Bugünden 1930'a 5,504,180 adet makale



Katalog


«
»

9 AĞUSTOS 2003 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA DİZI Balkanlar'ın .. sorunlu HÇ|1 ülkesi Leyla TAVŞANOĞLU 2 Jivkov dönemindeki baskı ve asimilasyondan kaçan bir Bulgaristan Türkü kadın da çareyi Türkiye'ye sığınmakta bulmuş... (Fotoğraf: CUMHURİYET ARŞİVİ) Bulgaristan'da Todor Jivkov döneminde asimilasyon ve ad değiştirme kampanyası etnik Türklerin üzerine kâbus gibi çökertilmişken demokrasiyle birlikte Türk toplumunun bazı önderlerinin önayak olmasıyla Haklar ve Özgürlükler Partisi kuruluyor. Ardından da görülüyor ki etnik Türkler kendilerini daha çok Bulgaristan vatandaşı olarak hissetmeye başlamışlar... Jjulgaristan Türkleri neredennereye...ünyada, ideal olmasa bile en iyi di- ye düşünülen siyasi rejim demokra- si. Ama demokrâsi kimi ülkelere ha- yır getırirken kimileri için de şer an- lamına geliyor. Belki de mantık, kafa yapısı, davranış biçimi, öğreti, eğitim her şey insanı, toplumlan bunun için hazırlıklı hale getirmeli. Demokrâsi mantı- ğına, davTanışına. düşüncesine, ilkelerine hazır değilseniz yandınız, galiba. Galiba değil, kesin öyle. Demokrasiyi kaosla kanştıranlar sapla sa- manı. rezillikle temizliği; yolsuzlukla, namus- suzlukla namusu birbirine kanştınyorlar. Her şeyi yapmakta kendilerini serbest görüyor, her şeyde hak buluyorlar. 'Kambur sırtlı felek...' Burah, etnik Türklerden HaMe'yle konuşuyo- rum. 1989'da demokrasiye geçerken nelere bel bağladıklannı, ne umutlarla nelere kalkışnklan- nı anlatıyor, sonra da derin derin iç geçiriyor: "Aaah, ah. kambursırth Felek. Kimine kavunye- dirir. kimine ketek. Ne umutlarla, devrimyapok. Şimdi düşrüğümüz hale bak Bu böyle gitmez. Önce NATO üyeü- ği, sonra da 2007'deAB'ye kâjm- ğı arûk nu, sen ondan sonra gör bizL" Işin ilginç yanı da şu: Çok değil, daha 1983-84 gibi yıl- larda Bulgaristan'da Todor Jrvkov döneminde asimilas- yon ve isim değiştirme kam- panyası etnik Türklerin üzeri- ne İcâbus gibi çökertilmişken demokrasiyle birlikte Türk top- lumunun bazı önderlerinin öna- yak olmasıyla Haklar ve Özgür- lükler Partisi kuruluyor. Ardın- dan da görülüyor ki etnik Türk- ler kendilerini daha çok Bulga- ristan vatandaşı olarak hissetmeye başlamışlar. Bizim Halide'nin sözlerinden de bu anlaşılmı- yor mu zaten? Bir zamanlar Jivkov rejiminin hışmına uğra- yanlardan birisi, bugün Hak ve Özgürlükler Par- tisi'nin gözdelerinden, iki yıldır milletvekili Ünal Lürfü 1982 yılının buz gibi bir ocak gü- nünde Ünal Lütfli'yle Kültür Müdürlüğü'nden yeni alındığı dönemde gizli bir görüşmemizi anımsıyorum. Demokraslnln 'nlmetlerl'... Parlamentoya bakan o zamanki adıyla Grand Otel Sofya, şimdiki SAS Radisson Sofya'nınbir- kaç yüz metre ilerisindeki bir binada bir araya gelmiştik. Daha asimilasyon ve isim değiştirme kampanyası yeni yeni başlıyordu. Olacaklan ba- na anlatmıştı. Hey gidi günler hey... Bugün ise aynı Ünal Lütfii, Hak ve Özgürlük- ler Partisi başkan yardımcısı ve milletvekili. Ünal Lütfii'yle parlamentodaki odasındayız. De- mokrasinin Bulgaristan'daki "nHnetierini" ko- nuşuyoruz. Ona kara para aklamadan, uyuştu- rucu kaçakçılığından, beyaz kadın ticaretinden tutun da okullara kadar uyuşturucu girmesinin nedenlerini soruyorum. Anlatıyor: "Bugün mafya gruplan birbirterini öldürü- yor. Herkes çabuk para kazanma peşine düştü. Bakın. Jivkov döneminde devletteki bflemediniz 10 kişi uyuşturucu işi \apardi. Şimdi herkes ya- pıyor. Sosyaüzm döneminde en azından okuDar- da uyuşturucu kuDanan yoktu. Şimdi çocuklar 11 yaşında u> r uşturucu kuDanmaya başbyorlar. Narkotik tüccarian okuüan sanh. Çocuklan- nuzı bu felaketten kurtarmamız lazım. Onlar Bulgaristan'ın geieceğidir. Bununla savaşın çare- sini bulacağız. Bir süredir uyuştunıcunun Bul- garistan'dan geçişindepottsçok başanh işleryap- ta. Yûzlerce ton yakalandL Ama bu savaş sürü- yor hâlâ. Kökü kazmamaaV Cezalar aflırlaştırılmalı... Ceza yasasmda değişiklik yapılması ve uyuş- turucu kaçakçılanna caydıncı olması için ceza- lann çok ağırlaştınbnası gerektiğini vurgulayan Ünal Lürfü aynca şu mesajı veriyor: "Çok sonınianmız var. Bunlara ilaç anyoruz. Ama başanlannuz da var. Bulgaristan getecekyı- hn mayısında NATO'ya, 2007'de de AB'ye gire- cek. Böylece de yalnız kalmayacak. Yannm ge- lecek, işsizük azalacak. Benim iyimsertiğim bu- radan kaynaklaruyor." Hak ve Özgürlükler Partisi'nin yeni parlayan % Ülkede bugün mafya gruplan birbirterini öldürüyor. Herkes çabuk para kazanma peşinde. Jivkov döneminde devlette bilemediniz 10 kişi uyuşturucu işi yapardı. Şimdi herkes yapıyor. Sosyalizm döneminde en azından okullarda uyuşturucu kullanan yoktu. Şimdi çocuklar 11 yaşında uyuşturucu kullanmaya başlıyoriar. yüdızı gözüyle bakılan milletveküi ÇeünKazak'la konuşuyoruz. Çetin Kazak daha 31 yaşında gen- cecik bir insan. Partinin lideri Ahmet Doğan ne kadar akıllı olduğunu, bütün parlak gençleri par- tisinde toplamakla bir kez daha göstermiş. Çetin Kazak, iki yıl Varna Üniversitesi Tıp Fa- kültesi'nde okuduktan sonra bunu bırakmış ve Fransa'ya gitmiş. Dijon Üniversitesi Hukuk Fa- kültesi'nde beş yıl eğitim görmüş. Uluslararası hukuk ve AB hukuku alanında masteryapmış. Çumhurbaşkanlığı'nda, Başba- kanlık'ta staj yaptıktan. devlette başka görevler de aldıktan sonra 2001 milletvekili seçimlerine Hak ve Özgürlükler Partisi'nden katılarak par- lamentoya seçilmiş. de 20 olacaktt. Partimizin 58 bin iiyesi var. Bu- nun 8 bini Bulgaristanh. "Genel Merke/de arOk iki tane Bulgaristan- byönetkimiz de var. BirisiBaşkan Yardımcısı ol- du. tsmi Rossen Vladımirov. Aynı zamanda da bizim partiden seçilen Sof>-a Vaİisi okiu." Bunlan duydukça ınsan bir yandan kıvanç duyuyor. Çünkü görüyorum ki Bulgaristan'da çok iyi gelişmeler de yaşanıyor. On iki - on üç yıl gibi kısa bir sürede Bulgaristan'rn demok- râsi, hoşgörü ve banş içinde bir arada yaşama anlamnıda aldığı yol inanılır gibi değil. 1982'de Ünal Lütfii'yle gizli gızli buluşma- mız nerede, bugün Bulgaristan Türklerinin ile- ri gelenleriyle göğsümüzü gere gere görüşme- lerimiz nerede... Bekârım duyurulur...' PARLAMENTO'DA 62 MİLLETVEKİLİ Saliha Emin 27 yaşında genç bir kız. Ankara Üniversitesi tletişim Fakültesi'ni bitirdikten son- ra bir süre TRT Dış Yayınlar'da çalışmış. Ama 2001 'de Kral Simeon hükümeti kurunca göreve çağnlmış. O da Ankara'yı bırakıp Sofya'ya, aı- lesinin yanına ve görev başına dönmüş. Tanm Bakanhğı'nın parlamentoyla iletişiminden so- rumlu. Geçen ay da Hak ve Öz- gürlükler Partisi'nin Gençlik Kollan Başkanlığı'na seçilmiş. Örgütün 13 bin tane üyesi var. Saliha diyor ki: "ABem Kırcaaübölgesnideotu- ruyor hâlâ. Biz üç kardeşiz. Be- kânm. Duyurulur." Bu sonuncuyu söyledikten sonra kartla katıla gülüyor. Az sonra konu yine ciddileşiyor. Ekimde yapılacak yerel seçim- lerden söz açıyoruz. * "Yerel seçirnlerdehemen he- men bütün belediyelerde bele- diye mecBsi üyelikkri ve belediye başkanbk- lan için çalışacağız. Ama SofŞa'da belediye başkanbğma girmeyeceğiz. Yine de Sof\ a be- lediye başkanbğuıa büyük ölçüde bizim des- tekleyeceğimiz aday seçilecektir.'' Saliha Emin, Hak ve Özgürlükler Partisi'nin Gençlik Kollan Başkanı... Kadınlar siyasette başa güreşiyor Paha lyl olmak İçin çalışıyoruz' "Biz Türkler artık Bulgaristannlarla eşit oldu- ğumuzu, hatta birtakun konularda da onlardan daha iyi okhığumuzu isparlamaya çahşryoruz. Bunu dabaşan>oruz. Örneğin bu hülcümetin en başanh bakaıuanndan biri, bizim partiden olan Tanm Bakanı Mehmet Dikme'dir. "Bizim parti bu sonbahar Avrupa Liberal Enternasyonal üyesi olacak. Avrupa Paria- mentosu'nda Liberal Grup üyesi de oklu. Bir de Bulgaristan'ın en büyük liberal partisi du- rumunda. Az buz değil, 8 miryon nüfusun yüz- de 10'u Türk. 1989'daki göç ola\i olmasaydı bugün genel nüfus içinde Türklerin oram yüz- Hâlâ geçl$ süreclndeylz' Saliha genç olmasına karşın bilge bir insan. Anlatıyor: "Ben Bulgaristan'uı geleceğinden umutiu\ıım. Çünkü bu ülke çok değil, daha 13- 14 yıl önce totaüter bir rejimden çıkü, demokra- si\e geçti. Ama gerçek demokrâsi bu kadar kısa zamanda yerkşemez. Hâlâ geçiş sürecindeyiz. Bir kere manûğın değişmesigerekhor. Manüğı değiş- tinne\i başanhğunız anda çokyol ahnış olacağız," tyidenasıl? "Ozeueştirmeden söz ederken, özel girişimci- İerefirsattaninmast gerektiğini söyierken, hükü- mederin amacuun phasa ekonomisine geçmek okluğu konusunda görüş be\an ederken kanun- larda yapdan değişiklikle de\ lerin yerkileri artü- nhyor. Evet,devlet denetimi tabii ki olacak. Ama sonuna kadar devletçi tavir yanhş." Saliha konuyu daha da derinleştiriyor: "Ozeueştirmeden söz edryoruz, ama halk hâ- lâ her şeyi devietten beküyor: devletin olanakla- nnı kulİanrvor. Tanm Bakanhğı adına bir şey söylemekistijorum. AB tanm fonlanndan gelen paralarta çiftçiyi daha fazla girişimciliğe teş\ik etmeyi amaçhyoruz." admın sryasetteki rolü nasü? "Bulgaristan Parlamentosu'nda 240 üye var. Bunun 62'si kadın. Ama bizim partiden sadece bir kadın \ an O da başkan yardnncısı Emel Eken. Bunakarşıhk yürütmede bizim partiden çok bayan var. Bakan yardımcıhklannda, genel müdüriüklerde, genel sekretertikkrde, çoğu genç, pek çok bayan bulunuyor. Bana, kadm-erkek eşittiği konusunu çözdük gibime geliyor. "Burada ba\anlar çalışmaya çok daha yatkm. Çok etkih* işlerde çahşrvoıiar. Yani kısacası, Bulgaristan'ı bayanlar yönetiyor." Duy da, inanma. Hani nerede bir kadın başbakan, ya da cumhurbaşkaru? Belki gün gelir o da olur. Ama şimdilik ufukta öyle bir umut yok. Saliha sanki kafamdan geçenleri okuyor: "Eskiden bayan haklan diye barbar bağmrdık. Şimdi öyle bir şeye ihtrvaç duymuyoruz. Ama şunu da söyieyeyim. Cinsler arasmda a\nmcüık, kadına baskı daha çok kırsal alardarda var. Yani açıkça söylemek gerekirse daha bu sorunun tümüyle üstesinden gehniş değiliz. Aile içi şiddetten kaynaklanan somnlar da hâlâ sürüyor. Her şey bence ekonomiye # Bulgaristan'ı kadınlar yönetiyor. Genel müdüriüklerde, bakan yardımcıhklannda ve genel sekreterliklerde çoğu genç, kadınlar görev yapıyor... bağh. Bu sorunlann da yoksuDuktan kaynaklandığım düşünüyorum. Buna bağh olarak kültür düzeyi düşük olan yöreterde bu tür sorunlar görûKiyor." Saliha'ya bir de yolsuzluk ve okullan tehdit etmeye başlayan uyuşturucu sorununu soruyorum. Yolsuzluklarla mücadelenin Bulgaristan'm en önemli meselesi olduğunu söylüyor. Ona, komünizm döneminde çok fazla ortada görülmeyen uyuşturucu kaçakçılığmın neden birden alıp yürüdüğünü soruyorum. Saliha bıyık altından hafif gülüyor: "Ne biüyoruz? Belki açık açık yoktu. Ama hakhsınjz, Bu kadar yaygm değikU. Bence bu, geçiş sürecinin çok büyük sorunu. Bu, demokrasiji yanhş Vorumlamaktan kaynaklanryor. Demokrasiyi kaos sanıyor insanlar. Ama şöyle de düşünebihriz: Bir insanı onlarca yıl karanhk bir odada kapalı ruruyorsunuz; güneş yüzü göstermijorsunuz. Ondan sonra birden serbest bıraktığınız zaman neye uğradığını, ne yapacağmı şaşınr. Bizde de öyle oldu." S Ü R E C E K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog