Bugünden 1930'a 5,447,148 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 26 EKİM 2005 ÇARŞAMBA OLAYLAR VE GORUŞLER AÇI MUMTAZ SOYSAL Kaz ve Koyun Bilgisi DERYA SAZAK, "Ankara okulu"r\da yetişen bir gazeteci olarak, iç ve dış olaylann yoru- munu tarih profesörü Halil Inal- dk'a sofmuş. Türkiye hep kay- betme noktasında mı, gelecek on yılda kendi politikalannı ve gûcünü AB'ye kabul ettirme şansı olmayacak mı? Doksan yıllık Cumhuıiyet, ulusal çıkar- lan konıyacakgüçte değil mi?" sorusuna Inalcık'ın yanrtj: 5H- bette; ama şunu yapmaymım- •' Ermeni meselesinde daha arf layışlı davranmak, Patriğe is- tediği ekümenlik sıfatını tanı- mak, Heybeliada Ruhban Oku- lu'nu açmak sadece kayıplara zemin hazırlamaktır. Ne Yuna- nistan'ı ne Avrupa'yı tatmin edebilir, ne de AB'ye gihşiga- ranti edebiliriz. Tamamen ha- yal." "Kırmızı çizgi" denen, ama sonra pembeleşip silikleşen ulu- sal davalardan ödün verenlere daha kesin bir öğüt olabilir mi? "Taviz vermekle problemler çö- zülmez. Zaafımız şu: AB 'ye gir- mek için her şeyi kabul eder durumdayız. Uluslararası mü- zakerede elinizde koz yoksa, tam manasıyla diz çökmüşse- niz, daimakaybedersiniz... Hiç- bir devlet antlaşmalaıia perçin- lenmiş haklanndan vazgeçe- mez. Vazgeçerse variığı tehli- keye düşer, parçalanır. Sevr'e gideriz!" Profesörlnalcık, ne politika- cı ne de diplomat. Ama, gü- nün olaylannı ve gidişleri tarih bilinciyle yorumlayınca doğru sonuçlara kolayca varabiliyor. Zaten "bilinç" denen kavram, önce "bilmek" sonra da olay- lara bakışınızı, takınmanız gere- ken tavn, ödevlerinizi, kısacası "kendinizi" o bilginin içine yer- leştirmek değil midir? Dünyanın, Avrupa ile Yakın Doğu'nun ve kendi ülkenizin geçmişi konu- sunda sağlam tarih bilgisi ol- mayanlar bunu yapabilirler mi? Liselerinde basit ve temel tarih bilgilerinin bile verilmediği, ta- rih bilgisine dudak bükülüp üni- versite giriş sınavlannda ancak seçenekli bilmece sorularına konu edilen ve yakın geçmişin cumhuriyetçi yorumlanna bile ki- milerince "resmî tarih" diye alay edilerek bakılan bir ülkede, el- bet günün olayları sağlam dü- şünce zemininde değerlendiri- lemez. Işgal Istanbul'unda Pat- rikhane'nin oyunlarını, oraca yönlendirilen papazların Izmir nhtımında Yunan aJayını karşı- layışJannı bilmiyorsanız, şimdi- ki Patrikhane'nin tutumuna doğ- ru bir tanı koyabilir misiniz? S a y ı n Demirel, politikadaki deneyimsizler için vaktiyle "ömründe iki kaz gütmemiş..." diyerek söze başlardı. Sonra bol vakit bulup tarih okudukça "kaz gütme bilgisi" ile tarih bi- linci arasındaki başkalığı gör- meye başladı. Şimdiki başba- kan da, YÖK'ün tutumunu eleş- tirirken "ömründe iki koyun güt- memiş..." diye konuya giriyor. önlerine yem atarak kazlan su- ya götürme ve çoban köpeği havhavıyla koyunlan ağıla dön- düıme bilgisizliğinin "ömründe iki tarih kitabı okumamış..." ol- maya göre pek zararsız kaldı- ğını ve tarih cahilliğinin kaz ve koyun kaybından çok daha de- ğerii kayıplara yol açabileceği- ni unutarak. Daha doğrusu, bilmeyerek. Ama, hukukta yasaları bilme- mek gibi, devletler arası politi- kada da tarihi bilmemek maze- ret değildir ve bu nedenle işle- nen hatalar affedilmez, insanı bazen darağacına kadar götürür. Yıın Ceket ı Y«ır) Yüce Divan - Yargıtay Öncesi ve Geleceği... Y azımı bugünkü bölümle so- nuçlandınyorum. Anayasa Mahkemesi karma heyet ha- lınde oluşturulduğundan için- de hukukçu olmayan ve ceza hâkimliği yapmayan kişiler de bulunmak- tadır. Üstelik yargılama da tek derecelidir. Aynı kurula karar düzeltme yetkisi verilme- si de yargüanan kişiler için teminat oluştur- maz. Yargılama sürecinde mahkemece ara kararlan Öe verilebilecek olan tutuklama, el koyma gibi tedbir kararlanna karşı başvu- nılacak kanun yollan da (itiraz, temyiz) bu- lunmamaktadır. Bu nedenlerle Anayasa Mahkemesi tarafindan yapılan yargılama- nın adil olduğundan söz edilemez. ...Cum- hurbaşkanı, TBMM Başkanı, Başbakan, Bakanlar, Anayasa Mahkemesi Başkanı ve üyeleri ile diğer Yüksek Mahkeme Başkan ve üyelerinin şahsi suçlanndan kaynaklanan tüm ceza davalan ile özel hukuktan kaynak- lanan davalanna bakma görevi Yargıtay'a aittir. Şahsi suçlardan dolayı bu kişileri yar- gılayan Yargıtay'ın görevden doğan suçla- nndan doiayı yargılamamasının, şahsi suç, görev suçu aynmı yapılmasınnı haklı ve inandıncı gerekçesi bulunmamaktadır. Ge- rek 1961 ve gerekse 1982 anayasalannda bu konuda hiçbır gerekçeye yer verilmemiş- tir. Anayasa Mahkemesi 'nin kuruluş amacı Anayasa Yargısı olduğuna göre işlevinin de Anayasa Yargısı ile sınırlı olması gerekir. 4709 sayıh kanunla anayasanın 36/1. mad- desi değiştirilerek "adü yargüama hakkı" temel hak olarak anayasamızda yerini almış- tır. Günümüzdeki temel ınsan haklanndan olan adil yargılanma hakkının gelişim ve de- ğişimine uygun olarak Yüce Divan görevi- nin Yargıtay'a verihnesi gereklidir... Insan haklarmın ulaşüğı evrensel boyut karşısın- da Cumhuriyet yönetiminde Yüce Divan'ın deneyimli Yargıtay Ceza Hâkimleri'nden oluşturuhnası zorunlu görühnektedir. ...Yüce Divan kararlanna karşı Ceza Ge- nel Kurulu'na itiraz ve temyiz yoluna baş- vurulabüir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun evrak üzerinde inceleme yapması ve karar- lannın kesin olması öngörülmüştür. Bu hü- kümler ile yargılanan kişilere adil yargılan- BİYLİKDÜZÜ TRABZON DfYAKBAKIR ANTALYA URFA Kravat hotRff i' "_)f ANeErfMEPKiZ \'jy\ty\\) vim'irı/')l" I R ' ı - m i n h c / Fd [Uj \ )) r>^ *? W FnK ff)?1 7) 233 30 S' 1 İKİTEUİ OUUEÎfF'jbrH'a Altı|: (0212) W V) 5* PfMOİK OUÎI.EI (021A) 4 H 52 5«İ İZMİÎ OUTIET CENTER: (0262) 335 57 .« REYlİKDOtfj 5AATLJ 8İNA:(0212) 87« 50 2A KONYA M l TFPf PPM fn-?3?) ?AS 1? *»'> f ,r >PI)t nwm (f>7«?) 673 26 M FP/ılffiiM YAKUÎİfE AVM: (0412)233 22 2İ SQKE PRIENE COUNTRY AVM fO256) 521 7 ' ^'• ! 'NGÜIDAK: (0372) 252 17 98 SHRT (0484) 224 00 43 E! A/IĞ (0424) 238 9? V) P4fM«M- fO4*?P) ;>ı ? *% i)i f/^prıifi fnAi}) vâ ?9 i f ¥Uî EPFĞIİ (0372) 323 79 61 RIJPSA (0224)271 63 4! ı.lPFA (f»414) 215 54 44 TPAR/^M fO467)322 32 92 '•'fA.PBAKIR: (0412)224 76 74 ANTAIYA (0242) 744 24 1*0 ': ••'•" '-" ^PFCFft! AVM MOSIfOVA APKADIA AVM *7fO?5) 775 30 2^ manın gereği olarak çifte yargılanma hak- kı ve güvencesi verümesi amaçlanmıştır." Anayasa Mahkemesi'nin anayasa deği- şiklik taslağınnı 4. maddesiyle anayasanın 148. maddesinin değiştirilmesine yönelik öneriyle maddenin son fıkrasında Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru (anayasal şikâyet) görüntüsü altında Yüksek Mahke- me olan Yargıtay ve Danıştay ikinci derece mahkemeler durumuna düşüriUmektedir. ...Mevcut anayasal düzenlemede yüksek mahkemeler arasında anayasal eşithk esas aluıarak düzenleme yapılmıştır. Yüksek yargının temel taşlannın oynatüması den- genin bozulmasına ve çatışmalann oluş- masına neden olacaktır. Ülkemizde Adli Yargı iki kademeli olup bölge adh'ye mah- kemelerinin kuruhnakta olduğu günümüz- de Adli Yargı üç kademeli olacaktır. Ana- yasa Mahkemesi, kendisini 4. kadame ola- rak gönnek istemektedir. Adli ve idari yar- gı davalı genel hukuk kültürünün yanında özel uzmanlığı gerektiren işlerdir. Bu neden- le, Adli Yargı'da Yargıtay 32 daire, İdari Yargı'da Danıştay ise 12 daire halinde oluş- turulmuştur. Her dairenin görev ve uzman- lık alanı farklıdır. Anayasa Mahkemesi üye- lerinin birçoğunun adli ve idari yargı dava- lanyla ilgisi, yaknılığı ve uzmanlığı bulun- mamaktadır. Böyle bir kurulun uzman mah- kemelerce verilecek kararlan inceleme yet- kisi kabul edilemez. Zira inceleme yapacak olan merciin, karan incelenen merciden da- ha uzman, daha bilgili ve daha donanımh olması gerekmektedir. ...Anayasa Mahke- mesi tarafindan gerekçeli kararlann 5-6 yıl- lık sürelerde yazıldığı ve resmi gazeteler- de yayımladığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararlan yazma süresinin makul süre olarak kabulü de müm- kün değildir. Mahkemeye dava açma hak- kı sınırh olmasına ragmen işlevini yerine ge- tiremeyen bir mahkemenın "herkesc" baş- vuru hakkı verihnesi halinde çıkmaza gi- receği ve işleri yürütemeyecegi açık bir ger- çektir. Anayasa Mahkemesi 'ne bireysel baş- vuru hakkı tanınması halinde kişilerin Av- rupa însan Haklan Mahkemesi'ne yeniden başvunnası önlenemeyecektir. Zira bu kez yargı yolu Anayasa Mahkemesi karan ile fükenecek, bu kararlara karşı Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi'ne başvurulacaktır. Beklenen fayda sağlanamayacağı gibi yar- gılama süresi de uzayacakrır. Avrupa Insan Haklan Mahkemesi bu kez ülkemizi yargı- lamanın ^makul" sürede bitirilememesi ne- deniye mahkûm edecektir... Bireysel baş- vuru (anayasal şikâyet) sisteminin kabulü halinde her turlü ışlem ve eyleme karşı çe- şitli yargı organlan nezdinde kademeli ola- rak hak arama olanağı mevcut olan ülkemiz- de tamamen yararsız, buna karşıhk Anaya- sa Mahkemesi'nin asıl işlevı olan anayasal yargı görevini aksatacak kadar iş yükü ge- tirecektir. Yargıtay, 1868 yıluıda, Anayasa Mahke- mesi ise 1962 yılında kurulmuştur. Pek çok ülkede anayasa yargısı Yargıtay'ın bir bö- lümü hahnde çalışmaktadır. Her ülkede Yar- gıtay vardır. Ama her ülkede Anayasa Mah- kemesi bulunmamaktadır. Avrupa'da Dani- marka, Irlanda, Hollanda, Isveç ve Norveç gibi ülkelerde Anayasa Mahkemesi yoktur. Fransa'da ise Anayasa Konseyı vardıı. 1982 Anayasamıza Anayasa Mahkemesi yönün- den model olan İtalya bireysel başvuru yo- lunu kabul etmemiştir. 2004-2005 Adli Yıl açış konuşmasında Yargıtay Birinci Başkanvekili Sayın Mater Kaban Yüce Divan ile ilgili Yargıtay 'ın gö- rüşünü bir kez daha yıneleyerek: "Yargılama birligi güçhı yargının vazge- çilmez bir ilkesidir. Mevzuaûmızda bu ilke- den sapmanm en önemli örneğini Yüce Di- van oluşturmaktadır.. Yargrtaj'ın yıllardan beri baknğı davalann nheükleri ve sa>ılan nazaraafand^mdaYüceDKangörevmin, >ar- güama birtiğinin bir gereği olarak, yargüa- nacak kişiler bakunından oluşturacağı hu- kuksal güv^nce de dikkate ahnmak suretiy- le Yargıtay 'a verümesi zorunlu hale geüniş- tir" şeklinde açıklamıştır. 2005-2006 Adli Yıl açış konuşmasında Yargıtay Birinci Başkanı Sayın Osman Ars- lan'ın dile getirdiği görüşler, yukarda de- ğinilen kaynaklar çerçevesinde değerlen- dirihnelidir. Üslubunun sert bulunduğu ki- mi çevrelerce ifade edihniştir. Ancak bu denli tartışılan bir konunun da, daha nahif bir tarzda anlatüması mümkün ohnasa ge- rektir. Sanınm ifadesinin gür sesi, kurumu- nun haklılığına olan inancındandır. Bilim Yerine Kuran Kurslan NeCİâ TURKEL5/>o/q/Y öğretmeni Y azayianndabir nı engellediler. Hıristi- gün gazeteyi elime alır al- maz ilk sayfadaki 8-12 yaş arası başörtülü kız- lardikkarimi çekti. Ön- ce Arap ülkelerinde çe- kilmiş bir fotoğraf ol- duğunu düşündüm. Fa- kat yan taraftaki yazı- yı okuyunca işin önemi- ni anladım. Atatürk ön- cesine döndük... Me- ğer bütün camilerde Kuran kurslan başla- mış. Datça'ya bağlı ta- til sitelerinde bile Ku- ran kurslan veriliyor. Körpe beyinler yıkanı- yor, birtakım saçmalık- larla dolduruluyor; kız çocuklanna başlannı bağlamalan gerektiği söyleniyor. Herkes çağ- daşlık yolunda ilerler- ken, biz niçüı geriye gi- diyoruz?!.. Amerika, bizimle oy- nuyor. Bizim uyanma- mızı, çağdaşlaşmamı- zı istemiyor. Aksi hal- de bizi sömüremez. Türkiye'yi Islamdevle- ti haline sokmaya çalı- şıyor. Anımsayalım; hü- kümet başkanı, seçimi kazanırkazanmaz, baş- bakan olmadan önce Amerika'ya gidip tes- lim olmadı mı?!.. Özet- le "Sen beni destekk, banaparayardmnyap, neisterseny-apaca^m" dediği anlaşılıyor. Ade- ta Amerika 'nın man- dası haline geldik! Avrupa'da Rönesans dönemine, yani Aydın- lanma dönemine kadar kilise baskısı vardı. Yö- netimde kilise egemen durumdaydı. Heryeni- lik kilise tarafindan en- gelleniyordu. Örneğin "Dünya yuvarlaktir" ya da "Düny-adönüyor" diyen bilginler Engizis- yon'da işkence görüyor ya da ölüme mahkûm ediliyordu. Fakat Rö- nesans halkın uyanma- sını ve aydınlanmasını sağladı. Dini halkın vic- danına gömüp, devlet yönetimini kilisenin baskısından kurtardı- lar. Böylece dinin siya- sete alet olmasını ve ayaklar altına aknraası- yanlarda dine saygı var. Onlarpazargünleri kiü- seye gidip dinsel şarkı- lar dinliyor, söylüyor, gerginlik atıprahatlıyor- lar. Onlar için kilise te- davi (terapi) ödevini gö- rüyor. Bizde camiye gi- din, hocarun vaazını din- leyin; hele bayansanız rahatlamak şöyle dur- sun, sinirleriniz gerilir. Saçınızın tek teli görün- meyecek, teniniz görün- meyecek, her yeriniz ka- palı olacak! Sadece önü- nüzü görebibneniz için tek gözünüz açık olacak! Erkekler size sataşırsa, kabahat sizin, kesinlik- le bir yeriniz açıkta kal- mışür, onlan tahrik et- mişsinizdir! Müslüman- lıkta özellikle kadrnlara yaşam hakkı yok, dünya nimetlerinden yararlan- ma yasak! Her şey öbür dünya için, bu dünya bir deneme... Öbürdünyada bile cenneti erkeklere va- at ediyor. Din bu kadar harcan- mamalıydı! Siyasetealet edihnemeliydi! Dinade- ta oy gizilgücü (potansi- yeli) haline geldi. Herke- sin duyuncunda (vicda- nında) saygınlığını ko- rusaydı oknaz mıydı?!.. Hangi îslam ülkesinde gelişme, çağdaşlaşma var? Atatürk'ün sağla- dığı, bizdeki gelişmeyi istemeyen dış güçler, Türkiye'yi karanlığa sü- rüklemek istiyor. Içteki- ler de buna çanak tutu- yor. Amerika, üslerimiz- den yararlanıyor. asker- lerimizden yararlanıyor, ülkemizi yolgeçen hanı yapıp, Orta Asya ülkele- rine sahip obnayı amaç- lıyor. Atatürk, ölümünden sonra yavaş yavaş ülke- nin gerileyeceğini ve ya- bancı ülkelerin güdümü- ne gireceğini görebili- yordu. Ileriyi gören, ül- kesini çok seven, akılcı bir insandı. Gençliğe Hi- tabe'sinde belirttiği gi- bi, tersanelerimize giril- di, üslerimiz işgal edil- di, topraklanmız yaban- cılara satılıyor, gelir ge- tiren kurumlanmız bir- takım kişilere özelleştir- me teranesiyle peşkeş çekiliyor. Baştakilergaf- let ve dalâlet içinde. It- halatı arttuacağız diye tanm ve hayvancılık bal- talandı, işsizük arttı, üni- versiteyi bitiren evde oturuyor, halkın büyük bir kısmı aç dolaşıyor, gelir dağılımında uçurum var. Ayda 200 - 250 miryonlageçinmeye çalışan, daha doğrusu sürünenhalk görmezden gelinip, milletvekili maaşlannı arttırma peşindeler. îşkence devam ediyor, anarşi hortladı! Bütün bu sorun- lar yokmuş gibi, sanki ülke güllük gülistanlık- mış gibi türban sorunu ile, Kuran kurslan ile, imam hatipülerin ilahiyat dışında başka fakültelere girebilmeleri için uğ- raşılıyor. Lisede öğrenciyken edebiyat kitabunızda yer alan \\ams Emre'nın çok beğendiğim dörtlüğü ile yazımı noktalamak is- tiyorum: Derier Sırat incedür, kıbçtao kesldncedûr, Vanp ânm üstüne e\- kr yapasını gelür, Altında gayya vardır, içi nar ile pfirdör, \^npolgölgefiktebiraz yatasım gelür." PENCERE Omüp Kısacık Bir Roman... Necmettin Erbakan yaşamının büyük acısını ya- şıyor, 38 yıllık eşıni yitiren Hoca'ya "Başın sağ ol- sun" diyor, Allah'tan sabırlar diliyoruz... ömür göz açıp kapayıncaya dek geçiyor; elde kalan nedir?.. Biraz kül.. Biraz duman.. Ve biraz da roman.. Her hayat bir romandır.. Peki, rahmetli Nermirt Erbakan Hanımefen- di'nin romanı nedir?.. • 'Cumhuriyet Istanbul Haber Servisi' bu roma- nı şöyle özetlemiş: "Necmettin Erbakan, sekreterliğini yapan Ner- min Hanım ile 1967 yılında evlendi. Bu dönem- de çağdaş giyimli olan Nermin Erbakan, düğün- de başı açık bir gelinlik giydi. Evllliklerinin ilk yıl- lanndaki fotoğraflarda Nermin Erbakan'ın etek boyu kısa olan kıyafetleri dikkat çekiyordu. Isken- derpaşa Camisi'nde Nakşibendi Şeyhi Mehmet Zahit Kotku tarafindan kıyılan dini nikâhtan son- ra Yeşilköy'de Çınar Otel'de yapılan müzikli ve iç- kili düğün basında yer aldı. Evlendikten sonra Milli Görüşçü olan Nermin Er- bakan ilerleyen yıllarda kapandı. Nermin Erbakan eşiyle biriikte siyasette de boy gösterdi. Fazilet Partisi kapatılmadan önce par- tinin kadın kollannda aktif olarak görev aldı. Hat- ta yenilikçi kanadın önünü kesmek için Abdullah Gül'ü durdurma harekâtına katıldı." Yaşamöyküsünde görüldüğü gibi rahmetli Ner- min Hanım'ın hayatı, yalnız kendisinin değil, Tür- kiye'nin de son kırk yıllık romanı... • Peki, bu roman bitti mi?.. Hayır, Başbakan Recep Tayyip, Necmettin Er- bakan'a başsağlığına gitmiş, gazetelerde el ele fotoğraflan yayımlandı... Peki, Hoca'sının yüzüne nasıl bakabildi Erdoğan?.. Fotoğraflara yansıdığına göre buluşma gerilim- li!.. Dostoyevski'nin romanlanndanfırlamışbirol- gu gibi hoca ile öğrencisini ölüm birieştiriyor ve el ele tutuşuyorlar!.. Hayatın en büyük gerçeğidir ölüm!.. Biliyoruz ki öğrenci hocasına ihanet etmiştir; Türkiye'de Amerika'sız ıktidara oturulamayacağı- nı keşfedince, rotasını buna göre ayartayıp Erba- kan'ı ortalıkta bırakmıştır... Hoca bu ihaneti unutur mu?.. Nermin Hanım'ın ölümü hoca ile öğrencisinin el- lerini birfeştirmiştir; ama, yollannı tekrar birleştirir mi?.. • Rahmetli Nermin Erbakan'ın hayatı gerçek bir roman... Aydınlanma devrimi yaşayan Türkiye'de dinci kar- şı-devrimin tesettürü insanlann yaşamına dayat- ması kim bilir kaç kadının öze) hayatında romanes- kedönüştü... Bugün yalnız Türkiye'de değil tüm Islam coğ- rafyasında Müslümanlar ikiye aynlıyorlar: Amerika'ya karşı duranlar.. Amerika'dan yana olanlar.. Ne dersiniz, Kristof Kolomb Amerika'yı Islamı ikiye ayırsın diye mi keşfetmişti?.. NOVITAS Turizm Kastamonu-Sinop-Pınarbaşı : 3-6 Kasım Kilikya (uçakla) : 3-6 Kasım Konya-Mevlana :16-18Arahk Hindistan-Nepal :6-15Ocak Diğer turiarımızı acentemizden sorunuz. Tel: 0212 251 28 08 (pbx) novitasuj novitas.com.tr www.novitas.coni.tr T.C. KARTAL 2. AİLE MAHKEMESt ESAS NO: 2004/370 Davacı Aytekın Sağlam vekili tarafindan davalı Ay- nur Sağlam aleyhıne açılan Boşanma davasının alınan ara karan gereğince; Mahkememizce Davalı Aynur Sağlam a adresı belırlenemediğinden tebbgat yapıla- manuş olmakla duruşma gününün gazete ile ilanen tebliğine karar venlmış olup; Davalı Aynur Sağlam'ın duruşma günü olan 15 12 2005 günü saat 10.30'da mahkememizde hazır bulunması veya kendisini bir ve- kil ile temsil ettırmesi, duruşmaya gelmedığı ya da kendisini bir vekille de temsil ettirmediğı takdirde yar- gılamaya yokluğımda devam edileceği ve karar verile- cegi hususu davetıye yerine geçerli olmak üzere ilanen teblig olunur. 06 10 2005 Basın: 50142 İZOCAM İZOPAN ile daha çok ısının, daha az yakıt parası ödeyin! Radyatör ve soba arkasına konularak kullanılan İzocam izopan, ısının evinizde kalmasını ve yakıttan tasarruf etmenizi sağlar. ww>v. izocam.com.tr ÜCRETSİZ DAN1ŞMA HATT1 0 800 211 43 86
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog