Bugünden 1930'a 5,431,709 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

2 EKJM 2005 PAZAR CUMHURİYET SAYFA kultur(gcumhuriyet.com.tr 15 KULE CANBAZI SITS'AY AKIN Çorap söküğü dikersin...Günümüzden tam 63 yıl önce, 28 Şubat 1942 tanhlı 'İnkılapçı Gençlik' dergısı- nin binnci sayfasında 'Bulut Geçti' adlı bir şiir yayımlanır. Şiir şöyledir: Sen şimdi kocanın evinde oturursun Ve saçların artık eskisi gibi değil Geceleri yemekten sonra Çorap söküğü dikersin Belki de ellerin soğan kokar Senin kocan bir suratı çirkin adam Ağzı açık uyur Ve senin vücudun bozulur çocuk doğurdukça 23 yaşındaki şainn adı Salâh Birsel'dir. Orhan Veli, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat, şıirlennı sayfalannda birlik- te yayımladıklan 'Garip' adlı kıtabı bir yıl önce çıkarmış, tutucu ve bağnaz çev- reler bu yenıliği sindiremeyerek yaylım ateşine tutmuşlardır. Salâh Birsel'in şiiri de bu hazımsızlıktan payına düşenı alır ve Ulus gazetesınden Sabahattin Sön- mez' in hışmına uğrar: "Haydi, gençlerin yeni sanat anlayışlarına, yeni şiirlerine tahanımül edelim. bu sabrı gösterelim, fakat bu zararlı propagandaya göz yummak kabil midir?" Aydın bir insan: Salâh Birsel Vay efendim, bu genç şaır, 'milli ai- le'nin yapısına saldırmakta, evlılık kuru- munu küçümsemektedır; bu yıkıcı bir şı- irdir!.. Sabahattin Sönmez'in kışkırtma- larına dönemin ünlü edebiyatçıları da ka- tılmaktan gen kalmaz. Buyurun, bunlar da Refik Halit Karay'ın Tan gazetesın- de 'Çorap Söküğü Diken Zavallı Ev Ka- dını' başhğıyla yazdıklan: "Bence bu şi- ir, yalnız evlenmeyi kötülememektedir; genç kızları ere varmaktan, evli olmak- tan şiddetle tiksindirdikten başka, on- ları sadece bir eğlence ve nefis körlet- me vasıtası olarak tanıdığını da anlatı- yor, oynaşlığa, sürtüklüğe heveslendiri- yor." Oysa ortada bir tek 'zavallı' vardır, o da Salâh Birsel'dir!.. Genç şaır kendini bir anda kurtlar sofrasında, günümüzün dilıy- le kurtlar vadısınde bulur! Hakkında da- va açılan Birsel, Istanbul 7. Ceza Mahke- mesı'nde yargılanır. Bereket versin ki yar- gıç aklı başında, aydın bir ınsandır. Yar- gıç, şıirde söylenenleri son derece doğal ve en önemlisi gerçeğe uygun bularak, 1942 yılının 17 Nisan günü yapılan duruş- mada şaırı aklar. Her şey biter mı? Olur mu hıç öyle şey; bu ülkede vatan evlatlan vardır! ?. Istanbul Cumhuriyet savcı yardımcılarından Hilnıi Davaslıgil şıirin "aile mevcudiyetini ve aile kurmak esasını sarsacak ve kadın- lığın ana olmak hususundaki fikri te- mayülünü zayıflatacak" nıtelıkte oldu- ğunu, Salâh Birsel'in "açıkça çocuk do- ğurmamayı telkin ettiğini" ve de mah- keme karannın bılırkışı>e başvurulmadan alındığını belirterek Yargıtay'a başvurur... Genç şair, Basın Yasası'nın 41. madde- sine göre yeniden yargılanır. Bu madde "1 aydan 1 yıla kadar hapis cezası" de- mektır. Yargıtay bılırkışı raporu olmadığı içın karan bozmuş, yargıç da bu karara uymuştur. Şıirin temız olup olmadığına karar ve- recek bılirkişı heyetı üç edebıyatçıdan oluşur: Mithat Cemal Kuntay, Orhan Seyfi Orhon ve Halit Fahri Ozansoy... Kuntay ve Orhon şiirin 'ahlak bozucu' olduğunda ağız birlığı yaparlar ve de ak- larlar: "Dergilerde bundan daha boz- guncu şiirler de var!" Yani bu kafaya göre Orhan Veli de, Garip adlı şiir akımı- na destek veren öteki şairler de yargılan- malı ve hapse atılmalıdır! Söz savunmanın... Salâh Birsel'in lehıne rapor veren yal- nızca Ozansoy olur; bu şaire göre Bir- sel'in yazdıkları gerçekçilik olarak de- ğerlendırilmelidır ve hiçbır suç unsuru taşımamaktadır. Tüm bunlar olur biter- ken, olayın başaktörü, hapislerde çürü- me tehdıdi altında olan Salâh Birsel ne demektedir?.. Evet, söz savunmanın: "Ben şiiri anlam için yazmam. Zaten bugün şiirde anlamın temeli oluştur- madığı üzerinde bir düşünceye varıl- mıştır. Ben şiir yazarken, bir güzellik yaratmak isterim. Şiir, sözcüklerle ya- zıldığı için, kendiliğinden bir anlam çı- kar. Şiir sözcüklerin birleşmesinden meydana gelmiş büyük bir sözcükten başka bir şey değildir." 13 oturumdan sonra mahkeme karannı açıklar: "Şair suçsuzdur!"... Sızı bilmem, ama ben, başımı kaldırdı- ğımda geçip giden bir bulut görsem, Cumhunyet tanhımızın en saçma sapan davalanndan binnin sanığı olan Salâh Bırsel'ı anımsanm. Yalnızcabulut geçin- ce mi?.. Kocasının evinde oturan, saçlan eskısı gıbı olmayan, çorap söküğü diken, elleri soğan kokan, suratı çirkin bir adam olan kocasının dövdüğü, nüfus planlama- sına karşı cephe olarak, vücudu çocuk do- ğurdukça bozulmuş kadınların dramlan, gözyaşlan ve çaresızlıklenyle televizyon ekranında karşılaşınca da Salâh Bırsel ge- lır aklıma. Böylesı 'zavallı' kadınlar öy- lesıne çok kı dramlan, hayat öyküleri haf- ta içı her gün tüm televizyon kanallannı dolduruyor neredeyse!?. Salâh Birsel'in 'Bulut Geçti' şiiriru ya- yımlanışının 63. yılında anmış olduk!.. Efendim; anmalar genellikle 25, 50 ya da 100 gıbı yuvarlak sayılarda mı yapılır, de- dınız?.. Yanı, 50. yılı olsaydı daha bir an- lamlı mı olurdu?.. Bir düşünün oysa; 51'ın kabahati ne, 49'unneyi eksık!?.. Dmlemen fotoğrafa yansıyanlar Kültür Servisi - Fotoğraf sanatçısı Fatih Kılıç'ın 'Kızılötesi Düşler' başlıklı fotoğraf sergısi 8 Ekım'de Fo- totrek Fotoğraf Merkezı'nde açıhyor. 21 Ekim'e dek sürecek olan sergide sanatçı ınfrared filtreler ve infrared fıltrelenn geçirdığı ışığın dalga boy- lanna duyarlı fotoğraf makinesi kul- landı. İTÜ Elektronık ve Haberleşme Mü- hendisliği Bölümü'nden mezun olan Kılıç, bir finans şirketınde 8 yıldır sistem mıman olarak çalışıyor. 3 yıl- dır fotoğraf ıle ilgilı çalışmalannı sürdüren Fatih Kılıç, doğa, infrared, makro ve ınsan yaşamına dair konula- n ışliyor fotoğraflannda... Kılıç, sergisi için şunları söylüyor: "Bir rüyadasınız; rüyanızda ağaç- ların hepsi üzerlerine kar yağmış gibi bembeyaz, gökyüzü siyaha ya- kın bir koyulukta, bulutlargökyü- züne inat karbeyazı. arkadaşınızın yüzü ise bebek yüzü gibi pürüzsüz görünüyor. Sanırım herkes böyle güzel bir rüyayı görmek ister, peki böyle bir rüyanın fotoğrafını gör- mek ister misiniz? Cevabınız evet ise siz de Kızılötesi (infrared) fotoğrafçılığının bu fark- lı dünyasına en azından bir göz at- malısınız. infrared filtreler ve inf- rared filtrelerin geçirdiği ışığın dal- ga boylarına duyarlı fotoğraf maki- nesi kullanılarak yapılmış bu çalış- mada, infrared tekniğinin en sık kullanılan objesi olan doğal ortam dışında hayata dair karelere de yer verilmiştir.". (0 212 245 78 57) K İ I I T U * • SANAT (O2I2) 2*3 • • 7« 2005 EN İYI YABANCI FILM OSCAR ADAYI ww>.birfilm.eom 212 2*4 9 ' û T 212219 0960 212 325 72 S6 216 346 1 "181 286 246 00 96 224 221 4* 06 224 261 57 6-' MCRKEZİ Kaököy BITOAI>WAY BALJKESlR ŞAN P4.RK HOUSE BURSA BUBÇ CfNEDROME BUftSA ME<KVPOt. ASMERKEZ SAM3UN GALAXY C1NEMA CLU8 362 230 Sa 30 Lf M*ÜPLEX 392 223 53 95 İlanlannız Için07 EKIM'DEN ITIBAREN NtŞANTAŞI MOVIEPLEX, ŞİŞÜ MOV1EPLEX, ORTAKOY FERIYE EURIMAGES, ATAKÖY ATRIUM, ALTUNİ2ADE CAPİTOL SPECTRUM 14 ve KADIKÖY BROADVVAY SİNEMALARINDA. (0212)293 89 78 perareklam@perareklam com.tr perareklam@superonlme.com www perareklam com.tr ESİNTİLER ZEYNEP ORAL Kentler ve Bi Politik karar vericiler ve yatırımcı gruplar... Kent- lerin çehresini, kentlerin nasıl değişeceğini, hangi yönde dönüştürüleceklerini tayin edenler bunlar: Politik karar vericiler ve yatırımcı güçler... Dünkü yazımda Istanbulluların, karar verildikten sonra değil, karar verme sürecinde kentlerine sa- hip çıkmaları, soru sormaları, yanıt aramalan, tar- tışmalara katılmaları gerek, diyordum ki, Istanbul Serbest Mimarlar Derneği'nin (ISMD) bir çağrısı eli- me geçti. Zaten yukarıdaki tanımlama da onlardan. Şöyle diyorlar: "Istanbul"un kentsel gelişimi sonucunda, kentin önemli konumlanndaki liman ve gar tesisleri, varo- luş nedenlerini giderek yitiriyOriar. Şimdilerde Hay- darpaşa Gar ve Harem Liman bölgesi için hazırlan- makta olan projelerkamuoyunca tartışılıyor. Çokya- kın birgelecekte, aynı tartışma Sirkeci Gar bölgesi, Haliç Tersanesi veya Yenikapı için de gündeme ge- lebilir. Kentin bu en değerli bölgelerinde tasarlanan dönüştürme operasyonlannın hangi yönde olaca- ğında ise, daha çok politik karar vericiler ve yatınm- cı gruplar belirleyici oluyor. Karar verme süreçleri- ne katılamayan diğer kentsel aktörler ise (kentliler, meslek kuruluşlan, sivil toplum örgütleh vb.) kendi- lerine danışılmadan ortaya atılan projeler karşısın- da haklı tepkilerini dile getiriyohar." Oysa ISMD'ye göre bu gelişmeler karşısında yal- nızca itiraz belirtmekyeterli değil, doğru bir tavır de- ğil. Toplumun karşısına güçlü, anlaşılır, çağdaş; kent ve kentli yaranna alternatif projelerle çıkmanın öne- mine inanıyorlar. Bu alternatif projeleri üretmenin, tartışmanın, uygar ve aydın olrna sorumluluğunu taşıyan mimarlar için bir görev olduğunu düşünü- yorlar. Işte bu inanç ve düşünce doğrultusunda bir ya- nşma düzenliyorlar. Mimarlık öğrencilerine açık f'ı- kir projesi yanşması. Konusu: "Istanbul'un liman bölgelehnin dönüştürülmesi sürecinde alternatif öneriler." Arkitera Mimarlık Merkezı tarafından Nisan 2006'da düzenlenecek olan Uluslararası Mimarlık Bienali kapsamında yer alacak yarışmaya ilişkin tüm bilgiler www.sos-istanbul.org adresinden alı- nabilir. Bizde âdettir: Eleştirilir, yerılir, karşı çıkılır, ancak alternatif çözüm önerilmez. Bu yarışma, gençlere, geleceğin mimarlarına yal- nız kentin geçmişine ve geleceğıne sahıp çıkmanın yolunu, düşünce üretme yolunu açmakla kalmaz, onlara alternatif çözüm önerme alışkanlığı da ka- zandırabilir inancındayım. Katılımın bol ve verimli ol- masını diliyorum. • • • Istanbul'dan bir başka kente, Van'a uzanıyorum: "Ben Van'ın kenar mahallelerinin bırinde olan TUNCA URAS İLKÖĞRETİM OKULU'NDA sınıföğ- retmeni olarak görev yapıyorum. Daha önce başla- tılan 'Kardeş Okul Projesi' sayesinde kitaplıklanmız oldu, fakat iki yıldır sadece tahta yığınından ibaret- ler... Raflannı kitaplardan ziyade toz zerrecikleri ve örümcek ağlan kaplamış." öğretmen Yakup Tekintangaç'ın mektubu böy- le başlıyor. Ve devam ediyor: "Hayata zaten geriden başlayan bu çocuklann okumaya ihtiyaçlan var. Sizin okuduklannızı onlar da okumak istiyorlar. Bu onların en doğal ve vazge- çilmez hakkı. Çok şey değil, sadece o haklannı isti- yorlar. Biz okutmak istiyoruz, onlar da okumak." Boş rafları doldurmak, tozdan, örümcekten kur- tarmak, çocuklara okuma hakkını kazandırmak eli- mizde. Yayınevlerine, yazarlara, okurlara, gazeteci- lere, kitap okuma mutluluğunu ve sevincini yaşa- yanlara sesleniyorum. Van'a, Yakup Tekintangaç'a Tunca Uras llköğretim Okulu, PK 65100 Mer- kez/Van adresine kitap yollayın. (Tel: 0 505 292 56 25 Okul: 0 432 216 16 15, e-posta: yakuptekintan- gac@hotmail.com) "Gelin şimdi bilgi ağaçlan dikelim ki ilerde gölge- sinde bannacak bir yerimiz olsun..." diyen Yakup öğretmen'in çağnsınayanrt vermek, hepimizin bor- cu. www.zeyneporal.com Faks:0 212 257 16 50 TÜPRAŞ, Erdemir, Telekom çalışanları ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI Bugün 13:30'da Kadıköy'deyiz ^ »-**1 " KADIKÖY 13:30 BİZ ISTANBUL'DAYIZ! Binlerce işçi, öğrenci, bilim insanı, sanatçı Yurtsever Cephe'nin mitingi için bugün KADIKÖY İSKELE MEYDANI'nda toplanıyor. 2 Ekim'de İstanbul'da kurulan kürsü işbirlikçilerin, ırkçıların değil bağımsızlıktan, eşitlikten, özgürlükten, barıştan, kardeşlikten yana emekçilerin ve aydınların kürsüsüdür. Emperyalizme, sömürüye ve faşizme karşı söyleyecek sözümüz ve şarkılarımız var. Türkiye Komünist Partisi de KADIKÖY'de olacak. Bugün 13:30'da! 3 EKİM'e karşı 2 EKİM!
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog