Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 8AĞUSTOS2003CUM/ HABERLER Hîndistan,destanlanndaki kadınıanyor Hindistan Istanbul Başkonsolosu Reena Pandey, eski çağlarda kadına büyük saygı gösterilen, çoğu tanrıça, tanrûar kadar önemli sayılan Hindistan 'ta, kadınların hayatın her alanında varolma mücadelesini anlattı ÖZGÜRULUSOY "Kachniannonınnukorumak,mek- leri korumak kadar önemli ve kutsal- dır_" Hemen öfkeye kapılmayın. . Bu sözlenn söylendıği ülke, Hindistan çünkü. Hindistan'ın Istanbul Başkon- solosu Bayan Reena Pandey ıle yapa- cağımız söyleşıye gıtmeden önce, ın- ternette bulmuştum Mahatma Gan- di'ye ait bu sözleri. Gandı "nın kadın- larla ılgilı başka sözleri de var: "Ka- dınlık mutfakla sınırt değildir. Bir ka- dınıngerçekruhu,ancakmutfağın kö- leüğinden kurtulmasından sonra anla- şıhr." Dünyanın en büyük 2. nüfusa sahıp ülkesinın Istanbul Başkonsolosu ile bugün konumuz ne Keşmır sorunu, ne Güney Asya'daki nükleer deneme- ler, ne Hindistan'ın bilişim teknoloji- sinde kaydettiğı gelişme ne de Irak sa- vaşının dünyaya etkileri... Bayan Pan- dey ile Hindistan'ın kadınlan üzerine sohbet ediyoruz. Söze vedalarla, Hin- du destanlanyla başlıyoruz... Hindistajı'ın befli yerierinde bugün hâlâkızçocuklaristennıiyor.Oysantt- toiojide,destanbrdatannçalannönem- li bir yeri var. Öyfe değil mi? - Eskı çağlarda kadına büyük saygı gösteriiirdi. Çoğu tannça, tannlar ka- dar önemli sayıhrdı Hatta bazı tann- çalar, tannlardan üstün tutulurdu. Rig Veda'da (vedalann ilki, Hint-Avrupa dillerinde yazılmış en eski kutsal me- tin, en eski Sanskritçe metin kabul ediliyor) kadın "erkekten daha sağ- bun vedaharyi" olarak tanımlanır. Ka- dın, ihtiyacı olanın yanındadır. Aç, su- suz olanlara yardım elı uzatır. acılan olanlann acılannı dindırir, bu yüzden de tansaldır. Bazı tannlar eşlennin isimleriyle birlikte anılırlar Sözgeli- mi Şiva Parvati. Rama Srta, Krişna Radha. Rama'nın adı Ramayana Des- tanı"nda geçer. Kansı Süta ıse tipık bir Hint kadınıdır. Çocukken tereyağ çalan, gençken de flüt çalıp yaramazlık yapan Kriş- na'nın kansı Radha'dır. Şıva'nın gü- zel kansı Parvati ıse Şivakadar önem- lidir. Parvati, Hımalayalar'ın kızı, Ganj 'ın kızkardeşı Durga şekJine gır- diğindekaranlık birgörünüm alır. Hem koruyucu hem yok edicidır. Öğrenme tannçası Sarasvati'dir. Hındulann en ünlü destanı Mahabarata'da 5 erkekle evlenen Draupadi'nin öyküsü anlatı- lır. Kral Drupada, prensesine uygun bir koca adayı bulamaz. Sonunda en uy- gun kocayı bulmak ıçın biryanşma dü- zenlenir. Atış yanşmasına ülkedeki bütün bekârlar katılır. Yanşmayı ok ustası Arjuna kazanır ve gelinı eve götürür. Annesine "Baknegetirdiman- ne" der. Daha gelıni göstermemiştır. Arjuna'nın annesi, 5 oğlunu her şeyi paylaşmalannı öğütleyerek büyütmüş- tür. AJıne, oğlunun getırdiği şeye da- ha bakmadan "Negetirdiysen kardeş- lerinle paylaş" der ve böylelikle bir cesur erkek bulduğuna sevinen pren- ses, 5 cesur erkekle birden evlenmiş olur. Eski resimlerde kadınla erkek eşittır. Insarun bir yansı dışı bir yan- sı erkektir. Bir yan kılıçla, bir yan çı- çekle temsil edılir. Dışandan gelen saldınlar sonucun- da yüzyıllar içinde kadınlar yavaş ya- vaş geri çekıidi, ikincı planda kaJma- ya başladı. Purda da böyle yavaş ya- vaş ortaya çıktı. Kadınlarpurda (özel- liklekuzeyde yaygın olan örtünme)giy- meye başladılar. Kast sisteminüı olduğu ve baa gele- neklerin kadını ikinci plana ittigi Hin- distan'da kadınlann durumunun i>> leştirilmesindeGandi'nin roiünü anJa- ormısıne? - Gandi lıderliğı üstlendiğinde ka- dınlann durumu çok kötüydü. Çoğu okulagiöniyordu, genç yaşta evlendi- rihyorlardı, yıne genç yaşta ölüyor- lardı, dullarakötü davranıhyordu, özel- likle kuzeyde bazı bölgelerde yakıh- yoriardı. Gandı ıçın bağımsızlık mü- cadelesi yalnızca siyasi değil, aynı za- manda ekonomık ve toplumsal bir mü- cadeleydi. İngilız sömürgecilığine kar- şı verilen savaşım sırasında kadın hak- lan yenidengündeme geldi. Gandı öz- gürlük mücadelesiyle birlikte, dulla- nn yakılması, kızlann küçük yaşlar- da evlendirilmesi gibi sorunlarla da mücadele etti. Özgürlük mücadelesinde kadınlar erkeklerle omuz omuza savaştılar. Gandi'nin kadınlar ıçin özel bir prog- ramı yoktu ama kadınlar bütün prog- ramlannda kilit rol oynuyordu. Ka- dınla erkeğin aynı olmadığını ama eşıt olduğunu söylüyordu. Bağımsızhktan (1947) sonra kabul edilen anayasada da kadınlara tam olarak eşıtlık ve öz- gürlük venlıyor, kadın ticaretı yasak- lanıyordu. Kast sistemi lıâlâ bir tehdit Hindistan'da hâlâ aileler erkek çocukJan tercih ediyor, luz bebek- ler istenmiyor, bebeklerinin kız ol- duğunu öğrendikten sonra kürtaj yaptıranlar var. Bazen babalar kız olduklan için bebekleri öldürüyor. Kız çocuklar, evfiükte erkeğin ailesi- ne verilecek paradan ötürii yük olarak görülüyor. Kast sistemi de bir başka sonın. Kastsistemi, kadınlann J ^ ikikfzezihnesinenedenohı- yor. Hükümetler bu so- runlarla başa çıkmak için neler yapryor? - Tabii ki hiçbir şey pürüzsüz de- ğil. Aslında bü- tün dünyada kadınlann paylaştık- lanortak sorunJar var. Çin- sel taci- zeuğru- yorlar, seks köleliğine zorlanıyorlar, dayak yi- yorlar, bütün dünyada incinmeye çok da- ha açıklar... Hindistan'da hükümet ka- dınlann durumunu iyileştirmek için bü- yük çaba harcıyor. Öncelikle kafalann değiştirilmesi gerek. Tabulann yıkıl- ması zaman alır. Sivil toplum örgütle- ri bu konuda yoğun çaba harcıyor. Kast sistemi eğitimle tamamen orta- dan kalkacak. Bağımsızlıktan sonra bu konuda önemli adımlar atıldı. Sözgeli- mi artık hiçbir tapınak kimseye yasak değil. ZenginJe yoksul arasında ıse ma- alesef bütün dünyada fark var. Kız ço- cuklan evlendirmek için erkeğin aıle- sine para verilmesi zaten yasak. Ancak ülkenin güneyinde ve kuzeyinde bazı bölgelerde hâlâ uygulanıyor. Hükümet, kız çocuklannı öldürmesin- ler diye, yoksulluk sınınnın altmda ya- şayan ve iki kız çocuğu olan ailelere pa- ra yardımı yapıyor. Kimi yerlerde kız çocuJdar istenmese de, Hindistan'da kız çocuklan için kullanılan yaygın bir isim, aslında kadınlara hâlâ verilen değeri gösteriyor. Jyoti, "evimizin ışıgı" an- lamma geliyor. 1990'lann başlannda oluşturulan Ulusal Kadın Komisyonu, kadınlann haklannın yasal olarak güven- ceye alınması için çaba gösterdi. Şu an- da eğer kocası eşini tehdit ediyorsa, kadın komisyona başvuruyor ve kocası tutukJanabiliyor. Yoksul kadınlara mlkrokredl Yoksulluk sınınnın altında yaşayan kadınlar, kadınlar için oluşturulan "mik- rokrediterden" yararlanabiliyor. Kadın bukrediyle inek, keçı alıyor ya da küçük bir iş kuruyor ve kazanana kadar geri ödemiyor. Yalnızca kadınlann karşılaş- tığı sorunJara bakan özel kadın mah- kemeleri var. Size Hindistan'daki kadınların durumuyla ilgili bazı bilgiler vereyim. Hindistan'da şu anda çalışan kadın sayısı bütün dünyadakınden fazla. ABD'dekin- den çok daha fazla sayıda doktor ve bilim adamı var. Ordudan, polise kadar her alanda çahşıyorlar, pilot kadın- lanmız var. Laiklik biznn için va^eçilnıez Peki ya bağımsızhk sonrası?.. -Başbakanımız Nehru şöyle demişti. "Ancak kadınlar da kamu yaşamında tamamen rol oynama şansı bulduklannda gerçek anlamda gefişmiş sayılacağız. Kadınlar, kendilerine şans tanındıgında bir bütün olarak çok büyük işler başannlar» Deyim yerindeyse ortalama bir erkekten çok daha iyiydiier. Hindistan'ın gelecegi büyük olasıhkla erkeklerden çok kadınlann Bağımsızlık sonrasında kadınlar önemli kazanımlar elde ettiler ama sokaklardaki iş bıtıp sıra siyasete geldıginde yine evlerine döndüler ve ikinci plana itildiler. Ancak kadınlara yönelik sosyal reformlar konusunda özellikle son 30 yılda önemli adımlar atıldı. 1970'lerden beri Hindistan hükümeti kadınlann gelişimı, eğitımi ve ana-çocuk sağlığı konulanna ağırlık veriyor. Şu anda meclisın üst kanadının başkan yardımcısı bir kadın. Kadın başbakanımız da on yıldan fazla süre görevde kalmıştı. Peki ülkenizdeki Müshıman kadınlann durumu nasıl? - Hindistan'da Hindu. Müslüman ve Hıristiyan bir arada yaşıyor. Dinler arası evlilikler gittilcçe artıyor. Demokrasi ve laiklik Hindistan'ın anayasasında bir ilke olarak tanımlanıyor. Pek çok duıin bir arada yaşaması bizım için bir gurur kaynağı. Buna gerçek küreselleşme diyoruz. Hindistan'daki Müslüman kadınlar da çok daha fazla özgürleşmiş durumda. Hint mitolojosinde 'erkekten daha sağlam ve daha i>i' olarak tanımlanan kadınlar, çağlar boyunca devam eden kast sistemi ve kültürel değişim sonucunda toplumsaJ alanın dışına atıldı. Bağımsızlık mücadelesi öncesinde çoğu okula gitmijordu, genç yaşta evlendiriliyorlardı, yine genç yaş- ta öluyoıiardı, dullara kötü davranılı- yordu, özellikle kuzeyde bazı bölgeler- de yakılryorlardı. Gandi için bağunsız- hk mücadelesi yalnızca siyasi değil, ay- nı zamanda ekonomik ve toplumsal bir mücadeleydi. "Kadınlık mutfakla sınırb değildir. Bir kadının gerçek ru- hu, ancak mutfağın kölehğinden kur- tulmasından sonra anlaşıur" diyen Gandi'nin ülkede yarattığı değişim, kadınlann hak arama mücadelesinin de başlangıcı oldu. Rüşvete karşı kadın engeli Ulusal ve yerel yönetimkrde kadınlara kota aynbnası gündemde. Bu uygulamayı anlaür mısınız? Ne gibi sonuçlan oldu? - Mecliste kadmlara yüzde 33.3 oranında sandalye aynlmasını öngören tasan meclisın gündemınde. 1993'te kabul edilen bır yasayla köy meclislerinde de (pançayat) kadınlar üçte bir oranında temsil ediliyor. Bir zamanlar erkeklerin egemenliğınde olan pançayatlarda şımdı 1 milyondan fazla kadın var. Hindistan'da hemen hemen her köyde bir pançayat var ve sağlık, eğitim gibi önemli konularda köylüler bu konseye danışıyorlar. tlk başta uygulama kuşkuyla karşılandı ancak insanlar kadınların ışlerine çok daha bağlı, çok daha samımi olduğunu gördükçe uygulamayı benimsedi. 'Ouyarlılıklarımız siyasi avantaj oldu' Herkes biliyor ki kadınlar yolsuzluğa çok daha az bulaşmış durumda. kadınlann rüşvetle susturulması çok daha zor. Çevrenin korunması, herkes için daha yaşanabilir bir çevre oluşturulması gibi konularda da kadınlar çok daha duyarh. Uygulama ilk başta belki zorunluluk olarak görülüyordu ama şimdilerde pek çok kişi "lyi ki kadmlar da yönen'nıde" diyor. Son olarak, kadınlann yüzlerine sürdükkri boyalardan söz eder misiniz? Renklerin belirii anlamlan varmı? - Biz bunlara bindi diyoruz. Eskiden yalnızca evli kadınlar kırmızı toz sürerdi ve kırmızı giyinirdi. Kırmızının şans getırdiği kabul edilir. Kocasını kaybeden kadın bındi giymezdı. Zaman içinde bu değışti. Şımdı hele büyük şehirlerde ısteyen istediği rengi giyebiliyor. BIRBAKMA SERVER TANtLLt Felsefe Dünyaya Seslenecek... Şu önümüzdeki pazar günü, Istanbul'da, pek önemli bır kongre, 21. Dünya Felsefe Kongresi toplanıyor. 17 Ağustos'a kadar sürecek toplantı- ya, dünyanın çeşitli ülkelerinden felsefeciler katı- lacak; içlerinde, Jürgen Habermas, Edgar Mo- rin gibi, önde gelen fiiozoflarda var. Kongrenin üze- rinde dönüp dolaşacağı ana tema da, "Dûnyaso- runları karşısında felsefe". Aklımıza ilk gelen, elbette, bu çapta bir fikir şö- lenıni yurdumuza kazandıran Prof. loanna Kuçu- radi'ye gönülden teşekkürdür. Dünya Felsefe Ku- rumlan Federasyonu Başkanı da olan, Türkıye Fel- sefe Kurumu Başkanı ve Ankara Hacettepe Üni- versrtesi'nde öğretim üyesi Sayın Kuçuradi, ülke- mizde felsefeye itibar kazandıran onca büyük hiz- metlerine bır de, böylesine evrensel bır toplantıyı düzenlemeyi katmış bulunuyor. Bu teşekkür, çorbada tuzu olan herkesedir de. Kongreyi, daha önce Sayın Süleyman Demi- rel'in himayesine aldığını biliyorduk; şimdi de, Sa- yın Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer'in himayesinde etkinliğe başlayacak. Bu sıcak ılgiyi, felsefe seveher elbette hep hatırlayacaklar. Işin mali külfetıni de en başta devlet yüklenmiş- tir ki, değer! • Dünyamızın içinde boğuştuğu büyük sorunlara, felsefe, ılgisıni öteden beri hep gösteriyor. Çevre sorunlan, bilim-teknik-ahlak ilişkisi, siyasal ve sos- yal sorunlar; özellikle özgüriükler, savaş, banş, eşitsizlik, yolsuzluklargibi sorunlann uzağındakal- mış bır ülke yok. Bütün bunlar çileli insanlığa acı- larçektirirken, filozoflar da "daha insanca bir dün- ya" adına düşünmeyı sürdürüyorfar. önümüzde- ki kongrede, bütün bu konular ve onlara katabile- ceğimiz başkaları, bir de toplu olarak ve "eleştirel aklın" aydınlığında ele alınacak. Doğrusu, yeni biryüzyıla nice umutlarta girmiş- tik. Büyük insanlığın kaç bin yıldan beri sürdürdü- ğü, en başta "savaşstz, banş içinde bir dünya"n\n, onca badirenin arkasından nihayet kurulabilece- ğinin düşü içindeydik. O gerçekleşmediği gibi, daha korkunç bir şey oldu. Nilgün Cerrahoğlu, birkaç ay önceki bir yazı- sında, onu, ürpertici bir dille özetliyor; ve "inandı- ğımız, bildiğimiz referanslar ve kurallaryok oldu!" diyordu. Yazık ki gerçek bu! Referanslarımızı kaybettik; neredeyse bir kaos içindeyiz... Dünyamızdaki temel çelişme, bir süredir, "Ku- zey - Güney zıtlığı" içinde sürse de, banş düşma- nı güçlere karşı sırtımızı dayayabileceğimiz, baş- ta Biıieşmiş Milletler örgütü vardı. Amerika'nın Irak saldınsının arkasından bu örgütün varlığına gü- venebilir misiniz? Emperyalizm, bütün insafsızlığı ile saldınyor. Acı gerçek şudur: Bizzat ABD'nin kimliğinde, bir "haydut devlet", büyük insanlığa dehşet saçan bir "hortlak" olarak dolaşıyor yeryüzünde; ve yine onun kendi icadı olan "yeniliberalizm"', maddi ve manevi değeriere "piyasa malı" olarak bakarken, en son Irak'ta işlenen cinayete "akbabalık" etmek- tedir haysiyetsiz kalemleri de. Bugün Irak için ser- gilenenler, yarın bir başka ülke ıçin tekrarlanacak- tır. İnsanlığın zinde güçleri, daha doğrusu bizzat in- sanlık bir an önce uyanmazsa, gelecek korkunç gelişmelere gebedir... Böylesi bir ortamda, şu sorular başa geçmiştir ve yanıt bekliyorlar: Doğal dengeleri göz önünde tutan ve onlara değer veren bir dünya yaratamaz mıyız? Savaşların olmadığı, halkların ve kültüre/ kimlik- lerin saygı gördüğü gerçekten banşçı birdünya ku- ramaz mıyız? Emeğin ve alınterinin sömürülmediği, kadının erkeğe oranla geri sayılıp ezilmediği, insanlann tüm yeteneklerinin özgürce serpilip gelişebilece- ği, insanın kendini insan olarak gerçekleştirebile- ceği bir toplum düzenine kavuşamaz mıyız? Günümüzde felsefenin erteleyemeyeceği soru- lardır bunlar ve böyle bir dünya kurmak mümkün- dür. Nasıl? Bu dünyayı değiştirerek! Ama hangi doğruituda, kimin eliyfe, ne yolfa? Dileriz, Dünya Felsefe Kongresi, sorunlara eği- lirken onları sadece yorumlamakla yetinmeyip, di- yalektik bir bütünlük içinde çözümlerine de yanrt- larararve acı çeken insanlığa seslenirken gerçek- ten "yol açıcı" da olur. Başarılar dileyerek... Yelda ve BüJent TANÎLLl kızları LARA'mn doğuşunu dost ve hısımlarına müjdeJer... (Istanbul, 4 Ağustos 2003) ANKARA ASLİYE 2. HUKUK MAHKEMESİNDEN 2003 52 Davacı Fahriye Özen vekılı tarafından davalı Bah- tiyar Özgür aleyhme mahkememıze açılan itirazın ıp>- talı davasında; Davalının adresı tespıt edılemedığınden dava dıJek- çesi ıle gün ve saatımn kendısine ılanen teblıg edıl- mesıne karar verilmış olmakla; Davalı Babtıyar Özgür'ün mahkememi2de duruş- manın bırakıldığı 11 9 2003 günü saat 9.30'da bizzat hazır bulunmanız veya kendmızı bır vekı! ıle temsil ettirmenız. aksı takdırde yargılamaya yokluğunuzda devam edılıp karar venleceğı hususlan davetıye tebli- ğı yenne geçerJı olraak üzere ılanen teblıg olunur. 18.7.2003 Basın: 38442 Turkıye Gazetecıler Cemıyetı'nın yayınladığı gunluk Bizim Gazete Ulke sorunlarına ılışkın raporlanyla, araştırmalanyla, koşe yazılarıyla. tarafsız haberierıyle sıvıl toplumlann gazetesı Duzenlı okumak ıçın abone olun. Tel: 0.212.511 08 75
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog