Bugünden 1930'a 5,458,256 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA + CUMHURİYET 2 EKİM 2005 PAZAR 12 İVİ_FJN LJ VFvJ leyla.tavsanoghı(5 cumhuriyetcom.tr Üniversiteamştınnayıönemser tÜRektörü Prof. Dr. Mesut Parlak'layüksek öğretimin sorunlan üzerine ' Göreve gelip rutin işleri bir sisteme oturttuktan sonra arkadaşlarla oturduk ve 'İÜ'nün bir MR *ını çekelim' | kararına vardık. Sağlıkh büyüme şart Türkiye de öyle. Türkiye sağlıkh büyümedi, şişmanladı. Bizyülardır bu kurumda çalışıyoruz. \§Akademik yapıda kaliteyi yükseltmek için kriterlerde değişiklik yaptık. Eğitimde kaliteyi yakalamak için uğraş veriyoruz. Ulu önder'in bıraktığı kutsal emanetlerin en iyi yerlere taşınarak uygar, çağdaş, aydın bir toplum yaratılabileceğine *" inanıyorum. 7 SÖYLEŞİ LEYLATAVŞANOĞLU Yannüniversiteleraçılmayabaşlıyor. So- runlan diz boyunun da üzerinde. Türki- ye'nin en büyük üniversitesi durumundaki tstanbul Üniversitesi'ninkiler (ÎÜ) ise say- makla bitmiyor. Yeni rektör Prof. Dr. Me- sut Pariak'la bizim yükseköğretimin acına- cakhahni konuşuyoruz. tdari ve mali özerk- liğin olmayışını mı, üniversite rektörlerinin sırtındaki bilim adamlığı ve idarecilik gö- revlerinin üzerine bir de müteahhitlik, inşa- atçılık, muhasebecilik gibi yüklerin yük- lenmesini mi sayalım? Yoksahükümetlerin hiç durmadan yükseköğrenime müdahale- lerini mi? Prof. Pariak'la konuşurken işin için- den nasıl çıkılacağı umutlannın giderek azaldığını apaçık görüyorum. - Siz rektör seçilmeden önce tÜ'defizi- tâ durumu düzelteceğiniz, depreme karşı çok ciddi önlemler alacağınız sözünü ver- miştiniz. Rektör seçileli yedi ay oldu. Bu süre îçinde neler yaptınız ve bundan son- ra neler yapacaksımz? PARLAK - Göreve gelıp rutın işleri bir sisteme oturttuktan sonra arkadaşlarla otur- duk ve "lÜ'nün bir MR'mı çekeJmT kara- nna vardık. Yani, mahmızı mülkümüzü, ça- lışan insan sayısını. bürokratımızı, öğretim üyemızi belirleyip ileriye dönük çalışmalar yaparkenbuverilerle yürüyeüm, amacınday- dık. Bir envanter çalışması yaptık; hekim di- liyleMRçektık. İÜ'nün flzlki yapıs» düzettlliyor - MR 'ın sonucu neydi? PARLAK- ÎÜ'nün nelenn sahibi olduğu- nu öğrendik. tÜ'nün çok büyük olduğunu gördük. Içerik olarak her konuda dünyanın en ileri ülkelerindeki bilim adamlan düze- yinde akademisyenleri olmasına karşın Os- manlı Imparatorluğu gibi fiziki yapının çok yaşlı olduğunu belirledik. Özet olarak; yaptığımız araştırmada üni- versitemizin fizik yapısını, idari ve mali ya- pısını ve akademiİc yapısını çok yönlü ola- rak irdeledik. Bunlan bilmeden hareket et- mek, önlem almak takdir edersiniz doğru ol- mazdı, sağlıklı olmazdı. llk etapta iki hp fakültesinin bu fızik ya- pıyla önümüzdeki beş yılda artık işlevleri- nı yerine getıremeyeceğini ve çok uç böl- gelerde bile özel hastanelerin güzel Fızik yapılara sahip olmalanndan dolayı artık hastalannbize gelmeyeceği gerçeğüıi arka- daşlanmızla paylaşnk. Seçimlerden önce, "Eğer rektör ohırsam bu iki üp fakültesini muüaka başka bir yere taşryacağım. Ya da oktuklan yerde, betirtibirirrüerini >ıkıp dep- reme dayanıkb hale getirerek yeniden yapa- cağnn" demiştım. Istanbul Ünıversıtesi çok köklü bir kurum: bunun avantajı da deza- vantajı da var. Avantajlan ortada: ama olup biteni kolayca kavramak. alınan karan ko- layca gerçekleştirmek ve yeniliklere adap- te olmak hemen olmayabılıyor. tşte MR çe- kilmesı bunlar için gerekiyordu. Öğrenci- lerimizden çalışanımıza ve öğretim üyemi- ze kadar araştırma yaptırdık. tsteklerini, di- leklerinı. üniversiteyi nasıl gördüklerini, beklentilenni sorduk. Bunlar çok önemli bilgilerdir. Üniversiterruzın nabzını rutma- yadevamedeceğiz. Kararlanmızı elde ede- ceğimiz verilere göre vereceğız. Merkezi- yetçi olmamak, demokratik olmak anlayı- şunızın temel ilkeleridir bunlar. Yaptığımız araştırmalar sürecektir. Elde ettığimiz sonuçlar doğnıltusunda ünrversitemizin fızik yapısına ilişkin önem- li kararlar alacağız. Bunlann başında Istan- bul Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Fakültesi'nin yeni bir alana taşınması gelmektedır Avcı- lar kampusumuzun çehresinı değiştiren İs- tanbul Büyükşehir Belediyesı'nin büyük katkılanyla yapılan yenilikler, 30 yıldır ka- loriferleri yanmayan Edebiyat, Fen ve Su Ürünleri fakültelerinin olduğu ve 15 binden fazla öğrencinin eğitim gördüğü binanın ısıtma tesisatının yapılması sadece bir baş- langıçtır. Araşürmalanmız sonucunda, ya- ni katılımcı bir yöntemle akademik ve ma- li-idari yapıda da kanun ve yönetmelikler çerçevelerinde iyileştirmeler yapmak istiyo- ruz. Projelerimizarasında "Sosyal vebüinı- sel sonımhıluğumuzu en iyi nasıl yerine ge- rirebüiriz" sorusu da var. Bu sorumluluk çerçevesinde uluslararası düzeyde büyük bir katılrmla Mart 2006 tarihinde "Enneni sonınu" ile ilgili bir toplantı düzenlemek de bulunmaktadır. -Siz şimdi hekim gözüyle bakarak bun- lan söylüyorsunuz. Ama İÜ'nün sadece tıp fakültelerinin binalan değil, öbür fa- kültelerinin binalan da hasarlu Örneğin Vezneciler'deki binalar depremden çok hasar gördüler. Onlar ne olacak? PARLAK - Çok haklısınrz. Avcılar'daki binalann hemen hemen tümüne yakınının deprem güçlendirmesi yapılmış durumda- dır. Eczacılık Fakültesi'nin tarihi binasının ihalesini yaptık. Yaklaşık bir ay sonra dep- rem güçlendirmesine başlanacak. Sırada Edebiyat Fakültesi var. Depremle ilgili çok ciddi kafa yormaya başladıktan sonra Sa- yın Valimize gittik. Kendisıne gerçekten şükranborçluyuz. Kendisine. "Gelecekbir deprem tehtikesiyle ciddi bir biçimde karşı karşıya olan bir üniversiteyiz'' dedik. Bize iki tıp fakültesinin deprem güçlendirmesi- ni Dunya Bankası'nm eğitim ve sağlık için sağladığı kaynaktan yapabileceğini söyle- di. A>nca tarihi Patrona Halil Hamamı'nı mensubuyla konuşmadım. Konuştugum yer- de de asla geriye dönük hiçbir eleştiride bu- lunmadrm. Devr-i sabık yapmadım ve yap- mam. Medyadan hiçbir arkadaşrmız, be- nim hakkımda, "Geçmiş yönetim için şunu bunu söyledi'' diyemez. Çünkü demedim. Si- zinle bu soyleşide de bunu yapıyorum. Çün- kü yazdığınız gazete benim için çok önem- li. Benim gençliğimden ben okuduğum, saygı duyduğum gazete. Onun için asla geç- miş yönetimle ilgili tek söz söylemeyece- ğim. Kurulduğundan bugüne kadar yöneti- cisi ve çahşanıyla herkes bu kuruma en gü- zelini yapmak için çalışmıştır. Yönetimler başanlı ya da başansız olabilir. Ben dünü yaşamak için değil, dün yapılan eksiklikle- ri yapmamak için tarih okurum Yaşamım boyunca da hep bu ilkelerle hareket ettim. Hiçbir zaman da hırsım, bilgilerimin ve manüğımın önüne geçmedi. İÜ, Türkiye'nin aydınlığı, çağdaşhğı, uygarhğı. Türkiye'nin en büyük üniversitesi. • Ayrıca da dünyanın en iyi 500 üniver- sitesi arasına girmeyi başaran iki Türk üniversitesinden birisL Diğeri de Hacet- tepe Üniversitesi Oysa Başbakan Sayın Er- doğan bu açıklamadan kısa süre önce Türk üniversitelerinin ilk en iyi 500 üni- versite arasına girememesinden yakın- mışü. YÖK'ten birkaçgün önceyapılan bir açıklamada 2005 ve 2006 'da bilimselliğin kalitesinin yükseltilmesi için iki ayrı top- nağı iki tıp fakültesinin döner sermayesin- den kesilen belli bir miktar. En iyi üniver- siteler klasmanına girmeyı başaran iki Türk üniversitesi olan tÛ ve Hacettepe'ye bakı- yoruz. tkisi debüyük sağlıkkuruluşlannı bün- yelerinde banndıran üniversiteler. Bu da, ikisinde de döner sermayenin güçlü oldu- ğu, oradan aynlan ka>r naklann araştrrma fonlanna aktanldığı anlamrna geliyor. Rektörler seçlmle gelmemell - Bir zamanlar tt'nün çok büyük olma- sı nedeniyle üniversiteyi birkaç üntversi- teye ayırma projesi vardu Sizce bunun ya- pılması doğru olur mu? PARLAK- Sağlıklı büyüme şart. Türki- ye de öyle. Türkiye sağlıklı büyümedi, şiş- manladı. Bizyıllardırbu kurumda çalışıyo- ruz. Gerçeklen kâğıtlann altına saklayarak ne bu ülkeyi, ne bu üniversiteyi bir yere ta- şıyabilıriz. Neyımiz varsa masanın üzerine koyacağız. Sonra da tartışacağız. Ben konuşurken bazı meseleleri kâğıtla- nn altına saklayacağım; sonra da o sakla- dıklanmı vTokan çıkaracağım. Böyle şey ol- maz. Hele aydın bir toplumda, asla. - Peki, bu durum üniversitelerde idari ve mali özerkliğin bulunmamasından mı kaynaklanıyor? PARLAK- Benim elimde yetki olsa üni- versite rektörlerinı seçimle seçmem. Hele kültesi'nin kaloriferiyle uğraşmamalıyun. Ben Baltalimanı'nda sosyal tesisin çalış- masını yönlendırmemeliyim. Ben malze- me alunı için ıhaleleri yapmamahyım. Ba- kın, bir insanabukadaryetki mi verilir? Ben yann bir yazı yazar. x akademisyeni Sapan- ca'da balıklann yanında görevlendirebih- rim. Ne demek ıstediğımi anlatabihyormu- yum7 Benim rektör olarak üniversitenin akademik boyutuna bakmam lazım. "Araş- tmnanın kaütesini ve kantrtesini nasıl arttı- rabiürim?" Onunla ugraşmam lazım. "Eği- tindekaliteyinasılarmnnm?" Bunlan prog- ramlamalı\im. - Türk üniversiteleri o nedenle mi dün- yanın en iyi üniversiteleri klasmanında yeterinceyer alamıyor? PARLAK- Tek başına o da değil. Çok et- ken var. Örneğın, Maliye Bakanlığı bir ka- rar alıyor. Araştırma fonunda ne kadar pa- ra varsa alıp götürüyor. Böyle bir şey yapı- labilir mi? - Yani, yine özerklik konusuna mı gel- dik? PARLAK - Evet. Neden fondaki bu pa- ralan ahyorsunuz'7 Bu, Maliye Bakanlı- ğı'nın kavııagı değil. Bu, iki tıp fakültesin- de çalışan hekimlerin sağladıklan, artı de- ğer olarak döner sermayeye katkı yapıp o döner sermayeden araştırma fonuna aktan- lan kaynaklardrr. Ben bugünkü, dünkü, ön- ceki günkü, yannkı maliye bakanlanndan İÜ Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak hedeflerinin çağdaş, laik Atatürkçü demokratik yüksek öğretimden hiçbir şekilde ödün vermemek olduğunu vurguluyor. P O R T R E Prof. Dr. MESUT PARLAK 1940, Malatya doğumlu. 1966'da ÎÜ Tıp Fakültesi 'ni bitirdi. 1968 de aynı üniversitenin Tıp Fakültesi 4. Cerrahi Kliniği 'ne asistan olarak girdi. 1972 de uzman, 1979 da doçent, 1988 de profesör oldu. 1982-91 arası ÎÜ Tıp Fakültesi Yönetim Kurulu üyeliği, 1996-98 arası Tıp Fakültesi Dekanlığı görevlerinde bulundu. Yedi ay önce ÎÜ Rektörlüğü için yapılan seçimlerde rektör seçildi. Cumhurbaşkanı kendisini rektörlüğe atadı. 130 un üzerinde yayımlanmış makalesi ve bildihsi bulunuyor. Malatya Eğitim Vakfı kurucu üyesi. ll Özel Idaresi fonundan onaracaklan sözü- nü verdi. - Protokol imzaladımz mı? PARLAK - Bir buçuk ay önce protokol ımzaladık. Orayı onaracaklarve bize teslim edecekler. Patrona Halil Hamamı'nı plane- taryum yapacağız, Aynı zamanda çeşitli bi- limsel ve sanat etkinlikleri için kullanaca- ğız. Aynı şekilde vilayet de sosyal etkinlik- ler için kullanabılecek. - Bir de üniversite rektörlük binası bah- çesinde ağaç katliamı yaptığınız haberle- ri vardu Bu haberlere ne diyorsunuz? PARLAK- Sayın Beledıye Başkanı Top- baş bızi ziyarete geldiği zaman kendisuıe, 44 Yaklaşıkotuz yıldır bu bahçey^tek bir kaz- ma Mirulmamtş" dedığımde şu \ anıtı aldım: "Hocam, Park ve Bahçekr Genel Müdür- lüğüneemir\erecegim.thakyeçıkaracağım. Yenî eğitim \ıüna da burayı gerçek bir bo- tanik bahçesi haüne getireceğim.'" Yaklaşık bir a> önce hastalıklı ağaçlann tümünükesnk Gazetelerdekiçokdeğerlikö- şe yazarlan bile. "ÎÜ'de ağaç katfiamT di- ye yazdılar. Halbuki Orman Fakültesi'nde- kı beş öğretim üyesinin verdiği raporlar doğnıltusunda ve Anıtlar Kurulu'ndan alı- nan izın sonucu o ağaçlan kestirdik. Ama daha az hastahkh ağaçlar var. Onlan bir şe- kilde tedavi edecekler. - Siz hep devr-i sabıkyaratmayacağını- zı söyiediniz— PARLAK-Evet. Seçim döneminde ve se- çildikten sonra bu konuda hiçbir medya lantıyapılacağı açıklandu Birisi uluslara- rası düzeyde olacak, 2006 'dakide Çanka- ya'da Cumhurbaşkanı'nın başkanhğın- dagerçekleşecek. Sizin görüşleriniz nedir? PARLAK-Bu ulus bizim. Bunca yıl aka- demısyenlere verilen desteği, üniversitele- rin sorumluluklannı sogukkanlı bir şekilde gözden geçirmemiz gerekir. Üniversitenin gerçek anlamda üniversite olması araştırma- ya verdiği öneme bağlıdır. Üniversite, ya- pacağı Ar-Ge çalışmalanyla toplumun önü- nü açacaktır; sanayiye. tanma, ekonomiye, hayvancılığa.. bütün bunlara öncülük ede- cektir. Üniversitelerarası K.urul toplantısm- da da gündeme geldi. Çağdaş, uygar ülke- lere baktığımızda bü>"ük oranda araştırma- ya aynlmış fonlar olduğunu görüyoruz. Bu fonlan arturmanın yollannı bulmamız lazım. Güney Kore, Kuzey Kore. Japonya, Iskan- dinav^a ülkelerinın araşnrma ve geliştir- meye ayırdığı fonlar dehşet düzeylerde. Kavnaklan aktanp destek verdiğinız süre- ce bilim adamlan size üretecektir. Ünlverslte-sanayl işblrliği şart - Yani üniversite-sanayi işbirliği şart mı? PARLAK- Şart. Artı. kaynak yaratacak- sınız. Batı'ya bakalım ABD ünrversiteleri hep bağışlarla yaşıyor. ABD üniversitelerin- de araşhrmalann çoğu da bu şekilde destek- li. tÜ'nün bir araştırma fonu var. Bu fonun değişik kaynaklan \r ar. Ama en büyük kay- ikinci defa asla seçmem. - Neden peki? PARLAK - Hiç kimse bana diyemez ki, ben ikuıci defa rektör oldum, ama popülist davTanmadım. Yine rektör olup da seçime girip kazanamayan rektör var mı? A>TU şe- kilde, ben rektörü aynı üniversitedeki öğre- tim üyelen arasrndan da seçmem. Ben merkeziyetçi bir yönetim anlayışına karşıyun. Paylaşımcı bir yönetim anlayışı- na inanıyorum. Geçen yedi aylık süreçte asla ve asla bireysel hiçbir karar almadım. Bu kararlan yönetim ekibimle bırlikte aldım. Ben diyorum kı. "Üniversite rektörieri se- çimle getmemelidir". - O zaman, atamayla mı gelmeliler? PARLAK-Evet. Dıyeceksınizki. "Peki, kim atayacak?" Onun üzennde biraz çalış- malc, düşünmek ve çok i>ı karar vermek la- zım. - Ama zaîen rektörler seçimle gelmiyor- lar ki... Sonuçta atanıyorlar... Yani şimdi o noktaya mı geldik? PARLAK-Evet -Atama mercünin saptanması sizce da- ha mı doğru? PARLAK- Merci değil, bir grup. Bakın, benbk akademısyenim; inşaatçı değüim. Ben lokantacı, tatil köycü değilim. Ama şu an- da Türkıye"nin en büyük holding patronla- nndanbuisı benim Böyle bir şey olmama- lıdır. Kusura bakmavTn. gerçekleri konuş- malıyız. Ben üniversitenin akademik boyu- tunu yönlendimıeliyim. Ben Edebiyat Fa- söz etmiyorum. Sıstem bu. Böyle sistem mi olur0 Siz kendi paranızı alu^unz. Ama bu, benim cebimdeki paradır. Sistem bu pa- ranın alınmasına izın venyor. Şu anda benim Maliye Bakanhğı'nda ye- di triryon lira araşnrma fonu param var. - Hükümet ise, "Biz üniversitelere faz- lasıylafon aktarıyoru: " diyor... PARLAK - Leyla Hanım, köhne brr ara- banın açtığı masrafla yeni aldığınız bir ara- banın açtığı masraf aynı değil. Sadece Cer- rahpaşa Tıp Fakültesi'ndeki Cerrahi Monob- lok'a deprem güçlendirmesi için döner ser- mayeden aynlan para 14 trilyon lira. Biz, bir nineyi allayıp pullayıp yeni gelin diye orta- ya çıkanyoruz. Araştırma fonundaki kaynak- lan arttırmayı. artı araştıncının bu kaynağı kullanma sürecını kolaylaştırmalı\TZ. Eği- timde kaliteyi yakalamak için bazı değişik- ükler yaptık. Akademik yapıda kaliteyi yük- seltmek içinknterlerde değişiklik yaptık. Eği- timde kaliteyı yakalamak için uğraş veriyo- ruz. -Hükümetin birde YÖK'ü kaldırmaya da radikal biçimde değiştirme ısrarı var. Siz buyaklaşımı nasıl değerlendiriyorsu- nuz? PARLAK- Bu konuda değişik platform- larda da. YÖK'te de görüşlerimı bildirdim. YÖK bir koordinasyon kurulu olmalı. Çün- küüniversiteler denetlenebilsın. Tümuyle de- netimsiz olmamalı. YÖK"ün adını değişti- rebılirsiniz. Ama bir koordinasyon kurulu şeklinde mutlaka olmalıdır. Ilgililer bilgisiz, bilgililer ilgisiz - Bir de Üniversitelerarası Kurul var... PARLAK - O, üniversiter yapıda çok önemli yeri olan bir kuruldur. Ama kurul başkanlığı çok önemli değildir. O, temsil niteliğindedir. Ama o kurulun varlığı çok önemli. Etkinliğini daha da arttırmakla üniversiter yapıda yükseliş kısa sürede ya- kalanabilir samyorum. - Bir de kimi çevrelerden Atatürk ilke ve devrimlerine inamlmaz saldınlar var. Bunlan nasıl karşılıyorsunuz? PARLAK - Ben, Ulu Önder'in bıraktı- ğı kutsal emanetlerin en iyi yerlere taşına- rak uygar, çağdaş, aydın bir toplum yara- tılabileceğine inanıyonım. Onun çocukla- n olarak biz ancak o zaman görevimizi yaptığınuzı kanıtlayabiliriz. Yoksa ben bu- rada 24 saat oturup "Ben Atatürk'ü sevi- j'orum" diyeyim. Hayır. Her sevginin bir bedeli vardır. Biz bıraküan mirası uygar me- deniyetler düzeyine çıkardığımızda göre- vimizi yapmış olacağız. - Siz onun için mi medyanın önüne çok fazla çıkmak istemiyorsunuz? PARLAK-Niye çıkayun ki? Bir üniver- site, özellikle de tÜ Rektörü olarak saydı- ğım ilkelerle ilgili her konuda en ön sıra- da bütün gücümle savaşınm. - Rektörlüğü üstlendiğinizde ilk ya- ytmladığınız bildiri üniversitede kılık kt- yafetyönetmeliğiyle ilgili oldu, değil mi? PARLAK- Bunu geldiğım gün yaptrm. Bakın, ulus çok ince bir süreçten geçiyor. Belki de Cumhuriyet kurulduğu günden sonraki günler bile Türkiye için bu kadar kritikdeğildi. Ben diyorumki "Değerttar- kadaşlanm, öğretim üyeleri, değil konuş- tuğunuz cümlelere, kullandığımz ketimele- re bile özen gösterin." "GeBn, hepimiz bir- likte laik, demokratik Cumhuriyet, Ata- türk ilkeleri. demokratik hukuk devkti, ulusal bütünlük şemsiyesi altında diK, di- ni, rengj, etnik kökeni ne olursa olsun hiç değilse yedi-sekiz yıl kavga etme>elim. Kol kola yürüyelim. Çünkü bu, hepünizin bü- yük mutluluğu otacakür." Bunlan öğren- cilere de söylüyorum. Ne zaman kavga edelim? tstihdam sonınu bitmiş olsun. her- kesin bir ekmeği olsun. Kışi başına düşen milli gelir 10 bin dolann üzerine çıksın. O zaman eğer çok istiyorsanız ve yapacak bir şey de bulamıyorsanız bırbırinizin grrtla- ğuıa sanlın. Ama bugün değil. Zaten ko- şullar o hale geldiğinde kavga da etmeyiz. - Bugün çok önemli ve tehlikeli bir sü- reçten geçiyoruz, diyorsunuz... PARLAK - Türkiye hiçbir dönem bu denli ciddi bir süreç yaşamadı. Herkes bir yerden çekiyor. ülu Onder bunu söylemiş. Içte ve dışta hainler var. Doğu'da. Güney- doğu'da bir sürü olay oluyor. Kimse far- kında değil. Kurulduğu günden bugüne fÜ rektörleri aydın, uygar, laik demokra- tik Cumhuriyete bağh, çağdaş, demokra- tik hukuk devletine bağh ve ulusal bütün- lüğün her zaman yanında olacakhr. Bu- nun dışında düşünen hiçbir kimse bu ku- rumun başına gelemez. Biz eylem de, hiz- met dc yapacağız. Kaliteyi, kantiteyi de art- tıracağız. - Bugün Türkiye 'de eğitimin birliği ka- nununun hakça ya da doğru olarak uy- gulandığını düşünüyor musunuz? PARLAK - tÜ neden büyük üniversite? Sadece içinde kalite ve kantıte açısından en üst düzey akademisyen olduğu ıçın de- ğil; gelenekleri olduğu için... Bu toplu- mun gelenekleri vardı. Biz şimdi onlan yitırdik. - Bugün geçtiğimiz süreçte inanç mı bilime, bilim mi inanca egemen olur? Bu- gün ülkemizde kişi başına eğitim yılının 3.8 dolayında olduğunu biliyoruz. Böyle bir toplumda bilim nasıl egemen olabilir? PARLAK - Bu soru hep sorulmuş, her toplumda zaman zaman sorulmuş. Bence Türkiye'de bilim hızla egemen oluyor ve geniş ölçüde olmuş durumda. Atatürk'ün açtığı yolda epeyce ilerledik; ama artık O'nun yolunda koşmak dunımundayız. Tablonun üzücü tarafı da yok değil. Ilgili- lerbilgisiz, bügıüler ilgisiz. YaşarKemalın dediği gibi. "O insanlar beyaz atlara bin- dikr, gfttfler.1 " Biz insanlanmızı kaybediyo- ruz. Paranın her şeye egemen ohnasrna izin vermeyeceğiz. Dileğimız bize yar- dımcı olunmasıdır. Istanbul Üniversitesi, Cumhuriyetimızın gözbebeği, ülkemizi aydınlık geleceğe taşıyabilen, bilimin. sos- yal atılrmlann öncüsü olmuş bir kurumdur. Bu kurumu hep birlikte korumak. kollamak; ama özellikle yıpratmamak basuıımızın ve bütün kurumlanmızın, hepimizüı göre- vidir. "Atatürkçüyüm" diyebilmek için bunlara gerçekten ıhtiyacımız var DÜZELTME: Eyl'ül 25 tarihlı Pazar Konuğu sayfasında Hırvatistan Başkon- solosu Damır Penncıc'le yapılan soyleşi- de yanlış bir anlatım yer aldı. Doğru biçi- mi şöyle: Hırvat generalimiz Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı'nda sadece suç- lanmış, suçlubulunmamış, cezayememiş- tir. Kendilennin suçsuzluğunu ispat etmek için doğru yer olan Uluslararası Adalet Divanı'na teslim ohnası gerekmektedir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog