Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

SAYTA CUMHURİYET 26 EKİM 2005 ÇARŞAMBA HABERLER Bakan Gül, kurumun Başbakanlık Müsteşan Dinçer'le ilgili karan ile intikam aldığını ileri sürdü HükümetYÖK'eyiMeniyorAJNKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Dışişleıi Bakanı AbduDah Gül Baş- bakanlık Müsteşan OmerDinçer ile ilgili karan nedeniyle Yükseköğre- tim Kurulu'nu (YÖK) intikam al- makla suçladı. Gül, "Hîçkimse,ken- disini bu ülkenin içinde bağımsız bir adacık gibi görmesin. Bu ülkede ordu komutanlan, başbakanlarve bakan- lar mahkeme huzuruna çıkıp he- sap verirken "Rektörler hesap vennez' diye bir şey söz konu- sıı olamaz" dedi. AKP'nin dünkü grup toplan- tısı, Başbakan Tayyip Erdo- ğan'ın yurtdışında olması ne- deniyle Gül tarafindan gerçek- leştirildi. Ülkede herkes kendi işine koyulmuşken bir üniver- site rüzgân estirildiğini kayde- den Gül, hükümetin kuvvetler • Başbakan Erdoğan'ın ardından Bakan Gül de YÖK ve rektörleri suçlamayı sürdürdü. Rektörlerin Van'agidişini 'yakışıksız gösteri' olaraknitelendiren Gül, 'Hiç kimse, kendisini bu ülkenin içinde bağımsız bir adacık gibi görmesin. Rektörler hesap vermez' diye bir şey söz konusu olamaz" dedi. aynlığı ilkesi içinde yargının alanındaki bir konunun içine çekilmek istendiğini söy- ledi. Rektörlerin Van'a gidişini "yakışıksız gösteri" olarak nitelendiren Gül, YÖK'ün Dinçer ile ilgili kararau kastederek "tnti- kamlar ahndı" diye konuştu. Hükümetin kurumlar arasında bir aynm yapamayacağını, ülkeyi topyekûn olarak kaİkındırmakla yükümlü olduğunu belir- ten Gül, üniversitelere bugüne kadar en fazla AKP hükümetleri döneminde öde- nek aynldığını, araştırma- geliştirme fa- aliyetlerinin desteklendiğini söyledi. An- cak Türkiye'deki üniversitelerin 2 üniver- sitesi olan Slovenya ile aynı sayıda proje ge- liştirebildiğini kaydeden Gül, şu görüşleri dile getirdi: "Hiç kimsenin kendisini bu ül- kenin içinde farkh bağımsız bir adacık gibi görmemesigerekir. Herkes kanunlann önün- de eşfttir, herkes sorgulanabilir, herkesin so- rumluhığu vardır, herkes hesapverir. Bu ül- kede ordu komutanlan, başbakanlarve ba- kanlar mahkemenin huzuruna çıkıp hesap verirken Türkhe'de sadece beiU kesim, rek- törler hesap vermez diye bir şey asla söz ko- nusu değüdir." OzeUeştirme karşıtianna •çağuı gerisindeler' suçlaması Türkiye'nin müzakerelere başlamasıyla siyasi sürecüı tamamlandığını, teknik sü- recin başladığını anlatan Gül, Ermeni soy- kınmı iddialan, Kıbns'ın tanınması, Fırat ve Dicle nehirlerinin suyuyla ilgili konu- larda büinçli olarak yanlış bügüendirme ya- pıldığını söyledi. Hükümetin özelleştirme uygulamalannı eleştirenlere de tepki gös- teren Gül, bu kesimlerin çağın gerisinde ya- şadıklannı ileri sürdü. Yine Rauf Denktaş'a çatti Dışişleri Bakanı Gül, konuşmasında, ad vermeden KKTC Kurucu Cumhurbaşka- m Rauf Denktaş dönemini eleştirdi. Gül, şöyle konuştu: "KKTC'nin bundan önce- ki cumhurbaşkanlan, dışişleri bakanlan kimlerle görüşmüş, Idmler onian muhatap almış? Yok™ Ama şimdi bakm ABD, Ingil- tere, Rusya dışişleri bakanlan, AB'nin en üst sevryedeki yetkilileri, KKTC'nin cum- hurfoaşkannu, dışişleri bakanını muhatap al- makta, kabul etmekte, oturmakta, resmi görüşmeler vapmaktadK." AKTDE 'TORBA YASA TARTIŞMASI Kumara vergi AKP'yi böldü • Pek çok kesime af getiren "torba yasa"da sanal kumara yüzde 20 vergi konulmasına tepki gösteren bazı AKP 'lilerbunun kumara meş- rulukkazandıracağını savundu. Birmilletve- kilinin tasandaki kendisiyle ilgili düzenle- meyi anımsatması üzerine Bakan Unakıtan, "Bu konunun benimle bir ilgisi yok" dedi. EMtNEKAPLAN ANKARA-Maliye Ba- kanı Kemal l nakıtan ile irticacı öğrencilere af ge- tiren Bazı Kamu AJacak- lannın Tahsili ve Terkini Hakkında Yasa Tasan- sı'nda yer alan sanal ku- mara yüzde 20 vergi geti- rilmesine ilişkin dûzenle- me AKP içinde tarüşma yarattı. Bazı AKP'li mil- letveküleri, "Kumara meş- nıhık kazandınhr'" diye- rek düzenlemeye itiraz et- ti. Maliye Bakanı Unakı- tan, tasanda kendisini il- gilendiren bir düzenleme olmadığını ileri sürdü. Maliye Bakanı Unakı- tan, partisinin grup top- lantısında "torba yasa" olarak adlandınlan ve pek çok kesime af getiren Ba- zı Kamu Alacaklarının Tahsili ve Terkini Hakkın- da Yasa Tasansı ile ilgili mületvekillerine bilgi ver- di. Unakıtan'ın, tasanyla sanal kumara yüzde 20 vergi getirildiğıni belirt- mesi üzerine, bazı millet- vekilleri itiraz etti. Formûl aranacak Bir milletvekili, "Eğer sanal kumara vergi getiri- Ersekumara meşruhıkka- zanduıhnış otanaz mı" di- ye sordu. Bazı milletve- killeri ise sanal kumardan vergi alınmasının yerinde olduğunu belirtti. Bunun üzerine AKP Grup Baş- kanvekılı Saüh Kapusuz, milletvekillerinin eleştiri- lerinin hakh olduğunu be- lirterek uygun bir formül bulunması gerektiğini söy- ledi. Maliye Bakanı Una- kıtan, eleştiriler üzerine konunun taruşılabileceği- ni söyledi. Grupta, sanal kumann tamamen engel- lenmesi için teknik bir dü- zenleme yapılıp yapıla- mayacağı konusunda bir çalışma yapdması benim- senirken, bir formül bu- lunamaması durumunda mevcut düzenlemenin ge- çirilmesi eğilimi ağırhk kazandı. Unakıtan: AfJFa ihtiyacımyok Bir milletvekilinin ta- sandaki kendisiyle ilgili düzenlemeyi anımsatma- sı üzerine Bakan Unakı- tan, "Bu konunun benim- le bir ilgisi yok. Zaten bu rigvabrctan yargıtanan ar- kadaşlanm beraat etti" dedi. Unakıtan, gazeteci- lerin sorulan üzerine de şunlan söyledi: "TBMM Genel Kurulu'nun kara- n ne ohırsa, ona göre ha- reket edflir. Ancak benim ne affa, ne başka bir mad- deye ihtiyacım var. Her- hangi bir maddenin arka- sraa gizlenme gibi bir du- rumum asla söz konusu değil. Sözü edflen davalar görülüyor, ilgili yönetim kurulu üyeterinin davala- n devamediyor. OnJartaB- gfli herhangi bir ahnmış karar söz konusu değil. hatta o davalardan bir ta- nesiberaarJasonuçlanmış. Benim bu getirikn mad- deyle bir Dghn söz konusu 1ĞNELİ FIRÇA ZAFER TEMOÇtN * Anayasadeğişikliği pazarlığatakıldı Kamu Mali Yönetimi Yasa Tasansı ve torbayasa ile ilgili taleplerinin karşûanmasını isteyen CHP,ANAP veDYP lilergenel kurulu terketti ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - "Merkezi Yöne- tim Bütçe" sistemine geçilmesı nedenıye Anayasanın bütçeyle ilgili 5 maddesinde değişiklik öngören yasa teklifı, muhalefetin Kamu Mali Yönetimi Yasa Tasa- nsı ve torba yasa pazarlığına takıldı. Genel kurulda ta- sannın maddelerine geçilmesi AKP oylanyla kabul edilirken, muhalefet topluca genel kurul salonunu terk etti. tktidar kanadı, referandumsuz kabul için gerekli 367 oya ulaşılamayacağını görünce tasannın madde- leriyle ilgili oylamalan bugüne bıraktı. TBMM Genel Kurulu'nda Anayasanın bütçe ile il- gili hükümlerinde değişiklik yapan 5 maddelik yasa öne- risi ele alındı. Görüşmelerde CHP sözcüleri, Anayasa degişikliğinin "teknik" düzenleme ötesinde, Sayış- tay'uı denetim yetkisinin kısıtlandığını, bugün Plan ve Bütçe Komisyonu'nda ele alınacak Kamu Mali Yöne- timi ve Kontrol Yasa Tasansı'nda da benzer düzenle- meler yer aldığını bildirdüer. Muhalefet sözcüleri tek- lifle birlikte yerel yönetimlerle ilgili denetimin de sı- kuıtıya gireceğini bildirdiler. Konuşmalann ardından CHP, ANAP ve DYP milletvekılleri genel kurulu terk ettiler. Teklifrn maddelerine geçilmesi, oylamaya katı- lan 343 milletvekilinden 341 'inin oyuyla kabul edildi. Muhalefetin bu protestosu üzerine teklifin maddeleri üzerindeki oylamaya geçilmedi. Muhalefet partileri, Anayasa değişikliğiyle ilgili tutumlannı, bugün Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülecek olan Kamu Mali Yönetimi ve Kontrolü Yasa Tasansı ile genel kurulda görüşülecek olan torba yasa ile ilgili taleplerinin kar- şılanma durumuna göre netleştirecek. 'tLKADIMIAr DİSK'ten iktidara çağn İstanbul Haber Servisi - Türkiye Devrimci Işçi Sendikalan Konfederas- yonu (DlSK) Genel Sek- reteri Musa Çam, Türki- ye'yi yöneten AKP'nin hükümeti devralu- almaz önce işçi ve sendikalan suçladığını, anımsatarak "Tophımsal banşa en çok ihrjyacunız olan şu gün- lerde ilk adımıAKP hükü- meti atarak, tophımun her kesiminin sorunlannı din- lemeh\ çözmeye çahşmab- dn-" dedi. Musa Çam, yaphğı ya- zılı açıklamada, 2003 yı- lından bu yana Türkiye'yi yöneten AKP'nin işçi ve sendikalan suçladığını, insanca yaşamak için aç- lık sınırının üzerinde üc- ret isteyen işçileri haksız gördüğünü, sonra da aç- lığa ve adaletsizliğe kar- şı ayaklanan çiftçilere "Gözünüzü toprakdoyur- sun" dedığıni anımsattı. 'Yargı herkese lazım' Çam özetle şu görüşle- ri savundu: "Her olayda, her demokratik düşünce- de halkuı bir böKimünü kötülemevi ve kavga et- mevi görev haüne getiren AKP hükümeti, bu sefer de ünrversite rektörieriy- le kavgaya giıiştL Suçla- nan bir rektöre destek ol- mak için harekete geçen rektörîeresavaş aço. AKP hükümetine buradan ses- lenmekistiyoruz; Eğer Van Yüzüncü Vıl Ünhersitesi Rektörü suçhrysa, bunun cezasını yargı vermeüdir. Yargıya siyasal basküaria müdahaketinek,yargı ba- ğımsızhğınıyok etmek de- mektir. Bir gün bağımsız yargıya herkesin ihtryacı olacaknr. AKP hükümeti ve onun önderlerinin Türk haOa ile acilen banşması gerekmektedir.'' IR NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR oralcalislar@cumhuriyet.com.tr Mehmet Asal, Uğur Mumcu'nun deyimiyle "Denizgiller"den. Oeniz Gezmiş'lerle birlikte yargılanmış, uzun yıllannı cezaevinde geçirmişti. 12 Eylül sonrasında ise yurtdışına gitti, daha doğmsu gitmek durumun- da kaldı. 20 yıldan fazla bir zamandır orada yaşıyor. Ben de Almanya'ya gittiğimde, gittiğim kente göre eski arkadaşlarımı ararım. Köln'e gidince buluştuğum arkadaşlarımdan birisi de Mehmet Asal'dır. Mehmet Asal, Türkiye'ye gelemi- yordu. Alman vatandaşlığına da geç- mediği için, Türkiye'ye gelmesi mümkün değildi. Çünkü askerlik ve benzeri sorunlar yüzünden başı bela- ya girebilirdi. Onu Alman vatandaşlı- ğına geçmesi için zor ikna ettik. Onu- runa yediremiyordu. Sonunda, Türkiye'ye gelebilmek özlemini gidermek için Alman vatan- daşlığına başvurdu. Bu kez de Türk vatandaşlığından çıkması için bekle- di. Türkiye bir tüıiü onun vatandaşlık- tan çıkması için gereken formaliteyi tamamlamadı. Neyse sonunda bütün bunlar olunca ilk uçakla Türkiye'ye geldi. Mehmet Asal'm Başma Gelenler Girerken bir şey olmadı, ancak çı- karken başı derde girdi. Gelmek için uğraştığı Türkiye'den bu kez çıkmak için uğraşıyordu. Artık giriş çıkışlarda bazı sorunlar yaşasa da özlemini, ko- kusunu duyduğu ülkesine gidip gele- biliyordu. • • • Son konuştuğumuzda artık Türki- ye'ye yerleşmek istediğini, burada kendisine bir iş bulduğunu söylemiş- ti. Artık Türkiye'ye geliyordu. Ancak burası Türkiye idi, kimin başına ne geleceği belli olmazdı. Hele de Meh- met Asal gibi sicilinde "Deniz Gez- miş'in arkadaşı" olmak varsa vay ha- lineydi. Geri kalamnı kendisinin dilinden özetleyerek aktarıyorum: "Türkiye'ye üçüncü gelişimde bü- yük bir sürprizle karşılaştım. 16 Ni- san 2005 günü saat 02.45'te Sabiha Gökçen Havalimanı'na indiğimde pasaport kontrolünde ûlkeye gire- meyeceğim söylendi ve geldiğim uçakla apardopar Almanya'ya geri gönderildim. Elime 'Türkiye'ye girişi sakıncalı görülenler' şıkkı işaretlen- miş resmi birzabıt tutuşturvldu. Uzun zamandır günü gününe takip ettiğim Türkiye'deki sevindirici geliş- melere ve İstanbul izlenimlerime o kadar inanmıştım ki; bu olayın hava- alanındaki kötü bir yanlışlık olduğu- nu düşünmeye çalışmak bana daha iyi geliyordu. Ama gelişmeler maale- sef bunun küçük bir yanlışlık olmadı- ğını doğruladı. Sonuçta söylenen şu oldu: Bu, olağan bir uygulamaydı! Her ne ne- denle olursa olsun vatandaşlıktan çı- kanlanlar Türkiye'ye ancak Içişleri Bakanlığı'nm izni ile girebilirlerdi. Benim hakkımda da bu sene 25.02.2005 gün ve 41198 sayılı Içiş- leri Bakanlığı karanyla 'giriş yasağı' konmuştu. Bakanlıktan izin alarak Türkiye'ye gelebilecektim. Merak edilecek bir durum yoktu! Yakınlarımın benim adıma verdiği dilekçelerle iki kere daha Türkiye'ye geldim. İlk dilekçemde 5 günlük izin istemiştim, çünkü işyerimden 5 gün izin alabilmiştim. TünXiye makamlan bu '5 gün'ü de içtihat haline getirdi- ler ve hiçbir kanun ve yönetmelikte böyle bir sınırlama olmadığı halde, bana sadece 5'er günlük izinler ver- meye başladılar. Her gelişimde yet- kili makamlarla temas kurmanın, sö- zü geçer insanlann yardımının yolla- nnı aradım. Hiçbir sonuç alamadım. Son başvurumu Köln Başkonso- losluğu'na yaptım. 'Beyefendi biz kendi vatandaşlanmızın işleri ile uğ- raşmakla görevliyiz, Alman vatan- daşlanna bir vize mecburiyetimiz de yok. Siz Alman vatandaşısınız. Türki- ye Cumhuriyeti demokratik bir ülke- dir. Siz Içişleri Bakanlığı'na ya da başka bir makama bir dilekçe ulaştır- mak istiyorsanız, zarfa koyar postaya verirsiniz ve yerine ulaşır' dediler. Araya adamlar koydum,ricalaret- tim, en sonunda ve bir defaya mah- sus olmak üzere dilekçemi Türki- ye'ye göndermeye razı oldular.. Di- lekçemi verdikten sonra cevabı bek- lemeye başladım." Mehmet Asal, yine beş günlük bir izinle Türkiye'ye gelebilir. "İlk iş olarak Ankara'ya gittim, Içiş- leri Bakanı'nın bir danışmanı ve Em- niyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Hudut ve lltica Dairesi'nde yetkili memurlarla görüştüm. 'Olağan uy- gulama' açıklamasından başka hiç- bir şey duymam mümkün olmadı. Ama gene de sağ olsunlar, ricam üzerine ve üstelik de yasaklanan bi- çimiyle 'elden' verdiğim bir yeni di- lekçeyle iznimi bir '5 gün' daha uzat- ma inceliğini gösterdiler. Ne acı! Bir Almanya ve AB vatan- daşı olarak, doğduğum ülkenin ma- kamlanna karşı, Türkiye'nin Avrupa kapısından içeri girebileceğinin tes- cil edildiği 4 Ekim gûnü dava açmak ve hakkımı bu yolla aramak zorunda kaldım. Dilerim bu gözden kaçmış, düşünûlmeden yapılmış bir yanlışlık olsun. Bunun 12 Eylül sürgünlerine yönelik yeni bir siyasal tutumun bir başlangıcı olabileceğini düşünmek bile istemiyorum." Işte size AB adayı bir ülkede bir in- san öyküsü. GLOBALPOLÎTIKÜLTÜR ERGIN YıLDıZOĞLU Beşar Rejimi Daha Ne Kadar Yaşar? Pazartesi günü, "Beşar rejimi yalnızca dış bas- kılann değil, iç sorunlann da etkisiyle.. büyük bir krize doğru sürüfdeniyor. Sanınm bu süreci durdur- mak artık olanaklı değil" saptamasını yapmıştım. Evet belki "rejim değişikliği" sürecini durdurmak ar- tık olanaklı değil ama, bu sürecin mutlaka bir sa- vaştan da geçmesi gerekmiyor. Gerçekten de Su- riye ekonomisindeki gelişmelere, Prof. Bamett'in "Pentagon 'un yeni haritası" tezinin ışığında bakın- ca, Suriye "çatlağının", bir askeri müdahaleye ge- rek kalmadan kapanma sürecine girdiği söylene- bilir, Beşar rejimi bu sürecin yükünü taşıyabilir mi? IMF'nin eline... Beşar rejimi, IMF ile ilişkileri güçlendirdi, Avrupa Birliği ile ekonomik işbiriiği anlaşması imzaladı - Anlaşma AB'de onaylanmayı bekliyor. Beşar rejimi altında Suriye, devlet işletmelerine dayalı, dış tica- ret ve yatınm ilişkileri sıkı denetim altında olan bir "komuta ekonomisinden", dışa açık bir piyasa eko- nomisine dönüşmeye başladı. Beşar döneminde, ekonominin yönetimine, In- giltere'de eğitim görmüş Abdullah Dardari (eko- nomi bakanı - Baas üyesi değil) ve Fransa'da eği- tim görmüş ekonomi profesörü Adib Mayaleh gi- bi neoliberal eğilimli bürokratlar atandı; piyasa re- formlan doğrultusunda, özel sektörü destekleyici, teşvik edici adımlar atıldı. Yönetim, dış ticaret ve mali sistemlerini güncelleştirmeye, dünya ekono- misine, özel sektöre açmaya, mali piyasalan geliş- tirmeye başladı. Birçok kamu işletmesinin, mülki- yeti olmasa bile, yönetimi özel sektöre devredil- meye başlandı (Bank Audi, Ekim 2005). Beşar yönetiminin, ilk IMF konsültasyonunun bul- gulannın açıklanmasına izin vermiş olması ise The Economist Intelligence Unit'e göre, "hükümetin, ekonominin durumunu tartışmaya açarakdış bas- kılara karşın orta ve uzun dönem perspektifini kay- betmediğini gösteriyor". Suriye ekonomisi petrol gelirierine bağımlı. An- cak kuyular eski, üretim gerilemeye başladı. IMF, 15 yıl içinde Suriye'nin net petrol ithalatçısı olaca- ğını düşünüyor; Suriye'ye ekonomisini çeşitlendir- meyi, piyasa reformlannı hızlandırmayı öneriyor, ka- mu sektörünü yeniden yapılandıımayı, özel sektö- rü güçtendirmeyi başararnazsa birfinansal şokla kar- şılaşacağını söylüyor. Beşar rejimi de IMF'yi dinle- yerek Suriye'nin dünya ekonomisiyle entegrasyo- nunu, uluslararası mali sermayeye açılmasını hız- landırmaya çalışıyor. Ama, gözlemcilere göre, Su- riye'nin siyasi yapısı, bu sürecin önünde önemli bir engel. özellikle güvenlik aygrtı ve ordu seçkinleri re- form ve yeniden yapılanma sürecine direniyor, bu süreci sosyal-ekonomik çıkarlanna yönelik bir teh- dit olarak algılıyorfar (Meepas, 03/07/05). Beşar'ın ise sınıriı da olsa gerçekleştirdiği demokratik açı- lımlardan dolayı halk arasındaki popülaritesi yük- sek olmasına karşın ıktidarda kalabilmek için bu seç- kinlerin desteğine gereksınimi var. Beşar ve diğerieri... Hariri'nin öldürülmesinden bu yana uluslararası medya da çıkan yorumlann büyük çoğunluğunun, Beşar ile bu seçkinleri birbirinden ayırmaya özel- likle dikkat ettiği görülüyor. Eleştiriler öncelikle, Ba- as Partisi'ne, güvenlik örgütü seçkinlerine yönelti- liyor. Hariri'nin öldürülmesini soruşturan Mehlis ra- porunun da özellikle Suriye güvenlik örgütlerinin en tepesindeki isimleri suçlaması rastlantı değil. Bu yaklaşıma, Israil güvenlik çevreleri içinde önem- li bir kesimin Suriye'de bir rejim değişikliğine karşı olmaiannı, Beşar'a bir alternatif olmadığını sık sık vurgulamalannı eklediğimizde görüntü, sanınm bi- raz daha berraklaşıyor: Şimdilik, Suriye rejimini zor yoluyla devirip bir kaos yaratılması gündemde de- ğil. Sanınm, daha çok, Beşar'ın vereformyanlısı ke- simin güçlendirmesi, Hariri suikastının yarattığı ik- limden yararianılarak rejimin "bağırsaklannı temiz- lemeye" zorianması amaçlanıyor. Bush yönetimi de demeçlerinde, ölçülü bir dil kul- lanıyor, Tıme dergisinin aktardığı gibi, Suriye rejimi- ni askeri yöntemlerie yıkmayı bir, "rejim değişikli- ğini" değil "davranış değişikliğini" amaçladığını vurguluyor. Ancak ABD ve Israil güvenlik çevreleri, uluslararası yorumcular, Beşar'ın, genekde uzlaşma eğilimine karşın yeterince güçlü bir lider olmadığın- da anlaşıyoriar. ABD ve Fransa, Suriye'ye karşı Birieşmiş Millet- ler'den bir karar çıkarmayı başanriarsa, ki çok zor görünüyor (VVashington Post, 24/10), yaptınmlar da Suriye ekonomisini örneğin petrol ihracatını en- gelleyerek bir krize itmeye başlarsa, Suriye rejimi- nin vetoplumunun iç çelişkileri (emek-sermaye, iş çevreleri-Baas bürokrasisi, Alevi-Sünni, Kürt-Arap) derinleşir. Beşar, Baas "nomenklaturasıyla' yeni şekillenmekte olan özel sektörtemsilcileri ve "libe- ral demokrat" güçler arasında sıkışıp paralize ola- bilir. Bu sıkışıklığı, askeri-güvenlik örgütünün açma- ya kalkması, ABD'de ve Israil'de rejim değişikliği yan- lılannın ellerini güçlendirerekdahaderin bir dış mü- dahaleyi gündeme getirebilir. ergin.yildizoglu " gmail.com 'ATA'YA SAYGIPROGRAMT Emekli subaylar Anıtkabir'de ANKARA (Cumhu- riyet Bürosu) - Emekli Subaylar Derneği Baş- kanı emekli Tümgene- ral RızaKüçükoğhı, as- keri dernekler tarafin- dan düzenlenen "Ata'ya ve Cumhuriyet'e Saygı Programı" çerçevesinde Anıtkabir'i ziyaret etti. Küçükoğlu ve bera- berindeki dernek üye- leri, Atatürk'ün mozo- lesine çelenk bırakarak, saygı dunışunda bulun- du. Anıtkabir Özel Def- teri'ni imzalayan Küçü- koğlu, deftere şunlan yazdı: tt AzizAtam,ana- yasamız ile vkdanlan- mıza emanet ettiğin, la- ik, demokratik, sosyal hukukdevletiolarak son şeküni verdiğin Türki- ye Cumhuriyeti'ni tüm varhğıDe sahiplenen as- ker dernekler aflesi ve uhısçu srvil tophun ku- ruluşlan olarak huzu- runda ounanın muthı- luğunu yaşryoruz. Ulusal hedefimiz, ese- rin olan devietin ve mü- leûn bölünmez bütüı> lüğünü ve Türk ul» > nun bağımsızve *• ^eM vartığmı son»" yaşatmakor. V
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog