere anlatılmasında, tartışma konusu yapıl- masında, öğrencilerin gerçek hayata hazırlanmalan bakımından yarar görüyorum. Son olarak; elli yıl- Iık "Beşiktaş taraftan" sıfatımı terk ettim... SıtkıERGÜNEY Rektöre 'kelepçe' B enziraatprofesörüyüm. Liseden sınıfarkadaşım olan ve Ankara'da uzun dönem savcılık yapıp ar- dından da "Yargrtayüyeüği" görevine gelen; an- cak erken ölümü nedeniyle yokluğuna hiçbir şekil- de alışamadığım bir sevgili dostum, kendisini her zi- yaret edişımde, ayağa kalkar ve önünü ilikleyerek be- nı karşılardı. Aramızda eski yakınlık ve ilişİdden do- layı, "Oğhım, niye her defasında bana böyle davra- nıyorsun?" dediğımde, "Ben seni gördüğüm zaman fakültedeki hocalanmı hanrnyorum da ondan" diye yanıtlardı. Umanm bu hâkim ve savcılar da, Ankara sıkıyönetim mahkemelerinde Sayın MümtazSoysal hocayı yargılayanlar gibi tarihe geçerler!.. Tümer URAZ Oran yolu nkara'yı biliyorsanız ODTU ormanının kena- nnda egzoz kokulan arasuıda üç kılometrelik bir J Xyürüme yolu vardır. Bu alanın zemini kırmızı kil toprağıydı. Yürüyünce hiç ohnazsa toprağa bas- manın keyîfi yaşanıyordu. Şimdi o güzelim toprak- tan artık eser yok. Çünkü aklıevvelin birisi sanki sa- lonuna duvardan duvara halı döşermış gıbı ne kadar para harcandıysa suni halı döşendi. Üstelik halı da kiremıt rengi ve insanlar yürürken yolunu şaşırma- sınlar diye üzerinde beyaz çizgiler \ar. Bu harcama gereklı mıydi? Şehrin kaldınmına suni halı döşen- dığı hangi ülkede görühnüş?.. ı Mehmet KARAKAYA ErtuğrulFirkateynişehitleri anısına 587/draz ağacı dikildi Ertuğrul Firkateyni şehitleri anısına Ataşehir'deki Neza- hat Gökyiğit Botanik Bahçesi'ne törenle 587 Japon ki- raz ağacı (Sakura) dikildi. Ali Nihat Gökyiğit ve TEMA vakrflannın işbirliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, 1890 yılında Japonya'da batan Ertuğrul Firkateyni'nde şehit olan askerierin isimlerinin yer aldığı Türk Bayrağı'yla örtülü anıt önünde Japon Milli Marşı ile istiklal Marşı okundu. Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanı Koramiral Emin Murat Bilgel, daha sonra Türk Bayrağı'nı indire- rek anıtın açılışını gerçekleştirdi. Koramiral Bilgel, tö- rende yaptığı konuşmada, 115 yıl önce meydana gelen büyük trajedinin Avrasya'nın iki ucunda yer alan Türkiye ve Japonya'nın dostluğunun temelini attığını vurguladı. TEMA ve Ali Nihat Gökyiğit vakıflan başkanı Ali Nihat Gökyiğit de "Bu merasimle içinde bu- lunduğumuz adayı 'Ertuğrul Adası' ve bu amfiyi de 'Ya- mada Amfisi' olarak isimlendirdik. Torajiro Yamada, bu elim kazadan çok etkilenerek, şehit yakınlan ve kaza- zedeler için Japonya'da bir kampanya düzenlemiş ve 22 yıl Istanbul'da kalarak iki ülke dostluğuna büyük hiz- metlerde bulunmuştur" dedi. Törene, Sakura Vakfı Baş- kanı Manabu Doida, Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Tomoyuki Abe de katıldı. Konuşmalann ardından, törene katılanlar fidan dikti. ELEŞTIRİLER Ekonomi sayfanızda Mustafa Sönmez'in futbol ekonomisi yazı dizısıni büyük bir keyifle okumaya başlamıştım ki düş kı- nklığı yaşadım. Ne yazık ki günlerinizi ve sayfalaruuzı ayırdığınız bu dizi 2 yıl öncesinin bilgilerini içeriyor. Örneğin ku- lüplerin yıllık geliri adlı köşedeki kaynak ve yılı (2003 Sports busuıess grup) bile haberlerin ne kadar eski olduğunun kanı- tı. Oysa bırakın yabancı yayınlan, Türki- ye'de yayunlanan internet siteleri ve der- gilerdeki veriler bile daha güncel. (Örne- ğim fesam.com) Aynca futbol ekonomisi konusunda geçenlerde bir kitap okumuş- tum. Kalınca bir ciltti, oradaki bilgiler bile (kitap olduğu halde), sizin yazannız Mustafa Bey'in bilgilerinden daha gün- celdi. Bir örnek daha; listede yer alan ve dünyanın en zengin takımı diye adlandın- lan Leeds United'uı Ingiltere'nin hangi liginde oynadığına (bizdeki 2. lig) ve ni- çin kadrosundaki oyunculannı sattıgına (borç nedeniyle) baksanız, dünyanın en zengin kulübü sıralamasmın ne denli yanlış olduğunu görürdünüz.. Yine liste- deki AS Roma, SS Lazio ttalya ligi Seri A'da borç knzınde yüzen ekipler. Lütfen biraz ciddiyet.. Spor çok ciddı bir iştir, ekonomi daha da ciddidir. Mustafa Sönmez herhalde bu yazıyı 2-3 yıl önce kaleme almış. Cüneyt CANDAR 20 Eylül Sah günü Sayın Deniz Som'un "Kürt muhipierinden beklenen yanıt- lar" başlıkh yazısına, tüm sağduyu sa- hibi, yurtsever, laik Cumhuriyetimi- zin "Flkri hür, vicdanı hür" aydınlan- nın aynen katümasını, bu oyunlan boz- mak için ellerinden -kalemlerinden- gelen çabayı göstermelerini bekhyorum. BekJiyorum diyorum, çünkü bunu bek- lemek bir Türkiye Cumhuriyeti vatan- daşı olarak benim hakkım. Neme la- zımcılık zamanı değil. Zaman, cumhunyetimize sahip çık- ma zamanı. Yurtiçinde ve dışında, on- ca Anadolu evladının canına. kanına mal olmuş cumhuriyetimiz, onun ku- rucusu Atatürk ve arkadaşlannın üze- rine oynanan çirkin oyunlar gelip gırt- lağımıza dek dayandı. Hep beraber olup sesimizi, gücümü- zü kullanmazsak bu hain saldınları na- sıl durdurabiliriz? Sağcısı, solcusu, cumhuriyete sahip çıkan her Türk va- tandaşı birleşin ve elinizden geleni ya- parak bu saldınlan, bu yalan dolam durdurun. Ben yaşlı bir ev hanımıyım. Cum- huriyet ve Atatürk'ümle hep gurur duy- dum. Bu topraklarda yaşayan her yurt- taşın cumhuriyetimize borcu var. Bu gü- zel emaneti yobazlara, etnik ayruncı- lığa ve de emperyalist güçlere karşı korumak hepimizin borcudur. Bu ül- ke ve insanlanna saygısızlıklannı Ata- türk resimlerinin duvarlardan indiril- mesi isteğinde bulunmaya kadar var- dıranlann haddini kim bildirecek? Kim- se yok mu bu ülkede, yok muyuz?.. Enise SÖNMEZ \ Sayın Erdal Atabek; Ortaöğretım düzeyınde üç çocuğu olan bir anne- yün. Sizın yazılannızı her pazartesı merakla bek- İerim. Çocuklan motive etmek, sorun çözmeyi öğ- retmek, dayanıklılık konulannda yazdığımz ya- zılar bizim problemli zamanlanmıza öyle güzel denk geldi ki, bir ara aramızda gızlı bir iletişun var diye düşündüm. Sizin, bizi ilgilendiren yazı- lanruz kesilir ve mutfak tahtasında defalarca okun- sun diye asılır. Daha öncelen de sıze teşekkür et- mek ıstemiş fakat tembellık edip yazmamıştım. Binlerce teşekkür edenm. Sizin sayenizde daha bilinçli anneler, babalar, daha mutlu ve hedefini belirlemiş çocuklar var. Gençler konusunda da- ha da çok yazın, kıtaplannızdan ilgili bölümleri de zaman zaman okuyorum çocuklara, fakat gün- cel konularla ilgili \azılanlar daha etkili oluyor. Feyza DİNÇER Cumhuriyet, sayfalannı CUMOK'lara açtu "Söz Okurun" sayfamızda yayın ilkelerimize uygun tüm haberlere, duyurulara, görüşlere ve eleştirilereyer veriyoruz. CUMOK'lar bu gazetenin gerçek sahibidirler; ülke yayın yaşamına yepyeni katkılarda bulunup ufuklar açacaklarına, ülkenin yerel ve genel sorunlanm yansıtmakta önemli işlevler üsüeneceklerineinanıyoruz. ADD ve ÇYDD'nın var oluşlannı hızlandıracak iletişim ağının "Söz Okurun " sayfasında gerçekleşmesi de olanak kazanacaktır. 2000 vuruşu aşmayacak görüş ve eleştirilerinizi bekiiyoruz. posta(âcumhuriyet.com.tr Mektıtp Adresi: Prof. Nurettin Mazhar Öbel Sk No: 2. 3438] Şişlı İstanbul. Tel: (0/212) 343 72 74 (20 hat) Faks. (0.212) 343 72 64 'Uyan ey ehli vatan' Bir Cumhuriyet okuyucusundan mektup aldım, bir de şiir kitabı. H. Esat Yavuz- türk, "Çabam din gerçeğini ve nasıl sö- mürüldükkrini emekü halka kendi anla- yacaklan dükanlaüp,gözkrindeki atgöz- İüğünü kaldırmaknr" diyor. Çok iyi edi- yor. Zaten çoğumuzun çabası da bu de- ğil mı? Ben edebiyatçı değilim, onun şi- ırlerine değer biçmek haddim değil, size bırakıyorum. Gızemlı Varlık başlıklı şi- irden bir parça okuyalım beraberce: Gölgesinde oynayıp variığını duyup kendini tanıyamadığım gizemli varlık! Cansızlan canlüardan ayınrsın her canltya sınırlı yaşam tanırsın ama ben hiç ölmem dersin... İnsanlar yaşamasa yaşayan insan olmasa sen olur muydun? Kaynak Yayuılan'ndan çıkmış olan bu ki- tabı okuyup karannızı verebilirsiniz. Be- nim için önemli olan bu girişim, bu ni- yet. Esat Yavuztürk bir halk çocuğu. "Ben şair değflün" diyor ve bu cesareti göste- nyor. Işın önemli yönü bu. Çünkü Tür- kiye 'nin dırhem dırhem satıldığı, dev- nmlerin yok edıldığı, gençlerimizin ka- ranlığa sürüklendiği şu günlerde hepimi- ze, ama, yetenekli, yeteneksiz, genç, ih- tiyar, bılgili, bilgisiz, hepimize bir çaba göstermek düşüyor. Nâzun Hikmet Ben yanmazsam Bizyanmazsak Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa Dememiş miydı? "Uyan ey ehli vatan!" diyor Yavuztürk bıze. YddızSERTEL Haklarımız haklanıyor! ğitim devrimimizle kusursuz bir yapı- ya kavuşan eğitim sistemimizde, gerek Köy Enstitüleri gerek halkevleriyle uy- gar ve çağdaş bir toplum olma bilinci tüm beyinlerde oluşturuhnaktaydı. Ça- hşmak, öğrenmek ve üretmek temel esas- lardı. Bu dönemde eğıtim-öğretim ha- yatı süresince teon ve pratik arasındaki mükemmel denge sonucu, yeni Türkiye Cumhuriyeti kültür, eğitim ve uygarlık seviyesinin çıtasını her geçen gün daha da yükseltmekteydi. Yönünü ileriliğe, çağdaşlığa çeviren eğıtim-öğretim siste- mi 1940'lara gelindiğınde bu yönden 180 derecelik bir sapma yaparak gerile- meye başladı. îlk önce MustafaKemal'ın kendı yazdığı lıse tanh kitaplan kaldınl- dı, 1945'lere doğnı halkevleri ve bera- bennde Köy Enstitülen kapatılarak eği- tim sistemimiz büyük çapta bir darbe al- dı. Öğretmen liseleri ile emperyahstgüç- lerin korkulu rüyası Köy Enstitüleri'nin ve öğretmen okullannın eğitim-öğretim anlayışı geri dönüyor. Yapılan araştırma- lar, Türkiye genehnde öğretmen lisele- rınin başansuun her geçen gün arttığını göstermekte. Bu gelişmeyi fark eden sö- mürgeci güçler para yardımlanyla örüm- cek ağlarını örerek kendilerine bağladık- lan ülkemızdeki bazı kurumlar kanalıy- la öğretmen liselerini ve dolayısıyla öğ- retmenlik mesleğini de yozlaştırmak is- temektedir. Işte gündemde bulunan Ana- dolu öğretmen lısesı mezunu öğrencile- rin kazandıklan eğitim fakültelerine gi- rişte sağlanan haklı avantajlann yok edil- mesi bu isteğin bir kanıtıdır. E ÖzgûrBALABAN Kitap isteği 6izler KESK'e bağlı TÜM BEL SEN (Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hiz- metleri Emekç.leri Sendikası) Muş Şu- be Yönetim Kurulu olarak, sendikamız bünyesinde üyelerimiz, çocuklan ve di- ğer kesimlerin faydalanabileceği bir kü- tüphane oluşturduk. Kütüphanemizin asü amacı üyelerimıze okuma ahşkanhgı, ço- cuklanmıza ve diğerkesimlere de destek sunmaktır. AB'ye girme sürecinde bulu- nan ülkemizde okuma oranı çok düşük- tür. Bu nedenle okuyan, araştu^n ve de- ğiştiren bir toplum için okumanın önem- li olduğunu düşünüyoruz. Sizlerden de kütüphanemize kitap yardımında bulun- manız noktasında destek bekbyoruz. Du- yarlılığuıız için şimdiden teşekkür eder, Çalışmalannızda başanlar dileriz. ADRES: KESKŞubelerPlatformuÖzri İdare tş Hanı Kat: 4 No: 19-21 Tel: 0436 2126297 Cep: 0532 446 55 05 Uğur TURAN
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog