Bugünden 1930'a 5,431,332 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 26 EKİM 2005 ÇARŞAMBA 14 I LJJK. kuttur@cumhuriyet.com.tr Çalışmalannı Paris'te sürdürmekte olan Komet (Gürkan Coşkun) kişisel sergisiyle İstanbul'da KendigözündenboyamakSELCENAKSEL Resmimizin tanınmış isimlerinden Komet (Gürkan Coşkun), çalışmalannı insan yaşamı için uzun sayılabilecek 20 yılı aşkın süredir ya- şadığı Paris'te sürdürüyor. 0nun resmini, Tür- kiye'de de açtığı sergilerinden tanıyoruz. Arti- san'da sürmekte olan sergisinin hemen öncesin- de de Dirimart Sanat Galerisi'ndeydi. 196O'lı yıllann Istanbul Devlet Güzel Sanat- lar Akademisi'ni bitiren sanatçı; o günler ve kendisiyle ayru yıllarda orada öğrenci olmuş sa- natçı arkadaşlanyla yaptıklan üzerine konuşur- ken "\e pahasına olursa olsun yalnızca sanan- mızla yaşamamız gerekrigine inanıyorduk, bu düşünce büyük ölçüde bizinı kuşağırruzda orta- ya çıkü sanınm" diyor. Hadi Bara, Zeki Faik Izer, Ahmet Kutsi Tecer, Ahmet Hamdi Tanpı- nar'lann eğitmenliğinde geçen günJerden söz ederken de sanat tarihi dersi vermekte olan Bur- han Toprakla bir anısını hatırlıyor. Ona "yaşa- mı ve var olmayı sorguladığuu" söylediğinde, Toprak'ın kendisıni o an alıp kütüphaneye gö- tûriişû ve Epikür'ün 'Yaşamak Zevki' kitabını istetmesi, okumasını söylemesi... Resmin resmi- nin yapıldığı, kötü olsun yaratıcı olsun gibi bir yaklaşımın pek de sözünün edilmediği bir dö- nemde, u Daha şiirseL, dışavunımcu, bazen fan- tastik, kendimize göre kendimizi sanatçı sayıyor- duk, daha etütler yapmadan öyle bir tavra gir- miştik" diye anlatıyor aldıklan tepki ve cezanın öncesini. "Ama" diyor, "öğrenci öğrenciyi daha fazJa etkiliyor belki, başkaldıncı bir ortamumz oidu, o zaman Akademi'den başka bir çevre de yok, dışanda bazı edebiyatçılar var." "Sonradan da sevdiler, biliyorlar ne kadar be- yecanh olduğunıuzuL' 1 Farklı denemeler ve pentür Komet, o yıllarda farklı denemelere de yer ve- riyordur sanatında, yerleştirmeler gibi. "Tiim bunlardaiçtendik" derken pentüre yoğunlaşma- nın günümüze özgü zorluklan da olduğunu be- lirtiyor: "20. yy'da gelmiş geçmiş bürün görsel sanabn arkeolojisi yapıldı, başındayken bir sürü şey, geçmiş uygarhİdann bırakbğı eserier gibL. Yeterinceflgigösterilmiyordu asnn başında bir Rönesans primitiflerine ya da mağara devri re- simlerine~ Bugün ise farklı ve biitün bunlardan sonra hiç kolay değil pentür yapmak.-" Komet. "Sanat eseri bir öneri, o önerinin ra- dikal olması laam, öneriyi nasıl daha iyi sunabi- lirsin sorusuyla biçimlenir kompo/JsyorT der- ken özellikle şu sözcüklerle desteklıyor bu sa- vını: "Yoksa üçgen olmuş vb bu değil. Fa/lalık- lar aülır, söylemek istediğin şeyi daha rahat su- nabilmek için. Ama azfak da iyi degildir... Genei- likle dikdörtgen içinde çansıyorsak, nasıl bir bi- çimde yerleştirilmesi gerekiyorsa o 'şeylerin'.-" Batılı sanatçı yapıtı yalnızca biçim olarak algı- lamıyor, resmin hikâyesini de görmek onun geç- mişinden geliyor. Ya da onun başka bir tanım- lamasıyla önemli olan 'neden' yapıldığını, özü- nü görmek, tam da bu meselenin içinde olmak... Biçim ve özün buluşturulması, kanştınlması sa- natçının meselesi. Pentürü çok seviyor, sanat tarihiyle bir sanat- çının sınırlanmaması gerektiğine inanıyor. öğ- rencilik yıllannda çağdaş denemelere kalkışmış bir sanatçı.. diyorki Komet, "BirMontmarteres- samı ounayı tercih edebilirim gerekirse." Geçmiş- te niûderruzmı sorguladığı sırada romantık man- zara resimleri yapışı gibi. Onun resimlerinde insanlar da birer 'şey'ler, şeylerin içinde bulunduğu espas çok önemli bir parçası anlatımın. Romantizmle 'humor'u bu- luşturmaktan söz ederken aslında o büyülü ha- vanın, romantizmin ve mizah duygusunun için- de yaşattığı 'gerçeklik' olduklannı vurguluyor. Herkes bir şey aslında * Var olmamızı irdeleyen bir tarafaradun. Mut- laka sanat tarihi bağianasına gerek yok.» Sanat tarihi günü gününe de vaalabilir. bir sanatçı çe- kinebilir bundan. Uzun yıllardır baa şeyleri sor- guladığmı bir dönem içinde olduğum söylenebi- lir, sanki Matisse görmemiş gibL" "Şey derken, herkes bir şey' aslında, değil mi? Birbirlerine göre konumlan, espas da bir şey, nkiıierde_ Soyutlama ya da figür de. Bazen espası bu şeylerin kendi kişüiklerini kazanmaJa- anat eseri bir öneri, o önerinin radikal olması lazım, öneriyi nasıl daha iyi sunabilirsin sorusuyla biçimlenir kompozisyon, ama bir Montmarte ressamı olmayı tercih edebilirim gerekirse.' nnı desteldemek için geri plana atabih'rim, yine azaltarak yapılan bir çalışma olur bu. Ama fa- kirliğe düşmemeti" diye anlattığı, az elemanh, espasta yaratılan duyguyla var olan çalışmala- nnda, aslında fark edilesi bir duygu ve okuma- dan söz ediyor: "Şe\1er arasındaki gerilimler, arkadaşhklar,itmeler,hıval üzerinde böyle bir diin- ya_. Alalla duygu o kadar ayn şeyler değü." Pentürü sevdiğini söylerken sanatçının yalnız başına bir dil ürettiğini de vurguluyor, çok da bir arada yapılan bir sanat değil... Resimlerinde bo- yayı kullanmadaki incelikli tavn üzerine soru- lan soruyu da şöyle yanıtlıyor sanatçı: "Sahteol- mamah, açıklamak gerekirse eğer, sanat bir tür maddenin ruha, ruhun da maddeye dönüşmesL. Malzemenin görülmemesi gerek ve boyanın bir form. biçim veya 'şey' halini almasL-" "Kısıdayıcı değilim, her şey olabiür. Ve benim için her resmin sorunsah çok ayn. Belli bir seri üzerinde durmakdeğfl, o dönem nasıl bir yola ken- diüğünden girersem oradan yürümeyi seviyorum. Değişen makyaj oluyor, öz avnı_" Davetsiz Misafir'in yeni sayısı çıkb KüJtür Servisi - Mevsimlik bilimkurgu, çizgi roman ve eleştiri dergisi. 'Davetsiz Misafir'in Sonbahar 2005 sayısı çıktı. Onuncu sayısında 3. yılını kutlayan dergi bu sayı için özel olarak 'Kimkr Geldi Kimler GeçtF köşesini ha2irladı. Bu özel köşede dergi hakkında basında ve 'sanal âlem'de çıkan anı, yorum ve eleştiriler yer alıyor. Kanadalı iletişim kuramcısı Arthur Kroker ile Kanadalılık, yeni teknolojiler ve emperyalizm üzerine; J.G. Ballard ile de 'Milenyum tnsanlan' adlı son kıtabı hakkındaki söyleşiler dergideki ilginç yazılar arasında. Ekim ayında Goethe Enstitüsü'nde gerçekleştirilen felsefe tartışmalanna konuşmacı olarak katılan Alman düşünür Peter Sloterdijk üzerine bir derleme, Jean Baudrillard'ın gözetleme toplumu üzerine kaleme aldığı 'Toz Almak' adlı makalesi, David Porush'un ABD'li bilimadamı ve düşünür Dya Prigogine ile kaos laıramı ve çağdaş siberpunk bilimkurgusu arasındaki ilişkiyi değerlendirdiği çalışması da ilgiyle okunacak yazılar. Bu sayıda, Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyelerinden Zeynep Direk'in, Donna Haraway'in 'Siborg Manifestosu'na verdiği yarutın yanı sıra çeşitli öykü, şiir, çizgiroman ve bilimkurgu fotoromanlar da yer alıyor. 30. îsmet Küntay Ödülleri dün gece Muhsin Ertuğrurda 4. Murat galasmda sahiplerini buldu Tiyatroya ödül yağdı... Eniyioyun ödülüne Semaver Kumpanya yapınu, Cuma Boynukaranın yazdığulşıl Kasapoğlu'nun yönettiği 'Mem ileZin'adlı oyun değer gördü. Kültür Servisi - Her yıl ılk yerli oyun galasmda verilmesi gelenek olan Ismet Küntay Ödüllen. dün gece Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde- ki 4. Murat galasmda sahiplerini buldu. Bu yıl 30. yaşmı kutlayan Ismet Küntay Ödülleri'nin Üstün Akmen, Hayatı Asıhazıcı, Doğan Koloğlu, Erbil Göktaş ve Nadide Küntay'dan oluşan seçici kurulu, en iyi oyun ödülüne Semaver Kum- panya yapımı, Cuma Boymıkara'nın yazdığı, Işıl Kasapoğlu'nun yönet- tiği 'Mem ile Zin' adlı oyununu de- ğer gördü. En iyi kadın oyuncu dalında, Es- kişehir Büyükşehir Belediyesi ya- pımı, T\ırgutÖzakman'ın yazdığı, Yıldınm L'rağ'ın yönettiği 'Ocak' adlı oyundaki rolüyle Özlem Ak- doğan; en iyi erkek oyuncu dalın- da, İBŞT yapımı, TankGünersel'in Yakup Kadri Karaosmanoğju'ndan sahneye uyarladığı 'Kirahk Konak' adlı oyundaki rolüyle Toron Kara- caoğlu ödül alırken; en iyi yönetmen ödülü Eskişehir Büyükşehir Bele- diyesi Şehir Tiyatrolan'nda Aziz Nesin ın 'HadiOidürseneCanikom' ve Turgut Ozakmanın 'Ocak' ad- lı oyunlanndaki yönetimiyle Yıldı- nm Urağ'ın oldu. En iyi dekor ve kostüm dalında Tiyatro Ayna yapı- mı, Mahnıut Gökgöz'ün yazıp yö- nettiği 'PirSultan Abdal'daki çahş- masıyla Osman Şengezer: en iyi müzik dalında Ankara Sanat Tiyat- rosu yapımı, AH Berktaj'ın yazıp Rutkay Aziz'in yönettiği 'Benim Meskenim Dağlardır' oyunundaki çahşmasıyla CahitBerkay: en iyi ışık dalında tstanbul Devlet Tiyatrosu ya- pımı, MehmetAkanmyazıp yönet- tiği 'Bedrettin' oyunundaki çahş- masıyla Yakup Çarük ödüle değer görüldü. Tiyatro Anadolu Eskişehir'de nitelikli yapımlara imza atan ve genç profesyone'ler- den kurulu Tiyatro Anadolu'ya Is- met Küntay Özendirme Ödülü ve- rilirken: tiyatronun hemen her ala- nında yaptığı çalışmalarla Türk ti- yatrosuna büyük katkı sağlayan Öz- demir Nutku ıse İsmet Küntay Onur Ödülü ne değer bulundu. Aynı gece Tiyatro Eleştirmenle- ri Birliği (TEB) Agop Ayvaz'a onur ödülü verdi. Uzun yıllar Türk tiyat- rosuna emek vermiş, katkıda bu- lunmuş bir tiyatro insanına her yıl onur ödülü veren TEB. bu yıl, 50 yı- lı aşkın bir süre çıkardığı Kulis der- gisi ile tiyatro sanatının gelişimine sağladığı katkı için Ayvaz'ı ödüle değer gördü. Agop Ayvaz, aynca Üs- küdar ve Kadıköy'de çeşitli tiyatro- larda rol almış, Aram Elmaz ve Sa- it Köknar gibi tiyatrocularla birlik- te çalışmış bir tiyatro emekçisi. Ödül töreninin ardından, Istan- bul Şehir Tiyatrolan'nın 'IV. Mu- rat' adlı oyunu izlendi. Türan Of- lazoğlu'nun yazdığı tarihi oyunu Engin Lludağ yönetiyor. 1 ÜRK-ALMAN YAZARLAR ATÖLYESİ 'YeniDoğu' tasansının gençyazarlan beliriendi Kültür Servisi - Fonım Freies The- ater'm (FFT) düzenledığı 'Yeni Doğu' tasansı kapsamında yapılacak 'Türk- Ahnan YazarlarAtölyesi'ne Türkiye ve Almanya'dan katılacak genç yazarlar beliriendi. Almanya'dan Feridun Za- imoğlu ile Türkiye den Sibel Arslan Yeşilay'ın danışmanlığını üstlendigi çalışma için Türkiye'den Krvanç Nal- ça ile Müşerref Oztürkün, Alman- ya'dan da Carsten Brandau ile Cen- gizBayazıt'ın çalışmalan seçildi. Dört genç yazar 20-21 Kasım 2005 'te Düs- seldorf'ta bir araya gelerek ana hatla- n saptadıktan sonra danışmanlann önerüeri doğrultusunda çalışmaya baş- layacak ve ortaya çıkacak ürünler Mart 2006'da Düsseldorf'ta FFT sa- lonunda okuma tiyatrosu biçiminde izleyiciye sunulacak. Türban krizi, Is- lam, terorizm, Türkiye 'nin Avrupa Birliği'ne giriş süreci gibi sorunlann tiyatro bağlamında tartışılmasım he- defleyen çalışma, böylece Almanya'da- ki farklı kültürlerin birbirlerini anla- ması için bir adım atma düşüncesiyle çağdaş tiyatroya yeni izlekler ekleme amacını güdüyor. GümüşlükÂkademisi 'nden 'KültürelBoru Hattı Tasansı' Kültür Servisi - Gümüşlük Âkade- misi, •Kültürel Boru Hattı Tasansı' ile Ortadoğulu edebiyat, sanat, kültür ve bilim adamlannı 27 Ekim-1 Kasım ta- rihlerinde konuk ediyor. Son yıllarda toplumsal kaos içinde- ki Ortadoğu ülkelerinde yaşayan pro- fesyonellerin durumu nasıl değerlen- dirdikJeri, nasıl üretim yaptıklan, tasar- ladıklan, düşündükleri ve yaşamlan- m nasıl sürdürdükJerinin Şaj'guı büi- nir' bir bilgi olmayışından yola çıkıla- rak hazırlanan tasan, bu ülkelerde ya- şayan edebiyatçı, sanatçı, bilim-kül- tür insanı ve sivil toplum kuruluşu ön- derlerini bir araya getirerek bilgi ve deneyim alışverişinde bulunmalannı amaçlıyor. Bu tür çok kültürlü toplantılarda, ka- tılımcılann kendilerini daha güçlü bir biçimde anlatabilmeleri için bire bir görüşmelerin, küçük topluluk toplan- nlannın ve ana topluluk toplantısının fılme alınması ile, konferans formatın- da yapılan toplantılardan daha etkili ve daha zengin malzeme elde edilme- si hedefleniyor. Tasannın aynı zamanda, Ortadoğu ül- kelerindeki yaşamı, siyasi bir polinka gütmeksizin gözler önüne sermesi de bekleniyor. Buluşma süresince, 4 gün boyunca yapılan çekimler derlenerek 2 saatlik bir televizyon belgeseli hazırlanacak. Toplantılara 10 ülkeden yaklaşık 20 farklı disiplin temsilcisi katılacak. Kül- türel Boruhattı Tasansı kapsamında 28 Ekim-1 Kasım tarihleri arasında Kıbnslı sanatçılar AndreasCharalam- bous ve Emin Çizenel de Osmanlı Ter- sanesi'nde bir sergi açacaklar. Saat 19.00'da şair Ühan Berk'in açacağı ser- gj Kavaklıdere Şaraplan sponsorluğun-j, da gerçekleşiyor. DEFNE GÖLGESt TURGAY FİŞEKÇİ İki Yeni Oyun Geçen hafta iki yeni oyun izledim. Oyun Atölyesi'nde sergilenen Jeanne d'Arc'ın Öteki ölümü adlı oyun, adının yarattığı tarihsel çağ- nşımlara karşın son derece güncel bir oyun. Jeanne d'Arc, ülkesi Fransa'yı Ingiliz işgalinden kurtarmak için savaşmış, sonunda yakılarak idam edilmiş ulusal ve tarihsel bir kişilik. Giriştiği savaşım sırasındaTann'dan aldığı esinle hareket ettiöini açık- lamasıyla dinsel bir kimliğe de bürünmüş. Ingilizler, kilise ve Fransa kralı arasında kalan Jeanne d'Arc, 30 Mayıs 1431 'de diri diri yakılmış. Papalık 1456'da onun suçsuzluğunu açıklamış, 1920'de ise aziz ilan edilmiş. Fransız Parlamentosu da aynı yıl, mayıs ayının ikinci pazar gününü onun adına ulusal bay- ram kabul etmiş. Günümüz Bulgar şair ve oyun yazan Stefan Tsa- nev, bu tarihsel kişilikten bütün insanlık ve yerleşik kurumlaria hesaplaşan, son derece güçlü yergi öğe- leriyle donattığı sorgulayıcı, iğneleyici bir metin çı- karmış. Tarihsel olaylann güncel göndermelerie zenginleş- tiği oyunda, insana ilişkin temel düzenlemelerin, saplantılann ise hiç değişmediği görülüyor. Çağlar boyunca gerçekleşen bunca yeniliklere, ilerlemele- re karşın insanoğlu başat özelliklerinde, kültürel de- ğerlerinde yerinde sayıyor. Oyun, işte bu temel özel- liklerin sorgulanması üstüne kurulu. Bireyle din ve devlet ilişkileri, bu ilişkilerin yarattığı inanç ve baskı sistemlerinin insan doğasıyla çelişmeleri sergileni- yor. Daha ilk sahnede Cellat'ın, 'On Emir'l okuma ve yorumlama biçiminden nasıl bir oyunla karşı kar- şıya olduğunuzu anlıyorsunuz. Sonrasında da tra- jik bir tarihsel olayın nasıl delidolu bir güldürüye dö- nüşebildiğini izliyorsunuz. Bu cıvıl cıvıl insandan yana, yaşam gizilgücüyle dolu oyun metni, her biri ayn ayrı ustalıklar sergile- yen oyuncular, Haluk Bilginer, Güven Kıraç ve Tülay Günal tarafından büyük bir başanyla yorum- lanıyor. Izleyicisini şaşırtan, sarsan, etkileyen bir oyun. ••• Tiyatro Oyunevi'nde sahnelenen Tol, Murat Uyur- kulak'ın aynı adlı ilgi uyandıran romanının sahne uyarlaması. 1950'lerin sonlarından günümüze bir yakın tarih sergilemesi ve hesaplaşması. 6-7 Eylül, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül gibi tarihsel dönüşüm- lerin ezdiği, savurduğu insanlann kanlı canlı öykü- leri. Bu tarihsel altüst oluş süreçlerine yakışan sert, etkileyici bir dil. Her şeyden önce oyun çok başanlı bir sahnele- me. Mahir Günşıray, romanın vahşi, sert dilini ay- nı tonlaria, aynı canlılıkla sahneye aktarmış. Güven Ince ile biriikte geniş sahnede fırtınalar estiriyorlar. İki kişilik oyunda sesler ve konuşmalar, zaman za- man çoksesli bir müzik dinlermisçesine yoğunlaşı- yor. Oyunun sahne tasanmı, yönetimi, müziği, hep- si mükemmel bir uyum ve birlik içinde. Sahnede hep hareket içinde, kıvıl kıvıl, dinamik bir hayat ve tarih akıyor. İki saat boyunca yüreğiniz titreyerek ülkenizin, in- sanlannızın yaşadığı sonu gelmez yıkımlann, direnç- lerin içinde dolaşıyorsunuz. Dışardaki sanal dünya- dan kurtulup sahnedeki gerçek dünyayı izliyorsunuz. Tiyatro Oyunevi'nin sahne düzeni nedeniyle an- cak az sayıda izleyiciye sunulabilen bu oyun, dile- rim uzun süre sahnelenir ve çok sayıda insan bu et- kileyici yapıtı izleme olanağı bulur. ••• İnsanoğlu, varoluşundan bu yana tiyatro yapıyor, tiyatro ile kendini anîatryor. Tiyatro sanatı insanın in- san olma durumunun bir sonucu. Tiyatro varsa, in- san ve toplum da var. Bu nedenle, gördüğüm iki oyun yalnızca iki güzel oyun olmanın ötesinde bana yaşadığımız toplumun taşıdığı gizilgüçleri, değerteri de anımsattı. Tiyatro var, şiir var... Demek ki yaşıyoruz. turgay(fi fisekci.com 1R rıyatrosıTnun Ik durağı Gebze • Kühür Servisi - fzmit Büyükşehir Belediyesi'nin özellikle köylerde yaşayan ve bugüne kadar hiç tiyatroya gitmemiş yurttaşlara yönelik olarak hizmete soktuğu Gezici TIR Tiyatrosu, Kocaeli'nin 5 ayn ilçesine tiyatro götüriiyor. 27 ve 28 Ekim'de Gebze'de, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda da Körfez'de miniklerle buluşacaİc olan TIR Tiyatrosu, ardından Karamürsel, Derince ve Gölcük'e gidecek. Geçen yaz oluşturulan ve Kocaeli'nin 28 ayn köyüyle tiyatroyu tanıştıran TIR Tiyatrosu, uğradığı yerlerde 'Savaş Düşlerimi Çaldı' ve 'Nasreddin Hoca'nın yanı sıra 'Ormanda Şenlik Var' adlı çocuk oyununu da sahneleyecek. K Ü L T Ü R # Ç İ Z İ K K Â M İ L M A S A R A C I
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog