Bugünden 1930'a 5,500,162 adet makale



Katalog


«
»

7 AĞUSTOS 2003 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA JV U \_i J. U M\ kultur@cumhuriyet.com.tr 15 UYCARLIKLARIN İZİNDE OKTAY EKİNCt İlk bayramda 'siyasete inat' heykellerinizi süsleyin, güller çiçeklerle bezeyin Kars'ın heykelleritedirginBinyıllann Anadolu uygarlıklannı Kaf- kas kültürlenyle buluşturan Kars içın kım bi- lir kaç yazı yazdım... "Kayırıyor" denılme- sin diye de arayı açmaya çalışıyorum... Ancak, Kars öylesine üzerine gidilmesi ge- reken olaylar yaşıyor kı, bu özenı sürdürmek anlamsızlaşıyor... Kıtekım son olarak da ken- te sanat sevgisıyle dikılen "heykelleri" par- çalamaya başladılar... Aynı sevgının o güze- lım tarihsel mımansıni yok etmeye çalışan kafalar, şimdi de bu peyzajın adeta "yavuk- lusu" olan heykellere saldınyorlar... Dahası, böylesi bır çağdaş uygarlık örne- ğinı gösteren yerel yönetim anlayışını da "si- yasi transferlerle" sona erdirmeye nıyetlen- mişler... Kent siluetıne "rantın ve gericili- ğin" betonlaşmış çırkınlığı yenne v4 insan ya- ratıcılığının" kımlıkli zarafetini kazandıra- cak heykellen yıllardır dışlayan "dinci-mu- hafazakâr"lar, şimdiki iktidar olanaklannı da beledıyenin parasal kaynaklannı güçlen- dırtnek yerine "kendilerine bağlamak" ıçin kullanıyorlar... Baltık'tan Kafkaslar'a Olana bitene geçmeden önce, kimi yazıla- rımda da anımsattığım "kent ve heykel kül- türü" örneklennı kısaca yınelemelıyim... Kars'takı "Rus" yapısı'(1870-1910) sıvil ve anıtsal bınalar, kuzeyde St. Peters- burg'dan Kafkasya'daki Tiflis, Bakû ve Eri- van'a kadar uzanan "Baltık" mimansinin Türkiye'dekı örnekleri... Bizzat bunlar da za- ten "heykelsi binalar" olduklarından, yine aynı kentlerde sayısız heykelın caddelen, meydanlan bezemesıyle bırlikte "her iki sa- nat" ortaklaşa olarak dünyanın belkı de en zarif kent dokulannı yaratmışlar... Örneğin St. Petersburg'daki efsanevi "be- yaz geceler" ıle kentın tüm parkJarında, köp- rü başlannda ve en kuytu köşelerınde bıle bu gecelerde "sarhoşların sırdaşı" olan 2500 heykel bırbırlennden aynlamazlar... Üstelik. 2. Dünya Savaşı'ndakı Alman kuşatmasında kent halkının onlan toplayıp su kanallannın içıne atmalanyla kurtulduklan bombardıma- nın anılannı da aynı parklarda yenıden açmış bırer "barış çiçeği" gıbı gelecek kuşaklara taşıyarak... Kars'la gönül bağlan bulunan Bakû'daki Azeri edebiyatı ve müziğinin hemen tüm emektarlanna aıt "yüzlerce" heykel de bun- lann önünden "segâh" ya da "bayati" oku- yarak geçen âşıklann, sevgilıleriyle birlikte kentlen ıçın de besledıkleri duygulanyla bü- AVRUPA KENTÎ DEĞtL, KARS'TI... - Soldali fotoğrafı, heykel- lerin kınlmasından birkaç hafta önce çekmiştim... Arkadaki tarihi binayla olan "kültürel uyumu" için... Yukarda ise aynı heykelin parçalanmış hali... (Radikal gazetesinden. 15/07/ 2003) tünleşırler... Azenler, meydanlar yetmiyor- muş gıbı, bınalann cephelenni bile heykel- lerle donatmışlar. Üstelik bina ve heykeli "birlikte tasarlamış"lar, mimar ve heykel- tıraş birlikte yaratmışlar... unutulmaz gerillkler İşte böylesi bır kultürün "mirasçısı" olan Kars"ta, aynı uygarlığın bu kentımızde de güçlenmesi için dikilen heykellen neden kı- nyorlar?. . Gerçı, "heykel düşmanuğı" bızım ıçın ye- nı ve şaşırtıcı bır durum değıl... Hemen anım- sadıklarım, Tophane Parkı'ndakı ıkıde bır eli kolu kınlan "Istanbullu İşçi" heykeli ya da Samsun'dakı Ilk Adım anıtının "çıplak gençleri" yüzünden başına gelenler: yıne benzer gerekçeyle "heykele tüküren" bıri- nın Başkent ımıze hâlâ "belediye başkanı" olabılmesı; yıllardır sayısız Atatürk büstü- ne yapılan saldırılar.. en az Kars'takı kadar unutulmaz kültür düşmanlıklan... Ne var kı, Kars'ın aydınlık geçmişıne ve çağdaş yaşam geleneklenne bakıldığında, bu saldın. "bulunulan kente ve kültürüne ya- kışmayan" bır hareket olarak da yürek bur- kuyor... Siyasetln darbesl' Olaydan bırkaç hafta önce Kars'tayken, bu kez zaman ayınp tüm heykellerin fotoğrafı- nı çekmiştim... Şimdi yerinde "enkazı" bu- lunan "Dört Mevsim Kadın Heykeli"nın önünde dururken de bana rehberlik eden Ali- can Alibeyoğlu'na demıştım kı: "Arkadaki tarihi binayla birlikte sanki bir Bakû fo- toğrafı çıkacak..." Aynı günlerde, belediye yönetimine "mu- halif" bir yerel siyasetçinin de ana caddenin köşesıne konulmuş çok güzel "at"la birlik- te "arslan" ve "fıl" heykellerine; "Burası Afrika mı?" diye karşı çıktığını söylediler... Bu garip mantığa karşı; "Afrika'da heykel- lerine gerek yok, zaten asılları var..." de- dımse de ıçimde bır burukluk oluştu... "Eğer" diye düşündüm; "bu anlayış bele- diyeye seçilirse, Leningradlılar gibi hey- kelleri kurtarmaya bile fırsat tanımadan yok edebilirler..." İşte şimdi kentın en narin heykellerinden biri için seçımleri bile beklemediler... Daha- sı, bu güzelliği kente kazandıranı da "ken- dilerine benzetmek" için, iktidar olanakla- nnı "siyasi transfer'Me kullanmak amacın- dalar... Kars'takı, örneğın bir "Leyla ile Mec- nun" heykeli de emınim kı saldın sırasının kendisine gelme olasıhğından değil, işte bu "sevgi yoksunu" politıkanın kentı tutsak ala- bilecek "siyasi darbesine" karşı sankı gün- lerdir "hüzünlü" bır bekleyiş ıçınde... Ancak ınanıyorum kı, uygar Karslılar bu il- kelliğe de "heykelsi kentlerine" yakışan bir zarafet içınde ders vereceklerdir... Örneğın, hemen 30 Ağustos'ta, sonra 29 Ekim'de ve ardından da 30 Ekım'dekı "Kars'ın Kurtuluşu Bayramı"nda, Dört Mevsim'ın kalplen kınlmış kadınlanna "ka- ranfiller" atıp, kenttekı dığer tüm heykelle- ri de "güllerle ve çiçeklerle" bezesinler... Bunun önderliğini de "Kars Kent Konse- yi" yapsın; sanatın ve çağdaşlığın düşman- lannı, "Cumhuriyet bilinci" içınde utan- dırsın... 56. Uluslararası Locarno Film Festivali dün başladı Leoparı kim yakalayacak? Kültür Servisi - Bu yıl 56'ncısı düzenlenen 'Lo- carno Film Festivali' dün başladı. Etkinlikle ilgili en dikkat çekici nokta, bu yıl geçmış yıllara oranla dünya sine- masından daha fazla örne- ğe yer verilmesi. 450'den fazla filmi sinemaseverler- le buluşturacak olan festi- val, genç yönetmenlenn ta- nınması için bir platform niteliği de taşıyor. Gösteri- lecek fimler arasında Iran, Arjantin, Romanya, Rusya ve Bosna-Hersek gibi bir- çok ülkeden örnekler var. Festivalın yanşma bölü- münde 19 film, Locar- no'nun en büyük ödülü olan 'Altın Leopar' ıçın yanşacak. Daha önce sıne- mada 'neo-gerçekçi' akımdan örnekle- rin ön plana çıktığı, Jim Jarmusch ve Spike Lee gibi yönetmenlenn onurlan- dınldığı etkınliğın yanşma bölümünde, bu yıl, Japon film yapımcısı Masahiro Kobayashi'nın 'The Hairdresser'ı ve Güney Koreli Kim-Ki-duk'un son fil- mi 'Spring, summer, autumn, vrinter Ken Loach'ın 1993 yapımı ünlü filmi 'Raining Stones', Piazza Grande Meydanı'nda gösterilecek. and spring' en güçlü adaylar arasında gösterilıyor. Bu yıl 'onur ödülü1 ıse toplumsal içe- riklı yapımlarla tanınan İngilız yönet- men Ken Loach'ın olacak. Yıne yönet- menın klasiklerinden kabul edılen 'Ra- ining Stones' (1993) adlı filmi, festival süresince dev bır açık hava sineması ola- rak kullanılacak olan Pi- azza Grande Meyda- nı'nda gösterilecek. Festivalde özel göste- nmlerin yapılacağı kuşa- ğın teması ıse 'İnsan Hakları'. Isviçre Dışişle- ri Bakanlığı'nın katkıla- nyla gösterilecek 40 filmi ıçeren bölümle, 'son iki yılda korkunç sonuçlar doğuran iki savaşa, ger- çeklere ve zamanımızın trajedilerine dikkat çe- kilmesinin önemi' vur- gulanmak ısteniyor. Yedincı sanatın gözün- den 'caz müziği', etkinlık kapsamında 'Jazz and Cinema' başlıklı özel bö- lümde gösterilecek 116 fihnle beyazperdeye yan- sıyacak. İsvıçre - Italya sınınndaki, îtalyanca konuşulan kasabayla bütünleşen 'Lo- carno Film Festivali', geçen yıl, 'Can- nes Uluslararası Film Festivali' ve 'Venedik Film Festivali' ile aynı kate- gonde, 'AKategorisi'nde değerlendiri- lerek ödüllendırildi. Festival 16 Ağustos'ta sona erecek. Festivalın bu yılki onur ödülü, toplumsal içerikli ya- pımlarla tanınan yönetmen Ken Loach'a verilecek. Tuvalden kâğıda bir yaşam: Bedri Rahmi Eyuboğlu Kültür Servisi - Bedri Rahmi Eyuboğlu nun gazete ve dergi yazılanyla şiırlen toplu olarak yayımlanıyor. Ilk üç kıtap Türkıye Iş Bankası Kültür Yayınlan arasından çıktı. INazmi Ziya ile İbrahim Çalh'nın öğrencisi olan sanatçının 'Toplu Yazılan', oğlu Mehmet Eyuboğlu'nun çalışmalanyla yayına hazırlandı. Yeditepe, Ses, Güney, İnsan, İnkılapçı Gençlik ve Varlık dergılerinde şıırleri yayımlanan sanatçının halk edebıyatına karşı duyduğu sevgı ve hayranhk, her yapıtında kendini gösteriyor. Eyuboğlu'nun 'Toplu Yazüar'ının ılk cıldı 'Gece Yarısı' adlı yapıt. Kıtap, gezı ızlenimlen. toplumsal sorunlar, resim gıbı birçok konuya ilışkın deneme ve makaleleri bulunan sanatçının, 1932-1936 dönemi yazılanndan oluşuyor. Ressamın Tan, Bray, Bugün gıbı yayınlar içın kaleme aldığı 1936- 1938 dönemi yazılan ise 'Kiraz Ayı' adıyla, ıkıncı ciltte buluşuyor okuyucusuyla. 'Kiraz Ayı', Haliç'in kirhliğinden sokak kedilenne, dönemin sanat gündeminden Beyoğlu'ndaki kafelere uzanan yazılan içeriyor. Sanatçının, sergi izlenımleri, müzik ve kent yaşamına ilişkın düşünceleri birer başlık oluşturuyor yazılanna. Eyuboğlu aynca, 'Kiraz Ayı' adlı yapıtmdaki 'Korkunç Bir Film' başlıklı yazısıyla, bugünün 'Biri Bizi Gözetliyor' furyasını 1936'da öngörerek zamanımızın değerlerini yansıtıyor. Eyuboğlu seçkisınin diğer bır yapıtı, sanatçının şıirlerinı bır araya getiren 'Dol Karabakır Dol' Sanatçı şıırlennde çok sevdığı kırazlan, narlan, dutlan anlatırken dığer taraftan aşktan özlemden söz ediyor sıkça. 'Dol Karabakır Dol'da okuyucuya sunulan şiir serüveni, sanatçının insan se\ gisini ve bilgeliğıni ortaya koyuyoj. ODAK NOKTASI AHMET CEMAL Özel Üniversiteler ve Sahne Sanatları Son yıllarda vakıf üniversitelerinden bazılarının artan bir hızla bilimsel araştırma kurumlarına dö- nüşmeleri, dolayısıyla da evrensel anlamda üni- versiteyi gerçekten üniversite kılan bir kimliğe değer vermeleri, sevindirici bir gelişme. Gerek düzenlenen yüksek lisans programlarının içerik- leri, gerekse lisans programlarında alışılmışın dı- şındaki kuramsal derslere, bugün için yeterli öl- çüde olmasa bile, yer verilmesi, bu gelişmenin somut göstergeleri. Aslında vakıf üniversıteleri bu bağlamda ilk ba- kışta sanıldığından çok daha büyük olanaklara sahip. Bilimsel araştırma etkinliğinin parasal ola- naklartazorunlu bağı, herkesçe bilinen birgerçek. Yıllarca devlet üniversitelerinde çalışmış bir ho- ca olarak, bilimsel araştırma yapmak isteyenle- rin yayınlara ayrılan ödeneklerin düşüklüğü yü- zünden; gülünç aylıklarından yabancı yayınlara pay ayırma olanağına sahip bulunmayan öğretım elemanlarının bu kaynakların üniversite kitaplık- larına da yeterince alınamaması yüzünden çek- tikleri sıkıntılann yakın tanıklığını yaptım. Bunun dışında, çağdaş düşüncenin ve bilimsel araştır- ma gereklerinin koşul kıldığı kimi yeni bölümlerin açılması bakımından da devlet üniversitelerinde ne büyük ve tüketici bürokratik engellerın aşılma- sı gerektiği, yine herkesçe bilinen birgerçek. Bü- tün bunlara, yeni araştırma ve eğitim programla- rına ücret ve aylıkların düşüklüğü nedeniyle uy- gun eleman bulamamanın da sıkıntısı eklendi- ğinde, ortaya çıkan görünüm teşvık edici olmak- tan çok uzak. Vakıf üniversiteleri ise parasal kay- naklannı değerlendirmede çok daha özgür ku- rumlar olduğundan, baştan beri sözünü ettiğim güçlüklerin bu ortamlarda çözülebilmesi çok da- ha kolay. Vakıf üniversitelerinden bazılarında sahne sa- natları eğitimine ciddi bır yaklaşımla yer verilme- si, bir başka sevindici başlangıç. Ancak şimdi atılması gereken en önemli adım, bu kurumlarda söz konusu eğitimi, uygulama derslerinin yanı sı- ra, kuramsal açıdan da sağlam bir temele otur- tabilmek. Bunun yolu, hem programlarayen/ ku- ramsal derslerineklenmesinden, hemde var olan kuramsal derslerin alışılageldik biçimde değil, fa- kat bugünün sanatının ve sanat düşüncesinin ko- şul kıldığı yörüngeye oturtulmasından geçiyor. örnek vermek gerekirse, tiyatro eğitimi veren kurumlarda hem genelestetik derslerinin hem de tiyatro estetiği diye bir dersin daha ilk sınıflardan başlanarak ve birbiriyle olabıldiğince bağlantılı verilmesi şarttır. Tiyatronun öğrencisine -okudu- ğu yerin adı "Oyunculuk Bölümü" bile olsa- iler- de yapacağı işin sanatla bağıntısını ancak bu dersler gösterebilecektir. Genel estetik derslerin- de, en geniş tanımıyla, sanatın ve sanat eserinin ne olduğu ve ne olmadığı, bu bağlamda sanatta eleştirel düşüncenin nasıl işlemesi gerektiği gibi konularda düşünmesini öğrenecek olan öğrenci, tiyatro estetiği derslerınde de kendi alanında sa- nat düşüncesinin işleyişi, tiyatroyu ve oyun'u sa- nat kılan'ın ne olduğu, insanlara oyun oynamak ile, seyircilere oyun aracılığıyla sanatsal düzlem- de oluşturulmuş dünyaları sergilemenin, dolayı- sıyla da tiyatroda yaratıcılığın anlamı gibi konu- larda kendini eğitme olanağını bulacaktır. öte yandan, başta sanat tarihi olmak üzere, halen sahne sanatları eğitim programlarında es- kiden beri verilmekte olan derslerin de bugünün sanatı ve onun gerekleri doğrultusunda, çok fark- lı bir anlayışla verilmesi gerekmektedir. Günü- müzde aynı zamanda sanatsal alanda yaratıcı dü- şüncenin tarihi olma niteliğini taşımayan bir sa- nat tarihi, tiyatronun ve öteki sanatların öğrenci- lerine herhangi bir şey kazandıramaz. Kültür ta- rihi ile harmanlanmamış ve toplumsal devinimler ıle sanat arasındaki doğal ılişkiyi kurmamış bir sa- nat tarihi anlayışı, salt olgularda yoğunlaşan bir ezber deposundan başka bir şey değildir. Tiyat- ronun öğrencisine gelince, onun sanat tarihi bağ- lamındaki temel gereksinimi, tarihi boyunca kim- lik arayışı ve kendi kimliğini çözümleme arayışı içerisinde olmuş ınsanoğlunun bu arayışı ve çö- zümlemeyi sahneye getirdiği dünyaların yardı- mıyla nasıl gerçekleştirme peşine düşmüş oldu- ğunu -ezberlemek değil!- yaşayabilmek veyeni- den kurgulayabilmektir. Programlarını düzenleme ve öğretim eleman- larını seçip atama konusunda resmi eğitim ku- rumlarına göre çok daha özgür konumda bulu- nan vakıf üniversitelerinin sanat eğitiminin bu yönleri üzerinde de durmalan, artık bir görevdir. e-posta: ahmetcemal v superonline.com acem20(y hotmail.com Göynük'te ulusfararası sergi • KEMER (AA) - Antalya'nın Kemer ilçesine bağlı Göynük beldesınde 7 ülkeden 20 ressamın yapıtlannın yer aldığı uluslararası resim sergısı bugün açılıyor. Almanya Ressamlar Birliğı Başkanı Sabine Kremer, serginin, Türkıye ve Almanya arasındaki kültür alışverişi anlamında büyük bır gelişme olduğuna dikkati çekti. Göynük Belediye Başkanı Hasan Kal da, "Beldemizde dünyaca ünlü değerli sanatçılan ağırlamaktan büyük mutluluk duyacağız. Güneşı, doğası ve deniziyle bir turizm beldesi olan Göynük, yalnızca turistik bir değer değil, bu tür etkinliklerle kültürel bir anlam da kazanacaktır" dedi. BUGUN • GALATASARAY MEYDANI'nda Yapı Kredi Yayınlannın düzenlediği Sokak Tiyatrosu kapsamında 19.00'da Doğu Oyunculan nın 'Fakir Bir Şimal Kilisesinde Şeytan ile Rahibin Macerası' adlı oyunu. (0 212 252 47 00) • HARBÎYE AÇIKHAVA TtYATROSU'nda 'Most Açıkhava Konserleri' kapsamında 21.00'de Candan Erçetin konseri. (Biletix: 0 216 454 15 55) • ENKA ODİTORYUMU'nda 21.15'te Spike Lee'nın '25. Saat' filminin gösterimi. (0 212 276 2J 14/209) + ^
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog